
Zamanın Farkında Kitap Tanıtımı
“Hayatı anlayamamak kadınları anlayamadığını söyleyen adamın sözü kadar perişan bir ifade gelir bana. Be nabekâr, kadını anlayıp da ne yapacaksın, yapacağın değişecek mi? Peki hayatı ne yapacaktım? Onu anlayayım diye psikanaliz mi öğrenecektim, Jung’ları, Laing’leri okuyup şizofreni yolculuklarına mı çıkacaktım, şeyhleri ayrı, doktorları ayrı mı etekleyecektim, kendimle ilgili hem de bu dünyama ait bir söz söyleyecekler diye kulak mı kabartacaktım? Söz doğru olsa zaten kaçardım, yalan olsa bayılır tekrarını duyayım diye yapışırdım da bunun neye faydası olurdu? Zavallı Reich gibi dolaplar yapıp içine mi girseydim, o pos bıyıklı filozof gibi coşkunluk seline mi kapılsaydım, ikinci benlik, birinci benlik öndeki, arkadaki, birincinin sesi, ikincinin ayak sesi diye huzursuzluk ve yetersizlikten tuhaf ama kibirli bir dünya mı inşa etseydim, kibrimin nedenini anlatacağım diye canım mı çıksaydı, birinin ruhu az öteye kıpırdayabilsin diye elli sene gırnata mı çalsaydım, zaten öbür dünyada göreceğim cini, mekiri, meleği göreceğim diye gece üçlerde kalkıp namaza mı dursaydım, avizeler sallanıyor, başım secdeden bir saatten evvel doğrulamıyor diye sonra kime anlatsaydım, arabayla on iki saatlik yolu kendimden geçerek iki saatte almış olsam bile varacağım yere on saat evvelden gelip de ne yapsaydım?”

Zamanın Farkında Kitaptan Alıntılar
1. ""Ben hep yaralı kediler gibi bir köşede kendi kendime iyileşmeyi bekledim.""
2. "herkes kendinden çok şey umar, herkes kendinin hayal kırıklığıdır."
3. "Herkes kendinin hayal kırıklığıdır."
4. "Herkes kendinden çok şey umar, herkes kendinin hayal kırıklığıdır."
5. "...ne kolay kendinle baş etmek yerine dünyayla ve ötekilerle baş etmeye çalışmak, ne oyalanma."
6. "Kendimle konuşmaktan yorgundum."
7. ""ne kolay kendinle baş etmek yerine dünyayla ve ötekilerle baş etmeye çalışmak, ne oyalanma.""
8. "Çok şaşarım şiir sevenlere, okuyup geçenlere, kitabı kapatıp yemek yiyenlere, o bakışla yaşayıp da ölmeyenlere. Şiir sevilmez ki, öyle duyulur, öyle bakılır, hastalanılır, zehirlenilir, ölünür. Şiir sonunda öldürür."
9. "Ben hep yaralı kediler gibi bir köşede kendi kendime iyileşmeyi bekledim."
10. ""Ben hep yaralı kediler gibi bir köşede kendi kendime iyileşmeyi bekledim.""
11. "Ne tuhaf, çocukken görünmez olmak isterdim, meğer zaten görünmezmişim."
12. "Cehalet denizi engindir, ama cahil de bir türlü boğulmaz."
13. "Yaşamaktan duyduğumuz ızdırap da sanki biraz yaşayamamaktan gibiydi."
14. "Ne yaşayacak , ne ölecek takatteyim , ne yapayım?"
15. "Herkes kendinin hayal kırıklığıdır..."

Zamanın Farkında Kitap İncelemeleri
Yine yeniden derin felsesi düşünceler ve içsel sorgulamalarla örülü bir metin. Özellikle zaman kavramını bireyin iç dünyasıyla, varoluşla ve değişimle ilişkisi üzerinden ele alıyor. Şule Gürbüz’ün saat tamirciliği yapmış olması da eserdeki zaman algısını daha özel bir yere taşıyor bence. Cümleleri uzun, devrik, düşüncenin akışına göre şekillenmiş, okuru zorlayabilecek kadar derin ve katmanlı.
Gürbüz zamanla ilişkimizi sadece saatlerle, takvimlerle ölçülen bir şey olarak değil, içsel bir yolculuk gibi ele alıyor. Kitap boyunca zaman; geçmişin yükü, geleceğin belirsizliği ve şimdiki anın tutarsızlığı üzerinden sorgulanıyor. Mekanik olanla ruhsal olanın çelişkisi çokça hissediliyor.
Şule Gürbüz’ün en etkileyici tarafı ise şu bence : Okurken, sanki kendi içinden geçenleri bir başkası dile getiriyormuş gibi hissediyorsun. İçsel muhasebeyi öyle bir dille anlatıyor ki, bir bakmışsın kendi geçmişine dönmüşsün, yıllar önce hissettiğin ama adını koyamadığın duygularla yüzleşiyorsun.
Onun yazdıkları “anlatılan hikâye”den çok “yaşanan düşünce” gibi. Sanki her cümle seni bir düşüncenin kenarına götürüyor, sonra orada bırakıyor: “Şimdi sen düşün bunu” der gibi. Ve işin güzel yanı, bunu didaktik olmadan yapıyor; öğretmeye kalkmadan düşündürüyor.
Seviyorum vesselam. Kendiyle yüzleşmekten çekinmeyenlere, sadece bu değil her bir eseri şiddetle tavsiye.