Zacharius Usta Kitap Bilgileri
Yazar: Jules Verne
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 23 dk.
Sayfa Sayısı: 49
Basım Tarihi: Eylül 2021
İlk Yayın Tarihi: 1854
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Orijinal Dil: Fransızca
ISBN: 9786052953204
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Zacharius Usta Kitap Tanıtımı
Zacharius Usta olağanüstü ince bir işçilikle ürettiği kusursuz saatlerle Cenevre şehrinin gururudur. Ünü İsviçre sınırlarını aşıp Fransa ve Almanya’ya kadar uzanmıştır. Saatçiliğin ilerleyen bilime ayak uydurmasıyla, Zacharius Usta da “saat maşası”nı icat eder. Bu icadının ardından kibir başını döndürür. Öyle ya, Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Ancak günün birinde imal edip sattığı bütün saatlerin ortada görünür bir sebep olmaksızın birden durmasıyla, öfkeli müşteriler evinin kapısını aşındırmaya başlar.
Bilimle manevi değerler arasındaki çatışma Jules Verne’in 1854 yılında yayımladığı bu fantastik öykünün ana temasıdır. Kibrine yenilip ölümsüzlüğün peşine düşen ve ruhunu kaybeden Zacharius Usta için çöküş kaçınılmazdır.
JULES VERNE (1828-1905): Nantes kentinde dünyaya gelen yazar, Paris’te hukuk öğrenimi gördü, ancak zamanla edebiyata yöneldi. Önce tiyatro yapıtları ve opera librettoları yazdı. 1863’te Le Magasin d’Education et de Récréation’da, Voyages extraordinaire (Olağanüstü Yolculuklar) adlı dizinin ilk yapıtı olarak yayımladığı Cinq semaines en ballon (1863; Balonla Beş Hafta) büyük ilgi gördü. Bunun üzerine fantastik serüvenler yazmaya devam etti. Voyage au centre de la Terre (1864; Dünyanın Merkezine Yolculuk), Vingt mille lieues sous les mers (1870; Deniz Altında Yirmi Bin Fersah) ve L’Île mystérieuse (1874; Esrarlı Ada) bunlardan bazılarıdır. Pek çok yapıtı arasında en çok ilgi çeken romanı Le Tour du monde en quatre-vingts jours (1873; Seksen Günde Dünya Gezisi ) bugüne dek popülaritesini korumuştur.
Romanları çok sayıda dile çevrilen ve sinemaya uyarlanan Verne, 1892’de Légion d’honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.
Zacharius Usta Kitaptan Alıntılar
1. ""Kibir, dedi keşiş misafirlerine, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti.""
2. "“Yaşadığımız bu kahrolası çağda, mutluluk dolu bir güne uyanacağımız ne malum?„"
3. "Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır, ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz."
4. "Havanın güzelleşeceği günleri bekleyin dostlarım! Yorgun bedenlerde yaşamın tekrar canlanmaya başladığı mevsimi! Güneşin çıkıp hepimizi ısıtması lazım!"
5. "Geçmişimi yık geç, bugünümü sil süpür, geleceğimi yok et, ben yine de karanlıkta yaşamayı beceririm!"
6. ""Hayatta en çok sevdiğin insanların bile seni anlamaması!""
7. ""İnsanoğlunun kaderi nasıl da muazzam bir belirsizliğe gömülmüştü!""
8. "'
Hayatta en sevdiğin insanların bile seni anlamaması..."
9. "Ruhumu istiyorum! Ruhum bana ait...!!!"
10. "Yeryüzünde her şeyin ömrü sınırlıdır, ilelebet var olacak bir şey insan elinden çıkamaz."
11. "Hayatta en çok sevdiğin insanların bile seni anlamaması!"
12. "“.. hayatta en çok sevdiğin insanların bile seni anlamaması!„"
13. ""İnsanoğlunun kaderi nasıl da muazzam bir belirsizliğe gömülmüştü.""
14. "“Hayatta en çok sevdiğin insanların bile seni anlamaması!”"
15. "~
❝
—Hayatta en çok sevdiğin insanların bile seni anlamaması!
❞
~"
Zacharius Usta Kitap İncelemeleri
“(Eskiden)Elbette ki, hayat yapılan işlerin niceliğiyle ölçülürse, daha az yaşanıyor, ama daha iyi bir hayat sürülüyordu. Şaheserleri hayranlıkla seyretmenin yarattığı soylu duygular ruhu zenginleştiriyor, sanat arkadan atlı kovalıyormuş gibi yapılmıyordu.”
Çok kısa bir öykü okudum.
hiç yan yollara sapmadan, net mesajını vermiş:Kibir insanı yok eder.
saat maşasını icat ederek, saatlerine ritim kazandırır ve artık saatler saniyesi saniyesine düzenli çalışmaktadır. Yüzyıllardır milim oynamayan saat teknolojisi, kendi icadı sayesinde devrim geçirmiş, kendisine büyük ün sağlamıştır. Ancak, bu ün kibrini ortaya çıkarmış; günün birinde bütün saatlerinin bir anda durması ile büyük bir inançsızlığın içine düşmüştür. Ne yapacaktır usta: Kendini mi gözden geçirecektir yoksa kibrine devam mı edecektir?
usta üzerinden
çağının/çağımızın temel bir sorununu anlatmış.
nın saatlerin durmaya başlamasının kendisinin ölümüne işaret ettiğini düşünmesi gibi, insanda kendisi olmadan dünyanın dönmeyeceğine inanıyor.
Aslında kısa olmasına rağmen, hepimizin bilerek veya bilmeyerek yaşadığımız bir çelişkiler anlatılmış. Bilim, eşya, maddiyat, ruh bunlar hayatımızın neresinde? Konu itibariyle öyle kolay kolay içinden çıkılacak gibi değil. Yazımın başında dediğim gibi kibir kötü bir şeydir ve insanı yok eder.
“Kibir, dedi keşiş misafirlerine, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti. İnsanoğlunun kaderinin tosladığı engeldir o. Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar.”
Aklımda hiç yokken sırf ders çalışmamak adına alıp okumaya başladığım bir kitap. Elime aldığım gibi de hemen biten bir kitap oldu ve bu sefer dersten kaçma gibi bir lüksüm kalmadı tabii.
Kitap baya sürükleyici ve güzeldi. Derse dönmemek için daha uzun olmasını isterdim:)
Her şey bir yana kitap hakkında öncelikle şunu demek istiyorum. Uygulamadan da bir kaç kitap incelemesine baktım çoğu kişi kitabın baş karakteri olan Zacharius Usta'nın kibrinin ona neler yaşattığın ve sonunun nereye gittiğini vs. yazmış. Zacharius Usta, çok başarılı bir saat ustası ve bu saatleri tamir ederken ve bir yandan da kendinden bir şeyler katarken bu başarısı ona her defasında bir kibir katmaktadır. Peki bizler de en ufak bir başarıda böbürlenip, kibirlenmiyor muyuz? Kibir hepimizin başını döndürür. Zacharius Usta'dan ders çıkarılacak çok mesaj var. Her kitabın bir yararı, vermek istediği bir mesajı vardır. Kibrin sonu, selâmet değildir. Bunu en iyi bu kitaptan anlayabiliriz sanırım.
Aslında yaptığı saatlerin kusursuzluğunu insan bedeni ve ruhu arasındaki muazzam uyumla da açıklamaya çalışır. Zacharius'a göre Tanrı sonsuzluğu yarattıysa, kendisi de zamanı yaratmıştır. Alıntı: "Tanrı'nın dengi olmaya kalkışan, sonsuza kadar lanetlenecektir!". Böylece çöküşün hikayesi ölümle bitmiş olur...
Jules Verne, kibri ve kibrin getirdiği kötü sonuçları güzel bir anlatımla ele almıştır.
- "Kibir, dedi keşiş misafirlerine, iyilik için yaratılmış bir meleği yok etti. İnsanoğlunun kaderinin tosladığı engeldir o. Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar... Dolayısıyla, babanız için dua etmekten başka çare yok!"
Öyküde Zacharius Usta kendi geliştirdiği zamanı şimdiye kadar en doğru ve uzun süre bozulmayan saatlerle ölçmeyi başarmış çağının en iyi saat ustalarındandır. Fakat yaşı ilerledikçe ve başarıları arttıkça gururu ve kibri artmaktadır. Zamanın kendisine bağlı olduğunu, ürettiği saatleri olmazsa zamanın da ilerlemeyeceğini, kendisini zamanın efendisi zannetmeye başlar. Bir gün saatleri bozulmaya başlar ve sebebini anlayamaz. Saatleri bozuldukça tüm saatleri bozulursa kendi hayatının da sona ereceğini düşünmeye başlar. Bir yandan iyice artarken bir yandan bozulan saatlerini tamir edememesi ve bunun sebebini anlayamaması dengesini iyice bozar. Kendini çok seven kızı ve yardımcılarını görmemeye, onlara acı vermeye başlar. Kibir sebebiyle sahip olduğu sevgiyi, güzellikleri görmeyip değerini bilemeyen Zacharius Usta sonunda kibri yüzünden iyice aklını kaybeder ve çalışan son saatinin de ellerinde parçalanmasıyla kötü bir şekilde ölür.
-
Kibri yüzünden kendini Tanrıya denk tutan biri. İstediğini elde edebilmek için ve özellikle kibrinden kendi kızını birine satan bir baba.(nişanlı olduğu halde.)
Herkesçe tanınan Zacharıus Usta saatler ile uğraşan biridir fakat bir süre bir şeyler ters gider. Müşteriler Zacharıus Usta dükkanına gelerek tepkilerini gösterirler. Burada aklıma Osmanlı Devleti zamanında olan bir durum geldi.
Osmanlı döneminde;
Bir ayakkabı kalitesiz yapılınca,
O ayakkabıyı yapan ustanın damına atılırmış.Bunu gören insanlar o ustanın ayakkabılarını almazmış.Papucu dama atılmak deyimi burdan gelmektedir.(mini bilgi efendim)
Zacharıus Usta Kiliseye gidince hiçbir duygu hissetmiyor ve yapılması gerekeni yapmıyor. Ben bu kısımda şunu düşündüm. Herkesin dini inancı kendinedir ve saygı duyarım haddime değildir yargılamak o yüzden genel bir şekilde ifade etmeye çalışacağım. Bir insan hangi inanca sahip olursa olsun dualar eder,gerekli görevleri yapar ve bunları yaparken de yaptıktan sonra da ruhen ve bedenen huzurlu ve mutlu hisseder. Peki ya Tanrı ya o insanı kabul etmezse ? Bir süre sonra insan kendi ruhunu bomboş hissedip herhangi bir duygusu ya ortaya çıkmazsa? Çok kötü bir durum diye düşünüyorum.
Peki bu durumda Tanrı Zacharıus Ustayı sonsuz merhameti ile bağışlayacak mı ? yoksa sonsuz ızdıraba layık mı görecek ?
"Bütün kötülüklerin anası olan kibre hiçbir mantıkla karşı konulamaz; çünkü kibirli insan, tabiatı gereği, o mantıklı sözlere kulak tıkar..."
Bir günde okuduğum, kısacık ama bana uzunca bir sene yetebilecek notlar çıkardığım bir kitap okudum bugün. Dili, anlatım tarzı, üslubu, edebî özellikleri bir yana vermek istediği mesajlarla ön plana çıkan; yazarın da her şeyden önce bu mesajı okurlarına ulaştırmak istediği gerçekten güzel bir kitaptı Zacharius Usta. Kibrin, kendini üstün görmenin ve bunu artık körmüşçesine sürdürmenin bedelini okuttu bize Jules Verne. Bilim adamı olmakla, bir şeyi yoktan var etmekle kendini Tanrı'ya eş değer duruma getirmiş ve bilimin kibrini yok etmeye yetmediği insanlardan sadece birini okuduk aslında. Zacharius Usta kibrine yenik düşerek, kendisi uğruna kızını harcayarak kendini bitirdi. Yaptığı saatlerle Cenevre'deki ününün hiç bitmeyeceğini, bitmemesi gerektiğini düşündü. "Ben ki," dedi. Yıllardır bu şehrin saatlerini yapan, zamanı ayarlayan, Tanrı'ya eş benzer olan bir insanım. Benim ölmem, zamanın ölmesidir." Zacharius Usta kibre yenik düşenlerdendi. Onun bu hazin sonunu okumak da biz okurlara ders verdi.
İnsanoğlu bir şey başardığında, ürettiğinde, elde ettiğinde, yoktan var ettiğinde maalesef ki bir kibre kapılıyor. Kendinle gurur duymakla kibre sürüklenmek arasındaki ince çizgiyi ayırt edebilmek oldukça önemli. Bu çizgiyi ayırt edebilmek umuduyla. Kibirsiz ve kitapla kalın. :)