Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Üç Damla Kan - Sadık Hidayet | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Üç Damla Kan Kitap Bilgileri


Yazar: Sadık Hidayet
Tahmini Okuma Süresi: 2 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı: 104
Basım Tarihi: Mart 2023
İlk Yayın Tarihi: 14 Ocak 2015
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789753639972
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Üç Damla Kan Kitap Tanıtımı


İran edebiyatında modernizmin öncüsü Sadık Hidayet'ten, Kafka'nınki gibi karanlık, karabasanlı öyküler...



Hidayet, 1930'lu yıllarda, ülke için pembe tablolar çizen yönetime, İran halkının yaşantısını keskin bir gerçekçilikle yansıtarak yanıt veriyor. Şiddetin ve tutkunun iç içe geçtiği bu öyküler fakirlik, hastalık, batıl inançlar, cincilik, kumalık "siga" düzeni, ikiyüzlülük, mistik hayata ve inzivaya kaçış, hayal kırıklıkları, kadının mal muamelesi görmesi gibi İran toplumunda kol gezen sorunlara birer ayna tutuyor.



Mehmet Kanar'ın Farsça aslından özenle çevirdiği Üç Damla Kan, Sadık Hidayet'i Kör Baykuş, Diri Gömülen ve Hacı Aga gibi kitaplarıyla tanıyıp seven okurlara yalın ve bunaltılı bir dünya sunuyor.




Üç Damla Kan Kitaptan Alıntılar


1. ""Senin en büyük düşmanın, içindeki sendir.""




2. "Kime baksan, herkesin bir derdi var."




3. ""Say ki yoksun. Varmışsın gibi mutlu ol.""




4. "Yaşam bir zindandır, türlü türlü zindanlar. Ama kimileri zindan duvarına resim çizer ve bununla oyalanırlar."




5. "Ben artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum."




6. ""Herkes kendi tasavvur gücünde bir başkasını sever.""




7. "Her şeyden, herkesten bezmişti. Son derece yalnız ve yabancı hissetti kendisini."




8. "Yaşamı korku ile umut arasında geçiyordu."




9. "Çıldırdı gönlüm, ey akıllılar, zincir getirin;
Deliye olmaz çare zincir vurmaktan başka."




10. "Bu molla birkaç Arapça cümle parlatıp, birkaç talimat verdikten sonra içinden kıs kıs gülüyor muydu acaba?"




11. "Kime baksan, herkesin bir derdi var."




12. "Ben artık hiçbir şeyden zevk alamıyorum."




13. "-Herkes aptal ve deli diyor bana.
-Çünkü dilini anlamıyorlar."




14. ""Senin en büyük düşmanın, içindeki sendir.""




15. "Ben de yalnızım; hem de çok yalnız."





Üç Damla Kan Kitap İncelemeleri


Sadık Hidayet - Üç Damla Kan

Size, yine İran Edebiyatı'nda en sevdiğim yazar olan Sadık Hidayet ile geldim. Bu kitabı ondan okuduğum 5.kitap oldu. Sanırım biraz ara vereceğim Sadık Hidayet okumaya. Üslubunu sevmemle birlikte karamsar mizacı ve ölümü sürekli tema olarak kullanması beni biraz yordu. Özellikle bu kitabı. Ama yine tavsiye ederim.Çünkü dili her zamanki gibi akıcı ve güzel. İçinde İran mitolojisine, kültürüne ait güzel anektodlar var. Ara ara yergiler de mevcut. Yaşadığı dönemde kadın algısı, din algısı, kadın-erkek ilişkileri gibi durumları tüm gerçekliğiyle ortaya koyuyor ve yaşadığı toplumu bu bağlamda eleştiriyor Sadık Hidayet bu kitabında.

Kitap, 11 hikayeden oluşuyor. Hepsinin teması benzer : intihar, yozlaşma, toplumsal bozulma vb.On bir hikaye içinde en sevdiğim hikaye "Nefsini Öldüren Adam" dı. Tavsiye ederim. Kitaptan sevdiğim alıntıları bırakıyorum şuraya.

"Fakat bir zaman gelir ki insan kendisini kandırmaktan da yorulur..."

Karşılaştığın her güzel anı ganimet say. Kimsenin bildiği yok işin sonunda ne var.

"İksir-i azam dedikleri şey sende, senin efsunkar gülüşünde. Büyücünün elinde değil."

"Sadece düşünmeye değer şeyleri düşün."

"Sanatkâr, akıllı insanın bu devirde olmalı iki ömrü:Biriyle tecrübe edinmeli, diğeriyle kullanmalı tecrübeyi."




Olay şundan ibaret aslında; biz sarıklı, sakallı, çoğunlukla entarili, az düşünen, hiç sorgulamayanlar olarak birbirimizle konuşmadan, hepimizin işine geldiği, çıkarlarımıza ve uçkurlarımıza uygun düştüğü için; niyetlendiğimiz, önceleri gizlice yaptığımız ama yine de tam anlamıyla açıkça sergileyemediğimiz davranışlarımızı bakışlarımızla, niyetlerimizle ortak paydada buluşturduk.

Bunu sistemli ve herkesçe kabullenilir bir duruma getirmek için de gerekli olan sistemi (ahlaki, dini, politik, ekonomik...) de kabul edince her şey rayına oturdu. Geriye tek şey kaldı, o da kanunlaştırmak artık.

Bunun için karşımıza dikilenler oldu tabii ama yarattığımız yeni sistemin korku unsuru, büyük çoğunluğu bizden taraf tuttu. Böylece kabul edilemeyen kimi şeyler çabucak unutuldu ve biz de kaldığımız yerden devam ettik.

Peki neler yaptık? Bir kere kadını mal ettik. Alınır, satılır, değersiz, ikinci sınıf, kapkara bir bez parçası altında hapis kıldık onu. Sonra küçük çocuklara göz koyduk. Özellikle kız çocuklarına. Onları bu ihtiyar halimizle yatağımıza almayı ahlaki ve doğru kıldık.

Günah yarattık kavramlarla, sevap yarattık. Doğru olduğunu kararlaştırdık ve kabul ettirdik. Devam ediyor mu bu uygulamalar, elbette. Sistemimiz harika işliyor ve önüne hiçbir engel koyulamıyor.




Karanlıklar ülkesinde her taraf kokmuştu ve yozlaşmıştı. Her yerde yanlışlar kol geziyordu. Kokuşmuş sistem bütün beyinleri uyuşturmuştu bir eroin gibi. Kimse ayılmak istemiyordu ve kimse karanlığa ışık olmak istemiyordu.

Toprağa sadece yağmur damlaları ve güneş ışınları düşmüyordu. Ahlaksızlık , namussuzluk ve onursuzluk toprağı düşerek onu kapkara bir hale getirmişti. Son bir şey düştü toprağa üç damla kan düştü biri çocuklardan diğeri kadınlardan ve sonuncusu insanlığın tükendiği gören doğadan.

Sadık Hidayet okumaktan o kadar bahtiyarım ki zihnimde ki karanlık noktaları aydınlatan nadir yazarlardan. Kendimle çatıştığım düşüncelerde kendimi yenmeme yardım ediyor bana.

Gördüğümüz yanlış şeyleri doğru şeyler ile değiştiremiyorsak okumanın ne anlamı kalır. Karanlığa ışık olmazsak ahlak ve mantık olgularını terazinin iki kefesine doğru koyamıyorsak neden okuyoruz.

Sadık Hidayet aslında İran'nın siyası ve dini otoritesini eleştiriyor ama ben okurken günümüzde hala devam eden olayları görüyorum. Yazar ahlak ve mantığı iki eline alıp diyor ki bakın bu ikisini kullanın ve ikisi olmazsa doğru şeyler yapmış olmazsınız diyor.

Körüne körüne inandığımız öğretilmiş şeyler yerine öğrenilmiş şeyler kazanmak için çabalarsak eğer dünya daha güzel bir yer olur.

Karanlığı aydınlatan nadir yazarlardan biri olan Sadık Hidayet kütüphanenizde yoksa o kütüphane hep biraz gölgede kalacaktır..




Sâdık Hidâyet-Üç Damla Kan


#alıntı
“Evet, niye benim elimde ölmesin ? Niçin iksir-i âzama kurban olmasın ? Ruhunun inceliklerini kavrayamayan bu sıradan insanların şehvetlerine kurban gitmesinden daha iyi elbet.”


“Umutsuzluk saatleri, mutluluk saatleri, avarelik ve bedbahtlığı tanıyor, insan yığınları için herhangi bir anlam taşımayan felsefi acıları biliyordu. Ama şimdi kendisini son derece yalnız ve kayıp hissediyordu. Tüm yaşamı komik ve yalan olmuştu.


Kitap onbir adet sıra dışı öyküden oluşuyor. Tam da Sâdık Hidâyet tarzı öyküler. Yine onun farklı kalemi ve hayal gücünün bir araya getirdiği öykülerin hepsi birbirinden güzel. Kimisinde bir deli var. Kimisinde cinayetler işleyen ve her seferinde pişman olan bir kadın. Kimisinde hatta bir kaçında süregelen ilginç tesadüfler zinciri.. Ama genel olarak hepsinde bittikten sonra şaşkınlık içinde kalıp, mutlaka bir ders çıkaracağınız sonlar görüyorsunuz. Ayırmadan hepsini çok sevdim öykülerin.. Bazı öykülerde ortak hakim olan ‘üç damla kan’ cümlesinden ötürü kitabın ismi konulmuş olsa gerek ki bence isabet olmuş.


Nefis bir kalem kendisi. Her kitabını ayrı severim. Bence hala tanışmadıysanız daha fazla gecikmeyin. Bu kitabı da yine efsaneydi benim için, keyifli okumalar ️




Sadık Hidayet ile tanıştıktan sonra tüm kitaplarını okumaya karar vermiştim ve bu yolda emin adımlarla ilerliyorum. Tabiki bu tanışmamız Kör Baykuş isimli eseri ile oldu. Ardından yazarın hayatını biraz kurcaladım ve artık kitaplarını okumam gerektiğini düşündüm...

Üç Damla Kan eserinde 11 kısa öykü ile bizlere çok şey anlatır Sadık Hidayet... Ama onun işlediği asıl konu ölüm ve sonu gelmez mutsuzluktur... Dikkat edin Sadık hidayetin yaşamıda eserlerinden farklı değildir o da artık pes ettiği bir gün yaşamına son vermiştir..

Eserlerinde üzerinde duruduğu temel konu; İnsanoğlunun gerçek mutluluğu bu dünyada bulamayacağı ve Kader denen Fizik-Ötesi bir güce karşı koyamayacağı yani yazgısını değiştiremeyeceği, elde ettiği mutlulukların geçici olduğu, asıl mutluluğun Ölümden sonra başladığı ve dünyanın insanlar için bir zindandan daha fazla bir anlam ifade etmediği yönünde konuları işler. Öykülerinde insanları aldatan Din tüccarları ve Yöneticiler ve Zenginlere bol bol rastarsınız. Din sorgulanır, toplum sorgulanır, kültürler sorgulanır... Zaten kendisi İran'da modern edebiyatının kurucularından sayılır...

Hiç tereddüt etmeden Sadık Hidayet'in bir kitabını alıp okuyabilirsiniz. Bu incelemede esere fazla değinmedim, çünkü 11 kısa öykünün yada esere adını veren öyküyü incelemek yerine yazarın bu öyküleri hangi tema altında yazdığını ifade etmeye çalıştım. İyi okumalar dilerim...



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: