
Sisin Sakladıkları Kitap Tanıtımı
... Sis o kadar yoğunlaştı ki neredeyse yol görünmez oldu. İlay ürperdi. Nereye gelmişti? Yaşadığı dünyadan ayrılmış, başka bir dünyaya geçmiş gibi duyumsadı kendini. O güne dek zaman zamansisli havalarda yolculuk yapmıştı birkaç kez; ama böyle sarı bir sisle ilk kez karşılaşıyordu. Teyzesi traktörü daha yavaş kullanıyordu artık, çünkü bir metre öteyi ancak görebiliyorlardı. İçindeki korkuyu dışarıya yansıtmamaya çalışarak sordu İlay...
(Arka Kapak)
Kargaların kaç yıl yaşadığını biliyor musunuz? Kargaların genlerini insanlara aktarmaya çalışan genetikçiler…"Genetik çalışmalarının yapıldığı üs tüm bir yöreyi, insanları ve doğayı tehdit etmeye başlayınca; yaz tatilini teyzesinin köyünde geçirmekte olan İlay, arkadaşı Fuat ve teyzesinin, insanları kobay olarak kullananlara karşı giriştikleri nefes kesici mücadele"
(Tanıtım Yazısın'dan)

Sisin Sakladıkları Kitaptan Alıntılar
1. "Hayır, günaydın demenin zamanı olmaz. Eğer bir uyanış içindeysen, günün hangi saati olursa olsun gün aydın demektir."
2. "İnsanlar kitap yazarken çoğu zaman olduğu gibi değil, olmasını İstediği gibi yazıyor. Masallar da öyledir ya, hep iyiler kazanır, kötüler bulur cezasını. Gerçek yaşamda öyle mi ya? İyiler de kaybediyor."
3. ""Günaydın demenin zamanı olmaz, eğer bir uyanış içindeysen günün hangi saati olursa olsun gün, aydın demektir.""
4. "“İnsan kendini tok karnına daha iyi savunur diye bir felsefe geliştirivermişti o anda. “"
5. "Onu çok özledim, ama ne ben gidebilirim ne o gelebilir. Hasretlik zor, ama zamanla alışıyor insan."
6. ""Benim uyanış içinde olduğumu da nereden çıkardın?...
'Yine felsefi konuşmalar yapıyorsun. Biraz önce pencereden bakarken büyüdüğünün farkına varmadın mı? İşte bu senin için bir uyanıştır.' ""
7. ""O 'nu çok özledim, ama ne ben gidebilirim ne o gelebilir. Hasretlik zor, ama zamanla alışıyor insan"..."
8. "Günaydın demenin bir zararı olmaz eger bir uyanıs icindeysen ."
9. ""İnsanoğlu böyle işte, bazı alanlarda ilerlediğini sanır, ama gerilediği alanları görmezden gelir.""
10. ""Insanoğlu böyle işte, bazı alanlarda ilerlediğini sanır, ama gerilediği alanları görmezden gelir.""
11. ""Evcil olmam sizin boyunduruğunuz altında köle olmamı ve sizi karşılıksız sevmemi mi gerektiriyor? ""
12. "Oldum olası sevmem veda sahnelerini. :')"
13. "~Ama llay iki haftadır rüyalarının prensini bulmuş ve bütün dünyayı unutmuş bir durumdaydı.~"
14. "...sevmek ne güzel bir duyguydu."
15. "Hadi hadi,çabuk gidin."

Sisin Sakladıkları Kitap İncelemeleri
... Sis o kadar yoğunlaştı ki neredeyse yol görünmez oldu. İlay ürperdi. Nereye gelmişti? Yaşadığı dünyadan ayrılmış, başka bir dünyaya geçmiş gibi duyumsadı kendini. O güne dek zaman zaman sisli havalarda yolculuk yapmıştı birkaç kez; ama böyle sarı bir sisle ilk kez karşılaşıyordu. Teyzesi traktörü daha yavaş kullanıyordu artık, çünkü bir metre öteyi ancak görebiliyorlardı. İçindeki korkuyu dışarıya yansıtmamaya çalışarak sordu İlay... Kargaların kaç yıl yaşadığını biliyor musunuz? Kargaların genlerini insanlara aktarmaya çalışan genetikçiler..."Genetik çalışmalarının yapıldığı üs tüm bir yöreyi, insanları ve doğayı tehdit etmeye başlayınca; yaz tatilini teyzesinin köyünde geçirmekte olan İlay, arkadaşı Fuat ve teyzesinin, insanları kobay olarak kullananlara karşı giriştikleri nefes kesici mücadele"
Özellikle ortaokul yıllarında çocukların fantastik, macera türünde eserleri okumaktan ne denli zevk aldığını belirtmek gerekir. Ancak bir yetişkinin de heyecanla okuyacağı bir kitap olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Mavi karga ve onun hikâyesine eşlik eden tüm karakterler o kadar güzel ele alınmıştı ki. Merak unsurunun yüksek olması okurun ilgisini de ayrıca çekmektedir.
Mutlaka okumanızı ve bu hikâyeye ortak olmanızı isterim.
Miyase Sertbarut'un genelde yazılarını bundan daha karışık olarak hatırlıyordum, uzun süre okumamıştım kitaplarını ama, Sisin Sakladıkları, (eğer ikincisi de böyleyse) çok sade bir hikaye, ve düz bir kurgusu var. Evet, bir çocuk kitabından bir başyapıt beklemiyorum, ama üzerine çalışılırsa Kapiland'ın Kobayları'nın hikayesi gibi olabilir.
(Ağır olmasa da: SPOILER)
Hazır demişken konuşuyum, Kapilan'ın Kobayları serisi, bu kitaba gayet de açık olarak bağlantılı. Bence fikir olarak temelini oluşturmuş olabilir 2014 yılında çıkmış olan serinin. KK'nin hikayesi gayet birden fazla hikaye barındıran, ve karakterlerin gerçekten arkasında bir motivasyonu olduğunu gösteriyordu. 2004'de çıkmış SS, b ütün sorunları yanında bence eğer farklı bir yönden daha fazla karakterle yapılsa güzel olabilirdi. Çocuk adamlar misal, daha çok bir yetişkinin vücudunda bir çocuk olmanın getirdiği üzgünlüğe dalabilirdik, onun yerine kitabın yarısı, iki ergenin kavgasıyla geçiyor, Mavi Karga kendisini çok sansa da, kendisinin şımarmış bir ergenden bir farkı olmadığını neredeyse hiç fark etmiyor. İlay'ın karakterini tuvale boya atıp da anlatabilirim, ve Fuat ise ChatGPT tarafından yazılmış bir robot gibi bir duygusal dünyaya sahip. Kutsiye Teyze'mizin tek karakteristik özelliğinin ise traktör sürebilmesi ve biraz da olsa şüpheli olması. Onun yanında bütün kitapta Dabbeymişçesine suçlanan Kadir Bey'i, veya (nedense bir şeyi var bu kadının bu insanlarla ya) Fİnlandiya'lı adam hakkında bile konuşmuyorum.
Kitabı okuyun, ama okurken de bunun sadece çocukların bir haftasını doldurmak için yazıldığını unutmayın.
Anne babası ayrılmış 8. sınıf öğrencisi İlay’ ı o yaz tatili için Anne Nilgün Hanım Kars’ ın Kunduzlu köyüne, teyzesinin yanına, yollamak ister. İlay başta istemese de sevgilisinin onu aldattığını öğrenince olanları unutmak için kabul eder. Yolculuk trenle yapılacaktır ve ona Fuat ile annesi eşlik eder. Trende Finlandiyalı bir adam ve telefonda konuştuları dikkatlerini çeker. Adamsa ser verip sır vermez. Kars’a varınca onu teyzesi karşılar. Traktörle köye varırken yolda sarı sisle karşılaşırlar. Eve varıp biraz dinlendikten sonra teyzesi Kutsiye Hanım sarı sisten, köye yakın altın arama madeninden ve şüphelerinden bahseder. Kutsiye Hanım, dedesinin babasından gelen Mavi Karga ile konuşma sırrını İlaya söyler çünkü bu sırrı devam eden kişi daha sonra İlay olacaktır. Çünkü teyzesi evlenmemiş ve çocuğu yok. Mavi karga ile de tanışır. Köyün yakınındaki altın arama madeni bir kamufledir. Aslında kargaların genini insana nakledip uzun ömürlü olmayı amaçlayan bir grup bilim adamı orada deneyler yapar. Sonuçta da gagası, ayağı değişmiş kargalar ve kopyalanmış kısa ömürlü insanlar ortaya çıkar. İlay ve teyzesi sayesinde olay ortaya çıkar. Fuat’ ın babası da içlerinde çalışan gizli bir bilim insanıdır ve o da bu suçu ortaya çıkarmada yardımcı olur. Sarı sis de köyden tamamen uzaklaşır. Laboratuvar kapatılır. Kopya insanlar İngiltere’ ye yollanır. Fuat ve İlay da arkadaş olurlar.
Miyase Sertbarut'un genelde yazılarını bundan daha karışık olarak hatırlıyordum, uzun süre okumamıştım kitaplarını ama, Sisin Sakladıkları, (eğer ikincisi de böyleyse) çok sade bir hikaye, ve düz bir kurgusu var. Evet, bir çocuk kitabından bir başyapıt beklemiyorum, ama üzerine çalışılırsa Kapiland'ın Kobayları'nın hikayesi gibi olabilir.
(Ağır olmasa da: SPOILER)
Hazır demişken konuşuyum, Kapilan'ın Kobayları serisi, bu kitaba gayet de açık olarak bağlantılı. Bence fikir olarak temelini oluşturmuş olabilir 2014 yılında çıkmış olan serinin. KK'nin hikayesi gayet birden fazla hikaye barındıran, ve karakterlerin gerçekten arkasında bir motivasyonu olduğunu gösteriyordu. 2004'de çıkmış SS, b ütün sorunları yanında bence eğer farklı bir yönden daha fazla karakterle yapılsa güzel olabilirdi. Çocuk adamlar misal, daha çok bir yetişkinin vücudunda bir çocuk olmanın getirdiği üzgünlüğe dalabilirdik, onun yerine kitabın yarısı, iki ergenin kavgasıyla geçiyor, Mavi Karga kendisini çok sansa da, kendisinin şımarmış bir ergenden bir farkı olmadığını neredeyse hiç fark etmiyor. İlay'ın karakterini tuvale boya atıp da anlatabilirim, ve Fuat ise ChatGPT tarafından yazılmış bir robot gibi bir duygusal dünyaya sahip. Kutsiye Teyze'mizin tek karakteristik özelliğinin ise traktör sürebilmesi ve biraz da olsa şüpheli olması. Onun yanında bütün kitapta Dabbeymişçesine suçlanan Kadir Bey'i, veya (nedense bir şeyi var bu kadının bu insanlarla ya) Fİnlandiya'lı adam hakkında bile konuşmuyorum.
Kitabı okuyun, ama okurken de bunun sadece çocukların bir haftasını doldurmak için yazıldığını unutmayın.
Anne babası ayrılmış 8. sınıf öğrencisi İlay’ ı o yaz tatili için Anne Nilgün Hanım Kars’ ın Kunduzlu köyüne, teyzesinin yanına, yollamak ister. İlay başta istemese de sevgilisinin onu aldattığını öğrenince olanları unutmak için kabul eder. Yolculuk trenle yapılacaktır ve ona Fuat ile annesi eşlik eder. Trende Finlandiyalı bir adam ve telefonda konuştuları dikkatlerini çeker. Adamsa ser verip sır vermez. Kars’a varınca onu teyzesi karşılar. Traktörle köye varırken yolda sarı sisle karşılaşırlar. Eve varıp biraz dinlendikten sonra teyzesi Kutsiye Hanım sarı sisten, köye yakın altın arama madeninden ve şüphelerinden bahseder. Kutsiye Hanım, dedesinin babasından gelen Mavi Karga ile konuşma sırrını İlaya söyler çünkü bu sırrı devam eden kişi daha sonra İlay olacaktır. Çünkü teyzesi evlenmemiş ve çocuğu yok. Mavi karga ile de tanışır. Köyün yakınındaki altın arama madeni bir kamufledir. Aslında kargaların genini insana nakledip uzun ömürlü olmayı amaçlayan bir grup bilim adamı orada deneyler yapar. Sonuçta da gagası, ayağı değişmiş kargalar ve kopyalanmış kısa ömürlü insanlar ortaya çıkar. İlay ve teyzesi sayesinde olay ortaya çıkar. Fuat’ ın babası da içlerinde çalışan gizli bir bilim insanıdır ve o da bu suçu ortaya çıkarmada yardımcı olur. Sarı sis de köyden tamamen uzaklaşır. Laboratuvar kapatılır. Kopya insanlar İngiltere’ ye yollanır. Fuat ve İlay da arkadaş olurlar.