Udi Kitap Bilgileri
Yazar: Fatma Aliye Hanım
Tahmini Okuma Süresi: 3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı: 112
Basım Tarihi: Kasım 2022
İlk Yayın Tarihi: 1899
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786254292675
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Ciltli
Udi Kitap Tanıtımı
Dönemin kadın okurlarını, aydınlarını etkileyen; yıllarca aile ve kadın toplantılarında zevkle, merakla, hatta gözyaşları dökülerek okunan Fatma Aliye’nin Udi romanı müziğe yetenekli bir kız çocuğunun aldığı eğitim sayesinde yetişkinliğinde ayakta kalmasının serüvenidir. Fatma Aliye, kadınların yaşamın değişen koşullarında her an güvencesiz kalabilme ihtimalini göstererek, kimseye muhtaç olmadan, iyi koşullarda yaşayabilmesine çözümler sunmak üzere yola çıkar. Aşk duygusu ile ihanet deneyiminin arasında kalan bir kadının benliğinde meydana gelen çatışmaları başarıyla sergiler.
(Tanıtım Bülteninden)
Udi Kitaptan Alıntılar
1. "“Sevmeyeni sevmek, bu ne yaman haldir…”"
2. "“Âh! İnsanlık, ebedi bir acziyete mahkûm!”"
3. "“Gerçi pişmanlık, affı kazandırıyor. Lakin birtakım izleri, hatıraları, yadigarları yok edemiyor...”"
4. ""Aşk ve muhabbetin bir kere bile girmiş olduğu kalbi ne hale getirdiğini siz bilmezsiniz.""
5. ""Bırakmaya kıyamadığım şey hayattan ziyade sensin!""
6. ""Siz ancak öyle kalpleri yaralamayı bilirsiniz! İşte siz bu işin sanatkârısınız!""
7. ""İnsanlık ebedi bir âcizliğe mahkûm.""
8. ""Lakin insan elinde olan nimetin değerini bilemiyor.""
9. "“Sevmeyeni sevmek, bu ne yaman haldir.”"
10. "Planı olmayan bir niyet sadece bir dilektir."
11. "Planı olmayan bir niyet sadece bir dilektir."
12. ""O kadar seviyordu ki gönlüne bir türlü söz geçiremiyordu.""
13. ""Bense sevilmek istiyordum. Kendime mahsus bir sevgi istiyordum.""
14. "Bırakmaya kıyamadığım şey hayattan ziyade sensin!"
15. "Kemanın yayını iyi idare etmek nasıl önemli bir meseleyse udun mızrabı da ondan aşağı değildir."
Udi Kitap İncelemeleri
Fatma Aliye’den okuduğum üçüncü eser ve beni her okuyuşumda kendisine daha da hayran bırakıyor.
Refet’i de çok sevmiştim ve bu eserinin bir kısmında Refet’in sözü geçmesi beni çok mutlu etti.
Bedia çocukluğundan beri musikiye ve enstrümanlara ilgili bir kızdır (Babası da aynı şekilde) ve bu ilgi ve yeteneğini o yaşlardan itibaren babasının da verdiği destekle ilerleterek herkesin imrendiği, hayranlık duyduğu bir Udi olmuştur. Ailesi ve çevresi tarafından çok sevilen ve el üstünde tutulan Bedia için yıllar sonra evlilik vakti gelir. Çünkü babası Nazmi bey hastalanır ve kızının mürüvvetini görmek ister.
Bu harikulade başlayan hikaye, maalesef Bedia’nın evliliği ile tam tersine dönmeye başlar ve severek evlendiği Mail, Bedia’yı dayanılmaz acılara, ihanetlere, kederlere mahküm eder. Beni en çok etkileyen ise Bedia’nın bu ihaneti öğrenme şekliydi Bir kadının kaldıramayacağı ne kadar şey varsa yaşadı kadıncağız.
Bu ihaneti kaldıramayan Bedia kocasını terk ederek abisinin yanına yerleşir.
Yolun sonunda İstanbul’a yerleşen ve çeşitli sebeplerle (ayrıntı spoiler olurdu yazmak istemedim) yeğeni Mihriban ve emektar yardımcıları Rüstemi yanına alan Bedia, tek başına ayakta kalmaya, para kazanmaya mecbur olur. Bunu nasıl yapar dersiniz. Tabi ki uduyla. Küçüklüğünden beri can yoldaşı, sırdaşı, udu, şimdi ona ekmek kapısı olur.
Bir kadının maddi özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu bir kez daha yüzümüze çarpan Fatma Aliye’yi minnetle anıyorum. Böyle yazarlarımız olduğu için ne kadar şanslıyız.
Mutlaka okuyunuz.
Dönemin kadın yazarlarından Fatma Aliye'nin udi eseriyle karşınızdayım.
Her koşulda bir erkek figüranı olmadan kadının ayakta kalma mücadelesini gözler önüne seriyor. Karakterimiz Bedia namusuyla,alın teri ile ve iffetiyle çalışmanın önemini vurgulamaktadır.
Kitapta kısaca
Karakterimiz Bedia küçük yaştan itibaren müziğe ilgi duyan, müziği seven bir kız çocuğudur. Bu eğitimini babası vermektedir. Baba ile kız çocuğu arasındaki güzel bir uyumu görüyoruz. Evlilik çağına geldiği zaman Bedia'nın kendi düşüncesi sorularak evlenir. Bu evlilik ve beraberindeki sevdiği adam tarafından hiç beklenmedik bir hamle ile kendi kendisini bulur.
Aldatmak erkeklerin ruhunda, aldatılmak ise kadınların çilesi olarak görüyorum.
Karakterimiz Bedia, sana ne söz söylesem az kalır. Çünkü Bedia, başarılamayacak olanı başarmış.
Ataerkil toplumda babanın ve erkek kardeşin, Bedia'nın karşısında değil yanında olmasını gösteren bir kitap okuyacağız.
Kadın çoğunlukla, ezilen taraf olmaktadır. Bunu da "sözde erkek görünümlü erkekler" tarafından yapılmaktadır. Çocuklukta başlayan bu tutum evliliğine ,eğitimine, kılık kıyafetine varana kadar süre gelmektedir. Evlendikten sonra evlendiği adam tarafından her türlü şiddeti görmektedir.
Yazarımız bu noktada kadının nasıl ayakta kaldığına dair hikayeyi anlatmaktadır.
İyi okumalar diliyorum
Herkese Merhaba <3
Bugün Türk edebiyatımızın ilk kadın roman yazarı olan Fatma Aliye’nin Udi’si ile geldim. <3
Konusundan kısaca bahsetmem gerekirse;
Bedia babası Nazmi bey sayesinde küçük yaşta müzikle tanışmış ve müziğe olan yeteneği bu yaşlarda ortaya çıkmıştır.
Kızının bu olağanüstü yeteneğini gören Nazmi Bey, Bedia’ya değerli musiki üstadlarından ders aldırmış ve kanun, keman ve ud gibi çeşitli müzik aletlerini çalmasını sağlamıştır.
Yaşı ilerledikçe Bedia’nın asıl gönlünü çelen ud olmuş ve kendini daha çok onda geliştirmiştir.
Evlilik yaşı gelip çatmış ve talipleri arasında en uygun görülen Mail Bey olmuştur. Bedia kocasına büyük bir aşk ve sevgiyle bağlanmış fakat karşılığında büyük bir ihanete uğramıştır.
Bu ihanete katlanamayan Bedia büyük bir aşkla bağlı olduğu kocasını terketmiş abisi Şemi’ye sığınıp onun şefkatinde iyileşmiştir.
Bedia, bir erkeğin himayesi altında olmadan, iffetiyle, inancıyla, musikiye ve ud’una olan tutkusuyla hayatını kazanıp tüm insanlara örnek olacak bir hayat dersi vermiştir…
Kitapta birçok şeye hayran oldum. Öncelikle eğitimin ailede başlamasına değinilip Bedia’ya küçük yaştan itibaren verilen eğitim… Bir genç kızın eğitimine verilen önem ve Bedia’nın hayatı boyunca öğrenmeye sürekli aç olması, ders verirken bile öğrenmeyi bırakmaması. <3
İkinci olarak abi-kardeş ilişkisi… Şemi ve Bedia’nın birbirlerine olan bağlılığı, sevgisi, ne olursa olsun birbirlerine hep destek olmaları. <3
Beni gerçekten çok etkileyen bir eser oldu. Okumayan tüm okurlara canı gönülden tavsiye ediyorum.
OKUYUN OKUTUN
Kitapla Kalın
Sevgiler <3
Güçlü bir kadının öyküsü Udi.
Musiki sevdalısı bir baba ve babasının izinde bir kız Bedia. Herkesin imreneceği prensesler gibi bir yaşamı var. Babası ve abisi tarafından hep el üstünde tutulan bir kız çocuğu. Ud çalan babasına hayran ve musiki de ona eşlik eden, zamanla büyüdükçe yaşadığı yerin parmakla gösterilen başarılı bir udi’si. Ama bu peri masalı gibi hayatı evlenme çağına gelip evlendiğinde tepe taklak oluyor. Babasının ölümü ve abisinin uzak memlekette çalışmasıyla kimsesiz kalıyor. Hayırsız kocası ise babasından kalan tüm malını meşk gecelerinde kadınlarla yiyor. Hatta o kadar ileri gidiyor ki Bedia’nın altınlarını çalıp zennelere takıyor. Bedia ise bunu acı bir şekilde bir düğünde zenneyi görünce anlıyor. Çok sevdiği kocasını ve hatta udlarını bırakıp abisinin yanına gidiyor sonra. İstanbul’a yerleşiyor ve orada onu zorlu bir yaşam mücadelesi bekliyor. Kadınların isterlerse her şeyi başaracağını göstererek namusu ile para kazanıyor.
Kitabın dili fazla ağırdı o yüzden okuması biraz yavaş ilerledi. Aşırı Osmanlıca kelime vardı ve sürekli dipnotlara bakıp akışı bölmek zorunda kaldım. Ama bi süre sonra mantığıma dayanıp dipnotsuz okumaya devam ettim ama hikaye gerçekten okunulası bi konuydu.
Her kadın ne olursa olsun kendi ayakları üzerinde durmalı. Bu öyle çok önemli ki.
Fatma Aliye'den okuduğum üçüncü kitap olan Udi zeki ve müziğe yetenekli genç bir kız olan Bedia'nın hayatını okuduğumuz bir eser. Tanzimat döneminde gazetede tefrika olarak yayımlanan eser sonradan kitaplaştırılmış. Bu da aslında her bölümde bir olayın olması ve bölüm sonunu heyecanlı kılmasını sağlamış.
Bedia küçüklükten babası ile birlikte müzikle ilgilenir. Kendisine hediye verilen udu kendinden bir parça haline getiren Bedia babasının kaybıyla derin bir yalnızlığa ve bunun sonucunda gelişen olaylarda tek başına kalıp yine uduna sarılacaktır.
Fatma Aliye'nin romanlarında kadın ve kadınların yaşadığı sorunlar dönemle bağlı kalmaz. Evrensel ve zamansız konulardır bunlar. Dolayısıyla siz mekan bakımından dönem romanı okursunuz, konu bugünün mekanına uyarlansa hiçbir şekilde sırıtmaz.
Bedia' nın namusuyla ud çalarak geçimini sağlamasıyla gördüğü zorluklar, sevdiğinden gördüğü ihanet -ki kitap bu ihaneti öğrenmesiyle başlıyor ama biz sonrasında öğreniyoruz (aleni şekilde anlaşılıyor o yüzden spoiler sayılmaz)-
ailesini de kaybetmesiyle yalnız ve dik duran kadın portresi adım adım çizilir.
Fatma Aliye'nin İş Bankası Yayınlarından yeni kitapların Günümüz Türkçesine uyarlanmasını sabırsızlıkla bekleyeceğim. Türk Edebiyatında kadınların var oluşu ve kadınların kendileriyle var olması bana okur zevkini en yüksek noktada yaşatan kıstaslardan biri..