
Tatlı Rüyalar Kitap Tanıtımı
Hikayemiz, bir pazar sabahı gazetesini okumakta olan Hector Berlioz’un -ki kendisi Türkiye’de yaşayan bir Fransız Türk’üdür- şu ilanı görmesiyle başlar: "25 yaşında, iyi eğitimli, iki yabancı dil bilen, sağlıklı genç, geri kalanını temin edebilmek amacıyla hayatının bir bölümünü satıyor." Hector Berlioz aradığı adamı bulmuştur!
Alper Canıgüz, Tatlı Rüyalar'da gerçek, düş ve kurgu arasında usulca ve ustaca hareket ederek okura baş döndürücü bir hikaye anlatıyor... Bu zengin kadrolu saçma-komik macera, Beşiktaş Balık Pazarı esnafından, saygın üniversite hocalarından, poturlu-sakallı medrese talebelerinden, gangsterlerden ve alter egolardan geçerek katarsis garantili elektro-psikanaliz yönetemine, P 330 paradigmasına, içinde üç milyon dolar bulunan bir çantaya ve daha nice fantazyaya açılıyor. Canıgüz kıvrak, eğlenceli ve heyecanlı anlatımıyla, hikayeyi kah dağıtıp kah toplayarak, son ada kadar okuru şaşırtmaya devam ediyor. Yayımladığı günden itibaren 2000'li yılların kült kitapları arasına giren sıradışı bir roman.

Tatlı Rüyalar Kitaptan Alıntılar
1. "Bu kadar sevilmemek için ne yaptım ben?"
2. "Ne kadar güvenilir biri olduğunuzu size soru sorarak anlayamam. Bunu zaman gösterecektir."
3. "Ya deliler haklıysa!"
4. "Ben ilişkilerime karşımdakine tam bir güven duyarak başlamayı tercih ederim."
5. "Bana normalin tanımını yapabilir misiniz?"
6. "Kızın mahalle güzellerinden tek eksiği, güzelliğiydi."
7. "Ayrıca şunu bil ki, inanan bir insanın yapabilecekleri sınır tanımaz."
8. "25 yıllık öğretim üyesi profesör Olcayto Fişek sınıfa girdiğinde, mesleği ilk başladığı günkü inançlarının hiç değişmediğini fark etti: öğrencilerinin hepsi geri zekalıydı. "
9. "Ve bence hepimizin tek derdi bu Profesör, bu dünyada yalnızız; çok yalnızız."
10. "Gerçeklik duygusunu yitirmek düşünülebilecek en ağır psikolojik sorunlardan biri."
11. "Hiç bilmedikleri konular ve anlamadıkları insanlar üzerine atıp tutanlar asıl bu aptallardı."
12. "Ben bir çok açıdan hayli normal bir insan sayılırım."
13. "Birini tanımanın en iyi yolu onunla oyun oynamaktır."
14. "Senin iraden güçlü değil hayatım, sadece tutkuların zayıf."
15. "Öncelikle şunu bilmelisiniz ki, düşleriniz ancak ve ancak onlara İnanacak kadar güçlüyseniz gerçektir."

Tatlı Rüyalar Kitap İncelemeleri
Her şeyin cevaplanmaya başlandığı ana kadar çok sürükleyici ve bir o kadar da ilgi çekici olduğu tartışılmaz. Her şeyin cevaplanmaya başlandığı ana kadar romanın gidişatı ile ilgili bir son yaratmaya çalışmanın verdiği güçlük de romanı güsel kılan etmenlerden biri bence. Bir türlümiçinden çıkılamadığında, sonun getireceği heyecanla daha şevkle sarılıyorsunuz okumaya. Ama dediğim ya da düşündüğüm gibi, her şeyin cevaplanmaya başlandığı ana kadar sürüyor bu zevkli okuma yolculuğu.
Alper Canıgüz'ün bu romanı bir sona ulaştırmaya çalıştığında tıkandığını mı desem, işi daha ilginç kılmaya yeltendiğini mi desem bilemiyorum ama zaten baştan beri sorular doğuran romanın, cevaplar vermeye başladığında daha fazla soru üretmesi bir kırıklık hissi veriyor. İşin bir ilginç yanı da bu cevapların tatminsizlik yarattığını kendisinin de fark ettiğini hissettiren içinden çıkılmaz, "kader, ne yaparsın, oldu(oluyor) işte..." gibi cümlelere benzer şeylere yönelmesinden anlayabiliriz. Bu hissi veriyor yazar.
Kimi enteresan olaylar yaşanır dünyada, mantıklı bir açıklama bulamasınız da bilim kurgusal yönü ağır bassa da gerçeklikten uzak da düşemeyen bir seyir takip ederler. İnanılması imkansız görüntüsü verir ama inanmadan da edemezsiniz. Yanı başınızda oluyordur sanki her şey. Kitap bu şekilde ilerlerken son bir anda seyrini değiştirip uçurum aşağı düşmeye başlıyor işte. Bu yönü iyi olmamış. Ama son bölümdeki cümleler başta verdiği hissi tekrar kazanıyor. Olasılıklar evreninde bir uydurma hikayenin dahi yaşanabileceğini söylüyor şarkılarla.
Birazdan anlatacağım şeyler yaşayan bir yazarı sevmenin ne kadar muhteşem bir duygu olduğuna dairdir.
Alper Canıguz , diyorum.Hay canına yandığımin herifi! Seni neden bu kadar geç tanıdım ki? Şu an, kendimi tıpkı bir salak gibi hissediyorum! Yazık yahu bana! Adamın yazdığı kitapları çıkış tarihinden geriye doğru okuyorum resmen! Kendime salak yapıştırmasi yapmakla hiçte haksız sayılmam!
Yaşayan bir yazarı sevmek mükemmel bir şeydir! Çünkü her an piyasaya gökten zembille bir kitap inebilir! Ve hiç vakit kaybetmeden onca ipe sapa gelmez yazar ve kitap arasından sevdiğin yazarin yeni kitabını satın alabilirsiniz! Tıpkı firindan yeni çıkmış bir ekmek gibi! Bilirsiniz dumanı üzerinde tüten o sıcacık ekmeğinin yerini hiçbir ekmek tutmaz! İnsanı musmutlu eder, tarifsiz hezayanlar veyahut birtakim hülyalar içine gark eder!
Buradan , mütevelli heyeti başkanı olacağımız sonucu pekâlâ çıkmaz! Çıksa çıksa: lütfen yaşayan bir yazarı seviniz efendim! Sonucu çıkar.Ki bu yazarlardan kastım pek sayın Âşk Müptezelleri Elif Şafak ve Zülfü Livaneli gibinler değil! Hayır ben daha çok sofistike lezzetlerden hoşlanıyorum, Haraki Murakami ne biliyim Chuck Palahniuk gibin yazarlar!
Hoş bahsettiğim Aşk Müptezelleri yeni bir kitap çıkarsa koşa koşa almaya gitmeyiz lakin aradan şöyle birkaç yüzyıl geçsin hele!... dedikten sonra alır onları da okuruz azizim!
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Gizli Ajans ile mi başlasam yoksa Alper Kamu üçlemesi ile mi diye karar vermeye çalışırken ani bir kararla Tatlı Rüyalar kitabı ile başladı . Sanırım yazarın da yayımlanan ilk eseri. Alper Canıgüz'ün adını Murat Menteş ile benzer üslup denildiği için araştırdım ve öğrendim. Tarzları benziyor biraz evet. Ama Dublörün Dilemması'nda mizah daha ağır basıyordu ve daha absürd bir şeyler vardı. Bu kitapta rüya ile gerçek arasındaki ince çizgi ortadan kalkıyor. Sona doğru çok heyecanlı bir şekilde aktı. Ve son cümle ile aaa nasıl yani diye düşünüp önceki sayfalara dönemem gerekti. Üzerinde düşündürdü. Emek dolu bir kitap olduğu belli. İlk sayfadan son sayfaya kadar merak unsuru oldukça yoğun. Yazarın başka kitaplarını da okumak isterim.
Karakterler ve olaylar hakkında bir şey dememişim. :) Ana karakterler; Hector, Hamit, Profesör Olcayto Fişek, Şevket ve Panş. Belki de en çok Panş.
Şevket rüyalarını engelleyen ve düzenli olarak kendi yaşamına eklemlenen rüyalar görüyor. Profesörü ziyaret ederek ondan yardım istiyor. Diğer bir tarafta Hamit hayatının belli bir kısmını satmak için gazeteye ilan veriyor. Aslında bence olay örgüsünde bu ilginç ilan biraz havada kaldı. Evet Hamit ile Hector bu ilan vasıtasıyla tanıştı ve olaylar bununla başladı ama hayat satma kısmında boşluklar var bence. Son olarak da Panş her şeyi alt üst ediyor ama nasıl?
Tatlı Rüyalar Alper Canıgüz'den okuduğum üçüncü kitap,ilk ikisi beş yaşında ki Alper Kamu'nun başından geçenleri anlattığı olağanüstü eğlenceli,espritüel bir dille yazdığı kitaplardı.
Tatlı Rüyalar ilk iki kitap gibi değil,tamamıyla değişik bir dille yazılmış,psikoloji terimleri ve psikosomatik insanların belirli bir amaç için bir araya getirildiği ilginç bir kitap.
Karmakarışık olayların ve yine aynı derece de karmakarışık bir insan topluluğunun başından geçenleri ve diyalogları ilgi ile okutmayı amaçlamış ve başarmış da.Burada şunu sorabilirim;Psikoloji eğitimi almamış insanlara bu kadar derine inerek,belki de hiçbir şey anlatamama pahasına Canıgüz ne anlatmaya çalışmış olabilir? :) Dedim ya belki de hiçbir şey.
Psikanaliz ve Psikoterapi'nin labirentlerinde kah karmakarışık bir ip yumağı,kah çok düzenli bir şekil de sarılmış bir makara ip gibi olay örgüsünü önümüze dökmüş.Biraz Freud okuduysanız bu bile bu kitap için size yeterli gelmeyebilir.
Garip,şaşırtıcı,yanıltıcı,biraz eğlenceli ama çokça karışık bir olay örgüsü var.Deli kızın bohçası misali öyle bir karışıyor ki ortalık,sonra bir iki cümlede ustaca toparlayabiliyor ama.
Ne yalan söyleyeyim ilk iki kitap gibi bir kitap beklemiştim ama kapakta da belirtildiği üzere karşıma psiko-absürd bir macera çıktı.
Kurgu olarak farklı kelimesini kullanmak yerinde olur sanırım.
Tavsiyemidir?
Freud.Jung,Adler,biraz psikanaliz,biraz felsefe,biraz bilinçaltı psikoloji bunlardan biri yada birkaçından bir şeyler okuduysanız hoşlanmanız kuvvetle muhtemel.
Bence kesinlikle tavsiyedir ;)
Piskoloci çok önemli bir şey :)
Merhaba. Bu ayın bir diğer kitabı Alper Canıgüz'ün Tatlı Rüyalar'ı oldu.
Yazardan ikinci okumam ve yine tabi ki absürd-komedi türüne sahip bir eser.
Hector Berlioz, bir gün gazete de 'hayatının bir bölümünü sattığını söyleyen sağlıklı genç biriyim' diye ilan görür. Aradığı tam da böyle bir şey olan Hector vakit kaybetmeden irtibata geçer.
Ne Hector bu ilanı garipsemiştir ne de hayatını satmaya karar veren Hamit verdiği ilanının tuhaf göründüğünün farkındadır.
Diğer yanda Şevket Hakan Tunçel'in de acayip bir sorunu vardır. Rüyalarında bir başkasının kendi hayatını yaşadığına inanıyordur. Yine bir gün bu durumdan kurtulmak isterken Olcayto Fişek profesör ile tanışır. Ondan kendisine rüyalarının alemine girip o adamdan kurtulmanın yolunu bulması için yardım etmesini ister.
Karmakarışık bir kurgu içinde paralel evrenlerde absürd olayların olduğu, psikoloji terimlerinin de bolca kullanımını, hoca ve talebelerinin psikolojik tartışmalarının yer aldığı bir acayip kurgu.
#kitapalıntısı :
..."Sırf çoğunluğun normallik anlayışına ters düşüyor diye birine deli yaftası yapıştırıp onu bir tımarhaneye kilitlemek insanlık dışı değil mi?" "Neden insanları değiştirmektense, insanlara dünyayı değiştirecek gücü vermeyi denemiyorsunuz?" "Ya deliler haklıysa!" "Delilere özgürlük!"