Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Vamık Volkan Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Vamık Volkan En Beğenilen Sözleri



1. ""Asla nasıl doğru dürüst yas tutacağımı bilemedim. Yasımla birlikte hep suçluluk ve çökkünlük hissettim, ama şimdi çökkün ve suçlu hissetmeden de yas tutulabileceğini biliyorum.""


- Atlarla Yaşayan Kadın



2. "Askeri bir mahkeme 11 Mayıs günü Mustafa Kemal ve beş arkadaşını ölüm cezasına çarptırmıştı. Karar Damat Ferit tarafından imzalanmış, 24 Mayıs günü padişahın onayından geçmişti. Dahası, mahkemenin verdiği bu karar, Osmanlı İmparatorluğu'nun en üst düzeydeki din adamı konumundaki Şeyh-ül-İslâm tarafından yayımlanan bir fetva ile de pekiştirilmişti…
Fetvada, bu cezayı infaz edenlerin cennete gidecekleri söyleniyordu."


- Ölümsüz Atatürk



3. "1829 yılında çıkarılan bir yasayla birlikte diğer Osmanlı memurlarının takması zorunlu bir başlık haline geldi. Avrupalı çağrışımlara sahip olmasına karşın, Müslümanlar gönülsüz de olsa fes takmayı benimsediler ve bu başlık bir süre sonra İslamın evrensel bir simgesi durumuna geldi."


- Ölümsüz Atatürk



4. "Bir seansta, "Bir kadın nedir?"diye sordu ve kadınlığı ve özgürlüğü yaşamak istediğini söyledi."


- Kozmik Kahkaha



5. "''Keşke önümde bana nasıl erişkin olunacağını gösteren bir model olmuş olsaydı.''"


- Kozmik Kahkaha



6. ""





!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elim ve daha vahim olmak üzre, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakrü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir. Ey Türk İstikbâlinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen, Türk istiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!""


- Ölümsüz Atatürk



7. "...seansına güzel bir kadın görünümünde gelmişti. Benden, sağlıklı genç bir kadın haline gelmesini taktir eden sözler mi bekliyordu? Gerçekten de bunu beklediği yanıtını vermesi üzerine, başkalarının alkışına muhtaç olmadan yüksek bir kendilik değerini koruyabilmesi olasılığını ele aldık."


- Atlarla Yaşayan Kadın



8. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



9. "Köken ailemizdeki işlevimiz, dışarıdaki davranış örüntümüzden oldukça farklı olabilir. Bir insan iş yaşamında yeterli bir kişi olabilir ama aile içinde çocukça sorunlar çıkaran biri rolüne saplanabilir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



10. "Sanırım onun üzerinde olumlu bir etki bırakan, söylediklerimden çok bunları sakince söyleme tarzımdı."


- Kozmik Kahkaha



11. "tamamıyla "sevilmemek" korkutucu etkiler yaratıyor ve "boş uykuda" bulunmak bu etkileri atlatmak adına ona yardımcı oluyordu."


- Hayvan Katili



12. "Küçük bir kız vardı,
Tam ortasına düşerdi alnının
Minik buklesi.
İyi bir kız olduğunda,
Çok ama çok iyiydi;
Ama kötü olduğunda, korkunçtu!"


- Kozmik Kahkaha



13. "Az zamanda, sakin kediciğin ansızın kana susamış bir kaplana dönüşebileceğini öğrendim."


- Kozmik Kahkaha



14. "“Keşke önümde bana nasıl erişkin olunacağını gösteren bir model olmuş olsaydı.”"


- Kozmik Kahkaha



15. "yas tutmak, soyut ya da somut, herhangi bir önemli kayıp ya da herhangi bir kayıp tehlikesi için bile gösterilen zaruri bir psikobiyolojik tepkidir."


- Hayvan Katili



16. "Jane annesine olan sarılgan bağlılığından ne zaman uzaklaşmaya çalışsa,Kedicik Kız’ın öleceği korkularına kapılıyordu.Annesinden ayrı birisi olma girişimleri ve annesi olmadan da hayatını sürdürme düşüncesi onu bunalttıya sokuyordu."


- Kozmik Kahkaha



17. "''Yaslarımız, parmak izlerimiz kadar kişiseldir.''"


- Kayıptan Sonra Yaşam



18. "Vahdettin ;"Beyefendi; bizim millet koyun sürüsü. Başında bir çoban ister. İşte o çoban da benim.”"


- Ölümsüz Atatürk



19. "Çocuk Jane’in penis isteğinin başka bir anlamı daha vardı:Kendisinin de bir penisi olursa babası ona tecavüz etmezdi."


- Kozmik Kahkaha



20. "M.K.Atatürk;
“Yunanlıların başlığı olan fes giymek dinen makbul oluyor da şapkayı giymek neden yasak oluyor?”"


- Ölümsüz Atatürk



21. "Parasal zorluklar yüzünden çalışmak zorun­da olmak çok gücüne gitmişti. Kendisini aşağılanmış his­sediyor ve sessiz bir öfke içinde yaşıyordu."


- Kozmik Kahkaha



22. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



23. "oğlunu çok yüksekten uçmaması konusunda uyardı; çünkü, güneş mumu eritirdi."


- Hayvan Katili



24. "(…) Metanetli kişiler üzüntülerinin konuşulmasına izin vermemekle birlikte, genellikle başkalarının iyiliği ile aşırı ilgilidirler. Kendi yadsıdıkları şefkati, başkalarına vererek “kompulsif verici” haline gelirler. (…)
“Senin sevgiyi, kederi ya da herhangi bir şeyi yaşayış tarzında öylesine bastırıcı bir şey var ki, sanki yaşamın içinden hiç değişmeden kayıp gitmeye çalışıyorsun.” — Anne Tyler"


- Kayıptan Sonra Yaşam



25. "Kendimi ona, düştüğünde canının yanmasını engelleyecek yumuşak bir minder olarak sunuyordum."


- Atlarla Yaşayan Kadın



26. "Çocukken annesinden göremediği ilgiyi babasında aradığında onun tarafından tecavüze uğramıştı,şimdi de evden,yani annesinden ayrılırsa yine birinin tecavüzüne uğrayacağından korktuğunu seziyordum"


- Kozmik Kahkaha



27. "Sonunda depresyon bana geldiğinde, aslında bir yabancı değildi, hatta bir misafir bile değildi; onlarca yıldır kapımı çalıyordu.
— William Styron"


- Kayıptan Sonra Yaşam



28. "Bir seansta bir öfke patlaması sırasında annesine fahişe dedikten sonra dilini ısırdı, saldırganlığının cezasını kendisi, anında vermişti."


- Kozmik Kahkaha



29. "Salman Akhtar'ın da belirttiği üzere: "takıntılı mükemmeliyeti arar, narsisist onu iddia eder.""


- Hayvan Katili



30. "boşluk; içsel hislerin, hayallerin ve dileklerin ve ayrıca dışsal uyarıların fakirleşmesiyle vücut bulan subjektif bir zihinsel durumdur."


- Hayvan Katili



31. "bazı analistler, ayrışmış içsel benlik ve nesnel imgelerinin bulunduğu hastaların bu özelliklerinin daha da gerilemesi halinde psikoza girebileceklerini duyumsarlar. bu analistler, hastanın kaygılarını azaltmak adına önerilerden, açıklamalardan, sınır koymaktan ve yorumlamalardan faydalanır."


- Hayvan Katili



32. "(…) kederin nasıl kendisini kaybetmesine neden olduğunu anlatır: Bana bakacak, beni sevecek birinin özlemini çeken yitik bir çocuktum. Herhangi birinin."


- Kayıptan Sonra Yaşam



33. "Yas işini yapabilme yetisi, gelişimsel öykümüze bağlıdır. Doğduğumuz andan itibaren bir şeyleri geride bırakarak büyürüz. Bebek sütünü bardaktan içmek için annesinin memesini bırakmayı kabullenir. Yürümeye başladığında kucakta taşınmanın güvenliğini kaybeder. Eğer bu geçişler güvenli bir ortamda olursa çocuk iyi gelişir ve yas tutmak için psikolojik bir modele sahip bir yetişkin olma olasılığı artar. Sağlıklı ayrılıklar birbirinin üzerine inşa edilir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



34. "Evdeki kedisi-Kedicik Kız-onun annesiyle arasındaki simbiyotik bağı(bir anlamda göbek bağı) simgeliyordu ve Jane bunu sık sık bir geçiş nesnesi yerine kullanıyordu.Bir bebeğin geçiş nesnesi genellikle battaniye veya oyuncak ayı gibi yumuşak bir şeydir.Ayrıca kendine has bir kokusu vardır."


- Kozmik Kahkaha



35. "''Biz aslında biraz da kaybettiklerimiziz!
Yitim hepimizin hayatında var.
Bizlere sormadan öykümüzün bir köşesinden giren davetsiz bir misafir gibi. Hem de kapıyı çalmadan.''"


- Kayıptan Sonra Yaşam



36. ""Anında eyleme geçirmediğim düşüncelerim, arzularım ve duygularımın olması benim için yeni bir özgürlük.""


- Atlarla Yaşayan Kadın



37. "Ani ölümler, dünyanın güvenli bir yer olduğuna ilişkin inancımızı sarsar."


- Kayıptan Sonra Yaşam



38. "''Arada bir şey olmaktansa, toptan kötü olmak ona daha kolay geliyordu.''"


- Atlarla Yaşayan Kadın



39. "Kayıpsız sevgi yoktur ve bir miktar yas tutmaksızın kaybın ötesine geçmek diye bir şey yoktur.

, ölüm ve yeniden doğumun büyük, insanca döngüsüne girememektir.
— Robert Jay Lifton"


- Kayıptan Sonra Yaşam



40. ""Bir de saat almıştı, geçen vaktin farkında olmanın bir erişkin etkinliği olduğunu düşünüyordu.""


- Atlarla Yaşayan Kadın



41. "Zihni bir deniz feneri gibi iki yönlü."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



42. "Üniversitedeki odası kitaplar ve oraya buraya atılmış çöpler yüzünden darmadağınıktı."


- Kozmik Kahkaha



43. "Onu mutsuz etme kapasitemin olduğunu biliyorum ama onu sevdiğim için mutlu etme kapasitem çok daha fazla."


- Kozmik Kahkaha



44. "Bazen keder bizi tuhaf bir biçimde avutur. Çünkü keder, kaybettiğimizle aramızda en azından elle tutulur bir bağdır. Ancak yavaş yavaş günün talepleri kendini göstermeye başlar. Kayıptan kendimizi kurtarmak ve yaşama devam etmek isteriz. Yine de bir parçamız hâlâ tutsaktır. Gözden geçirmeyi tam olarak bitirememiştir, bırakmaya hazır değildir. Kederin sona ermesini ve kaybedilen kişiyi hatırlatacak daha az şey olmasını istemek, bilinçdışında ihanet gibi görülebilir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



45. "Dünya bek­lenmedik şeylerle doludur Paşam."


- Ölümsüz Atatürk



46. "Yas tutmadaki temel iş, yoksunluk ya da terk edilmeye uyum sağlamayı içerir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



47. "Onun naçiz bedeni bir gün toprağa karışacaktı, ama Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar var olacaktı."


- Ölümsüz Atatürk



48. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



49. "''Ben yalnız ve müstakil bulunmayı daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır.''"


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



50. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



51. ""Psikolojik bir hadisedir ki insan, hayatta bazı dostluklar elde etmek için fevkalade çalışmak ve fedakarlıklar yapmak zorundadır.""


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



52. "Narsisizm, kişinin kendini korumasına yönelik bir duy­gudur ve insani işlevler açısından cinsellik, saldırganlık ve kaygı kadar normaldir. Dolayısıyla, çeşitlemeleri de mevcuttur ve "sağlıklı" ya da "sağlıksız" olabilir. Sağlıklı narsisizme sahip bir çocuk, bağımsız bir birey olmak üzere büyürken sadece aile üyeleri tarafından sevildiğini hisset­ tiğinde değil, başkaları tarafından reddedildiğinde de ken­dini sever. Yetişkin biri olduğunda bu kişi, kayıp ya da travmalarla karşılaştığında özdeğerini korumayı başarabi­lir."


- Hayvan Katili



53. "...doğmamış olmayı istediğini söylüyordu."


- Kozmik Kahkaha



54. "Yalnız kalmayı yüceltişinin gerisinde, reddedilme korkusu nedeniyle yakınlaş­tığı kişinin sevgisine duyduğu ihtiyacı ifade edememesi yatı­yordu."


- Fanustaki İnsanlar



55. "''Doğum çoğu zaman rüyalarda, denizden çıkış olarak temsil edilir. Deniz yoluyla gelip Samsun'da karaya çıkan gerçekten de yeni bir Mustafa Kemal'di.''"


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



56. "''Doğum çoğu zaman rüyalarda, denizden çıkış olarak temsil edilir. Deniz yoluyla gelip Samsun'da karaya çıkan gerçekten de yeni bir Mustafa Kemal'di.''"


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



57. "“Kayıpsız sevgi yoktur ve bir miktar yas tutmaksızın kaybın ötesine geçmek diye bir şey yoktur. Yas tutamamak, ölüm ve yeniden doğumun büyük, insanca döngüsüne girememektir…” Robert Jay Lifton"


- Kayıptan Sonra Yaşam



58. ""Emin olunuz ki bu büyük insan bir­ gün yalnız Türkiye'nin değil, bütün dünyanın en meşhur adamı olacaktır''"


- Ölümsüz Atatürk



59. "İnsanlar kendi tarih ve kül­türlerinin etkilerinden bağımsız bir kişilik yapısı geliştiremezler."


- Fanustaki İnsanlar



60. "- Sana iyileş demiyorum. İstersen iyileşebileceğini söylüyorum. Geri gidemem, ya da ileri gidemem dediğinde, benim işittiğim anlam, kendini alarm uyandıran duygulardan korumak istediğin için geri veya ileri gitmeyeceğin."


- Atlarla Yaşayan Kadın



61. "Mustafa Kemal Corinne'den kendisine okuma­sı için bir roman listesi hazırlamasını ve listeyi o romanları satın alıp kendisine gönderebilecek birisine vermesini ister."


- Ölümsüz Atatürk



62. "Atatürk, bir simge ve bir kavram olarak yaşamaya devam etmiştir."


- Ölümsüz Atatürk



63. "(…) Bağımlı ilişkiler, ikirciklilik ve öfke ile yüklüdür. Başkasına karşı bu kadar kırılgın olmak kişide öfke yaratır."


- Kayıptan Sonra Yaşam



64. "zararlı kişilik bozuklukları olan bireyler, tipik narsisistik kişilik bozuklukları olan bireylerle ortak özelliklere sahip olsa da düzenli olarak yaptıkları başka bir şey daha vardır: büyüklenmeci benliklerini korumak ve sürdürmek adına aşırı sadist tavırlar sergilerler. aynı bireyde, mazoşizm de mevcuttur fakat klinik tabloya bakıldığında aşırı sadizmin dışa vurulduğu, mazoşizmin ise saklandığı görülür."


- Hayvan Katili



65. "Anne ile ilgili eksiklikler çocukta bir saplantıya yol açar ve çocuk kendisiyle ilgili görkemli ve teşhirci bir imge geliştirir. Kohut, bunu "büyüklenme­ci benlik" olarak adlandırır. Anneyle ilgili eksiklikler çok fazla değilse, görkemli benlik olgun ihtirasları ve özsaygısı olan bir benliğe dönüşür. Edith Jacobson'u izleyen Kohut, narsisizme dair metapsikolojik bir kavrayış gelişti­rirken; Kernberg, narsisist kişilik bozuklukları olan kişileri anlatırken nesne ilişkileri çatışmasında odaklanır. Örnek­lediği bu tür bireylerde, libidinal yatırım normal bir şekil­ de bütünleşmiş bir özyapıya yöneltilmemiştir; bu bireyler bütünleşmemiş bir özyapıya sahiptirler. (12) Nesne ilişki­ leri çatışması, libidinal ve saldırganca yüklü benlik ya da nesne imgelerinin bütünleşme ve bütünleşmeme gerilimi­ ni ya da onları başkaları üzerinden dışsallaştırma ve yeni­ den içselleştirme ile ilgili gerilimleri içeren bir durumdur.
Kernberg "görkemli benlik" ifadesini, bu tür hastaların genelde açıkça teşhir ettikleri libidinal olarak yüklü benliğin her şeye kadir kısmını betimlemek için de kullanır.
Bu bireyler, değersizleştirilmiş veçhelerini gizli tutarlar.
Zararlı kişilik bozuklukları olan bireyler, tipik narsisistik kişilik bozuklukları olan bireylerle ortak özelliklere sahip olsa da düzenli olarak yaptıkları başka bir şey daha vardır:
Büyüklenmeci benliklerini korumak ve sürdürmek adına aşırı sadist tavırlar sergilerler. Aynı bireyde, mazoşizm de mevcuttur fakat klinik tabloya bakıldığında aşırı sadizmin dışa vurulduğu, mazoşizmin ise saklandığı görülür."


- Hayvan Katili



66. "“Kronik eşya kaybediciler eşyalarına, anne babalarının kendilerine davrandıkları gibi davranırlar.”"


- Kayıptan Sonra Yaşam



67. "...kendi sandığından daha küçük olduğunu öğrendi; ve sandığından daha parlak ve daha mat, daha çirkin ve daha güzel, daha duyarlı ve daha duyarsız, daha dengeli ve daha dengesiz olduğunu öğrendi."


- Kozmik Kahkaha



68. "(…) Kederi yadsımak mümkün değildir. Bu, kırık bir kemiği görmezden gelmeye çalışmak kadar mantık dışıdır."


- Kayıptan Sonra Yaşam



69. "Atatürk nükte yap­ma fırsatını kaçırmadı ve kendisini selamlamadan önce ellerini temizlemeye çalışan Kral'a "Vatanımızın toprağı temizdir ekse­lans, o elinizi kirletmez" dedi."


- Ölümsüz Atatürk



70. "“Hayır” demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



71. "Brown anne­den ya da diğer aile fertlerinden istediği ve ihtiyaç duyduğu “sevgi’yi alamamıştı, yani “sevgi” açlığı içindeydi. Tanıştığı her kızla hemen seks yapmak istemesinin, yani hemen “sevildiğine” dair bir delil bulmak istemesinin bu açlığın bir ifadesi olduğu aklıma geldi."


- Fanustaki İnsanlar



72. "'Neden şimdi bütün bunları yeniden yaşıyorum?' diye sordu. 'Bunlar üzerinde hakimiyet kurmak için!' diyerek onu yanıtladım."


- Atlarla Yaşayan Kadın



73. "Kendime izin verdiğim ölçüde mutluyum."


- Kozmik Kahkaha



74. "Tüm kuvvetlerin size verilmesi çok gelmez mi? Mustafa Kemal : Az gelir."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



75. "rüya tabirleri yararlıydı ve hatta yemek gibi gerekliydi; ancak her şeyin fazlası zarardı, "iyi" bir şey "kötü" ye dönüşüyordu."


- Hayvan Katili



76. "Bir Türk dünyaya bedeldir!"


- Ölümsüz Atatürk



77. "Kürt hamal­lardan oluşan bir kalabalık, tanınmış hatiplerden birine seslendi:
"Bize Kanun-i Esasi'nin ne anlama geldiğini söyle." Hatip onlara dönüp şunu söyledi: "Kanun-i Esasi öylesine muhteşem birşey ki, onun ne olduğunu bilmeyenler eşektir." Bunun üzerine hamallar "Biz eşeğiz" diye bağırmaya başladılar. Hatip, onlarla eğlenmeyi sürdürdü: "Sizin babalarınız da onun ne olduğunu bilmiyordu.
Şu halde sizler eşekoğlu eşeklersiniz." Kürt hamallar bağırarak karşılık verdiler: "Biz eşekoğlu eşekleriz""


- Ölümsüz Atatürk



78. "Ölülerden yardım istemek, her medeniyet için bir lekedir.

Mustafa Kemal ATATÜRK"


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



79. "Ankara'nın merkezindeki Kızılay meydanında bir bronz levha üzerine yazılı sözleri vatandaşlarına kendi yönlendirici ilkesi olan bir öğüdü sunar: "Türk! Öğün! Çalış! Güven!""


- Ölümsüz Atatürk



80. "Yetişkin Atatürk'teki çatışmanın özüne nüfuz ederek Yakup Kadri şunları yazmıştır: "Bu doymak bilmez gönül, bu şahlanmış irade, bu çağlayan enerji; her an yeni bir zafer heyecanına teşne idi; her an yeni bir şey yaratmak istiyordu""


- Ölümsüz Atatürk



81. ""Gençler! Cesaretimizi takviye ve idame eden sizsiniz. Ey yükse­len yeni nesil! istikbal sizindir. Cumhuriyeti biz tesis ettik; onu ilâ ve idame edecek sizsiniz""


- Ölümsüz Atatürk



82. ""Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok imiş kurtaracak bahtı kara maderini"
Mustafa Kemal son mısrayı şu şekilde değiştirecektir:
"Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini""


- Ölümsüz Atatürk



83. "Sanırım onun üzerinde olumlu bir etki bırakan söylediklerimden çok bunları sakince söyleme tarzımdı."


- Kozmik Kahkaha



84. "Ona kavuşabildim ki, o artık maddeten ölmüştü, yalnız manen yaşıyordu."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



85. "Kendimi ona "düştüğünde canının yanmasını engelleyecek yumuşak bir minder" olarak sunuyordum."


- Atlarla Yaşayan Kadın



86. "Benim gözüme bir yıldız gibi ihtişamlı görünürse, tıpkı bir babanın kızını sevmesi gibi onu seveceğim umudunu taşıdığını fark ettim."


- Atlarla Yaşayan Kadın



87. "Ona şunu söyledim: 'Sana iyileş demiyorum. İstersen iyileşebileceğini söylüyorum. Geri gidemem, ya da ileri gidemem dediğinde, benim işittiğim anlam, kendini alarm uyandıran duygulardan korumak istediğin için geri veya ileri gitmeyeceğin.'"


- Atlarla Yaşayan Kadın



88. ""tipik" narsisistik kişilik bozukluğu gösteren kişiler, aç benliklerini yansıtan ya da büyüklenmeci kendiliklerini tehdit eden insanları bastırmak adına genelde alay, kötüleme, incitici görüş bildirme ya da basitçe hayaller kullanırken; kötücül narsisistik kişilik bozukluğuna sahip olarak saydığımız kişiler ise, başkasına acı ve hatta fiziksel hasar vermek gibi (Peter'ın durumunda hayvanlara yönelik fiziksel hasar) daha abartılı sadistçe dışavurumlar gösterirler."


- Hayvan Katili



89. "Seni bir kez daha şükran ve minnettarlık duygularıyla anıyor, önünde saygıyla eğiliyoruz."


- Ölümsüz Atatürk



90. "Atatürk, yetişkin olduğu yıllarda, "Eminem" adlı bir halk tür­küsünü çok sevdiğini belirtmiş, "Her erkeğin gönlünde bir Emine vardır!" demiştir."


- Ölümsüz Atatürk



91. "Çankaya'daki köşkte akşam yemeğine davet etti ve evde onlara şunu söyledi: "Yarın Cumhuriyeti ilan ediyoruz''"


- Ölümsüz Atatürk



92. "Ona göre, yanındaki genç bir subay, "Komutanım, vu­ruldunuz!" diye bağırır. Bunun üzerine Mustafa Kemal eliyle onun ağzını kapatır ve "Sus" diye fısıldar.
Mustafa Kemal, askerlerinin lider olarak gördükleri kişinin vurul­duğunu öğrenerek morallerinin bozulmasını istememiştir."


- Ölümsüz Atatürk



93. "9 Kasım'da ikinci bir koma­ya girdi, ardından belinden yeniden su alındı fakat otuzaltı saat komada kaldı. Koma ölümüyle neticelendi. Komaya girmeden önceki son sözleri "Saat kaç?" oldu. Yaşamı 10 Kasım 1938 günü saat dokuzu beş geçe sona erdi."


- Ölümsüz Atatürk



94. "Ben yalnız ve müstakil bulunmayı daima tercih etmiş ve sürekli olarak öyle yaşamışımdır."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



95. "Mustafa Kemal, İslam dinini ortadan kaldırmak istemedi, yalnız bu dini her Türkiye vatandaşının inanabileceği ve kendine ait olduğunu hissedebileceği bir şekle sokmayı düşündü."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



96. "Atatürk, ülkesi ve dünya için olduğu kadar kendisi için de barışa arzu duyan, yalnız bir insandı."


- Ölümsüz Atatürk



97. "Yas tutma, yalnızca kaybın kederini tam anlamıyla yaşamayı değil, geçmişteki tamamlanmamış yasların da işlenmesini içerir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



98. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



99. "Hayatının son yıllarında Ülkü'yü kendisinin çocuğu olarak kabul etti. Bu konuda "çocukları severiz. Çünkü ço­cuk bizim devamımızdır. Her çocukta biz ebediyete doğru uzanıp gitme isteğini buluruz" diyecekti."


- Ölümsüz Atatürk



100. "Şiirdeki bir dize, şehirden "geçmişi geleceğe taşıyan" bir araç olarak söz eder. Mustafa Kemal, muhtemelen, farkında ol­madan annesinin kendi "geçmiş kederi"ni oğlu aracılığıyla gele­ceğe taşıdığını düşünmüştür ve dolayısıyla bu kavram onun kal­bine hitap etmektedir."


- Ölümsüz Atatürk



101. "Sanders, alaycı bir şekilde, "Tüm kuvvetlerin size verilmesi çok olmaz mı?" diye sordu. Mustafa Kemal soğukkanlı bir şekilde karşılık verdi: "Gerçekte bu çok az olur'. Mustafa Kemal'in kendisine duyduğu güven hiç azalmıyordu."


- Ölümsüz Atatürk



102. "Ali Rıza'nın, henüz küçük bir bebek olan kardeşi Mustafa'yı bir kaza sonucu beşiğinden düşürerek ölümüne neden olduğu söyleniyor; bu durum dikkate alındığında, Mustafa isminin seçilmesi duygusal bir nedene dayanıyor görü­nüyor."


- Ölümsüz Atatürk



103. "Çok bilinen bir hadis şöyle söyler: "Cennet annelerin ayakları altındadır'."


- Ölümsüz Atatürk



104. "Acaba Mustafa Kemal Os­manlı hanedanının yerine kendi hanedanını mı kuracaktı? İslam dünyasından pek çok insan onun kendisini padişah ve halife ilan etmesini istiyordu."


- Ölümsüz Atatürk



105. "''Kayıpsız sevgi yoktur ve bir miktar yas tutmaksızın kaybın ötesine geçmek diye bir şey yoktur. Yas tutamamak, ölüm ve yeniden doğumun büyük, insanca döngüsüne girememektir.''"


- Kayıptan Sonra Yaşam



106. "William Faulkner’ın da söylediği gibi, "Geçmiş asla ölü değildir. Hatta geçmiş bile değildir.”

Bir yitim, her zaman canlanabilir ve yeniden can yakabilir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



107. "Pervanenin nihayet ateşe değdiğini düşündüm!"


- Atlarla Yaşayan Kadın



108. "Anında eyleme geçirmediğim düşüncelerim, arzularım ve duygularımın olması benim için yeni bir özgürlük."


- Atlarla Yaşayan Kadın



109. "Doğduğumuz andan itibaren bir şeyleri geride bırakarak büyürüz."


- Kayıptan Sonra Yaşam



110. "Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu te­mel, senin en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vazi­yetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkan ve şera­it, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersa­nelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzre, memleketin dahilinde, ikti­dara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler. Millet fakrü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbâlinin evladı! işte, bu ahval ve şerait içinde da­hi, vazifen, Türk istiklal ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muh­taç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur!""


- Ölümsüz Atatürk



111. "İnönü'nün yeni başvekil tarafından hükümet krizinin maharetle çözülmesinden övgüyle söz etmesinin Atatürk'ü kızdırdığı söylenir. Atatürk bu sözlere "Devlet benim elimdedir..." diyerek karşı çıktı."


- Ölümsüz Atatürk



112. "Türk subayının kim olduğunu sordular.
Onun Gelibolu'nun ünlü kahramanı Mustafa Kemal olduğunu öğrendiklerinde, birisini yollayıp onu kendi masalarına davet etti­ler. Bunun üzerine Mustafa Kemal'in şu karşılığı verdiği söylenir:
"Burada ev sahibi olan biziz. Kendileri misafirdiler. Onların bu masaya gelmeleri gerekir...""


- Ölümsüz Atatürk



113. "Atatürk, kendisine Kemal lakabını ve­ren kişinin matematik öğretmeni olduğunu söylemiştir: "Bir gün bana dedi ki 'oğlum, senin de ismin Mustafa benim de. Bu böyle olmayacak. Arada bir fark olmalı. Bundan sonra adın Mustafa Kemal olsun...' O zamandan beri ismim filhakika 'Mustafa Ke­mal' kaldı.""


- Ölümsüz Atatürk



114. ""Von Herz zu Herz geht ein weg"
(Kalpten kalbe bir yol gider)"


- Ölümsüz Atatürk



115. "Kendime izin verdiğim ölçüde mutluyum."


- Kozmik Kahkaha



116. "''Büyükle küçüğün, güzelle çirkinin, duyarlıyla duyarsızın aynı olduğu
her şeyin birbiriyle kaynaştığı bir dünya, ki o bu dünyada insanlıktan çıkıp
makineleşiyordu.''"


- Kozmik Kahkaha



117. "''Keşke önümde bana nasıl erişkin olunacağını gösteren bir model olmuş olsaydı.''"


- Kozmik Kahkaha



118. "Analizinin başlarında yeni doğmuş erkek kardeşinin eve getirilişiyle ilgili bir hatırasını anlatmıştı. Kardeşi dünyaya geldiğinde iki yaşında olduğu için hatırasının gerçeğe dayan­madığını tahmin ettim. Bu hatırasının psikanalistlerin “perde anı” olarak isimlendirdiği durum olabileceğini düşündüm. “Perde anı” bir rüya gibidir. Böyle bir çocukluk anısı yalnızca gerçekte olan bir olayı temsil etmez; gerçekte olan bir olayın aynı zamanda çocukluk isteklerine, fantezilerine ve korkuları­na bulanmış halidir. Divanda yatarken bir “perde anısını” an­latan kişi çocukluğunda başından geçen bir olayın aslını değil, o olayı bilinçdışında nasıl algıladığını anlatır. Anısında karde­şinin hastaneden eve geldiği bulutlu gri bir günde, garajları­nın kapısından dalları olmayan bir ağaç kütüğüne bakıyordu. Bu kütüğün üst kısımlarının yeni gelen bebek yüzünden artık Brown'dan ayrılmış olan annesini (memelerini) temsil ettiğini ve gri havanın da çocukluğundaki yalnızlığını simgelediğini düşündüm."


- Fanustaki İnsanlar



119. "İlk ses kusursuz olmasını talep ederken ikincisi isyan ettiriyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



120. "Arada bir şey (gri) olmaktansa, toptan kötü (siyah) olmak ona daha kolay geliyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



121. "''Egonun id ile ilişkisi binicinin atıyla olan ilişkisine benzetilebilir.

Hareket enerjisini at sağlar, ama binici de varılacak hedefin neresi olduğuna karar verme ve bu güçlü hayvanın hareketlerini yönlendirme ayrıcalığına sahiptir. Ne var ki, binicinin atı atın gitmek istediği patikada sürmek zorunda kaldığı, tam anlamıyla ideal olmayan duruma ego ile id arasında da rastlanır.''"


- Atlarla Yaşayan Kadın



122. "Namık Kemal'in dizelerinden biri umutsuz sahneyi betimliyordu :"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini bulunmaz kurtaracak bahtı kara maderini... "
Atatürk :"Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini... ""


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



123. "Zübeyde, Latife'ye ilişkin kuşkularından Ali'ye de söz etmiş, ona "Bu bayanın benim Mustafa'mı mutlu edebileceğine inanıyor musun?" diye sormuştu."


- Ölümsüz Atatürk



124. "Enver'in istanbul'da Mustafa Kemal için "tatmin edilmesi mümkün olmayan biri" de­diği söylenir. Paşalıktan terfi etmek, nihayet oradan padişahlığa kadar yükselmek isteyecekti. Çok sonraları, Mustafa Kemal En­ver'in hakkında yaptığı bu yorum kendisine söylendiğinde gülümsemiş ve şu karşılığı vermişti: "Ben Enver'in bu kadar zeki ve ileri görüşlü olduğunu bilmezdim.""


- Ölümsüz Atatürk



125. "Artık "Bu kadar yeter!" diye bağırmasını sağlayan bir ego işlevi sergileyebiliyor olması bana daha önemli göründü."


- Kozmik Kahkaha



126. "Yas tutamayan kişiler, uzun süreli sevgi bağlarını da sağlıklı biçimde sürdü­remeyebilirler. Bağlarına ya sıkıca tutunurlar ya da yeterince sıkı tutunamazlar."


- Kayıptan Sonra Yaşam



127. "Mustafa Kemal, komutlarını dokunaklı sözlerle ifade ediyordu:
"Size ben taaruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar kaim olabilir.""


- Ölümsüz Atatürk



128. "Kaçan efrada:
- Düşmandan kaçılmaz dedim."
Askerler cephanelerinin tükenmiş olduğunu söylediklerinde, Mustafa Kemal şu karşılığı verdi:
"- Cepaneniz yoksa, süngünüz var dedim ve bağırarak bunla­ra süngü taktırdım. Yere yatırdım. Aynı zamanda Conkbayırına doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile cebel bataryasının yetişebilen efradının "marş marş"la benim bulunduğum yere gelmeleri için yanımdaki emir zabitini geriye saldırdım. Bu ef­rat süngü takıp yere yatınca düşman efradı da yere yattı. Ka­zandığımız an bu andır'"


- Ölümsüz Atatürk



129. "Mustafa Kemal ayağa kalktı; kade­hini havaya doğru kaldırarak orada bulunanlara, "Kral Konstan­tin buraya bir kadeh rakı içmek için geldi mi hiç?" diye sordu.
"Hayır " karşılığını alınca, güldü ve şunu söyledi: "Madem öyle İz­mir'i alma zahmetine niye katlandı!""


- Ölümsüz Atatürk



130. "Bazen keder bizi tuhaf bir biçimde avutur. Çünkü ke­der, kaybettiğimizle aramızda en azından elle tutulur bir bağ­dır..."


- Kayıptan Sonra Yaşam



131. "Freud, Tekvin'deki, "Tanrı insanı kendi suretinde yarattı" cümlesini "İnsan Tanrı'yı kendi suretinde yarattı" şeklinde yeniden yazmıştır. Dini uygulamalarla obsesif eylemler arasındaki güçlü benzerliği fark etmesinin ardından, obsesyonel nevrozu çarpıtılmış kişisel bir din ve dini de bir tür evrensel obsesyonel nevroz olarak değerlendirmiştir."


- Divandaki Düşmanlar



132. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



133. "Takıntılı mükemmelliyeti arar, narsist onu iddia eder"


- Hayvan Katili



134. "Tedavisinin bu aşamasında anal devreye saplanma belirtileri göstermekte olan Jane, anal sfinkterini kontrol edermiş gibi, dıs dünyadaki ilişkilerine tutunmaya veya bunlardan kurtulmaya uğraşıyordu. İyice gerilediğinde, bu saplanma gerçek anlamda tuvalet etkinliklerinde sorunlar şeklinde kendini belli ediyordu."


- Kozmik Kahkaha



135. "Victor, Dr. Adeline’le çalışmaya ve iklim koruma projesi için hissettiği psikolojik motivasyonunu fark edip sahiplenmeye hazır hale gelmişti. Çevreyi öldüren karbondiok­siti azaltırken aynı zamanda da havadaki oksijeni artırarak, büyükbabasının masum insanları oksijensiz bırakmasından kay­naklanan “suçluluk duygusu”yla başa çıkabiliyordu. Atasının imgesiyle beraber bu yaşlı adamın “kötü eylemler”ini iyi olan­larla değiştirme yükünün de kendisinde depolandığını gerçekten hissediyordu."


- Nazi Mirası



136. "...çocukluğunun "iyi” ve "kötü" annelerini temsil ediyordu."


- Kusursuz Kadının Peşinde



137. ""Benim zaman içinde hangi noktaya gel­diğime bakın" diye ekledi."


- Ölümsüz Atatürk



138. "Kendisi ise "Türk gençliğiydr''. Bütün bunları görkemli bir kişiliğin tarzıyla tek başına gerçekleştirmişti. O etkin tarihsel hareketler yapmamış, fakat içsel çatışmaları ve gelişme sorunla­rını da halletmeye muvaffak olmuştu."


- Ölümsüz Atatürk



139. "Musta­fa Kemal Latife'yi, ismi dişil kılan ve ona "hoş" anlamı veren son­daki "e" harfini atarak, "güzel" ve hatta "ölümsüz" anlamına gel­mek üzere Latif olarak çağırmaya başlamıştır."


- Ölümsüz Atatürk



140. "General böyle bir evliliği uygun görmemiş ve bunu şu sözlerle dile getirmişti: "Kızımın bir Türk ile evlendiğini görmektense ba­şımı kendi ellerimle kesmeyi yeğlerim." Bir kızın talibi olarak yaşadığı bu reddedilme Mustafa Ke­mal'in özgüvenini derinden sarstı."


- Ölümsüz Atatürk



141. "Beklenmedik bir beceri gösteren ismet, Lozan'da, pek çok insan tarafından "tarihteki en büyük diplomatik başarı" olarak değer­lendirilen bir performans sergiledi."


- Ölümsüz Atatürk



142. "Az zamanda, sakin kediciğin ansızın kana susamış bir kaplana dönüşebileceğini öğrendim."


- Kozmik Kahkaha



143. "“Takıntılı mükemmeliyeti arar, narsisist onu iddia eder.”"


- Hayvan Katili



144. "Victor, Dr. Adeline’le çalışmaya ve iklim koruma projesi için hissettiği psikolojik motivasyonunu fark edip sahiplenmeye hazır hale gelmişti. Çevreyi öldüren karbondiok­siti azaltırken aynı zamanda da havadaki oksijeni artırarak, büyükbabasının masum insanları oksijensiz bırakmasından kay­naklanan “suçluluk duygusu”yla başa çıkabiliyordu. Atasının imgesiyle beraber bu yaşlı adamın “kötü eylemler”ini iyi olan­larla değiştirme yükünün de kendisinde depolandığını gerçekten hissediyordu."


- Nazi Mirası



145. "Ergenliğe girdiğinde, hem bilinçli hem de bilinçdışı olarak annesinin etkisinde kalan Jane,
büyüyünce iyi bir evlilik yapma hayalleri kurmaya başlamıştı."


- Kozmik Kahkaha



146. "Yaslarımız parmak izlerimiz kadar kişiseldir. Geçmişteki yitim öykülerimiz ve ilişkimizin özellikleri tarafından belirlenir. Aynı aile içinde bile her bireyin kederi kişiseldir."


- Gidenin Ardından



147. "William Faulkner’ın da söylediği gibi, "Geçmiş asla ölü değildir... Hatta geçmiş bile değildir.” Bir yitim, her zaman canlanabilir ve yeniden can yakabilir!"


- Gidenin Ardından



148. "... Mezbaha Bölgesi adında bir yer vardı. Bu bölgedeki büyük bir alanda bulunan bazı binalarda hayvanların kesilmesine hâlâ devam ediliyordu. Anlaşılan o ki, buradan geçerken kan kokusu almak ve hayvanların çığlıklarını duymak mümkündü."


- Nazi Mirası



149. "Bir erkek hasta seansına gelir ve analistine kızının az önce korkunç bir trafik kazası geçirdiğini ve yaralandığını söyler. Siz bana bir meslektaş olarak gelmiş olsaydınız ve aynı haberi verseydiniz, yüreğim sizin için sızlar ve şunu söylerdim: "Dr. Fowler, buna çok üzüldüm!" Süpervizyon verdiğim analist de hastaya benzerini söylemiş: "Kızınızla ilgili duyduklarıma üzüldüm." Hasta bunun üstüne derhal büyük bir hiddete kapılmış. Bağırmaya başlamış: "Analizi bırakıyorum. Benim neler hissettiğimi hiç anlamıyorsunuz! Siz nasıl bir insansınız?" Görünürde analist eşduyumlu bir tepki vermişti ama bu hastanın hiddete kapılmasıyla sonuçlanmıştı! Analist bana gelip olanları anlattı. Hastanın narsisistik bir adam olduğunu biliyordum. Tam o sırada ABD hükümeti için mültimilyon dolarlık ölümcül bir silah geliştirmek üzere anlaşma imzalamıştı. Hiddetlenmişti, çünkü kızının kazası onun büyük gününü mahvetmişti. Analisti hangi cüretle onun muhteşem başarısının rezil olduğunu anlamazdı! Peki, bu hastanın iç dünyasına ulaşabilecek, duruma uygun, eşduyumlu bir tepki nasıl olabilirdi? Analist, "Kızınızın kazasının yaşamınızdaki bu muhteşem anı berbat etmesi ne fena!" gibi bir şey söyleyebilirdi. Bu son derece bencilce bir duygu, ancak hasta henüz uç boyuttaki narsisizmi üzerine derinlemesine çalışabilmiş değil. Analizde iki üç yıl daha geçirdikten sonra, kızının kazasına toplumsal olarak kabul edilebilir bir tepki gösterir hale gelebilecekti ama o sıralarda bu mümkün değildi."


- Kusursuz Kadının Peşinde



150. "Dramatik "1919 yılı Mayısının 19 uncu günü Samsun'a Çıktım" (Atatürk 1 927, s.9) sözleriyle başlayan Nutuk büyük bir gövde gösterisiydi."


- Ölümsüz Atatürk



151. "Panama şapkasını göste­rerek, "Bunun adı şapkadır." dedi ve devam etti: "Dinsel yasaların bunu giymeye izin vermediğini söyleyenler var. Onlara cahil olduklarını söylememe izin verin. Onlara sormak istiyorum: Yu­nanlıların başlığı olan fes giymek dinen makbul oluyor da şapka­yı giymek neden yasak oluyor?""


- Ölümsüz Atatürk



152. ""Takıntılı mukemmeliyeti arar,narsisit onu iddia eder ""


- Hayvan Katili



153. "Tanrıyla konuşmaya çalışıyor ve içinde sızı verici bir boşluk hissediyordu."


- Kozmik Kahkaha



154. "Enfekte bir kesiğin iyileşmesi temiz olandan daha uzun zaman alır. Zor ya da aşırı bağımlı olduğumuz bir ilişkinin yasını tutmak da komplike olmamış yastan daha uzun sürer."


- Gidenin Ardından



155. "Yaslarımız, parmak izlerimiz kadar kişiseldir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



156. "Usun özgürlüğü yok
Düşünür
Eski düşüncelerden
Beslene beslene

Fazıl Hüsnü Dağlarca, "İlk Tutsaklığımız"


- Körü Körüne İnanç



157. "Mandela, bir yazısında şöyle diyor: "Hapisteyken beyazlara karşı olan öfkem azaldı, fakat sisteme olan nefretim büyüdü. Düşmanlarımı bile severken, bizi birbirimize düşüren bu sistemden nefret ediyordum."


- Körü Körüne İnanç



158. "Sana iyileş demiyorum. İstersen iyileşebileceğini söylüyorum. Geri gidemem ya da ileri gidemem dediğinde, benim işittiğim anlam, kendini alarm uyandıran duygulardan korumak istediğin için geri veya ileri gitmeyeceğin."


- Atlarla Yaşayan Kadın



159. "Beni 'iyi' bir nesne olarak görürken çabucak 'kötü' nesne olarak görmeye başlıyor, çok geçmeden bir kez daha onun gözünde 'iyi' oluyordum. Döngü böylece sürüp gidiyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



160. "Zübeyde, oğluy­la hayli uzun bir zamana yayılan ve çok emek gerektirmiş bir iliş­kiye sahipti ve oğlunu bir başka kadınla paylaşmaya niyeti yoktu.
Zübeyde'yi, kendisine eşlik eden kadın hizmetçi­lerine ve diğerlerine Latife'ye ilişkin hoşnutsuzluğundan söz ederken duyduğunu hatırlar. Latife'yi güzel bulmuyor, onun gö­ze hoş gelmeyecek kadar kısa boylu olduğunu düşünüyordu."


- Ölümsüz Atatürk



161. "Lâtife, Konya'daki seçim sonuçlarını du­yunca, gülümseyerek Mustafa Kemal'den kağıt kalem istedi ve şehrin valisine hitaben bir telgraf kaleme aldı:
"Seçimde bana 39 oy veren Konya'nın muhterem ve aydın halkına, bana gösterdiği teveccühden ziyade, Türk kadınına gösterilmiş bir hürmet ve sempati işareti olarak teşekkür ederim. Türk kadını, sevgili milletimizin bu cesaret verici işaretlerinden, milli görevlerini başarmak için yeni bir kuvvet elde edecektir...""


- Ölümsüz Atatürk



162. "Her birey için Tanrı imajı, anne ve baba sevgisinin, cezalandırılma korkusunun, nefretin, tümgüçlülüğün ve önemli ölçüde bir aileye, klana ya da büyük gruba "ait olma" duygusunun çeşitli karışımlarını temsil eder."


- Divandaki Düşmanlar



163. "Atatürk'ün başlattığı modernleşmenin, yerleşmesi için, şehirlerine köylere gitmesi gerekirken, köyler kalabalık topluluklar halinde, İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlere akın etti. Üstelik köylüler, köy geleneklerini ve dini uygulamalarını da beraberlerinde getirdiler."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



164. "Bazı takıntılar;
dağılmayı denetim altına alabilmek için, gelişmekte olan çökkün (ağlayan) “kötü” duygulanımlarla yüklü psikotik kendiliğini dışsallaştırma çabasını temsil eder."


- Kozmik Kahkaha



165. "Çocuklar insanın yaşamına bir amaç katıyorlar."


- Atlarla Yaşayan Kadın



166. "Yas olgusunu doğru olarak anlayabilmemiz için önemli ve gerekli üç temel unsurdan söz etmek istiyorum: Birincisi, her yitim bizi kaçınılmaz bir keder içine sürükler. İkincisi, her yitim tüm geçmiş yitimlerimizi yeniden canlandırır. Üçüncüsü, her yitim tam olarak yası tutulabilirsek, bizlere büyüme ve yenilenmemiz için önemli bir araç olabilir."


- Gidenin Ardından



167. "Çevremdeki insanlardan hoşlanmıyorum. Ben de onları atlattım. Bu bir çingene numarasıdır. Aslında ölmedim. Hepsi bir şaka."


- Gidenin Ardından



168. "Gerilemiş bir toplumun ahlâk anlayışı, her zaman uyulması gereken birtakım toplumsal zorunluluklar getirmektedir."


- Körü Körüne İnanç



169. "Tarih, bize şunu da öğretiyor: Insanlardan oluşan geniş gruplar, eğer bunu yapmakla, sözgelimi ekonomik yararlar gibi bir- takım şeyler kazanacaklarsa, birkaç on yılda veya yüzyıllar içinde kendi ortak kimliklerini de değiştirebilmektedirler."


- Körü Körüne İnanç



170. "Hapislik olmuyor dalga geçmeden
Halbuki ben...
Baktım ki, elimde bitmiş cigaram
Bir nefes içmeden

Nâzım Hikmet, Af"


- Körü Körüne İnanç



171. "Atatürk, kendisini başkalarının üstünde görüyordu ve yandaşlarınca da böyle algılanıyordu. Fakat başkalarına kıyasla üstün konumunu korumak için değersizleştirilecek ve yıkıma uğratılacak, fantezide yer alan düşmanlar ya da alt gruplar aramıyordu. Onun özseverliğini ifade edişi, oldukça farklıydı:

Onca yıllık eğitimden, uygarlaşma ve toplumsallaşma süreçlerini bu kadar inceledikten sonra, niçin sıradan insanların düzeyine ineyim? Ben onları kendi düzeyime çıkaracağım. Benim onlara benzememi istemeyin; onlar bana benzemelidirler."


- Körü Körüne İnanç



172. "“Üstbenlik (süperego), ebeveynlerin yap ve yapma emirlerinin egemen olması demektir.”"


- Psikoterapide Nesne İlişkileri



173. "Keşke önümde bana nasıl erişkin olunacağını gösteren bir model olmuş olsaydı"


- Kozmik Kahkaha



174. "Hala başarmak istediği çok şey olduğunu söyledi. Kendi ayakları üzerinde durmak onu heyecanlandırıyordu, ama aynı zamanda kaygılandırıyordu da."


- Atlarla Yaşayan Kadın



175. "Halkçılık Mustafa Kemal tarafından daha Haziran 1920 tarihin­de Ankara'da aşağıda bir kısmını aktardığımız bir konuşmada Tür­kiye Büyük Millet Meclisi'nde telaffuz edilmiş bir kavramdı: "Zanne­derim bugünkü mevcudiyetimizin mahiyeti asliyesi, milletin tema­ yülâtı umumiyesini ispat etmiştir, o da halkçılıktır ve halk hüküme­tidir. Hükümetlerin halkın eline geçmesidir'"


- Ölümsüz Atatürk



176. "Bir kişiye ait olan anılar, bir başkasına aktarılamaz. Ne var ki bir yetişkin kendi hasarlı benlik imgelerini bir ço­ cuğa yığabilir ve yığdığı bu imgelerin arasına o travma­ tik olaya dahil olan diğer imgeleri, hatta failin imgesini bile katabilir. Ayrıca aynı yetişkin, aktardığı bu imgelere, o ilk travmanın verdiği acı ve korkuyu hafifletecek ya da o travmanın sonuçlarını kontrol altında tutacak psikolojik görevler de yükler. Bu yığılma çocukluktaki "özdeşleşme" ile yakından ilişkiliyse de, bazı özellikleri itibariyle öz­ deşleşmeden farklılıklar da gösterir. Özdeşlemede çocuk, yetişkinin ego ve süperego işlevlerini sahiplenerek onun imgelerini alıp özümserken birincil aktif ortaktır. Yığılma­ da maruz kalınan ise, yetişkinin aktif bir rol üstlenerek ço­cuğun gelişmekte olan benlik temsilinin içine, kendi belirli imgelerini yerleştirmesidir. Bir başka deyişle, yetişkin bi­rey -çoğunlukla bilinçsizce- kendi benlik imgelerini ve di­ğer imgeleri yerleştirmek amacıyla çocuğu daimi bir depo olarak kullanmaktadır. Yetişkinin zihninde bu imgeleri yaratan deneyimler, çocuğun erişebileceği şeyler değildir.
Yine de, sözkonusu imgeler onları yaratan deneyimsel/ bağlamsal mesnet olmaksızın çocuğa dayatılmaktadır. (3)"


- Hayvan Katili



177. "Toplumsal bir travmanın ardından travmaya maruz kalmış insanlar travmayla ilişkili şakalar, espriler yaparlar. İlk bakışta bu anlaşılır bir durum gibi görünmeyebilir. Bununla birlikte ayrıntılı olarak değerlendirildiğinde espriler yapmak aslında insanların hayatta kalmalarını kutlamalarına yarayan bir araç gibidir; duygulanımlarını tersine çevirir, ağlamak yerine gülerler, aynı zamanda duygularını da boşaltmış olurlar. Eğer travma toplumun bel kemiğini kıran bir travma değilse, şakalar genellikle toplumun kendi kaybettiği şeyleri ve insanlarıyla ilgilidir. Bu yolla hayatta kalan vatandaşlar kendilerini kayıp nesnelerle bağlantılandırmış olurlar; tuhaf bir şekilde espriler yapmak keder ve yas sürecinin bir parçası haline gelir."


- Divandaki Düşmanlar



178. ""Bana bakacak, beni sevecek birinin özlemini çeken yitik bir çocuktum. Herhangi birinin...""


- Kayıptan Sonra Yaşam



179. "Ölüm, yitimin en somut olanıdır. Ölüme karşı verdiğimiz tepkilerimiz, geçmişimizdeki tüm yarım kalmış, dayatılmış ya da aceleye getirilmiş ayrılıklarımızın kalıntılarını içinde barındırmaktadır"


- Gidenin Ardından



180. "insanlar bir şeyi kolay kolay bırakamazlar. Zorluklar içindeki bir yaşam, lüks bir yaşamla değiş tokuş edildiğinde bile, geride kalanın yasını tutarız"


- Gidenin Ardından



181. "Yaslarımız, parmak izlerimiz kadar kişiseldir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



182. "Şurası bir gerçektir ki, insan olarak özen gösterdiğimiz ve kendileri için kaygı duyduğumuz en yakınlarımız ve en kıymetlilerimiz, bizden çok uzak olmayan insanlardır. Kendi küçük toplumumuzda, kendi ülkemizde, kendi kıtamızda vb. olsunlar ya da olmasınlar ya da onlarla bizi bir araya getiren şey ister din, ister renk, isterse dil olsun, kendimize yakın hissettiklerimize olan şeyler hakkında doğal bir yakınlık, eşduyum ve duyarlılık gösteririz."


- Körü Körüne İnanç



183. "‘Bir başkalaşım geçiyorum’ dedi. Henüz bir kelebek değilim belki, ama artık bir tırtıl olmadığım da kesin."


- Atlarla Yaşayan Kadın



184. "'Dış değişiklikler ille de iç değişiklikleri gösteriyor olmayabilir,...'"


- Atlarla Yaşayan Kadın



185. "Onu mutsuz etme kapasitem olduğunun farkındayım ama onu sevdiğim için mutlu etme kapasitem çok daha fazla."


- Kozmik Kahkaha



186. "Sorunu çocukluğuyla ilgili bilgi sahibi olmamak değildi (zaten bastırma yetisi tam olarak işlev görmüyordu.), o, geçmişi şimdiyle bütünleştirmekte zorlanıyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



187. "Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin 3. ve 4. maddeleri kadın ve erkek her Türk vatandaşının bu okulun bir üyesi olduğunu öngörüyor ve "Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal Hazretlerinin Millet Mek­tepleri'nin Başöğretmeni" olduğunu belirtiyordu."


- Ölümsüz Atatürk



188. "... Osmanlı güçleri Kosova'dan sonra ADRİANOPOLİS'e (Edirne) dönmüşler..."


- Divandaki Düşmanlar



189. "Ona ayrıca çocukluk yıllarında hem "kara pisliklerle" (sevecen siyah insanlar) hem de "kara pisliklerden" nefret eden beyaz insanlarla birlikte yaşamasının da çok zor olduğunu anlattım."


- Kusursuz Kadının Peşinde



190. "Mustafa Kemal olmadan, yalnızca Osman Devleti'nin değil bütün Türklerin mahvolacağını tahmin etmek zor değil. Öyle bir zamanda onarıcı bir lider bulmak, Türklerin en büyük talihidir."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



191. "Konuşma yapan Evren, şunları söyleyecekti: "Geleceğimizin koruyucuları olan gençlerimizin Atatürk'ün ülkü ve ilkelerinden sapmamaları, yabancı ideolojileri kabul ederek birer anarşist du­rumuna gelmemeleri için gerekli tedbirler alınacaktır.""


- Ölümsüz Atatürk



192. "yitim, yaşamanın bedelidir: "kaldığın sürece ödenmesi gereken olağanüstü
kira!""


- Gidenin Ardından



193. "Ayrıca bir de saat almıştı, geçen vaktin farkında olmanın bir erişkin etkinliği olduğunu düşünüyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



194. "Sekiz yaşındayken gülmeyi unutmuştu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



195. "Şimdi kendimi üzgün hissediyorum, ama üzüntünün sonu hiçlik değil."


- Atlarla Yaşayan Kadın



196. "“Ani ölümler, dünyanın güvenli bir her olduğuna ilişkin inancımızı sarsar.”"


- Kayıptan Sonra Yaşam



197. "Din ve politika, ne inananların ve ne de onları yönetmeye çalışanların zihinlerinde birbirinden ayrılabilir ve de dinî görüşler, çağdaş Batılı yönetimlerin hemen hemen tüm kavram ve kurumlarını etkilemiştir: Kilise hukuku ve tabii hukuk aracılığıyla hukuk; uluslararası yargı doktrini aracılığıyla egemenlik; haklı kazanç ve tefecilik doktrinleri aracılığıyla mülkiyet; hayırsever olma buyruğu aracılığıyla sosyal refah ve eğitim; dindarlık ve itaatkârlık buyruğu aracılığıyla politik yükümlülük; kusursuzluğun bu dünya- ya değil, öteki dünyaya ait olduğu inancı aracılığıyla politik kararlılık."


- Körü Körüne İnanç



198. "Çıkar at peçeni yeri göğü aydınlat
Bu maddi dünyayı cennetten daha çok parlat

Zeyneb Hatun (Osmanlı kadın şair; 15. yüzyıl sonu)"


- Körü Körüne İnanç



199. "“Çocuk hayatının ilk yılında yumuşaklığına, kokusuna, görünümüne ve hareket kabiliyetine bakarak seçtiği bir cismi, uykuya dalmadan önce annesi yanından ayrıldığında, kendisini avutmak için kullanır.”"


- Psikoterapide Nesne İlişkileri



200. "Bir seansta "Bir kadın nedir?" Diye sordu ve kadınlığı ve özgürlüğü yaşamak istediğini söyledi."


- Kozmik Kahkaha



201. "Hayallerim öylesine ıssız bir yerde duruyor ki orada güneş neden mavi diyen yok! Çimenler neden kırmızı diyen yok! Deniz neden siyah diyen yok! Yitimlerimi düşünmekten kaçmak için gözlerim ağrıyıncaya dek sabahlara kadar çalışıyorum, tasarlıyorum, yaratıyorum ancak yine de kilitlenip kalıyorum.Ansızın kaybettiklerim oluyorum."


- Gidenin Ardından



202. "Uzun süre atların yanında kalıyordu, çünkü onlar insan değildi ve onlarla ilişki kurmak daha az acı vericiydi."


- Atlarla Yaşayan Kadın



203. "Biz aslında biraz da kaybettiklerimiziz!"


- Gidenin Ardından



204. "Sözlükler ne kederlenir ne de yas tutar, eğer yapsalardı, aradaki farkı bilirlerdi."


- Göçmenler ve Mülteciler



205. "Milyonlarcası Türk Devleti sınırları dışında yaşayan tüm dün­yadaki Türkleri birleştirmeyi amaçlayan pan-Türkizm'i asla savun­madı. "Yurtta sulh, cihanda sulh" düsturu oldu."


- Ölümsüz Atatürk



206. "Küçük bir kız vardı,
Tam ortasına düşerdi alnının
Minik buklesi.
İyi bir kız olduğunda ,
Çok ama ok iyiydi;
Ama kötü olduğunda , korkunçtu!"


- Kozmik Kahkaha



207. "Benim kendilik temsilimi, başkasına ait olandan ayırt etmesine yardımcı olmaya çalıştım."


- Kozmik Kahkaha



208. "Seanslarımızda konuşması son derece tekdüzeydi. Öyle uykum geliyordu ki gözlerimi çok zor açık tutuyordum. Sonra bana ninniler söylemekte olduğunu fark ettim. Ben bebek Jane'i temsil ediyordum, o bakım veren anneyi."


- Kozmik Kahkaha



209. ""Kayıp öyle sıcaktır ki soğuyamaz.""


- Kayıptan Sonra Yaşam



210. "Kendime izin verdiğim ölçüde mutluyum."


- Kozmik Kahkaha



211. "Yas işi, çoğunlukla profesyonel yardım gerektirmez. Çoğunlukla bireyler yas işi için profesyonel bir yardım aramaz. Sadece çeşitli duygularını rahatlıkla ifade edebilecekleri destekleyici bir sosyal ağa gereksinim duyarlar. Birey, yas sürecinde; yadsıma, bölme, pazarlık, suçluluk ve öfkenin olağan olduğunu, yas işinin hem sıkıntılı hem de dengeleri yıkan bir süreç olduğunu ve olağan yasın bazen garip bir biçime bürünebileceğini öğrendiği zaman genellikle rahatlar"


- Gidenin Ardından



212. "Yaşamın geri kalanında sevilmiş ve terk edilmiş olma psikolojisini korumuş ve simgesel olarak bu örüntüyü tekrarlayıp durmuştu"


- Kusursuz Kadının Peşinde



213. "1) Grup üyeleri bireyselliklerini yitirirler.

2) Grup gözü kapalı bir biçimde liderin çevresinde toplanır.

3) Grup "iyi" (yani sadakatle lideri izleyen) ve "kötü" (yani lidere karşıt olarak algılanan) parçalara bölünür.

4) Grup kendisiyle "düşman" (bunlar genellikle komşudurlar) gruplar arasında keskin bir "biz" ve "onlar" bölünmesi yaratır.

5) Grubun ortak ahlâk ya da inanç dizgesi, kendisiyle çatışmalı olarak algılanana karşı giderek mutlakçı ve cezalandırıcı bir hale gelir.

6) Grup aşırı derecede "içe alma" (introjection) ve "yansıtma" (projection) düzeneği uygular ve buna bağlı olarak paylaşılmış depresif duygulardan ortak paranoid beklentilere dek değişen duygudurum oynamaları yaşayabilir.

7) Grup ortak kimliğini sürdürmek adına bir şeyi yapma "hakkı"na sahip olduğu duygusunu yaşar.

8) Grup üyeleri, artan ölçüde bir büyüsel düşünce ve gerçekliğin bulanması durumu yaşarlar."


- Körü Körüne İnanç



214. "İnsan, doğmaya ya da doğmamaya karar vermemektedir.Doğum anında o, doğanın bir lütfudur ve kendisinden çok, doğanın ve kendisi dışındaki mahlûkların lütfuna bağlıdır. Korunması, beslenmesi, bakılması ve büyümesine yardım edilmesi gerekmektedir."


- Körü Körüne İnanç



215. "Ona, hem gerilemeyi hem de ilerlemeyi tehlikeli olarak algıladığını anlattım. Eğer ileri giderse, pervanenin ateşi inceleme fırsatı bulacağını ve o buna tahammül edebilirse benim de edebileceğimi söyledim."


- Atlarla Yaşayan Kadın



216. "'Bir başkalaşım geçiriyorum,' dedi, 'henüz uçan bir kelebek değilim belki, ama artık bir tırtıl olmadığım da kesin!'"


- Atlarla Yaşayan Kadın



217. "Kendi kimliği olduğu sandığı şeyin aslında büyük ölçüde anne babasıyla çeşitli özdeşimlerinin bir birleşimi olduğunu keşfediyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



218. "Bu kişilere biraz daha yakından bakıldığında özdeğer duygusunun kırılgan olduğu ve bağımlılık hissi,aşağılık duygusu,imrenme, öfke,paranoyak düşünceler yaşadıkları ve hayranlık toplama ihtiyacı içinde oldukları da görülür. Biriktirdikleri ihtişam imgelerini degersizlestirdikleri imge birikimlerinden ayrı tutar ve ikisini birbiriyle bütünlestiremezler."


- Hayvan Katili



219. "Yas tutamayan kişiler, uzun süreli sevgi bağlarını da sağlıklı biçimde sürdüremezler. Bağlarına sıkıca tutunurlar ya da tutunamazlar."


- Kayıptan Sonra Yaşam



220. ""Hayır " demeyi öğrenmek , bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



221. "Bebeğin zihninde geçiş nesnesi, sahip olduğu ilk “ben-olma-yan” şeydir ve “ben-olmayan” şeklinde algılanan anneyi temsil eder."


- Kozmik Kahkaha



222. "Uygulamada, ilk görüşmede ve ilk seanslarda yapılan gözlemlerin doğru olup olmadıklarını anlamak için daima beklemeniz gerekir. Beklersiniz ve ortaya çıkan verilere kulak veririsiniz."


- Kusursuz Kadının Peşinde



223. "Annesinin kendi babasından birçok süs eşyası almış olduğunu, ama bunları kullanmadığını anımsadı; biblolar bir köşede tozlanmaktan başka bir işe yaramıyordu, Pattie' ye göre annesi onlara da çocuklarına davrandığı gibi davranıyordu. Çoğu artık çatlamış, renkleri atmış, şu veya bu şekilde kusurlu hale gelmişlerdi."


- Atlarla Yaşayan Kadın



224. "Henüz uçan bir kelebek değilim belki ama artık bir tırtıl olmadığım da kesin"


- Atlarla Yaşayan Kadın



225. "Zihnimde sürekli beliren maziyi yüzümdeki yağmur kokan tebessüme terk ettim"


- Gidenin Ardından



226. "... direnç, artık analizin önündeki bir engel değil “ruhsal yüzey”in bir parçası olarak görülüyordu. Bu görüşün doğru olduğuna inanıyorum çünkü direnç, beklenen ve “nor­mal” bir olgudur. Bu olgunun hastanın zihinsel çatışmalarla baş etmesinde payı vardır (tıpkı belirtilerin, kısıtlamaların, kişilik özelliklerinin ve uyum sağlamanın payı olduğu gibi). Direnç, bir hastanın kasıtlı olarak analistle mücadele etme çabası değil­dir. (...) Buradaki amacım, direnç “normal” bir insan deneyimine ait olsa bile, direncin psikanalitik anlamını veya onun yaratabi­leceği zorlukları yok saymak ya da minimize etmek değildir. Ancak (...) dirençler üstünde çalışılmalıdır ve bunu sadece başlangıç aşamasında değil, tedavi boyunca yapmak gereklidir."


- Nazi Mirası



227. "Klinik açıdan bakıldığında, insanlar önemli bir şeyden vazgeçtiklerinde ya da inatla tutundukları bir konumu kaybettiklerinde yas tutmak zorundadırlar."


- Dışdünyamıza Bakış



228. "Bir grubun üyelerinin temel güven duygusu bir kez sarsıldı mıydı, çizgisinden sapar ve onun yerini körü körüne güven alır. Bu gibi toplumsal gerileme durumlarında liderlerin görüşlerini ve gösterdikleri yönü, yapıcı ya da yıkıcı olduklarına bakmaksızın takip etme eğiliminde oluruz."


- Körü Körüne İnanç



229. "Yaralı bir çocuktu ve birinin yaralarını iyileştirmesini istiyordu, bu kişi ben olacaksam onun saldırganlığına tahammül edebileceğime emin olmak istiyordu."


- Atlarla Yaşayan Kadın



230. "'' mutlu olmayı yarıda bırakmak,
Karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer.
Ve bilirsin o nehir asla durmaz. ''"


- Kusursuz Kadının Peşinde



231. "Psikotik hastalar sıklıkla, kendilerince gerçek olarak algıladıkları iç dünyalarının çeşitli yönlerini açık bir dille anlatabilirler."


- Psikoterapide Nesne İlişkileri



232. ""Hayır" demeyi öğrenmek, bir çocuğun ruhsal yaşamında bir kilometre taşıdır."


- Kozmik Kahkaha



233. "“Dört etken yas tutma yetisini bozmaktadır: Birincisi, bireyin duygusal yapısıdır. Çocukluk gereksinimleri yeterince karşılanmamış ya da bir dizi yitime uğramış bireyler, keder duymakta güçlük çekebilirler. İkincisi, kaybedilen ilişkinin özgül doğası ile ilgilidir. Aşın bağımlı ya da bitmemiş meselelerle yüklü bir ilişkinin bırakılması daha güçtür. Üçüncüsü, yitimin koşullarıyla ilgilidir. Birisinin ani ya da kötü bir biçimde ölümünü kabullenmek birey için daha güçtür. Dördüncüsü, günümüzde kederin dışa vurulmasına karşı toplumsal kısıtlamalardır.”"


- Gidenin Ardından



234. "“Yası tam olarak tutulmamış olan yitimler, uyum sağlayamadığımız değişiklikler, yaşamımıza gölge düşürür, enerjimizi yutar ve bağlantı kurma yeteneğimizi bozar. “"


- Gidenin Ardından



235. "J. Anderson Thomson şu soruya bir cevap bulmak için psikanalizden, nörobilimden, bilişsel varsayımlardan ve evrimsel psikolojiden elde ettiği bilgileri bir araya getirdi: "Neden Tanrı'ya inanırız?" Thomson şu sonuca vardı: "Din zalim bir dünyada huzur sunabilir; bir toplumu besleyebilir; bir çatışmayı ateşleyebilir. Kısacası, - iyi ya da kötü- çeşitli şekillerde kullanılabilir. Fakat insanoğlu tarafından yaratılmıştır ve gerçekler ile dini karıştırmaya son versek, daha iyi bir dünyaya sahip olabiliriz. ""


- Divandaki Düşmanlar



236. "Kanadalı psikanalist Sheldon Health 1991'de, depresif bir hasta ile çalışan bir terapistin veya psikanalistin kendisinin de nasıl depresyona yatkın hale geldiğini açıkladığı vaka örneklerinden oluşan bir kitap yayımlamıştı.*Terapist ya da analist, empati kurmak ve hastayı daha iyi anlamak gibi çeşitli psikolojik sebeplerle hastanın depresif duygulanımını deneyimler ve özümser. Bunun dışında hastalar da kendilerini rahatsız edici ruh halinin içinde kalmaktan korumak için 'kötü' duygularını analiste "aktarırlar"."


- Divandaki Düşmanlar



237. "... "başkalarının alkışları olmadan özsaygısını koruma ihtimalini tartıştık.""


- 6 Adımda Borderline



238. "... direnç, artık analizin önündeki bir engel değil “ruhsal yüzey”in bir parçası olarak görülüyordu. Bu görüşün doğru olduğuna inanıyorum çünkü direnç, beklenen ve “nor­mal” bir olgudur. Bu olgunun hastanın zihinsel çatışmalarla baş etmesinde payı vardır (tıpkı belirtilerin, kısıtlamaların, kişilik özelliklerinin ve uyum sağlamanın payı olduğu gibi). Direnç, bir hastanın kasıtlı olarak analistle mücadele etme çabası değil­dir. (...) Buradaki amacım, direnç “normal” bir insan deneyimine ait olsa bile, direncin psikanalitik anlamını veya onun yaratabi­leceği zorlukları yok saymak ya da minimize etmek değildir. Ancak (...) dirençler üstünde çalışılmalıdır ve bunu sadece başlangıç aşamasında değil, tedavi boyunca yapmak gereklidir."


- Nazi Mirası



239. "(...) yas tutanlardan bazılarının ölen kişinin özelliklerini, hastalığının son dönemlerinde gösterdiği bazı belirtileri ya da fe­laket anında göstermiş olabileceği davranışları sergiledikle­rini gözlemlemişti. Bu vakalarda yas tutan kişinin, ölen kişi­nin uzun adımlarıyla yürümek ya da jestlerinden birini yap­mak gibi bir tür bilinçdışı taklit yaptığını fark etmişti. Bu du­rum, birisiyle duygusal bir bağın bilinçdışı dışavurumu olan bir özdeşim olarak bilinir."


- Kayıptan Sonra Yaşam



240. ""Babam, bilirsiniz... Onun nasıl biri olduğunu hatırlayamam bile, yani hayattayken. Ama öldüğünden beri, babam her yerde ve rüyalarımda... ""


- Kayıptan Sonra Yaşam



241. "Yas tutma, herhangi bir kayıp ya da değişikliğe verdiğimiz psikolojik bir yanıt, iç dünyamız ile gerçeklik arasında uyum sağlayabilmek için yaptığımız bir uzlaşmadır."


- Kayıptan Sonra Yaşam



242. "Doğum çoğu zaman rüyalarda, denizden çıkış olarak temsil edilir. Deniz yoluyla gelip Samsun'da karaya çıkan gerçekten de yeni bir Mustafa Kemal'di."


- Atatürk'ün Psikanalitik Biyografisi



243. "Bazı olaylar, aile içinde üstesinden gelinememiş bir travma olarak, sürekli gündemde tutulur."


- Kozmik Kahkaha



244. "...; hiç kendiliğinin olmamasındansa, gündelik bir 'kötü' kendiliğin yanında bölünmüş, gizli bir 'iyi' kendilik bulunması yeğdi."


- Atlarla Yaşayan Kadın



245. "Dr. Adeline, Victor’ın analistiyle arasına koyduğu “sınır”ı bana anlatabilmek için, onun yeni edindiği bir alışkanlığı yazmıştı. Victor her seanstan önce ve sonra tuvalete gidiyordu. Analistine, divanda uzanmadan önce ve uzandıktan sonra idrara çıkması gerektiğini söylemişti. Ayrıca su akışının ses kaydı olan bir kaset aldığını da eklemişti. Victor, uykuya dalmadan önce su sesini dinlemeye başlamıştı. Dr. Adeline, Victor’ın sünnetten önce idrar sorunu yaşadığını anımsamış, hastasının yeni alışkanlığının bununla bir bağlantısı olup olmadığını düşünmeye başlamıştı. Victor, kendisini sarma­lıyor oluşunu (bu işi idrar ile ve uykuya dalmak için kendisiyle dış dünya arasına koyduğu su ile yapıyordu) geçirdiği travmatik ameliyatla ilişkilendirmiyordu.

Dr. Adeline, Victor’ın yeni huyunun, kendisi için su ile çevrili bir ada yaratmanın bir yolu olduğunu düşünüyordu. Bu­nun, Victor’ın cam fanusunun yeni bir versiyonu olduğunu tahmin ediyordu."


- Nazi Mirası



246. "“Metanetli kişiler üzüntülerinin konuşulmasına izin vermemekle birlikte, genellikle başkalarının iyiliği ile aşırı ilgilidirler. Kendi yadsıdıkları şefkati, başkalarına vererek ‘kompulsif verici’ haline gelirler.”"


- Kayıptan Sonra Yaşam



247. "2009 yılında Türkiye'de aktif olarak kullanılan yaklaşık 85.000 cami bulunmaktaydı. Bu, - her 60.000 vatandaşa bir hastane düşerken - 350 kişiye bir caminin düştüğü anlamına gelmekteydi ki bu dünyadaki en yüksek orandı ve öğretmen ve doktorlardan çok daha fazla sayıda, 90.000 imam bulunmaktaydı."


- Divandaki Düşmanlar



248. "ölüm, kayıpların en somutudur. ölüme verdiğimiz tepkilerde, tüm yarım kalmış, dayatılmış ya da aceleye getirilmiş ayrılıklarımızın kalıntılarını görürüz."


- Kayıptan Sonra Yaşam



249. "Tanrı imgesi, çocuk büyüdükçe farklı kaynaklardan gelen zihinsel girdileri kapsamakta ve bireyin ruhsal durumu, sosyokültürel yaşantıları, eğitimi ve dinî (proto)sembolleri kullanışı tarafından şekillendirilmektedir. Ve birey, yaşam döngüsü içine girdikçe çeşitli gereksinimleri, istekleri, iç gerilimleri ve çatışmaları doyurmak ya da onlara karşı kendisini savunmak için dini kullanabilmektedir."


- Körü Körüne İnanç



250. "...aşırı dinî kültler olsun, kitlesel geniş grup hareketleri olsun, köktendinciliğin aşırı biçimlerinin paylaştığı ruhsal ögelerin bir listesini yapalım:

"Gerçek" ilâhî metin ya da kurallara sahip oldukları yönünde mutlak bir inanç.
İlahi metnin biricik yorumlayıcısı olan bir üst lider.
"Büyüsel" inançların sergilenmesi.
Kötümser tutum.
Aynı anda var olan paradoks tümgüçlülük ve kurban edilme duyguları..
Grup ile dış dünya arasında psikolojik (ve bazen fiziksel) barikatların kurulması.
Grup sınırlarının dışında kalan kişilerden ve şeylerden tehdit ya da tehlike beklentisi.
Çoğu kez kadınların alçaltılmasını da kapsayan, aile, cin-siyet, çocuk bakımı ve cinsellik normlarında değişiklik.

Sonuçta toplu intiharın, cinayetin ya da grubun inançları açısından tehdit olarak algılanan anıt ya da binaların tahrip edilmesinin kabullenilmesine varan, ortak ahlâk anlayışında değişiklik olması.

Bu listeden de görebileceğimiz gibi, aşırı dinci gruplardaki li- der-yandaş etkileşimlerinin psikolojisi, bu kitabın önceki bölümlerinde incelenmiş olan diğer gerilemiş gruplara benzese de, köktendincilikte geniş grup gerilemesinin bazı işaret ve belirtilerinin bir kümesine vurgu söz konusudur"


- Körü Körüne İnanç

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: