Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Zilif - Oruç Aruoba | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Zilif Kitap Bilgileri


Yazar: Oruç Aruoba
Tahmini Okuma Süresi: 53 dk.
Sayfa Sayısı: 31
Basım Tarihi: Temmuz 2017
İlk Yayın Tarihi: Temmuz 2017
Yayınevi: Sel Yayıncılık
ISBN: 9789755701547
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Ciltli


Zilif Kitap Tanıtımı


Oruç Aruoba'dan 'mürekkep = kan' denklemine yaklaşan bir mektup-kitap...



Bir sonraki gece olmayabilecekken, bıçak sırtında yazılmış, bıçak gibi bir metin.




Zilif Kitaptan Alıntılar


1. "Ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler,
beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular."




2. "Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
uyuşamadık. Hepsi bu."




3. "— Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
— uyuşamadık. Hepsi bu."




4. "- Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
uyuşamadık.
Hepsi bu."




5. "İnsan olan insan pek az..

..İnsan insan oldu mu, acı çeker."




6. "İnsan olan insan pek az -- bunu anladın bunca yıl sonra, bir de şunu:
İnsan insan oldu mu,acı çeker."




7. "İnsan insan oldu mu, acı çeker."




8. "Bunları yalnız senin için; şimdi, sana, yazıyorum
— başka kimseye söyleyecek sö­züm yok."




9. "Bu dünya pek fazla şey vermedi bana — hoş,
ben de ona pek birşey vermedim ya..."




10. "Ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular."




11. "Bazen, bütün bunlara geri dönüp baktığım­ da, birşey düşünürüm : acaba bazı şeyleri başka türlü yapamaz, yaşamımı farklı bir biçimde ya­şayamaz mıydım?"




12. "Ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular."




13. "Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum."




14. "Sen, “dost” sözcüğünü kullanan kaç insanda sahici bir duygu gördün, şimdiye kadar?"




15. "Sen, “dost” sözcüğünü kullanan kaç insanda sahici bir duygu gördün, şimdiye kadar?"





Zilif Kitap İncelemeleri


bir sonraki gece
olmayabilecekken,
bıçak sırtında yazılmış,
bıçak gibi bir metin.

oruç aruoba'nın intiharı düşündüğü bir gece kızına yazdığı mektup, zilif. çok şey anlattı kısacık olmasına rağmen. bir babanın kızına kendini açıklayışı, içini döküşü.. aruoba, 31 sayfadan oluşan bu mektubun, ölümünden sonra kızının eline ulaşmasını istemiş. intihar girişimi başarılı olmamış tabii.. sonra da bu sarsıcı metin kitaplaştırılmış.
şöyle diyor kızına:

"yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlayabilecek konumda olacaksın — yıllar geçecek; büyüyeceksin. o zaman, bana küçükken beslediğin
duygular, belki bir-iki anıya sıkışıp kalmış olacak;
belki de, kocaman bir boşluğun incecik çeperleri
durumuna gelecek; ama bu cılız anılardan onların anlamını çıkarabilecek yaşa gelmiş olacaksın;
yıllar boyunca da, düşüne düşüne, çıkaracaksın.
bunu umuyor değil, biliyorum; çünkü sende,
daha o yaşında bile, o anlamı kavrayacak gücü
görmüştüm — yani, şimdi, görüyorum..."

oruç aruoba'nın üslubunu hep çok etkileyici bulmuşumdur. eksiltili cümleleri insanın kendi zihninin içinde derin bir gezintiye çıkmasına ve kaybolmasına sebebiyet verir. felsefeyi sevdirir. düşünmesi için yol gösterir kişiye ama asla dayatmaz. çünkü dediği gibi:
"tek kişi işidir felsefe. okurken iki kişi karşı karşıyadır. iki kafa karşı karşıyadır. yaparken tek kafa, yalnız başına."

okduğum en etkileyici mektup, en duygu yüklü metindi.




Aruoba, felsefi düşünceleriyle bilinen bir yazar ve akademisyen olarak genellikle varoluşsal temalar, insanın kendisiyle ve dünyayla kurduğu ilişki üzerine yoğunlaşır. Zilif de bu bağlamda, dilin sınırlarını zorlayan, derin ve yalın bir anlatımla yazılmış bir eser olarak öne çıkar.
Aruoba’nın metinleri genellikle okurun kendisiyle yüzleşmesini sağlar. Zilif, hem bireysel hem de evrensel boyutları olan bir yalnızlık, arayış ve varoluş anlatısıdır.

Aruoba’nın kelimelerle kurduğu o sade ama derin dünyada kaybolup, her cümlede kendimle yüzleştiğimi hissettim. Onun yazıları, insanın iç sesini yükselten, farkında olmadan bastırdığı duyguları açığa çıkaran bir etkiye sahip. Zilif’i okurken yalnızlığı, yolculuğu, arayışı ve eksik kalan şeyleri daha derinden hissettim.

Aruoba’nın dili hem dinginleştirici hem de rahatsız edici olabilir—çünkü bazen insanın kaçtığı şeyleri tam da gözlerinin önüne serer. Kendini sorgulatan, anı hatırlatan, belki de unuttuğum bazı hisleri canlandıran bir okuma deneyimi yaşadım. Kitabı bitirdiğimde ise içimde bir sessizlik kaldı; anlamaya çalışırken bir şeyleri daha derinden hissetmenin huzursuz ama aynı zamanda güzel bir yorgunluğu…

Zilif gibi kitaplar, bir kere okuyup rafa kaldırılacak eserler değil, insanın hayatının farklı dönemlerinde tekrar açıp bakacağı, her seferinde yeni anlamlar bulacağı kitaplardan biri bence. O yüzden bu kitabı okuyun arkadaşlar; çünkü bu tarz kitapları sevenler memnun ayrılacak.




Oruç Aruoba'nın intihar etmeyi düşündüğü bir akşam kızı Filiz'e yazmış olduğu mektup tarzı metinleri içeriyor. Mektup tarzı diyorum çünkü kızına yazmış olduğu mektubun yanı sıra yazar hayata dair düşüncelerini de belirtmekten cekinmemiş. Bir sayfada "seninle buluşabildigimiz ender günlerden birinde" dediğinden anladığım kadarıyla eşiyle ayrılmış ve kızı büyüdüğünde kendisini anlasın istiyor. Sadece kendi olduğu şekliyle anlasın. Ne eksik ne fazla.
"Dünya benden ben olmamı istemedi.
Beni ben olarak tanımadı.
Ben de sırtımı döndüm işte, bu dünyaya" ve
"Dünya ne ise oydu; ben de ne isem o oldum
— uyuşamadık. Hepsi bu." kısımlarıyla anlaşılmak istediğini haykırmış. Yani bir babanın kızına mektubuyla anlaşılamayan bir adamın sessiz serzenişleri buluşmuş Zilif'te.
30 sayfalık bir kitaba dünyaları sığdırmış Aruoba. Zilif'i sadece küçük kızı için değil tüm kız çocukları için yazmış. Tüm babalar için. Çocuğuna, ayrı olduğu için babasını yanlış anlatan anneler okusun diye yazmış. Tüm çocuklar ve bir zamanlar çocuk olmuş herkes için.. Bittiğinde tekrar okuma isteği uyandıracak ve düşüncelere boğulduğun günlerde direkt elinin gideceği bir kitap. Tek üzüldüğüm yanı baskısını bulamadığım için e-kitap olarak okumuş olmak. Kütüphanemde böyle bir eserin bulunmasını çok isterdim.

Herkesin mutlaka bir gün okuması gerekiyor. Simdiden keyifli okumalar.




*** ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular. Syf : 20
İnsanın en yakını can dostum dediği eşi bile anlamayacaksa neye yarardı yaşamak

Keşfedilmemiş bir gezegen kadar toplumdan uzak olan Oruç, intihar etmeye karar verdikten sonra ölecek olsa bile kızının yıllar sonrasında büyüdüğünde etrafındakiler tarafından ANLAŞILMAMIŞ olduğu çaresizliğiyle onu yanlış tanımaması için kendi ağzından FİLİZ 'e yazdığı intihar ve kan kokan 30 sayfalık mektuptur.
Kısa ve öz. Fakat hisler buhranlı. Satırlardan anlaşıldığı üzere fazla buhranlı.
Bıçak sırtından yazılmış bıçak gibi bir metin.
**Kalabalıklar içinde de yalnızdır insan.

.
Satırları yazarken elinin titremesiyle yazısının bozuk olduğunu iddia ederek özür diler kızından.
Bu nasıl naifliktir böyle?
Bir yandan da Kızının insan olmasını ister yazar. İnsan olmasını.
Ne güzel bir istek bir hayal.
Oysa günümüz ebeveynleri çocuklarına kendilerinin istediği meslekleri dayatıyor baskı ve psikolojik şiddet yoluyla. Ne üzücü... Mutsuz bir nesil yetişiyor
Her neyse Duygulandıran bir başyapıt olmuş.
Okurken tüyler diken diken oluyor.
insan kendini sorguya çekiyor okurken ben kimim, kimde neyim, hayatın neresindeyim diye.
Yazar intihardan vazgeçmiş.
Ve geçtiğimiz dönemlerde vefat haberini aldık.
Kızı da bu mektubu kitaplaştırarak bizlerle buluşturmuş. Yine de yazarın kendi yazdığı el yazısıyla okumak isterdim mektubu.




Tersten okunduğunda kızı Filiz’in ismini veren bu kitap, hayattan vazgeçmek üzere olduğu o an kızına,o yaşamının yarısına geldiğinde verilmek üzere, yazdığı bir mektup. Aslında okurken hiç depresif bir şey hissetmedim, aksine o zaman da belli bir olgunluğa erişmiş bir adam vardı karşımda. Kendini de dünyayı da olduğu gibi görebilen ama aynı zamanda dünyayla uyuşmazlığının da idrakinde olan bir adam. Ve hayatta hiç kimse tarafından gerçekten tanınmadığını, anlaşılamadığını düşünen o adam, o esnada küçük bir çocuk olan kızının yetişkinliğine yazıyor ki bari kızı onu anlasın…Bu mektubu yazdıktan sonra hayatına son verme fikrinden vazgeçtiği söyleniyor. Her ne olmuşsa iyi ki vazgeçmiş ve sonraki yaşamında acısını şahane bir şekilde damıtmış. Ve iyi ki bu kitabı da kızının izniyle basmış çünkü onun gibi bir insanın bile pes edecek noktaya geldiğini bilmek, hayat zorladığında herkesin şu dünyada benzer hisleri yaşadığını anımsatarak güç verici nitelikte

Kitaptaki tarih 1987 ve diğer kitaplarının basım tarihlerine bakıyorum da hepsi sonrasında. Yani eğer vazgeçmeseydi o bayılarak okuduklarım da olmayacaktı. Şimdi o yazdıkları daha anlamlı oldu ve neden bu kadar etkileyici olduklarını daha iyi anladım. Aniden kendini okutan bu kitaba da Aruoba’ya da kocaman bir “iyi ki!”



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: