Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Timsah - Fyodor Dostoyevski | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Timsah Kitap Bilgileri


Yazar: Fyodor Dostoyevski
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 28 dk.
Sayfa Sayısı: 52
Basım Tarihi: 20 Kasım 2017
İlk Yayın Tarihi: 1865
Yayınevi: Karbon Kitaplar
ISBN: 9786052073223
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Timsah Kitap Tanıtımı


İçinde bulunduğumuz 1865 yılının Ocak ayının 13’üncü gününde, saat on iki buçukta, daireden iş arkadaşım ve uzaktan bir akrabam olan kültürlü dostum İvan Matveiç’in eşi olan Elena İvanova, çarşıda belirli bir ücret karşılığı halka sergilenen timsahı görmek istediğini dile getirdi.




Timsah Kitaptan Alıntılar


1. "İlkel insanlar özgürlüğü sever, bilge insanlar ise düzeni sever."




2. "Ortak toprak mülkiyeti zehirdir, felakettir."




3. "Kaderimizi önceden bilmediğimiz ne kadar da doğru"




4. "Kadınlar günlük hayatın problemlerine biz erkeklerden daha pratik yaklaşıyorlar."




5. ""Bir insanın kafası ne kadar boşsa onu doldurmak için o kadar az istekli olur.""




6. ""Fazla eğitim insanların burunlarını her yere sokmalarına neden oluyor, özellikle de sokmaması gereken yerlere.""




7. ""..biz ancak acı çekerek sevebiliriz. Başka türlü sevemeyiz, başka türlü sevgi bilmeyiz. Sevmek için acı çekmek isteriz.""




8. "" Vahşi insanlar bağımsızlığı severler, alkıllı insanlar düzeni severler, ama düzen yoksa... ""




9. "Dünya olsa da veya hiçbir yerde hiçbir şey olmasa da benim için farketmediğini hissettim birden. Tüm varlığımla, içimde hiçbir şey olmadığını duyuyor ve hissediyordum. İlk başta ve eskiden bana pek çok şey varmış gibi gelse de, daha sonra eskiden de hiçbir şeyin olmadığını, nedense öyle göründüğünü anladım."




10. "Evlerimiz yeni olsa da, eğilimlerimiz hâlâ çağ dışı..."




11. "Benim yerimde başkası olsaydı… belki de çıldırırdı. Ama ben aklımı yitirmedim. Çünkü insan düşünüyorsa, hâlâ yaşıyor demektir"




12. "Birbirleri hakkında şarkılar söylemeyi seviyorlardı ve birbirlerini çocuklar gibi övüyorlardı, bunlar çok basit ama yürekten dökülen, yüreğe işleyen şarkılardı. Sadece şarkılarda kalmıyordu bu, sanırım bütün hayatlarını da sadece birbirlerine hayranlık duyarak geçiriyorlardı."




13. "İçeride yalnızım… kimseyle konuşamıyorum. Beni duyan da yok. Düşüncelerim sonsuz bir boşluğa çarpıyor gibi."




14. ""Vahşiler bağımsızlığı sever, bilgeler ise düzeni. Ortada bir düzen yoksa...""




15. "Vahşi insanlar bağımsızlığı severler, akıllı insanlar düzeni severler..."





Timsah Kitap İncelemeleri


Kitap beni gerçekten çok şaşırttı. O bilindik Dostoyevski realizminden eser yoktu. Dostoyevski bambaşka bir tarzda yazmıştı. Alışılagelmiş tarzından uzaklaşmış olsa da bunu da son derece başarılı bir şekilde ortaya koymuştu bence. Yazarların hayatları boyunca hemen hemen aynı tonlarda eser verdiklerini düşünürsek bu cesurca yazımı takdir etmemek elde değil.

Kitabın içeriğine gelirsek; baş karakterimiz Ivan kendini bir timsahın midesinde bulur ve olaylar başlar. Tabii kara mizah olduğu için karakterimiz ölmez ve hikaye burada derinleşmeye başlar. Ivan’ın bu durumu kabullenip o şartlara adapte olmasını eğlenerek okudum. Üstüne üstlük hayatının kalanını o duruma göre tasarlaması da işin absürtlülüğünü bambaşka bir boyuta taşımıştı. İnceden inceye verilen siyasi dokundurmaları da es geçmemek lazım ama. Dostoyevski her ne kadar farklı bir türde eser ortaya koymuşsa da gene de o bilindik tarzından kısa dokunuşlar bırakmayı da ihmal etmemiş. Kitap görünürde yarım kalmış izlenimi verse de böyle bir kitabın sonunu ancak okurun hayal gücüne teslim etmek daha isabetli bir karar olacağından ben bu durumu çok da yadırgamadım.

Sonuç olarak okuması oldukça güzel bir eserdi. Dostoyevski seven okurlara da hoş bir sürpriz bu kitap bence. Mutlaka okunmalı. Ayrıca Bulgakov’un eserlerini beğeniyorsanız bu kitap sizin için son derece doyurucu olacaktır.




Okurken bir an “Bu gerçekten Dostoyevski mi?” dedim kendi kendime. Çünkü dili, anlatımı, absürtlüğü çok daha farklı. Hatta yer yer Gogol’ün öykülerini anımsattı bana; özellikle o alaycı, ince ince dokunan hiciv havası. Kitapta mizah ile hicvi öyle ustaca iç içe geçirmiş ki, metnin absürtlüğü bir noktadan sonra ürkütücü bir gerçeklikle yüzleştiriyor çünkü sistemlerin insanı nasıl araçsallaştırdığını, bürokrasinin ve çıkar ilişkilerinin insan hayatının önüne nasıl geçtiğini, bireyin kendi trajedisini nasıl şova dönüştürdüğünü anlatıyor. Metin her ne kadar fantastik ve alaycı bir atmosferle ilerlese de, alt metni son derece sert. Timsahın içindeki adam ölmüyor, ama hikâyenin gerçek “ölümü” burada başlıyor: İnsan ilişkileri, aile bağları, dostluk, devlet ve kamu yararı gibi kavramların içinin ne kadar boş olduğunu birer birer görmeye başlıyoruz. Öykü ilerledikçe anlıyoruz ki, bir bireyin hayatı değil mesele. Mesele, timsahın ekonomik değeri, izleyici çekecek bir cazibe merkezi olarak korunması ve statükonun sürdürülmesi. Kapitalizmin canavarına dönüşmüş bir timsahın midesinde, bireyin haykırışı yalnızca fon oluşturuyor. Hatta öyle ki birey, kendi sıkışmışlığını bile sistemin içinde anlamlandırmak zorunda hissediyor, krizi fırsata çevirmeye çalışıyor.

Kısa ama etkileyici bu metin, Dostoyevski’nin toplumsal eleştiride ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor aslında, kısacık bir hikayeyele bir toplumun, bir sistemin ve bir ekonomik düzenin insanı nasıl yuttuğunun ironik bir anlatısını okuyoruz. 10/10




Yazarın 1865 yılında yazdığı "Timsah" ve 1877 yılında yazdığı "Gülünç Bir Adamın Düşü" öykülerinin derlemesi olan kitap.

Timsah adlı öyküde, Alman bir girişimci tarafından ziyaretçilere sunulan timsahı görmeye giden İvan Matyeviç ve eşinin başına inanılmaz bir olay geliyor. O sırada yanlarında bulunan Matyeviç'in yakın dostu da her şeye tanıklık ediyor ve öyküyü de onun ağzından dinliyoruz. İvan Matyeviç resmen bir timsah tarafından bütün bir şekilde yutuluyor. Sonrasında ise herkesin olay hakkındaki fikir farklılıklarını görüyoruz. Peki Matyeviç şimdi bir timsahın içinde ne yapacak?

Gülünç Bir Adamın Düşü adlı öyküde, yan dairesinde yaşayan kişilerin yaşadıklarından tetiklenen ve çeşitli sorgulamalara giren bir adamın hayatını dinliyoruz. Yer yer intihar eğilimleri yaşayan, yer yer geçmişinde ve varlığındaki gülünçlüğü düşünen karakterimizin iç dünyasını deneyimliyoruz. Peki bu gülünç adam nasıl bir düş görmüştür?

İlk öyküyü genel anlamda sevdim. Okumak bana keyif verdi. Özellikle karakterlerin olaylara yaklaşım farklılığı keyifliydi. Bir timsahın içinde olsam ben ne yapardım acaba?
İkinci öyküyü çok fazla sevemedim. Birkaç noktası çok güzel olsa da genel anlamda okurken zorlandım. Betimleme okumayı severim ama bana bir tık fazla geldi galiba.

Keyifli okumalar.




Herkese Merhaba, sıcaklar tam gaz devam ederken neden bir klasikle daha çok sıcaklamayalım diye düşünüp canım #fyodordostoyevski den #timsah seçtim
İçerisinde 2 adet öykü var:
Timsah: Semyon, arkadaşı Ivan ve eşi Yelena ile sergilenmek üzere getirilen bir timsahı görmeye giderler. Timsah Ivan'ı yutar. Eşi delirip timsahı öldürmek isterken timsahın sahibi adam ve annesi timsah için üzülürler. Timsah metaforu üzerinden kapitalizm, yabancı devletlerm ülke arazisini ekonomik amaçlı satın alıp orta sınıfın oluşturulması ve fakirin daha çok fakirleşmesi tartışılıyor. Alman yabancı sermayeci, timsah sermaye, yutulan Ivan ise sermayeye destek verip değeri ikiye katlayan yerel firma gibi. İçinde bahsedilen şey tam TR nin olduğu durum.
Gülünç bir adamın düşü: yazarın iyimser mesajlar veren tek eseriymiş. Diğer hikayeden daha güzel olduğu kesin. Aynı zamanda yazarın büyük eserlerindeki karakteristik özellikleri taşıyormuş. Bir adam hayatta hiçbir şeyin önemi olmadığını ve gülünç bir adam olduğunu, gülünç gözüktüğünü düşünmektedir. Birden kendisini öldürmeye karar verir. Ancak çığlık çığlığa ondan yardım eden bir kız vicdanını açığa çıkartıp intihar eylemini geciktirir. Ancak hayatın, kendi zihni var oldukça var olduğunu ve kendi bilinci söner sönmez etrafında acıması gereken tüm her şeyin de biteceğini düşünür. Ve rüyasında en sonunda planladığı intiharı gerçekleştirir. Hikaye tek kelimeyle mükemmel.

#thecrocodile #fyodordostoevsky




2025’e damgasını vuran nadir kitaplardan biri “Timsah” oldu benim için. Dostoyevski’nin eserlerine inceleme yazarken hep çekinmişimdir, bu yüzden bu incelemeyi birkaç gün boyunca ince eleyip sık dokuyarak yazdım. Ama inanın, bu hikâye beni hem tuhaflığıyla hem de ilgi çekiciliğiyle kendine çekti.

“Timsah”, Dostoyevski’nin diğer eserlerinden oldukça farklı bir yapıda. Ne uzun uzun betimlemeler var, ne de klasik ağır hava. Kısacık ama alt metniyle dolu dolu bir öykü. Bir timsah gösterisinde timsah tarafından yutulan İvan’ın, timsahın karnında yaşamaya devam etmesi ve dışarıyla iletişim kurması gibi tuhaf bir kurgu, aslında kara mizahın en güzel örneklerinden biri. Dostoyevski, bu basit görünen hikâyede topluma, bürokrasiye, şöhret tutkusuna ve yabancı hayranlığına dair ince ince mesajlar veriyor.

Her bir karakter, bir toplumsal eleştiriyi yansıtıyor. İvan, Elena, Aleksi, Timofey… Hepsi bu kısa öyküde büyük roller üstleniyor. Bu kadar kısa bir metinde bu denli katmanlı bir anlatım, Dostoyevski’nin ustalığını bir kez daha kanıtlıyor.

Bu kitap, beni hem eğlendirdi hem de düşündürdü. Kara mizahın ustaca kullanımı, basit görünen bir hikâyeden ne kadar derin anlamlar çıkarılabileceğini gösterdi. Sonuç olarak, “Timsah” benim için 2025’te okuduğum ve unutulmazlar listeme giren bir eser oldu. On üzerinden onluk bir kitap, kesinlikle tavsiye ederim!



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: