Su Adamı Kitap Bilgileri
Yazar: Aleksandr Belyaev
Tahmini Okuma Süresi: 6 hrs. 48 min.
Sayfa Sayısı: 240
Basım Tarihi: May 2017
İlk Yayın Tarihi: 2009
Yayınevi: İthaki Yayınları
Orijinal Dil: Russian
ISBN: 9786053756736
Ülke: Turkey
Dil: Turkish
Format: Karton kapak
Su Adamı Kitap Tanıtımı
Türkçeye daha önce Profesör Dowell’in Başı ve Ket Yıldızı kitapları çevrilen ünlü Rus bilimkurgucu Aleksandr Belyaev’in başyapıtı Su Adamı, İthaki Yayınları’nın Bilimkurgu Klasikleri dizisinin 21. kitabı olarak ilk kez Türkçede.
Tarihte bilimkurgu yazarak geçimini sağlayan ilk yazar olan Belyaev, aynı zamanda “Sovyetlerin Jules Verne’i” olarak da nitelendiriliyor.
Su Adamı’nda çocukluğunda üzerinde yapılan deneyler sonucu balık solungaçlarına sahip olan ve bu yüzden yaşamını suda geçiren, balıkçıların “deniz şeytanı” lakabını taktığı Ihtyandr’ın kara ve deniz hayatı arasında yaşadığı gelgitlerin yanı sıra insanüstü bir canlı olarak dışdünyayla olan mücadelesine de tanık oluyoruz.
Belyaev bu eserinde fakirlere daha iyi yaşam koşulları sağlamak gibi sosyal meselelere de dokunmaktan geri durmuyor.
Su Adamı Kitaptan Alıntılar
1. "İnsan mükemmel değildir."
2. ""...ben kendim de bilmiyorum neyim olduğunu.""
3. ""Cehenneme düştüysem zebanilerle iyi geçinmem gerek.""
4. "İnsan görmek istemiyorum ben..."
5. "Hayır, denizi asla sizin boğucu, tozlu dünyanızla değişmem.."
6. "Sualtı dünyası öyle güzel ki.."
7. "kimsenin sözüne inanmaya alışık değildi..."
8. "“Suya atladım çünkü açık havada nefes almak çok güçtü benim için.”"
9. ""Konuşmak istiyordu; bütün kırgınlıklarını söylemek, her şeyi öğrenmek istiyordu...""
10. "..delilik de her şeyi bir anda kontrolüne alamaz."
11. "Yalnızım!"
12. ""Neyin var, neden söylemiyorsun?"(...)
"Sorma, Cristo, ben kendim de bilmiyorum neyim olduğunu.""
13. ""Dayanamam," dedi ansızın İhtiandr, "onu görmeliyim. Onunla son defa görüşecek olsam bile.""
14. "Zaman her şeyin ilacıdır."
15. "Sorun, insanın hayvandan evrildiği değil; bir hayvan olmayı bırakmadığında…"
Su Adamı Kitap İncelemeleri
Merhaba. Bu ay benim için biraz zor geçti. Ciddi sağlık sorunları ile mücadele ettik ailecek. Çok şükür atlatıldı ama bıraktığı psikoloji hemen unutulacak gibi değil. Bu yüzden bu durum tabi ki okumamada yansıdı. Kendime bir geliyorum ki koca sayfa okunmuş ama zerre bir şey yok zihnimde. Her neyse. Geçeyim artık incelemeye.
Türkçeye çevrilmiş pek kitabı olmamasına rağmen favori yazarlarımdan oldu
. Biraz hayatını inceledim yazarın ve açlıktan ölmesi zoruma gitti.
Kitaba gelirsek 1928 yılında yazılmış olan eser zamanının üstünde, mükemmel bir hayal gücü ile kaleme alınmış. Profesör Salvator kendine ait, etrafı duvarlarla çevrili malikanesinde son raddeye gelmiş, artık ümitsiz vaka olan hastaları iyileştiriyor. Bahçesinde bir sürü kendi üretimi hayvan var. Leopar başlı köpek gibi... Ve İhtiandr. Köpekbalığı solungaçlı masum delikanlı.
İhtiandr saatlerce hatta günlerce suyun altında yaşayabiliyor. Ve namı almış yürümüş adınıda Deniz Şeytanı koymuşlar. Ve kötü karakter Zurita, İhtiandr 'ı yakalayıp kendisini zengin edeceğine öyle inanmışki.
Böyle anlatırken basit, çocuksu gelebilir size. Ve fakat hiçde öyle olmadığını kitabı okuduğunuzda anlıyorsunuz. Benim için zevkli bir okuma oldu. Bilim kurgu ilginizi çekiyorsa mutlaka okuyun derim.
İyi okumalar...
Su Adamı, Rus yazar Aleksandr Belyaev’in 1928 yılında yayımlanan bilim kurgu kitabı.
Belyaev, edebiyat camiasında “Rusların Jules Verne’i” olarak anılır.
KISACA KONU
İhtiandr, çocukken üzerinde yapılan deneylerden dolayı balık solungaçlarına sahiptir. Yaşamını çoğunlukla suda geçirir. Balıkçılar ona deniz şeytanı derler.
İhtiandr bir gün genç ve güzel bir kıza aşık olur. Zamanla onunla tanışır da. Karaya daha çok çıkmaya başlar. Karşılaştığı bu yeni dünya onu büyüler.
Ancak balıkçıların haince planları vardır. Balıkçılar inci avında kullanmak için İhtiandr’ı yakalamak isterler. İhtiandr kendini tehlikeli bir durumun içinde bulur. Zor bir karar vermesi gerekir. Özgürlüğünü mü seçecektir, yoksa aşkını mı?
KİTAP YORUMUM
Belyaev, 1934’te Sovyet Rusya’yı ziyaret eden H. G. Wells ile Leningrad’da tanışmış ve belli ki ondan çok etkilenmiş. Su Adamı, Wells’in Doktor Moreau'nun Adası kitabından esintiler taşıyor.
Su Adamı, bir bilim kurgu macera romanı. Kitabın orta karar bir temposu var. Ne sürükleyici ne de sıkıcı bir kitap. Bir şekilde akıyor..
Yazıldığı dönem için başarılı bir bilim kurgu sayılabilir ama günümüz için zayıf kalıyor. Bilim kurguyu çıkarınca da geriye sıradan bir macera romanı kalıyor.
Kitabı okumayı düşünenler bu söylediklerimi göz önünde bulundursunlar.
Ben kitabı sevdim ve bilim kurgu sevenlere öneriyorum.
Neden Türkçe`ye çevrilmemiş acaba? Halbuki çok anlamlı kitap.
Kitap dr. Salvator`un insanlar, hayvanlar bir sözle canlılar üzerinde aklasığmaz deneyler yapmasıyla ilgili. Hatta o kadar ki, insanlar onu Tanrı adlandırıyorlar. İyileştiremediği hastalık, aciz olduğu konu yok gibi.
Bir defasında bir amca ölmek üzere olan henüz yeni doğmuş yiğeni`ni Salvator`un yanına getirir. Salvator ölmek üzre olan çocuğ`un amcasına yiğeninin öldüğünü söyler ve konu da böylece kapanmış olur. Ama Salvator`un aklında başka şeyler vardır. Malum çocuk ölmemiştir...
Doktor çocuğ`un üzerinde akla hayele sığmaz deney yapacaktır. Çocuk hem kuruda hem su`da yaşasın diye, köpekbalığı`nın kalsemelerini çocuğa nakleder. Böylelikle "amfibia adam" yaratmış olur.
Olaylar amfibia adam`ın akabinde cereyan eder. Onun umutsuz aşkı, ( umutsuzdur çünkü ne sevdiği kız su`da yaşayabilir ne de o kara adamıdır ) insanların ona " iblis " demesi, kendi çıkarları için onun " yarım yaşam " ına rahat vermemeleri ( onu yakalayıp kendileri için okyanus`dan mücevher toplatmak istiyorlar ) konu olarak işlenmiş. Bundan başka, dr. Salvator`un toplum tarafından dışlanması, " deli dahi " adlandırılması da okuyucuya sunulmuş.
Fantastik kitaplar yazar`ı olan Aleksandr Belyayev`in bu kitabını okumağı hepinize tavsiye ederim.
Keyifli okumalar :)
SU ADAMI - ALEKSANDR BELYAEV
-
İthaki Bilim Kurgu Klasikleri kalp ben
Su Adamı.. Ah İhtiandr.. nasıl güzel bir hikâyeydi..
İlk okumaya başladığım an beni içine aldı, şunu da söylemeden geçemeyeceğim. 50-60 larda biraz kafamı karıştırdı fakat çok uzun sürmedi. Kısacık bir zaman diliminde bana bunu yaşattıktan sonra hemen toparladı ve inanın ki son sayfaya kadar nasıl okuduğumu bilmiyorum. Heyecanı asla ama asla bitmedi. Hatta sonu öyle hüzünlendirdi ki beni..
Bir adam var, Su Adamı.. İhtiandr.. hem karada hem suda yaşayabiliyor ama karada yaşayabildiği zaman dilimi kısıtlı. Bir süre sonra mutlaka suya girmesi gerekiyor.
Kitapta bir de inci avcılığı yapan adamlar var, İhtiandr okyanusun diplerinden kocaman kocaman inciler bulup çıkarabiliyor ve bunu bilen inci avcıları da İhtiandr’a sahip olup, onu tutsak edip kendileri için çalıştırmaya zorluyorlar.
Bunlar olurken İhtiandr karadan bir kıza âşık oluyor..
Bir yandan inci avcılarıyla uğraşırken bir yandan aşkıyla uğraşıyor Su Adamı.. insani bir duyguyu yaşıyor, daha önce hiç yaşamamış.. sevdiği kız karada, suya gelemiyor.. kendisi suda, karaya çıkamıyor.. çok çok güzel bir kurgusu vardı kitabın ya, sonlara doğru özellikle bayağı duygusallaştı. Gözlerim dolu dolu okudum diyebilirim.
Çok beğendim çok, öyle güzel de bitti ki.. durgun ama etkileyici bir şekilde.. hayran kaldım üsluba da kurguya da.. bilim kurgu sevenler bu kitabı da seveceklerdir, tavsiye ederim mutlaka.
birkaç gün önce bitti. şimdi paylaşma fırsatı buldum.
Su Adamı, fuarda lise öğrencilerinin ısrarla sorduğu kitaptı. öğretmenleri tavsiye ediyormuş. okullarda tavsiye edilen BK romanı olduğunu bilmek ziyadesiyle mutlu etmişti beni ve kitap ayrıca meraklandırdı.
tatlış bir bilim kurgu romanı okuduğumu söyleyebilirim. bilime az yer verilmiş olsada varlığını hissettiriyor. kurgusal yönden gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. içine azıcık romantizm serpiştirilmiş, bu kısmı bana ilginç geldi. fakat kurguya çok ters düşmediği için ve konu aşk çemberinde dönmediği için baymadı.
akıcı ve sade bir dil kullanılması konudan koparmıyor. tabii burada çevirmenim mahareti de önemli. detaylarda boğmadan konu, konum ve karakterler hakkında bilgi vermesi güzel bir ayrıntıydı.
konu suda yaşayan yarı balık yarı insan karakterin etrafında dönüyor. para ve şöhret hırsının insanı nasıl bozduğu, sadelik ve bilgeliğin insana nasıl yakıştığını anlatıyor. Rus yazar güzel bir maharetle işlemiş konusunu.
kitabın sonlarına doğru yapılan birkaç sayfalık din ve bilim tartışması ayriyetten hoşuma gitti. hangi zamanda yaşarsan yaşa, hangi dinden olursan ol konu aynı; engizisyon mahkemelerinin on parmağı bilimin omzunda. neyse... bu derin mevzuya girmeyeceğim. kitap gereğince değinmiş.
kitabın (bana göre) biraz kolay havası var. Bununla birlikte derin mesajları olan yerler de var. hani bilimkurgu tarzından korkulduğu gibi uzay-muzay yok. korkutucu canavarlar da yok. tadı tuzu da var, aşkı da var, idealistliği de var. işte tüm bunlar BK tarzına adım atmak için harika bir seçenek olma özelliği getiriyor.
tavsiyemdir. okuyunuz.