Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Tatlı Perşembe - John Steinbeck | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Tatlı Perşembe Kitap Bilgileri


Yazar: John Steinbeck
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 27 dk.
Sayfa Sayısı: 263
Basım Tarihi: Ekim 2021
İlk Yayın Tarihi: 1954
Yayınevi: Sel Yayıncılık
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9789755706436
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Tatlı Perşembe Kitap Tanıtımı


"Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme şansı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir."

Evlerin arasındaki boş bir arsaya atılmış eski bir buhar kazanını eve dönüştürerek hayata tek başına tutunmaya çalışan Suzy ile Dünya Savaşı'nın bitiminde askerden döndükten sonra bilim adamı olmak için uğraşan Doc'un yolları Sardalye Sokağı'nda kesişir. Balıkçıları, serserileri, göçmenleri, sevimli dolandırıcıları ve sıra dışı polisiyle sahici hayatın samimi bir resmi olan bu sokakta ilişkiler de tutkuyla yaşanır. Konumları birbirinden farklı bu insanların arzuları, duyarlılıkları, birlikte sevgi ve dayanışma ruhuyla var olma çabalarına, "Berbat Çarşamba" ile "Bekleme Günü Cuma" arasında, kırılgan bir aşkın etkileyici öyküsü eklenir.

Neredeyse her eseri başyapıt sayılan ve dünya edebiyatına katkılarından dolayı 1962 yılında Nobel Edebiyat Ödülü ile onurlandırılan John Steinbeck'in Tatlı Perşembe'de incelikli anlatımıyla yansıttığı Sardalye Sokağı, roman sanatının ve dünya edebiyatının en özel kahramanlarından biridir.

(Tanıtım Bülteninden)




Tatlı Perşembe Kitaptan Alıntılar


1. ""Bir insana dengesini kaybettirip, sonra da normal davranmasını bekleyemezsiniz.""




2. ""İnsanoğlu kendini kurtaracağım derken kendini mahvetti.""




3. ""Gerçekleri severim üzücü olduklarında bile.""




4. "“Bir insan kapana sıkışmışsa ve seçme şansı yoksa, kapanın içini dekore etmeye girişir.”"




5. "Bir insana dengesini kaybettirip, sonra da normal davranmasını bekleyemezsiniz."




6. ""




7. "Bazı insanların zekası başına beladır."




8. "Biliyorum. Yenilmezsen, kazanırsın."




9. "“Gerçekleri severim… üzücü olduklarında bile.”"




10. "Sevgi, bilinmeyenle ve bilinemezle beslenir."




11. "Hepimizin içinde gizli özlemler yatar."




12. "... koca bir ulus, kanunları tarafından namussuzluğa teşvik ediliyor, çünkü dürüstlük cezalandırılıyor."




13. "En iyi savunma yöntemi efendiliktir."




14. ""




15. "Düşünmek, insanoğlunun en kazançlı işlevidir."





Tatlı Perşembe Kitap İncelemeleri


Tatlı Perşembe büyülüydü. İnsanları değiştiren, mutluluk veren, güneşin daha parlak olduğu bir gündü. Berbat Çarşamba'dan sonrası, Bekleme Günü Cuma'nın öncesiydi.

Parası pulu olmayan, yerleşik bir hayatı olmayan, hayata tutunmaya çalışan Suzy kendini Sardalye Sokağı'nda bulur. Bu sırada Dünya Savaşı'nın sonunda askerden dönen Doc vardır ve Doc biyolojiyle ilgili bir insandır. Ahtapotları, denizyılanlarını inceleyerek bir makale yazmaya çalışır.
Suzy kendi benliğini bulmaya çalışırken, Doc'la aralarında bir şeyler gelişir ve bu ikisi için de beklenmediktir aslında. Bir şeylerin olması için itilirler çünkü.

Birçok yan karakterin olduğu bu romanda tüm karakterlere içim ısındı. Doc kendini kötü hissederken tüm sokağın onun için uğraşması, Fauna'nın yıldız fallarıyla insanlara umut vermesi, Hazel'ın deli doluluğuyla okuması çok keyifli bir kitaptı. Ayrıca karakterlerin arasında geçen diyaloglar komikti de. Hatta biraz trajikomikti.
Yazarın dili zaten çok güzel. Gerçekten kendini okutturuyor. Özellikle de her bir bölüme başlarken olayı farklı bir şekilde başlatıp daha da değişik bir yolla asıl olayı aktarması çok hoşuma gitti. Kitabı ben her şeyiyle beğendim.
Kitabı bitirdikten sonra ucretsizkitap.com.tr'ta bir yorum okudum ve kitabın aslında Sardalye Sokağı ve Yukarı Mahalle kitabının devamı niteliğinde olduğunu öğrendim. Aynı mekanda geçen farklı kişilerin anlatıldığı kitaplar sanırım. Ama ben bir eksiklik hissetmedim açıkcası kitabı okurken. Zaten giriş ve birinci bölümde geçmişi özetler gibiydi yazar. Sebebi de devam nitelikli bir kitap olmasıymış. Siz okurken en iyisi sıraya göre okuyun derim ben.




Yukarı Mahalle, Sardalye Sokağı, Tatlı Perşembe . Bu enfes üçlemenin son kitabı Tatlı Perşembe' yi bugün bitirdim. Ve kitap bittikten sonra çayımı demleyip balkona geçtim, insanlara bakarken keşke dedim ben de Yoksul Palas'ta yaşasaydım.Doc, mack, Hazel, Fauna, Suzy... ve daha bir çok karakter. Her biri kendine has ayrıntılarıyla ele alınmış ve zekice işlenmiş.

"Bir insan kapana kısılmışsa ve seçme şansı yoksa kapanın içini dekore etmeye girişir."

İnsanın içini ısıtan bir mahalle ve bu mahallenin birbirinden farklı, sıradışı, renkli ve ultra iyi niyetli kişilikleri
Birinci Dünya Savaşı sonrası bozulan düzenlerine, eksilen arkadaşlarına, komşularına rağmen hayata tutunmaya çalışan, yolları kesişen insanlar. Kitaba ilk başladığımda karakterler çok saçma geldiyse de okudukça karakterlere hayranlık duymaya başladım. Karakterler arasındaki diyaloglar, espriler çok zekice. Kitap okurken duygulandığım çok olur ama kitap diyalogları kolay kolay güldürmez beni, bu kitapta sesli güldüğüm çok yer oldu.
Beş parasızlar ama fakirliklerinin farkında değiller.mutluluğun parayla değil; dostlukla, sevgiyle, bir kutu birayla, tutkuyla, samimi ilişkilerle ölçüldüğü bir mahlle tasavvur edin.
Bu mahallede biz bilinci var, birlikte dayanışma ruhuyla bir kişi için herkesin seferber olduğunu, bir mahalle sakininin derdinin bir anda hatta saniyeler içinde bütün mahallenin ortak derdi ve kafa yorması gereken bir problem haline gelmesini okuyoruz.
Ben çok sevdim bu üçlemeyi, kendimi Yukarı Mahalle'den aşağı inerken Sardalye Sokağı'na girip Tatlı Perşembe gününde verilen partinin heyecanı içinde kitabın bittiğine üzülmekten alamadım




Selam. Ayın bir diğer okuduğum eseri Steinbeck'in üçlemesinin son kitabı Tatlı Perşembe oldu. İlk ve ikinci kitabı hiç sevmemiştim. Bu kitap diğerlerine göre daha okunabilirdi. Akıcı olması yine bir nebze rahatlattı.

Doc'un arkadaşlarının yeni yeniden giriştikleri partinin bir fiyaskoya dönüştüğünü görüyoruz. Suzzy karakterinin gelmesiyle biraz daha canlanır gibi olmuş hikâye. En azından bu aşk hikâyesinin sonu ne olacak diye merak ediyorsunuz.

Okuyup okumama tercihini sizlere bırakıyorum ama benim naçizane fikrim eğer benim gibi Steinbeck'in külliyatını tamamlamak gibi bir düşünceniz, derdiniz yoksa bu seriyi okumadan es geçin derim.

#kitapalıntıları

~Güzelliğin temelinde ebediyen çirkinliğin yattığı bir dünyada, oturup etrafı hayranlıkla ve derin düşüncelere dalarak seyretmek daha iyidir. Temel ortadan kalktı mı güzellik de kaybolur.

~..."Ne arıyorsun küçük adam? Kendini bulmaya mı çalışıyorsun? Büyük şeylerden kaçınmak için küçük şeylere mi bakıyorsun?"

~..."Yalnızsın! Yalnızsın! Bunun ne faydası var? Kime faydası var? Düşünce, duygudan kaçınmaktır. Dışarı sızan yalnızlığına duvar örüyorsun sadece."

~Gerçekten tatminkâr olan tek enayi tamamen bencil olandır.

~Suçluluk duygusu bir insanın kendisini algılamayan dünyada ilgi çekmek için attığı çığlık mıdır, yoksa mesele acının nihai insan hazzı olması mıdır?




Yukarı mahalleden yokuş aşağı inip, sardalye sokağında duraksadım. Duraksadığım gün perşembeydi. Ama öyle sıradan bir perşembe değil. Berbat çarşambadan sonra ve herkesin geldiğinde çok mutlu olduğu ama aslında öyle çok bir havası olmadığını bildiğimiz sıradan bir cumadan önce gelen Tatlı bir Perşembe.

Yukarı Mahalle, Sardalye Sokağı ve Tatlı Perşembe. John Steinbeck'in sade bir dille yazdığı harika üçlemesi. Tatlı Perşembe, her ne kadar üçlemenin son kitabı olsa da aslında, Sardalye Sokağının devamı diyebiliriz. Yukarı Mahalle kitabının da Sardalye Sokağıyla bir bağlantısı yoktu. Ama tema olarak bir üçleme diyebiliriz bu eserler için.

Sardalye Sokağından tanığımız karakterlerimizin çoğu askere gitmiştir. Bu tecrübe kişilikleri üzerinde değişiklikleri de beraberinde getiriyor. Sokağımız da bazı işletmelerin sahipleri değişmiş ve bu da hikayemize yeni karakterleri getiriyor.

Var olan karakterler üzerinde değişimler ve yeni karakterler sayesinde artık sokağımızın seyri değişmektedir. Sanmayın ki eski dostluklar bitti, hayır aksine daha büyük güzel olaylar için herkes elini taşın altına sokmak için daha fazla can atıyor...

Her zaman söylüyorum, John Steinbeck okurken olağanüstü veya akıcı olaylar zinciri beklemeyin. John Steinbeck okumak demek, sadeliği en üst seviye çıkarıp okumaktan zevk almaktır.




Bilim adamı olmak için çalışan doc ile hayatı oradan oraya sürüklenen suzy'nin, sardalye sokağında kesişen hayatlarını anlatan john steinbeck romanı.
Dünya savaşı sonrası salinas'a gelen doc, batı biyoloji labaratuarında çalışmakta, suzy ise kente geldiğinde işsiz olduğundan fahişelik yapmaya başlar. iyi bir fahişe olamayacağı belli olan suzy daha sonra aralarında oluşan aşkla birlikte her şeyi bırakıp bir cafede çalışmaya başlar ve akabinde ayrıldığı evden sonra eski bir konserve fabrikasında bulunan bir devasa kazana yerleşir.
ve aşk farklı biçimde uzaktan uzağa devam eder.
sevilmesine rağmen iki defa reddedilen doc onunla uzaktan ilgilenmektedir. sonunda kolunu kıran arkadaşı sayesinde suzy doc için endişelenir. doc'un hayali olan la lojja şehrine gitmesi gerekir ancak kırılan kolu ile bu durum zorlaşır. suzy olayın hemen akabinde doc'un yanına gider ve onunla ilgilenir hayallerini gerçekleştirmesi için kendince çaba sarfeder.

doc: seni seviyorum suzy.
suzy, kapıdan çıkmak üzere iken doc'a bakar. heyecandan gözleri parlar ve: hey dostum kendine iyi bi kadın buldun der.

bir an önce gitmeleri gerektiğinden suzy iki saatliğine ayrılıp araba kullanmayı öğrenir ve geri gelir doc'un yanına. docu alıp sardalye sokağında tatlı perşembe günü yarım kalan aşk ile yeniden kavuşurlar.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: