Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Taha Akyol Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Taha Akyol En Beğenilen Sözleri



1. "Cemal paşa, hatıra defterine şu notu düştü:

Fransa bizim Rusya'nın pençesinden kurtulmamızın mümkün olmadığı kanaatindedir. Ve bize neye karşılık olursa olsun yardım etmek istemiyor... Bu kadar büyük hayal kırıklığına uğrayacağımı hiç tahmin etmezdim..."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



2. "Stanford Shaw, Ira Lapidus ve dünya çapında bir numaralı Osmanlı uzmanı olan Prof. Halil İnalcık gibi uzman tarihçiler de Osmanlı’daki “örfi hukuk”un ya da “kanunname”lerin “şer’i değil, dünyevi”, yani “seküler” bir hukuk oluşturduğunu belirtirler."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



3. "...
İngiltere Başbakanı Herbert Asquith de "Türkler Edirne'yi kurtarmaya kalkarsa Anadolu topraklarının da tehlikeye gireceğini" söyleyerek Doğu Anadolu'da Ermenistan kurulmasını ima ediyordu."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



4. "Süre böyle uzayınca donarak ölümler arttı, harekât faciayla sonuçlandı. Daha çok sayıda şehitler verdiğimiz savaşlar vardır. Fakat Sarıkamış, askerin kumanda hataları yüzünden donarak can verdiği, 30 bin askerin tek kurşun sıkmadan şehit düştüğü bir faciadır."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



5. "Çanakkale Boğazı'ndan içeri girdiler. 11.30'da boğazın Anadolu ve Gelibolu tarafındaki Türk tabyalarına yoğun bombardıman başladı.
İtilaf devletlerinin savaş gemilerinden 7 saat içinde Mehmetçiğin tabyalarına 3.340 bomba yağdırılacaktır. Dakikada 8 bomba!.."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



6. "Öyle ki, gemilere el koyan İngiltere, peşin aldığı 7.5 milyon sterlini de ödemeyecekti!
Bunun hesabı dokuz yıl sonra Lozan'da görülecek, İsmet Paşa dretnotların parasını dokuz yıl sonra Lozan'da Lord Curzon'dan isteyecektir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



7. "Tarihin bilinmesi, geleceği düşünmek için zaruridir... İnsan geçmişini ne kadar iyi tanırsa, onun o ölçüde daha az kölesi olur..."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



8. "Mezhep çatışması biçiminde ortaya çıkan Osmanlı-Safevi savaşlarını doğru değerlendirmek için, İslam’dan önce de Anadolu ve İran jeopolitiklerindeki devletlerin birbirleriyle çatıştıklarını akıldan çıkarmamak lazım."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



9. "Kapitülasyonların kaldırılmasına İngiltere ve Fransa, onlardan daha çok da Alman Büyükelçisi Wangenheim tepki gösterdi. Cavid bey, büyükelçilerle görüşmesinin bu bölümünü şöyle anlatır:

Biraz sonra Wangenheim geldi. Tabiatının aksine, cinnete kapılmış vaziyetiyle, kendimi kudurmuş bir köpek karşısında zannettim. Söz söylemiyor havlıyordu."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



10. "İngiliz Başbakanı Lord Salisbury, Ağustos 1895'te Osmanlı'nın nasıl paylaşılabileceği konusunda nabız yoklarken, Alman büyükelçisine şöyle demektedir:

"Ermeni meselesi yatışsa dahi Osmanlı devleti yaşayabilmek için çok çürüktür.""


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



11. "15. asırda Osmanlı Devleti’nde bilhassa tarihi şartların bir neticesi olarak mutlak, bölünmez bir hâkimiyet telakkisi yerleşmişti. Devlet artık hanedanın müşterek bir mirası gibi düşünülmüyor, padişah bir halife veya imparator gibi mutlak ve mücerred bir hâkimiyet hâmili telakki ediliyordu... Bu suretle kabile-devlet gelenekleri bertaraf edilerek, Roma’daki gelişmeye paralel mutlak ve soyut bir hâkimiyet kavramına çıkılmış oluyordu. Osmanlı tarihinin ilk asırlarını dolduran taht mücadeleleri, aslında geleneksel telakki ile bu evrimleşmiş devlet ve hâkimiyet telakkisinin çarpışması şeklinde yorumlanabilir.

Ve bu evrim maalesef şehzadelerin yürekler parçalayan çığlıkları arasında gerçekleşmiş, “uzun zamanlar”da Türkiye’nin bir Orta Asya, İran veya Ortadoğu toplumu olması önlenmiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



12. "Şah İsmail olayına kadar heterodoks Türkmen “baba”larla iç içe yaşayan, ordusunu Hacı Bektaş ruhaniyetiyle takdis eden, birçok heterodoks tarikatlara arazi tahsis eden Osmanlı hem şiddet politikasıyla hem şeyhülislam fetvalarındaki aşağılayıcı ifadelerle Alevilerin karşısındadır artık!

Bu fetvalarda Alevi Türkmenler “zındık” vs gibi itikadi terimlerle aşağılanmışlar, “mum söndü” gibi iftiralara da maruz kalmışlardır!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



13. "Matthee, Ortadoğulu ve Asyalı toplumlardaki geleneksel (feodal ya da göçebe) süvarilerin ateşli silahlara gerekli önemi vermediklerine dikkat çeker. Ateşli silahlar göçebe süvarinin işine yaramıyordu, çünkü geniş dipçikli tüfekler keşfedilene kadar at üzerinde kullanılamıyordu. Bu pratik sebeplerin yanında, göçebe “şeref” duygusu da ateşli silahları kullanmaya “tenezzül” etmiyordu.

Köroğlu’nu mutlaka hatırlamalıyız: “Tüfek icat oldu mertlik bozuldu!”

Evet, “at kişnemesinden kargı sesinden” dağlar inlemeliydi, top gürültüsünden değil..."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



14. "Bernard Lewis’e göre, Şiilikte “Hz. Ali’nin ve haleflerinin görevlendirmediği bütün Sünni iktidarlar gaspçı” olarak görülmüştür. Buna mukabil “Sünnilerde hâkim olan görüş, hükümdar günahkâr bile olsa ona itaatin zorunlu olduğu” şeklindedir. Tabii, siyasi otoritenin de itaatin de sınırları vardır, bunu göreceğiz."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



15. "İhtilafın başlangıcı buradadır. Sünnilere göre Hz. Peygamber ve Kuran bir “halef” tayin etmemiştir; halife, imam ya da devlet başkanının nasıl seçileceğini topluma bırakmıştır. Şiilere göre Hz. Peygamber, yerine imam olarak Hz. Ali’yi tayin etmiştir. Dahası, Şiiler bazı Kuran ayetlerine getirdikleri özel yorumlarla, Hz. Peygamber’den sonra ilk imam olarak Hz. Ali’nin Allah tarafından tayin edildiğini söylemişlerdir. Bu yorumlara göre, öteki on bir imama da Kuran’da işaretler bulunmaktadır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



16. "Büyük ağabeyler küçük kardeşlerini korumak için savaşa girince Dünya Savaşı çıkmış oldu.

Sırtını Almanya'ya dayayan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Sırbistan'a savaş ilan etti.
Sırbistan'ın Slav ağabeyi Rusya, Avusturya'ya savaş ilan etti.
Almanya Rusya'ya savaş ilan etti. İngiltere ve Fransa Almanya'ya savaş ilan etti"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



17. "16. yüzyıla baktığımızda, Kanuni’nin stratejisi nedir? Kanuni ganimet
için mi hareket etmiştir?
İlber Ortaylı: Bu çok basit bir kasaba mantığı… Kasabanın yarım münevverleri oturup ganimet ekonomisi gibi tuhaf
kavramlar uydururlar. Bu kadar kıta ganimet ekonomisiyle yürüyebilir mi?"


- Tarihin Gölgesinde



18. "Görülüyor ki, merkez-kenar çatışmasında, o pek vahim kanlı olaylarda, mezhep yani İslam anlayışlarındaki (Sünni-Alevi) farklılıktan ziyade, asıl, zamanın sosyal, ekonomik, kurumsal ve siyasi süreçleri etken olmuştur.

Nitekim “Kızılbaş” Şah İsmail’in devleti de göçebe geleneklerinden yerleşik, merkezi ve “nizami” bir devlete evrilme yolunda geliştikçe, “Kızılbaş” Türkmen aşiretleriyle çatışmış ve onlara Osmanlı’dan da gaddar davranmıştır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



19. "Çaldıran’da Türkler yenik düşseydi, Şah İsmail’in iktidarı Timur’unkinden daha büyük sonuçlar doğuracak, sırf bu zaferinin ünüyle İsmail, Doğu dünyasının mutlak efendisi olacaktı."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



20. "İlber Ortaylı:...Tarih çim sahası değil ki istediğin yerleri tespit edip, kazık çakıp çitle çeviresin. “Ben bu kadarını seviyorum, gerisini yakalım” veyahut “Bana ne!” diyemezsiniz."


- Tarihin Gölgesinde



21. "Tevrat’ın tekvin bölümünün sekizinci kısmında anlatılan hikayeye göre, Hazreti Yakup bir akşam çölde bir adamla karşılaşır ve sebepsiz yere güreşe tutuşurlar. Bu güreş sabahtan tan yeri ağarıncaya dek sürer, ama bir türlü iki tarafta birbirini alt edemez. Hazreti Yakup “bırak beni gideyim” der, karşısındaki kişi ise “hayır, bırakmam” cevabını verir. Bunun üzerine adam kendisine adını sorar ve senin adın bundan sonra Yakup değil, İsrail. Çünkü sen Tanrı ve insanlarla güreştin, mücadele ettin der. Tevrat’ın verdiği yoruma göre İsrail “Tanrıyla güreşen” demektir. Hazreti Yakup daha sonra bu yerin adını “Tanrının yüzünü gördüm” anlamına gelen “Penuel” olarak belirler."


- Tarihin Gölgesinde



22. "İstanbul'daki İngiliz Büyükelçisi Henry Layard, Başbakan Salisbury'ye gönderdiği 24 Haziran 1878 tarihli raporunda yaşanan vahşeti anlattı.

Rusların istila ettikleri yerlerde Müslümanlara can ve mal güvencesi vererek silahlarını topladıkları, sonra da bu silahları Bulgarlara vererek Müslümanlara saldırttıklarını anlattı. "Hemen hepsi katledildi" diye yazdı. Layard raporunda "Türkler kötü zamanlarında dahi böylesine kadın, kız ve çocuklara katliam, tecavüz ve tahribat yapmadılar" diye de yazar."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



23. "Din bilgisi sadece dindarlara has bir bilgi değildir.(İlber Ortaylı)"


- Osmanlı Mirası



24. "Mesela, Anadolu’da Tekelü Türkmenlerinden 15 000 inanmışı etrafında toplayan Şahkulu Osmanlı’ya isyan ederek bütün taraftarlarıyla gidip şaha katılmaktadır. Ve şah, bir kervanı soyduğu için bu Şahkulu’nu idam ettirmekten çekinmemektedir. Osmanlı ise, Türkmen geleneklerine dayalı olarak kurulduğu halde, devletin ve kent hayatının kurumlaşması (bu arada medrese) geliştikçe Türkmen hayat tarzından uzaklaşmakta, üstelik, Türkmenleri yerleşik hayata geçmeleri ve vergi vermeleri için zorlamaktadır.

Osmanlı’nın bu zaafını, Türkmen-Safevi hükümdarı Şah İsmail iyi yakalamıştır. Anadolu’nun yarı göçebe Türkmenlerinde bu dışlanma ve yabancılaşma duygusu derinleşirken, İsmail, Türkmen mistisizmine (heterodoks sufilik) dayanan, Türkmenlerin Mehdici (mesiyanik) umutlarına seslenen ve onların kurulu düzene tepkilerini işleyen bir “Kızılbaş” hareketi başlatmıştır!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



25. "İran’ın fethinden sonra Müslümanlar İran kralı Yezdicerd’in ailesini esir aldılar. Hz. Ömer, kralın kızını cariye olarak satmak istedi. Ancak Hz. Ali, “Kralların kızları cariye olarak nasıl satılabilir?” diyerek, Ömer’e engel oldu. Sonra kralın kızını kendi payı olarak aldı ve oğlu Hüseyin’e verdi. Kızla konuştuğunda kız ona şöyle demişti: “Ben Müslüman kuvvetler gelmeden önce Müslüman olmuştum. Rüyamda Resulullah (Hz. Muhammed), Fatıma (kızı ve Hz. Ali’nin eşi) ile birlikte gelerek beni Hüseyin’e nikâhladı. Bu rüyadan sonraki gece Müslüman oldum.”"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



26. "Milli şairimiz Mehmet Akif, Birinci Dünya Savaşı'nda Mehmetçiğin savaştığı cepheleri şöyle anlatır:

...Çocuklar koşuyor aç, çıplak...
Cepheden cepheye, aslan gibi, hiç durmayarak.
Yine vardır, bir ölüm korkusu aslanda bile,
Yüzgöz olmuş bu çocuklar ölümün şahsisiyle.
Harekâtın, görüyorsun ya hocam, en kolayı
Yaln'ayak Kafkas'ı tutmak, baş açık Sina'yı.
Yapılır zannediyorsan bakalım, sen de soyun!
Kıta kapmak; köşe kapmak değil artık bu oyun!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



27. "Bu noktada, Savory’nin yukarda belirttiğimiz tespiti önemlidir: Şii hukuk doktrininde (fıkıh), örfi hukuk ancak şeriatın açıkça izin verdiği (sınırlı) bir alanda geçerli olabilir. Sünni doktrinde ise, şeriata açıkça aykırı olmadıkça devlet örfi hukuk kuralları getirebilir ve ulema da devletin hukukuna uymakla yükümlüdür. Hatta örfi hukuk alanına giren bir konuda henüz devlet yasama yapmamışsa, mesela Şeyhülislam Ebussuud Efendi, “yasal boşluk” bulunan bu “mesail”in (“sorunlar”ın) bir dosyasını yaparak sultana “maruzat”ta bulunarak kuralı devletin koymasını istemektedir. Ebussuud Efendi gibi “müteşerri” (“şeriatçı”) ve dirayetli bir şeyhülislam bile bu konularda kendi şeriat yorumuyla bir hükme varmaktan kaçınmakta, devletin koyduğu kuralın ne olduğunu sormaktadır; çünkü ona göre hüküm verecekti."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



28. "Eline her def alan “ben Allah’ım” diyor. Böyle bir cemiyeti nasıl idare edersin ve nasıl terakki ettirirsin?.. Eğer tasavvuf ve melamilik araya girmese idi tıpkı İngilizler gibi işinde ve ibadetinde çalışkan bir toplum olurduk."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



29. "Feridun Emecen: Tarihi bir bütün olarak ele almak lazım. Eğer bugünün değer yargılarıyla bakarsak, bu meseleleri
değerlendiremeyiz."


- Tarihin Gölgesinde



30. "“Bu ulemaların bulundukları yerlerde, bilhassa şehirlerde, gazilerin koyu taassubu, musamahakâr bir din görüşüne yerini bıraktı... Osmanlılar tarafından kazanılan zaferler, onları bir hamlede bütün eyaletin hâkimi yaptı. Artık buralarda yerleşen bildiğimiz gazi teşkilatı değil, bütün idare sistemi ile, hoşgörülü ve vergici İslam idaresini temsil eden başlı başına bir devletti. Böylece ele geçirilen topraklar İslam idaresinin oldukça yumuşak baskısı altında birer Hıristiyan memleketi olarak kaldılar.”"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



31. "...
Ferhat Boratav: Türkiye Cumhuriyeti’nin bayrağı, Osmanlı’nın son döneminin bayrağıyla neredeyse aynı."


- Tarihin Gölgesinde



32. "Hz. Ali’nin, Şah İsmail’e rüyasında, Şiiliği kabul etmeyen halktan Müslümanları silahlı askerlerle kuşatıp “halletmesini” söylediği şeklinde uydurma, fakat Sünnilik karşıtlarını kuvvetle tahrik edecek söylentiler de yayılıyordu. Bu tür rüya söylentilerinin mistik bir kültürdeki etkisini tahmin etmek zor değildir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



33. "Hafsa Sultan gerçekten Mengli Giray Han’ın kızı mıdır? Eğer öyleyse,
Cengiz İmparatorluğu Hanedanlığı ile Osmanlı Hanedanlığı birleşmiş
oluyor mu?
İlber Ortaylı: Evet, oluyor."


- Tarihin Gölgesinde



34. "Osmanlı modernleşmesiyle cumhuriyet arasındaki bağlantı nedir?
İlber Ortaylı: Biz devlet ve toplum olarak Osmanlı’nın devamıyız. Hiç kimse gökten inmiş değildir. Devlet
anlayışımız da Osmanlı geçmişinin bir devamıdır."


- Tarihin Gölgesinde



35. "Osmanlı padişahları neden hacca gitmemiştir?
İlber Ortaylı: Nasıl gitsinler? Hacca gitmek o kadar kolay bir şey değil. Şam halifelerinden bile hemen hemen giden hiç kimse yok. Abbasilerden Harun Reşit gitmiş, ama Bağdat’la Medine arasındaki yol malum. Fakat hacca gitmek bir yıl demek ve devleti o kadar süre bırakmak güç.
Herhalde vekil gönderiyorlardı.
İlber Ortaylı: Tabii, zaten her sene surre alayı gidiyordu."


- Tarihin Gölgesinde



36. "Yahudilerin dünyanın her yerine dağılmış olmalarına rağmen, asimile
olmamaları seçilmiş ırk olmalarından mı kaynaklanıyor?
İlber Ortaylı: Asimile olmamalarının asıl nedeni aile ve aile içi eğitim... Geleneksel Yahudi ailesinde baba çok önemlidir. Ailenin rahibi babadır. Bu aile tutkusu bugün hâlâ Amerika’da bile devam ediyor. Diğer yandan %3 nüfus,
senatoda %11 ile temsil ediliyor. En iyi üniversitelerde çok sayıda Yahudi hoca var. Gösteri dünyası, sinema tamamen
Yahudilerin elinde. Birleşik Devletler’de boşanmalar büyük bir sıkıntıdır, fakat Yahudi çocukları buna daha az maruz
kalır, daha az yara alırlar. Karı-koca boşansa bile çocuğu daha iyi idare ederler."


- Tarihin Gölgesinde



37. "Şeyh Haydar, taraftarlarına “On İki İmam”ı temsilen 12 dilimli kırmızı Türkmen börkü giydirir ve ondan sonra kendilerine “Kızılbaş” denilmiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



38. "Tarihçi R. Savory’ye göre, Safevi tarikatını ilk “militanlaştıran” odur. Cüneyd, “ruhani otoriteyle yetinmemekte, bu dünyada hükümdar olmak istemektedir”. Safevi tarikatında kendisine ilk “sultan” dedirten de odur. Mevcut Sünni otoritelere karşı “iktidar” kavgasına girişen Cüneyd için yol, militan Şii-sufi bir ideolojidir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



39. "Balkanlar’da İslami misyonerlik hareketini Bektaşi dervişlerinin başlatmış olması, buralarda diğer Sünni ve Alevi tarikatlarına göre Bektaşiliğin daha bir yaygın ve kurumlaşmış olmasını da sağlamıştır.

Son derece ilginçtir ki, 1912 yılında Sünni Osmanlı Devleti’nin bölgeden çekilmesinden, yani Osmanlı şemsiyesinin kalkmasından sonra, Balkanlar’da Bektaşilik hızla gerilemiştir. Bunun en önemli sebebi, Balkanlar’daki Müslüman nüfusun büyük kitleler halinde Anadolu’ya göçmesidir. Fakat dikkat çeken bir husus daha var: Balkanlar’da kalan Müslümanlardan Bektaşilerin bir bölümü Nakşi ve Halveti tarikatlarına yönelmişlerdir.

Balkanlar’da Osmanlı şemsiyesi kalkınca orada Sünni ya da Alevi, Türk ya da Boşnak, Müslüman nüfus anavatan Anadolu’ya göçmüştür. Kalanlardan Bektaşilerin bir kısmının, “kuralcı” Sünni Nakşi ve Halveti tarikatlarına yönelmeleri arada geçişler olduğunun kanıtıdır. Bunun incelenmesi gereken bazı sosyolojik ve psikolojik sebepleri olmalıdır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



40. "Hillenbrand, eskiden beri Farsların elinde olan bürokraside ve eyalet yönetiminde görev alanların Safeviler zamanında yavaş yavaş “Türkleştiğini” belirtir. Çünkü, askeri güç Türki (Turkic) aşiret prensiplerine dayanmaktadır, sarayda bizzat “İran şahı” Türkçenin bir lehçesini (Azeri Türkçesi) konuşmaktadır ve fermanlar bu Türkçeyle yazılmaktadır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



41. "İlber Ortaylı: ...Bu bakımdan, normal bir ülkede tartışılmayacak şey bizde
tartışılıyor. Hiçbir şekilde Fransa’nın bir solcusu, monarşi karşıtı,
“Biz bu mirası reddediyoruz” demez. Derse, Fransa olmaz. Bu adeta bu fizik kanununa aykırı. Fransa kralını
sevmeyebilir, aristokratının getirdiği medeniyete karşı olabilir, ama onu inkâr edemez. Bu kadar açıktır."


- Tarihin Gölgesinde



42. "İlber Ortaylı: Aslında “Osmanlı hasta adamdır” diye bir şey yok. Bunlar sembolik ifadelerdir. Bunu söyleyen de kendisine hayrı olmayan I. Nikola’dır."


- Tarihin Gölgesinde



43. "Ömer Faruk Harman: Müslümanlar Yahudilere düşman olsaydı, Sultan II. Bayezid İspanya’dan kovulan Yahudilere kol kanat gerer miydi? Yahut Sultan IV. Mehmet neden Polonya Yahudilerini himaye etti? İslam kesinlikle bir ırka,
bir topluluğa, bir dine düşman olamaz. Zaten Kuran’da da böyle bir lanetleme yoktur. Sadece o hareket, o davranış
kınanmıştır. Yani hakka, hakikate karşı çıkmaları kınanmıştır; yoksa bir ırkın, milletin sonsuza kadar lanetlenmesi ilahi adalete sığmaz."


- Tarihin Gölgesinde



44. "“Genel kültür seviyesi düşük toplulukların bırakın yaratıcı ve verimli olmayı, kolayca yönlendirildikleri, propagandadan kolayca etkilendikleri, ‘edilgen’ kaldıkları da bir gerçektir.”"


- 101 Kitap



45. "İlber Ortaylı:....Sokullu Mehmet Paşa, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük sadrazamı ve hiç şüphe yok ki Müslüman Türk kültürünü benimsemiş bir devlet adamı ve asker, en uzun süreli sadrazam bir Sırp ruhban ailesinden geliyordu"


- Tarihin Gölgesinde



46. "İlber Ortaylı:
...Çok ilginçtir, ilk pogrom ve katliam, 13. yüzyılda Yahudilerin altın ülkesi olan İngiltere’de vuku bulmuştur. İtalya’da durum o kadar kötü değildir. Şark tarafında ise çok-kültürlü olduğu için Yahudi düşmanlığı yoktur. Müslümanlar onlarla birlikte yaşamaya alışkındır.
Ayrıca kültürel bir ilinti de söz konusudur."


- Tarihin Gölgesinde



47. "Şiilerin gözünde On İki İmam’ın sözleri ve fiilleri Peygamber’inkiler gibi değerlidir. Hatta bu imamlar Allah tarafından ilham (vahiy değil) alırlar, günah işlemezler, yanılmazlar. Buna dair, bazı Kuran ayetlerini ve hadisleri belirttiğimiz şekilde yorumlayarak, On İki İmam’a itaat etmenin Müslümanlar için Allah’a itaat olduğuna inanılır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



48. "Sünnilikte ise, ilmi ve manevi faziletlerinden dolayı On İki İmam’a büyük saygı gösterilir ama siyasi iktidarın, Hz. Peygamber’den sonra Hz. Ali’nin elinden “gasp edildiği” kabul edilmez. Çünkü Sünnilikte siyasi iktidar Allah ve Peygamber tarafından “tayin” edilmez, ilk halifeler gibi seçimle veya geleneklere, toplumsal şartlara göre oluşur. Hatta zamanla Sünnilikte, Şiiliktekinin tam aksine, siyasi otoritenin dini otoriteden üstün olduğu görüşü benimsenmiş ve bu da Osmanlı’nın “devlet” anlayışına ve XIX. yüzyıldaki hukuki modernleşme hareketlerine dayanak teşkil etmiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



49. "Ahmed Yesevi ve Hacı Bektaş Veli hazretlerinin Anadolu ve Balkanlar’daki “çerağ”ları olan şeyh ve dervişlerin temsil ettiği bu manevi ve sosyal değerler sayesinde Bektaşilik, Türk kültürünün yayılmasında çok önemli bir rol oynamış, Osmanlı tarafından da korunup desteklenmiştir. Bunun bir örneği, Budin (Budapeşte) fethinde şehit düşen Gülbaba’nın cenaze namazını Ebussuud Efendi’nin kıldırması, namaza bizzat Kanuni’nin katılması ve Kanuni’nin emriyle Gülbaba Türbesi’nin yapılmasıdır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



50. "Sen Muhibbî olasın sende mahabbet bu mıdur
Mustafa gibi ciger-kûşene şefkat bu mıdur
Âl ile kıydun ana kanı hakikat bu mıdur
Kavl-i düşman sana kâr itdi meveddet bu mıdur
Yok yire kan idesin ya’ni hilafet bu mıdur"


- Tarihin Gölgesinde



51. "Yahudi-Arap akrabalığı için ne diyorsunuz?
İlber Ortaylı: Dil konusunda pek çok benzerlik vardır.
Mesela renklerden “beyza” ya da “nebi” ve “nevi” kelimeleri, “selam” ve “şalom” gibi ortaklıklar var.
Ömer Faruk Harman: Arap alfabesiyle İbrani alfabesinin mantığı aynıdır ve her iki dil de ayrı yazılır. İki alfabede de
sessiz harfler azdır.
İlber Ortaylı: Sessiz harflerin azlığı akrabalığa delalet etmeyebilir, ama kelimelerin %80’i birbirine benzer."


- Tarihin Gölgesinde



52. "Yumuşak huylu II. Bayezid zamanında Safevi tehdidi artarken, Anadolu’da buna paralel olarak Şah Kulu isyanıyla büyük bir huzursuzluk patlak vermişti. Bu durumda Şehzade Selim (Yavuz), babasını devirip tahta geçti. İran seferine hazırlanan Yavuz, beylerbeyi ve sancakbeylerine emir vererek “Şah İsmail’e taraftar olan ve ayaklanma ihtimalleri bulunan 40 000 kişiyi” deftere yazdırarak bunları hapis ve idam ettirdi."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



53. "Ömer Faruk Harman:
...
Hz. İsa, İsrailoğullarına gönderilmiş bir peygamber, ama Yahudi ruhban sınıfı Hz. İsa’nın Yahudiliğe getirdiği yeni açılım ve yorumları benimsemedi ve Hz. İsa’ya cephe aldı. Dolayısıyla hahamlar Roma valisini de katmak suretiyle, Hz. İsa’yla mücadele etmeye başladılar."


- Tarihin Gölgesinde



54. "Tarihî kişiliklerin televizyon dizisi yapılmasına ne diyorsunuz?
İlber Ortaylı: Çok iyi olur ama doğru şekilde yapılır ve hakikate uygun olursa. Önemli olan, tarihi iyi bilmek."


- Tarihin Gölgesinde



55. "Hz. İsa çarmıha gerildi mi?
İlber Ortaylı: Bizim inancımıza göre gerilmedi. Fakat Hz. İsa’nın çarmıha gerildiğine ve dirildiğine inanmadan
Hıristiyan olunamaz."


- Tarihin Gölgesinde



56. "Öte yandan, hiç kusura bakmasınlar, Tarih kitaplarını yazanlar da bir kere üslup yok. İkincisi, Milli Eğitim Bakanlığı'nda hiçbir şey yok. Kitabı yazanlar da eğer kitaplarını kabul ettirmek ve bastırmak istiyorlarsa, bakanlığın o katı direktiflerine, o çerçeveye uyuyorlar.(İlber Ortaylı)"


- Osmanlı Mirası



57. "Sufi Türkmenlerin kurduğu Safevi Devleti’nde şahlar sadece tarikatla yetinmeyip maliye, güvenlik, adalet, bayındırlık, nizami ordu gibi birtakım kamu hizmetlerini de üstlenmek durumuna gelince, artık bürokratik kurumlara ihtiyaç duymuşlardır. Bu süreçte, Kızılbaşlıktan Şii mezhebine, yani “fıkıh” (şer’i hukuk) sistemi bulunan On İki İmam Şiiliği’ne geçilmiştir; aşiret süvarilerinden gulam / kapıkulu ordusuna ve Fars bürokrasisine geçilmesi gibi..."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



58. "Siyonizm nedir?
İlber Ortaylı: Modern Yahudi milliyetçiliğidir. Oldukça reformist bir gruba mensup, devrinde moda olduğu üzere, handiyse Protestanlığa dönecek, Budapeşteli yani Avusturya-Macaristanlı bir entelektüel olan Theodor Herzl tarafından kurulmuştur ve ayrı bir devlet kurulmasını önerir."


- Tarihin Gölgesinde



59. "Demek ki parlamenter gelenek de Osmanlı’dan tevarüs etmiş.

İlber Ortaylı: Evet. Hatta belki tam tevarüs edemedi de denebilir; çünkü meclisin yapısı değişti. Tek parti meclisi söz konusu. Yine de eleştirirken dikkatli olmak lazım. Yapılan konuşmaların yayımlanan kısmında bu meclisin hiç de öyle Mussolini meclisine benzemediğini görüyoruz. Tek parti
içinde olsalar da pek çok farklı görüş var ve hepsi dile getirilebiliyor. Keşke o zabıtlar yayımlanabilseydi de o
tartışma adabını görseydik."


- Tarihin Gölgesinde



60. "Şia’ya göre, Allah ve Peygamber tarafından tayin edilen ilk imam Hz. Ali’dir. Ondan sonra Hz. Ali soyundan 11 imam daha gelmiştir. “On İki İmam” şunlardır:

Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeynel Abidin, Muhammed Bakır, Cafer Sadık, Musa Kâzım, Ali Rıza, Muhammed et-Taki, Ali en-Naki, Hasan Askeri ve on ikinci olarak Muhammed el-Mehdi...

Şah İsmail, yedinci imam Musa Kâzım’ın neslinden geldiğini iddia etmiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



61. "Bu iç içe tablo, Alevi-Sünni kavramlarının keskinleştiği sonraki devirlerde yapılmış tariflere uymuyor! Demek ki, tarihin bir döneminde karşılıklı propagandalarla zihinlerde oluşturulmuş Alevi ve Sünni kavramlarıyla tarihin bütün dönemlerini izah edemeyiz. Tarihi süreçler zihnimizdeki kategoriler kadar net, berrak, ayrışmış ve düz (lineer) değildir!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



62. "İlber Ortaylı:...Cumhuriyet
monarşiyi, hükümdarlığı reddedecektir ve tenkit edecektir; bu kaçınılmazdır. Fakat bizde maalesef bir müddet sonra ölçü kaçırılmıştır. Özellikle de 1940’lı yıllarda, artık tam da iş oturuyor dendiği zamanda…
Bunun arkasında iki sebep yatıyor. Bir tanesi, müthiş bir tarih bilmezlik, tarih öğrenmeme ve reddetme tavrı var. Bu
garip bir mesele..."


- Tarihin Gölgesinde



63. "23 Nisan 1920’de açılan Birinci Meclis’e baktığımızda hiçbir mebusun acemi olmadığını görüyoruz. Nasıl bu kadar profesyoneldiler?

İlber Ortaylı: 1877’de de hâl böyleydi. Usulü Tanzimat’tan beri toplandıkları vilayet idare meclislerinden biliyorlar.
Ayrıca, ilkel de olsa, bir seçimle göreve geliyorlar. Meclis reisi de eski vali Ahmet Vefik’tir. Mebusların usule göre
konuştukları, ayağa kalkıp söz aldıkları bir meclis var. Mesela Britanya Parlamentosu’nda vekiller yerlerinden kalkmadan, kısa konuşurlar ve bolca espri yaparlar."


- Tarihin Gölgesinde



64. "İlber Ortaylı :...Bizdeki gerileme, dağılma, yıkılma gibi dönemler ise tamamen saçma sapan bir tasnifin mahsulüdür. Bunlar tamamen İttihatçıların II. Meşrutiyet döneminde, Balkan faciası zamanlarındaki
çabalarıdır; bu yaklaşım nesillerin tarih eğitimini ve düşüncesini dumura uğratmıştır."


- Tarihin Gölgesinde



65. "İlber Ortaylı: Suudi Arabistan'da minare yoktur , hatta minare denilen şeyi bilmezler."


- Osmanlı Mirası



66. "“Sünni anlayışında, Hz. Peygamber’den sonraki Müslüman cemaatinin liderliği, yani halifelik, özünde geçici- dünyevi (temporal) bir liderliktir. Halife olan kişi, eşitler arasında birincidir; ideal olarak uzlaşmayla seçilmiştir, bununla birlikte, sonradan irsiyet (babadan oğula) prensibi bir kural haline gelmiştir. Dini konuları yorumlama görevi ise, başkalarına, ilahiyatçılara ve ulemaya verilmiştir.”"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



67. "“Yahudi” kelimesinin anlamı nedir?
Ömer Faruk Harman: Yahudi, bu dinin adı olmadan önce kavmin adıydı. Yoksa Hz. Musa getirdiği dine Yahudilik
dememişti. Hz. İsa da getirdiği dine Hıristiyanlık adını vermemişti. Hıristiyanlık adı Hz. İsa’nın ölümünden otuz yıl kadar sonra, yani M.S. 44 yılında ortaya çıktı."


- Tarihin Gölgesinde



68. "Sıradan bir adam ve bütün sıradan insanlar gibi belirli sloganlar peşinde koşmayı tercih ediyor."


- Osmanlı Mirası



69. "Herhalde Şeyh Cüneyd’den sonra, torunu Şah İsmail dahil, Safevi şeyhleri kendilerini bir biçimde doğaüstü güçlere sahip, tanrısal varlıklar olarak göstermişlerdir.

Belli ki, Cüneyd müthiş bir mistik karizmayla, göçebe Türkmenlerin eski Şamanistik doğaüstü mistik güçler inancına seslenerek ve kendisinde böyle doğaüstü niteliklerin bulunduğuna onları inandırarak, ölümüne bağlanmış bir göçer kitlesini kendine bağlamıştır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



70. "Ömer Faruk Harman:
...Bizim inancımıza göre Hz. İsa
çarmıha gerilmedi. Kuran-ı Kerim’in açık ve net ayeti var. Yahudilerin “Onu öldürdük” iddialarına karşılık, Kuran-ı
Kerim “Halbuki onu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler; (başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler”
diyor."


- Tarihin Gölgesinde



71. "Ömer Faruk Harman:
...Yahudi kelimesi önceden bir şahsın, yani Hz. Yakup’un on iki oğlundan dördüncüsünün adıydı. Bu çocuğun
adı Yahuda’dır. Sonra bu şahsın lideri olduğu kabilenin, on iki İsrail kabilesinden birisinin adı oldu. Daha sonra ise bu kabilenin yaşadığı bölgenin coğrafi adı için kullanır oldu, çünkü kimi coğrafi bölgeler o bölgede yaşayanlara, kimi yaşayanlar da yaşadıkları bölgeye adını verir."


- Tarihin Gölgesinde



72. "Ömer Faruk Harman:
...Bizim inancımıza göre Hz. İsa
çarmıha gerilmedi. Kuran-ı Kerim’in açık ve net ayeti var. Yahudilerin “Onu öldürdük” iddialarına karşılık, Kuran-ı
Kerim “Halbuki onu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler; (başkası ona benzer kılındığı için) şüphe içine düşürüldüler”
diyor."


- Tarihin Gölgesinde



73. "Prof. Sümer, II. Bayezid’in oğullarından birinin “Korkud” adını, Cem’in oğlunun ise “Oğuz Han” adını taşımasını, Türkmen-Oğuz kültür geleneğinin devamı olarak gösterir ki, haklıdır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



74. "Devletlerin din kurallarıyla idare edildiği o çağlarda, İslam’ın Sünni akidesine ve esnek Hanefi fıkhına dayanan Osmanlı Devleti, Bektaşiliğe saygı göstermiş, pek çok Alevi ve Bektaşi şeyhine toprak tahsis ederek buralarda dergâh ve zaviyelerin oluşmasını sağlamıştır. Osmanlı’nın gittiği her yere İslam’ın Sünni yorumuyla birlikte Alevi ve Bektaşi yorumları da gitmiş, aynı bayrak altında yürümüşlerdir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



75. "Şeriatın kurallarından ve kelamın (teoloji) ince tartışmalarından ziyade Allah, Muhammed, Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, iyilik, dayanışma, hoşgörü, diğerkâmlık gibi değerlere dayalı bir sevap duygusuyla birlikte, cihat ve gaza heyecanına dayalı tarikatlara çok genel bir terimle “sufi tarikatlar” denilmektedir. Alevi ya da Sünni denilsin, bu tarikatlarda aslolan tasavvuftur, sufiliktir, mistisizmdir. Bu “derviş gaziler” ve “bacı”lar sufi İslam’ın insanlarıdır, sufi Müslümanlardır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



76. "Ömer Faruk Harman:
...Hıristiyan Roma’nın Yahudilere karşı olmasının sebebi, İsa Mesih’i çarmıha
gerdirenlerin Yahudiler olduğu düşüncesiydi."


- Tarihin Gölgesinde



77. "Şairliği nasıl?
Feridun Emecen: Şairliği muhteşemdir ve Osmanlı padişahları arasında en çok şiiri olan da Kanuni’dir. Divanında iki bin küsur şiir bulunur."


- Tarihin Gölgesinde



78. "“Kanuni” hakkında ne söylersiniz?

İlber Ortaylı: Bence “muhteşem” tabiri “Kanuni” sözünden daha uygun bir tanımlama… Avrupalılar burada haklılar. Biz Sultan Süleyman’a 17. yüzyılda Kanuni demeye başladık."


- Tarihin Gölgesinde



79. "Fuat Köprülü’nün yıllar önce söylediği gibi, “tarihin siyasi menfaatler uğruna yahut marazi ideolojileri müdafaa maksadıyla bir ‘yalancı şahit’ gibi kullanılması... acı ve faydasız”dır. Artık, romantik yahut pozitivist veya resmi-ideolojik kurgular yerine, “her şeyden evvel ilmi bir hakikatin hizmetkârı” olması gerektiğini unutmadan “tarihi hakikat”i araştırmak gerekmektedir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



80. "Ünlü tarihçi ve oryantalist profesör Bernard Lewis iki tür toplumdan bahsediyordu: Biri bütün sorunları nasıl çözeriz diye düşünen toplumlar...
Diğeri bu sorunları dış güçlere bağlayan toplumlar. İran ve Araplarda dış güçlerin komplosu olarak görme eğilimi güçlüdür."


- Hayat Yolunda



81. "İslam Dünyadında bir buçuk devlet vardır;biri Türkiye,yarısı İrandır.Türkler devlet ve hukuk anlayışında İslam Dünyasının öncüsüdür;İkinci sırada İran zikredilebilir,Araplarda böyle bir gelenek yoktur."


- Osmanlı Mirası



82. "Ahmet Cevdet Paşa gerçekten de 19. yüzyılın en büyük hukukçusu...
20. yüzyılda onun kadar kuvvetli bir hukukçumuz var mı?

İlber Ortaylı: Kimileri darılacak ama yok. Şu anki hukuk anlayışımız Romanize olmuş, ama sadece laik olmakla iş
bitmiyor. Bir de kendinize ait bir ilminiz olması gerek. Maalesef henüz bunu yapabilmiş değiliz."


- Tarihin Gölgesinde



83. "Feridun Emecen: Son yapılan tespitlere göre, Kanuni’nin doğum tarihi 6 Kasım 1494’tür. Trabzon’da doğduğu için
“Trabzonlu padişah” diye anılır."


- Tarihin Gölgesinde



84. "Cumhuriyet çok önemli bir olay,fakat tarihte zaman bıçakla kesilmez,hayat süreklilik arz eder.Bu gayet basit bir gerçektir.Hayat devam ederken,neyi nasıl kesiyorsunuz?"


- Osmanlı Mirası



85. "Ömer Faruk Harman: Almanya’da İsa tarihsel mi, yoksa mitolojik bir şahsiyet midir şeklinde tartışmalar var.
İlber Ortaylı: Onlara laik bir kişi olan Ernest Renan cevap vermiştir. Bu kavgayı Müslümanlar yapmış değildir,
Müslümanlar Hz. İsa’ya itikat ederler ve bu kavgaya katılmazlar, bu konuda kavga eden Hıristiyan dünyasıdır."


- Tarihin Gölgesinde



86. "Bütün Osmanlı padişahları gibi onun da bir zanaatı var: kuyumculuk."


- Tarihin Gölgesinde



87. ""Tarihçilik müzik, resim, şiir gibi doğal yetenek ister... Tarihçi doğmayan tarihçi olmaya çalışabilir, belki uluslararası iyi bir araştırıcı da olabilir. Gerçek tarihçi olmak için öncelikle mütefekkir (düşünür) olmak gerekir.""


- Osmanlı Mirası



88. "Lord Fisher, "Savaşta hız, her şeydir" diyordu."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



89. "İlber Ortaylı: Polonya kralı, Kumandan John Sobieski’nin kraliçesine yazdığı öyle mektuplar var ki okul kitaplarına
konulmuştur. Kanuni ve Hürrem’in mektuplaşmaları çok daha üstündür, ama hangi kitapta yer alıyor bu mektuplar!"


- Tarihin Gölgesinde



90. "“Ben cumhuriyetiçiyim. Bütün toplumlar için en yüksek idare sekli mefkûresinin cumhuriyetten baska bir sey olamayacağına kaniyim. Medeni haklar ve insan haysiyetine vâkif bir toplum eski çağlar yadigân olan idare sekline tahammül edemez. Fakat cumhuriyetçi olmakla beraber bu kelimeye bir put gibi tapmam.
Bir cumhuriyetin kiymeti idare edecek ellerdedir...”"


- Neden 29 Ekim?



91. "Çarpışmaların kışkırttığı bu husumet ortamında Aleviler hakkında aşağılayıcı ve haksız ifadelerle önyargılar oluşturulduğu gibi, Aleviler tarafından da yine haksız olarak Sünniler “yezid”, “münkir”, “münafık” gibi sözlerle aşağılanmıştır. Pir Sultan Abdal’ın şiirlerinde

gibi ifadeler vardır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



92. "İlber Ortaylı: Kanuni’nin çok güzel şiirleri var. Mesela bir şiirinde Hürrem’e hitaben “Sen benim İstanbul’umsun” diyor.

Feridun Emecen: Örneğin burada şu şiiri aktarabiliriz:

Celîs-i halvetim, varım, habîbim, mâh-ı tâbânım
Enîsim, mahremim, varım, güzeller şâhı sultânı
Hayâtım, hâsılım, ömrüm, şarâb-ı Kevser’im, Adn’im
Bahârım, behcetim, rûzum, nigârım verd-i handânım
İstanbul’um, Karaman’ım, diyâr-ı milket-i Rûm’um
Bedahşân’ım ve Kıpçak’ım ve Bağdâd’ım, Horasân’ım"


- Tarihin Gölgesinde



93. "Lord Fisher, "Savaşta hız, her şeydir" diyordu."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



94. "Feridun Bey’in arz ettiği şiirde İstanbul ismi geçti. O zaman “İstanbul” adı kullanılıyor muydu?
İlber Ortaylı: Her daim kullanılıyor tabii ki. Konstantiniyye ise şehrin resmî adı ki bizim bununla ilgili bir sıkıntımız yok.
Konstantin büyük bir komutan, bir imparator ve vahdete inanmış bir hükümdardır. Vahittir. Türkler onu sever ve bu şehre de çok hürmet ederler."


- Tarihin Gölgesinde



95. "Bugün özellikle “Alevi ıstırabı”nı anlamalıyız.

Şii İslam’dan alınan “Kerbela” ve “matem” kültleriyle birlikte, Anadolu’da yaşanan bu vahim olaylar Alevilerde “Yezid zulmü” olarak algılanmış, derin bir ıstırap ve tepki kültürü oluşmuştur.

İran savaşları sırasındaki şiddetin artık kalktığı XVIII. yüzyılda bile Erzurumlu Alevi şair İsmail Noksani’nin bir şiirinden aldığım şu beyit, “Alevi ıstırabı” dediğim derin duyguyu yansıtır:

"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



96. "Osmanlı’da ulema devleti yönlendirmekte etkili değildir. Osmanlı bir kabile devleti değildir. ( Özetle Osmanlı’yı , Osmanlı yapan Türk devlet geleneğidir, muhteşem bürokratik sistemidir. Şeriat ya da ulema değil. )"


- Osmanlı Mirası



97. "Fatih’in bir Rönesans hükümdarı olduğunu söylüyorsunuz.

İlber Ortaylı: Hem de Rönesans’ın en entelektüel, en yetenekli, en renkli hükümdarıdır. Onun gibi hem Doğu hem Batı dillerini bilen bir hükümdar da yoktur. 21 yaşında İstanbul’u Rönesans tekniğinde savaşan bir ordu ile aldı."


- Tarihin Gölgesinde



98. "Gerçekten İdeolojik önyargılar daima bilimi, bilimsel düşünmeyi engeller.
Halbuki bilimsel bilginin birinci şartı, objektifliktir."


- Bilim ve Yanılgı



99. "Geometri öğrenmek Müslümanlar için farzdır.
- Fahreddin Razi, 12. Yüzyıl

Geometri ne dünya saadetine ne ebedi kurtuluşa faidesi yoktur.
- İmam Rabbani 17. Yüzyıl"


- Bilim ve Yanılgı



100. "İşte reformcuların çıkmazı,böyle çürük bir ekonomik ve sosyal yapı üzerinde reform yapmak zorunda kalmalarıydı.Başarısızlıkları beceri ve iyi niyet eksikliğinden değil imkansızlıklardan kaynaklanmıştı."


- Osmanlı Mirası



101. "“Şiilere göre, Hz. Peygamber’in halefinin belirlenmesi, bizzat Peygamber’in kendisinin bir kimseyi –yani Ali’yi– imam tayin etmesiyle olur. Her imam, kendisinden önceki imam hayattayken onun tarafından halef olarak tayin edilmek suretiyle belirlenir. İmamın otoritesi, önceki imam tarafından ruhani makama tayin edilmiş olmasından kaynaklanır ve geçici-dünyevi konumundan bağımsızdır. Yani imamın Müslümanların çoğunluğu tarafından tanınıp tanınmaması fark etmez...”"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



102. "Bektaşilik, hoşgörülü ve yumuşak hayat anlayışıyla gayrimüslimleri en çok etkileyen İslam tarikatlarından biri, belki birincisi olmuştur. Sadece Balkanlar’da değil, Anadolu’da da Türk kültürünün Hıristiyan toplulukları etkilemesinde Bektaşilik de büyük bir rol oynamıştır.

Türk kültüründen büyük çapta etkilenmiş olan Ermeni halk ozanlarına “aşug” (“âşık”) denilmiştir. Çünkü onlar da aynen bizim âşıklar gibi bağlama çalıp, aynı tarz şiirler söylüyorlardı. Bunlar arasında Bektaşi kültürünü ve itikadını benimsemiş “aşug”ların önemli bir yer tutması Bektaşi kültürünün etki gücünü gösteren kanıtlardır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



103. "Ömer Faruk Harman: Üniversitemizde İbranice ders veren haham bir dostuma "Bir insan ne yaparsa Yahudilikten çkar?" diye sordum. "Hiçbir zaman. Tanrı'yı inkar
etse bile çıkmaz" yanıtını verdi."


- Tarihin Gölgesinde



104. "Hıristiyanlığın ve İslamiyet’in evrensel, yani bütün kavimlere hitap eden dinler olduğu, hâlbuki Yahudiliğin doğrudan İsrail kavmine hitap ettiği ve millî bir din olduğu doğru mudur?

Ömer Faruk Harman:
Tevrat’ta Tanrı ile İsrailoğulları arasında, Hz. Musa aracılığı ile bir ahit kurulmuştur. Bu ahide göre, eğer İsrailoğulları kendilerine peygamber olarak gönderilen Musa’ya verilen
şeriatı, yani Tevrat’ı bihakkın uygularlarsa, Tanrı “Siz benim
has kavmim olacaksınız; ben de sizin Allah’ınız olacağım” der. Buradan hareketle Yahudilikte Tanrı’nın bir bakıma millî bir karakter arz ettiği söylenebilir."


- Tarihin Gölgesinde



105. "II. Abdülhamid’e karşı neden özel bir tepki var?
İlber Ortaylı: II. Abdülhamid’in çok merkeziyetçi ve otoriter bir hükümdar olduğu çok açık. Enteresan bir şekilde,
Türkiye’nin ve dünyanın yeni şartlarını da görebilen biridir o.II. Abdülhamid dönemi, okulların açıldığı, genel eğitimin yayıldığı, mühendislik, tıbbiye gibi bilimlerin çok geliştirildiği, modernleşmeye yönelik altyapıya, ulaştırmaya önem verilen, Dışişleri Bakanlığı’nın çok daha iyi
teşkilatlandığı bir dönemdir.
Abdülhamid’in kendine göre bir hükümet anlayışı var. Bu kadar okul açılmış, o okullardan çıkan insanlar o rejimi değiştirmiş. Model olarak çizilen “yiyici, cahil, Şark despotu” modeliyle kimse tarih yapamaz. Böyle bir tasvir iptidaidir. Ama “zamanının evliyası” gibi sunulması da tasvip edilemez."


- Tarihin Gölgesinde



106. ""Şöyle bir anımı anlatayım:O zamanki Cumhurbaşkanı Herzog'un da katıldığı, İsrail'deki 500. Yıl şenliklerine gitmiştik. Hızlı çekim bir film gösteriminde, M. Kemal Atatürk'ün görüntüsü çıktığı an bütün salon ayağa kalkıp alkışlamaya başladı.""


- Osmanlı Mirası



107. "Feridun Emecen: Mustafa ve Selim ile Bayezid arasında bir hadise var. Mustafa’nın boğdurulması kamuoyunda çok büyük bir infiale yol açıyor. Kanuni’yi çok sert bir şekilde eleştiren şiirler var. Taşlıcalı Yahya’nın birkaç beyitini arz edeyim:

Sen ‘Muhibbi’ olasın sen de muhabbet bu mudur?
Mustafa gibi ciğer-kuşane şefkat bu mudur?
Al ile koydun ana hani hakikat bu mudur?
Kavl-i düşmen sana kar etti meveddet bu mudur?
Yok yere kan edesin yani hilafet bu mudur?
Mustafa noldu neyledin a Padişahım?"


- Tarihin Gölgesinde



108. "Osmanlı’da devlet, dini de içine alan, kuşatan büyük bir dairedir...
Osmanlı’da herşey devlet içindir, din de devlet içindir.
İran’da ise böyle gelişmiş bir bürokrasi kurumu olmadığı için, böyle bir devlet, yani üstün siyasi otorite bilinci ve kültürü de oluşmamıştır.
Safevilerde ve sonrasında İran’da bürokrasi daima şahın ve nüfuz sahiplerinin şahsi memurlarından ibaret kalacaktır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



109. "Bizde bürokrasi, İran’da ulema bu tarihe yön vermiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



110. "Söylemek istediğim şudur ki, İslam'da bilimlerin yükseliş ve çöküşünden ders alarak zihinlerimizi bilime, ilgiye ve dünyaya açmalıyız.
Asya'nın yükseliş çağı olan 21. yüzyılda çocuklarımızın yükselmiş bir Türkiye'de başarılı insanlar olarak yaşamasının yolu, ahlaki ve ananevi meziyetlerle birlikte zihinlerinin bilgiye, bilime, ticaret ve sanayiye, kültür ve sanata, bütün dünyaya açık olmasıdır."


- Bilim ve Yanılgı



111. "Şu ya da bu sosyolojik sebeplerle, kafalar bilime kapalıysa, laik de olsa bilime kapalı oluyor. Bağnazlığı dine indirgemek çok yanlıştır. Modern totaliter ideolojiler de hem toplumu hem kafaları "dışarı"ya kapatarak müthiş bir modern yobazlığa sebep oluyorlar..."


- Bilim ve Yanılgı



112. "Bizim devrimcilerimiz,Cumhuriyetimizin kurucuları aslında,İmparatorluğun çocuklarıdır ve yaptıkları devrimler zaten o imparatorlukta tartışılan konuları içerir.Hatta bu devrimlerden bazıları imparatorluk döneminde de gündeme gelmiş,fakat nasıl yapılacağı bilinmemiştir."


- Osmanlı Mirası



113. "Osmanlı İmparatorluğu’nun 16. yüzyılda cihan imparatorluğu olmadığı, Osmanlı’nın Akdeniz’in ancak yarısına hâkim olduğu yönünde itirazlar var.

İlber Ortaylı: Cihan imparatorluğu demek, tüm cihana hâkim olan imparatorluk demek değildir. Büyük devletlere “cihan imparatorluğu” yani “orbit universum” denir. Öyle
olmamalarına rağmen, Avusturya’ya da “orbitum” denir. Bu, büyük devletler için kullanılan bir tabirdir. Buna safsata deyip geçemeyiz. Methiyenin dibini bulamadığımız için, ondan sonraki reaksiyon da sert oluyor. Fakat dengeyi bulmak lazım."


- Tarihin Gölgesinde



114. "Birinci Dünya Savaşı, tarihin en büyük felaketlerinden biridir. Fakat bizim tarihimizin en büyük felaketidir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



115. "Robespierre 14 Eylül de “Şüpheliler Kanunu” nu çıkardı:
“Hiçbir delil olmasa bile hakkında baştakilerin şüphelendiği kişiler “Hain” sayılarak giyotine gönderilecektir.”"


- Hayat Yolunda



116. "Az gelişmiş toplumlar daha duygusal oluyorlar"


- Hayat Yolunda



117. "“Cumhuriyete giden yolda da "zamaninda hiçbir seyi kaçırmamak ve zamansiz hiçbir seye uzaktan yakindan tevessül etmemek" prensibini dikkatle uyguladi. Cumhuriyet fikrini Eylül 1923'e kadar "milli sir" halinde sakladi.”"


- Neden 29 Ekim?



118. "Osmanlı çok eski ve köklü bir imparatorluktur.Bizim devlet ananemiz çok eskidir.devletin varlığı ve onuru,devletin yaşayabilmesi her şeyden önemlidir.Hanedanın son temsilcileri Osmanoğulları ve onların çocukları da bu geleneğe sahip çıkmışlardır.Bırakın aleyhte konuşmayı,aleyhte faaliyete katılmaları mümkün değildir."


- Osmanlı Mirası



119. "Bilimsel bilgi insanoğlunun çok yüksek bir zihni faaliyetinin eseri olduğu için, bu düzeye ulaşmamış zihinlerin ideolojiye müptela olması, "her şeyi izah eden" "sahte bilim"lere kapılması, yarı aydınlar için çok cazip geliyor. Zaten insanoğlunun astrolojiyi icat etmesi, astronomiyi keşfetmesinden öncedir!"


- Bilim ve Yanılgı



120. "Barkan’ın anlattığı gibi, çoğu Bektaşi olan bu şeyh ve dervişler, Balkan fetihlerinde askeri harekâttan önce veya sonra buralara yerleşerek zaviye ve tekkeler açmışlar, buraları kültürel ve sosyal merkezler haline getirmişlerdir: Bu merkezlerle Türk dil ve dinini yaymaya başlayacak bu misyonerlere ve gönüllü muhacirlere malik olmak, yeni kurulmakta olan Türk (Osmanlı) devletinin en büyük kuvvetini temsil etmiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



121. "Tarihin bilinmesi, geleceği düşünmek için zaruridir... İnsan geçmişini ne kadar iyi tanırsa, onun o ölçüde daha az kölesi olur..."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



122. "- Osmanlı Devleti’nin anayasasında bir İslam Devleti olduğu yazılı ve Padişah aynı zamanda halife. Şu halde, neden Sultan Abdülmecid , Abdülaziz ya da Abdülhamid bazı kanunları Batıdan aldılar.
- O dönemde kanun başka nereden alınabilir?"


- Osmanlı Mirası



123. "Müslüman bilginler 14. yüzyıla kadar astronomi, matematik, tıp ve optiğin her dalında Batılılardan öndeydiler."


- Bilim ve Yanılgı



124. "... ve inkılâpları dahiler yapar."


- Osmanlı Mirası



125. "Damat Ferit Paşa için Wilson, 'ömrümde bundan daha büyük aptallık görmedim' dedi.... Tarihçi Mac Millan, Damat Ferit'in hayattaki tek başarısının padişahın dul kızkardeşi ile evlenmek olduğunu yazar, konuşması için adeta şakaydı nitelemesini yazar."


- 1919-1920 Mondros, Sevr ve Kuva-yı Milliye



126. "Siyonizm modern Yahudi Milliyetçiliğidir.Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl…Abdülhamit’ten toprak değil,kültürel otonomi istemiş ve bunun karşılığında iktisadi destek vaad etmiştir.Elbette Abdülhamit Han bu isteği reddetmiştir;fakat o devirden sonra Doğuda Avrupa Yahudileri Filistin’e yerleşmeye ve koloniler kurmaya başlar."


- Osmanlı Mirası



127. "Osmanlı’da, Feroz Ahmad’ın belirttiği gibi:
Tutucu güçlere karşı, (reformist) sultanların toplum içinde bel bağlayabilecekleri bir burjuvazi veya toprak sahibi aristokrasi mevcut değildi."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



128. "Modernleşme tarihimize dönecek olursak, Sultan Abdülhamit’in
tarihimizdeki önemi nedir?

İlber Ortaylı: Çok önemli, otokratik modernleşmeci bir padişahtır. Sultan Abdülhamit bir Tanzimat padişahıdır ve
öncelikle bürokrasiyi modernleştirmiştir. Hakikaten de
şubeler artmış, personel kayıtları tutulmaya başlanmış, sicil-i ahval komisyonları kurulmuştur. Yine, okullaşma oranı artmıştır. Bütün büyük liselerin kuruluşu onun zamanına denk
gelmektedir. Tanzimat döneminde saat kuleleri yapılmaya başlanmıştır. Alman antlaşmalarıyla yapılan demiryolu çok
önemlidir. Yunan Muharebesi’nde o sayede orduyu Anadolu buğdayıyla besledik. Yoksa o bile Dobruca’dan, Odesa’dan gelecekti. Hat boyuna Rumeli muhacirleri yerleştirildi ki
bunun getirdiği iktisadi atılım o dönem için çok önemlidir."


- Tarihin Gölgesinde



129. "Mack P. Holt Fransa’da Din Savaşları, 1562-1629 adlı eserinde dehşet verici rakamlar aktarmaktadır. Buna göre, Katolik-Protestan ihtilafından çıkan iç savaşlarda:
“Katoliklerden ve Protestanlardan 765 200 kadın ve erkek hayatını kaybetti... 12 300 kadın ve kızın ırzına tecavüz edildi, 9 şehir ve 252 köy yakıldı ya da haritadan silindi, 4 256 ev yakıldı, 180 000 ev tahrip edildi.”
Ve tabii, zaten sık sık kıtlıklarla karşılaşan eski tip tarım ekonomisi de mezhep savaşlarından çok büyük zarar gördü.
Bu vahşetler dizisinde en büyük facia 1572’deki “Saint-Barthélemy Katliamı”yla yaşandı, Paris’te ve civarında Katolik Fransa Devleti’nin emriyle ve Katolik ahalinin de katılımıyla, 10 000 Protestan (“Huguenot”lar) boğazlandı!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



130. "Harem kadınları Osmanlı kültürünü, dil ve musikisini öğrenirdi. Evlenip dışarıya çıkanlar halkın arasında saraylı hanım olarak bu kültürü etrafa yayardı."


- Tarihin Gölgesinde



131. "Hürriyet olmazsa terakkiyat(ilerleme) olmaz."


- Hayat Yolunda



132. "Müslüman bilginlerin sadece eski mirası değerlendirdiğini söylemek yanlış olur...
Heyecanlı ve üretken öğrenciler olmak konumundan yola çıkan Müslümanlar, ikinci aşamada, artık usta oldular, araştırmaların ve deneylerin sevdalı icracıları oldular, sadece eski kitapları bulup çıkarmakla yetinmediler, kendileri de buluşlar yaptılar. İslâm kısa sürede, astronomi, matematik (geometri dahil!), tıp gibi bilim dallarında orijinal bilginler yetiştirdi. Bunlar, tarihte bilinen en büyük bilginlere eşittirler...
Nihayet, Müslüman bilim adamları tabiatı gözlemleme konusunda ki kudretleriyle, ustalarını geçtiler... Ölçüm ve hesaplamaları aritmetikte denetleme konusunda hayli ileriydiler..."


- Bilim ve Yanılgı



133. "Robespierre'den Lenin'e, Hitler'den Mao'ya, Humeyni'ye hiçbir devrimci ve totaliter ideoloji yoktur ki, "inanmış" militanı bilim adamından, ideolojiyi de bilimden önemli ve gerekli saymasın!"


- Bilim ve Yanılgı



134. "Dinin, sanatın, şiirin, estetiğin dili olmadan hayatımız ne kadar yavan olurdu!"


- Bilim ve Yanılgı



135. "Fuat köprulü'nün yıllar önce söylediği gibi " tarihin siyasi menfaatler uğruna yahut marazi ideolojileri müdafaa maksadıyla bir yalancı şahit gibi kullanılması ... acı ve faydasız" dır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



136. "“ Türkiye devletinin dini,din-i İslam’dır,resmi lisanı Türkçe’dir.”"


- Neden 29 Ekim?



137. "Simdi vazifemiz, halki, vatan ve esir padisahi kurtarmaya inandırmaktan ibarettir... Zamaninda hiçbir seyi kaçırmamak ve zamansiz hiçbir seye uzaktan yakindan tevessül etmemek
baslıca dikkatimizi teskil etmelidir... (Zamanki gelince) Fes kalkacak, medeni millet gibi sapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecektir.”"


- Neden 29 Ekim?



138. "Müslüman bilginler 14. yüzyıla kadar astronomi, matematik, tıp ve optiğin her dalında Batılılardan öndeydiler."


- Bilim ve Yanılgı



139. "Devletle vahim sorunlar yaşanmıştır. Ama kültürel zenginlik ve halk arasındaki barışçı ilişkiler daima sürmüştür. Bütün bu sebeplerle tarihimizin de, tıpkı toplumumuz gibi, hem çoğulcu özelliği vardır, hem bütünlüğü vardır. Kesin olan şudur ki, Alevi ve Bektaşi kültürünü, kökendeki Selçuklulardan koparmak imkânsız olduğu gibi, Osmanlı tarihinden de koparmak imkânsızdır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



140. ""Düşünmek" ise zordur, "doğrular"a doğru gerçekten zor bir yolculuktur. Yolda bizi en çok şaşırtıp yanıltacak kılavuzlarımız, bizzat kendi psikolojimizin putlarıdır; önyargılarımızdır, kendi kaygılarımız ve özlemlerimizdir."


- Bilim ve Yanılgı



141. "Japon modeli, farklıdır.
Issawi’ye göre, Japon kalkınmasındaki temel dinamikler “kentleşme, kitap basımı, Batı bilimine duyulan derin ilgi, Batı üretim tekniklerinin hızla benimsenmesi”dir. Bunun bizim modernleşme anlayışımızdan son derece farklı olduğu açıktır.
Japonya’da XVIII. yüzyılda 10 000 (çeşit) kitap basılmıştır ki, bu Türkiye’nin bugünkü kitap basım sayısıdır! Japon kitapları arasında bilim ve teknoloji önemli bir oran tutmaktadır. 1850’de okuryazar oranı yüzde 50’ye çıkmıştı! Japon moderleşme anlayışının tipik bir örneği de, pirinç tarlalarında üretimi artırmak için, XVIII. yüzyılın sonunda Japonya’da fenni ziraatçılık hakkında 3 000 kitap basılmış olmasıdır!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



142. "Fuat köprulü'nün yıllar önce söylediği gibi " tarihin siyasi menfaatler uğruna yahut marazi ideolojileri müdafaa maksadıyla bir yalancı şahit gibi kullanılması ... acı ve faydasız" dır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



143. "Mustafa Kemal Paşa kürsüye geliyor; Milli Mücadele tarihinin en önemli konuşmalarından birini yapıyor.
Nutuk'taki ifadesiyle "Türk ve İslam tarihinden bahsederek hilafet ve saltanatın ayrılabileceğini, hâkimiyet ve milli saltanat makamının meclise ait olabileceğini, tarihi olgulara dayanarak" anlatıyor.

Ali Fuat Paşa, konuşmanın "çok iyi hazırlanmış, kıymetli ilim ve din adamlarının rötuşundan da geçmiş" olduğunu belirtir."


- Atatürk'ün İhtilal Hukuku



144. "Balkanlar gidince, bizim ciğerlerimiz söküldü."


- Kayıp Tarihimiz



145. "Muhalifler ilan edilen Cumhuriyet'in baskıcı, yasakçı olmasindan korkuyorlardi. Takrir-i Sükûn döneminde korktuklari baslarina gelecekti. Ali Fuat Pasa, Birinci Meclis'te Baskumandanlik tartışmalarini anlatirken, Mustafa Kemal Pasa'nin "diktatörlügünü
ve cumhurreisligini ilan edeceginden birçok kimseler süpheleniyordu" diye yazar.”"


- Neden 29 Ekim?



146. "Yunan'dan İslâm'a geçen ve gelişen bilimsel düşünce yine tercümelerle Avrupa'ya geçecek, İslâm dünyasında unutulan İbn Heysem, İbni Rüşd, İbn Sina gibi bilginlerin Latinceye çevrilen eserleri Avrupa'da 17. yüzyıldaki "bilim devrimi"ni tetikleyecekti!"


- Bilim ve Yanılgı



147. "O zaman yargıya hatta askeri hakimlere bugünkünden çok daha fazla güven vardı"


- Hayat Yolunda



148. "Düşük eğitimli grupların entellektüel ufukları dar, milli hisleri ise dar kafalı oluyor."


- Azerbaycan Sovyetler ve Ötesi



149. "Birinci Dünya Savaşı'nda her milletten asker ve sivil 20 milyon insanın öldüğünü, teknolojinin daha fazla geliştiği İkinci Dünya Savaşı'nda ölü sayısının 50 milyona çıktığını burada belirtelim."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



150. "Birinci Dünya Savaşı, evet dünya için dört yıldır, 1914-1918... Fakat Türkler için tam on yıldır. Ekim 1912 Balkan Harbi, Eylül
1922 Izmir'in kurtuluşu, tam on yıl..."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



151. "Lord Kinross'a göre de Rauf Beyin istifasının tek sebebi Lozan'ın son dönemlerinde İsmet Paşa ile ihtilâftı değildi. Rauf Bey'in " gelecekten çekindiğini" yazan Kinross, Gazi'nin Başkumandanlık yetkilerini hatırlatarak şöyle yazar: " Bu yetkilerini partinin başına geçerek daha güçlendirmeyi tasarlıyor ve Rauf Bey'in düşüncesine göre yeni Türk devletinin demokratik gelişmesine daha baştan engel oluyordu. Kuşkularını her zamanki gibi açıklıkla Gazi'ye anlattı. Onu partiler ve kişiler üstünde, yön tutmayan,arabulucu bir devlet başkanı durumunda görmek istediğini söyledi."


- Neden 29 Ekim?



152. "Bilimsel zihniyetin gelişmediği toplumlarda politik ideolojilerin büyük ölçüde komplo teorilerine dayanması ve politik motivasyonun "düşman" kavramına dayanması bir tesadüf değildir."


- Bilim ve Yanılgı



153. "Gazi Paşa'nın, Cumhuriyet'in ilan edildiği gün Fransız gazeteci Maurice Pernot'ya verdiği uzun demeç...

Biz daima şarktan garba doğru yürüdük..."


- Ama Hangi Atatürk



154. "Osmanlı' nın petrol kullanımı da İtilaf devletlerinin binde biri kadardı! Bu tipik bir "azgelişmişlik" göstergesidir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



155. "Winston Churchill 1910 yılında Anadolu'nun Ege sahillerini boydan boya gezmis, Izmir'de karaya çıkmış, sonra yine deniz yoluyla Çanakkale Boğazı'ndan Istanbul'a gelmişti. Beş gün İstanbul'da kalmıştı.Churchill 1910'daki gözlemleriyle düşünüyor,Çanakkale'nin kolayca geçileceğini sanıyordu."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



156. "İngiltere'nin en önemli ekonomi, gıda ve asker kaynağı Avustralya, Yeni Zelanda ve Hindistan sömürgeleriydi."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



157. "Evet, "at kişnemesinden, kargı sesinden" dağlar inlemeliydi, top gürültüsünden değil..."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



158. "Damat Ferit Paşa hükümeti en keskin İngiliz taraftarı olan hükümettir."


- Osmanlı Mirası



159. "Bir yerin Türk devleti olduğu orduda Türkçe kullanılmasından anlaşılır."


- Osmanlı Mirası



160. "Bizim devrimcilerimiz, Cumhuriyetimizin kurucuları aslında imparatorluğun çocuklarıdır ve yaptıkları devrimler zaten o imparatorlukta tartışılan konuları içerir. Hatta bu devrimlerden bazıları imparatorluk döneminde de gündeme gelmiş, fakat nasıl yapılacağı bilinememiştir. Bunun en tipikinden örneği Harf Devrimidir."


- Osmanlı Mirası



161. "Osmanlı' nın petrol kullanımı da İtilaf devletlerinin binde biri kadardı! Bu tipik bir "azgelişmişlik" göstergesidir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



162. "Ülkenin siyasi hayatını denetim altına almak ve meclisi yönlendirmek için Gazi'nin düşündüğü ilk tedbir büyük bir güç olan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri'ni "tek parti" haline dönüştürmektir.
Daha 6 Aralık 1922'de, Lozan Konferansı sürerken Halk Fırkası'nı kuracağını açıklamıştı. 7 Şubat 1923'te Balıkesir'de Zağnos Paşa Camii'nde cemaatle namaz kıldıktan sonra minbere çıkıp hutbe okuyor, hutbede Halk Fırkası'nı anlatıyor ve bu yeni
partiye "bir kısım değil, bütün milletin dahil" olacağını belirtiyor. Yani "Tek Parti" olacak... Yine 1923 yılı şubat ayı içinde, Lozan Konferansı'na ara verildiği sırada, İktisat Kongresi için İzmir'de bulunan Gazi Paşa'ya, Meclis İkinci Reisi Ali Fuat Paşa Ankara'dan bir telgraf gönderiyor:"


- Atatürk'ün İhtilal Hukuku



163. "KaIbinizIe yaptığınız her şey size geri dönecektir."


- Kitaplar Arasında



164. "Almanya'nın yükselmesindeki en önemli adım, bir Alman devleti olan Prusya'da Demir Şansölye olarak ün kazanacak olan Otto von Bismarck'ın 1862 yılında başbakan olmasıdır. Demir Şansölye Bismarck, dağınık Alman prensliklerini Prusya devletine katmak için uygulayacağı siyaseti “demir ve kan" olarak tarif etti. Amacı Alman gümrük birliğine dahil olan ama tek devlet bayrağı altında birleşmemiş olan Alman prenslikleri tek bayrak altında birleştirmekti. 1864'te Danimarka topraklarındaki Alman prensliklerini Prusya'ya kattı. İki yıl sonra Avusturya'ya savaş açarak topraklarını genişletti.
Sıra Fransa'dan toprak alınmasına gelmişti. 1870 yılında İspanya tahtına Napoléon soyundan biri değil de Bismarck'ın baskısıyla Prusya kraliyet ailesinden Leopold getirildi. Bu İspanya'nın Prusya-Alman nüfuzuna girmesi, böylece Fransa'nın güneyden kuşatılması demekti. Fransa'da büyük tepki doğdu. Prusya'yı hâlâ Napoléon zaferleri zamanında olduğu gibi güçsüz sanan Fransızlar "Ordu Berlin'e!" sloganlarıyla sokaklara döküldüler.

Bismarck'ın beklediği fırsat ayağına gelmişti, Fransızları daha fazla tahrik etti. Onun beklediği gibi savaş Fransızların hücumuyla başladı, üç ay devam etti. Hızla sanayileşerek Fransa'dan güçlü hale gelmiş olan Almanya'nın orduları 1870 Eylül'ünde Fransa ile yaptıkları ünlü Sedan Savaşı'nı kazandılar."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



165. "O Türkiye’de demokrasi olacağı açıktır ; doğrusu , ben başka şeylerden çekiniyorum.Kimlik bunalımlarına düşmememiz , bu sorunları halletmemiz gerekir; çünkü en önemlisi odur."


- Osmanlı Mirası



166. ""Tarihi besleyecek birtakım kavramların oturmamış olması önemli bir eksikliğimizdir. Bu kavramların oturması için hukuk bilgisi, ciddi bir din bilgisi, ciddi bir dil ve edebiyat bilgisine ihtiyaç vardır.""


- Osmanlı Mirası



167. "Yunan'dan İslâm'a geçen ve gelişen bilimsel düşünce yine tercümelerle Avrupa'ya geçecek, İslâm dünyasında unutulan İbn Heysem, İbni Rüşd, İbn Sina gibi bilginlerin Latinceye çevrilen eserleri Avrupa'da 17. yüzyıldaki "bilim devrimi"ni tetikleyecekti!"


- Bilim ve Yanılgı



168. "İslam tarihinin hiçbir döneminde ne Engizisyon ne de Nazizim vardır.O yönde bir gayret içine girenler olsa da,Ermeni Olaylarını Nazizme benzetmek hiçbir şekilde mümkün değildir."


- Osmanlı Mirası



169. "İlber Ortaylı:
Arif Nihat Asya'nın şiiri olmasa çocuklarımız belki Fatih'in İstanbul'u 21 yaşında aldığını bile bilmeyecek."


- Osmanlı Mirası



170. "KaIbinizIe yaptığınız her şey size geri dönecektir."


- Kitaplar Arasında



171. "Lozan Antlaşması imzalandıktan sonra yeni devlette herkes milli kahraman Mustafa Kemal Paşa'nın " devlet başkanı" olmasında hemfikirdir, hicbir itiraz yoktur."


- Neden 29 Ekim?



172. "R. Çamuroğlu: Apandisit ameliyatı olurken hiç kimse kahvehaneye gitmez ama tarih öğrenmeye kahvehaneye gidilir Türkiye'de."


- Kayıp Tarihimiz 2



173. "Kurtuluş Savaşı'nın çok zor günlerinde Kürtler "umumi olarak Türk camiasında bulundular, memleket birliğini muhafaza etmek, milli hükümeti kuvvetli bulundurmak için arzu ile yardımcı oldular... Sonra Lozan Antlaşması yapılırken de Kürtler vatansever olarak Türklerle beraber bulunmuşlardır. Kürtler, Ermeniler gb Lozan'a gelip müracaat etmediler. Hatta biz Lozan'da milli davalarımızı" biz Kürtler ve Türkler" diye bir millet olarak müdafaa ve kabul ettirdik...

İsmet İnönü - Hatıralar"


- Ama Hangi Atatürk



174. "Evrensel kültürü tanımak da film seyretmekle başarılamaz; buna uygun bir eğitim gereklidir.21.yüzyıla gayet dinamik ve nispeten iyi eğitilmiş , genç bir nüfusla giriyoruz.En kıymetli unsur olan gençliği harcamamak , gençleri dikkatle yetiştirmek ve değerlendirmek zorundayız."


- Osmanlı Mirası



175. "Modern ulaştırma deyince 19. yüzyılda akla gelen, demiryollarıdır. Avrupa kıtasındaki demiryolu uzunluğu 1885 yılında 22.500 kilometredir. On beş yıl içinde 19 kat artarak 1900 yılında 290.000 kilometreye çıkmıştır!

...

Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 1914 yılında demiryollarının uzunluğu 5759 kilometreden ibaretti!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



176. "Cumhuriyet Türkiye için tek yoldu"


- Neden 29 Ekim?



177. "1915'teki Van İsyanı'ndan itibaren 1917 Bolşevik Devrimi'ne kadar Rusya'nın işgal ettiği iller: Trabzon, Rize, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Bitlis, Van, Hakkâri."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



178. "Günümüz Hıristiyanlığı, özellikle
Aziz Pavlus, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi ve yeniden
dirilmesi konusunu merkeze alır. Hz. İsa’nın çarmıha
gerilmediğine inananlara “Doketistler” denir."


- Tarihin Gölgesinde



179. "Hakimiyet adalet içindir, adalet hakimiyet içindir ve hakimiyetin keyfi kullanımı adaletsizliktir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



180. "Tarihçi Mujeeb Khan'ın belirttiği gibi, Mora yarımadasında küçük ve ilk Yunan devleti kurulduğunda buradaki 20.000 Müslüman'la birlikte 5.000 Yahudi de katliamla öldürülmüştü."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



181. "Berlin Kongresi'nden dönen eski Patrik, yeni başpiskopos Migırdıç Kırımyan, hemen İstanbul'da kalabalık bir ayin düzenledi.Ermeni tarihçi Louise Nalbandian şöyle anlatıyor:

Başpiskopos Kırımyan, Berlin'den döner dönmez İstanbul'daki Ermeni katedralinde büyük bir kalabalığın katıldığı bir ayin düzenledi.Kırımyan, ayindeki konuşmasında çarpıcı bir benzetme yaptı. Berlin Kongresi'nde Bulgarlar, Surplar, Karadağlılar ellerindeki demir kaşıkla özgürlük çorbasını kaşıklamışlardı. Ermenilerin ise elinde sadece kâğıttan kaşık vardı, özgürlük çorbasını içememişlerdi..."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



182. "Bu derviş gazilerden kerametine inanılan Geyikli Baba, Alevi-Bektaşi geleneğinde kuvvetle benimsenen bir Yesevi tarikatı şeyhidir. İslam uğruna “gaza” yapan Geyikli Baba, “arak” (“rak”) da içmektedir. Sultan Orhan’ın yakın dostu ve hürmet ettiği bir zattır.
Hatta, Bursa’nın fethine katılan Geyikli Baba bizzat müritleriyle Kızıl Kilise mevkiini fethetmiş ve bu zaferini kutlamak için Orhan Gazi ona “iki yük arak ve iki yük şarap” göndermiştir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



183. "Birinci Dünya Savaşı mağlupları arasında kendini, namusunu, vatanını kurtaran bir tek Türkiye oldu."


- Osmanlı Mirası



184. "Modern ulaştırma deyince 19. yüzyılda akla gelen, demiryollarıdır. Avrupa kıtasındaki demiryolu uzunluğu 1885 yılında 22.500 kilometredir. On beş yıl içinde 19 kat artarak 1900 yılında 290.000 kilometreye çıkmıştır!

...

Osmanlı İmparatorluğu'nda ise 1914 yılında demiryollarının uzunluğu 5759 kilometreden ibaretti!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



185. "Balkan hezimetinin yarattığı sarsıntı ve silkiniş, ardından Birinci Dünya Savaşı 'nda ateşleri içinde yoğruluş, Milli Mücadele ruhunu doğuracaktı."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



186. "Mecliste ve basında liberal bir meşrutiyet anlayışı güçlüdür, meclisin üstünlüğü düşüncesi zaferin kazanıldığı bu coşkulu dönemde de devam etmektedir."


- Atatürk'ün İhtilal Hukuku



187. "Mahrem konuşmalar tarihe mâl olamaz."


- Tarihin Gölgesinde



188. "Arşive girmeyi bilmeyen, araştırmayan, yeterli merakı olmayan, hatta aklıselimi olmayan tarihçiler var. Aklıselimin ötesinde de, bir tarih duygusu, bir seziş, bir yönelme olması gerekir. Bunlar eğitimle kazanılabilir, ama doğal bir kabiliyet de gerekir. Her iyi müzik hocası piyanist olabilir mi?"


- Osmanlı Mirası



189. "Bilimin belli bir ırka, topluma, dine mahsus olması elbette söz konusu değil."


- Bilim ve Yanılgı



190. "Musul vilayeti Türkiye devletinin milli sınırları dahilindedir; buraların anavatandan koparılıp şuna buna hediye etmek hakkı hiç kimseye ait olamaz. Milletler Cemiyeti ile bu meselenin münasebeti yoktur.

Mustafa Kemal, 30 Ocak 1923"


- Ama Hangi Atatürk



191. "Darbe üstüne darbe alan muhalefet, Gazi'nin gittikçe artan otoritesini sınırlamak için Hilafat'e daha bir yakınlaşıyor."


- Ama Hangi Atatürk



192. "Ben hep tekrarlıyorum :Lisede tarih kitabı okumazdım."


- Osmanlı Mirası



193. "Mühim olan mesele , şunu ya da bunu yapmaktan ziyade üsluptur ; devlet adamlığı bir üslup meselesidir."


- Osmanlı Mirası



194. "19. yüzyıla damgasını vuran padişah kuşkusuz Abdülhamit’ti. Modern eğitim alanında büyük bir atılım yapmış, Avrupa krallarıyla ilişkileri geliştirmiş otokrat ve modernleşmeci bir hükümdardı."


- Tarihin Gölgesinde



195. "Tarihçi Mujeeb E. Khan, Avrupa'daki modern etnik temizlik ve soykırımların Çarlık Rusyası tarafından bu savaşta Osmanlı Müslüman nüfusuna uygulandığını, Avrupalı devletlerin buna göz yumduğunu belirtir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



196. "Kanuni Sultan Süleyman kimdir?

İlber Ortaylı: Muhteşem Süleyman büyük bir mareşal, usta bir kuyumcu, beğenilen bir şairdi. Yaptıklarını ve yaşadıklarını, bir hükümdar olmanın ne demek olduğunu anlayarak değerlendirmek gerekir. Kanuni üzerinden âleme ders vermek manasızdır."


- Tarihin Gölgesinde



197. "Hürriyet olmazsa kişilik ortaya çıkmaz, insan da alet mertebesinde kalır. Mesela kölenin hareketleri efendisinin emirlerine ait ve tâbidir."


- Onlar da Kahramandı



198. "Birinci Dünya Savașı'nı sadece kaybedenler değil, aslnda sözde kazananlar da kaybettiler. Dünya değişti ve bu değişen dünya birtakım acıların içinden geçmek zorunda kaldı."


- Tarihin Gölgesinde



199. "Osmanlı'da herşey devlet içindir, din de devlet içindir."


- Türkiye'nin Hukuk Serüveni



200. "İran ve Suriye’de hukukun gelenek ve adetleri takip etmesini bekliyorlar. Türkiye’de hukuk normları âdetin önünde olması anlayışı söz konusu. Farkın sebebi bu."


- Osmanlı Mirası



201. "Cumhuriyet’i kuran hareket gerçek anlamda bir direniş göstermiş ve konumunu hak etmiştir. Nitekim, mağlup olan devletlerden hiçbirisi böyle bir direniş göstermedi. O ülkeler galiplerin dayattığı anlaşmaları kabul edip, yeni şartlara adapte olmaya çalışırken, tek direnen Türkiye’dir."


- Osmanlı Mirası



202. "Charles Issawi “ Türkler devlet ve hukuk anlayışında İslam Dünyası’nın öncüsüdür; ikinci sırada İran zikredilebilir, Araplarda ise böyle bir gelenek yoktur. “"


- Osmanlı Mirası



203. "Fatih Sultan Mehmed’in zamanının ahalisi tarafından sevilmediği çok açıktır."


- Osmanlı Mirası



204. "Fatih Sultan Mehmed’in hem Rönesans’a ilgisi var, hem de heykele. Ayrıca kütüphanesinde farklı dünya dillerinden eserler vardır. ( Fatih’in heykel koleksiyonu oldukça büyük)"


- Osmanlı Mirası



205. "Avrupa’da politikacı toplumun entelektüel tabakasını temsil etmeyebilir, sadece politikacıdır; ama Afrika’da öyle değil. Afrika’da entelektüeller politika yapıyor."


- Osmanlı Mirası



206. "Yaşadığımız anın kölesi olmamak ve daima yarınlara başarıyla yürümek için, bir bilince kesin ihtiyacımız vardır: Zamanın akıp gittiğinin bilincinde olmak!"


- Hayat Yolunda



207. "Mahrem konuşmalar tarihe mâl olamaz."


- Tarihin Gölgesinde



208. "19. yüzyıla damgasını vuran padişah kuşkusuz Abdülhamit’ti. Modern eğitim alanında büyük bir atılım yapmış, Avrupa krallarıyla ilişkileri geliştirmiş otokrat ve modernleşmeci bir hükümdardı."


- Tarihin Gölgesinde



209. "Tarihçi Mujeeb E. Khan, Avrupa'daki modern etnik temizlik ve soykırımların Çarlık Rusyası tarafından bu savaşta Osmanlı Müslüman nüfusuna uygulandığını, Avrupalı devletlerin buna göz yumduğunu belirtir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



210. "Hürriyet olmazsa kişilik ortaya çıkmaz, insan da alet mertebesinde kalır. Mesela kölenin hareketleri efendisinin emirlerine ait ve tâbidir."


- Onlar da Kahramandı



211. "İlber Ortaylı: Tabii ki var. Bütün Kudüs’te etkisi var; Haseki Mahallesi ve başka hastaneler de var ki bunları Valide Sultan olmadan, yani ona göre bir tahsisatı yokken yapmıştır. Valide Sultan’ın tahsisatı daha fazladır, çünkü o tüm haremin başı ve yöneticisidir."


- Tarihin Gölgesinde



212. "Genç, bir meşale tutuşturduğu sanrısıyla, kendi gençliğini yakıyor."


- Hayat Yolunda



213. "Arap tarihçileri arasında , Arapları methedip Türkleri karalayan bir güruh var."


- Osmanlı Mirası



214. "III. Ahmet bir hattat olarak, okumaktan çok yazan bir padişahtır; hatta yarı zamanlı padişahlık yapmıştır bile denebilir, asıl işi hat sanatıdır."


- Osmanlı Mirası



215. "İşte 'İlber Ortaylı tarihçiliği' budur; araştırma, mukayese ve düşünme işlerinin bütünüdür. Ortaylı, okuduğumuz kitaplarında bize ciddi araştırmalar mahsulü 'bilgiler' vermekle kalmaz, daha önemlisi, 'bakış açısı' kazandırır."


- Osmanlı Mirası



216. "Celis-i halvetim, varım, habibim, mah-ı tabanım
Enisim, mahremim, varım, güzeller şahı sultanım
Hayatım, hasılım, ömrüm, şarab-ı Kevser'im, Adn'im
Baharım, behcetim, ruzum, nigarım verd-i handanım
İstanbul'um, Karaman'ım, diyar-ı milket-i Rum'um
Bedahşan'ım ve Kıpçak'ım ve Bağdad'ım, Horosan'ım"


- Tarihin Gölgesinde



217. "Uluslararası tarihçilik camiasında Prof. İlber Ortaylı, Türkiye’nin yüz akı isimlerinden biridir. Rusça, Arapça, Farsça dahil dokuz dil bilir, konuşur, bu dillerdeki arşivlerde çalışmalar yapmıştır. Bunun ona nasıl bir geniş ufuk ve mukayese imkanız kazandırdığını söylemeye gerek var mı ?"


- Osmanlı Mirası



218. "İslam medeniyetinin atılım çağları, aynı zamanda büyük bir "tercümeler çağı"dır. Yeniyi, farklıyı öğrenmeye, bilgiye böylesine susamış açık zihinler, kısa sürede "tercüme"yi aşarak, orijinal üretime başlamış ve deneye, gözleme, ölçüme dayanan bilimi inşa etmiştir. Ama sonra bu ışık İslam dünyasında gerilemiş, Avrupa'da ortaya çıkmıştı."


- Bilim ve Yanılgı



219. "Türkiye Reisicumhuru'nun Doğu milletlerine seslenen konuşmasını (1925 - Musul için destek ararken) İngiliz Dışişleri'nden Randel, küçümseyici bir dille değerlendiriyor. Randel'in İngiliz arşiv belgelerindeki ifadesi şöyle:

Türkler şu anda Doğu milletlerinin peşinden sürükleyecek milletler içinde en sonuncusudur. Halifeliğin kaldırılmasıyla İslam dünyasındaki liderlik mevzilerini bilinçli olarak yıkmışlardır."


- Ama Hangi Atatürk



220. "Ben okulda tarihçi olmadım; tarihçi okulda değil, evde olunur."


- Osmanlı Mirası



221. "İngiltere , 1907'de Rusya'yla anlaşmış olması ve Ortadoğu'daki Osmanlı topraklarına göz koymasından başka, parlamento fikrinin İslam dünyasına yayılabilecek olmasından endişe ettiği için
de Meşrutiyet Osmanlı'sına karşı tavır alıyordu. Fakat Edward Grey'in Büyükelçi Lowther'e bir tavsiyesi daha vardı:

"Destekliyor gibi görünün!""


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



222. "At sırtında imparatorluk fethedilebilir ama at sırtında yönetilemez!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



223. "Tarihçi Hikmet Özdemir'in askeri hastane ve Genelkurmay kayıtlarını esas alarak verdiği sayılara göre, Birinci Dünya
Harbi'nde Osmanlı ordusu çarpışmalarda ve salgın hastalıklarda 501.000 şehit vermiş, 891.364 asker sakat kalmıştır."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



224. "...Çocuklar koşuyor aç, çıplak...

Cepheden cepheye, aslan gibi, hiç durmayarak.

Yine vardır, bir ölüm korkusu aslanda bile,

Yüzgöz olmuş bu çocuklar ölümün şahsisiyle.

Harekâtın, görüyorsun ya hocam, en kolayı

Yaln'ayak Kafkas'ı tutmak, baş açık Sina'yı.

Yapılır zannediyorsan bakalım, sen de soyun!

Kita kapmak; köşe kapmak değil artık bu oyun!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



225. "30 sene boyunca, dünyaya kapalı bir şekilde uzman yetiştirilirse, bu kişiler uzman olurlar, ama dünyadan da bihaber olurlar. Dünyaya açık olmadan da başarılı olmak mümkün değildir."


- Osmanlı Mirası



226. "Fatih sultan Mehmet bir Rönesans entelektüeliydi. Rönesans’ın otodidakt, yani kendi kendini yetiştiren imkânlarını kullanmasının yanı sıra bunları zorlayan, çok renkli bir entelektüel portresi.

(…)

Fatih Yunanca ve İtalyancayı bilmenin yanı sıra, Farsça ve Arapça kalem oynatıyor. Bu dillerin edebiyatına vakıf. Bugün çini bilip hem Çin porseleni toplayan hem de Yunan, Roma heykellerine ilgi duyan bir entelektüel var mı? Fakat ilginçtir, bu konularda reaksiyoner biri olan II. Beyazıt, Fatih’in topladığı bu eserlerin hepsini gönderiyor, satışa çıkarıyor."


- Osmanlı Mirası



227. "Bir Osmanlı bir de İngiltere hakiki imparatorluktur."


- Osmanlı Mirası



228. "Osmanlı hakimiyet anlayışında "hakimiyet adalet içindir, adalet hakimiyet içindir ve hakimiyetin keyfi kullanımı adaletsizliktir. Hakimiyet adaleti gerçekleştirmek için kurulur, adalet hakimiyeti yerleştirir." Bu bakımdan Osmanlı klasik çağı için Avrupalıların kullandığı "Şark Despotizm" nitelemesi yanlıştır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



229. "Çağrı duygusallığa değil, öğrenmeye ve düşünmeye olmalıdır."


- Hayat Yolunda



230. "Saltanatın kaldırılmasından sonra Padişah Vahdettin ne yaptt?
İlber Ortayh: Alinan karardan sonra, son padişah VI.Mehmet (Vahdettin) bir kaçış, kurtuluş, göç yolunu tercih ediyor ve millete hiçbir beyanname yayımlamıyor. 11Kasımda Ingilizlere bir mektup yazıyor ve "hayati tehlike sebebiyle Ingiltere millet-i fahimanesine sığinma talep ediyor. Vahdettin bu talebi sözlü olarak yapmış, karşı taraf ise yazılı bir talep istemiş ki bu makuldür. Padişah bu yazılı talep konusunu epey düşünmüş. İngiltere den başka sığınacak yeri olmadığı için sonunda böyle bir yazı kaleme almış. "Îngiliz uşağı olduğu için İngilizlerden böyle bir talepte bulundu" gibisinden yorumlara itimat etmeyiniz;
çünkü bunu isteyecek başka bir yer yoktur."


- Tarihin Gölgesinde



231. "Ve hiç unutmayalım medeniyet hakikaten bir tasavvurdur.
Vatan sevgisi fitri değildir.
Öğretirseniz olur.
Allah inancı da fitri değildir. Uzun boylu öğretirseniz olur.
Yoksa kayar"


- Ters Lale



232. "15. ve 16. yüzyılda Harem'de hiç de kalabalık bir nüfus yoktu. Ne zaman ki şehzadelerin sanacaklara gönderilmesiden vazgeçildi, kafes ve şimşirlikteki cariye sayısı da arttı."


- Tarihin Gölgesinde



233. "Tarih çim sahası değil ki istediğin yerleri tespit edip, kazık çakıp çitle çeviresin. “Ben bu kadarını seviyorum, gerisini yakalım” veyahut “Bana ne!” diyemezsiniz. Bu mümkün değil."


- Tarihin Gölgesinde



234. "Georgeon Osmanlı sanayi sayımından rakamlar da verir. 1912-1915 sayımına göre, Osmanlı sanayiinin yüzde 15'i Müslümanlarının , yüzde 20'si Ermenilerin elindeydi. Kalan kısmı Rumlara ve
yabancı şirketlere aitti.

Böylece “millet-i sadıka”nın yerini artık Türklere tepeden bakan, eğitimli ve iktisadi güç sahibi ayrılıkçı Ermeniler alıyordu. Terör metotları uygulayan, kanlı komitacılık hareketleri hızla gelişti. "Komita" denilen silahlı Ermeni partileri bu dönemde oluştu. Balkan milliyetçiliklerini örnek alan Ermeni milliyetçiliği süratle yaygınlaştı. Oluk oluk akan kanlar, Türklerle Ermenilerin uzun asırlar devam etmiş olan kardeşliğini düşmanlığa dönüştürecek, olaylar tehcire kadar gidecektir. Artık Ermeni toplumunun liderleri devlete sadık yüksek sınıflardaki âmiralar değil, ticaret ve eğitim yoluyla güçlenen ve alttan gelen Ermeni milliyetçisi kesimlerdir."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



235. "İttihatçılar eğitime önem vermişler, önceki dönemlere göre daha fazla kaynak ayırmışlardı ama bu bütçede eğitime ayrılabilen para 554.000 liradan ibaretti.

Bu rakamların anlamı nedir? Birinci Dünya Savaşı'nın eşiğindeyken, jandarma dahil bütün askeri giderler için bütçede ayrılan
9 milyon lira neyi ifade etmektedir?
Bunu şöyle bir mukayeseyle anlatmak mümkün. Osmanlı Devleti İngiltere'ye iki dretnot yani zırhlı savaş gemisi siparişi vermişti. Bunların adı Sultan Osman ve Reşadiye olacak, Osmanlı donanmasına büyük güç katacaktı. Fakat İngilizler'in parayı aldıkları halde gemileri vermediklerini göreceğiz. Bu iki dretnot
için Osmanlı devleti 7.5 milyon sterlin (İngiliz lirası) karşılığı olmak üzere 5 milyon Osmanlı lirası ödemişti.
Demek ki, Osmanlı Devleti Birinci Cihan Harbi'nin en kanlı yılı olan 1915 için bütçesinde askeri harcamalara ancak yaklaşık dört zırhlı savaş gemisi kadar para ayırabilmişti!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



236. "


İran devrimi nedir? Modernist şah diktatörlüğüne karşı ulema liderliğinde halk ayaklanmasıdır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



237. "Zihinlerimizi dünyaya yeterince açabilmiş değiliz."


- Medine' den Lozan' a



238. "Japonya’da kanunlarını batıdan alıyor. Onlar 1896’da aldı biz 1926. Ayrıca onlar doğrudan daha zor olan Alman Medeni Kanununu aldılar."


- Osmanlı Mirası



239. "Medeni Kanunun’un kabulünden sonra, Lozan’da cemaatlere tanınan imtiyazlardan vazgeçtiklerini açıklayan ilk azınlık grup Yahudilerdir. Bu Türkiye’nin diplomasisine çok büyük bir destek oldu."


- Osmanlı Mirası



240. "Osmanlı’da tarikatlar her daim denetim altındadır. ( denetim altında olmamasının devletin bekası için zararlı olacağını düşünüyorlar çünkü)"


- Osmanlı Mirası



241. "Levon Der Petrosyan Ermeni diasporasının , Ermenistan’ın başına dert olduğunu, Ermeni lobilerinin ülkeye katkıdan çok, zararının olduğunu açıkça söylüyor."


- Osmanlı Mirası



242. "Şii ulemanın düşünce tarihinde iki akımdan bahsedilir:
Bunlardan biri “Ahbariler”dir. Kuran ve sünnetten başka bilgi kaynağı kabul etmezler. Bunlar bağnazlıkta İslam tarihindeki “Selefiler”e ve Osmanlı’da devlet tarafından bastırılıp dağıtılmış olan “Kadızadeliler”e benzerler... Oyun için güvercin uçurmayı bile günah sayacak kadar bağnazdırlar.
İkincisi, XX. yüzyılın sonunda Humeyni’yi de çıkaracak olan “Usuliler”dir. Bunlar “içtihat” sahibidirler, kendi doğrultularında düşünce üretmektedirler. Siyaseti ve bütün sosyal hayatı kapsayan doktrinler geliştirmişlerdir.
XVIII. yüzyıl başlarından itibaren Ahbariler gerilemiş, Usuliler güçlenmiştir. Usulilerin güçlenmesi, yukarda belirttiğimiz siyaseten zayıf hanedanlar dönemine denk düşmektedir."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



243. "İlber Ortaylı: Tabii ki var. Bütün Kudüs’te etkisi var; Haseki Mahallesi ve başka hastaneler de var ki bunları Valide Sultan olmadan, yani ona göre bir tahsisatı yokken yapmıştır. Valide Sultan’ın tahsisatı daha fazladır, çünkü o tüm haremin başı ve yöneticisidir."


- Tarihin Gölgesinde



244. "At sırtında imparatorluk fethedilebilir ama at sırtında yönetilemez!"


- Osmanlı ve İran'da Mezhep Ve Devlet



245. "Tarihçi Hikmet Özdemir'in askeri hastane ve Genelkurmay kayıtlarını esas alarak verdiği sayılara göre, Birinci Dünya
Harbi'nde Osmanlı ordusu çarpışmalarda ve salgın hastalıklarda 501.000 şehit vermiş, 891.364 asker sakat kalmıştır."


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



246. "...Çocuklar koşuyor aç, çıplak...

Cepheden cepheye, aslan gibi, hiç durmayarak.

Yine vardır, bir ölüm korkusu aslanda bile,

Yüzgöz olmuş bu çocuklar ölümün şahsisiyle.

Harekâtın, görüyorsun ya hocam, en kolayı

Yaln'ayak Kafkas'ı tutmak, baş açık Sina'yı.

Yapılır zannediyorsan bakalım, sen de soyun!

Kita kapmak; köşe kapmak değil artık bu oyun!"


- 1914-1915 Felaket Yıllarında Osmanlı ve Ermeniler



247. "Osmanlı hakimiyet anlayışında "hakimiyet adalet içindir, adalet hakimiyet içindir ve hakimiyetin keyfi kullanımı adaletsizliktir. Hakimiyet adaleti gerçekleştirmek için kurulur, adalet hakimiyeti yerleştirir." Bu bakımdan Osmanlı klasik çağı için Avrupalıların kullandığı "Şark Despotizm" nitelemesi yanlıştır."


- Osmanlı ve İran'da Mezhep ve Devlet



248. "Çağrı duygusallığa değil, öğrenmeye ve düşünmeye olmalıdır."


- Hayat Yolunda



249. "Tarih çim sahası değil ki istediğin yerleri tespit edip, kazık çakıp çitle çeviresin. “Ben bu kadarını seviyorum, gerisini yakalım” veyahut “Bana ne!” diyemezsiniz. Bu mümkün değil."


- Tarihin Gölgesinde



250. "1930’lu yıllarda Stalin söyledi ki,Azerbaycanlılar’ın kök atası,ulubabası Medler’dir.Ben düşündüm(Prof.Süleyman Aliyev) bu kadar devlet işleri arasında Stalin ‘e bizim atalarımızın kim olduğu ne lazım?Milyonlarca canlı adamı mahvetmekle meşgul bir adam niye bizim kök atalarımızın derdine düşer ki?1937’ye kadar bizim pasaportumuzda Türk yazardı,Stalin bunu dönderdi Azerbaycanlı yazdı.Pasaporttan Türk adını silende bu halka yeni bir kök icat etmek lazımdı,Türk değil de kimdi?Medler idi!!"


- Azerbaycan Sovyetler ve Ötesi

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: