Söyleme Bilmesinler Kitap Bilgileri
Yazar: Şermin Yaşar
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı: 200
Basım Tarihi: Aralık 2024
Yayınevi: Doğan Kitap
ISBN: 9786256570597
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Söyleme Bilmesinler Kitap Tanıtımı
“Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.”
Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?
Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?
Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?
Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…
Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için...
Prof. Dr. Mustafa Kurt
Söyleme Bilmesinler Kitaptan Alıntılar
1. "...kimse birbirini sevmiyor.
Kimsenin kavgası, gürültüsü yok ama kimsenin neşesi de yok."
2. "“Olduğum yerde olmak istemiyorum ama olduğum yerden çıkıp gidemiyorum da.”"
3. "İçimde hep sevilmeyi bekleyen bir çocuk var."
4. "Yersiz yurtsuz yaşadım ömrüm boyunca. Kendim tutunamayınca kimsenin bana tutunmasına da izin vermedim…
Birbirimize tutunamadık, çarpıştık sadece, değdik ve uzaklaştık."
5. "“İçimde hep sevilmeyi bekleyen bir çocuk var…”"
6. "Sessizlik gürültüden çok daha ağır bir şey."
7. "“Sessizlik gürültüden çok daha ağır bir şey…”"
8. "“Olmayınca olmuyor…”"
9. "“İnsanın içi neyse dışına da o yansır…”"
10. "“Anlatsan,seni anlayacakları bile şüpheli.Sadece bu yetmez mi insana?”"
11. "“Neşe bulaşıcıdır falan diyorlar.Yalan…”"
12. "“Parası olan adamın derdi olmaz…”"
13. "İçimde hep sevilmeyi bekleyen bir çocuk var."
14. "Al eline bir kitap, çekil kenara. Kavga mı var, gürültü mü var, hiç karışma."
15. "Bir kızın hayatını alt üst etmenin anlamı yok."
Söyleme Bilmesinler Kitap İncelemeleri
Aile içi ilişkilerimizde karmaşıklıklar olmuştur. İnsan, iç dünyasının derinliklerinde kendinden başka bir benlik yaşamaktadır. İşte bu romanda sözde birbirine bağlı bir ailenin iç dünyalarında ne denli sırlar ve çatışmalarla dolu olduğunu gözler önüne seriyor.
Kitapta Emin-Ethem-Ekrem karakterlerinin eşleri olan Hülya-Nurten-Sevgi karakterlerinin yanı sıra ayrıca baba ve anne karakterleriyle birlikte Çiğdem karakterini de unutmayalım derim. Bir oda düşünün, bütün bu karakterler sırayla bu odaya girsin ve yaşadıklarını, hissettiklerini yalansız ve dobra dobra bir şekilde okuyucuya anlatsın. Her karakterin bakış açısıyla anlatılan bölümler okuyucuda farklı perspektifler oluşmasını sağlıyor. Bu şekilde yapılan anlatım tarzı okuyucuda karakterlerin sırlarını ve içsel dünyasını daha derinlemesine analiz imkânı sunuyor.
Kitabı tema olarak ele aldığımızda aile içi çatışmalar, bireyin iç dünyası, sırları ve bunlarla yüzleşmesini konu alıyor. Yazar bu kitabında bu konulara değinerek aslında okuyucu üzerinde kurdurmak istediği duygudaşlık eylemini başarıyla gerçekleştirmiş diyebiliriz.
Son söz olarak yazarın okuduğum ikinci kitabı olmasına rağmen güçlü kalemine hayran kaldığımı söyleyebilirim. Karakterlerin içsel dünyalarına dokunuşu, okuyucu üzerinde duygusal bir his bırakırken ayrıca düşündürtmesi bunun bir göstergesiydi.
Aile yapısını ve bireysel iç dünyasını sorgulamak isteyen kişilere şiddetle tavsiye edebileceğim bir eser diyebilirim.
Keyifli okumalar dilerim…
“Yalansızız artık. Hâlâ birkaç sırrımız var. Ama yalansızız.”
Evlenip aynı çatı altında yaşıyorlar diye karı koca olur mu insanlar?
Aynı ana babadan oldular diye birbirlerine sahiden kardeş olur mu çocuklar?
Yıllar kalbini dağlasa da içlerindeki o kor söner mi âşıkların?
Her şeyi aşikâr olanların sakladıkları sırlar daha mı çoktur?
Şermin Yaşar, Söyleme Bilmesinler’de, kalabalık bir ailenin ilk bakışta sıkı örülmüş gibi görünen nakışlarını ilmek ilmek çözüyor. Hem de roman kahramanlarına ayrı ayrı söz hakkı vererek yapıyor bunu. “Herkesin hikâyesini dinledin. Haydi, şimdi sen anlat: Aslında ne oldu, nasıl oldu?” diyor adeta. Karakterleri konuştukça çözülen bir sırlar yumağı, Söyleme Bilmesinler. Yumak çözüldükçe iplerin uçları nerelerden çıkmıyor ki…
Aile bağları nasıl düğümler atar insanların yazgısına? Anne babaların, çocukların omuzlarına yükledikleri onlara neler yapar? Hayatlarımıza vicdan azabı gibi oturanlar bir gün yerinden kalkar mı? Yanı başınızdaki o sıradan evlerde aslında neler yaşanır? Romanda bunların cevaplarını okurken acı bir gülümseme, hatta katran karası bir gülümseme belirecek yüzünüzde. Yazar, avuç içlerinden yazgılarını okumuyor insanlarının; kalplerinin kıvrımlarındaki sırları cesaretle döküyor kâğıda. Gülümsemenin acı yanını bilenler, göründüğü gibi olmayanla ve bir şeyin iç yüzüyle hesaplaşmaya cesareti olanlar için...
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda iç dünyanıza ayna tutar. Şermin Yaşar’ın Söyleme Bilmesinler adlı romanı, tam da böyle bir kitap. Derin bir sessizliğin, bastırılmış duyguların ve aile içi yüklerin altında ezilen bir hayatın hikâyesi bu.
Hayattayken yüzü hiç gülmeyen bir anne. Çocuklarına karşı hep mesafeli ve sert. Her istediği yapılsa da bir türlü mutlu edilemeyen anne vefat edince bir başına kalan yaşlı bir baba…
Yalnızlığı, geçmişin gölgesi gibi peşini bırakmayan bir adam. Bakıma muhtaç kaldığında, üç erkek evladından onun yanında kalan ve onun sorumluluklarını yüklenen sadece bir evlat. O evlat, aslında kendi hayatından vazgeçerek bir yükün altına giriyor gibi görünse de, hikâye ilerledikçe yüklerin kimin sırtında olduğu sorgulanmaya başlıyor.
Kitap, her bir karakterin bakış açısından bölümlerle ilerliyor. Bu anlatım biçimi, okuyucuyu yargılamaktan uzaklaştırıp, anlamaya teşvik ediyor. Herkesin bir hikayesi var. Herkesin bir kırgınlığı, çaresizliği, söyleyemedikleri var. Kimi zaman en yakınımızın iç dünyasını bile bilemediğimizi fark ediyoruz.
Şermin Yaşar’ın sade ama güçlü dili, karakterlerin iç sesini çok doğal ve sarsıcı bir şekilde aktarıyor. Kitap boyunca, “kim haklı?” sorusundan çok “kim ne yaşadı?” sorusu öne çıkıyor. Bu da romanı sadece bir aile hikayesi olmaktan çıkarıp, empati üzerine yazılmış güçlü bir metne dönüştürüyor.
“Söyleme Bilmesinler”, kimsenin kimseyi tam anlamıyla tanımadığı, yargıların sevgiden daha yüksek sesle konuştuğu aile ilişkilerine ayna tutuyor. Ve belki de en çok, sessizliklerin ardında gizlenen yalnızlıkları anlatıyor.
Kitabı bitirdiğimde "Bir buçuk günü 200 sayfaya nasıl sığdırılabilir" diye düşündüm. Sığdırılabilirmiş...
Şimdiye kadar okuduğum kurgu romanlarından çok farklı bulduğum bir kitap. Çok güzel bir akışı var kitabın. Elinize aldığınızda bırakamayacağınız bir kitap, ben bayıldım
.
Bir buçuk günü şimdi nasıl 200 sayfaya sığdırıldığını anlatayım. Kitap, farklı karakterin başından geçenleri anlatıyor; Karakterlerin hayatını, mesleklerini, içinde bulundukları durumu, pişmanlıklarını, hayallerini, sırlarını ve en çok da BILMEDIKLERINI çok güzel bir şekilde 200 sayfaya döküyor.
'a çok teşekkür ederim bu kadar güzel bir eseri bizimle paylaştığı için.
Okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar dilerim .
KITAPTAN BAZI ALINTILAR
√ Ulan nasıl bir toplum baskısı varsa üzerimizde, genç yaşımızda göçtüğümüze, sevdiğimize kavuşamadan öldüğümüze yanmıyoruz da hala yakalanacağız da rezil olacağız diye düşünüyoruz.
√ Katlandım. Nasıl dayandım bilmiyorum ama dayandım. Onun mutlu olduğunu düşünüp teselli ettim kendimi. Kendime ona kızmamayı öğrettim. Kendime onun mutluluğunu dilemeyi öğrettim.
√ Kolay değil herkesten küçük olup da herkesten daha büyük olmak, kolay değil.
√ Bu dünyamda günahın büyüğüne küçüğüne yer yok. Çünkü en büyük günah benim.
√ Zenginin zengin diye derdi olamaz. Fakirin fakir diye. Gencin genç diye. Yaşlının yaşlı diye. Kime hak lan bu dert dediğimiz şey..
Bir ev gördüm herkesin penceresi farklı bir manzaraya bakıyordu. Söyleme bilmesinler tam da böyle bir şey.
Yazarın,okuduğum ilk kitabı. Dili sade ve oldukça akıcı.Karakterlerin gündelik yaşamda sık rastlanılan tipler olması metni gerçekçi kılıyor. Öyle Bir kitap ki herkes hikayesini kendi anlatıyor. Sanki birinin düşürdüğü günlüğünü okuyorsunuz her sayfada. Her karakterin gizemi ve gizledikleri var. Kimin hikayesine ortak olsa ona üzülüyor insan. Üstelik dile gelmemiş ne çok cümle var her boğazda.
İnsanları seviyoruz ama içlerini bilmiyoruz. Korkularını,yalnızlıklarını..
Hani bazen herşey yolundayken ve mutluyken bir kasvet çöker ya insana, bir türlü de geçmez üstelik.Kaşıdıkça kabuğu soyulan bir türlü geçmeyen yara gibi. Dile gelmeyen sözcükler de zehirliyor insanı bi nevi. Cam kırıklarını çöpe atabiliyoruz lakin can kırıklarını yastığımızın altında saklıyoruz geceler boyu.Kendimize bile söyleyemediklerimiz adlı bir listeye her gün gelişi güzel bir madde daha ekliyoruz.İsimler değişiyor fakat benzer evler benzer yaşamlar değişmiyor. Arada iç dünyanın pencerelerini aralayıp havalandırmak icap etsede dillendirmemek hepimizin sorunu. Önyargılar empati ve sevgiye ağır basıyor ne yazık ki. Hem anlatamamak hem de anlatamadıklarını saklamak yük olup çıkıyor Hülya' ya ...Ethem'e ... Nurten'e.... S
ana. Bana. Hepimize ...