Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Yonca Anzerlioğlu Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Yonca Anzerlioğlu En Beğenilen Sözleri



1. "Karadeniz'in kuzeyinden Balkanlar'a geçen diğer bir Türk boyu
da Kuman-Kıpçak'lardır. Doğu kaynaklarının Kıpçak, Rusların
Polovtsı, Bizanslıların Kuman, Macarların Kun, Almanların Fa/b,
Ermenilerin de Clıardeş' olarak isimlendirdikleri KumanKıpçaklar
10.yy'da Irtış nehri boylarında yaşayan Kimek ulusunu
oluşturan boylardandır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



2. ""Savaş şartları altında yaşanan tüm bu olayların bugün hala o günleri yaşayanların hafızalarında canlılığını koruduğunu ve insanların o günleri anlatırken yeniden yaşadıklarını, duygu­landıkları ve ağladıklarını da burada vurgulamak gerekmekte­dir. Anastasia Hacıteodoridou'nun üzerinde durduğu ve va­purda birçok insanının hastalandığı gerçeği diğer mübadil Ka­ramanlılar tarafından da vurgulanmıştır. Hatta vapurlarda ölen insanların denize atıldığı birçok mübadil tarafından da dile geti­rilmektedir. Örneğin, Niğde Sulucaovalı Melpomeni Haciliadou böyle bir olayı anlatırken: "Günde bi dene adam öldü. Mercan ... Mercanıdı adı ... öldü. Demiri bağladılar denizin içine attılar" demek­teydi.Vapurlarda yaşanan bu ve benzeri olay örnekleri bir tarafa bırakılacak olursa, zor bir deniz yolculuğunun ardından Yunanistan topraklarına ayak basan ve Türk Ortodoksların da dahil olduğu tüm mübadilleri yeni, ancak zorlu bir gelecek bek­lemekteydi. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye' de bıraktıkları mal­larına denk bir varlığa kavuşabilecekler miydi ve yıllardır yaşa­dıkları köyleri ve Müslüman komşuları gibi şimdi aralarında bulundukları dindaşları Yunanlılarla muhabbetli ve bir ev gibi bir arada yaşayabilecekler ve sahip oldukları kültürlerini yeni top­raklarında devam ettirebilecekler miydi? İşte bu soruların ce­vaplarını, birinci el kaynak olarak nitelendirilebilecek ve bizzat olayların içinde yaşamış mübadillerin kendi ifadelerinde bul­mak mümkündür"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



3. "12.yy.'ın son yarısına kadar İslam’ı bırakarak Hıristiyan olanlar hakkında Sinod tutanaklarında, vaftizle ilgili kilise kanunlarında bilgiler bulunduğu da Vryonis tarafından belirtilmektedir.
Dinden dönüş için düzenlenen törende İslamiyet’i bırakan kişi bunu resmen bıraktığını ve İslam'ın Allah'ını reddettiğini söylemek zorunda bırakılmıştır. Ancak, bu inkar Müslüman
Türklere oldukça ağır geldiğinden imparator Manuel okunan yemin metninde Allah için atfedilen olumsuz sıfatın kaldırılmasını sağladıysa da, Kutsal Sinod buna şiddetle karşı
çıkmış ve imparatorun ölümünü takiben de bu düzenleme kaldırılarak ilk şekliyle uygulanmaya devam edilmiştir.Vaftiz, üst düzeyde görevler ve hediyelerden sonra Bizans
toplumuna kabul edilen Türklerden genç olanları belli bir eğitime tabi tutulmuşlardır. Bizans kültürüne tam anlamıyla dahil edilebilmeleri için 1. Aleksios döneminde kurulan bir okulda
eğitim alan Rus, Latin, Peçenek, Kuman ve Selçuk Türkü birer Romalı (Bizanslı) olarak yetişmekteydiler. Ancak, her ne kadar birer Romalı gibi yetiştirildikleri söylense de, sonuçta Bizans idari birimlerince Türk, Peçenek, Kuman ve Uz oldukları hiçbir zaman unutulmamıştır. Aleksios Aksukhos'un tahta varis olabileceği bir konumda bulunmasına rağmen bir Türk olduğunun vurgulanması ve sonuçta bir manastıra kapatılması sanırız buna
en açık delildir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



4. "Yukarıda Bizans ordusunda görev yapmış olan ve Türkopol olarak adlandırılan birçok Selçuk Türk'ü hakkında bilgi verilmiştir. Bundan sonra kısa bir şekilde bu insanların Bizans hizmetine giriş aşamasında nasıl bir uygulamaya tabi olduklarına
kısaca değinilecektir. Her şeyden önce Bizans İmparatorluğu'nun uzun yıllar boyunca
Hıristiyanlığı esas alan siyaseti gereği Bizans hizmetine giren ve bir Hıristiyan bayanla evlenmek isteyen kişilerin öncelikle vaftiz olup bu dini benimsediğini göstermek zorundaydılar. Bu durum da bahsedilen binlerce Uz, Kuman, Peçenek ve Selçuklu Türk'ünün Bizans hizmetine girmenin ilk aşaması olarak bu dini benimseyip vaftiz olmuş olmaları konusunda ortada bir şüphe bırakmamaktadır. Ancak, bu din değiştirmenin ölçüsü, ya da ne dereceye kadar benimsendiği tam olarak açık değildir. Hizmete giriş aşamasında askeri veya idari görevler, hediyeler ve ödüller alan Türklerin, Müslümanlığı bırakarak vaftiz
olmayı kabul etmeleri de oldukça ilginçtir. Ayrıca birçoğunun Hıristiyanlık dinini kalben benimseyip Aya Sofya idaresinde görev alan Tzignoglou ve manastır kuran Kutlumuş ile hayatının son yıllarında manastırda bir keşiş olarak yaşamış olan Aleksios Aksukhos gibi kişilerin varlığı da dikkat çekicidir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



5. "Yine Karamanlılar için vatan Anadolu’dur ve kitaplarda sürekli “vatanımız Anadolu” tâbiri geçmektedir. Yunanistan onlar için vatan değildir ve Yunan adı da hiçbir şekilde bahsedilmeyen bir kimliktir. Zaten kendileri Yunan değil Rum’dur ve kendilerine Rum derken Anadolu kelimesi de özenle belirtilen bir nokta olmuştur. Yani onlar Anadolu Rumu’dur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



6. "Müslümanların kiliseyi ziyareti ile ilgili ilginç bir bilgiyi de yine Sulucaovalı
Melpomeni Haciliadou aktarmaktadır: "Türkler evimize gelirlerdi,
biz onlara giderdik. Sonradan bozuldu ortalık ... Bayramda gelirlerdi
ya. Bazısı bişti yapardı bizim Triskiyamıza(?) bi dene de garı vardı
ihtiyar garı gözleri ağrıyordu " şeklinde devam ederek bu kadının
köydeki papaz tarafından iyileştirildiğini vurgulamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



7. "Osmanlı İmparatorluğu, bünyesinde farklı din ve milletten insanları barındırmış bir imparatorluk olmuştur. Bugünkü millet kavramının içeriğinden tamamen farklı bir içeriğe sahip olan ve sadece din esasına göre, İslam hukukundaki zımmet kurumuna bağlı olarak oluşturulan Millet sistemi sayesinde Ermeni, Rum ve Yahudi gibi gayri Müslim topluluklar temel kültürel ve dini özelliklerini kaybetmeden yaşama imkanı bulabilmişlerdir.
Osmanlı Devleti'nin gerek kuruluş aşamasında gerekse sonraki dönemlerinde ele geçirilen yerlerdeki Hıristiyan nüfusa yönelik din değiştirme konusunda herhangi bir zorlamanın
olmadığı, eski Bizans ve yeni Osmanlı tebası Hıristiyan halktan kendi istekleriyle Müslümanlığa geçenlerin varolması yanında, kendi inancının gereklerini yerine getirebilen farklı dinlerden insanların olduğu bilinen bir gerçektir. Bu konuda Osmanlı İmparatorluğu'nun
son gününe kadar yaşamlarını devam ettiren gayri Müslim nüfusun varlığı dahi tek başına bir delil olarak gösterilebilir. Yukarıda sözü geçen millet sistemi dahilinde kendi varlıklarını
sürdürebilen Ortodokslar, heterojen bir yapıya sahip olup, Anadolu' daki Ortodoks nüfus dışında Balkanlar' da yaşamakta olan Gagauz Türkleri, Sırp, Bulgar, Romen, Arnavut ve ayrıca Araplar olmak üzere farklı birçok Ortodoks nüfusu bünyesinde barındırmaktaydı.
Ancak, Ortodoks milleti içerisinde gerek günlük yaşamda, gerekse ibadet dili olarak Yunanca yerine Türkçeyi kullanan, genelde öz Türkçe isimler taşıyan ve Rumlardan farklı bir isimle anılan bu Ortodoks topluluğun kimler olduğu konusuna geçmeden önce Ortodoks kilisesinin İstanbul'un fethiyle nasıl yeniden şekillendirildiğine değinmek gerekmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



8. "Papa Eftim'in yukarıda değinildiği gibi yakın çevresinden de olmak üzere zamanla cemaatten koparak Fener Patrikhanesi safına geçenler olmuştur. Bu durum da ister istemez cemaat sayısında bir azalmayı gündeme getirmiştir. Cemaat sayısının azalması benzer şekilde II. Patrik Turgut Erenerol döneminde de devam etmiştir. II. Patrik Turgut Erenerol'un 8 Mayıs 1991'de vefat etmesi sonrası yine aile bireylerinden Papa Eftim'in ikinci oğlu Selçuk Erenerol III. Türk Ortodoks Patriği olarak Patrikha­nenin başına geçmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



9. "Maniakes'in Urfa'yı ele geçirmesi ile ilgili olarak
Muralt, şehrin Urfa Emiri Nasr Eddaullah Mervan safında yer
alan Türk Süleyman ismindeki bir kişinin Araplara ihanet etmesi
sonucu Maniakes' in Urfa' da birçok yeri ele geçirdiğini
belirtmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



10. "Ancak, 13. yy. sonuna rastlayan bu dönemde Hanbalık'ın ilk
Katolik başpiskoposu olan John'a karşı Nasturller sert bir tepki
göstermişlerdir. Aslında diğer inançlara karşı belli bir hoşgörüye
sahip olan Nastur'iler, bu hoşgörülerini ancak belli bir seviyeye
kadar gösterebilmişler, farklı inançların tehlike yarattığını
anladıkları anda bu hoş görüye son vermişlerdir. Nitekim, Rubrucklu Fransisken William' dan yüzyıl sonra iki Fransisken
misyoner Nasturllerce öldürülmüştür. Bu da Orta Asya'da hüküm
sürmeye çalışan farklı Hıristiyan gruplar arasındaki iletişimi
sona erdirmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



11. "Yakın tarihlere kadar Anadolu' da ve Suriye' de birçok Peçenek
adını taşıyan köyün bulunduğu bilinmektedir 1927 yılında
Dahiliye Vekaleti tarafından hazırlanan Köylerimizin Adları isimli
eserde Ankara'ya bağlı bulunan Becenek, Bala Bccenek, Zir
Beccnek, Peçenek isimlerinde köyler bulunmaktadır. Şebinkarahisar'
da da Peçene isminde bir köy mevcuttur"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



12. "Arkasından gelen halefi Baycu
Noyan da Papa ile temaslar kurabilen ancak, Türkiye ve Halep
topraklarına batılıların ayak basmasına izin vermeyen bir kişidir.
Baycu Noyan'ın halefi ise İlçigiday Noyan adında Nayman
uruğundan bir Nasturidir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



13. "Bilindiği gibi bu konuda yaşanan problemler de ancak, 10 Haziran 1930 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşmasıyla çö­zümlenmiştir. 10 Kasım 1923 tarihinden itibaren Türkiye ile Yunanistan topraklarında yaşamakta olan Ortodoks ve Müslüman halkın kendi dindaşlarının yaşadığı ülkeye transferi başladığı günlerde Anadolu' da ve İstanbul' da yaşayan Ortodoks nüfusun durumunun ne olduğu mübadele ile ilgili ne düşündükleri ko­nusu oldukça önemlidir. Son dönemlerde mübadeleye yönelik ilginin arttığı ve bu bağlamda da çalışmaların yapıldığını bura­da belirtmek gerekir. Ancak, yine de konu ile ilgili daha fazla detaylı çalışmalara ihtiyaç olduğu da bir gerçektir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



14. "Anadolu ve Balkanlar'da Kuman isk§nıyla ilgili olduğu düşünülen
birkaç ilginç bilgiye daha burada yer vermek istiyoruz.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv belgelerinde Sürmene
1583 tarihli defterde Karye-i Zavlı diğer adı Lepadnu ... . meşhur
Kızıl Elma diye geçen yerleşim biriminde 4 hane Lazo, biri mücerret
9 hane Kuman varolduğu belirtilirken, Nikola Kumanidi ve iki oğlundan oluşan müsellimlere ait vergiler de bir mahsul
olarak ayrı kaydedilmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



15. "6. yy.'da, Hazar denizi kıyılarında yaşayan ve Nasturi: Patrikliğinin
çabalarıyla 549 yılında sayıları oldukça fazla miktarlara
ulaşan Ak Hunlar Hıristiyanlığı kabul etmiş ve İncil Hun
diline tercüme edilmiştir. Yine, 550 yılında imparator
Justinian'in elçisi olarak Türklerin ülkesine giden Probus, Türklerin
Hıristiyanlığına şahit olduğu ve geri dönüşünde Türkler
arasında yaşayan rahiplere başarılarından dolayı bir kilisenin
ihtiyaç duyabileceği her şeyi gönderdiğine dair bir bilgi de bulunmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



16. "Yine Gyula Moravcsik'in Byzantino Turcica adlı
eserinde de Karamanos isimli bir Peçenek başbuğunun isminden
bahsedilmektedir.18"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



17. "Sonuçta, Kılıç Arslan'ın barış teklifini kabul eden Manuel,
İstanbul' a geri dönerken yapılan anlaşma gereği Frigya bölgesindeki Dorylaion (Şarhöyük-Eskişehir) ve Sublaion (Gümüşsu) kalelerinin de yıkılmasını kabul etmek zorunda kalmıştır. Böylece Bizans bir kez daha Selçuklular tarafından ağır bir yenilgiye uğratılmıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



18. "İmparator Aleksios Komıienos (1081-1118) devrinde 9 yaşında
esir alınan ve Komnenos sarayında eğitim görüp yetişen ve İmparator
II. Ioannes Komnenos'un 1 1 1 8' de tahta çıkışından itibaren,
İmparator I. Manuel Komnenos döneminin de ilk yedi yılını
içine alan ve 32 yıl süreyle Megas Domestikos unvanıyla, yani
Do,􀅷ıı ve Batı Bizans
·
Orduları Başkııınandanlığı'nı elinde tutan
Aksukhos bir Selçuklu Türk'üdür 12-13.yy. ünlü Bizans tarihçilerinden Niketas Khoniates de
Aksukhos ve ailesi hakkında bilgi vermektedir. Khoniates
Aksukhos' dan şöyle bahsetmektedir: "Aleksios Coınnenos 'un ölümüyle tahta çıkan (1 1 1 8) lonnes 'in
lıizınetinde yer alan ve imparatorun en büyiik teveccühüne sahip
bir kişi olan İonnes Aksukhos bir Türktü"."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



19. "Marco Polo haricinde bölgeyi ziyaret edenler arasında yer
alan Rubrucklu Fransisken William, Batu'nun oğlu Sartak'ın
Hıristiyanlığı benimsediği haberi üzerine Sartak'ın egemenliğindeki
yerlerde çalışmaya karar vermiş ve 31 Temmuz 1253
tarihinde Fransa kralı IX. Louis'nin mektubuyla birlikte
Sartak'ın ikametgahına gitmiştir. Sartak'ın Hıristiyanlığı benimseyip
benimsemediği konusunda kesin bir açıklık olmamakla
birlikte onun bu inanca mensup olduğunu savunanlar yanında,
bu konuda kesin bir açıklık olmadığını ileri sürenler bulunmaktadır.
Sartak, Rubruck'u babası Batu'ya, Batu'da büyük
Han'a göndermiştir. Rubruck 27 Aralık 1253'de Karakurum'a
vardığı tarihten itibaren Latin Hıristiyanlığı için rahiplik yapmış
ve Nastur'iler ve diğer dini gruplarla temaslarda bulunmuştur.
Ancak, han Rubruk'un uzun bir süre kalmasına izin vermemiş
ve Rubruck geri dönmek zorunda kalmıştır. Montecorvinolu
Fransisken John da bölgeyi ziyaret eden misyonerlerden birisidir
ve onun etkisiyle Ongut lideri Katolikliğe eğilim göstermiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



20. "Yunanistan'ın mübadele döneminde içinde bulunduğu du­rumu bu şekilde özetledikten sonra tekrar geriye dönerek, ba­ğımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin temellerinin atıldığı Anadolu'nun iç bölgelerinden ayrılarak Yunanistan'a gitmek zorunda kalan Karamanlıların durumunu ele alıp inceleyebili­riz. Yunanistan'da 2000 yılı Ekim-Kasım ayları içerisinde Ana­dolu'nun iç bölgelerinden Yunanistan'a gönderilerek zamanla Yenice (Yanitsa), Kavala, Selanik, Farsala, Karditsa, Larissa şe­hirleri ve Eğriboz adasına yerleşen Karamanlılar ile yapılan görüşmelerden Yunanistan'a ayak bastıktan sonra yaşananlar hakkında çeşitli bilgiler elde edilmiştir. Karamanlıların Yunan toplumundaki yerinin tespiti için öncelikle bu konuda, yani mübadele günlerinden itibaren bu insanların nasıl bir süreçten geçtiği üzerinde durulması gerekmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



21. "Moravcsik burada Hun olarak belirtilen
delegasyonun aslında Bulgar delegasyonu olduğunu vurgulamakta
ve Bizans ve diğer bazı kaynakların bazı yerlerinde
Hunlar denildiğinde Bulgarların anlaşıldığının altını çizmekte
ve burada bahsedilen ve vaftiz olan Bulgar beyinin Bulgar Prensi
Kuvrat'ın amcasından başka bir kimse olmadığını vurgulamaktadır.
Diğer taraftan, Kuvrat'ın kendisinin de gençlik yıllarını
İstanbul' da geçirmiş ve vaftiz edilmiş olduğu bilinmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



22. "Kitromilides ayrıca yukarıda da değinildiği gibi,
yoğun Müslüman nüfus arasındaki bu Hırıstiyan zamanla baskıyla
ve sosyal yaşamlarını devam ettirebilmek için Türkçeye
yönel diklerinden bahsetmektedir. Şüphesiz · ki bu görüş tartışılabilir.
Ama yukarıda verilen örneklerde de görüldüğü üzere
anılan yörede Müslüman nüfus bir baskı unsuru ise bu unsurun
Niğde'nin Ovacık köyü için de geçerli olması gerekirdi. Ancak,
karışık bir yapı sergileyen köyde yaşayan İokonomidis'in ailesi
dedesi dışında evlerinde Türkçe konuşma gereği hissetmemişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



23. "Selçuklu Sultanlığı'nın İlhanlı idaresi altına girdiği dönemden
başlamak üzere adından sıkça bahsedilen Karamanoğulları,
Osmanlı devleti için de başedilmesi gereken bir güç
olarak varlığını 15.yy.'ın sonuna kadar devam ettirmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



24. "Yüzyıllarca hakimiyeti altına aldığı farklı toplulukların dinlerini
değiştirmeye yönelik misyon faaliyetleri Rus İmparatorluk
siyasetinin en önemli araçlarından ve hükümet politikalarının
ayrılmaz parçalarından birisi olmuştur. İşte bu politikaları dahilinde
birçok Türk topluluğu da Rus misyonerliğinin etkisi ile,
kendi inaçlarını tam olarak terk etmeseler de, Hıristiyanlığı kabul
etmek durumunda kalmışlardır...."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



25. "Papa Eftim' den sonra Turgut Erenerol'u takiben III. Eftim sıfatıyla patrik olan Selçuk Erenerol 19 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Patriğin ani ölümü başta ailesi olmak üzere, Türk Ortodoks Patrikhanesi yetkilileri ve patrikhanenin yanında yer alarak bu kuruluşun hayatta kalması için destek olmaya çalışan bütün Türkleri oldukça üzmüştür. III. Patrik Selçuk Erenerol'un ölümünden iki yıl önce gerçekleştirilen mü­lakat esnasında kendisinden sonra bu görevi kimin yürüteceği sorusuna cevap olarak yeğeninin patrik olabileceği üzerinde durması bu yönde bir beklentiye yol açmışsa da, sonuçta oğlu Paşa Erenerol IV. Eftim sıfatıyla bağımsız Türk Ortodoks Pat­rikhanesi Patriği seçilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



26. "İşte bundan sonraki dönemde yaşanan gelişmelerde Yunanistan'ın temel politikasını Venizelos'un hayal ettiği ve Anadolu'nun
büyük bir kısmını içine alan sınırlara ulaşmak oluşturmuştur.
Bunun için de en büyük destek ve yardımı bağımsız
Yunanistan'ın kurulmasında önemli rol oynamış olan devletlerden,
özellikle de Venizelos'un büyük yakınlık duyduğu İngiltere'
den görecektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



27. "Eustathius, Selanik için: "Yeni Türkiye veya Türklerin Avrupa'daki toprağı " olarak anılabileceğini belirtmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



28. "Diofizitliği savunan İstanbul
ile Monofizitliği' savunan doğu kiliseleri imparatorluk tarihinde
her zaman büyük bir problem olarak kalmışlardır. İmparator
Zeno'nun iki görüş arasında uzlaşma için yayınladığı
Henoticon adı verilen Hz. İsa'nın ne tek ne de iki şahsiyet olduğu
yönündeki bildiri de bir sonuç getirmemiş, üstelik Papa,
Henoticon'u reddederek İstanbul Patrikliğini aforoz etmiştir.31
Bu da Roma-İstanbul ayrılığının baş!ımgıcı olmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



29. "Diğer taraftan: "Yattım sağıma döndüm soluma şahit olsun melekler
dinime imanıma eşhedüenlailalieillallahi ve eşhediiennamıılıammedenabdulıııveresıılıılııı
" şeklinde Müslümanlar tarafından da
edildiği bilinen bu tür bir duanın benzerliği de yine ilgi çeken
noktalardan birisidir. Dolayısıyla, köyün halkı Rumca konuşuyorsa
Evyenidou'nun annesi gece yatarken neden Türkçe dua
etme gereği hissetmekteydi? Bu tercihi onun Rumca konuşan bir
aileye gelin giden ana dili Türkçe olan bir kişi olmasına mı dayanmaktaydı?
Ya da köyde Rumca konuşulmasının sebebi bu
köyde yaşayan insanların Rum kökenli olmasından mı kaynaklanmaktaydı
yoksa aşağıda daha detaylı bir şekilde incelenecek
olan Sinasos gibi Anadolu içlerine Rum kültürünün nüfuz ettirilmesi
ve Türkçe konuşan Ortodoksların aslında Yunan olup yeniden
Helenleştirilebilmeleri açisından kurulan Rum okullarının
merkezi konumundaki böyle bir yere yakın olmanın verdiği etki
ile mi Rumca konuşulmaktaydı? Bu sorulara tam olarak cevap verebilmek zor ise de, benzer bir durumun daha tespit edildiği bir
başka örnekten bahsedilmesi konuya biraz açıklık getirebilecek
niteliktedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



30. "Ayrıca Hicretin 4. asrında Orhun nehri ve Baykal
gölü civarında yaşayan 200.000 kadar Kerayitin de hükümdarları
ile birlikte Hıristiyanlığı kabul ettiğini dönemin Merv
Metropolidi Abdisho Bağdat Patriği Yohannes' e bildirmiştir.
Yukarıdaki bilgilere paralel verileri Rene Grousset'nin The
Empire of tlıe Steppes adlı eserinde bulmak mümkündür.
Grousset, Kerayitlerin 1000 yılında Hıristiyanlığı kabul ettiğini
ve Kerayit hanının Merv Metropolidine tüm halkıyla vaftiz
edilmek istediğini ve Metropolitin de Patriğe han ile birlikte
200.000 kişinin vaftiz edildiğini bildirmiş olduğunu belirtmektedir.
Kerayitlerin 12.yy.'a kadar bu inanca bağlı kaldıkları
Kerayit han ailesinin isimlerinin Hıristiyan isimleri olmasından
anlaşılmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



31. "Müslüman komşusuyla aynı dili konuşması dışında her ne
kadar inanç yönünden farklı olsalar da, onları birbirlerine yakın
kılan başka özellikler de var mıydı? Karamanlı Ortodoksların
sosyo kültürel yapılarına yönelik mevcut bazı genellemelerin
yapıldığı kaynaklar hariç, detaylı bilgi elde edilebilecek yazılı
kaynak bulunmamaktadır. Cami Baykurt Osmanlı Üllkesinde
Hıristiyan Türkler başlıklı eserinde, dil olarak tamamen Türk
olan bu Ortodoks cemaatin aile, yaşayış, geçim ve adetlerinin
her yönüyle Müslüman Türklere benzediğini ve aile yapısı olarak
Patriarkal bir yapıya sahip olduklarını belirtirken, Alaşehirli
bir Ortodoks' dan edindiği bilgileri şu şekilde aktarmaktadır:
"Kendisinin Türklerle bir ırktan olduğunu kabul ediyordu. Bu zat
kendi aralarında at beslemek ve yetiştirmek ve iki üç asır evvel Müslüman
Türkler arasında olduğu gibi at ve cirit oyunları oynamak makbul
olduğunu söylüyordu. Hatta babası tarafından kendisine bile öğretilmiş
olan cirit oyunu usullerini bana anlatmıştı ". Baykurt'un
aktarmış olduğu ve Alaşehir'li bu Türkçe konuşan Ortodoks'un
kendi aralarında oynadıkları cirit oyununa Orta Anadolu'daki
Karamanlılarda da rastlamak mümkündür. Her şeyden önce
Baykurt'un üzerinde durduğu cirit oyunu ve güreş gibi Türklerin
ata sporu saydığı sporlar Karamanlılar arasında gerçekleştirilen
yaygın spor türleridir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



32. "Yüzyıllar boyu Osmanlı idaresi altında, Ortodoks kimliği ile
gerek dini gerekse sosyal yaşantılarını özgürce yerine getirebilen
Rumlar, 18. yy.'ın sonundan itibaren başta Rusya olmak
üzere yabancı devletlerin müdahaleleri sonucu elde ettikleri
ekonomik gücün yanı sıra, batı ile kurulan temaslar sonucunda
Avrupa'da yaşanan siyasi ve sosyal gelişmelerle ortaya çıkan
milliyetçilik ve bağımsızlık gibi yeni fikirlerle de tanışmışlardır.
Yaşanan tüm bu gelişmelerin sonucunda ise, yine doğrudan dış
müdahalelerin etkisiyle Osmanlı'dan ayrılarak milli bir kimlik
ile oluşturulan ilk toprak parçası olma özelliğiyle bağımsız bir
Yunanistan devleti ortaya çıkmıştır. Yunanistan devleti kurulduktan
sonra topraklarını sürekli olarak Osmanlı devleti aleyhinde
kuzeye doğru genişletmeye çalışmıştır. Bu gaye çerçevesinde
1912 yılında Makedonya ve B alkanlar'da yaşanan bunalımları
takiben ortaya çıkan Balkan savaşlarının (1912-1913)
sonunda ilhak edilen Girit Adası dahil olmak üzere, güney Epir,
Selanik dahil Makedonya'nın önemli bir bölümü ve bazı Ege
Adaları Yunanistan'ın eline geçmiştir. Böylece, 65.000 km2 olan
Yunanistan yüz ölçümü 11 8.000 km2'ye, nüfusu da 2.666.000'den
4.363.000'e çıkmıştır. Ancak, Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu'ndan
biraz daha toprak koparmayı başarmışsa da, bu iktidarda
bulunan Venizelos'un hayalindeki Yunanistan için yeterli
değildir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



33. "Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Meselesi Lozan sonrası iki ülke ilişkilerini etkileyen sorunlardan birisini oluşturan Patrikhanenin yüzyıllar boyunca Osmanlı idaresinden gördüğü hoşgörü ve sahip olduğu haklar sayesinde varlığını koruyabildiği ancak, 19.yy. sonrasında Osmanlı idaresine karşı düşmanca tavırlar sergilemeye başlayarak siyasi faaliyetlerde bulunduğu ve bunu takiben Milli Mücadele döneminde de ta­kındığı bu tavır ve siyasi faaliyetlerine devam ederek Yunanis­tan ile işbirliği içinde yerli Rumların örgütlenmesinde merkezi bir konuma sahip olduğu bilinen gerçeklerdir. İşte bu gerçekler karşısında yıllardır birçok entrikanın merkezi olmuş olan Pat­rikhanenin Türkiye sınırları dışına çıkarılması gerektiği fikri Türk delegesi Rıza Nur'un yapmış olduğu yazılı bir bildirimde dile getirilmiştir. Dr. Rıza Nur bu bildirimde; Osmanlı devleti zamanında azınlıklara tanınan ayrıcalıkların artık geçerliliğini kaybetmiş olduğuna dikkat çekerek, artık azınlıkların hayır, eğitim ve yardım kurumlarıyla devlet arasındaki ilişkilerin doğ­rudan yürütüleceğini, dini kurumların başında bulunan kişilerin sadece dini işlerle uğraşmalarının gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, her zaman siyasi bir organ olmuş olan Patrikliğin her türlü siyasal ayrıcalığının ve kendine bağlı kurumların ortadan kalkmasıyla varlık nedenini yitirdiğinıi dikkat çekmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



34. "İbadetlerin tamamen Türkçe olarak yapılması yönünde atılan bu adımları yine Papa Eftim'in halkı bilgilendirmeye yönelik düzenlediği toplantılar izlemiştir. Panaiya kilisesinde Papa Eftim'in Ocak"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



35. "Ancak, 1943 yılına gelindiğinde Romanya'dan gelip Türk vatandaşlığına geçenlerin nüfus cüzdanlarındaki mezhep hane­sine çok az sayıda kalmış olsalar bile Türk-Ortodoks kaydının konulması kabul edilmiştir. Fener Rum Patrikhanesi'ne karşı varolma mücadelesi veren Türk Ortodoks Patrikhanesi, 1968 yılında 14 Mart'ta Papa Eftim'in hayatını kaybetmesinden sonra da çeşitli zorluklarla mücadele etmeye devam etmiştir. Bu bağlamda Papa Eftim'in ölümünden sonra, yukarıda bahsedilen önlemler doğrultusunda aile bireylerinden oğlu Turgut Erenerol babasının yerine Türk Ortodoks Patrikhanesi Patriği olarak göreve başlamıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



36. "Dünyaca ünlü Marco Polo'nun hanın topraklarını gezerken
elde etttiği izlenimlerine bakıldığında Küçük Çöl sınırında yer
alan Chingintala bölgesinde Müslüman, Hıristiyan ve Putperestlerin
bir arada yaşadığı, Hıristiyan olan Türklerin de Nastur!liği
benimsediği görülmektedir. Bunun dışında Polo, yukarıda değinilen
metropolitlik merkezlerinden Tangut'ta Su-Chau ve
Kan-chau şehirlerinde yaşayan nüfusun Müslüman, putperest
ve Hıristiyanlardan oluştuğundan ve Kalaçan'da üç Nasturi
kilisesi bulunduğundan bahsetmektedir. Doğuya doğru
Kathay'a ilerlerken benzer nüfus yapılarının yaşadığı birçok
yerleşim yeri hakkında da izlenimlerini aktaran Polo, Pekin' den
Amoy'a doğru gerçekleştirdiği yolculuğu sırasında Hwai nganchau
ve Paoying şehirlerinde yaşayan, ticaretle uğraşıp
Nasturlliği benimseyen Türklere rastlamış, yine Manzi viyaletinin de putperestler yanında belli bir Nastur'i nüfusa sahip
olduğunu açıkça belirtmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



37. "Diğer taraftan Hülagü han öldüğü zaman, eşi Dokuz
Hatun Hıristiyan papazlara bir ayin düzenlettirmiştir. Ayrıca,
Dokuz Hatun'un 1265 yılında Nasturl katolikosu Mar
Denha'nın görevinin tasdik edilmesinde büyük etkisi olduğu da
ileri sürülmektedir. İlhanlı Hanları arasında Hıristiyan eşe sahip
olanlardan birisi de Abaka Han'dır. Han'ın Meryem ismindeki
Rum Ortodoks eşi VIII. Michael'in gayrimeşru kızıdır. Zeki
Velidi Togan'a göre Abaka Han da tıpkı kendinden önceki hanlar
ve babası gibi Hıristiyan, Budist ve diğer tüm ruhanileri himaye
etme politikasını takip eden bir Han olmuştur.
Ayrıca
onun döneminde Nasturl kilisesi için tarihi bir olay olarak anılacak
önemli bir gelişme daha yaşanmıştır. Hanbalık ve Horasan
bölgesine bağlı Kavşang' dan olan Rabban Sauma ve Marcus isimli
iki Uygur keşiş Kubilay Han'ın izniyle hac ziyareti için Kudüs'e
gitmek üzere yola çıkmışlar ve yolcukları süresince büyük bir
ticaret merkezi olan Erbil, Sinjar, Ceziret'ül-Ömer (Cizre) ve
Mardin' deki manastırları ziyaret etmişler, ancak Kudüs' e gerçekleştirmek
istedikleri yolculuğu tamamlayamamış ve Musul'
da iki yıl kalmışlardır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



38. "III. Patrik Selçuk Erenerol dönemindeki cemaat sayısı aile bireyleri ile sınırlı kalacak derecede azalmıştır. Bugün Merkez Panaiya Kilisesi dışında aynı bölgede bulunan Aya Nikola, ve Aya Yani kiliseleri cemaat olmadığından dolayı kapalı bulun­maktadır. Patrik Selçuk Erenerol kendisinden sonra patrik olabi­lecek kişi için oğlundan ziyade yeğeni Ümit Bey'in adını ver­mekteydi. III. Patrik Selçuk Erenerol ile 2 Aralık 2000 tarihinde yapılan görüşme ve gözlemlerimize bakılırsa, Atatürk sonrası dönemde Türk Ortodoks Kilisesine hükümetin ilgisinin son derece azalmış olduğu görülür. Daha açık bir ifadeyle, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin her ne kadar cemaatsiz olarak bugün Fener Patrikhanesi karşısında varlığını korumaya çalışsa da, bugüne kadar hükümetlerden gerekli desteği alamadığı anla­şılmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



39. "91 yaşındaki Omiros Köroğanoğlu köyde Türkçeden başka bir dil konuşulmadığını ifade ederken şöyle demektedir: "Rumca bilmeğik . . . şu yoldan ötesi Türk mehlesi, bu yanı da bizim idi. " Köroğlanoğlu'nun hala Rumcayı pek iyi bilmediği de şu sözlerinden açık bir şekilde anlaşılmaktadır: "Ben bunların
dilinden çokça bilmem. .Çoğunu anlamam biliyon mu . . . "."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



40. "Buraya kadar Ortodoks Türklerin mübadeleye tabi tutulma­ları ve mübadele süreci hakkında bilgiler verilmeye çalışılmışhr. Mübadele süreci sonrasında Ortodoks Türklerin Yunanis­tan' daki durumları ele alınıp incelenmeden önce mübadeleyi takiben Türk Ortodoks Patrikhanesi ile ilgili yaşanan gelişmele­re değinmek gerekmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



41. "Bir başka örnekte de: Ankara, Sivas, Erzurum ve Diyarbakır'a varıncaya
kadar tüm kadılara hitaben gönderilen bir hükümde Milgün ve Balı isimlerindeki zımmılerin nerede bulunurlarsa
hemen yakalanıp İstanbul'a gönderilmesi istenmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



42. "İskan sürecinin, ya da mübadillerin ülkeye yerleşmelerinin 1950'li yıllara kadar sürmesi gerçeği karşısında Yunan toplu­munda dikkate değer bir tepki oluşmuştur. Aslında toplumdaki bu tepki savaş yılları boyunca süren ve hatta göç dalgasının başladığı ilk anlardan itibaren ortaya çıkmış bir olgudur. Dola­yısıyla, denilebilir ki Yunan toplumu yaşadıkları yerleri terk ederek Yunanistan'a gelen tüm göçmenleri ve bu arada müba­dilleri kabullenme konusunda büyük bir sorun yaşamıştır. Daha açık bir ifadeyle, bu insanlar Yunan toplumu için her zaman yabancı bir topluluk olarak kalmış ve mübadillerin Yunanlılığı sorgulanır bir şey olmuştur. Kendisini saf Yunan olarak adlan­dıran yerli halk karşısında mübadil nüfusta ise, korku ve nefret duyguları uyanmış ve bu durum adı geçen insanların Yunan toplumundaki asimilasyonlarının bugün dahi tam olarak sağla­namamasını gündeme getirmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



43. "MS. 5.yy.'dan itibaren Karadeniz'in kuzeyine ve oradan da Balkanlar'a
inen Türk boyları, daha önce de belirtildiği gibi, her
zaman için Bizans'ın ilgi sahasına danil olmuştur. Bizans'la bir
şekilde komşu olan Türkler ile Bizans arasında ekonomik, siyasi,
özellikle de dini ve askeri alanlarda önemli temaslar kurulmuştur"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



44. "Barbar olarak değerlendirdiği dünyayı anlamaya ve tanımaya
çalışmak Bizans idari mekanizmasının değişmeyen işlerinden
birisi olmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



45. "Göçmenlerin ülkeye gelmeye başladıkları ilk günlerden iti­baren Meclis'e "bırakın yerlerinde kalsınlar" şeklinde taleplerde dahi bulunulmuştur. Hatta, toplumun, özellikle Venizelist kar­şıtlarının, bu temenni ve dileklerini 1920'li yıllarda yaşanan açık çatışmalar takip etmiştir. Yunanistan'da mübadillere karşı takı­nılan bu tutumlara son olarak verilecek şu örnek durumun ne derece ciddi bir boyutta olduğunu daha açık bir şekilde ortaya koyacaktır. 1933 yılına gelindiğinde aradan geçen zamana rağ­men mübadiller hala yabancı gözüyle görülmekte ve Venizelist karşıtı basında mübadillerin toplumdan ayrı tutulmaları gerek­tiği savunulurken hatta kollarına sarı renkte bant takarak do­laşmaları dahi istenmekteydi. Bu derece olumsuz bir tutum içinde mübadillerin istenmediği bir ortamda Anadolu'nun iç kesimlerinde Türkçeden başka bir dil bilmeyen, dini inançları dışında Müslüman bir Türk'ten ayırt edilmesi oldukça zor olan Karamanlılar da önemli ölçüde etkilenmişlerdir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



46. "Türkmen ileri gelenlerine
mevki ve ünvanlar dağıtmıştır. Ayrıca Cahen'in şaşılacak
bir durum olarak nitenlendirdiği bir gelişme olarak Türkmenlerin
Arapça veya Farsça bilmemelerinden dolayı Rımı'daki
Selçukluların tarihinde ilk defa Türkçeyi kullanan bir divan
katipliği kurmuşlardır.21 Ancak sonuçta, Karamanoğulları her ne
kadar Anadolu'da bir düzen kurmaya çalışsalar da, İlhanlı ordusu
düzenlediği bir harekatla Konya'yı ele geçirmiş ve sahte
Sultan Cimri de öldürülmüştür"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



47. "Dolayısıyla bu evliliğin bir anlaşma
çerçevesinde yapılmış olma ihtimali yüksek görünmektedir.
Daha sonraları, tıpkı Bizans İmparatorluğunda olduğu gibi,
Gürcü ordusunda da Kuman askerleri görev almaya başlamışlardır.
Gürcü kroniklerinde Kral David'in 500 esir askerinin
dışında birçok Kıpçak'ın kendiliğinden Hıristiyanlığı kabul ettiğine
dair bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgilerden de anlaşılacağı
üzere Kuman-Kıpçak Türkleri yalnızca Bizans misyonu sayesinde
değil, bir zamanlar kendileri de Bizans misyonu ile Hıristiyanlığı
benimsemiş olan Gürcü, Rus ve Macar etkinlikleri sayesinde
de Hıristiyanlığı kabul etmiş ve sözü geçen toplulukların
hizmetinde çalışmış ve dolayısıyla da ilgili güçlerin hakimiyetleri
altındaki sahalarda yaşamışlardır denilebilir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



48. "Tüm ruhani kişilere karşı hoşgörü ile yaklaşan
Hülagü Han döneminde Nasturl katolikosu Mar Makkika için
Dicle nehri kıyısında bir köşk ve Bağdat'ta bir kilise yaptırılmış
olduğu ve bunda Dokuz Hatun' un da rolünün olduğu bilinmektedir.
Hülegü'nün takip ettiği hoş görü politikası tüm bu insanların
idareye sadık kalmasını sağlamış ve bu bağlamda, Nasturl
Hıristiyanlarının yüksek idari ve askeri görevlere atanmasını da
gündeme getirmiştir.Bu konuda birkaç örnek verilecek olursa 1268 yılında Musul valiliği görevini yürüten Mes'ud'un başyardımcısı
daha önce papazlık yapmış olan Yaşmut adlı bir Uygur'dur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



49. "Tarih boyunca varolmuş Türk toplulukları arasında İslamiyet haricinde Budizm, Maniheizm, Musevilik ve Hıristiyanlık gibi farklı inançları benimseyenler olmuştur. Genel olarak, bütün Türk topluluklarında dini hoşgörü vazgeçilmez bir politika ola­rak korunmuşken bu hoşgörü ortamında Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, Budist veya Gök Tengri inancına mensup insanlar bir arada yaşayabilmişlerdir. Benzer şekilde bugün dahi temelde, Şamanist gelenekleri devam ettirmekle birlikte Gagauz, Çuvaş, Kreşen Tatar, Hakas, Saha, gibi Türk toplulukları Rus misyoner­lerinin etkisiyle Hıristiyanlık dinini benimsemişken, Karaylar, Kırımçaklar Museviliği, Tuvalar ve Sarı Uygurlar da Budistliği benimsemiş durumdadırlar"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



50. "İmparator Peçeneklerle
barış yapmanın faydalarından bahsederken:
"Peçeneklerle barış içinde, olmak onlarla, dostluk an/aşmaları imzalamak, her yıl hediyelerle birlikte diplomatik heyetler göndermek Roma İmparatorluğu 'nun lehinedir. Aynı şekilde onlardan gelen heyetleri tanrının koruduğu bu şehirde ... denetim altında tutmak, ve İmparatorluğun imkanlanndan ve hediyelerinden yararlandırmak da İmparatorluğun yararınadır . . . Roma İmparatorluğu Peçeneklerle barış içinde olduğu sürece ne Ruslar ne de Türkler( Macarlar) Roma topraklarına
saldıramazlar, barış bedeli olarak, büyük miktarlarda para alamazlar.
Çünkü onlar Roma İmparatoru 'nun kendilerine karşı çevirebileceği bu milletin gücünden korkarlar. Çünkü Peçenekler, eğer imparatorla barış içindeyseler ve imparator tarafından mektuplar ve hediyelerle kendi tarafına kazanılmış/arsa, Rusların ve Türklerin (Macarların) ülkelerine saldırıp kadın ve çocuklarını esir edip ülkelerini harabeye çevirebilirler" demektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



51. "Diğer bir ifadeyle, sosyal hayat alanında insanların neleri yapıp neleri
yapamayacaklarını işaret eden, insanların yaşam tarzlarını tanzim
ve tayin eden kültürün bünyesinde davranışlar, inançlar,
değer hükümleri ile birlikte beliren adetler, örfler ve normlar yer
almaktadır. Toplumların sosyo-kültürel yapılarının muhtevası
kültürdür ve her millete has tarih içinde tekrarlanan ve insanları
bir arada tutan gelenek, görenek, adet ve örfler vardır ve bu
bahsedilen ögeler olmadan hiçbir toplumu tasavvur etmek
mümkün olamayacağına göre Karamanlı Ortodoksların sahip
olduğu kültürel öğelere de değinmek gerekmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



52. "Yukarıda da belirtildiği gibi günlük yaşamlarında her ne kadar Rusça etkin bir yere sahipse de, kendi aralarında ve evle­rinde orta ve yaşlı kesim Urumca konuşmaktadırlar. Kırım' dan 1778'de ayrılmalarını takiben her türlü kısıtlama ve yasağa rağ­men dillerini korumayı bu şekilde başarabildiklerini vurgulayan Urumlar, aralarında Rusça konuşanları "bizces laf et" diyerek uyarmaktadırlar. Bizces dedikleri dillerinin Türkçe ile %99 ora­nında aynı olduğunu belirten Urumlar, dillerinin ölmek üzere olduğu yönünde büyük bir endişeye sahip bulunmaktadırlar. Dolayısıyla, dillerinin kaybolup gitmesini önlemek amacıyla genç kuşakların kendi ana dillerini öğrenmeleri üzerinde ciddi­yetle durmaktadir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



53. "Fotoğrafta da görüldüğü gibi Karamanlıların geçmişte giydikleri
ve bugün de önemli günlerde ve aralarında düzenledikleri
eğlencelerde giymeye devam ettikleri kıyafetleri Türk kıyafetlerinden
ayırt etmek oldukça güçtür. Saçlarını belik şeklinde
ören ve beliklerin sonuna da üzerinde saçlık denilen sikkelerin
dikildiği renkli şeritlerle bağlayan kadınlar topuklara kadar uzanan
gömlek, üzerine yanları açık arşın entari, kırmalı fistan, üç
etek, sıkma, salta denilen yelek, oyalı yazma, çember, yapık,
dizlik denilen şalvar, kuşak, kuşağın bağlanmasında kullanılan
siyah ve kırmızı yünle yapılmış örme ip ve ipin ucunda püskül!er, nalın giymekteydiler."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



54. "Ülkenin genel olarak nasıl bir görünüme sahip olduğu ko­nusunda Atina'da bulunan Küçük Asya Araştırmaları Merkezi arşivindeki fotoğrafların yayınlandığı Refugee Greece adlı eser­deki fotoğraf ve"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



55. "Bulgar, Uz ve Peçenekleri takiben Bizans hizmetinde görev
alan ve özellikle 12.yy. ile 13.yy.'larda isimlerinden sıkça bahsedilen
Kumanlar hakkında elde edilen bilgilere bakıldığında
onların da tıpkı diğerleri gibi askeri sistem dahilinde Bizans
sınırlarını korumakla görevli oldukları anlaşılmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



56. "Haçlı komutanlarından Bohemond'un Filistin seferi sırasında
İznik (Nikaea)'in Türk egemenliğinden kurtarılışında esir
düşen Aksukhos, kendisi de babası tarafından esir alman
Tatikios adındaki bir Türk çocuğu ile beraber büyümüş olan
imparator Aleksios'a takdim olunduktan sonra imparatorun
oğlu İonnes'e oyun arkadaşı olarak verilmiş ve kısa sürede tüm
sarayın sevgisini kazanmıştır. İonnes tahta çıktıktan sonra ise
Aksukhos, Büyük Domestikos, yani Kara ordusu Başkumandanı
olmuş ve zamanla imparatorun yanındaki nüfuzunu artırmıştır.
Hatta imparatorluğun yüksek mevkilerdeki üyelerinden çoğu
onunla karşılaştığında atlarından inerek "kendisine imparatora
mahsus tazimatta" bulunulan Aksukhos, Khoniates tarafından
savaşa yatkın bir insan olduğu kadar hayırlı ve iyi işler yapan
bir insan olarak anılmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



57. "Kurat, yukarıda verilen isimler haricinde yine Bizans ve
Rus kroniklerinde geçen bazı Peçenek isimlerine de değinmektedir:
Küre, Turak, Kilter, Kegen, Balçar, Sulça, Selte, Kateleim, Karaman,
Tatuş, Çelgü, Neançı, Kançu, Katrantı"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



58. "Vryonis'in neden böyle bir ifade kullandığı aşağıda verilecek olan bilgilerden
sonra daha da iyi anlaşılacaktır. Bahsedilen bu paralı askerler
içerisinde bulunan Peçenek ve Kuman Türk birliklerinin
Malazgirt ve Miryakefalon savaşlarında takındıkları tutum
Vryonis'ı haklı çıkarmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



59. "Birbirlerinin kutsal mekanlarını ziyaret konusunda bazı Türk'lerin çeşitli sağlık sorunları karşısında kiliseye gittiği hakkında birçok örneğin verildiğini de burada belirtmek gerekmektedir. Bu konuda
Niğde'nin Sulucaova köyünden olan 83 yaşındaki Urania Mercanidou ovaya Yörüklerin gelip gittiğini belirtmekte ve genel olarak Türklerden bahsederken: "Bunlar başları ağrıdı mıydı
eklesiyamıza gelirlerdi. İncilinizin altına duralım .. derlerdi de başlarının
ağrısı kesilirdi . . . belki yörükte vardı içlerinde bilmiyorum. Orayı
bilemiyorum . . . Papaz okurdu " demektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



60. "865 yılından sonra ise, Hıristiyanlık
Bulgar topraklarına daha aktif bir şekilde girmeye ve
organize olmaya başlamıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



61. "Batu Han'ın askerlerinin Macaristan'a
kadar ilerlemeleri ile büyük bir tahribata sahne olan
Macaristan topraklarını terk ederek Balkanlar'a çekilen Kumanlar,
kaybedilen nüfus potansiyelini geri kazanmak amacıyla
Macar kralı tarafından tekrar eski yerlerine davet edilmişlerdir.
İşte bu tarihten sonradır ki Macaristan topraklarına yerleşen
Kumanlar Macar halk kitlesi arasında erimeye maruz kalmışlardır. Benzer bir olay Rusya'nın güneyinde yaşayan Kumanlara
da olmuş ve bölgedeki Kuman nüfusu zamanla Slavlaşarak
şimdiki Ukrayna ve Kozaklarla karışmışlardır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



62. "Türkçe konuşan Ortodoksların genel bir ifadeyle Karamanlılar olarak adlandırılmaları bir kenara bırakılacak olursa, bu insanların kendilerini nasıl isimlendirdikleri sorusunun cevabının da oldukça ilginç olduğu görülür. Konuyla ilgili olarak incelenen hemen hemen tüm kaynaklarda Karamanlılar için çoğunlukla Türkofon Ortodokslar tabiri kullanılmaktadır. Diğer taraftan, Osmanlı Arşivinde zımniyan-ı Karaman veya sadece Karamanyan olarak adlandırılan bu insanların kendilerine Ukrayna ve kuzey Kafkaslarda yaşayan Urumlar gibi Anadolu Rum'u veya
Anadolu Hıristiyanı, Anadolulular, konuştukları dile de Yavan Türkçe, Sade Türkçe veya Anadolu Lisanı dedikleri görülmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



63. "Rum ve Türk köylülerin hakim yerel Müslüman yönetim
karşısındaki statüleri de aynıydı. Kısacası, onlar Yunan değildi ve dilleri Rumca değil Türkçeydi.
Yani onların dili Müslüman Türk komşusunun konuştuğu
dille aynıydı. Üstelik günlük konuşmanın ötesinde ibadetlerini
bu dille yapmaktaydılar."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



64. "Yine burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta
da Bulgarların 6.yy.'da İç Asya' dan gelen Avarların hakimiyetine
girmeleri ve bu hakimiyetten ancak 630 yılında Bizans'ın da
desteğini alarak Kuvrat'ın liderliğinde kurtulmuş olmalarıdır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



65. "Türkopol teriminin Latin şekli olan Turcopoles ilk defa I.
Haçlı Seferi Latin kaynağı olan Gesta Francorıım alirııın
Hierosolimitanorımı' da geçmektedir. I. Aleksios'un 1097 yılında
İznik' e karşı düzenlediği Bizans-Haçlı birlikleri ortak kuşatmasında
görev alan Peçenek birlikleri yanında Türkopoller de bulunmaktadır.
Ağır silahlarla donatılmış olan bu askerler
Boutomites adlı bir komutanın emri altında şehri göl tarafından
kuşatmakla görevlidirler. Bu arada diğer bir Strategos unvanlı
Türkopol olan Tatikios Vardar Türklerinin başındaki kişi olarak
İznik'teki Müslüman Türklerin su takviyesini önlemekle görevlendirilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



66. "Abaka Han'ın ölümünden sonra tahta çıkan Teküder
Han'ın annesi Keyhatu'nun da Nasturl Hıristiyan olması ve
Teküderin de çoçukken annesi tarafından vaftiz ettirilmiş olması
ihtimali yüksektir. Ancak, Teküder daha sonra Müslüman olarak
Ahmet adını aldıysa da, o bir han olarak ruhanilere karşı
gösterilen hoşgörü politikasından vaz geçmemiştir.
[Ahmed Teküder, 1282 - 1284 arasında hüküm sürmüştür. İlhanlı hükümdarı, Hülagü'nün oğlu ve Abaka Han'ın kardeşiydi. Nikolas Teküdar Han adıyla Nesturi Hıristiyan olarak dünyaya gelen Teküdar sonradan İslam dinini benimseyip adını Ahmet Teküder olarak değiştirmiştir.]"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



67. "Bu bilgilerin haricinde, 13.yy.'da İstanbul'un Latinler tarafından
ele geçirildiği dönemde İznik'e sığınan Bizans İmparatorluğu
yeniden güç toparlamaya çalışıyordu. Askeri varlığını
güçlendirmeye önem verdiği bu dönemde Tatarlardan kaçan
10.000 Kuman, Trakya ve Makedonya dışında, Anadolu'da Büyük
Menderes Vadisi ve Frigya bölgesine (Kütahya, Eskişehir,
Afyonkarahisar) iskan edilmiştir. Bu iskan ile birlikte özellikle
İzmir bölgesine yerleşenler Hıristiyanlaşarak, devletin üst kademelerinde
görev almıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



68. "Buraya kadar Bizans hizmetine girmiş olan Peçenek, Uz ve Kuman
gibi Karadeniz'in kuzeyinden geçerek Balkanlar'a inen ve
Bizans'la temasa geçen Türk boylarından bahsedilmiştir. Bundan
sonra yine Bizans hizmetinde görev alan ancak daha önce
isimleri pek duyulmamış olan bir diğer Türk topluluğundan,
Türkopollerden bahsedilecektir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



69. "Her ne kadar Büyük Yunan Ansiklopedesi ilk Türkopol birliğinin
1097 yılında İznik kuşatmasında yer aldığını belirtse de,
1082 tarihli I. Aleksios Komnenos imzasını taşıyan bir belgede
Türkopol adına rastlamak mümkündür. Vatopedi Manastırı'nda
keşiş olan Sergios Türkopoulos imparatordan manastırın
bazı ihtiyaçları için talepte bulunmuş ve talebi imparator
Aleksios Komnenos tarafından kabul edilerek belli bir ödenek
çıkarılmıştır. Adının Türkopoulos olması Sergios'un Türkopol
sınıfından bir kişi olduğunu ispat eder niteliktedir. Nitekim
Savvides de Sergios Türkopoulos'un muhtemelen Hıristiyan
olmuş bir Müslüman Türk olduğunu belirtmekted"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



70. "Albay Nikolaos Plastiras ve Albay Stylianos Gonatas'ın darbe girişimleriyle Meclis dağı­tılmış hükümet istifa etmiş ve Kral Konstantin de yerine oğlu II. Yorgo'ya bırakarak ülkeyi terk etmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



71. "Bugün Yunanistan'ın Selanik şehrinde yaşamakta
olan 55 yaşındaki Chrisula İokonomidou anne ve babasının Niğde'nin
Ovacık köyünden olduğunu, köylerinin Müslümanlarla
karışık olmakla birlikte köyde Türkçe konuşulduğunu diğer taraftan
ise, evlerinde yalnızca dedesinin Türkçe konuştuğunu diğer
aile üyelerinin, örneğin babaannesinin Karadeniz'li olup o yörenin
ağzıyla Rumca konuştuğunu vurgulamaktadır. Bu köyden
olan başka insanlarla konuşma imkanı bulunamadığından diğer
Ortodoks nüfusun evlerinde hangi dili konuştuğu konusunda bir
fikir beyan edilemese de, İokonomidou'nun köyde Türkçe konuşulurken
evlerinde Rumca'nın konuşulduğunu belirtmesi en
azından köydeki Müslüman nüfusun, elde bir tek aile örneği dahi
olsa, Ortodoks nüfusun evlerinin içinde Türkçe konuşulması
noktasında her hangi bir etki yaratmamış olduğunun bir göstergesi
olarak kabul edilebilir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



72. "Niğde'nin Sulucaova köyünden daha fazla sayıda Müslüman
nüfusa sahip olan ve yukarıda Tapu Tahrir Defteri'nde
Türkçe isim yoğunluğu açısından örnek olarak verilen Kayseri'nin
Çukur köyünden olup bugün Yunanistan' da Karditsa'ya
bağlı Kapadokiko köyünde yaşamakta olan 70 yaşın üzerindeki insanlardan öğrenildiği kadarıyla köyde Müslümanlarla karışık bir mahalle dışında sadece Ortodokslardan oluşan bir mahalle
bulunmaktaydı. Köyün karışık olmayan bu mahallesinde yaşamış olan insanların Müslümanlarla her zaman iyi geçindikleri, düğünlerde, cenazelerde bayramlarda bir arada oldukları anlaşılmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



73. "Bundan sonra ise 1891 yılında büyük ihtimalle birinci Meşrutiyet'in ilanından
sonra tasnif edilen ilk tertip Düstur'dan derlenen bir eser
yayınlanmıştır. Bu cildin başlığı ise şu şekildedir: Düstur yani
Devlet-i Osmaniye'nin kavanin-u nizamat ve talimata-u tarifatı ve
evamiri mecmuasıdır. Cild-i evvel, umur-ı m ülkiyeye müteallik
kavanin ve nizamat. Bu tür cildlerin hazırlanmasında para yardımı
yaparak katkıda bulunanların isimlerinin de ayrıca belirtildiğine
dikkat çeken Şakiroğlu, Hukuk mektebi mezunlarının arasında
Karamanlıların da sayılarının arttığının anlaşıldığını vurgulamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



74. "Hun ve Avarlardan başlamak üzere Bulgar Türklerinden,
Hazarlardan, Uzlardan, Peçenek ve Kumanlardan müttefik sıfatı
haricinde doğrudan Bizans ordusunda binlerce asker görev
yapmıştır. Ünlü Bizanslı Tarihçi Prokopios'un Bizans'ın Gizli
Tarihi adlı eserinde İmparator Justinianus döneminde Hun
ordularının sürekli Bizans İmparatorluğu'na saldırdıklarından,
girdikleri yerleri yağmaladıklarından bahsedilirken, imparatorun
Hunlara "devlete yaptıkları hizmet için" para yağdırdığı,
böyle davranmasının sebebinin ise Gotlara ya da başka düşmanlara
karşı Hunların Bizans'ın müttefiki olmalarından ileri geldiğini
vurgulamaktadır. Nitekim bahsedilen bu müttefiklik bağlamında
imparatorun ünlü komutanı Belizer İtalya'daki seferinde
imparatordan yardım için kendine bağlı birlikler haricinde
çok miktarda ücretli Hun kıtalarının gönderilmesini de talep
etmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



75. "...Papa Eftim Piskoposluğa yükseltilmiştir (18 Mart 1926). İşte bu tarihten sonra Papa Eftim sahip olduğu Başpis­kopos rütbesiyle tahmini olarak 2000 kişilik cemaatiyle bağım­sız bir Patrikhane konumundaki Türk Ortodoks Patrikhane­si'nin Başpiskoposu olarak görevine devam etmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



76. "MİLLİ MÜCADELE'DE PAPA EFTİM VE
KARAMANLI ORTODOKS TÜRKLER
Yerli Rumların, özellikle Ege bölgesi, Marmara ve Karadeniz'de
faaliyet gösterenlerin, bu tür faaliyetleri karşısında ağırlıklı olarak
Orta Anadolu bölgesinde yaşayan Karamanlıların düşünce
ve davranışları nasıldı? Onlar da Yunan ilerleyişini sevinç ve
coşkuyla mı karşılamışlardı. Yunan askeriyle birlikte Müslüman
komşusuna karşı savaşmışlar mıydı? Yunan ilerleyişinin Sakarya
ve Büyük Taarruz ile durdurulmasını takiben İzmir'in Türkler
tarafından ele geçirilmesi ve savaşın sona ermesiyle imzalanan
Lozan Barış Antlaşması sırasında neler olmuştu? Karamanlılar,
Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan ve temelde bir
Türk-Rum nüfus mübadelesinden ziyade Müslüman-Ortodoks
nüfus mübadelesinin esas alındığı bir mübadele hakkında neler
düşünmüşler ve bu süreçte neler yaşamışlardı?"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



77. "Benzer şekilde 77 yaşındaki Beniamin Gervanidis'in de hala Rumca'ya tam hakim olamadığı " . . . . Rumca nerden bilsin, Rumca'yı burda bilmiyok, arda mı bilecek Rumcayı .. " demesinden anlaşılabilmektedir.
Diğer taraftan, Yunanistan'a gittikten sonra Yunanca öğrenme
konusunda yaşadıkları zorluk hakkında bir iki noktaya
temas etmek gerekmektedir. Kapadokiko'ya yerleştikten sonra
tüm Çukur halkının dil konusunda çektiği zorlukla ilgili olarak
Maria Sütoğlu şöyle demektedir: "Türkçe konuşuyorlardı. Buraya
gelincik de Türkçe konuşuyorduk. Urumca bilen yok idi. Çocuklarımız
bilmiyordu Urumca. Yasak ettiler bizim dilimizi mektepte "."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



78. "Uygulamaya konulan bu yön­tem sayesinde ağırlıklı hem yerli nüfus hem de mübadiller işle­nebilir araziler elde ederken, bunun yanında hayvancılığın geliş­tirilmesi amacıyla her ailenin toprak dışında hayvan sahibi ol­masına da çalışılmıştır. Hatta bu amaçla iskan işlerini yürütmek­le sorumlu komisyon ülke dışından hayvan ithal edilmesini sağlamıştır.218 Yunanistan'ın tarım ve ekonomisinin mübadele süreci ve sonrasındaki durumu hakkında Mears, mübadillerin gelmesiyle birlikte özellikle tarım başta olmak üzere tekstil gibi ülke ekonomisinde gözle görülür önemli bir iyileşmenin ve ge­lişmenin olduğuna dikkat çekmektedir. Mears'ın belirttiği bu durum birçok mübadil tarafından da üzerinde özenle durularak vurgulanmıştır. Bu konuda Selanik'te yaşamakta olan ve Türk Ortodoks Patrikhanesi kurucusu Papa Eftim ile de akrabalığı bulunan Konya Silleli Anastasia Hacıteodoridou'nun sözleri oldukça dikkat çekicidir. Hacıteodoridou Yunanistan'a geldikle­rinde kendilerine hor gözle bakıldığını vurgularken "Yonanistan'ı biz yükselttik. Ustalık mı dersin ... zanaatçılar .... Bir yandan kiskandılardı. Korktular. Aman bunlar ekmeğimizi elimizden alacaklar. Zenginlik getirmedik ama zanaat zenginliği getirdik. Benim babam mülklerinizi satın çocuklarınızı okutun, derdi. Ne yapacaksanız yapın çocuklarınızı okutun. Yalnız okumaylan Yonanistan'ı elimize demekteydi."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



79. "Papa Eftim ile de akrabalığı bulunan Konya Silleli Anastasia Hacıteodoridou'nun sözleri oldukça dikkat çekicidir. Hacıteodoridou Yunanistan'a geldikle­rinde kendilerine hor gözle bakıldığını vurgularken "Yonanistan'ı biz yükselttik. Ustalık mı dersin ... zanaatçılar .... Bir yandan kiskandılardı. Korktular. Aman bunlar ekmeğimizi elimizden alacaklar. Zenginlik getirmedik ama zanaat zenginliği getirdik. Benim babam mülklerinizi satın çocuklarınızı okutun, derdi. Ne yapacaksanız yapın çocuklarınızı okutun. Yalnız okumaylan Yonanistan'ı alacağz elimize demekteydi."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



80. "Bölgeye giden batılı misyonerler büyük Hanın
topraklarında o dönemde batı dünyasında benzerine rastlanmayan
büyük bir dini hoşgörü ortamında Budist, Maniheist,
Nastur1, Yahudi ve Müslüman olmak üzere farklı inançlara
mensup insanların bir arada yaşadıklarına şahit olmuşlardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



81. "Maniakes genç yaşta Anadolu' daki Bizans garnizonunda
görev yapmaya başlamış ve 1029 yılında bir kumandan olarak
Bizans tarihindeki yerini almıştır. Aynı yıl içinde Protospatharios
unvanıyla, Telukh (Dülük) olarak adlandırılan (bugün Ceyhan
nehrinin doğusuna düşmektedir,) thema'nın Strategosu (valikumandan)
olmuştur. Daha sonra İmparator III. Romanus, devrinde
Araplara karşı girişilen savaşta göstermiş olduğu başarıdan
dolayı aşağı Fırat vilayetlerinin idaresi ile ödüllendirilen
Maniakes, Katepanos sıfatıyla Samsat (Samasota)'a tayin edilmiştir.
Bu idari bölge haricinde Kapadokya' da da arazi sahibi
olan Maniakes, 1031 yılında Bizans adına Urfa şehrini ele geçirmiş
ve Hz. İsa'nın Kral Abgar'a göndermiş olduğu söylenen meşhur mektubu bularak imparator III. Romanus'a göndermiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



82. "Din dışı Karamanlıca eserler ile ilgili olarak Tarih ve Toplum
dergisinin Haziran 1984 sayısında yer alan bir okuyucu mektubunda
önemli bir bilgiye rastlanmaktadır. 1921-22'de Kayseri Talas'ta
Amerikan Kolejinde öğretmen olan İsmet Tökin, Türk
Ortodoks Patriği Papa Eftim'le tanışmıştır. Papa Eftim, İstanbulda Avusturya Lisesi son sınıfta Latince ve eski Yunanca dersi almış olan Tökin'e, Talas'ın yukarısındaki Zincidere Rum
okulunun bodrumundaki büyük kitaplıktan bahsetmiştir. Tökin, yıllar sonra Ankara' da Maarif vekaltinde klasikleri tercüme bürosunda Almanca ve Rusça bölümünde görevliyken Batı ve
Doğu klasiklerinin çevirisiyle uğraşan Büroya ve Maarif Vekili
Hasan Ali Yücel' e bu klasiklerin Grek alfabesiyle Karaman
Türkçesine zaten çevrilmiş olduğunu belirtmiştir. Daha sonra
Tökin bu kitapların getirilmesini teklif etmiş, Maarif vekilinin
emriyle Zincidere'den getirilen kitaplar vekalet binasının altında
sandıklara konularak diğer Rum okullarındaki kitaplar da
aranmaya başlanmıştır. Ancak çıkan bir yangında söz konusu
eserler tamamen yok olmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



83. "Buraya kadar verilen tüm örneklerde sadece Ortodokslardan
oluşup çevredeki Türklerle pek görüşmeyen veya sınırlı bir
ilişki içinde olan ve Türkçeden başka bir dil bilmeyen köyler ile
Müslümanlarla karışık olup yine tek kelime Rumca bilmeyen ve
ibadetleri de dahil olmak üzere Türkçe konuşan köy örnekleri
üzerinde yoğunlaşmışken, şimdi verilecek örneklerin farklı bir
yapı teşkil ettiğini belirtmek gerekmektedir. Bu köyler Ürgüp'e
bağlı konumları itibariyle iki Müslüman köy arasında yer alan
ve Potamya-Başköy ve bu köyün hemen güneyinde yer alan
Melekopi-Derinkuyu köyü olarak adlandırılan köylerdir. Köyler
karışık olmayıp sadece Ortodoks nüfus barındırmakta olup ve
köy halkının günlük konuşma dili Rumca' dır. 84 yaşındaki
Potamya'lı Suzana Evyenidou evde Rumca konuştuklarından
bahsederken, Türklerle alışverişlerinin halı dokumacılığına dayandığını
ve dolayısıyla da ticari nedenlerden dolayı da Türkçe öğrendiklerini vurgulamaktadır.
Benzer şekilde Ekaterini Evyenidou' da köyde Rumca konuştuklarını bunun yanında
Türkçeyi de anladıklarını ve gerektiğinde konuştuklarını belirtmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



84. "Orta Çağ Bizans tarihçiliğinde önde gelen isimlerden olan
Niketas Khoiates eserinde Miryakefalon yenilgisinden şu şekilde
bahsetmektedir: "Karanlık savaşı durdurunca herkes başını ellerinin içine alıp
devam eden tehlikeyi gözönünde bulundurarak şaşkın şaşkın kalakaldı.
Herkes her şeyden önce barbarlar ordugiihın etrafında
çepe çevre dolaşıp yüksek sesle daha önce Hıristiyanlığı kabul
ettikleri için veya ticari çıkarları yüzünden Bizanslı/ara katılmış
olan soydaşlarını kendi taraflarına geçmeye davet ederek
soydaşlarına bu gece içinde Bizans ordugiihını terk etmelerini,
çünkü gün ışır ışımaz ordugiilıta, bulunanların tümünün malıvedileceğini
bildirmekteydiler"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



85. "16 Temmuz 1922 Pazar günü "saat iki raddelerinde Zincidere
Manastırında Kilise Kongresinin birinci ictima-i umumi" toplantısının
yapıldığına dair haberden anlaşıldığına göre ilk toplantı
Metropolit Meletyos'un Tanrının "Kahraman Türk Ordusunu
muzaffer eylemesi" için ettiği duasıyla başlamış daha sonra reis
vekili Filip idaresinde toplantıya geçilmiştir. Daha sonra ise
kongrenin amaçlarının:
1-Bugüne kadar kendilerine şerden başka bir şey getirmemiş
olan Fener Patrikhanesi'yle alakalarını kesmek ve takip
ettiği siyasete hiç bir şekilde iştirak etmemek olduğunu bir kez
daha gazeteleri aracılığıyla dünyaya duyurmak,
2- İç nizamnamenin kabul edildiğini ilan etmek,
3- Kongre üyelerinden bazılarının taşrada bulunmalarından
dolayı kendilerine alınan kararlar hakkında bilgi verilmesi olduğu
beyan edilmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



86. "Yukarıda verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere tarih boyunca
varolmuş Türk toplulukları arasında İslamiyet haricinde
farklı bir inancı, Hıristiyanlığı kabul etmiş olanlar da bulunmaktadır.
Genel olarak, bütün Türk topluluklarında dini hoşgörü
vazgeçilmez bir politika olarak korunmuşken bu hoşgörü ortamında
Hıristiyan, Müslüman, Yahudi veya Budist inancına
mensup insanlar bir arada yaşayabilmişlerdir. Bugün farklı
inançtaki Türk toplulukları üzerine henüz tatmin edici bilimsel
çalışmaların yapılmamış olması gerçeği bir yana, yine Türk tarihinin
karanlıkta kalmış sayfaları arasında aydınlatılamamış
birçok konunun bulunduğu da bilinen bir gerçektir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



87. "İzzeddin Keykavus ve Ailesi
14.yy.'da Yunanistan'da Vardar nehrinin batı kesiminde Veria denilen bölgede Sultan Paleologi olarak adlandırılan toprak sahipleri ikamet etmekteydi. Gergio Hionidi,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



88. "Türkler Anadolu'ya Selçuklu hükümetini teşkil edenler ile ve Ertuğrul Gazi ile gelmiş değillerdir. Kable't tarih eski zamanlardan beri Anadolu'da Türk ırkı vardı. Anadolu'nun ilk sakinleri tarihin gösterdiğine göre Turanlılardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



89. "Bugün dahi Türk-Yunan nüfus mübâdelesiyle Yunanistan’a gönderilen Karamanlılarla konuşulduğunda Türkiye’de kalarak Müslüman olmuş akrabaları için “Müslüman oldu” demek yerine “Türk oldu” dedikleri tespit edilmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



90. "1261 yılında her ne kadar Karaman Bey öldüyse de, Anadolu'daki Karamanlı mücadelesi son bulmamış ve Moğol hakimiyetine karşı mücadeleye devam edilmiştir.
1277 yılında Memluk Sultanı Baybars, Moğol"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



91. "Karamanlıların çoğu için mübadele Ağustos 1924'te başlamıştır. Ankara, Niğde, Kayseri, Nevşehir gibi İç Anadolu bölge­sindeki şehirlerde yaşayanlar gruplar halinde demiryolu aracılı­ğıyla İstanbul,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



92. "Kayseri iline ait 1611-1626 yılllarına ait Şer'iye Sicillerinden tespit edilen isimler de şöyledir: Gökçe veled-i Körpe, Hüdaverdi veled-i , Ohannes veled-i Timur, Vasili Balı, Karlıca, Sefer veled-i"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



93. "Her şeyden önce şunu belirtmek gerektir ki, genel olarak şehirli nüfusun %60'ı Atina, Selanik ve Pire' de, üç büyük şehir­de, yaşamaya başlamıştır. İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerden belirli bir sermaye ve uluslar arası deneyimle gelen mübadiller Yunanistan ekonomisinin yeniden düzenlenmesinde ve hatta ayağa kalkmasında önemli birer etken olmuşlardır.2os Genel bir ifadeyle, Yunanistan' da görüşme imkanı bulunan Karamanlı mübadillerin de gerek ticari gerekse tarımsal alanda Yunanis­tan'ın kalkınmasında kendilerinin itici güç olduklarını beyan ettikleri tespit edilmiştir. Mübadillerin kendilerini bu şekilde ifadelendirilmeleri dışında konuyla ilgili incelenen birçok eserde de bu durumu doğrular nitelikte bilgiler bulunmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



94. "Teküder'in
Memluklere barış ve müttefiklik teklif etmesine tepki gösteren
Budist ve Nasturllerin Horasan valisi Argun' dan yana tavır alması ve ülkede siyasi bir kargaşa yaratılmasından sorumlu
tutulan Nasturi Patriği Mar Yahballaha hapse atılmış ve bu durumdan
ancak Kutuy Hatun'un devreye girmesiyle kurtulabilmiş,
fakat ülkedeki bu siyasi kargaşa Teküder Ahmet'in bir
suikasta kurban gitmesiyle noktalanmıştır. Hasan Fehmi
Turgal' a göre Teküder' e düzenlenen bu suikastta Budist ve Hıristiyan
papazların önemli rolü bulunmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



95. "Osmanlı İmparatorluğu yönetimi
altında Ortodoks kilisesi dahilinde Grek, Bulgar, Romen,
Sırp, Arnavut ve Arap olmak üzere farklı etnik kimliklere sahip
birçok Ortodoks topluluk yaşamaktaydı. Dolayısıyla, tıpkı Osmanlı
İmparatorluğu'nun sahip olduğu nüfus yapısına benzer
bir yapı sergileyen Ortodoks kilisesi bünyesinde yukarıda bahsedilen
farklı kimlikten insanlar haricinde bir grup daha bulunmaktaydı
ve Karamanlı olarak adlandırılan bu insanlar Bizans
ortaçağından beri taşıdıkları öz Türkçe isimleriyle, sahip oldukları
dilleri Türkçe ile birer Hıristiyan olarak varlıklarını devam
ettirebilmişlerdi."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



96. "Anadolu' da Karamanlı aşiretinin reisi olarak bilinen ve Ba- ·
bai tarikatının bir mensubu olan Nure Sufi, kendi sahasında
diğer Türkmenler üzerindeki nüfuzunu zamanla artırmıştır.
Nure Sufi'nin taşımakta olduğu Sufi lakabı hakkında F. Köprülü,
bu lakabın Baba İshak müridleri arasında yer aldığını doğrular
nitelikte olduğunu belirtirken, Sünni Osmanlı'nın Türk-menleri kontrol altında tutmak için çok çaba sarf ettiğine ve
Karaman Beylerinin de Türkmenlerle samimi ilişki içinde bulunmasının
büyük bir ihtimalle mezheple alakalı olduğuna dikkat
çekmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



97. "1280 yılında Nasturl Patriği Mar
Denha, Marcus'u Çin'in iki kuzey bölgesi olan Kathay ve
Wang'ın metropoliti olarak ilan etmiş ve Marcus, Mar Yahballaha
adını almıştır. Bundan sonra kendi ülkelerine doğru yola çıktıkları
bir anda patriğin ölüm haberi üzerine geri dönen iki Uygur
keşişten Marcus, ya da Mar Yahballaha, Bağdat yakınlarında
toplanan kilise konsili tarafından yeni Nasturl patriği olarak
seçilmiştir. Patrik seçilmiş olan Marcus'un bu yeni görevi Abaka
Han tarafından memnuniyetle kabul edilmiş ve Marcus Seleucia
yakınlarındaki Mar Koka katedralinde Kudüs Metropolidi Mar
Abraham, Semerkand Metropolidi Mar James ve Çin'in Tangut
Metropolidi Mar Jesusabran'ın katıldığı bir törende takdis edilerek
tam otuz altı yıl sürecek olan (1281-1317) patriklik görevine
başlamıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



98. "Her şeyden önce Anadolu kökenli bütün mübadillerin Yu­nanlılığının sorgulanmaya çalışıldığı bir ortamda tek kelime Rumca bilmeden yaşamaya çalışmanın yaratacağı zorluk olduk­ça açıktır. Dolayısıyla,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



99. "Tarsus ve Karaman arasındaki bölge ise İbni Bibi'nin eserinde
Havali-i Bulgar ve Gülnar adıyla geçmektedir. Yine h.980
yılına ait Adana mufassalında Cemaat-ı Ordu-yı Bulgarlu, Cemaatı Halil Beylü tabi-i Bulgarlu, Cemaat-ı Kıpçak tabi-i Bulgarlu, Cemaat-ı Balcı tabi-i Bulgarlu isimlerine rastlanmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



100. "13.yy. sonuna
doğru Hıristiyanlaştırılan Türkopoller özellikle Makedonya
bölgesinde Vardar (Axios) nehri çevresine ve Trakya' da özellikle
Rodop bölgesinde toprak verilerek iskan edilmişlerdir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



101. "İlhanlı İdaresi altında Hristiyanlığın durumuna değinmeden
önce 1055 yılında varlıklarını hissettirmeye başlayan Selçuklu
Türkleri döneminde bölgedeki Hristiyan nüfusun durumu da
burada zikredilmesi gereken bir konudur. Ancak, bu dönem için
şimdilik belirtilebilecek olan, Selçuklu Türklerinin yerleşik Hıristiyan
nüfusa karşı her hangi bir girişimde bulunmayarak tüm
güçleriyle Bizans' a karşı hareket ettikleridir. 1156 sonrası Selçuklu
sülalesinin çözülmeye başlamasından sonra Hülagü Han
tarih sahnesinde yerini almıştır. Türk-Moğol hakimiyetini yakın
doğuya taşıyan Hülagü ve onun ardından gelen İlhanlı idarecileri,
bütün imparatorluk idaresi boyunca farklı inançlara karşı
yürütülen temel hoşgörü politikasını devam ettirmişlerdir. Hoşgörü
ortamı içerisinde halktan olduğu kadar idari ve askeri kadrolarda
yer alan birçok Türk ve Moğol'un farklı inançlara mensup
oldukları bilinmektedir.Örneğin, Ön Asya'yı Türk-Moğol
İmparatorluğu'nun topraklarına katan Cormagon Noyan
şamanist olmasına rağmen, Müslümanlarla savaştığı dönemlerde
Hıristiyanları himaye ederek, Tebriz ve Nahçıvan'da kiliseler
inşa edilmesine izin vermiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



102. "Bizans'ın iskan politikası dahilinde Balkanlar'a ve Anadolu'ya
yerleştirilen Kumanlar'ın Balkanlar'daki yerleşim sahalarının
en çarpıcı örneğini bugün Makedonya topraklarındaki
Kumanovo ve Yunanistan'daki Veria bölgesinde yer alan Koman
adlı yerleşim birimi oluşturmaktadır denilebilir. Bunun dışında,
Anadolu' daki varlıkları ile ilgili olarak yer isimleri hakkında
yapılan inceleme sonucunda elde edilen bilgiler oldukça dikkat
çekicidir. Köylerimizin Adları'nda belirtilen ve Kumanlarla ilgili
olduğu anlaşılan yer isimlerine örnek verilecek olursa; Kırşehir'
de Toklu Kuman ve Koman adında yerleşim birimlerinin bulunması,
Şereflikoçhisar' da Koman adında bir köyün olması,
Ankara' da Kamanlar, Kayseri' de Kiman, Ordu' da Kumanlar isimlerinde
köylerin varlığı bu yerleşim yerlerinde yaşamış olan
Kumanların varlığıyla ilgili olsa gerektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



103. "13.yy.'da Konya Sultanlığının batı kesimini idare eden İzzeddin Keykavus, İlhanlı Hanının da desteği ile iktidarı tamamen ele geçirmek isteğinde olan ve sultanlığın doğu kesimini idare eden kardeşi Rukneddin Kılıçarslan tarafından iktidarı terk etmeye zorlanmıştır. (1259) Bu durum karşısında ailesiyle birlikte önce Antalya'ya oradan da annesi tarafından akraba olduğu Bizans imparatoru Mihail Paleolog'un sarayına gitmiştir. İzzeddin Keykavus'u takiben ordusu, savaşarak sınır bölgesi olan Sivrihisar'a kadar çekilmiş ve Bizans topraklarına geçerek İzzeddin Keykavus'a katılmışlardır. Daha sonra Altınordu Han'ı Berke Han'ın kontrolü altındaki Kırım'a giden Keykavus'un beraberindeki aile mensupları ve adamlarından bazıları Bizans topraklarında kalmışlardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



104. "Yine Yunan harfleriyle Türkçe olarak çıkan gazete ve mecmualara da rastlanmaktadır. İlk Yunan harfli Türkçe gazete Gazete-i Anatoli olup 1840 yılında İstanbul' da aslen Kulalı olan gazeteci, yazar, çevirmen ve matbaacı E. Misaelidis tarafından çıkarılmıştır. 1 851 yılında kurulan gazetenin kesin olarak hangi
tarihe kadar faaliyet halinde bulunduğu konusunda çelişkiler mevcutsa da, R. Anhegger'e göre gazetenin yayınına son verdiği tarihler üzerindeki bu belirsizlik 1900 yılıyla, pek muhtemel
olmamakla birlikte I. Dünya Savaşı'nın başladığı yıl olan 1914
arasında değişmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



105. "Türk-Yunan Ahali Mübadelesi meselesi yukarıda değinildi-ği gibi, Lozan Barış Konferansı sırasında İngiltere ve Fransa ile yaşanan anlaşmazlıklar dışında Türkiye sınırları dahilinde bu­lunan Ortodoks nüfus ile Yunanistan' da yaşamakta bulunan Müslüman nüfusun karşılıklı değişimini ifade etmektedir. Konunun Lozan' da tartışılması ve ilgili iki ülke arasında bu tür bir nüfus değişiminin yapılması kararının alınıp uygulamaya kon­masına geçmeden önce bu konunun konferans öncesi boyutu hakkında, başka bir ifadeyle neden ve nasıl gündeme geldiği konusunda bazı noktalara temas etmek yerinde olacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



106. "Grousset'ye göre Marcus'un patrik olarak seçilmesi
politik bir temele dayanmaktadır. Bu bağlamda, Nasturl
konsilinin Han tarafından daha fazla tasdik görecek birini seçmeyi
tercih etmesi ile bir Uygur patrik seçilmiştir.Ancak, bu
seçimin siyasi olup olmaması bir tarafa burada önemli olan
uzun bir dönem bir Uygur Türk' ünün patrik olarak tüm Nasturl
cemaatine hizmet etmiş olmasıdır. Bu da kilisenin farklı topluluklara
mensup üyelerinin hangi şartlarda olursa olsun patrik
olarak seçilebilmiş olduğunun bir göstergesidir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



107. "İlhanlı idaresi altında Hıristiyanlık, özellikle Nasturllik sıradan
insanlar haricinde sarayda ve hanın aile bireyleri arasında
da etkinlik kazanmayı başarmıştır. Büyük İlhanlı hükümdarı
Hülagü'nün eşi Dokuz Hatun Nasturlliği benimsemiş bir
Kerayit'tir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



108. "Yukarıda da
belirtildiği gibi, bölgede Avar hakimiyetinin zayıflaması ile Karadeniz'in
kuzeyinde Kutrigur Bulgarları güçlenmeye başlamış
ve kendi hanları liderliğinde bir devlet kurmuşlardır. Bundan
sonra ise Avarlar sürekli batıya doğru itilmişler ve Macaristan
(Pannonia) ile Tuna boyunda kalmışlardır. Bir süre Franklara
karşı mücadele eden Avarlar, bu mücadelelerinde yenik düşmüşlerdir.
Bundan dört yıl sonra 795 tarihinde ise Avar Kağan'ı
Hıristiyanlığı kabul etmek zorunda kalmış ve bu da Avarların
zamanla bölge nüfusu içerisinde eriyip gitmesinin başlangıcı
olmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



109. "Karluklar'ın da I. Timothee döneminde Nasturlliği
benimsediklerine dair bilgiler mevcuttur. Sirderya'nın kuzeydoğusunda,
Taraz ve Karluk şehirlerin de Müslümanların
idaresine geçmiş ve kiliseleri camiye çevrilmiştir, ancak bu Hıristiyan
varlığını sona erdirememiştir. Taşkent ve Otrar'da 10.
yy.'da kabile adları bilinmese de, Nasturi' inancını devam ettiren
Türkler olduğu bilinmektedir...."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



110. "Ekaterini Evyenidou'nun evde Türkçe değil de
Rumca konuşulduğunu belirtmesi bir yana, annesinin gece yatarken
aşağıda yer verilen Türkçe duayı ettiğini belirtmesi oldukça
ilgi çekicidir:
"Anam söylerdi: Aman Panaiyam, tatlı panaiyam sağdan sola
yokla panaiyam. Yoklayasında bekleyesin. Hristos efendinin kilitleri
başıma yastık. Yattım sağıma döndüm soluma melekler
şahad olsun datlı canıma, gümüş dinime, altın imanıma. Ben de
proskinis edeyim gideyim mekanıma"."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



111. "6. ve 1 1.yy.'lar arasında
Hıristiyanlık propagandası geniş bir coğrafyaya yayılırken, tüccarların
gittikleri ülkeler hakkında imparatorluk idaresini bilgilendirmesi
gibi din adamları da ulaşabildikleri insan toplulukları
hak􀔇ında sahip olduğu bilgiyi imparatorluk hizmetine sunmuşlardır.
Hatta siyasi girişimlere yol açma konusunda misyonerlerin
tüccarlardan daha yararlı bir iş yaptığı bile söylenebilir. Bizans'ın
barbar olarak adlandırdığı komşu ülkelerle siyasi temas kurulmadan
önce, misyonerler, Deihl'in ifadesiyle başta yeni inancın
mistisizminin etkili olduğu kadınlar olmak üzere, insanlara ulaşıp
önce İsa adına ruhları fethediyorlardı"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



112. "Komisyona başkanlık etmekte olan Henry Morgenthau, fi­nansman açısından birçok Avrupa hükümetleri ve bankaları ile temasa geçmiş, başta pek başarı elde edememişse de, Ağustos 1923 ile Mayıs 1924 tarihlerinde İngiltere'den birer milyon ster­linlik kredi temin etmeyi başarmıştır. Bu kredi desteğini Eylül 1924'te Milletler Cemiyeti Konseyi'nden sağlanan on milyon sterlinlik bir kredi güvencesi takip etmiştir. Ayrıca, yine Londra ve New York'taki bazı mali kuruluşlarla yapılan anlaşmalar çerçevesinde on milyon sterlinlik bir kredi daha temin edilebil­miştir. Yunanistan Muhacir İskan Komisyonu'nun başkanı Morgenthau'nun girişimleri ile elde edilen bu kredilerde Paris'te bulunan Venizelos'un da önemli bir katkısı bulunduğunu ayrıca belirtmek gerekmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



113. "Malazgirt Savaşı sonrasında: Anadolu'd.a Türk ilerleyişi hızlanmış
ve Anadolu kısa sürede Türk hakimiyetine geçmiştir.
1 176 yılı sonbaharına gelindiğinde ise Bizans, Selçuklu Sultanlığına
karşı bir sefer düzenlemiştir. İmparator Manuel'in
komutasında özellikle Latinler ve Kumanlar'dan oluşan ordu
birlikleri Konya üzerine yürüyüşe geçtiğinde imparatorun amacı
ve planı Konya surlarını bizzat yıkıp Sultanlığa son vermekti."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



114. "Abu 'l Farac
tarihinde belirtildiğine göre Teküder herkese karşı merhametli
davranan ve özellikle de Hıristiyan mezheplerinin ruhanilerine
iltifat eden bir Han idi. Bütün kiliseler, papazlar ve rahipler
ülkenin her yerinde vergi muafiyetine tabi idiler"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



115. "Abaka Han'ın ölümünden sonra tahta çıkan Teküder
Han'ın annesi Keyhatu'nun da Nasturl Hıristiyan olması ve
Teküderin de çoçukken annesi tarafından vaftiz ettirilmiş olması
ihtimali yüksektir. Ancak, Teküder daha sonra Müslüman olarak
Ahmet adını aldıysa da, o bir han olarak ruhanilere karşı
gösterilen hoşgörü politikasından vaz geçmemiştir.
[Ahmed Teküder, 1282 - 1284 arasında hüküm sürmüştür. İlhanlı hükümdarı, Hülagü'nün oğlu ve Abaka Han'ın kardeşiydi. Nikolas Teküdar Han adıyla Nesturi Hıristiyan olarak dünyaya gelen Teküdar sonradan İslam dinini benimseyip adını Ahmet Teküder olarak değiştirmiştir.]"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



116. "III. Patrik Selçuk Erenerol dönemindeki cemaat sayısı aile bireyleri ile sınırlı kalacak derecede azalmıştır. Bugün Merkez Panaiya Kilisesi dışında aynı bölgede bulunan Aya Nikola, ve Aya Yani kiliseleri cemaat olmadığından dolayı kapalı bulun­maktadır. Patrik Selçuk Erenerol kendisinden sonra patrik olabi­lecek kişi için oğlundan ziyade yeğeni Ümit Bey'in adını ver­mekteydi. III. Patrik Selçuk Erenerol ile 2 Aralık 2000 tarihinde yapılan görüşme ve gözlemlerimize bakılırsa, Atatürk sonrası dönemde Türk Ortodoks Kilisesine hükümetin ilgisinin son derece azalmış olduğu görülür. Daha açık bir ifadeyle, Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin her ne kadar cemaatsiz olarak bugün Fener Patrikhanesi karşısında varlığını korumaya çalışsa da, bugüne kadar hükümetlerden gerekli desteği alamadığı anla­şılmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



117. "Anadolu' da Karamanlı aşiretinin reisi olarak bilinen ve Ba- ·
bai tarikatının bir mensubu olan Nure Sufi, kendi sahasında
diğer Türkmenler üzerindeki nüfuzunu zamanla artırmıştır.
Nure Sufi'nin taşımakta olduğu Sufi lakabı hakkında F. Köprülü,
bu lakabın Baba İshak müridleri arasında yer aldığını doğrular
nitelikte olduğunu belirtirken, Sünni Osmanlı'nın Türk-menleri kontrol altında tutmak için çok çaba sarf ettiğine ve
Karaman Beylerinin de Türkmenlerle samimi ilişki içinde bulunmasının
büyük bir ihtimalle mezheple alakalı olduğuna dikkat
çekmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



118. "1280 yılında Nasturl Patriği Mar
Denha, Marcus'u Çin'in iki kuzey bölgesi olan Kathay ve
Wang'ın metropoliti olarak ilan etmiş ve Marcus, Mar Yahballaha
adını almıştır. Bundan sonra kendi ülkelerine doğru yola çıktıkları
bir anda patriğin ölüm haberi üzerine geri dönen iki Uygur
keşişten Marcus, ya da Mar Yahballaha, Bağdat yakınlarında
toplanan kilise konsili tarafından yeni Nasturl patriği olarak
seçilmiştir. Patrik seçilmiş olan Marcus'un bu yeni görevi Abaka
Han tarafından memnuniyetle kabul edilmiş ve Marcus Seleucia
yakınlarındaki Mar Koka katedralinde Kudüs Metropolidi Mar
Abraham, Semerkand Metropolidi Mar James ve Çin'in Tangut
Metropolidi Mar Jesusabran'ın katıldığı bir törende takdis edilerek
tam otuz altı yıl sürecek olan (1281-1317) patriklik görevine
başlamıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



119. "Her şeyden önce Anadolu kökenli bütün mübadillerin Yu­nanlılığının sorgulanmaya çalışıldığı bir ortamda tek kelime Rumca bilmeden yaşamaya çalışmanın yaratacağı zorluk olduk­ça açıktır. Dolayısıyla,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



120. "Tarsus ve Karaman arasındaki bölge ise İbni Bibi'nin eserinde
Havali-i Bulgar ve Gülnar adıyla geçmektedir. Yine h.980
yılına ait Adana mufassalında Cemaat-ı Ordu-yı Bulgarlu, Cemaatı Halil Beylü tabi-i Bulgarlu, Cemaat-ı Kıpçak tabi-i Bulgarlu, Cemaat-ı Balcı tabi-i Bulgarlu isimlerine rastlanmaktadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



121. "13.yy. sonuna
doğru Hıristiyanlaştırılan Türkopoller özellikle Makedonya
bölgesinde Vardar (Axios) nehri çevresine ve Trakya' da özellikle
Rodop bölgesinde toprak verilerek iskan edilmişlerdir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



122. "Türk boylarının Hıristiyanlıkla ilk temasları her ne kadar 2.yy.'a
kadar götürülebilmekteyse de, yoğun bir temasın yaşanması
ancak 5.yy.'da Hıristiyan dünyasında yaşanan teolojik tartışmalar
sonrasına rastlamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



123. "Yunan harfleri kullanılarak Türkçe yazılan ve Karamanlıca denilen eserler üzerine ilk araştırmayı gerçekleştiren Sophokles Hüdaverdioğlu (Teodotos), III. Bizans Kongresi'nde Anadolulu
Rumların Türkçe konuşmazlarsa dillerinin kesileceği tehdidine
maruz kaldıkları ve dolayısıyla Türkçe konuşmaya zorlandıklarını
iddia ettiyse de, böyle bir şeyin doğru olmadığı bugün
bilinmektedir. Yine, Anadolu dışında yukarıda bahsedildiği gibi
Osmanlı idaresi altındaki birçok farklı coğrafyada hiçbir zorlamaya
maruz kalmadan Türkçe konuşan Ortodoksların
var olduğu da bilinen bir gerçektir. Hüdaverdioğlu gibi Anadolu'da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların Yunan kökenli olduklarını ileri süren S.Vryonis, bu insanların Türkçe konuşmalarını
dönemin ekonomik, sosyal ve politik ortamına ve bu ortamın
doğurduğu zorunluluklara dayandırmaktadır. Günlük
hayatlarını devam ettirebilmek için bu insanlar Türkçe öğrenmek zorunda kalmışlardır. Bunun dışında, zaten geçmişten beri yaşanan Müslümanlaşma aynı oranda Türkleşmeyi de beraberinde
getirmiş ve İslama geçen insanların çoğunluğu din dışında birçok Türk adetini de benimsemiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



124. "Bu arada sahip olduğu cemaati mübadeleyle kaybeden Pa­pa Eftim nasıl Türkiye'de kalabilmiştir. Bu konuda Cumhuriyet Arşivi'nde yer alan bir belge Papa Eftim'in ve ailesinin Heyet-i Vekile kararıyla mübadeleden muaf tutulduğunu ortaya koy­maktadır. Hükümetin 3 Ağustos 1924 tarihinde aldığı ve başta Türkiye Reisi Cumhuru Gazi Mustafa Kemal ve Başvekil­Hariciye Vekili İsmet, Müdafaa-i Milli Vekili Kazım, Adliye Vekili M. Necati, Dahiliye Vekaleti Vekili: Dr. Refik,Maliye Ve­kili: Mustafa Abdulhalik, Maarif Vekili: Vasıf, Nafia Vekili: Süleyman Sırrı, Ziraat Vekili: Zekai, Ticaret Vekili Hasan Hüs­nü, Sıhhiye ve Muavenet-i İctimaiye Vekili Dr. Refik,', Mübadele İmar ve İskan Vekili Rafet Beyler olmak üzere Heyeti Vekilenin imzalarının bulunduğu bu kararda şöyle denilmekteydi: "Papa Eftim Efendi'nin Harekat-ı Milliye'nin ibtidasından beri Türkiye davasıyla alakadar görünmesi ve patrikhaneyle arasın­daki vaziyet nazar-ı itibare alındığı takdirde efrad-ı ailesinin mübadeleye tabi olması düçar-ı felâket olacağı muhakkak bulun­duğundan bir karar ittihazı talebini kavi Dahiliye Vekaleti celidesinin 2.8.340 tarih ve Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti 3798 no'lu tezkeresi üzerine mumaileyh Papa Eftim Efendi ve ailesinin İstanbu/'da yerleşmesini müsaade itası İcra Vekilleri Heyetinin 3.8.340 tarihli ictimaında karargir olmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



125. "19.yy. sonuna doğru Rum milletine ait okul sayısı 4000'e
ulaştıysa da, Karamanlıların yaşadıkları Anadolu'nun iç kesimlerindeki
her yere bu tür okulların ulaşmadığı ve okulların
var olduğu yerlerde de tek tip bir okul sisteminin oluşturulamadığı
bilinmektedir. Bunda en büyük faktör yukarıda Kayseri
piskoposunun da endişelendiği bir konu olan dil problemidir.
Genel bir kaygı ifadesi olarak Kayseri ruhanilerinden metropolit
şöyle demekteydi: "Hırvatistan nüfus, yabancı milletler arasında
bulunduğu için Hıristiyan dilini kullanmayı bıraktı. Halk, kilisede
dillendirilen kilise kelamını anlamaktan aciz durumdadır"."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



126. "565 yılında ise Bizans İmparatorunun
ölümü üzerine harekete geçen Avarlar,
Pannonia'ya (Macaristan) doğru ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde
orta Avrupa'nın en güçlü devleti olarak ortaya çıkan Avar
Kağanlığı 570'lerde tekrar Don nehri istikametine doğru ilerlemiş
ve bu hareketiyle de Göktürk Kağanlığı ile karşı karşıya
kalmıştır. Göktürk Kağanlığı, Don nehrinin batısında Azak denizi
çevresi ve kuzey Kafkaslardan ilerleyerek Kırım' a kadar
hakimiyet sahasını genişletmiştir. Dolayısıyla, Karadeniz'in
kuzey sahasının doğusu Göktürkler, batısı da bir süre için Avar
hakimiyeti altında kalmıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



127. "Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı üzere Karamanlı Ortodoksların
dil dışında da Müslüman Türklerle paylaştıkları pek çok ortak gelenek görenekleri bulunmaktadır. Düğünler, oyunlar, yemekler, büyüğe saygı, yardımlaşma, misafirperverlik,
türküler, maniler, yaşanılan mekanlar, bugün dahi folklor oyunları
oynarken veya özel günlerde giydikleri kıyafetleri, bazı örneklerde
olduğu gibi geçmişteki kadar olmasa da bugün taşıdıkları
soy isimlerindeki öz Türkçe isimler Karamanlı Ortodoksların
sahip oldukları sosyokültürel yapının Müslüman veya Gagauzlar gibi Hristiyan olan diğer Türklerden farklı olmadığını gösterir niteliktedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



128. "6.yy.'dan itibaren Bizans ordusunda para karşılığı hizmet
eden farklı milletten insanlar arasında Vandallar, Gothlar, Lombardlar, Heruller, Persler, Ruslar, Gürcüler, İskandinavlar, İtalyanlar, Alman, Franklar, Latinler, Normanlar, Sırplar, Ermeniler,
Ulahlar, Mardaitler, Araplar ve yukarıda sözü geçen Türk
boyları bulunmaktadır. Yabancı asker çalıştırma konusunda Bizans'ın sahip olduğu
ilginç bir düşüncesi vardır. İmparatorlar yabancı askerlere yerlilerden
daha fazla güvenmişlerdir. İyi para alan yabancının imparator
karşıtı akımlardan etkilenmeyeceği düşüncesiyle yabancı
askerlere yüklü miktarda para ve yüksek mevkilerde görevler
verilmiştir. Hatta imparatorların korunması için oluşturulan
muhafız birlikleri dahi özellikle yabancılardan teşkil edilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



129. "Kumanların 1060 sonrası Uzları takip ederek Tuna'ya inmeleri
Uzları Tuna'nın güneyine geçmeye zorlamışdır. Aynı
zamanda, Transilvanya-Macaristan istikametine doğru da ilerleyişe
geçtiklerinde artık Karadeniz'in kuzeyindeki tüm bozkır
sahası Kuman-Kıpçak hakimiyeti altına girmiş ve tüm bu bölgeler
bundan sonra doğu kaynaklarında Deşt-i Kıpçak (Kıpçak Bozkırları)
olarak adlandırılmaya başlanmıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



130. "Selçuklu Sultanlığı'nın İlhanlı idaresi altına girdiği dönemden başlamak üzere adından sıkça bahsedilen Karamanoğulları, Osmanlı devleti için de baş edilmesi gereken bir güç olarak varlığını 15.yy.'ın sonuna kadar devam ettirmiştir. 1398 yılında Yıldırım Beyazıd döneminde Konya ve Larende Osmanlıların eline geçtiyse de, Mut, Ermenak, İçel, Taşeli tarafları Halil Karaman ailesinin elinde kalmıştır. Karamanoğulları, 1441-1442 yılında Osmanlı İmparatorluğu Macaristan' da bozguna uğradıktan sonra Osmanlı aleyhine düzenlenen Haçlı ittifakına da destek vermekten çekinmemişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



131. "Benzer şekilde, içlerinde hiç Müslüman nüfus bulunmayan Rum Kavak ve Taşlık köylerinde yaşayanlar dışarıdaki
Müslümanlarla fazla bir ilişkiye sahip olmadıkları halde Türkçe
konuşup Türkçe ibadet etmekteydiler. Diğer taraftan, sadece
Ortodokslardan oluşup Rumca konuşan köylerden biri olan
Potamya-Başköy halkı Müslümanlarla ilişkileri söz konusu olduğunda
Türkçe konuştuklarını belirtirken kendi aralarında
Rumca konuştuklarını beyan etmişlerdir. Bu noktada, Türkçe
konuşan Ortodoksların yoğun olarak yaşadıkları yer olan Orta
Anadolu' da Rumca konuşan bazı köylere de rastlandığı söylenebilir.
Dawkins, bu köylerin toplam sayısının 32 olduğuna
dikkat çekerken, toplam 81 cemaat içinde Türkçe konuşan Ortodoks
cemaatinin sayısını da 49 olduğunu vurgulamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



132. "Bu dönemde İmparator X. Constantin Dukas, 1067 yılında
ölmüş ve eşi Eudocia, Kapadokyalı nüfuzlu General Romanos
Diogenes ile evlenmiştir. Bundan sonra tahta oturan Diogenes
Peçeneklere karşı verdiği mücadeleler ile zeki ve deneyimli bir
general olduğunu ispatlamış durumdaydı. Bizans tarihinin önemli bir dönüm noktası olan Malazgirt
Savaşı öncesinde Anadolu' da Selçuk Türklerinin düzenledikleri
akınlara karşı Diogenes, ağırlıklı olarak Uzlar, Peçenekler,
Normanlar ve Franklarınıos içinde bulunduğu ve Bizans'ın vazgeçilmez
bir unsuru haline gelen muhtelif milletlere mensup
askerlerden oluşturduğu ordusuyla 1068-1069 tarihleri arasında
Selçuklulara karşı başarılı mücadelelerde bulunmuştur Ancak,
1071 yılında gerçekleşen Malazgirt Savaşı imparatorun sonunu hazırlamıştır. Savaşta esir düşen Diogenes, serbest bırakıldığında
İstanbul' daki tahtı çoktan elinden alınmış olacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



133. "Aşağıda hakkında daha geniş bilgilere yer verilecek olan ve Yunan harfli ilk
Tükçe gazeteyi çıkaran ve Temaşa-i Dünya adlı ünlü bir eserin de
sahibi olan Evangelinos Misaelidis sözü geçen bu eserinde Karamanlı
isimlendirmesinin temelde Karaman' dan gelenleri ifade
etmek için kullanıldığının altını çizmektedir ve "Anadolululara
Karamanlı ismi ta Sultan Murad Han-ı Gazi hazretlerinin asrından
sehven (yanlışlıkla) İstanbul'un Karamanından dolayı kalmıştır. Şöyle ki, Anadolu 'dan İstanbul'a gelen taşçı, duvarcı, sıvacı ustalarının ve amelenin cümlesi büyük Karaman ile Küçük Karaman 'da otururlar idi.
Ve devlet ebniyesine(binalarına) veyahut onun bunun binasına ustalar iktiza ettiğinde, "gidin birkaç nefer Karamanlı usta getirin " derlerdi, yani Karamanda oturan ustalardan demek idi. Ve ustaların kaffesi
Anadolulu olduklarından vakit geçerek, İstanbullular kaffe-i Anadoluluları Karamanlı zanneylediler. Ve böylelikle bu isim kalmış ise de yanlıştır, asıl Karaman İstanbul' dadır''."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



134. "Uzlar yalnızca Bizans arazisine yerleşmemişlerdir. Güney
Rusya' da Rusların Uzlara Tork şeklinde hitap etmeleri ile alakalı
olduğu düşünülen birçok yerleşim yeri bulunmaktadır: Torçesk,
Torçiıı, Torkın, Torkskoye, Torkçitsı, gibi isimler taşıyan şehirler
muhtemelen bu Uzlardan kalma yer isimleridir. Bu şehirlerden
özellikle Torçesk, Ruslar tarafından Uzların savaş esnasında iltica
etmeleri maksadıyla yapılmıştır. Kumanlar tarafından sıkıştırıldıkça
bu şehre giderek kendilerini korumaya aldıklarına dair
Rus vakainamelerinde bilgiler vardır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



135. "Tarihi seyir açısından Urumların ilk yerleşim yeri Kırım olarak bilinmektedir. 1778 yılına kadar Kırım'da Kırım Hanlığı idaresi altında yaşamış olan Urumlar, Rus İmparatoriçesi II. Katerina döneminde diğer Hıristiyan topluluklarla, Ermeni ve, Yunanlılarla birlikte Kırım'dan çıkarılmış ve bugün Donetsk olarak adlandırılan bölgeye iskan edilmişlerdir. Kırım'dan bu şekilde çıkarılmaları topluluk üyeleri açısından sürgünden başka
bir şey değildir. Diğer bir ifadeyle, Urumların Kırım' dan çıkarılmalarının gerçek amacı, Kırım Hanlığı'nın ekonomik gücünü elinde tutan Hıristiyan halkın Kırım' dan uzaklaştırılarak Hanlığı ekonomik olarak çökertmektir. Halk arasındaki bu yaygın görüşe paralel olarak akademik çevrede de bu görüş hakimdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



136. "...Dolayısıyla, Sudak şehrinde
Türkçe isimli insanların varlığı bu isimlerin sahiplerinin Türk olduklarını göstermektedir. Birçok durumda Türkçe isimler
niteleyici bir biçimde birer lakap gibi kullanılmıştır. Örneğin:
Sultan Sabba, Türkmen Basileios, Ataçı Keşiş Arsenios, Arap İonnikis,
Barak Paraskevi, Aksamas Eııthymios'ta olduğu gibi. Diğer taraftan
Hıristiyan isimlerden sonra gelen Türkçe isimler de soyadıymış
gibi kullanılmıştır: Andronikos Abka, Tlıodoro Karııkan, İonnes İtMengü,
Aleksios Alaçı, Dimitrios Çoçak gibi. Verilen örneklerdeki
isimler fonetik açıdan incelendiğinde Kıpçak kökenli oldukları
anlaşılmaktadır: Yamgıırci'de olduğu gibi -gnı yerine -mg;
Aksamas'da olduğu gibi -nıaz yerine mas kullanılması gibi"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



137. "Rumca bilmeyen Karamanlılara okul dışında da Rumca konuşmaları için belli bir program takip
edilmiştir denilebilir. Bu konuda Nevşehir'e bağlı Sinasos kasabasındaki bir uygulama oldukça dikkat çekicidir. Bahsedilen kasabada bulunan okul zaman içerisinde çevre köy ve kasabalıların
da eğitim merkezi olmuştur. 1862 yılına gelindiğinde ise cemaatin ileri gelenleri "kızların ahlaki terbiyesi ve yurdumuzun manevi ıslahı için " diyerek bir kız okulu açmaya karar vermişlerdir.
Ancak, diğer bölgelerden gelen kızların barınma ve beslenme ihtiyacı karşısında zorluklarla karşılaşılması, cemaati yıllık sabit bir ücret karşılığında kızları bölge halkından ailelerin yanına
vermeye sevk etmiş ve bu durum çoğu Rumca bilmeyen bu kızların Rumca öğrenmeleri için uygun bir ortam hazırlamıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



138. "Damyanidis, Sen Sinod tarafından aforoz edilmişse de, Papa Eftim'in girişimiyle bu aforoz kaldırılmıştır. Bu olayın ardından yaşanan yeni bir gerginlik ile cemaat Papa Eftim'e müracaatla meselenin hallini rica etmiş ve sonuçta olay Damyanidis'in istifa etmesiyle çözümlenmiştir. Bunun ardından ise Papa Eftim Galata'da bulunan Panaiya Kilisesi'ne başrahip olmuştur. Ancak, bu gelişme karşısında Fener Patrikhanesi de boş durmamış ve Papa Eftim'i 19 Şubat tarihinde ihraç etmiş­tir. Daha sonra ise, 6 Haziran 1924 tarihinde Panaiya Kilise­si'nde bir kongre toplanmış ve bu kongreye İstanbul'un farklı semtlerinde oturan İstanbul Ortodoks Cemaat Heyetleri ve aslen Anadolulu olup İstanbul' a yerleşen Türk Ortodoksların temsilci­leri katılmışlardır. Düzenlenen bu kongrede şu kararlar alınmış­tır: 1) Fener Patrikhanesi ile kesin olarak dini ve dünyevi bütün ilişkilerin kesilmesi, 2. Önceleri Kayseri'de kurulmuş olan Türk Ortodoks Merkez Kilisesinin İstanbul' a nakledilmesi ve kilisenin başına Papa Eftim'in getirilmesi, 3.0rtodoks kilisesinin bağımsız olması ve bu bağımsızlığın hükümet tarafından tasdikine ait gerekli işlemlere hemen başlanması, 4.Panaiya Kilisesi'nin Türk Ortodoksluğunun merkezi olarak tanınması.17"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



139. "Burada diğer Türklerin yani Peçenek, Uz ve Kumanların bu
birliklerden ayrı tutulup tutulmadığı konusunda Savvides'in şu
ifadeleri ilgi çekicidir:
"Hıristiyanlaşmış Türkopoller doğrudan Selçuk ve Türkmen
paralı askerlerinin soyundandır. Bunlar 1 1 .yy'ın son dönemi ile
1 2.yy. 'da Komnenoi ve Angeloi dönemlerinde Hıristiyan kadınlarla
evlenen ve Bizans kuvvetlerinde savaşan kişilerdir. Askeri
yetenekleri yönünden de Selçuk ve Türkmen savaşçılarının sahip
olduğu neredeyse aynı sistemde savaş taktikleri, vardır. 13.
ve 1 4.yy. 'larda. Bizans ordusunun standart, birlikleri haline gelmişlerdir. Ok ve yay kullanmada ustadırlar ve Türk savaş
taktiklerini kullaıımaktaydılar"."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



140. "III. İoannis Dukas Vatacis 1221-1254 yılları arasında İznik İmparatoru olmuştur. İoannis Dukas Vatacis çok büyük bir olasılıkla general Basileios Vatacis'in oğludur ve babası Bizans imparatorları olan II. İsaakios ve III. Aleksios'in adı bilinmeyen bir kuzeninin oğludur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



141. "Düğün ve doğum adetleri dışında hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olan ölüm karşısında da Urumların sahip oldukları inanç ve uygulamalar ilgi çekicidir. Bir Urum hayatını kaybetti­ğinde, cenaze töreni düzenlenmeden önce cenazenin bir gece evde yatması gerekmektedir. Cenazenin bulunduğu odada mum yakılması adettir, ayrıca ölen kişinin ayakları ve çenesinin bağlanması, karnının üzerine ise mıknatıs konulması eline de haç verilmesi gerekmektedir. Bu arada ilginç bir uygulama ola­rak evde beslenen kedi veya köpeklerin kapatılmalarına ayrıca özen gösterilmektedir. Bunun dışında yine evde yapılması gere­ken bir diğer şey de tüm aynaların bir örtüyle kapatılmasıdır. Geçen gecenin ardından gündüz düzenlenen cenaze töreni ile ölü defnedilir. Ölünün defnedilmesinin ardından 8. ve 40. gün­leri önem taşımaktadır. Bu arada yine ölen kişinin ardından tutulan yasın simgesi olarak yakınlarının tıraş olmaması gerek­mektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



142. "Yine 1593 yılına ait başka bir kayıtta zımmiye İnci Bey'in kızı Gülistanın Balı oğlu Kayabalı nam zımmi ile evlendiği
belirtilirken, 1679 yılma ait bir kayıtta Kayserili Yahşi veled-i Kaplan ve Anasdas veled-i Murat ile Murat veled-i Dede isimlerindeki zımmilere rastlanılır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



143. "13. ve 14.yy.'larda Kuman ve Tatarlar arasındaki batı Katolik
misyonu haricinde, yüzlerce Kuman askerinin Bizans'ta ve
Rus hizmetinde çalıştığı gerçeği ve Synaxarion' da yer alan bunca
Türkçe kökenli ismin varlığı Ortodoksluğun Kumanlar ve
Tatarlar arasındaki etkinliğini açık bir biçimde gözler önüne
sermektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



144. "Maniakes'in Urfa'yı ele geçirmesi ile ilgili olarak Muralt, şehrin Urfa Emiri Nasr Eddaullah Mervan safında yer alan Türk Süleyman ismindeki bir kişinin Araplara ihanet etmesi
sonucu Maniakes' in Urfa' da birçok yeri ele geçirdiğini belirtmektedir. Bu bilgiye göre, Maniakes ile Türk Süleyman'ın kuşatma sırasında birbirlerinden haberdar olabilecekleri
uzak bir ihtimal olmasa gerektir. İmparator Manuel döneminde de komutanlığa devam eden
Maniakes, Urfa' daki görevinden alınarak Türkmenlere karşı koymak üzere Vaspurakan'a gönderilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise imparatorluğun batı sınırında Sicilya' da Araplara karşı düzenlenen savaşlarda görev alan Maniakes büyük başarılara imza atmıştır. Daha sonra Magistros unvanıyla 1042 yılında asayişi sağlamak üzere İtalya'ya gönderilen Maniakes bir iftira sonucu sahip olduğu unvanı kaybetmiştir. Bunun üzerine isyan eden Maniakes, bulunduğu güney İtalya' dan aynı dönemde isyan etmiş olan Sırplardan da yardım alarak, Selanik'e doğru ilerlemiştir. İstanbul'dan gönderilen ordu ile Ostrovo' da karşılaşan Maniakes, savaş başlamadan önce kendi askerleri tarafından imparator ilan edilmiştir. Bundan sonra ise savaşı kazanmak üzereyken hayatını kaybeden Maniakes'in ölümü ile Bizans
tarihinin seyri değişmiştir denilebilir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



145. "Bu şekilde yayınlamış olduğu beyanname ile Anadolu'nun
işgali karşısında Müslümanlar kadar Hıristiyanların da rahatsız
olduğuna dikkat çeken Eftim'in üzerinde özenle durduğu iki
nokta vardır: Bunlardan birincisi Anadolu'da yaşayan Ortodoksların
dilleri, adetleri ve kültürleriyle Türk olduklarını ispatladıkları,
ikincisi; Fener Patrikhanesi'nin bu gerçek karşısında
takındığı Helenleştirme politikası ve bağlı olduğu devlete karşı
giriştiği ihanetler. Papa Eftim, Milli Mücadeleye katıldığı andan
itibaren sürekli Ortodoks halkın dikkatini Fener Patrikhanesi'nin
geçmişten itibaren Osmanlı idaresi ve sonrasında TBMM
hükümetine karşı takip ettiği aleyhtar siyasete çekmeye çalışacak
ve Anadolulu Hıristiyanların Milli Mücadeleye tüm gayretleriyle
destek vermeleri gerektiğini ve Müslüman Türklerle aynı
soydan geldiklerini hatırlatacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



146. "Олександр Миколайович Гаркавець / Aleksandr Garkavets
Donetsk Devlet Üniversitesi'nde Matematik Profesörü olan Stephan Kalayerov ve Kazakistan' da Almata' da Deşt-i Kıpçak sahası ve Urumlar üzerine incelemeler yapmakta olan Dr. Aleksander Garkavets, II. Katerina tarafından gerçekleştirilen bu iskanın gerçek amacının Kırım Hanlığı'nın ekonomik olarak çökertilmesi olarak ifadelendirmektedirler. Sözü geçen sürgünün ardından, tam beş yıl sonra 1785 yılında Kırım Hanlığı'nın Rusya'ya bağlandığı da bir gerçektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



147. "Donetsk Devlet Üniversitesi'nde Matematik Profesörü olan Stephan Kalayerov ve Kazakistan' da Almata' da Deşt-i Kıpçak sahası ve Urumlar üzerine incelemeler yapmakta olan Dr. Aleksander Garkavets, II. Katerina tarafından gerçekleştirilen bu iskanın gerçek amacının Kırım Hanlığı'nın ekonomik olarak çökertilmesi olarak ifadelendirmektedirler. Sözü geçen sürgünün ardından, tam beş yıl sonra 1785 yılında Kırım Hanlığı'nın Rusya'ya bağlandığı da bir gerçektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



148. "1036 tarihinden itibaren ise Peçeneklerin esas kitlesi Tuna
boyuna kadar inmişlerdir. Bu da Peçeneklerle Bizans arasındaki
tek sınırın Tuna' dan ibaret olduğu anlamına gelmektedir. Bu
tarihten sonra Peçenekler, Uzların artan baskısı sonucu Tuna'yı
geçerek iyice Balkanların içlerine doğru nüfuz etmeye başlamış!ar ve bazı Peçenek grupları Bizansla yaptıkları anlaşmalar sonucu
Tuna'nın güney sahillerine yerleşmişlerdirYerleşime
tabi olan Peçenekler ileri de görüleceği üzere sınır koruması ile
görevlendirilmişlerdir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



149. "Ekincikli, Papa Eftim'in milletvekilleri seçimlerinde "Patrikhanenin
bu emri hilafında ... İstanbul' da toplanan ve bilahare İngilizler
tarafından dağıtılan Meclis-i Mebusan seçimlerine hatta
Müslüman Türk cemaati tarafından seçilmiş bir müntehib-i sani
sıfatıyla bilfiil iştirak" ettiğini belirtmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



150. "Papa Eftim'in bu tür bir beyanname ile halka seslenmesinin
ardından Fener Patrikhanesi Papa Eftim'e bir tamim göndererek;
Türkiye'nin Yunanistan'a verilmiş olup, Türkiye'deki hükümetin
verdiği ve vereceği emirlere kesinlikle uyulmaması ve
Ortodoks Rumların Türk tabiyetinde kalmalarının lüzumsuz
olduğu belirtilmiş ve o dönemde yapılması tahmin edilen milletvekilleri seçimlerine kesinlikle katılmamaları emredilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



151. "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde görüşmeler bu şekilde devam ederken, Lozan'da Venizelos'un, Patrikhanenin İstanbul'da kalması durumunda kendilerinin o dönemde Pat­rikhanenin başında bulunan ve Türk hükümeti ile hiç de dosta­ne ilişkiler kurma taraftarı olmayan Patrik IV. Meletios'un gö­revden uzaklaştırılabileceğine dair bir görüş ileri sürmesi Türk delegasyonu tarafından olumlu karşılanmış ve sonuçta Patrik­hanenin tüm siyasi hak ve yetkilerinden arındırılarak sadece dini bir kurum olarak İstanbul' da varlığını devam ettirebileceğine karar verilmiştir.m Patrikhane meselesi bu şekilde halle­dilmiş ise de, ileride görüleceği gibi bu konu etabli meselesi ile Türkiye için yeniden bir sorun olarak gündeme gelecektir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



152. "Karamanoğullarının toprakları üzerinde yoğun bir nüfusa sahip olan bu Ortodoks topluluğun isimlendirilmesi konusunda eldeki mevcut kaynaklar ağırlıklı olarak bu isimlendirmenin coğrafi bir temele"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



153. "Karamanoğlulları
daima eski Selçukluların bir varisi ve ana kolu gibi
hareket etmişler ve Anadolu'da İlhanlı hakimiyeti boyunca sürekli
olarak İlhanlı'ya karşı mücadele etmişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



154. "Bundan bir yıl sonra ise 1099 tarihinde Kudüs haçlıların eline
geçmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



155. "Hıristiyanlık dinini benimseyen bir diğer Türk topluluğu da
Tuva-Buryat sınır bölgesinde yaşayan 620 kişilik bir nüfusa sahip
olan Karagaslar (Tofalar)' dır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



156. "İlk başta Ortodoks dini kitaplarının yazıldığı dil olduğundan
dolayı gençlerin yazıların aslını okuyabilmeleri için
Rumca öğrenmeleri istenirken, bu durum giderek Türkçe konuşan
Ortodoksları Yunanlığa kazanmak için yapılmaya dönüşmüştür.
Rumca öğrenmeleri zaman içerisinde Helenleşmelerini
de beraberinde getirecekti. Bu amaç doğrultusunda Türkçe
konuşan çocuklara Yunanca ders okutulması için özel ders kitapları
yazılmıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



157. "Bu kaygı
dolu sözlerden de anlaşılacağı üzere Türkçe konuşan Ortodokslar
kilise için önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmiştir.
Bu durum karşısında Rumca bilmeyen Karamanlılara yönelik
olarak izlenen programın temel özelliği öncelikle Rumca
öğrenmelerini temin etmek olmuştur. Robert Friedrich Moritz Anhegger'e göre Rum
okullarının görevi Yunanca konuşan öğrencilerin dil bilgilerini
geliştirmek ve Türkçe konuşan gençlere de Yunancayı öğretmekti."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



158. "Yukarıda da belirtildiği gibi Peçenekler Bizans için her şeyden
önce Bulgar tehlikesine karış kullanılabilecek bir güçtür. Bu
bağlamda, Bulgarlara karşı birçok kez kullanılan Peçenekler ile
Bizans'ın arası 1018 yılında imparator II. Basil'in Bulgarları kesin
bir yenilgiye uğratarak Bizans hakimiyeti altına alması ile
bozulmaya başlamıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



159. "Bu arada yaşadığı köy ve kasabayı terk eden bu insanlar yeni yaşam yerlerinde siyasi kurumsallaşma,
toplumsal örgütlenme ve kimlik meselesi ile karşı karşıya kalmışlardır. G. Agustinos, kendi cemaatinden ayrılan
bu insanların geniş bir ekonomik dünya içine dahil olmaları ile birlikte kimlik kavramına yeni bir boyut kazandırıldığını ve ekonomik kazanç temin etme yönünde daha kapsamlı bir kimlik temelini esas alan türde bir cemaat yaratmaya itildiklerini vurgularken sahip oldukları kültürün iki temel özelliği olan dil ve
din konusunun daha fazla ön plana çıktığının altını çizmektedir. Aslında göç Karamanlılar için yeni ortaya çıkan bir şey değildir. Geçmişte de geçici dönemler için İstanbul, Antalya
veya İzmir'e gidenler olmuştur. Ancak bu defa yaşanan göçlerde
kimi zaman tek yönlü bir hareketlilik yaşanırken, bazen de
bireysel göç hareketi yerine ailelerin göçü gündeme gelmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



160. "Din dışı yayınlar arasında yer alan ve halk literatürü olarak ifade edilebilecek diğer eserler arasında Halk Diliyle Atasözleri, Bilinen Köroğlu Hikayelerinden, 1872, 1890 ve 1896 yılarında olmak
üzere 3 adet, 1908 yılında Nasreddin Hoca hikayeleri 1909'da da Şah İsmail, Aşık Garip hikayeleri yayınlanmıştır. Ayrıca, 1896 yılında İstanbul' da basılmış olan ve Zincidereli
Stavros Stavridis tarafından derlenen Anadolu Türküleri isimli
kitap ayrıca dikkate değerdir. Şakiroğlu, Anadolu Türk folklorü
ile bir karşılaştırma yapma açısından önem arz eden 123 Türkünün Dallegio ve Salaville tarafından şimdi hangi kitaplıkta olduğundan bahsedilmediğini vurgulamakta ve bu Türkülerden
sadece aşağıdaki dört mısranın örnek olarak verildiğini belirtmektedir:
Birer birer saydım da yedi yıl oldu
Diktiğin fidanlar meyvaya durdu,
Senin ile gidenler sılaya döndü,
İstanbul yoluna diktim gözümü."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



161. "1086 yılında Peçeneklere yenilmiş olan Bizans ordusunu toparlamak üzere Edirne'ye gönderilen Tatikios, burada Peçenekleri yenilgiye uğratmıştır. Bu arada 1094 yılında Nicephore Diogen'e karşı düzenlenen bir suikasti e engellemeyi başaran Tatikios, aynı yıl içerisinde bu defa Kuman Türklerine karşı Bizans topraklarını savunmuş, yine Kuman Türklerinin akınlarına karşı kaynak elde edilmesi için kilise mülklerinin müsaderesi hakkında
düzenlenen Sinod'da idareciler arasında görev almıştır. Bundan
sonra ise daha önce de bahsedildiği gibi İznik kuşatması
sırasında emrindeki Türkopollerle 40.000 kişilik bir ordunun
başında İznik'teki Türklerin su takviyesini önlemekle görevlendirilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



162. "Ancak sonuçta, Karamanoğulları her ne kadar Anadolu'da bir düzen kurmaya çalışsalar da, İlhanlı ordusu
düzenlediği bir harekatla Konya'yı ele geçirmiş ve sahte Sultan Cimri de öldürülmüştür. Anadolu'da yaşanan gelişmeler karşısında Kırım'da bulunan İzzeddin Keykavus ve oğullarının durumuna değinmek konu bütünlüğü açısından önem arz etmektedir. Anadolu' daki karışıklıklar sürerken İzzeddin Keykavus ölmüş ve en büyük
oğlu Gıyaseddin Mes'ud bir süre İstanbul'a yerleştikten sonra kendini sultan ilen ederek babasının ülkesini yeniden fethetmeye koyulmuştur. Bu fetih planları çerçevesinde ortamı hazırlamak amacıyla Sinop'a kardeşlerinden biri gönderilmiştir. Bu arada yaşanan gelişmeler sonucunda İlhanlı Han'ının kararı ile
Selçuklu toprakları eskisi gibi Konya merkez olmak üzere batı bölgeleri Keyhüsrev'in oğullarına, Kayseri merkez olmak üzere de doğu bölgeler Mes'ud'a verilerek yeni bir taksimata gidilmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



163. "1398 yılında Yıldırım Beyazıd döneminde Konya ve
Larende Osmanlıların eline geçtiyse de, Mut, Ermenak, İçel,
Taşeli tarafları halil. Karaman ailesinin elinde kalmıştır.
Karamanoğulları, 1441-1442 yılında Osmanlı İmparatorluğu
Macaristan' da bozguna uğradıktan sonra Osmanlı aleyhine
düzenlenen Haçlı ittifakına da destek vermekten çekinmemişlerdir.
Bu deştek ile ileri harekata geçerek Beypazarı, Afyon,
Bolvadin, Kütahya ve Ankara'ya kadar her yeri yakıp yıkmışlardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



164. "Yunanistan'da Kapadokiko köyünde yaşayan Kayseri'nin sadece Ortodoks nüfus barındırmış köylerinden
birisi olan Rum Kavak'lı 85 yaşındaki Anastasios Apostolidis'in verdiği bilgiye bakılırsa"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



165. "A vrupa'nın önde gelen feodal lordları İstanbul' da toplanmışlardır.
Bizans imparatoru kendilerine verdiği destek sözü
karşılığında imparatorluğun kaybettiği toprakları geri almak
konusunda Haçlılardan yardım istemiştir. Varılan anlaşma gereği
ilk başarı 1 097 yılında İznik'in ele geçirilmesi ile gerçekleşmiştir.
Bunu İzmir, Efes ve Sard'ın Bizans'ın kontrolüne girmesi
izlemiştir. Böylece, özellikle Batı Anadolu başta olmak
üzere Anadolu'nun birçok yerinde Bizans hakimiyeti tesis edilmeye
başlanmıştır. Bundan sonra Haçlı birlikleri Bizans askerleri
eşliğinde Antakya'ya doğru ilerleyişe geçmişlerdir. 1 098 yılında
şehir ele geçirildikten sonra, önce Haçlılar ve Bizans arasındaki
ilişki bozulmuş, daha sonra ise bölgenin kontrolü konusunda
Haçlılar kendi aralarında anlaşmazlığa düşmüştür. Bu
arada N orman lideri Antakya' da bağımsızlığını ilan etmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



166. "Esas Kuman
kitlesi Avrupa topraklarında bu şekilde iz bırakırken, başka bir
Kuman kitlesine de Kafkaslar'da rastlanmaktadır. 1089-1125
yılları arasında Gürcü kralı olan Agmasenebeli zamanında Gürcü
ordusunda Kuman askerlerinin varlığına rastlanmaktadır. Bu
konuda Gürcü kralının kızı ile Kuman komutanlarından
Sarukan'ın oğlu Etrek'in evliliğine dikkat çeken P. Golden, bu
evlilikten hemen sonra Gürcü kralının Kumanlardan yardım
istediğini belirtmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



167. "İSTANBUL'UN FETHİ VE FENER RUM ORTODOKS PATRİKHANESİ
1453 tarihinde İstanbul'un fethi ile Ortodoks Hıristiyan dünyasının merkezinin Türklerin eline geçmiş olması konumuz itibariyle üzerinde durulması gereken önemli bir olaydır. Bu tarihten
itibaren Doğu Roma İmparatorluğu ile birlikte tarihe karışmakta olan Ortodoks Kilisesi, Osmanlı idaresinin sahip olduğu hoşgörü siyaseti sayesinde Fatih Sultan Mehmed'in emriyle, Ortodoks dünyasının en yüksek ruhani kurumu olan ve İstanbul'un fethi sırasında boş bulunan patriklik makamı için yeni bir seçim yapılarak tekrar hayata döndürülmüştür.

Türk hakimiyetinden kısa bir süre önce Bizans imparatoru Konstantin Paleologos'un isteği üzerine geçmişte birkaç kez denenen ancak başarılı olunamayan iki kilisenin, Roma ve İstanbul kiliselerinin birleşmesi amacıyla Papa, Polonya Kardinali İzidor'u İstanbul'a göndermiştir. Maiyetinde birçok Latin'in de bulunduğu Kardinal 1452 yılı Kasım ayında İstanbul'a gelmiştir. Ancak kısa bir süre sonra imparator ve kilise ileri gelenlerinden bazılarının dışında keşiş ve papazların büyük bir kısmının ve halkın böyle bir birleşmeye karşı olduklarını görmüştür. Bu aleyhtarlığın başında Grandük Nikolas ile fetihten sonra Fatih Sultan Mehmed'in patrik seçeceği 2. Gennadios bulunmaktaydı. Kentte hakim olan bu aleyhtar havaya rağmen 2 Aralık 1452 tarihinde bir ayin düzenleyen İzidor iki kilisenin birleşmesini kabul etmiştir.
Diğer taraftan Grandük Notaras: "İstanbul'un içinde Türk sarığını görmek Latin serpuşunu görmekten daha iyidir" derken, tutucu Ortodokslar da aynı düşünceleri paylaşıyorlardı."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



168. "Kilise tarihinde bu yönde gelişmeler olurken, siyasi açıdan
yaşanan gelişmeler de imparatorluğun doğu ve batı kesimleri
arasındaki ayrımı giderek daha da fazla derinleştirmiştir. 6.yy'ın
sonu ve 7.yy'ın başı genelde geç Roma veya erken Bizans olarak
adlandırılan dönemin başlangıç tarihidir. Bu tarihlerde Roma
İmparatorluğu'nun eski imperium fikri artık terk edilmiştir ve
yavaş yavaş Bizans İmparatorluğu tarih sahnesinde ön plana
çıkmaya başlamıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



169. "Ancak, Hun tehlikesi sonrasınd a Bizansı en çok meşgul eden
dış tehlikelerden birisi olan Bulgarlar henüz Slavlaşmadan
önce, özellikle 482' den 559 yılına kadar aralıksız olarak Bizans
İmparatorluğu topraklarına akınlar düzenleyip yağmalamışlardır.
Bu akın ve yağmalar esnasında her ne kadar Bizans' a
üstün gelseler de, aralarında Bizans'a esir düşenler de olmuştur.
Bu esir düşen Bulgarlardan bir kısmı, ileride verilecek bilgilerden
de anlaşılacağı üzere, Bizans diplomasisinin bir gereği olarak
imparatorluk topraklarında iskana tabi tutulmuşlar ve Bizans
askeri hizmetine alınmışlardır. Bu bağlamda, Bizans hizmetine
girmenin ön şartı olan Hıristiyanlığı kabul ederek vaftiz
olmak zorunda olan Bulgar Türkleri birer doğu Roma askeri
olarak sınır bölgelerinde Bizans düşmanlarına karşı savaşmaya
devam etmişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



170. "Yukarıda bahsedilen ve Bizans tarihinde önemli kişilikler olarak nitelenebilecek Bizanslıların, Türkopoller olarak adlandırdığı, Selçuklu Türkleri haricinde de sayısız miktarda Peçenek, Kuman, Uz, Hazar Türkü'nün askerlik yaptığı bilinmektedir. Sözü geçen bu Türklerin geleceğin imparatorları ile birlikte büyümelerinin sebebi üzerinde bir fikir yürüten Brand, geleceğin imparatorlarının Türkçe öğrenmesini ve böylece hizmetindeki Türk askerleriyle ve düşmanı olan Türkler ile doğrudan temas kurmasını sağlama düşüncesinin etken olduğunu belirtmektedir. Ayrıca, genel bir prensip olarak sadakat konusunda asil aile bireylerinden daha fazla yabancılara güvenme fikrinden hareket eden Bizans bu konuda haklı çıkmıştır. Çünkü her iki Türk komutan da ölene kadar imparatorlara sadık kalmışlardır. Bu iki Türk dışında Bizans'a hizmet eden birkaç Türk'ten daha bahsetmek zannederiz konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



171. "Ancak, her ne kadar bölgesel misyon faaliyeti sonucu kişisel
olarak veya ileride görüleceği gibi, Bizans hizmetine girerken
Hıristiyanlığı kabul edenler olduysa da, bu kabulün pek de kolaylıkla gerçekleştiği söylenemez. Nitekim, 865 yılında Bulgarlar kendilerini vaftize zorlayan Prenslerini öldürmeye kalkmışlar, ancak mücadelelerinde Prense mağlup olunca vaftiz olmak zorunda kalmışlardır. Muralt'ın belirttiğine göre vaftiz olan bu Bulgarlar açlıktan ölmüşlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



172. "Diğer taraftan Lozan' da İsmet İnönü azınlıklar konusunda Türkiye'nin izleyeceği siyaseti izah ederken, daha önce de bir­çok kez değinildiği gibi, Anadolu' da Kayseri' de faaliyetlerini sürdüren Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi üyelerinin gerek şah­si gerekse kongre adına yayınladıkları beyanlarda kendilerinin Müslüman kardeşlerinden ayrıldıkları tek noktanın dinleri olup Anadolu' da azınlık olarak kimsenin bulunmadığına dikkat çekmiş olduğu da bilinmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



173. "Türkiye'den, Yunanistan'a gönderilen Ortodoks nüfusu taşıyan Yunan vapurları haricinde İtalyan ve Türk va­purlarının da taşımacılık yaptıkları bilinmektedir. Yunanis­tan' dan Türkiye' ye getirilen Müslüman nüfus iskele ve limanla­ra indirildikten sonra tekrar Yunanistan' dan mübadil getirmek için hareket edecek olan Türk gemileri Anadolu' daki Ortodoks nüfusu da alarak Yunanistan'a ulaşmalarını sağlamışlardır. Bu bağlamda, Samsun'a gönderilen mübadele heyetinın aldığı bir kararla Midilli' den Ayvalık'a göçmen getirecek vapurların Sam­sun' daki Ortodoksları da götürmesi planlanmıştır. Bu heyet daha sonra Trabzon'a geçerek oradaki mübadeleye tabi Orto­doksların iki vapurla Yunanistan'a taşınmalarını sağlamışlardır. Çok az sayıdaki bazı Ortodoks da kendi istekleriyle bu gruplara dahil olmayarak bir süre daha Türkiye'de kalmışlardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



174. "Marco Polo haricinde bölgeyi ziyaret edenler arasında yer
alan Rubrucklu Fransisken William, Batu'nun oğlu Sartak'ın
Hıristiyanlığı benimsediği haberi üzerine Sartak'ın egemenliğindeki
yerlerde çalışmaya karar vermiş ve 31 Temmuz 1253
tarihinde Fransa kralı IX. Louis'nin mektubuyla birlikte
Sartak'ın ikametgahına gitmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



175. "Gazetenin ilk 12 sayısında dikkat çeken en önemli noktalardan
biri de gazetenin isminin hemen altında: "Türkiye Büyük
Millet Meclisi Hükumetine tabi Umum Anadolu Türk Ortodoksları
Kilise Kongresinin mürevvic-i efkarıdır" ifadesinin yer almasıdır.
13. sayıdan itibaren ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Tabi
Umum Anadolu Türk Ortodokslarının Dini, Ahlaki, Tarihi Haftalık
Gazetesidir" ifadesi yer alacaktır. Bu ifadeyle kongre bir kez daha
Ankara'daki Büyük Millet Meclisi hükümetine bağlılığını dile
getirirken, gerçekleşen kongre toplantılarında alman kararlar,
nizamname ve kongre üyelerinin kaleme almış olduğu yazılar
gazetede yayınlanarak kamuoyuna faaliyetleri ve düşünceleri
hakkında bilgileri günü gününe ulaştırılmaya çalışılmıştır. Milli
Mücadele döneminde gerçekleşen olayların takibi açısından
dönemin gazetelerinin son derece önemli birer kaynak oldukları
bilinen bir gerçektir. Bu gerçek doğrultusunda, 16 Temmuz 1922
tarihinden itibaren Kayseri' de Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi
çatısı altında meydana gelen olayları, alınan kararları, kısacası
Türk Ortodoksların Milli Mücadele'deki faaliyetleri ve düşüncelerini
açık bir biçimde görebilmek açısından önemli bir kaynak
durumunda olan Anadoluda Ortodoksluk Sadası adlı gazetede yer
alan bilgilere değinmek yerinde olacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



176. "Yine, Yunanistan'ın Farsala şehrine bağlı Zoodohos Pigi köyünde yaşayan
Kayseri'nin Taşlık köyünden 88 yaşındaki Sultan Çiçekoğlu
da: "Memlekette tavuk yerler, mal hasta olursa keserler, burgur yirler,
köfte yirler, un aşı keserler, mantı yirler " derken tatlılardan Kadayıf,
baklava ve Sarı Burmanın bugün hala köylerinde yapıldığından
bahsetmekteydi. Adana' da sadece Türkçe konuşan Ortodoks nüfustan oluşan Gürümce köyünden olan 75 yaşındaki Maria Kehayaoğlu da gençlerin arhk rağbet
göstermediği yemeklerinden içli köfte, mercimekli köfte, çiğ köfte, tarhana ve mercimek çorbalarını, mantıyı ve yufka ekmeğini
sıralamaktaydı.,,,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



177. "Karamanlı Adet, Gelenek ve Görenekleri
Kültür bir toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerlerden
oluşan bir bütündür ve bünyesinde her türlü bilgi, değer
ölçüsü, genel davranış, görüş ve zihniyet ile her türlü davranış
şekillerini içine almakta ve bütün bunlar bir araya gelerek o
toplumun mensuplarının ekserisinde ortak olan ve onu diğer
toplumlardan ayıran özel bir hayat tarzı oluşturmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



178. "Doğu kiliseleri olarak adlandırılan bu kiliseler haricinde İç
Asya' da Türk- Moğol ve diğer topluluklara yönelik faaliyet gösteren
diğer bir misyoner grubu da batı, yani Katolik kilisesi misyonerleridir.
4.yy.'dan itibaren önce Atilla'nın liderliğinde Hunların
ve onları takiben Avar, Hazar, Peçenek, Uz ve Kıpçak gibi
Türk boylarının akınlarına sahne olan Orta Avrupa 1245 sonrası
yeni bir dalga ile Türk-Moğol ordularının ilerlemesine şahit
olmuştur. Böylelikle uzun bir zaman dilimi içerisinde akınlara maruz kalan Avrupa bu tehlikeye karşı arayış içine girmiştir. Bu
arayış bağlamında, Papa IV. İnnocent liderliğinde bir araya gelen
ruhaniler meclisi Türk-Moğol ordularının yarattığı tehlikeyi
bertaraf etmenin yanında bu insanları Hıristiyanlığa kazanmanın,
(dolayısıyla da Müslüman dünyasına karşı daha rahat hareket
edebilme imkanının elde edileceği düşüncesiyle), yollarını
arayacaktır. İşte bu temel görüşten hareketle Papa, Balkanlar'daki
Türkler dışında, istihbarat ve misyonerlik amacıyla
birçok rahibi doğudaki Türk-Moğol İmparatorluğu topraklarına
göndermiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



179. "İmparator, Peçeneklerin Bizans için öneminden bahsederken
aynı şekilde Rusların, Türklerin (Macarların) ve Bulgarların
da onlarla iyi geçinme siyasetini takip ettiklerini hatırlatmakta
ve Peçeneklerin bölge siyasetinde nasıl bir güç ve tehlike arz
ettiğinin altını çizmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



180. "Bir gayri Müslim ailenin üç kuşak boyunca taşıdıkları isimleri göstermesi açısından önemli bulunan bir belgede ise;
"Kayseri'ye müzafatından İstefane nam karyeden Hüseyin bin Abdullah nanı kimesne malıftl-i kazada Mihail veled-i Saka nam yetimin vasi-i şer'isi olan Anna Peşe nam zımmiye üzerine takriri dava edüp Karye-i mezburede Tavlı tarlası demekle maruf ma'lünıetü'l-hudud bir kıt'a tarla dedem Küçük tarlası olup, Küçük mürd olup babam Karlı'ya kaldı. Karlı mürd olup bana kaldı. Şer'e sual olunmasın taleb ederim . . . . . 1915 Nisan
denilmektedir.
Bu belgeden anlaşıldığı kadarıyla babasının adı Abdullah
olarak zikredilen Hüseyin (bin Abdullah) de bir Hıristiyanken
Müslüman olmuştur. Diğer taraftan, dedesi Küçük'ün ve babası
Karlı'nın Hıristiyanlar için kullanılan ve ölmek manasındaki mürd
olmak tabiriyle nitelenmesi bu kişilerin Hıristiyanlığına bir delil
teşkil ederken, bu ailenin her ne kadar Hüseyin'in Müslüman
olmadan önceki ismi belirtilmemişse de, dedesi ve babasının
taşıdığı isimler konumuz açısından oldukça ilgi çekici görünmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



181. "Eski Uygur başkenti Kuça'da bir Nasturi kilisesi
bulunmuştur. Kilisenin önde gelen kişileri Soğdlar ve muhtemelen
aşağı tabakadan olan Türklerdir. Ayrıca bugün Diyarbakır'da bulunan Keldani Piskopos kütüphanesinde Garatu Uriyang (Hıristiyan Uygurlar) padişahı George'un kızkardeşi Orangul Sultan için yazılmış Süryanice elyazması İncil sayfaları bulunmaktadır. Bu İncil haricinde, 1374 yılında Semerkant'ta Türkçe yazılmış bir Nasturi' dua kitabının da var olduğu bilinmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



182. "Henüz tam manasıyla gün ışığına çıkarılamamış konulardan
birisi de dini inanç olarak Hıristiyanlığın Ortodoksluk mezhebini
benimsemiş, yüzyıllarca Osmanlı İmparatorluğu idaresi
altında Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi'ne bağlı kalmalarına
rağmen Rum olarak değil de Karamanlı olarak adlandırılmış ve
ibadet dili olarak Türkçeyi kullanabilecek kadar Rum diline
uzak, gelenek görenekleri açısından da Müslüman Türk toplumundan
bir farkı olmayan ve 1923 Türk-Yunan nüfus mübadelesiyle
Yunanistan'a gönderilen Karamanlı Ortodokslar oluşturmaktadır.
Bugüne kadar Karamanlı Ortodokslar üzerine yapılan
çalışmalar genelde iki görüş üzerine odaklanmıştır: aKaramanlı
Ortodokslar Türkleşmiş Rumlardır, b-Karamanlı
Ortodokslar Bizans İmparatorluğu döneminde imparatorluk ordusunda görev yapmış ve Anadolu'nun birçok yerine yerleştirilmiş
Türk askerlerinin soyundan gelmektedirler"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



183. "İnsanların sahip oldukları ortak inanç, her toplumda aynı
derecede etkin olmasa da, önemli bir bağın simgesi olmuştur.
Dolayısıyla, imparatorluğun içerdiği farklı ve çatışan elementleri
bir araya getirmeye ve bir birlik sağlamaya yardımcı olan
din, sınırların ötesinde de üstünlük için gerekli görülen bir güç
kaynağı olmuştur. Böyle bir inancın tesisinde Anadolu'nun
içlerinden İtalya' ya kadar birçok piskoposluk açılmıştır. Bu bağlamda, Bizans İmparatorluğu'nda birleştirici unsurun milliyet
değil, din, daha da özelde Ortodoksluktan ibaret olduğu söylenebilir.

Bizans İmparatorluğu'nun içeride birlik, dışarıda güç için gerekli
gördüğü dinin gücünü düşmanlarına karşı nasıl kullandığına
geçmeden önce, Bizans Ortodoks Kilisesi ile Roma Kilisesinin
birbirinden nasıl ayrıldığına değinmek gerekmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



184. "Benzer şekilde, Trabzon ve Maçka bölgelerinden de
TBMM'ne yapılan müracaatlarda Fener Rum Patrikhanesi'nin
faaliyetleri protesto edilirken, patrikhane ile olan tüm ilişkilerin
kesilerek Türk"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



185. "George Maniakes
11.yy.'ın tanınmış kumandanlarından olan George Maniakes,
Anadolu'ya yerleşen bir Türk aileye mensuptur. Maniakes'ın
ailesi imparator iL Basileios'un hizmetine girmiştir. Maniakes ismi aslında Bizanslılar için hiç de yabancı bir
isim değildir. Daha önceki yıllarda, 1 1.yy.'dan tam 600 yıl önce
ilk defa 568 yılında Göktürk Hükümdarı İstemi Han'ın, Bizans'a
gönderdiği elçi heyetinin başındaki kişinin adının da Maniak
olduğu birçok kaynakta belirtilmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



186. "Diğer taraftan,
1630' da Rus işgaliyle siyasi, ekonomik ve kültürel baskılara
maruz kalmış olan Saha Türkleri de Hıristiyanlığı benimsemek
zorunda kalmışlardır. Bugün Saha Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan
Sahaların nüfusu 360.000 olup bu nüfusun Cumhuriyet
nüfusuna oranı % 36.97'dir. Ülkenin resmi dini Hıristiyanlık ise
de, diğer Türk toplumlarında olduğu gibi Şamanistik gelenekler
hala devam etmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



187. "Rabban Çauma olarak da bilinen Rabban Bar Ṣawma, Çin’deki Doğu’daki "Nestorian" Kilisesi’nin diplomatını çeviren bir Türk keşişiydi. Moğol kontrollü Çin'den Kudüs'e, öğrencilerinden biri olan Rabban Markos ile birlikte hac yolculuğuna başlandığıyla bilinir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



188. "Arghun Han Argon, Moğol İmparatorluğu'nun İlkhanat'ının dördüncü hükümdarıydı, 1284'ten 1291'e kadar. Abaqa Han'ın oğluydu ve babası gibi dindar bir Budist idi"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



189. "Türk Hariciye vekilinin Lord Curzon ile yaptığı görüşmede geçmişe atıf yaparak o gün içinde mübadele olabileceğinin belirtilmesinin dışında yine An­kara hükümeti Dahiliye Vekili Fethi Bey'in temaslarda bulun­mak üzere gittiği Londra'dan 6 Eylül 1922'de gönderdiği telgraf­ta İngiliz Hariciyesi'nin ateşkes istediğini belirtirken, Trakya'nın alınması, azınlıkların değiştirilmesi, savaş tazminatı ve tamirat bedeli istenmesi gerektiğine dikkat çekmiştir. Fethi Bey, Gene­ral Pelle ile yaptığı görüşmede de aynı noktaya dikkat çekerek Batı Anadolu'da yaşanan Rum mezalimi sonrası azınlıklarla bir arada yaşamanın mümkün olmadığını da belirtmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



190. "Paskalya Bayramı ve Şeker Bayramı veya düğün ve cenaze gibi önemli günlerde iki topluluk arasında az veya çok ziyaretlerin gerçekleştiği de bilinmektedir. Müslüman ve Hristiyan
karışık olarak yaşadığı bir mahallenin bulunduğu Çukur'un
sadece Ortodokslardan oluşan bir mahallesinde yaşayan
Kapadokikolu Maria Sütoğlu bu konuda şunları söylemektedir "Çok iyilerdi. Çok muhabbetlilerdi. Ev gibi/erdi, yaşıyorlardı. Biz Türk içindeydik. Ne kilisemizi yasak ettiler, ne düğünümüzü ne ölümüzü.
Onlar da gelirlerdi. Erkekler erkeklerle, karılar karılarla ..""


- Karamanlı Ortodoks Türkler



191. "Yukarıda genel hatlarıyla Yunanistan'ın Anadolu topraklarındaki ilerleyişi, siyasi alandaki gelişmeler ve Anadolu'nun özellikle Batı Anadolu, Marmara ve Karadeniz bölgelerindeki
yerli Rumların tutum ve davranışlarına kısaca değindikten sonra Karamanlı Ortodoks Türklerin Milli Mücadele ve sonrasında yaşanan dönemde nasıl bir tutum ve davranış sergiledikleri
incelenmeye çalışılacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



192. "Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi'nin Faaliyetleri
Anadolu'nun birçok yerinden gelen talepler ve bizzat Papa
Eftim'in kişisel girişimleri sonucu hükümetten alınan onay sonrasında
Anadolu' da Fener Patrikhanesi'nden bağımsız bir Türk
Ortodoks Patrikhanesi'nin kurulmasına yönelik faaliyetlerin
yürütülmesi amacıyla Anadolu'nun farklı yerlerinden birçok
ruhani temsilcinin katıldığı bir kongre düzenlenmesine karar
verilmiştir. Kongrenin düzenleneceği yer Kayseri'de bulunan
Zincidere Ortodoks Manastırı'dır.
Kongrenin takip ettiği politika ve aldığı kararların içeriğine
geçmeden önce bu konularda, yani alman kararlar, uygulamalar
ve Türk Ortodoksların fikir ve düşünceleri konusunda önemli
bir kaynak niteliği taşıyan ve kongrenin yayın organı olarak
adlandırılabilecek bir gazeteden bahsetmek yerinde olacaktır.
Anadolu 'da Ortodoksluk Sadası adı altında çıkarılan bu gazete 22
Temmuz 1338 (9 Temmuz 1922) ile 21 Şubat 1339 (8 Nisan 1923)
tarihleri arasında yaymlanmıştır.
Her bir sayı 2 sayfa olmak
üzere toplam 32 sayfa ve 16 sayıdan oluşan ve Osmanlıca olarak
çıkan gazetenin isminin altında imtiyaz sahibi olarak Bulluoğlu
İstimat Zihni'nin ve Umumi tahririye müdürü Antalyalı
Çeneoğlu Filip'in isimleri verilirken, idare merkezinin "şimdilik
Zincidere Manastırında daire-i malısusidir" denilerek telgraf adresinin
de "Kayseri' de Kilise Kongresi" olduğu belirtilmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



193. "Diğer taraftan, Theodore il.
Lascaris, babasının anısına kaleme aldığı nutkunda da Kumanların
batıdan getirilerek Selçuklu Türklerine karşı iskana tabi
tutulmalarının imparatorluğun yararına olduğuna dikkat çekilmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



194. "Türkçe konuşan çocuklara Rumca öğretme hedefi doğrultusunda 1879 yılında
Atina'da gerçekleştirilen Helen Sillogları konferansında Türkçe
ve Bulgarca konuşan soydaşlar için Yeniden Helenleştirme
(ekselinismos) tabiri kullanılmış ve Rumca öğretiminin önemi
üzerinde durulmuştur."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



195. "Yukarıda görüldüğü üzere gayri müslim nüfus arasında öz Türkçe isimler haricinde İran kökenli olup Türkler tarafından kullanılan şahıs isimlerine ve Beg, Şalı, Emir, Melik ve Sultan gibi ünvanlara sık rastlanmaktadır. Gayrimüslim nüfus içerisinde bu tür isimlerin varlığı ile ilgili değişik görüşler hakimdir. Bu tür isimler: 1- Çok eski bir Türkleştirme ve Kültürleşme olduğunu, 2- Bu Hıristiyanların Türk kökenli olduğunu, ya da Ronald C.
Jennings'in belirttiği gibi Turkofon Yunan ve Ermeni ile Hıristiyan Turklerin karışımı ile ortaya çıkan ırki olarak karışık bir topluluk oldukları ihtimalini ortaya koymaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



196. "Neançı, Kançu, Katrantı, 1087 yıllarında Peçenek başbuğlarıdır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



197. "LOMBARDLAR: Germen Kavmi Lombardlar, İtalya'ya saldırdıktan bir süre sonra Hristiyanlığı kabul eder ve İtalyanlaşır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



198. "Papa Eftim ve yaklaşık olarak 50-60 kişiden oluşan ailesi dışında mübadeleden muaf tutulan, Papa Eftim'in yakın çevre­sinden olan Avukat İstimat Zihni adına da bir hükümet kararı düzenlenmiştir. İstimat Zihni dışında, yine Papa Eftim'in sa­yesinde mübadeleden muaf tutulan Katsos Papadopulos, Metaritlımisis adında Fener karşısında Papa Eftim'i destekleyen bir gazete çıkarmıştır. 1932 yılında yayma ara verilse de, gazete daha sonra yayınma devam etmiştir. Bunun dışında, mübade­leye tabi olup mübadele antlaşmasından önce mübadeleye tabi olmayan bir Ortodoks erkek ile evlenen Ortodoks kadınların veya Milli Mücadele döneminde Yunan harekatına iştirak etme­yerek Müslüman nüfusa yardımları dokunan kişilerin mübade­leden muaf tutulacağına dair arşivde belgeler bulunmaktadır. Yine insani bir uygulama olarak sağlıkları göç etmeye müsait olmayan kişilerle ilgili olarak her iki ülke, bu kişilerin mübade­leden tecillerine karar vermişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



199. "Orta Anadolu Türk Ortodoks cemaatini mübadeleye kurban vermesine rağmen, geride kalan ve İstanbul' da yaşamakta olan Anadolu kökenli Türk Ortodoksların desteğiyle ve Papa Eftim'in gayretleri sonucu tam anlamıyla bağımsız bir patrikha­ne olarak İstanbul' da Fener Patrikhanesi'nin karşısında varlığını ortaya koymuştur"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



200. "Kasım 1923'te kurulan ve Aralık 1930'a kadar görev yapa­cak olan komisyonun faaliyetleri üç ana gruba ayrılmıştır: Fi­nansal şehir iskanı ve kırsal veya tarıma dayalı iskan. Tarıma dayalı ekonomiye sahip bir ülke olarak Yunanistan için en önemli olan faaliyet kırsal veya tarıma dayalı iskan olmuştur ve bu kategorideki iskan için Müslümanların ve Slavların geride bıraktıkları ve ülkenin en verimli arazilerinin bulunduğu kuzey bölgesine öncelik tanınmıştır. Bu bağlamda, ülkenin kuzeyinde Makedonya ve Batı Trakya' da oluşturulan alt birimlerle daha önce belli bir düzen içinde yürütülemeyen tarıma dayalı nüfu­sun iskanı için çalışmalara başlanmıştır. İskan için Yunan hükümeti, 500.000 hektarlık ekilebilir ve ekilemez alanı Muhacir İskan Komisyonu'na vermiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



201. "İlhanlı idaresi altında Hıristiyanlık, özellikle Nasturllik sıradan
insanlar haricinde sarayda ve hanın aile bireyleri arasında
da etkinlik kazanmayı başarmıştır. Büyük İlhanlı hükümdarı
Hülagü'nün eşi Dokuz Hatun Nasturlliği benimsemiş bir
Kerayit'tir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



202. "Cengiz
Han döneminde faal bir rol oynamış olan Ongutların önemli
şehirlerinden biri olan Olon Süme' de, Moğol döneminde Budist
eğitimin merkezi olmakla birlikte, bir Nasturl kilisesinin var
olduğu da bilinmektedir. Ayrıca yine Moğol döneminde burada
bir de Latin kilisesi kurulmuştur. 13-14. yy.'a ait olduğu tespit
edilen Ongut bölgesindeki Mezar taşları da Nasturllere aittir.
Haçlar ve yapraklarla süslenmiş olan mezar taşlarındaki tek
satırlık yazılar Süryani alfabesiyle Türkçedir. Budist ve
Şamanistik amblemler ve gamalı haçlarla bezeli çok sayıdaki
muskalar da Ordos bölgesinde ele geçen buluntular arasındadır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



203. "Papa Eftim ve Türk Ortodoks Patrikhanesi'nin İstanbul'a Nakli

Fener Rum Patrikhanesi ile ilgili Lozan' da varılan anlaşmaya göre sadece dini bir kurum olarak İstanbul' da varlığını devam ettirmesi ve o dönemde patriklik görevini yürütmekte olan IV. Meletios'un görevden uzaklaştırılacağı sözü çerçevesinde, IV. Meletios 10 Temmuz 1923 tarihinde istemeyerek de olsa İstan­bul' dan ayrılmıştır. Ancak her ne kadar patrik İstanbul' dan ayrılsa da, istifa et­memek konusunda direnmesi patrikhane bağlamında yeni bir gerginlik yaşanmasına sebep olmuştur. Böyle bir ortamda Fener Patrikhanesi'yle temasa geçen Papaz Eftim, Meletios'un görevi bırakması, kanunlara uygun bir biçimde yeni patriğin seçilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak, bu beyanın dikkate alınmadığını gören Papa Eftim, 2 Ekim 1923 tarihinde Fener Patrikhanesi'ne giderek Sen Sinod Meclisi'ni feshettiğini ilan etmiş daha önce Meletios tarafından görevinden uzaklaştırılan Metropolitlerin de dahil olduğu yeni bir Sinod Meclisi oluşturmuştur. Yeni oluşturulan bu meclis de patrik IV. Meletios'u azletmeleri ile ilgili kararı onaylamıştır. Ayrıca, Papa Eftim Patrikhane temsilciliğine tayin edilirken patrikvekilliğine Erdek Metropolidi Kallinikos, yardımcılığına da Maçka Metropolidi Kirillos getirilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



204. "Konuyla doğrudan ilgili olan bir diğer kaynakta Selçukluların
oluşturduğu bu paralı askerlerin haricinde Komnenos sülalesi
döneminde birçok esir alınarak imparatorluk topraklarına
yerleştirildiği ve I. Haçlı seferinin geçmesinin ardından İmparator
I. Aleksios döneminde 2000 kadar Türk'ün Ege Adalarına
yerleştirilmesi emrini verdiği belirtilmektedir.

1124 yılında
gerçekleşen bir çatışma sırasında birçok Türk esir alınarak Hıristiyanlaştırılmış
ve imparatorluk topraklarına iskan edilerek
Bizans ordusuna dahil edilmişlerdir. 1134 yılı sonrasında imparator İonnes döneminde Çankırı, Bizans İmparatorluğu'nun
eline geçtiğinde şehirde bulunan Türk garnizonun şehri terk
etmesine izin verildiği, ancak birçok Türk'ün şehri terk etmeyerek
Bizans hizmetine girdiği de incelenen kaynaklarda belirtilen
bir bilgidir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



205. "1124 yılında
gerçekleşen bir çatışma sırasında birçok Türk esir alınarak Hıristiyanlaştırılmış
ve imparatorluk topraklarına iskan edilerek
Bizans ordusuna dahil edilmişlerdir. 1134 yılı sonrasında imparator İonnes döneminde Çankırı, Bizans İmparatorluğu'nun
eline geçtiğinde şehirde bulunan Türk garnizonun şehri terk
etmesine izin verildiği, ancak birçok Türk'ün şehri terk etmeyerek
Bizans hizmetine girdiği de incelenen kaynaklarda belirtilen
bir bilgidir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



206. "Osmanlı idaresi altında Boğdan'da Akkerman olarak adlandırılan yerleşim birimi bugün Ukrayna'nın Odessa yönetim birimine bağlı olan Belgrod Dnestrovski şehridir ve bu şehir Donetsi ırmağının yukarı kesiminde,
Moskova-Horkov ve Sumi-Donetsk Havzası demiryolları üzerinde bulunmaktadır. Yukarıdaki ilginç tabloyu tamamladığı düşünülebilecek diğer bir bilgi de şudur: J. Eckmann'ın, Anadolu dışında da Karamanlılara
rastlandığı konusunda vermiş olduğu bilgi doğrultusunda bugün hala Gagauz yerinde Karamanköy olarak adlandırılan bir yerleşim biriminin bulunduğunu burada belirtmek gerekmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



207. "Urumların kimler olduğu üzerine akademik çevrelerde yapılan
çalışmalar oldukça sınırlıdır. Bugüne kadar yaptığı çalışmalarla
bu konuda tek isim denilebilecek olan Dr. Alexander
Garkavets aslen bir Ukrayn olup, şu anda Kazakistan' da Avrasya
Araştırmaları Merkezi'nin başkanlığını yürütmektedir. 1973 yılından
itibaren Ukrayna' da yaşayan Urumlar üzerine dil ve folklorik
incelemeler yapmış olan Garkavets'e göre Türkçe konuşmakta
olan Urumlar köken itibariyle Helen'dir. Urum isimlendirmesi
ise Türklerin Romalılara vermiş olduğu Rum ismiyle alakalıdır.
Garkavets, Urumların neden bu isimle adlandırıldıkları
yönündeki soruya sadece bu açıklama ile cevap vermekle yetinmektedir.
Topluluk üyelerinden olan Valeri Kior ise,
Garkavets'in aksine, Urumların Kıpçak-Oğuz Türklerinin karışımı
olduğunu ileri sürmekte ve bu iddiasını başta dilleri ve
geçmişte olduğu gibi şu anda da yaşamakta oldukları Deşt-i
Kıpçak isimlendirmesiyle anılan sahanın tarihi ile desteklemektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



208. "Codex Cumanicus'un tek nüshası Venedik'te Saint Marcus
Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. Eserin ilk baskısı Geza Kun
tarafından yapılmıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



209. "Elde edilen verilere göre bu tarihten önce de ara ara Bulgarlardan
Hıristiyanlığı kabul edenler olduysa da, bu tarihten
sonra resmi din olan Hıristiyanlığın bölgede yayılmasında birinci
derecede rol oynayan Kiri! ve Metodius din kitaplarını
Bulgarca'ya çevirmişler ve Bulgar din edebiyat okulunu açmışlardır.
Boris döneminde başlayan bu hareket Simeon döneminde
de devam etmiş ve bunu zaman içerisinde Bulgar Türklerinin
Hıristiyanlaşmaları ve Slavlaşmaları takip etmişti."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



210. "Türk kültür varlıkları arasında önemli bir yer tutan türkü
ve manilerin izlerini Yunanistan'ın orta kesiminde bir köyde
bulabilmek geçmişte ve bugün ileri sürüldüğü gibi Türkçenin ve
Türk kültürünün etkisi ile gayrimüslim tebanın Türkçe konuşmak
zorunda kaldığı ve dolayısıyla Türk kültüründen bir takım
izler taşıyabileceği tezinin ötesinde bir şeylerin var olduğunu
gösterir niteliktedir. Bu tür izlerin hata canlılığını koruyor olması
ve hata güzel ve saf bir Türkçe ile konuşuyor olmaları dile
hakimiyetin son derece iyi olduğunu göstermektedir denilebilir.
Karamanlıların Müslüman komşuları ile ilişkileri hakkında
da bazı noktalara temas etmek gerekmektedir. Yunanistan' da
ziyaret edilen yerleşim yerlerinde yaşayan tüm insanların hemen
hemen hepsi Türk olarak adlandırdıkları Müslüman komşularıyla iyi geçindiklerini belirtmişlerdir. Anne ve babası Adana'ya bağlı bir Ortodoks köyü olan Gürümce kökenli 75 yaşındaki
Maria Kehayaoğlu anne ve babasından duyduklarını anlatırken
Müslüman komşularıyla olan ilişkileri konusunda; "Çok iyilerdi. Muhabbetlilerdi. Herkes işindeydi, herkes dinine gidiyordu. Onlar bazen gelirlerdi bizim kiliseye, bizimkiler de camiye .... "."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



211. "1086 yılında Peçeneklere yenilmiş olan Bizans ordusunu toparlamak üzere Edirne'ye gönderilen Tatikios, burada Peçenekleri yenilgiye uğratmıştır. Bu arada 1094 yılında Nicephore Diogen'e karşı düzenlenen bir suikasti e engellemeyi başaran Tatikios, aynı yıl içerisinde bu defa Kuman Türklerine karşı Bizans topraklarını savunmuş, yine Kuman Türklerinin akınlarına karşı kaynak elde edilmesi için kilise mülklerinin müsaderesi hakkında
düzenlenen Sinod'da idareciler arasında görev almıştır. Bundan
sonra ise daha önce de bahsedildiği gibi İznik kuşatması
sırasında emrindeki Türkopollerle 40.000 kişilik bir ordunun
başında İznik'teki Türklerin su takviyesini önlemekle görevlendirilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



212. "Esas Kuman
kitlesi Avrupa topraklarında bu şekilde iz bırakırken, başka bir
Kuman kitlesine de Kafkaslar'da rastlanmaktadır. 1089-1125
yılları arasında Gürcü kralı olan Agmasenebeli zamanında Gürcü
ordusunda Kuman askerlerinin varlığına rastlanmaktadır. Bu
konuda Gürcü kralının kızı ile Kuman komutanlarından
Sarukan'ın oğlu Etrek'in evliliğine dikkat çeken P. Golden, bu
evlilikten hemen sonra Gürcü kralının Kumanlardan yardım
istediğini belirtmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



213. "Ancak, her ne kadar bölgesel misyon faaliyeti sonucu kişisel
olarak veya ileride görüleceği gibi, Bizans hizmetine girerken
Hıristiyanlığı kabul edenler olduysa da, bu kabulün pek de kolaylıkla gerçekleştiği söylenemez. Nitekim, 865 yılında Bulgarlar kendilerini vaftize zorlayan Prenslerini öldürmeye kalkmışlar, ancak mücadelelerinde Prense mağlup olunca vaftiz olmak zorunda kalmışlardır. Muralt'ın belirttiğine göre vaftiz olan bu Bulgarlar açlıktan ölmüşlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



214. "Diğer taraftan Lozan' da İsmet İnönü azınlıklar konusunda Türkiye'nin izleyeceği siyaseti izah ederken, daha önce de bir­çok kez değinildiği gibi, Anadolu' da Kayseri' de faaliyetlerini sürdüren Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi üyelerinin gerek şah­si gerekse kongre adına yayınladıkları beyanlarda kendilerinin Müslüman kardeşlerinden ayrıldıkları tek noktanın dinleri olup Anadolu' da azınlık olarak kimsenin bulunmadığına dikkat çekmiş olduğu da bilinmektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



215. "Türkiye'den, Yunanistan'a gönderilen Ortodoks nüfusu taşıyan Yunan vapurları haricinde İtalyan ve Türk va­purlarının da taşımacılık yaptıkları bilinmektedir. Yunanis­tan' dan Türkiye' ye getirilen Müslüman nüfus iskele ve limanla­ra indirildikten sonra tekrar Yunanistan' dan mübadil getirmek için hareket edecek olan Türk gemileri Anadolu' daki Ortodoks nüfusu da alarak Yunanistan'a ulaşmalarını sağlamışlardır. Bu bağlamda, Samsun'a gönderilen mübadele heyetinın aldığı bir kararla Midilli' den Ayvalık'a göçmen getirecek vapurların Sam­sun' daki Ortodoksları da götürmesi planlanmıştır. Bu heyet daha sonra Trabzon'a geçerek oradaki mübadeleye tabi Orto­doksların iki vapurla Yunanistan'a taşınmalarını sağlamışlardır. Çok az sayıdaki bazı Ortodoks da kendi istekleriyle bu gruplara dahil olmayarak bir süre daha Türkiye'de kalmışlardır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



216. "Marco Polo haricinde bölgeyi ziyaret edenler arasında yer
alan Rubrucklu Fransisken William, Batu'nun oğlu Sartak'ın
Hıristiyanlığı benimsediği haberi üzerine Sartak'ın egemenliğindeki
yerlerde çalışmaya karar vermiş ve 31 Temmuz 1253
tarihinde Fransa kralı IX. Louis'nin mektubuyla birlikte
Sartak'ın ikametgahına gitmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



217. "Gazetenin ilk 12 sayısında dikkat çeken en önemli noktalardan
biri de gazetenin isminin hemen altında: "Türkiye Büyük
Millet Meclisi Hükumetine tabi Umum Anadolu Türk Ortodoksları
Kilise Kongresinin mürevvic-i efkarıdır" ifadesinin yer almasıdır.
13. sayıdan itibaren ise "Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne Tabi
Umum Anadolu Türk Ortodokslarının Dini, Ahlaki, Tarihi Haftalık
Gazetesidir" ifadesi yer alacaktır. Bu ifadeyle kongre bir kez daha
Ankara'daki Büyük Millet Meclisi hükümetine bağlılığını dile
getirirken, gerçekleşen kongre toplantılarında alman kararlar,
nizamname ve kongre üyelerinin kaleme almış olduğu yazılar
gazetede yayınlanarak kamuoyuna faaliyetleri ve düşünceleri
hakkında bilgileri günü gününe ulaştırılmaya çalışılmıştır. Milli
Mücadele döneminde gerçekleşen olayların takibi açısından
dönemin gazetelerinin son derece önemli birer kaynak oldukları
bilinen bir gerçektir. Bu gerçek doğrultusunda, 16 Temmuz 1922
tarihinden itibaren Kayseri' de Türk Ortodoks Kilisesi Kongresi
çatısı altında meydana gelen olayları, alınan kararları, kısacası
Türk Ortodoksların Milli Mücadele'deki faaliyetleri ve düşüncelerini
açık bir biçimde görebilmek açısından önemli bir kaynak
durumunda olan Anadoluda Ortodoksluk Sadası adlı gazetede yer
alan bilgilere değinmek yerinde olacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



218. "Yine, Yunanistan'ın Farsala şehrine bağlı Zoodohos Pigi köyünde yaşayan
Kayseri'nin Taşlık köyünden 88 yaşındaki Sultan Çiçekoğlu
da: "Memlekette tavuk yerler, mal hasta olursa keserler, burgur yirler,
köfte yirler, un aşı keserler, mantı yirler " derken tatlılardan Kadayıf,
baklava ve Sarı Burmanın bugün hala köylerinde yapıldığından
bahsetmekteydi. Adana' da sadece Türkçe konuşan Ortodoks nüfustan oluşan Gürümce köyünden olan 75 yaşındaki Maria Kehayaoğlu da gençlerin arhk rağbet
göstermediği yemeklerinden içli köfte, mercimekli köfte, çiğ köfte, tarhana ve mercimek çorbalarını, mantıyı ve yufka ekmeğini
sıralamaktaydı.,,,"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



219. "Karamanlı Adet, Gelenek ve Görenekleri
Kültür bir toplumun sahip olduğu maddi ve manevi değerlerden
oluşan bir bütündür ve bünyesinde her türlü bilgi, değer
ölçüsü, genel davranış, görüş ve zihniyet ile her türlü davranış
şekillerini içine almakta ve bütün bunlar bir araya gelerek o
toplumun mensuplarının ekserisinde ortak olan ve onu diğer
toplumlardan ayıran özel bir hayat tarzı oluşturmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



220. "Doğu kiliseleri olarak adlandırılan bu kiliseler haricinde İç
Asya' da Türk- Moğol ve diğer topluluklara yönelik faaliyet gösteren
diğer bir misyoner grubu da batı, yani Katolik kilisesi misyonerleridir.
4.yy.'dan itibaren önce Atilla'nın liderliğinde Hunların
ve onları takiben Avar, Hazar, Peçenek, Uz ve Kıpçak gibi
Türk boylarının akınlarına sahne olan Orta Avrupa 1245 sonrası
yeni bir dalga ile Türk-Moğol ordularının ilerlemesine şahit
olmuştur. Böylelikle uzun bir zaman dilimi içerisinde akınlara maruz kalan Avrupa bu tehlikeye karşı arayış içine girmiştir. Bu
arayış bağlamında, Papa IV. İnnocent liderliğinde bir araya gelen
ruhaniler meclisi Türk-Moğol ordularının yarattığı tehlikeyi
bertaraf etmenin yanında bu insanları Hıristiyanlığa kazanmanın,
(dolayısıyla da Müslüman dünyasına karşı daha rahat hareket
edebilme imkanının elde edileceği düşüncesiyle), yollarını
arayacaktır. İşte bu temel görüşten hareketle Papa, Balkanlar'daki
Türkler dışında, istihbarat ve misyonerlik amacıyla
birçok rahibi doğudaki Türk-Moğol İmparatorluğu topraklarına
göndermiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



221. "İmparator, Peçeneklerin Bizans için öneminden bahsederken
aynı şekilde Rusların, Türklerin (Macarların) ve Bulgarların
da onlarla iyi geçinme siyasetini takip ettiklerini hatırlatmakta
ve Peçeneklerin bölge siyasetinde nasıl bir güç ve tehlike arz
ettiğinin altını çizmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



222. "Türk boylarının Hıristiyanlıkla ilk temasları her ne kadar 2.yy.'a
kadar götürülebilmekteyse de, yoğun bir temasın yaşanması
ancak 5.yy.'da Hıristiyan dünyasında yaşanan teolojik tartışmalar
sonrasına rastlamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



223. "Yunan harfleri kullanılarak Türkçe yazılan ve Karamanlıca denilen eserler üzerine ilk araştırmayı gerçekleştiren Sophokles Hüdaverdioğlu (Teodotos), III. Bizans Kongresi'nde Anadolulu
Rumların Türkçe konuşmazlarsa dillerinin kesileceği tehdidine
maruz kaldıkları ve dolayısıyla Türkçe konuşmaya zorlandıklarını
iddia ettiyse de, böyle bir şeyin doğru olmadığı bugün
bilinmektedir. Yine, Anadolu dışında yukarıda bahsedildiği gibi
Osmanlı idaresi altındaki birçok farklı coğrafyada hiçbir zorlamaya
maruz kalmadan Türkçe konuşan Ortodoksların
var olduğu da bilinen bir gerçektir. Hüdaverdioğlu gibi Anadolu'da yaşayan ve Türkçe konuşan Ortodoksların Yunan kökenli olduklarını ileri süren S.Vryonis, bu insanların Türkçe konuşmalarını
dönemin ekonomik, sosyal ve politik ortamına ve bu ortamın
doğurduğu zorunluluklara dayandırmaktadır. Günlük
hayatlarını devam ettirebilmek için bu insanlar Türkçe öğrenmek zorunda kalmışlardır. Bunun dışında, zaten geçmişten beri yaşanan Müslümanlaşma aynı oranda Türkleşmeyi de beraberinde
getirmiş ve İslama geçen insanların çoğunluğu din dışında birçok Türk adetini de benimsemiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



224. "Benzer şekilde, içlerinde hiç Müslüman nüfus bulunmayan Rum Kavak ve Taşlık köylerinde yaşayanlar dışarıdaki
Müslümanlarla fazla bir ilişkiye sahip olmadıkları halde Türkçe
konuşup Türkçe ibadet etmekteydiler. Diğer taraftan, sadece
Ortodokslardan oluşup Rumca konuşan köylerden biri olan
Potamya-Başköy halkı Müslümanlarla ilişkileri söz konusu olduğunda
Türkçe konuştuklarını belirtirken kendi aralarında
Rumca konuştuklarını beyan etmişlerdir. Bu noktada, Türkçe
konuşan Ortodoksların yoğun olarak yaşadıkları yer olan Orta
Anadolu' da Rumca konuşan bazı köylere de rastlandığı söylenebilir.
Dawkins, bu köylerin toplam sayısının 32 olduğuna
dikkat çekerken, toplam 81 cemaat içinde Türkçe konuşan Ortodoks
cemaatinin sayısını da 49 olduğunu vurgulamaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



225. "Bu dönemde İmparator X. Constantin Dukas, 1067 yılında
ölmüş ve eşi Eudocia, Kapadokyalı nüfuzlu General Romanos
Diogenes ile evlenmiştir. Bundan sonra tahta oturan Diogenes
Peçeneklere karşı verdiği mücadeleler ile zeki ve deneyimli bir
general olduğunu ispatlamış durumdaydı. Bizans tarihinin önemli bir dönüm noktası olan Malazgirt
Savaşı öncesinde Anadolu' da Selçuk Türklerinin düzenledikleri
akınlara karşı Diogenes, ağırlıklı olarak Uzlar, Peçenekler,
Normanlar ve Franklarınıos içinde bulunduğu ve Bizans'ın vazgeçilmez
bir unsuru haline gelen muhtelif milletlere mensup
askerlerden oluşturduğu ordusuyla 1068-1069 tarihleri arasında
Selçuklulara karşı başarılı mücadelelerde bulunmuştur Ancak,
1071 yılında gerçekleşen Malazgirt Savaşı imparatorun sonunu hazırlamıştır. Savaşta esir düşen Diogenes, serbest bırakıldığında
İstanbul' daki tahtı çoktan elinden alınmış olacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



226. "Karamanoğlulları
daima eski Selçukluların bir varisi ve ana kolu gibi
hareket etmişler ve Anadolu'da İlhanlı hakimiyeti boyunca sürekli
olarak İlhanlı'ya karşı mücadele etmişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



227. "Bundan bir yıl sonra ise 1099 tarihinde Kudüs haçlıların eline
geçmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



228. "Hıristiyanlık dinini benimseyen bir diğer Türk topluluğu da
Tuva-Buryat sınır bölgesinde yaşayan 620 kişilik bir nüfusa sahip
olan Karagaslar (Tofalar)' dır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



229. "İlk başta Ortodoks dini kitaplarının yazıldığı dil olduğundan
dolayı gençlerin yazıların aslını okuyabilmeleri için
Rumca öğrenmeleri istenirken, bu durum giderek Türkçe konuşan
Ortodoksları Yunanlığa kazanmak için yapılmaya dönüşmüştür.
Rumca öğrenmeleri zaman içerisinde Helenleşmelerini
de beraberinde getirecekti. Bu amaç doğrultusunda Türkçe
konuşan çocuklara Yunanca ders okutulması için özel ders kitapları
yazılmıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



230. "Bu kaygı
dolu sözlerden de anlaşılacağı üzere Türkçe konuşan Ortodokslar
kilise için önemli bir sorun olarak varlığını devam ettirmiştir.
Bu durum karşısında Rumca bilmeyen Karamanlılara yönelik
olarak izlenen programın temel özelliği öncelikle Rumca
öğrenmelerini temin etmek olmuştur. Robert Friedrich Moritz Anhegger'e göre Rum
okullarının görevi Yunanca konuşan öğrencilerin dil bilgilerini
geliştirmek ve Türkçe konuşan gençlere de Yunancayı öğretmekti."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



231. "Yukarıda da belirtildiği gibi Peçenekler Bizans için her şeyden
önce Bulgar tehlikesine karış kullanılabilecek bir güçtür. Bu
bağlamda, Bulgarlara karşı birçok kez kullanılan Peçenekler ile
Bizans'ın arası 1018 yılında imparator II. Basil'in Bulgarları kesin
bir yenilgiye uğratarak Bizans hakimiyeti altına alması ile
bozulmaya başlamıştır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



232. "Bu arada yaşadığı köy ve kasabayı terk eden bu insanlar yeni yaşam yerlerinde siyasi kurumsallaşma,
toplumsal örgütlenme ve kimlik meselesi ile karşı karşıya kalmışlardır. G. Agustinos, kendi cemaatinden ayrılan
bu insanların geniş bir ekonomik dünya içine dahil olmaları ile birlikte kimlik kavramına yeni bir boyut kazandırıldığını ve ekonomik kazanç temin etme yönünde daha kapsamlı bir kimlik temelini esas alan türde bir cemaat yaratmaya itildiklerini vurgularken sahip oldukları kültürün iki temel özelliği olan dil ve
din konusunun daha fazla ön plana çıktığının altını çizmektedir. Aslında göç Karamanlılar için yeni ortaya çıkan bir şey değildir. Geçmişte de geçici dönemler için İstanbul, Antalya
veya İzmir'e gidenler olmuştur. Ancak bu defa yaşanan göçlerde
kimi zaman tek yönlü bir hareketlilik yaşanırken, bazen de
bireysel göç hareketi yerine ailelerin göçü gündeme gelmiştir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



233. "Din dışı yayınlar arasında yer alan ve halk literatürü olarak ifade edilebilecek diğer eserler arasında Halk Diliyle Atasözleri, Bilinen Köroğlu Hikayelerinden, 1872, 1890 ve 1896 yılarında olmak
üzere 3 adet, 1908 yılında Nasreddin Hoca hikayeleri 1909'da da Şah İsmail, Aşık Garip hikayeleri yayınlanmıştır. Ayrıca, 1896 yılında İstanbul' da basılmış olan ve Zincidereli
Stavros Stavridis tarafından derlenen Anadolu Türküleri isimli
kitap ayrıca dikkate değerdir. Şakiroğlu, Anadolu Türk folklorü
ile bir karşılaştırma yapma açısından önem arz eden 123 Türkünün Dallegio ve Salaville tarafından şimdi hangi kitaplıkta olduğundan bahsedilmediğini vurgulamakta ve bu Türkülerden
sadece aşağıdaki dört mısranın örnek olarak verildiğini belirtmektedir:
Birer birer saydım da yedi yıl oldu
Diktiğin fidanlar meyvaya durdu,
Senin ile gidenler sılaya döndü,
İstanbul yoluna diktim gözümü."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



234. "13. ve 14.yy.'larda Kuman ve Tatarlar arasındaki batı Katolik
misyonu haricinde, yüzlerce Kuman askerinin Bizans'ta ve
Rus hizmetinde çalıştığı gerçeği ve Synaxarion' da yer alan bunca
Türkçe kökenli ismin varlığı Ortodoksluğun Kumanlar ve
Tatarlar arasındaki etkinliğini açık bir biçimde gözler önüne
sermektedir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



235. "Maniakes'in Urfa'yı ele geçirmesi ile ilgili olarak Muralt, şehrin Urfa Emiri Nasr Eddaullah Mervan safında yer alan Türk Süleyman ismindeki bir kişinin Araplara ihanet etmesi
sonucu Maniakes' in Urfa' da birçok yeri ele geçirdiğini belirtmektedir. Bu bilgiye göre, Maniakes ile Türk Süleyman'ın kuşatma sırasında birbirlerinden haberdar olabilecekleri
uzak bir ihtimal olmasa gerektir. İmparator Manuel döneminde de komutanlığa devam eden
Maniakes, Urfa' daki görevinden alınarak Türkmenlere karşı koymak üzere Vaspurakan'a gönderilmiştir. Daha sonraki yıllarda ise imparatorluğun batı sınırında Sicilya' da Araplara karşı düzenlenen savaşlarda görev alan Maniakes büyük başarılara imza atmıştır. Daha sonra Magistros unvanıyla 1042 yılında asayişi sağlamak üzere İtalya'ya gönderilen Maniakes bir iftira sonucu sahip olduğu unvanı kaybetmiştir. Bunun üzerine isyan eden Maniakes, bulunduğu güney İtalya' dan aynı dönemde isyan etmiş olan Sırplardan da yardım alarak, Selanik'e doğru ilerlemiştir. İstanbul'dan gönderilen ordu ile Ostrovo' da karşılaşan Maniakes, savaş başlamadan önce kendi askerleri tarafından imparator ilan edilmiştir. Bundan sonra ise savaşı kazanmak üzereyken hayatını kaybeden Maniakes'in ölümü ile Bizans
tarihinin seyri değişmiştir denilebilir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



236. "Bu şekilde yayınlamış olduğu beyanname ile Anadolu'nun
işgali karşısında Müslümanlar kadar Hıristiyanların da rahatsız
olduğuna dikkat çeken Eftim'in üzerinde özenle durduğu iki
nokta vardır: Bunlardan birincisi Anadolu'da yaşayan Ortodoksların
dilleri, adetleri ve kültürleriyle Türk olduklarını ispatladıkları,
ikincisi; Fener Patrikhanesi'nin bu gerçek karşısında
takındığı Helenleştirme politikası ve bağlı olduğu devlete karşı
giriştiği ihanetler. Papa Eftim, Milli Mücadeleye katıldığı andan
itibaren sürekli Ortodoks halkın dikkatini Fener Patrikhanesi'nin
geçmişten itibaren Osmanlı idaresi ve sonrasında TBMM
hükümetine karşı takip ettiği aleyhtar siyasete çekmeye çalışacak
ve Anadolulu Hıristiyanların Milli Mücadeleye tüm gayretleriyle
destek vermeleri gerektiğini ve Müslüman Türklerle aynı
soydan geldiklerini hatırlatacaktır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



237. "Олександр Миколайович Гаркавець / Aleksandr Garkavets
Donetsk Devlet Üniversitesi'nde Matematik Profesörü olan Stephan Kalayerov ve Kazakistan' da Almata' da Deşt-i Kıpçak sahası ve Urumlar üzerine incelemeler yapmakta olan Dr. Aleksander Garkavets, II. Katerina tarafından gerçekleştirilen bu iskanın gerçek amacının Kırım Hanlığı'nın ekonomik olarak çökertilmesi olarak ifadelendirmektedirler. Sözü geçen sürgünün ardından, tam beş yıl sonra 1785 yılında Kırım Hanlığı'nın Rusya'ya bağlandığı da bir gerçektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



238. "Donetsk Devlet Üniversitesi'nde Matematik Profesörü olan Stephan Kalayerov ve Kazakistan' da Almata' da Deşt-i Kıpçak sahası ve Urumlar üzerine incelemeler yapmakta olan Dr. Aleksander Garkavets, II. Katerina tarafından gerçekleştirilen bu iskanın gerçek amacının Kırım Hanlığı'nın ekonomik olarak çökertilmesi olarak ifadelendirmektedirler. Sözü geçen sürgünün ardından, tam beş yıl sonra 1785 yılında Kırım Hanlığı'nın Rusya'ya bağlandığı da bir gerçektir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



239. "1036 tarihinden itibaren ise Peçeneklerin esas kitlesi Tuna
boyuna kadar inmişlerdir. Bu da Peçeneklerle Bizans arasındaki
tek sınırın Tuna' dan ibaret olduğu anlamına gelmektedir. Bu
tarihten sonra Peçenekler, Uzların artan baskısı sonucu Tuna'yı
geçerek iyice Balkanların içlerine doğru nüfuz etmeye başlamış!ar ve bazı Peçenek grupları Bizansla yaptıkları anlaşmalar sonucu
Tuna'nın güney sahillerine yerleşmişlerdirYerleşime
tabi olan Peçenekler ileri de görüleceği üzere sınır koruması ile
görevlendirilmişlerdir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



240. "Ekincikli, Papa Eftim'in milletvekilleri seçimlerinde "Patrikhanenin
bu emri hilafında ... İstanbul' da toplanan ve bilahare İngilizler
tarafından dağıtılan Meclis-i Mebusan seçimlerine hatta
Müslüman Türk cemaati tarafından seçilmiş bir müntehib-i sani
sıfatıyla bilfiil iştirak" ettiğini belirtmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



241. "Papa Eftim'in bu tür bir beyanname ile halka seslenmesinin
ardından Fener Patrikhanesi Papa Eftim'e bir tamim göndererek;
Türkiye'nin Yunanistan'a verilmiş olup, Türkiye'deki hükümetin
verdiği ve vereceği emirlere kesinlikle uyulmaması ve
Ortodoks Rumların Türk tabiyetinde kalmalarının lüzumsuz
olduğu belirtilmiş ve o dönemde yapılması tahmin edilen milletvekilleri seçimlerine kesinlikle katılmamaları emredilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



242. "E. Muralt'ın belirttiğine
göre sayıları 600.000'i bulan bir Uz kitlesi Tuna'yı geçerek Bulgar
ve diğer silahlı birliklerle savaşırken, bu savaş esnasında
Bizans kumandanı Nikephore Botaniates, Uzlara esir düşmüştür.
Diğer taraftan hızla ilerleyen Uzlar İllirya'yı istila ederek
Selanik'e kadar bütün Yunanistan'ı yakıp yıkmışlardır"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



243. "Yine benzer bir görüşü ifade eden Speros Vryonis
de Karamanlıların her ne kadar Anadolu'nun birçok yerinde
yaşadığını belirtse de, çoğunluğun Anadolu Türkmen Beylikleri
döneminde Karamanoğulları beyliğinin hüküm sürdüğü topraklarda
yaşadığından dolayı bu isimle anıldıklarını belirtmektedir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



244. "Deşt-i Kıpçak olarak adlandırılan Karadeniz'in kuzey kıyıları
boyunca uzun yıllar hakimiyetlerini sürdüren Kuman- Kıpçak
Türklerinin de diğer Türk boyları gibi Hıristiyanlık misyon faaliyetlerinden
etkilendikleri bilinmektedir. Kuman-Kıpçaklara
yönelik Hıristiyanlık faaliyetleri Moğol işgali dönemine kadar
devam etmiştir. Bundan sonra da Ortodoksluk ve özellikle Katolik
misyonerliği 13.yy.'ın son çeyreğinde dahi aktif bir şekilde
faaliyetlerine devam edebilme imkanı bulabilmiştir"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



245. "Ayrıca kuzey Çin'de Lia-o sülalesini (907-1208) kurmuş
olan Kitayların ve onları takip eden Kara Kitayların da Hıristiyan
olup, eski ve yeni Hıristiyan geleneklerinden etkilendiklerine
dair bilgiler bulunmaktadır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



246. "Yukarıda örnekleri verilen Türkçe isim taşıyan gayri Müslimlerin durumunu; bir grup veya topluluğun yabancı bir kültüre sahip grup veya topululukla temasa geçmesi durumunda hiçbir dahili veya harici baskıya maruz kalmadan o kültürün belli kısımlarını alıp benimsemesi sonucu ortaya çıkan serbest kültür değişimi veya bir toplumun sahip olduğu kültürünü uzun mesafeler aşıp yeni bir yerleşim yerine yerleştiğinde burada yaşayan insanlar üzerinde zorla etkin kılmaya çalışması ile meydana gelen kültürleşme ile açıklamak mümkün müdür?"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



247. "Bu şekilde Milli Mücadele safında resmen yer alan Papa Eftim bundan sonra yapacağı bir açıklama ile Patrikhaneden de ayrıldığını ve artık müstakil hareket edeceğini resmen ilan edecektir.
Onun Milli"


- Karamanlı Ortodoks Türkler



248. "Karamanlılara yönelik olarak yapılan yayın faaliyetleri arasında
misyoner kuruluşlarının da gerçekleştirmiş olduğu yayınlar
önemli bir yere sahiptir. 16. ve 17.yy.'larda İtalyan misyonerlerin
başlatıp yürüttüğü sonraki asırlarda da Fransız Katolik ve
Amerikan ve İngiliz Protestan misyonerlerinin Anadolu içlerinde
yaşayan Rum ve Ermeni topluluklara yönelik okul, hastane
ve matbaa kurup çeşitli dini ve din dışı yayınlar -yaparak gerek
dini açıdan gerekse siyasi açıdan önemli hizmetlerde bulundukları
bilinen bir gerçektir.
1820'lerden sonra Amerika'daki bir misyoner kuruluşu olan
American Board of Commisioners far Foreign Mission üyeleri İzmir
ve komşu merkezlerde vakıflar, kütüphaneler ve paralı okullar
açmışlar, dinsel ve bilimsel birçok dergi yayını yapmışlardır.
Ancak, bir süre sonra kendi inançları doğrultusunda Hıristiyan
doğuya ruhani ve ahlaki yenilenme getirme amacıyla hareket
eden İzmir' deki Protestan misyonerlerin, kendisini Hıristiyan
doğunun koruyucusu ve sürdürücüsü olarak ilan etmiş olan
Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi ile arası bozulmuştur. Protestanlar,
Ortodoksların doktrinsel ve ikon kullanımı açısından
yanlış yolda olduğunu vurgularken, Ortodoks Rumlar, her ne
kadar Protestanların niyetleri konusunda endişe duysalar da,
sağlamakta oldukları eğitim fırsatı açısından hoşnut durumdaydılar.
Ancak, patrikhane tarafından Protestanların gerçekleştirdiği
İncil tercümeleri yok edilirken, Ortodoks çocuklarına
misyoner okullarına gitmek yasaklanmıştır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



249. "Ancak Bizans sahasına girmelerini takiben Bizans hizmetindeki
Peçenekler tarafından kitleler halinde öldürülen Uzların
çoğu da hastalıktan hayatını kaybetmiştir. Geride kalanlar ise
Bizanslı-larca özellikle Makedonya'da olmak üzere toprak verilerek türlü yerlere iskan edilmiştir.23 Bir kısım Uz da, özellikle
. Kumalılardan kaçan Uzlar, Rus knezlerinin hizmetinde sınır boyunda
yerleşmişlerdir."


- Karamanlı Ortodoks Türkler



250. "Peçeneklerin, Ruslar ve Bizans İmparatorluğu ile olan temasları
düşünüldüğünde Hıristiyanlığın bu Türk boyu üzerinde de belli
bir tesir yaptığı düşünülebilir. Genel bir ifadeyle, özellikle yerleşik
hayata geçen Peçeneklerin bulunduğu coğrafi yere göre Ortodoksluğu
veya Katolikliği kabul etmiş olduğu söylenebilir Rus etkisiyle Ortodoks olanlar bulunduğu gibi, Macaristan'a
yerleşenler de Katolikliği kabul etmişlerdir. Diğer taraftan, Bizans
misyonu sonucu Hıristiyanlığı kabul eden Peçeneklerin
varlığına ait birçok delil bulunmaktadır. Bu konuda bilinen ve
hemen hemen birçok kaynakta dile getirilen bir gerçek vardır. O
da meşhur Kegen ve Tirak isimli iki Peçenek prensinin ve onların
ardından maiyetlerindeki Peçeneklerin Hıristiyanlığı kabul etmiş
olmalarıdır."


- Karamanlı Ortodoks Türkler

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: