
Gece Açan Çiçekler Kitap Tanıtımı
“Hapsoldukları yerde gözlerini kapıya dikmiş son bir umutla birilerinin gelmesini bekliyorlardı. Istırap yüklü ruhlarının tek kurtuluşu buydu. Hayatlarının o en uzun gecesinde hikâyelerini anlatmayı seçtiler. Çünkü insan ölünce bedeni çürür, geriye yalnız hikâyesi kalır ve bütün hikâyeler gece anlatılır.”
İstanbul’un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan biri; Canfeda Konağı, namı diğer Uğursuz Konak. Konağa hapsolmuş genç bir kadın; Halide. Yıllardır konaktan uzakta hayatlar süren kardeşleri; Cihangir, Zeliha ve Nihal. Annelerinin ölümünün ardından, konağın satışı için son kez bir araya gelen kardeşlerin talihsiz alınyazılarının gizemini çözecek sadece bir geceleri var. Geçmişle yüzleşirken, konağın senelerdir kilitli tutulan odasının kapısı aralanınca, ailenin günahları ve suçlarıyla konağın sakladığı sırlar ortaya dökülür.
Yüz yılı aşan bir uzaklıkta, Osmanlı zindanlarında, ölümünü bekleyen, saf bir aşkın peşindeki genç adam; Derviş Ali. Tek umudu devrik Sultan Abdülhamid’in Baş Ressamı Zonaro’nun yardımıdır.
Halide ve Derviş’in yazgılarını buluşturan, arafta kalmış, yaralı ruhları birleştiren çarpıcı bir son.
Gece Açan Çiçekler, Tarık Tufan’ın zengin dili, benzersiz üslubu ve hafızalardan silinmeyecek kurgusuyla, Osmanlı’dan günümüze akan dokunaklı bir aile hikâyesi. Yaralı aşklara yakılmış, yüreklere dokunan, büyüleyici bir ağıt.
“Aşk hayattan da ölümden de büyüktür.”

Gece Açan Çiçekler Kitaptan Alıntılar
1. "Mumları seven insanlar yaşadıkları anın kıymetini bilirler."
2. "Yüreği hassas, kalbi incelikli insanlar, her an bir azabın içindeydiler."
3. "“Bu millet neden birbirini sevmeyi beceremedi?”"
4. "“Bir yalana bile isteye ne kadar kanabilir ki insan?”"
5. "“Aşıklar yorulmaz, yorgunluk dünya işlerine mahsustur…”"
6. "“Biz olmaktan vazgeçerek yürüdüğümüz yol hakikaten bizim geleceğimiz midir?”"
7. "“Bazı şarkıların notaları, insanın çektiği acılardır…”"
8. "Bazı şarkıların notaları, insanın çektiği acılardır."
9. "Bazı şarkıların notaları, insanın çektiği acılardır."
10. "Ne tuhaf, insanlar ölüyor, bedenleri toprak altında çürüyor ama seni yaralayan zehirli sesleri ölümsüzlüğe erişip hayatın boyunca kalbinde ve kulağında kalıyor."
11. "Ayrılığın yası, ölümün yasından uzundur."
12. "Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde sadece yorgunluk kalır."
13. "Beni sevmeye devam ettiğin müddetçe ruhum kuvvet bulacak. Sen beni seversen, ben her şeyin üstesinden gelirim."
14. "Âşığa, ayrılıktan öte azap yoktur."
15. ""Tek isteğim adaletti.""

Gece Açan Çiçekler Kitap İncelemeleri
"Ben içime dönerim bilirsin. Gidecek başka yerim kalmayınca, içimdeki kör kuyuya.."
(Syf 252)
🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻
Tarık Tufan’ın Gece Açan Çiçekler adlı romanı, insanın içindeki fırtınalara, yüzleşmekten kaçtığı acılara ve geçmişin izlerini takip ederek yolunu bulmaya çalışmasına dair bir hikâye. Kitap boyunca karakterin iç dünyasına dalıyor, onunla beraber karanlık sokaklarda yürüyüp bazen bir cümlede soluklanıyoruz. Tufan, her zamanki gibi akıcı bir dille, sade ama derin anlatımıyla okuyucuyu içine çeken bir dünya kuruyor. Kitabın sayfaları ilerledikçe, aslında herkesin içinde bir yerlerde saklanan yaralarla yüzleştiğimizi fark ediyoruz.
🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻
Roman, hayatın getirdiği kaçınılmaz yıkımları ve insanın bunlarla nasıl başa çıkabileceğini sorgularken, okuru da kendi geçmişiyle, iç sesleriyle baş başa bırakıyor. Tarık Tufan’ın kalemi, bir şeyleri anlatmak için bağırmaya ihtiyaç duymuyor; aksine, en sade cümlelerde bile derin anlamlar barındırıyor. Hikâyenin içindeki karakterler, çoğu zaman kendi yalnızlıklarıyla yüzleşenU insanlar… Ve belki de onları en iyi anlayan biz oluyoruz, çünkü hepimizin içinde gece açan bir çiçek var.
🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻🪻
Eğer, kalbinize dokunan, sizi düşündüren ve bazen sessizce sarsan bir roman arıyorsanız, Gece Açan Çiçekler tam da o kitap. Tarık Tufan’ın duygu yüklü anlatımını sevenler için kaçırılmayacak bir eser. Özellikle hayata ve kendine dair derin düşünceler içinde olan herkesin bu kitabı bir solukta okuyacağını düşünüyorum.
Hepimiz farklı hikayeleri olan farklı hikayelerde çiçek açan ruhlarız. Kimimizin ki Hüzün, acı, gözyaşı, hasret, veda kokar. Kimimizin ki Sevinç, mutluluk, sevgi, huzur kokar...
'ın zengin dili, kelimelerinin gücü ve benzersiz uslubu ile kaleme alınan hafızalardan silinmeyecek okurda farklı bir tat bırakan eseri
;
Insanın içinde Fırtınalar estiren geçmişin ve geleceğin gölgesinde Osmanlı zamanından günümüze canfeda konağına kadar uzanan gece açan dokunaklı, yaralı yüreklere dokunan bir hikaye bir ağıt.
Kitap boyunca Halide'nin anlatımı ile Cihangir'i Zeliha'yı ve nihal'i, Derviş Ali anlatımı ile Osmanlı dönemindeki devrişleri, ressam zonarayı ve Halide'nin hikayelerinde kendi iç dünyamıza giriyor onlarla birlikte gece açan akşam sefalarının kokusunda soluklanıyoruz.
Kitap ilerledikçe karakterlerimizin hikayeleri ile birlikte kabuk bağlayan yaralarımıza, sevinçlerimize, özlemlerimize, hasretlerimize, farklı dönemlerimizde yaşadığımız duygularımız ile yüzleşiyoruz
Kitap hayatın kaçınılmaz Yolları ve yol ayrımlarını sorgulatırken kendi iç sesimizle buluşup yalnızlığın yollarında içimizde solan çiçekleri yeniden sulayarak çiçekler açtırıyoruz.
Kalbinize Dokunan, okurken sizi farklı duygulara savuran, sorgulatan, düşündüren, sizi sallayan, sımsıcak saran,mis gibi kokan bir kitap arıyorsanız
okumanız için sizi bekliyor.
kaleminden mutlaka okunması gereken bir eser.
Özellikle hikayesine gece olunca sarılmayı sevenleri için bir solukta okuyabileceği bir eser.
Keyifli okumalar dilerim
sevgim sorgulanamaz:) Ne yazsa okurum. Hatta ucretsizkitap.com.tr da Tarık Tufan alıntılarını görünce beğenmeden geçemicek kadar çok seviyorum :)) Son kitabını taze taze (henüz fazla alıntı paylaşılmamışken) okumak istedim… Sevgili Tarık Tufanın kalemini bilenler bilir fazlaca melankolik yazar. Ama boş değildir. İçi dolu kendinde derinlerde mutlaka hissettiğin bir duyguyu öyle bi ifade eder ki “işte bu! işte hissedipte tarif edemediğim bu” dersin.
Kitap da tarihi kurgu ve günümüz beraber işlenmiş. Geçişler güzeldi ancak ben tarihi kurguya az yer verilmiş gibi hissettim. Derviş Ali ve Handanı daha çok tanımak istedim sanki. Tabi ki her karakterin ayrı ayrı hikayesini dinledim. Hesaplaşmalarına tanık oldum. Acılarını derinden hissettim…
Halide, Zeliha, Cihangir ve Nihal. Dört kardeş ve dört ayrı hikaye. Hepsi ayrı ayrı savrulmuş. Dertler derya olmuş yahu:(( Ahhh Halide nasıl da yalnızdın. “Gel lütfen bir kahve içelim seninle dertleşelim” demek istedim sana. Her ailenin bir Halide’si vardır. Tüm kardeşler hayatlarına devam ederken; kendinden, keyfinden, mutluluğundan fedakarlık yapan kardeş mutlaka vardır ve genelde ablalardır :((
Çokça hüzünlenerek bitirdim kitabı. Sonu muazzam bağlanmış. Tabi ki mutlaka tavsiyemdir. Keyifli okumalar…
~ "Hepimiz çürüyoruz, lakin herkes suçu diğerinin üzerine atıp vicdanını rahatlatmanın peşinde, ekşi çürük kokusunu üstüne alınan yok. İnsanın bozulması hiçbir şeye benzemiyor." ~
~ "Gerçeği anlamakta geç kalmak, insanın en hazin düşüşüdür." ~
~ "Anladım ki bu dünyanın tek hakikati insanın yalnızlığıdır, ötesini anlamaya çalışanların kalbinde
sadece yorgunluk kalır." ~
'ın son kitabı, benim ise okuduğum dördüncü Tarık Tufan kitabı
.
Okuduğum her kitabında kurguladığı hikâyelerden fazlasıyla etkileniyor, kaleminden dökülen birbirinden güzel cümlelerin altını çizmelere doyamıyorum. Her kitabında bir öncekinden daha güçlü cümleler çıkıyor karşıma. Bu tarz cümleler benim okuma isteğimi perçinlerken, bolca metafor içeren birbirinden güzel cümlelerle dolu, duygusal derinliği fazlasıyla hissettiren Gece Açan Çiçekler'i ise beğenmemem pek mümkün değildi.
Romanda genel olarak "aşk, aile bağları, kader, fedakârlık, geçmişin acı izleri ve geçmişte yaşananlarla yüzleşme" gibi olgular, İstanbul'un tarihi dokusuyla harmanlanarak anlatılmış.
Zamanla kitaplığımda kendisi adına ayrıca bir köşe oluşacağına emin olduğum değerli yazarımızın daha uzun seneler boyu birçok kitaba imza atmasını umuyorum. Okumadığım diğer kitaplarını da temin edip keyifle okumaya devam edeceğim.
, İstanbul'un Vefa semtinde ayakta kalan son ahşap konaklardan olan Canfeda Konağında geçiyor. Halk arasında bilinen ismiyle Uğursuz Konak'ta.
Annelerinin ölümünden sonra konağı satmaya kararlı kardeşlerden Zeliha, Cihangir ve Nihan, konağın satışından önce konakta bir araya gelirler. Ancak bu bir araya geliş pandoranın kutusunun açılışı gibidir. Geçmişte yaşanan tüm sırlar, yalanlar, yanlışlar ortaya dökülür, bir tür yüzleşme yaşanır. Kardeşlere ablaları Handan'da şahit olur ancak başka bir boyuttan.
Yüzyıl öncesinde zindanda ölümü bekleyen Derviş Ali'nin tek düşünebildiği geride bıraktığı karısı Handan'dır. Kendisine iftira atıldığını söylese de kimse ona inanmaz. Kendisini aklayıp karısı Handan'a kavuşabilecek midir? Bunun için tek umudu Sultan Abdülhamid’in Baş Ressamı Zonaro’dan gelecek yardımdır.
okumayı sevdiğim yazarlardan. Yani kitabı çıkınca hemen okuma listeme ekledim. Ancak kitap biraz uzatılmış mı diye düşünmeden edemiyorum. Sanki anlatılan konu ne kadar iyi de olsa bir şeyler eksik kalmış gibi hissettirdi bana. Ama yine de Paşagil ailesinin gizemini çözmek keyifli bir okuma süreciydi. Tarık Tufan sevenlere öneririm. Birde okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır; Eşref'in hikayesi neydi acaba? O kuşu neden aldı? Cevabını merak ettim. :)