Zehra Kitap Bilgileri
Yazar: Nabizade Nazım
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 54 dk.
Sayfa Sayısı: 208
Basım Tarihi: Eylül 2018
İlk Yayın Tarihi: 1894
Yayınevi: İskele Yayıncılık
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789759099466
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Zehra Kitap Tanıtımı
Asmaaltı Çarşısı’nda bir mağazası olan tüccar Şevket Efendi, on yedi yaşlarındaki kıskanç yaradılışlı kızı Zehra’yı, katibi Suphi ile evlendirmiştir. Yeni evliler, bir süre Üsküdar’ın arkalarına düşen Bulgurlu’da bir köşkte mutlu yaşarlar. Ancak Zehra’nın huysuzluk ve kıskançlıkları başlar...
Zehra Kitaptan Alıntılar
1. "“Kadın gönlüyle şaka olmaz , kadınların gönlü oyuncak değildir.”"
2. "Kadınların gönlünü hassas bir teraziye benzetmek mümkündür."
3. "- Sen beni sevmiyorsun ama hatırım kalmasın diye öyle söylüyorsun!"
4. "Kızınızı mutlu etmekle mutlu olacak birisini bulmak mümkün değil mi?"
5. "“Kadın gönlüyle şaka olmaz , kadınların gönlü oyuncak değildir.”"
6. ""Kim bilir... Kim bilir... Bugün onu benim için feda eden yarın da beni onun için feda edemez mi... Ah ,ya o zaman...""
7. "Bugün onu benim için feda eden, yarın da beni başkası için feda edemez mi?"
8. ""Kadın gönlüyle şaka olmaz, kadınların gönlü oyuncak değildir.”"
9. "Ne acılar çektim senin için…"
10. "Parçalanası kalp! Kör olası kalp! Hâlâ onu, o nankörü, o maymun iştahlıyı seviyorsun!""
11. ""Kadın gönlüyle şaka olmaz.""
12. "Zaman geçmiş, artık dönüş ümitleri kesilmişti..."
13. ""(...) sevgiyi yalnız kitap sayfalarında görmüştü...""
14. "Kadın gönlüyle şaka olmaz, kadınların gönlü oyuncak değildir."
15. "Aşk haa!
"Ne iğrenç düşünce...Ne iğrenç düşünce!""
Zehra Kitap İncelemeleri
Zehra, Nabizade Nazım’ın yazmış olduğu 1894 yılında yayımlanan ilk psikolojik roman denemesi olmasıyla, oldukça önemli görülen bir eserdir. Açıkçası kitaptaki çeşitli entrikalar olsun, iç çözümleme olsun hepsi mükemmeldi. Hele ki o dönemde yazıldığını düşünürsek neredeyse kusursuz olduğunu söyleyebilirim. Dilerseniz kitap içeriğine bakalım.
Şevket Bey, kitabın asıl kahramanı olan Zehra’nın babasıdır. Suphi ile beraber hem kurduğu güzel dostlukla hem de beraber iş yapması sayesinde kızını Suphi ile evlendirir. Suphi bu genç kadını sevmekle beraber Zehra’nın kıskançlığını evliliğin düzelteceğine inanmaktadır. Bir süre mükemmel bir evlilikleri olur. Kısa bir sürenin ardından Suphi’nin annesi geliniyle oğluna yardımcı olması için güzeller güzeli Sırrıcemal isimli bir yardımcı alır. Zehra’yı bu durum oldukça kızdırır ve kıskançlığını ne yazık ki dizginleyemez. Bir gün mutlaka bu cariyeye Suphi’nin gönlünü kaptıracağına inanır ve bu inanç günden güne kalbini soğutur. Kadının yaratılışından mıdır bilinmez lakin, Zehra’nın tüm bu yersiz kuruntularının hepsi doğru çıkmakla beraber evliliğinin bitmesine neden olacaktır. Derseniz ki yuva yıkanın yuvası olur mu? Ne yazık ki olmaz. Bu kitapta hırslı, kıskanç ve zeki bir kadının, kendisini aldattığı için sevdiği adamdan intikam alışının hikayesini okuyoruz. Elbette intikam kısmını tasvip etmemekle beraber Suphi’nin hazin sonuna “oh olsun” demedim değil.
Özetle ben bu kitabı çok beğendim. Doğrusu kitabın yazarı oldukça iyi bir iş çıkarmış. Tüm okurlara tavsiye ediyorum.
"Düşünce", "aşkın" "öncüsü"dür.
Diyor kitabında
Nabizâde Nâzım'in yazdığı ve ilk defa 1894'te Servet-i Fünûn'da tefrika olarak yayımlanmış romandır. Türk edebiyatının ilk psikolojik roman denemesi kabul edilir.
Bir kadının kıskançlık huyunun ele alındığı eserde zamanla bu huyun değişmeyip nasıl felaketlere yol açtığını okumaktayız.
Kısa süre içinde biticek olan eserden alınacak derslerimiz bulunmaktadır.
Çok severek okudum. Herkese naçizane tavsiye ederim. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Günümüz Türkçesine Uyarlayan Esra Derya Dilek’e teşekkürler.
Arka Kapaktan Alıntı:
Zehra, Tanzimat edebiyatının temel dinamiklerini en iyi yansıtan romanlardan biridir. Kıskançlık, aşk, ihanet temaları etrafında toplumsal dokuyu, kadın-erkek ilişkilerini ve o dönem geçerli ahlaki kodları gerçekçi bir biçimde yansıtır. Okur olarak Beyoğlu başta olmak üzere Kâğıthane, Büyükdere, Rumelifeneri’nde kahramanlarla birlikte gezer, o semtlerin havasını soluma fırsatı buluruz. Dönemin Şehzadebaşı tiyatro hayatı, tulumbacıların dünyası ya da cinayet soruşturması gibi toplumsal olgular hakkında aktardığı eşsiz gözlemleri de bu eseri çok değerli kılan ayrıntılardandır. Genç yaşta kaybettiğimiz yetenekli yazarımız Nabizade Nâzım, Zehra’nın akıcı hikâyesi ve gerçekçi gözlemleriyle bize 1894 İstanbul’una harika bir edebi bir yolculuk yapma fırsatı sunar.
Sevmek, sevilmek! İşte şu dünyada insanın biraz yüzünü güldüren saadet bu nimetten ibaretti.
Herkese merhaba. Muhteşem Türk edebiyatı klasiklerinden bir kitap daha okudum: Zehra. Zehra gerek konusu gerekse anlatım tarzıyla çok beğendiğim bir kitap oldu. Okumayanlara şimdiden tavsiyedir.
Zehra; zengin bir tüccar kızıdır. Kendisinin doğuştan gelen büyük bir kıskançlık huyu vardır ki bu şüphelerle paranoyaklığı doğurur. Kendi kardeşini dahi kıskançlıktan öldürmek isteyecek kadar bu huya bürünmüş bir kızdır. Bir gün babasının yanında çalışan Suphi bey, Zehra'yı evlerinde görür görmez aşık olur. Zehra da Suphi'ye gönlünü kaptırır. Zehra'nın kıskançlıklarından zaten bıkmış olan babası durumu ikisini evlendirmekte bulur. Aşkla başlayan bu evlilik evlerine hizmetçi gelen kız Sırrıcemal ile bambaşka bir boyuta geçer. Suphi bey zaten tam ayran gönüllü bir İstanbul erkeğidir. Zehra'nın Suphi ile olan imtihanı başlamış olur. Kıskançlık ile başlayan bu kıvılcım kocaman bir yangına dönüşür...
Kıskanç bir kadının ne kadar tehlikeye dönüşebileceğini gördük bu kitapta. Kıskançlığın getirdiği intikam duygusu çok güzel işlenmişti.Bir yandan da erkeklerin şıpsevdiliği bir kadını nasıl paramparça eder onu da okuduk. Erkeğin bu tavrı karşısında kadının nasıl çaresiz kaldığı ve gözünü kararttığı kitapta öne çıkan duyguydu... Ben dediğim gibi konusunu, anlatım tarzını, dilini, akıcılığını çok sevdim kitabın. Okumak isteyenler hiç düşünmeden okusunlar. Şimdiden keyifli okumalar. :)
Kadın gönlüyle şaka olmaz,kadınların gönlü oyuncak değildir….!”
Genç yaşta kaybettiğimiz Nabizade Nâzım,Zehra’nın akıcı hikâyesi ve gerçekçi gözlemleriyle bizleri 1894 İstanbul’una harika bir edebi yolculuğa çıkarıyor….
Ben okurken Beyoğlu başta olmak üzere,Kâğıthane,Rumeli,Üsküdar,Çamlıca’nın sokaklarında sanki onlarla gezip buram buram tarihin kokusunu aldım..
Asmaaltı Çarşısı’nda bir mağazası olan tüccar Şevket Efendi, on yedi yaşlarındaki kıskanç yaradılışlı kızı Zehra’yı, katibi Suphi ile evlendirmiştir.
Yeni evliler, bir süre Üsküdar’ın arkalarına düşen Bulgurlu’da bir köşkte mutlu yaşarlar.Zehra evlendikten sonra huylarını değiştirmiş geçmişin aksine çok daha iyi huylu hale gelmiştir.
Ancak Suphi’nin annesi yaşadıkları eve hizmetçi almaya karar verdikten sonra olaylar daha bir karmaşık bir hale gelir…
Bu hizmetçi güzelliği dillere destan Sırrıcemal’dir…
Beklemediği bir saadete erişenler için memnuniyetin o derecesiyle yetinmeyip “arzuların ötesine “heveslenmek neredeyse genel bir kuraldır..
Yazar;Kıskançlık,aşk,ihanet temaları etrafında toplumsal dokuyu,kadın-erkek ilişkilerini o dönem geçerli ahlaki değerleri gerçekçi bir biçimde yansıtmıştır…
Suphi karakteri yüzünden kitabı duvardan duvara vurmak istedim..Nefse hakim olmamanın insanlara ne kadar zarar vereceğini gayet güzel bir şekilde bizlere gösterdiğin için sana sonsuz teşekkürler sunuyorum.
Ve Zehra;bu nasıl bir intikam hırsıdır?Kıskançlık ve intikam duygusunun nelere sebep olduğunu sayende görmüş olduk..
Severek okudum tavsiyemdir..
Zehra, zengin bir tüccarın kızıdır. Öksüz büyümüştür, kıskançtır. Babasının kâtibi Suphi'yle evlidir. Kocasını gözünden bile kıskanırken, bir de onun evdeki güzel cariye Hüsnücemal'i sevdiğini öğrenmesi, Zehra'yı çileden çıkarır. Cariyeyi evden kovar. Zehra'nın sinirli halinden yılmış olan Suphi karısını sevdiğihalde, Hüsnücemal'e aşık olduğunu iyice anlayarak boşanmayı göze alır, cariyesiyle evlenir. Yeşilköy'de bir eve taşınır, Zehra'yı yüzüstü bırakır. Hüsnücemal'den öç almak isteyen Zehra, Suphi'yi ondan soğutmak çaresi arar. Ürani adında çok güzel bir Rum yosmasını bir aracı kadın aracılığıyla Suphi'ye tanıştırır. Ürani, Suphi'yi işveyle, nazla kendine bağlar. Başka erkeklere bakıp kıskandırarak ilgisini sürdürmekle kalmaz, çılgına çevirir. Suphi artık ne Hüsnücemal'e ne de Zehra'nın babasından kalan ticarethaneye uğrar.
Hüsnücemal çocuğunu düşürür, intihar eder. Öte yandan Zehra Suphi'nin katibi Muhsin'le evlenmiş, ticarethanenin yönetimi ona geçmiştir. Suphi, git gide parasız kalır. Ürani onu küçümsemeye başlar. Sonra bir gün artık işe yaramaz bulup atar. Suphi beş parasız, bekâr kalınca sokaklara düşer. Gidip tulumbacı yazılır. Bir gün iyice sarhoş olup Ürani'yi yeni dostuyla birlikte öldürür. Mahkeme, delil yetersizliğinden Suphi'yi beraat ettirirse de, böyle bir serserinin, İstanbul'da kalmasını doğru bulmayarak Trablusgarp'a sürülür. Zehra'nın hala sevmekte olduğu Suphi'nin başına kıskançlık belasıyla açtığı dertlerden çok acı çeker. Suphi'nin kimsesiz kalan annesini sokakta ölmüş görünce, vicdan azabından yataklara düşer. Bir daha kendine gelemez ölür.