Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
İçeriğe atla

Küskün Kahvenin Türküsü - Carson McCullers | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Öykü Carson McCullers

Yazar
Carson McCullers
Yayınevi
İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN
9789754586374
Sayfa Sayısı
157
Dil
Türkçe
Ülke
Türkiye
Basım Yılı
2022
İlk Yayın Yılı
1951
Tahmini Okuma Süresi
267 dakika
Carson McCullers — portre
Carson McCullers — portre. Carl Van Vechten, 1959 · Wikimedia Commons · CC BY-SA 4.0

Küskün Kahvenin Türküsü Kitap Tanıtımı

"(...) Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka beldelerin insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyarıcıdır... En sıradan birisi coşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir..."

Carson McCullers daha yirmi üç yaşında yazdığı Yalnız Bir Avcıdır Yürek adlı romanıyla ABD’deki edebiyat çevrelerinde adını duyurmuş ve gerçek olduğu kadar karamsar da olan bir varoluş felsefesi içeren yapıtlarıyla okuru, insanlık durumunun temelindeki ruhsal yalnızlığın derinlikleriyle tanıştırmıştı. Küskün Kahvenin Türküsünde ise daha önceki romanlarının ortak teması olan "sevgi felsefesi"ni daha da geliştirerek sevginin doğasına ilişkin gerçek bir kurama dönüştürür. Kitapta yer alan altı öyküde de yalnızlıklarını duyumsayan karakterlerle karşılaşırız... Çocukluktan genç kızlığa geniş sancılarını yaşayan bir kız... Yabancı bir ülkede yaşayan ve sevgisizliğin ne denli acı vereceğini geç anlayan bir erkek... Yaşamını biraz olsun tekdüzelikten kurtarmak için hayalinde farklı bir yaşam sürdürmeye çalışan bir dilini yaratan ve derinlemesine hisseden kahramanların öyküsünü anlatır Küskün Kahvenin Türküsü. (Lula) Carson McCullers 1917 yılında Georgia'nın Columbus şehrinde doğdu. Beş yaşından itibaren piyano dersleri almaya başladı. 17 yaşında New York Julliard School of Music'e müzik eğitimi için gitti, ancak okula devam etmeyerek kendini yazı çalışmalarına verdi. Columbia ve New York Üniversiteleri'nde yaratıcı yazım dersleri aldı. Story dergisinde öyküleri yayımlandı. 1937 yılında pek başarılı olmayan bir yazar olan Reeves MCCullers ile evlendi. 30'lu yaşların başında geçirdiği felç nedeniyle sol tarafını kullanamayan McCculers 1967 yılında öldü. 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen yazarın Yalnız Bir Avcıdır Yürek isimli kitabı da yayınlarımız arasındadır.


Daktilo ve kağıt masa
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Küskün Kahvenin Türküsü Kitaptan Alıntılar

1. "“Evlat,sevmeye nereden başlamalı biliyor musun?
Bir ağaçtan.Bir taştan.Bir buluttan…”"


2. "“Her şeyden önce sevgi,tuhaf bir şey…”"


3. "Sevginin değerini, özgünlüğünü yalnızca seven belirler."


4. "‘’Abuk sabuk konuşan bir deli, başkasının yüreğinde yalın, duygulu bir şiir yaratabilir. Demek ki sevginin değerini, özgünlüğünü yalnızca seven belirler.’’"


5. "Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka diyarların insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyarıcıdır."


6. "Anımsamanın tuzaklarına karşı bir çeşit savunma kurabilirsin belki. Ama insana dosdoğru karşıdan saldırmıyor ki... Kenardan köşeden çıkıveriyor. Gördüğüm ya da işittiğim şeylerin insafına kalmıştım."


7. "Ama çocuk yüreği duyarlıdır. Dünyaya gözlerini açınca acımasızlıkla karşılaşan çocuğun yüreği de tuhaf bir değişime uğrayabilir, incinmiş bir çocuğun yüreği büzüle büzüle ilerde bir şeftali çekirdeği kadar sert ve pürüzlü olur. Ya da yine böyle bir çocuğun yüreği irinlenip kabarır, öyle ki onu bedeninin içinde taşımak bile kendisine acı verir,en olağan şeylerden kolayca yaralanıp örselenebilir."


8. "‴Belki kimse olmayacak senin gibi, ama sende olmayacaksın eskisi gibi...‴"


9. "‴Her şeyden önce, sevgi tuhaf bir şey...!"


10. "“Korkunç bir şey olsa gerek. Bu kadar kalın bir kafayı sürekli taşımak."


11. "...sevginin değerini, özgünlüğünü yalnızca seven belirler."


12. ""Nasıl bir duyguydu öyleyse bu sevgi?

Her şeyden önce, sevgi iki kişi arasında ortak bir yaşantıdır. Ama ortak bir yaşantı olması, ikisi için de benzer bir yaşantı olduğu anlamına gelmez. Bir"


13. "“Korkunç bir şey olsa gerek.Bu kadar kalın bir kafayı sürekli taşımak.”"


14. "‟Ben onu bulmak için ülkeyi baştan başa dolaşırken, o beni ruhumun içinde kovalamaya başladı birdenbire. O beni kovalamaya başladı, anlıyor musun? Ruhumda.”"


15. "Ben onu bulmak için ülkeyi baştan başa dolaşırken, o beni ruhumun içinde kovalamaya başladı birdenbire. O beni kovalamaya başladı, anlıyor musun? Ruhumda.”"


Çay fincanı ve kitap
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Küskün Kahvenin Türküsü Kitap İncelemeleri

Kitabın ismini aldığı bu uzun öyküde Mccullers öyküsünün ilk cümlesiyle, Terimin tam anlamıyla yeraltı edebiyatına giriş yapıyor. Öyle ki “kasaba iç sıkıcıdır” cümlesiyle başlayan ve devam eden sayfalarda öyle bir kasvetli hava çiziliyor ki şahsım ilk iki sayfayı okuduktan sonra bir dinlenme ihtiyacı hissetti.

Burada bahsedilen karakterlerde bir aşk arayışından çok toplumun belirli uzak karakterlerinin (spoiler) kambur, baş karakter ve kocası- sevgi ihtiyacından doğan bir üçleme -trium- söz konusu. Nitekim kambur, hem bu özelliğiyle hem de çirkin olmasıyla fiziksel olarak toplumun dışında bir karakter olarak resmedilmiş, baş karakter, yine fiziksel anlamında 182 cm boyuyla kaslı ve yapılı bir kadın olmasıyla düşünülen ortalama bir kadın ölçülerinin dışında kalmasıyla resmedilmiş bunun yanında manevi olarak da insanlarla ilişkisinin minimum tutan bir görüntü sergilemiş, kocası ise, tam tersine fiziksel olarak mükemmel bir görünüşte olup psikolojik ve manevi özellikler bakımından toplumun dışına itilmiştir.

Burada baktığınızda karakterler açısından bir karşıtlık, ayrıklık -dichotomy- beliriyor. Bu yönüyle mccullers hiç bir insanın tam anlamıyla mükemmel olamayacağını bizlere anlatmak istiyor sanki, nitekim dünyada iyi ya da kötü şeyler yoktur, olaylara verdiğimiz anlamlara göre her şey değer kazanır düşüncesinin vurgulandığını görüyoruz.


"Oysa bir kahvede bir araya gelmek bambaşka bir şeydir. En zengin, en görgüsüz, kırk yıllık kabadayılar bile bir kahvedeyken yol yordam bilir, kimseyi aşağılamazlar. Gözlerinde minnet okunan yoksullar bir tutam tuz serperken bile ezilip büzülürler. Bir kahve ortamı insanları dostluğa, yemeye içmeye, bir ölçüde neşelenmeye ve ince davranışlara özendirir de ondan."

Öncelikle isminden dolayı çok daha güzel şeyler beklediğim bu kitap bana biraz hayal kırıklığı yarattı. Kahve üzerine harika bir hikaye okuyacağımı beklerken bahsi geçen kahvenin, mahalledeki insanların toplanıp içki içtiği yemek yediği yer olduğunu öğrendim. Böyle bir yere "Cafe" denmesi beni biraz şaşırttı ve beklediğim hoş hikayenin dışında bambaşka bir hikaye okudum. Kahvenin işletmecisi Miss Amelia bir yandan şifacı bir yandan da içki üreticisidir. Bir gün üvey kuzeni olduğunu iddia eden kambur birisi gelir. Miss Amelia insanlara karşı daha anlayışlı olur ve kahvesinde toplanma adeti o zaman başlar. Bu toplantılar ise Miss Amelia'nın 10 günlük evli kaldığı kötü kalpli Marvin Macy'nin geleceği güne kadar devam eder ve o geldikten sonra Miss Amelia'nın huzuru kaçar.

Miss Amelia babasını erken kaybetmenin verdiği yokluğu kuzeni ile dolduruyor fakat düşmanı olan eski eşi Macy elinden kuzenini alınca sinirleri altüst oluyor ve kahvenin de sonunu getiren olaylar gercekleşiyor "Sad Cafe" , " Küskün Kaahve" kavramının ortaya çıkmasını anlıyoruz.

Diğer hikayelerde de pek başarılı bulamadım. Çok önerebileceğim bir kitap olmadı maalesef.


Sevgi denilince ne kadar basit bir kavram olduğunu görüyoruz değil mi? Aslında öyle değil(miş). Bu yapıtı okumasaydım ben de öyle sanacaktım.

Kitabın arka sayfasında da yazdığı gibi;
“Bir seven vardır, bir de sevilen. Ama bunlar başka başka beldelerin insanlarıdır. Sevilen çoğu zaman sevenin içinde uzun zamandır saklı duran sevgi için yalnızca bir uyarıcıdır... En sıradan birisi çoşkun, ateşli ve bataklıktaki zehirli zambaklar kadar güzel bir sevginin nesnesi olabilir...”

Carson McCullers genelde sevgi temalı romanlar yazmış, insanın yalnızlığını ortaya koymak istemiş bir bakıma da. Dolayısıyla sevdikçe yalnızlaşıyoruz ve o da bunu göstermek istemiş.

Benim en beğendiğim bölümleri de Küskün Kahvenin Türküsü ve Bir Ağaç, Bir Taş, Bir Bulut oldu. Kitapta da bahsedildiği gibi, insanın yanlış sevmesinden dolayı acı çektiği söyleniyor. Birini sevmek bu “sevgi” kavramının son aşaması. İnsan önce bir ağacı, bir taşı ve bir bulutu sevmeliymiş, daha sonrasında yavaş yavaş insanları ve birini sevmeliymiş.

Peki insanlar sevgisiz, sevgiye aç olunca veya sevgiyi bilmeyince ne oluyor?
Günümüzde de olduğu gibi, yaşadığımız evreni sevemiyor, hiçbir şeye şükran duyamıyoruz. Bir taşı severek tüm dünyayı sevmeye devam edebiliriz belki.

Bana göre sevginin ilk aşaması ise kişinin kendisini sevmesi. Kendisini sevmeyen bir insan, bırakın bir insanı sevmeyi, bir taşı bile sevemez.

Sevginin dünyayı güzelleştirmesi umuduyla...


Herkese merhaba,bugün okuyup bitirdiğim bir kitaptan söz etmek istiyorum.Küskün Kahvenin Türküsü.Carson McCullers’in 1917 senesinde doğduğu ve 23 yaşında bu hikayeleri yazdığı düşünülünce,ve bu hikayeleri 1940 senesinde tamamladığını öğrenince okuma şevkim daha da arttı diyebilirim.Hikayeler oldukça sürükleyici, döneminden ve yaşından bağımsızlar.Mutlaka size ulaşıp kendilerini sevdiriyorlar.Yazar özene bezene yazdığı her karakteri, her hikayesi çocuğu ile gurur duyan,güven ve samimiyet ile size uğurluyor sanki.O kadar çok içten bir dille yazılmış ki; çok sevmeye çalışıp bir türlü sevemediğim hikaye türü nesiri sevdirip, hiç bitmese bir tane daha olsa da okusam dediğim ağzımda çok güzel tad bıraktı.Amerikan gotik akımının groteske evrildiğini göstermesi bakımından son derece mühim bir eser.Psikolojik ve fiziksel anormaliteler ihtiva eden insanlar arasında bir lider arayışı hikayesi.Yapılandan çok, yıkılanı izlemekten hoşlanan amerikan taşrasının hikayesi aynı zamanda.Doğal olmayan, gülünç, acayip ve ekstravagan iken, sağlıklı olan bütünlüklü, armonik, barışçıl, dengeli ve ölçülüdür.Bu kitapta sağlıksız bir topluluğun bütün hüzünlerinin en edebi ve marifetli bir biçimde tasvir edildiğini görürüz.
Kitaptan biraz bahsetmem gerekirse; üç kişi arasnda geçen çok hüzünlü bir aşk hikayesi. bazı cümleler o kadar güzeldir ki dönüp dönüp tekrar tekrar okursunuz, cümleyi terkedemez hikayeye zor devam edersiniz.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim


"Evlat, sevmeye nereden başlamalı biliyor musun?
"Bir ağaçtan. Bir taştan. Bir buluttan. "

#ocakayı nın son paylaşımı ile geldim.
Küskün Kahvenin Türküsü yedi öyküden oluşuyor. En uzun ilk öykü kitabın ismini de veren #küskünkahvenintürküsü
Her öykünün ana teması yalnızlık, sevgi, pişmanlık ve bu duyguların karmaşasından yola çıkarak öykülere birazda kasvet vermiş. Ilk öyküyü okurken kasveti çok fazla hissettim lakin bittiğinde çok sevdim ve üzüldüm.
"Dünyaya gözlerini açınca acımasızlıkla karşılaşan çocuğun yüreği de tuhaf bir değişime uğrayabilir, incinmiş bir çocuğun yüreği büzüle büzüle ilerde bir şeftali çekirdeği kadar sert ve pürüzlü olur"

Her bir öykü farklı karakter, karakterlerin yaşama tutunma çabalarıyla derinlemesine inen olay örgüleriyle çok güzel nasıl desem , biraz tuz, biraz şeker serpiştirilmiş tatda öyküler .
Duygu geçişleri yaşadım, yaşamın içindeki sevgisizliği pişmanlık ve ruhsal yalnızlığı , çocukluktan birden çıkıp genç kızlığı bile yaşayamamış Miss Amelia en çokta ona üzüldüm.
Öyküleri bu yüzden çok seviyorum okuyucuyu duygudan duyguya sürüklüyor.
Tabi kii seve seve okumanızı öneririm.

Bu güzel eseri

#heraybirklasikokuyoruz etkinliği dahilinde okudum.

Mavi gibi sonsuz, yeşil gibi umutlarımız var olsun hep


Carson McCullers ve benzer kitaplar

Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
Rakamlarla ucretsizkitap.com.tr
0
Toplam Görüntüleme
0
Toplam Okunma
0
Toplam İndirme
0
Toplam Oy
0
Toplam Yorum

Okur Kılavuzu

Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermek için künye, tanıtım ve seçme satırlardan oluşan başvuru rehberi.

Okur Kılavuzu'nin tamamı — A'dan Z'ye dizin »