Yaşamak Kitap Bilgileri
Yazar: Cahit Zarifoğlu
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 14 dk.
Sayfa Sayısı: 220
Basım Tarihi: 30 Kasım 2020
Yayınevi: Beyan Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789754731927
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Yaşamak Kitap Tanıtımı
Yeni Türkçe'de ki hatıra türünün en yetkin örneklerinden biri olan Yaşamak, toplumsal olarak bir ışığa dönüştürmek istediğimiz acıya, bireysel bir dünyada aydınlık sağlamaktadır.
Zarifoğlu, çevremizde gelişen olayların gözümüzü yorduğu ve bizim, hayatın bütünsel akışıyla olan bağlarımızı güçlükle koruduğumuz dönemde, o bağlara canlılık veren birkaç şairimizden biridir.
Yaşamak, şiirindeki derinliğin yol açtığı açılım getiren ve şaire ait iç dünyanın zenginliğini gözler önüne seren bir eserdir.
Şair, yaşamayı varlık ve oluşun özüne dokunan bir derinlik içinde algıladığı ve arka planındaki hikmetle anlaşarak yaşadığı için, aynı hikmetin onun anlatımında parıldaması pek tabiidir.
Yaşamak Kitaptan Alıntılar
1. "Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim."
2. "Bu duyguları yapayalnız taşımak çocuk kalbime ağır geldi."
3. "Cennet hediyen cehennem benim eserim .."
4. "Dayandığımız şeylerin hangisi buna değerdi?"
5. "Böyle bir çağın insanı olmak,
İmtihan olarak hepimize yeter..️"
6. ""ne çok acı var.""
7. "Bu duyguları yapayalnız taşımak çocuk kalbime ağır geldi."
8. ""Bir duruşu olmalı insanın,
bir bakışı, bir anlayışı, bir davası olmalı.""
9. ""Yalnızlığıma zalimce bir hayranlık duyuyorum.""
10. "Diyorum ki her şeye rağmen insan mühimdir...""
11. ""Yine de biri çıkıp nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim. Kederli olduğum da söylenemez zaten. Buna sebep de yok çünkü. Ne taze bir ölüye sahibim, ne felaket geçirenlerim var. Dedim ya oturuyorum öylece. İyi ki kalbimi tanıyanlar yok. Ağırlıksız duran bedenimi küçümseyeceklerdi. Sonra da birbirlerine dürterek, ya da ilerideki arkadaşlarına göz işareti vererek beni gösterecekler, "kalbini yok etmişin haline bakın, hınzır pek de pratik, belli etmiyor hiç" diyeceklerdi. Ama iyi ki yoklar.""
12. "Cahitciğim.. Namazlarını ihmal etme. Her iş Allahu azimüşşan da biter. Hepimiz onun huzuruna çıkacağız. Ne mutlu yüzü ak çıkanlara.
Allah'a emanet eylerim. Babanız, Niyazi Zarifoğlu."
13. "“Yine de biri çıksa, nasılsın dese alışkanlıkla iyiyim diyeceğim.”"
14. "Bize ağır gelen kendimizdir. Yolda, okulda, işte başkaları ile birlikte taşıdığımız kendimiz."
15. "Ömür sevmeyi öğrenmeye yetmiyorken, nefret etmeyi hangi ara öğreniyorsunuz..."
Yaşamak Kitap İncelemeleri
Cahit Zarifoğlu en sevdiğim yazar ve şairdir. Bu eserini aslında geçen yıl almıştım fakat şiirleri biraz kapalı olduğu için acaba bu kitabını da okurken zorlanır mıyım, verilmek istenen mesajları anlayabilir miyim, kitabı okumak için hazır mıyım diye düşünmekten bir türlü başlayamamıştım. Her kitabın bir zamanı vardır derler. Bizim de başlamamız bu yıla nasipmiş. Zarifoğlu'nun bu eserinin türüne tek başına günlük demek doğru olmaz çünkü kitapta anı, günlük, mektup, şiir ve denemelere de yer verilmiştir. Zarifoğlu, savaş, din, sanat, edebiyat hakkındaki görüşlerine, çocukluk ve askerlik anılarına ve daha birçok konuya değinmiştir. Yaptığı eleştirilerle bizi düşünmeye ve sorgulamaya, özümüze dönmeye davet etmiş, pek çok mesaj vermiştir. Özellikle babasının yazmış olduğu o samimi mektupları okurken içim sımsıcak oldu. Zarifoğlu'nun bu eseri diğer eserlerine oranla çok daha açık. Yer yer kapalı betimlemeler, cümleler olsa da bunlar sıklıkta değil. Tarihler karışık olarak verilmiş, yazım ve noktalama kuralları kitabın orijinalinin bozulmaması için düzeltilmemiştir. Zarifoğlu da zaten kitabın bir yerinde "İmla düşüklüğünden zevk alıyorum." gibi bir ifade kullanmış, bunu kasıtlı yaptığını belirtmiştir. Bu ufak yerler hariç okunması kolay, akıcı. Kitabın bitmesinden korkarak yavaş yavaş okumaya çalıştım ama o kadar muazzamdı ki bir sayfa daha bir sayfa daha derken okuma süremi ancak bu kadar uzatabildim. Sizin de kendinizden muhakkak bir parça bulacağınızı düşünüyorum. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
'nun kaleme aldığı
, yazarın kendi iç ve dış dünyasında harmanladığı gerçekçi yaşam ve duyguları ele alan bu günlük türündeki kitapta, okurun yaşama, yaşamaya dair o alışılmış büyüyü fark etmesini sağlar. Bunu bazen Allah sevgisini açıklayarak yapar. Anne şefkatindeki yaşamın bölünmezliğini fark ettirir. Kadının kutsallığını anlatır. Doğumun, doğmuş olmanın o sevincini paylaşır okurları ile. Çocukların masumiyetlerini hayatın dokunulmamış güzellikleri ile bütünleştirir.
Yazarın kalemi zor gibi görünse de, birbiri içine geçen cümleler ve duygu fırtınası olsa da onun ne demek istediğini anlıyorsunuz. Kitabı yarım bırakan okurların, yazara haksızlık ettiğini düşünüyorum. Çünkü Zarifoğlu, fark edilmeyen, bir köşede unutulmuş ama bizimle birlikte yaşamaya devam eden parçaları birleştirip fark etmemizi sağlıyor. Yazıları aniden farklı bir sokağa çıkar gibi şiirlere karışıyor. O yarım kalmışlığı dizelerle tamamlamak istiyor. 1960-1970'li yılların görünümü, ailesi, yaşadığı ev, gezisi ve şair eşrafından arkadaşları ile bir araya gelip yaptığı hasbihaller kitapta mevcut. (Ben, babasının Cahit için yazdığı mektuplara yer verdiği sayfaları çok beğendim)
Kitabı temin ederken bile bana bir şekilde kendini fark ettirdi. Beni al ve oku dedi sanki. Beni bulduktan sonra bilmiş ol, beni tanı, beni öğren dedi. Ona dair her şeyin yetersiz kalacağını bilsem de bu zarif ruhlu adamı keşfetmiş olmak çok çok güzel.
Yaşamak
#kitapyorumu
#ayşegülöneriyor
•
Hayatı henüz hak edecek kadar büyümemişken elde etmiş olmaktan şaşkına dönmüştüm...
• Cahit Zarifoğlu
5/5
•
“Ne çok acı var." Bir şiirle başlayıp ardından kaleminden çıkan ilk cümlenin bu olması da tam da sana ve kalemine yakışır bir zariflikti, zarif bir acı...Yedi Güzel Adam’ın en zarif yüreklisinin anılarından oluşan,okurken gözümde canlandırdığım, duyguları hissedebildiğim,kelimelerin hayat bulmasını anlatıyor,yaşatıyor.
Satır aralarında kendinize rastlayabileceğiniz mükemmel bir kalem
Cahit Zarifoğlu; ne çok acı olduğunu... Bir cümle yetiyor bazen bir kitaptan ; insan hayatının özetini çıkarmaya,derinliklerden benliğimize ulaşmaya.
Sarıp sarmalıyor insanın en derininden ; yüreğinden bir kitap;
YAŞAMAK.
Yaşamak, tüm duyguları ele geçiren her şey gibiydi.
Ben okurken çok şey yaşadım.
Mutlaka okumanız gereken zarif bir eser.
Kitaplarla kalalım.
#alıntı
Masalımızda acı olmasın dilerim. Çocuklar ölmesin, öldürülmesin...
•
#cahitzarifoğlu #beyanyayınları #yedigüzeladam #bookstagramturkey #okurunubulankitaplar #neokuyorum #booklover #instalike #bookstagrammer #okudumbitti #kitaplariyikivar #bookblogger #bloggerlife #kitapönerisi #booklikes
Herkese merhaba
Yaşamak... kelime anlamının derinliği kadar içeriğinin de hakkını veren, okudukça etrafımızdansa kendimizi sorgulamamıza, düşünmemize, bulunduğumuz yaşımıza kadar hakikaten yaşamış mıyım diye kendimizi tartmamıza sebep olan bir eseri #okudumbitti
Kitap türü için günlük ya da anı olduğu söylensede bana göre türü belli değil, çunku içerisinde anı, günlük, deneme, hikâye,şiir gibi bır çok türde yazılar mevcut.
Kitap içerisinde çok sevdiğim anlam dolu beni duygulandıran paragraflar vardı.
"Cahitciğim (..) namazlarını kıl ihmal etme. her iş allahü azimüşandan biter. hepimiz onun huzuruna çıkacağız. ne mutlu yüzü ak çıkanlara. allaha emanet eylerim. babanız, Niyazi Zarifoğlu"
Hemen hemen her mektubun sonunda "namazlarını ihmal etme, namazlarını kılıyor musun, şuradaki camiiye gidiyor musun" gibi cümleleri beni sarıp sarmalayıp beni duaya sevketti.
En sevdiğim bölümlerden birisi ise Fuzuli ve Dostoyevski'den bahsettiği bölüm oldu. Sevdiğim kişileri sevdiğim kişilerden dinlemek ayrı bir zevk veriyor bana. Divan Edebiyatını seven birisi olarak bu konudaki düşünceleri ufkumu açtı.
Velhasılı kelam.Bizde işte herkes gibi tükeniyoruz. Tükeniyoruz bir 'Yaşamak' türküsünü söyleye söyleye..Yitiyoruz...
Ey kadın kokla beni
hayatım yasaksınız
gelinmiyor akşam zaman kaplanı
kaçmıştım yeni bir ırmak şeklinde
hayvanların ilkbahar sıcakları bölümünde
kıvrılıp yeniden yakalanıyorum
cam kesiyor göğüslerimi
boynuma zümrüt bir gerdanlık atmışım
hem şarklıyım ben
gövdem yara dolu
sevdiğim, kolla beni...
Herkese keyifli, huzur dolu bir gün diliyorum.
Evvela anlayamadım, anlamadım değil bocaladım, anlamadığımı zannettim. Oysa Zarifoğlu'nun en çok istediği şey anlaşılmakmış.
Şiirler yazıyorsunuz, her biri birbirinden uzakta, yabanıl; günlükler tutuyorsunuz; süslü, örtülü cümlelerle... Bu anlaşılmak isteyen ama bunun sessizce olmasından yana, belli birkaç yüreğin anlasın istediği Zarifoğlu değil de nedir? O'nun sanatı,onun şiiri, hüneri budur.
Sanki onu anlamak isteyenleri yıldırmak, belki de ona asıl yüreğini açanları ayıklamak için, ilk sayfalardaki yazıları daha bir karmaşıktır. Devam edersiniz, muhakkak buluşacağız, muhakkak, diyerek okursunuz. Ve onun huzur veren üslubu ile dinlendiren sayfalarında; onun zarif dünyasında kaybolursunuz...
Her bir şeye rastlamak mümkündür; şairliği, şiirlerinin doğuşu, şair yönüne zalimce duyduğu hayranlığın yanında; hiçbir şiire sahip olmadığını söyleyen mahviyetli yanının mücadelesi...Şiirinin kapalı oluşunun farkında olduğunu okursunuz mesela. Nedeninden de bahseder az çok. Sonra, asker oluşunu ve bu asker kimliğinin onun hayatında büyük yer kapladığını öğrenirsiniz. Sever, bir çok şeyden daha çok askerliği sever, hissedersiniz. Aşka kaçarcasına değinir, çekindiğinden midir, sezemezsiniz. Yalnız, değindiği zaman da satırlarda kalakalırsınız öylece. Ne şairdir...
Elbette ustaca sıraladığı yegâne şey,
'yaşamak'tan anladıkları içinde, pırıltılı olanları bize sunmaktadır.
Şiirlerinden evvel, Yaşamak'ı okumak iyi oldu sanırım.