Sivastopol Kitap Bilgileri
Yazar: Lev Tolstoy
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı: 184
Basım Tarihi: 11 Ocak 2019
İlk Yayın Tarihi: 1855
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9789944886383
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Sivastopol Kitap Tanıtımı
Büyük Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy Savaş ve Barış, Anna Karenina, Diriliş gibi büyük romanları, Kazaklar, Hacı Murat, Baskın, İvan İlyiç'in Ölümü, Çocukluk-Ergenlik-Gençlik Yılları, Sivastopol Hikâyeleri gibi büyük ve küçük hikâyeleri ile Dünya Klasikleri arasında en önde yer almıştır.
Tolstoy üç hikâyeden oluşan bu Sivastopol Hikâyeleri kitabında Sivastopol'ün Fransızlar karşısında korkunç direnişini gerçekçi bir dille anlatmaktadır. Yazar kendi sözleriyle şöyle demektedir.
"Burada savaşı; kurallı, güzel ve parlak düzeniyle, müzikli trampetli sesleriyle, dalgalanan sancaklarıyla, atlarının sırtındaki generalleriyle görmüyorsunuz. Burada savaşın gerçek ifadesi olan kan, acı ve ölüm gibi kelimelerle bile ifedesi zor olan korkunç bir olayın gerçek yüzünü görüyorsunuz."
Ayrıca hikâyelerimin, ruhumun tüm gücüyle sevdiğim, onun tüm güzelliklerini vermeye çalıştığım, her zaman güzel olan, eskiden de, şimdi de, gelecekte de güzel olan kahramanı tektir: Gerçek!"
Sivastopol Kitaptan Alıntılar
1. ""Uyumak ve her şeyi, ama en çok da kendini unutmak istiyordu.""
2. ""İnsanın başına ne gelirse fazla düşünmekten gelir.""
3. ""Kibir! İçinde bulunduğumuz yüzyılın karakteristik özelliği ve özel bir hastalığı sanki bu?""
4. ""Başkalarının yapıp ettiği umrunda olmaz, canı neyi nasıl yapmak istiyorsa öyle yapardı.""
5. ""İnsanın başına ne gelirse fazla düşünmekten gelir.""
6. "Kibir! İçinde bulunduğumuz yüzyılın karakteristik özelliği ve özel bir hastalığı sanki bu."
7. "İnsanın başına her ne gelirse fazla düşünmekten gelir."
8. "Korku bir kez yüreğe sızdı mı, artık başka duyguya yer bırakmaz..."
9. ""Uyumak ve her şeyi, en çok da kendini unutmak istiyordu.""
10. ""...duyarlı yüreği nasıl da eziliyordu!""
11. ""Korku bir kez yüreğe sızdı mı, artık başka duyguya yer bırakmaz.""
12. ""Kibir! Çağımızın karakteristik bir işareti ve tuhaf bir hastalığı.""
13. "Bu işin özü esası, soylu efendim, fazla düşünmemektir. Düşünmezsen bir şeyi yoktur. İnsanın başına her ne gelirse fazla düşünmekten gelir."
14. "+Yaralandınız mı?
-Özür dilerim efendim,öldürüldüm."
15. ""...ama ölgün, donuk bakışlarından, korkunç cılızlığından ve yüzündeki kırışıklıklardan yaşamının en iyi yıllarını acılar içinde geçirdiği anlaşılıyor.""
Sivastopol Kitap İncelemeleri
Sivastopol, Tolstoy’un gençlik dönemi eseri olmasına karşın, yeteneğini de gözler önüne seriyor. Savaşa gidecek olan, savaşta olan askerlerin tüm duygularını iliklerinize kadar hissetmenizi sağlıyor. Ve aslında bunun savaşanların savaşı değil de, başklarının ( belki de kralların, padişahların, çarların, devlet büyüklerinin, parayı yönetenlerin, artık her kimseler ...) savaşı olduğunu bir kez daha görüyorsunuz. Aklıma,çok sevdiğim yazarımız Yaşar Kemal’in, “Ah savaş, seni icat eden görmesin cennet” sözleri geliyor bir kez daha.
Tolstoy, çok farklı türdeki duyguları anlatıyor. Beni etkileyenlerden bir tanesi de, savaşa gidenlerin orada kazanacaklarını hesapladıkları para, ünvan, terfi hırsları. Hesaplamadıkları ise ölümün gelip onları bulması. Ölüm her giden için aynı gerçeklik, yanındakini bulup, seni es geçmiyor. Aynı siperde aynı bombayla birlikte ölüyorlar, şarapneller kimseye torpil yapmıyor.
Bir diğer duygu da, bazılarının savaşa giderken çok büyük korkular duymalarına rağmen, içine girdiklerinde, korkunun yerini o siperin-mevkiin korunması, o bayrağın dalgalanmasını sağlama gücüne, cesaretine dönüşmesi.
Savaşın bir tarafının kahramanları, diğer tarafın ölüm melekleri.
İncelememi bir dilek, bir temenni ile bitirmek isterim .
Keşke öyle bişey olsa ve yeryüzünde savaş olmasai barış olsa.
Gerçek Kitapseverler Ailesinin Tolstoy grubu olarak külliyat okumalarımız devam ediyor. Gelelim yazarın gözlem yeteneğinin kaleme döküldüğü ve kalemindeki ustalığa bir kez daha hayran bırakan eserine. Tolstoy savaşları bizzat içerisinde görmüş, cephelerde bulunmuş biridir. Savaş ve Barış’ı okuduğumda eserin uzunluğu ve detayları mı desem bir şeyler eksik kalmıştı bende ve tekrar okumalıyım dedim. Bu eseri de savaşı anlatıyor ama en önemli farkı ve özelliği savaşı yazarcasına değil izletircesine anlatmış okurlara. Savaşın nasıl bir şey olduğunu cephedeki askerlerin neler yaşadığını, hislerini, acılarını aklınıza gelebilecek ve gelemeyecek herşeyi etkileyici bir şekilde kaleme almış.
Sivastopol kuşatması 1854- 1855 yıllarında Birleşik Krallık,Fransa ve Osmanlı ittifakiyla Rusya arasında cereyan eden Kırım Savaşı sırasında oluşan bir cephedir. Savaşın taraflarından bizimle ilgili olmasından bağımsız bir şekilde askerlerin yaşadığı ölüm korkusu, zorluklar yani görünenin arkasında neler olduğunu anlamak daha doğrusu hissetmek için okumanızı tavsiye ederim.
Yer yer durağan bir anlatım oluşuyor ama bir anda sizi savaşın içine acının içine öyle bir çekiyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
“Benim öykümün kahramanı, hakikattir: Ruhumun bütün gücüyle sevdiğim ve olanca güzelliğiyle canlandırmaya çalıştığım, hakikat... hep en güzeldi o, her zaman da en güzel olarak kalacak.”
"Korku bir kez yüreğe sızdı mı, artık başka duyguya yer bırakmaz."
“Ölü bedenlerden yayılan korkunç ağır bir koku kaplamıştı havayı.”
1853-56 yılları arasında gerçekleşen Kırım Savaşını konu edinen Tolstoy romanı. Tolstoy'un bir subay olduğunu bilir eminim birçok okur. Buna paralel olarak bu şekilde savaş meydanlarını ve savaş psikolojisini harikulade şekilde yansıtmış eserlerinde. Keza Savaş ve Barış bu anlamda en önemli başyapıtlardan.
Kırım Savaşı ve Sivastopol savunması Ruslar açısından çok önemli bir savunma savaşı olarak tarihteki yerini almıştır. Tolstoy eserinde savaşa ve savaşanlara dair o kadar nefis betimlemelerde bulunmuştur ki okuyucu kendisini kitabi okurken savaş meydanında hissetmektedir. Savaşın dramatik yönüne bolca değinen bir anlayış, yakıcı ve yıkıcı etkisini en net şekilde gösteren bir yaklaşım ile karşı karşıyayız bu eserde.
Özellikle savaşanların psikolojisini yansıtması açısından da ayrı bir öneme sahip. Bu ortamda insan psikolojisinin alacağı durum ancak bu kadar net şekilde anlatılabilirdi. Savaşın kimler tarafından ne için çıkarıldığı, bundan yararlananların kimler olduğu ve zarar görenlerin kimler olduğunu az çok bilen insanlar olarak, bu gercekliklere de ışık tutması yönüyle beni etkileyen bir eser oldu diyebilirim.
Betimlemelerdeki kusursuzluk ve insan psikolojisinin net gösterimi kitaptaki etkiyi azami derecede arttırıyor. Savaş ortamının bu derece etkili şekilde betimlenmesi ve okuyucuya yansıtılması şüphesiz ki engin bir tecrübenin, konuya hakimiyetin emaresi. Bir subay olması tabiki bunda büyük bir etken Tolstoy'un.
L. N. Tolstoy - Sivastopol
☯Bir savaş kitabını zevkle, merakla ve hayretler içerisinde okuyacağımı asla tahmin edemezdim. Ama aynen böyle oldu.
☯Aralık'ta, Mayıs'ta, 1855 Ağustos'ta Sivastopol olarak roman 3 farklı dönemi ele alırken, her sayfada acı, kan ve savaşın soğuk yüzüyle karşı karşıya geldim.
☯İlk 20 sayfada biraz şaşırdım ve büyük bir beklenti içinde konunun öykü tekniği ile karşıma çıkmasını bekledim. Ancak sabırla okuduğum o ilk sayfalar beni - aslında- sıkıcı denebilecek bir üslupla yazılmış olsa da nasıl betimlenmiş, nasıl kelimelerle okuyucuya hissettirmiş Tolstoy ki, peşten ne gelirse gelsin okumaya sevk etti ve bu kararımdan son sayfaya kadar pişmanlık duymadım.
☯Rusya'nın Sivastopol'ün de Fransa ile büyük ve 11 ay sürecek olan korkunç bir savaşı temel olarak konu edinen kitap Tolstoy'un ilk kitapları arasında olmasına rağmen aklıma takılan tek soru: Tolstoy bu savaşta asker miydi?
☯Çünkü bir yazar nasıl olur da yüzümüze kan sıçrata sıçrata bizi resmen savaşa sokabiliyor?
☯Tolstoy bahsi geçen hiç kimseyi asla öykünün kahramanı ya da kötü adamı olarak nitelendirmeyerek savaşı ve savaşın soğuk yüzüne merceği çevirerek, 'herkes iyidir herkes kötüdür' şiarını okucuya benimsetmeye yöneliyor.
☯En kıdemli askerin soğukkanlılığı ve kendine bile acımasız oluşu, henüz birliğine yeni katılmış acemi bir askerin olanca vatan sevgisine rağmen korkuları ve çekimserliği, korkunç insan cesetleriyle oluşan asker yığınlarının üzerinden ölüme benzeyen geleceğine bakışını büyük bir saygıyla okudum.
♡Ve unutulmazlarım arasına girdi. ♡
1853-1856 yılları arasında bir nevi Kırım ve Karadeniz'e Rusların inmesine engel olmak için Avrupa ile Rusya'nın savasmasinin anlatıldığı kitap.Savas üzerine efsane yorumları ile usta bir yazarın elinden
L.N.Tolstoy-Sivastopol
Sivastopol Kırıma bağlı bir bölge.Yazar bu kıyı kesiminde olan savaşı 3 hikaye ile anlatmış
Aralıkta Sivastopol: Sivastopol de savaş öncesi bir seyahate çıkarır.
Mayıs'ta Sivastopol: Savaşın trajedisini ve askerlerin çektiği sıkıntılar ve psikolojilerini anlatır. Yazarın tek kahramanı hakikatlerdir.
1855 Ağustos Sivastopol: Askerlerin psikolojisine bu bölümde daha fazla yer verir. Sivastopol düşer ve son bölümünde Rusların öfkesini belirtir.
Kitapta olmayan ise Avrupa devletleri yanında savaşa dahil olan Osmanlı Devleti için bu savaşta zaferle çıkılmasına karşın çok fazla masraf edilmesi nedeniyle borçlara girer.Duyun-u Umumiye girmek zorunda kalır.Bu süreçte Islahat fermanı ilan edilir.Mamafih kitapta sadece savaşılan devlet olarak Fransa gösterilir.
Savaş karşıtı bir insan olan Tolstoy tahmin ediliyor ki bizzat Sivastopol de bulunmuş ve muhtemelen kendi yaşadıklarından örnek ile bu eseri yazmış.
Savaşın kazançtan çok kayıp getirdiğini,Üst kesimin makam,orta kesimin madalya alt kesimin ise vatan sevgisi ile nasıl savastigini görmek isterseniz kaçırmayın derim
Şimdide iyi seyirler