Ucunda Ölüm Var Kitap Bilgileri
Yazar: Kemal Varol
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 26 dk.
Sayfa Sayısı: 227
Basım Tarihi: Ocak 2016
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2016
Yayınevi: İletişim Yayınları
ISBN: 9789750518799
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Ucunda Ölüm Var Kitap Tanıtımı
Ölüyorum.
Bu kez sahiden ölüyorum. Gelecek misin yasıma? Boz Atlı Hızır gibi son nefesime yetişecek misin? Ucunda ölüm var Heves Ali’m, ucunda elbette ölüm var. Gelmeyeceksen, elini son kez omzuma koymayacak, alnımı öpüp yolculamayacaksan, bağışlanma dilemeyeceksen; adını aldığın Ali hakkına söyle bari: Sahiden sevdin mi beni? Kederli sözlerin, kurumuş gözlerin, tozlu yolların, saklanan mendillerin, içli kıpırdanmaların misafiri, cenazelerin duacısı, hikayelerin sırdaşı... Dünya ölümlü, gün akşamlı... Son Ağıtçı, Heves Ali’yi arıyor. Evlerde, sokaklarda, dere boylarında, raylarda, uzayıp giden bozkırda... Heveeeessss diyerek susuyor. Bana hikayeni anlat, ağıdını yakacağım.
Ucunda Ölüm Var, yarım asır süren bir aşk hikayesi. Yalpalayan, şehirden şehire gezinen, derman arayan, sayıklayan, hatırlayan, rüya çağıran ince bir ah!
Kemal Varol, maharetle memleketi anlatıyor, güneşin içinde doğup battığı bir roman anlatıyor. Masalsı, gürül gürül, ölmeye yatan.
Ucunda Ölüm Var Kitaptan Alıntılar
1. "Aynalara bakarken gülüyor muyum, ağlıyor muyum, bilemedim. Bildiğim, iki büklüm kaldım senden sonra."
2. ""Geçmişinizi unutmayın", derdi büyüklerimiz, "Kim olduğunuzu unutmayın!""
3. ""Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.""
4. "Sanki bütün ömrünce doğruya ulaşmak için çırpınıp durmuş, tam doğruyu buldu sanırken bu sefer de doğru değişmişti."
5. "... insanın içinde yarım kalan her şey bir ukdeydi. Tamamlamayınca tamamlanmıyordu insan."
6. ""Doğa yarasını sarmasını biliyor da, insan bilmiyor.""
7. "Yarası acıtmıyor da, hatırası acıtıyor bazen."
8. "Kalbini unutan neyi unutmaz ki."
9. "Yaşlandıkça, ömür tükettikçe, ölüme yaklaştıkça seni unuturum sandım.
Unutmadım."
10. ""Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer; kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden."
Albert Einstein"
11. ""Herkes diyarında muhabbetinde
Bilmem bizi ne civara yazmışlar"
Aşık Sümmani"
12. "Fakat eni sonu herkes bilirdi ki dünya üzerinde bir aşıkların, birde açların uykusu gelmezdi."
13. "Ah, herkesin ömrünü hikaye ederken kendi ömrüne bir cümle kuramamış olan ben!"
14. "Her ölüm, bir ayrılık...Bu sevda masalının ucunda ölüm var.."
15. ""Yarası acıtmıyor da hatırası acıtıyor bazen""
Ucunda Ölüm Var Kitap İncelemeleri
Bu kitapta Ağıtçı Kadının geçmişte kalan, kalbi kırık bir aşk hikâyesinin dramını okuyoruz. Ağıtçı Kadının ömrünün sonlarına yaklaştığı zamanlarda, unuturum diyerek kendini kandırdığı ama bir türlü unutamadığı Heves Ali’sine duyduğu özlemin, aşkın, kırgınlığın ve kızgınlığın hikâyesini okuyoruz.
Ağıtçı Kadın içindeki bu yangını gittiği cenaze evlerinde yaktığı ağıtlar ile, dökülen gözyaşları ile, döktüğü gözyaşları ile dindirmeye çalışır. Heves Ali’sinin aşkı yakıp kavurur Ağıtçı Kadını ve her bahar mevsimi geldiğinde Ağıtçı Kadın giydiği kara elbisesinde bir sökük açar. Delik deşik olmuş bu kara elbisenin sırrını kimseler bilmez.
Bir gün rüyasında Heves Ali’nin kendisini çağırması ile yollara düşer Ağıtçı Kadın. Gittiği şehirlerde ipucu arayan Ağıtçı Kadın, kalkan her cenazeyi Heves Ali’sinin cenazesi sanır. Her cenazenin ardından hikâyesini dinleyip ağıtını yakar. Dinlediği bütün hikâyeler bu coğrafyada karşılaşabileceğimiz, duyabileceğimiz hikâyelerdir.
Yazarın daha önceden okumuş olduğum Âşıklar Bayramı kitabının bende bıraktığı etkiyle yeni bir kitabını daha okumak istedim fakat bu kitabında özellikle bir hikâyesine katılmadım. Zira okurken her ne kadar o dönemde yaşanan acılara sessiz kalmak vicdanen rahatsızlık verecekse de dağa çıkmanın anlatıldığı bölümde özendirici havayı beğenmedim. Yazarın kalemi, dili ve hikâyeyi anlatış tarzı sizi sıkmadan akıcı bir şekilde okumanızı sağlayacaktır.
Bakalım kitabın sonunda ölüm kapıyı çaldığında yollara düşen Ağıtçı Kadın, içini yakan Heves Ali’sine ulaşabilecek mi?
Keyifli okumalar dilerim…
Kemal Varol ilk kez okudum. Yazarın aynı zamanda şair olmasından dolayı anlatımı şiirsel, akıcı ve duygu yüklü. İlk sayfalarda kendini içine çekiyor. Ölümü, ölü evini, hüznü ve derdi içimize işliyor. Romanın olay örgüsü çok güzel. Hayat hikayeleri arasındaki bağlantı biraz zayıf kalsa da hikayelerin derinliğiyle bunu telafi ediyor. Yazarın anlatım tarzını ve yaşanılan coğrafyalardaki acılara değinmesi açısından çok beğendim.
Okurken bu roman 10 puanı hak ediyor demiştim ta ki son bölüm olan Arkanya’ya (Ergani) geldiğinde hayal kırıklığına uğradım. Yazar ideolojisini açıkça yansıtmış. Dağa çıkan Cemal kod adlı teröristi masum göstermiş ve dağa çıkması için kendince meşru(!) nedenler yaratmış. O ideolojiyi ona aşılayan ve örnek aldığı mahalle abisinin gözünden değil de oğullarını terörün pençesine kaptıran anne babanın gözünden anlatsaydı daha tarafsız bir yorum ortaya çıkabilirdi. Romanın bir kaç yerinde de siyasi dokundurmalar hissettim önemsemedim ama o bölüm tamamen fiyasko oldu benim için. Keşke sadece aşk romanı olup kalsaymış. Sadece o acı hayat hikayelerini, hasretle yitip giden ömürleri ve ağıtçı kadının aşkını okusaydık. Bu güzel romanı politize etmenin gereği yoktu. Ama diğer romanları
ve
da okuyacağım umarım onlarda hayal kırıklığına uğramam.
Keyifli okumalar.
O nasıl anlatmaktır bir hikayeyi.. Öyle içten, öyle sıcak, öyle acı..etkisinden kurtulmanın zor olduğu, yer yer ağladığım bir eserdi. Bir güzel paragrafını nakşedeyim şuraya çünkü bu kelimeler kopyalanmaz, aktarılmaz sadece sahibinin yaptığı gibi nakşedilir;
“ gittin.
“ geleceğim “ dedin.
yalan her ağızda güzel dururdu elbet, bilmedim.
birinci yıl, bugün dedim.
ikinci yıl, yarın, dedim.
üçüncü yıl, baharın, dedim.
dördüncü yıl, kışın, dedim.
beşinci yıl, uzakta, dedim.
altıncı yıl, bari bir rüyada görsem, dedim.
yedinci yıl, artık gelmez, dedim.
senden kalan ne varsa önüme yığdım bir gece. bana aldığın arkası kuşlu aynayı, ahşap tarağı, inci boncuğu, türlü renkteki yazmayı; dilinden yalnızca benim için dökülen kelimeleri, dönüp son kez baktığında geride bıraktığın bakışını, nedensiz susuşunu, geldiğin akşamların neşesini, gittiğin yolun tozunu, içtiğin sigaranın külünü, haber göndermediğin yılların sayısını eteğime topladım.
hatıra kalan her şeyi birer birer havaya kaldırıp ağıtlar yaktım. külünü ellerime, tozunu yüzüme sürdüm. dişlerini kırdım tarağın. aynanın kuşunu havaya saldım. inci boncuğu ele verdim.
eşya tuzla buz olup dünyadan silinebiliyordu ama senden bana kalan kelimeler kulağımda dönüp durmaya devam etti. kulağıma başka dillerden dökülen hikayeler, başka acılar doldurdum. sağır kaldım içimden yükselen sesine. ama ne zaman bir yerde bir türkü çalındı kulaklarıma, o eski yaram gelip otağını içime kurdu. “
Yazarımız Kemal Varol'un ilk olarak Aşıklar Bayramı adlı eserini okumuştum.Orada hasta olan babanın ogluna "Ölünce beni Malatya'ya götürsünler," "Arguvan'a götürsünler beni," "adımı sanımı söyleyince hepsi tanır beni orada" "Arguvan'da bir kadın var,onun yanına gömün beni," diye vasiyet eden,Ucunda Ölüm Var adlı kitabın kahramanı Ağıtcı Kadın'ın 50 yıldır beklemekte olduğu Heves Ali degildir de nedir?
Ağıtcı Kadın ağıtlarla ararken onu bırakıp giden Ali'sini,bizleri de hüzünlü bir yolculuğa sürükler.Kitabı okurken Ağıtcı Kadın'a,son nefesini vermeden Aşıklar Bayramına yetişmeye calışan saz aşıgı sevdiceginden haber vermek istedim adeta.Bir kitabı okurken kurguyu gerçekle karıştırıp tam hissederek okumak bu olsa gerek.
Ağıtcı Kadın yıllardır ağıtcılık yapmış,ölen pek çok insanın,yaşarken nasıl bir hayat sürdügünü yakınlarından dinlemiş,bunun üzerine ağıtlar yakmıştır.Lakin kendi içindeki ağıttan kimseciklerin haberi yoktur.Bir gün artık ömrünün son günlerine geldiģini düşünür ve hepimizin ilgiyle okuyacagı başka yaşam hikayelerine başka sehirlerde yelken açar.Bursa'da mezarı sürekli değişen Ermeni Artin'in,İstanbul'da sehit olan Komutan Ilteriş'in,Erzurum'da Como Emmi'nin,Arkanya'da dağa giden Ümit'in hikayeleri de en az Ağıtcı Kadın'ın yalnızlığı ve içinde biriktirdiği hüznü kadar etkiler bizleri.Ucunda Ölüm Var ve elbette Aşıklar Bayramı okumak isteyenlere tavsiyedir.Zaten incelemem de iki kitabın karışımı oldu.Kitapla ve sevgiyle kalın.
Her yolcu evine dönmeli, her hikaye başladığı yerde bitmeli...
Kemal Varol ile tanışma kitabım. Bu tanışmadan çok memnun kaldım. İlk sayfadan son sayfaya kadar alıp götüren, inanılmaz sürükleyici ve anlam yüklü muhteşem bir eser...
Ağıtçılık geleneğinin belki de son kalesi, 50 yıldır düğün dernek yüzü görmeden ölümün peşinde koşan Ağıtçı Kadın'ın hikayesi...
Her ölüden bir hatırayı işlediği rüzgarı teninde hissettiren elbisesi kitabın bana göre en vurucu tasvirlerinden biri. Okurken o elbisenin inceliğini, yükünü bedenimde hissettim.
Her yaktığı ağıtta yıllar önce yitirdiği sevgilisi Heves Ali'yi arayan, onu ağıdına katan Ağıtçı Kadın rüyasında Heves Ali'nin "Ben öldüm, gel ağıdımı yak!" diye kendini çağırdığını görür ve yollara düşer. Konya, Bursa, İstanbul, Erzurum, Arkanya ve Arguvan...
Yolculuk sırasında farklı hayatlara dokunuyoruz. Her şehirde bir cenaze, her şehirde başka bir hikaye... Hikayelerde ise Türkiye'nin kanayan yaralarını en derinden hissediyoruz. Kürtler, Ermeniler, Aleviler ve daha nicesi...
Kemal Varol'un düzyazı ile şiirsel anlatımını buluşturması kitaba harika bir hava katmış. Bazı bölümleri okurken tadı damağımda kaldı. Özellike Yol ve Kursak bölümleri tüylerimi ürpertti. Okumaya doyamadım.
Ağıtçı Kadın'ın yolculuklarını, kafamı bir otobüs camına dayamış yolculuk yaptığımı hissederek okudum. Heves Ali'ye ben de içimi döktüm. Kitabın her sayfasını adeta yaşadım.
Evvel zamandan beri ülkemiz ağıt yakılacak çok şey yaşadı. Daha iyisi gelene kadar Türkiye'nin ağıtçısı da Kemal Varol.