Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Şeytan Yemini - Jean-Christophe Grangé | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Şeytan Yemini Kitap Bilgileri


Yazar: Jean-Christophe Grangé
Tahmini Okuma Süresi: 14 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı: 519
Basım Tarihi: Nisan 2019
İlk Yayın Tarihi: 2007
Yayınevi: Doğan Kitap
Orijinal Dil: Fransızca
ISBN: 9789759913687
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Şeytan Yemini Kitap Tanıtımı


Birbirinin benzeri cinayetler işlenmektedir. Bu cinayetlerin ortak noktaları, katillerinin öldükten sonra hayata döndürülmüş ve uzun süre komada kalmış insanlar olmasıdır. Öldürülen kişiler de, onların komaya girmesine sebep olan kişilerdir. Bir tür intikam cinayetleridir bunlar. Ancak bu kişiler gerçekten katil midir? Yoksa sadece verilen emirleri uygulayan birer piyon mudurlar? Avrupa’nın birbirinden uzak kentlerinde işlenen bu cinayetler nasıl bu denli benzerlik içermektedir? Yoksa katil tek bir kişi midir? Kendini şeytanın yerine koyan, kendini şeytan sanan biri. Belki de şeytan gerçekten yeryüzüne inmiştir.




Şeytan Yemini Kitaptan Alıntılar


1. "“Fikirler yoktur, sadece eylemler vardır""




2. "“Dileklerinizi yazın... dikkate alınacaktır”"




3. "Dünya nimetlerinden elimi ayağımı çekmeyi tercih etmiştim fakat paşalar gibi yaşıyordum."




4. "– Tam olarak neredesin? Ve ne yapıyorsun?"




5. "Senin için yapabileceklerim bu kadar. İyi şanslar."




6. "“Yaşamıyorum ama hayattayım / Ve o kadar güçlü ki isteğim / Ölmemekten ölüyorum.”"




7. "-- Aşk, yavrucuğum, insanın hayatını bir başkasına adamasıdır."




8. "“Ölmemek için ölüyorum.”"




9. "Herkes umut doluydu."




10. "Kelimelerin gerçeklerin ağırlığı karşısında hiçbir gücü yoktur."




11. "Ölüm, insanlar arasındaki eşitsizliği kaldırıyordu."




12. "“Fikirler yoktur, sadece eylemler vardır""




13. "Ölüm , insanların arasındaki eşitsizliği kaldırıyordu.."




14. "Kadınları asla anlayamayacağıma bir kez daha kanaat getirdim."




15. "Radyolardan, televizyonlardan uzak durmaya çalışıyorum,"





Şeytan Yemini Kitap İncelemeleri


"Sigara içebilir miyim?"
Baş kahramanımız sürekli bu soruyu soruyor. Ama romanın tüyler ürperten ayrıntıları bende de sık sık sigara yakma isteği uyandırdı.
Neyse ki kullanmıyorum.
Romana gelince;Tansiyonun hiç düşmediği karmakarışık olaylar zinciri. O kadar çok olay, o kadar çok ayrıntı var ki nasıl bir araya getirilebildiklerini anlayamıyorum. Dindar Katolik bir cinayet masası dedektifi, en yakın dini bütün Katolik arkadaşının intihar ettiği gerçeğini kabul etmeyip bir soruşturma başlatıyor. Olay çok başka yerlere doğru kıvrılıyor. Çok ama çok farklı yerlere. Geçmişten günümüze bir sürek avı başlıyor. Gerilim değil gayet korku filmi tadında bir roman. Çok akıcı ve sürükleyici ve heyecanlı olduğu kesin. Yine de bu kadar karmaşanın getirdiği belki de aydınlanmayan noktalar, mantığa oturtulamayan, havada kalmış bölümler olduğunu hissettim. Belki de ben anlayamadım bilmiyorum. Dindarlık ve sömürücüleri, yobazlık, kötülük, gerçek kötülük ve şeytan... Tarihin başından beri tartışılan, fanatizme tabi tutulan konular cinayetler serisiyle bağdaştırılmış. Aynı potada eritilmiş. Gerçek kötü bir ruh hastası mı, yoksa kötülük bizzat şeytandan mı geliyor?
Sorunun cevabı için hiç atlamadan 519 sayfayı içinize çekmeniz gerekiyor.
Şimdiden kolay gelsin.




Grange'ın kitaplarını beğenmemek haddime değil ama cinayet-polisiye-gerilim türünde beklentilerimi o kadar yukarı çıkardı ki bambaşka şeyler bekliyorum artık kendisinden. Hep daha fazlasını. Alıştım galiba ama yine de mükemmele yakın bir kitap daha okudum diyebilirim.

Ceset tasvirleri yine inanılmazdı. Katilin sanatçı gibi yaptığı ince işler yine hayallerımize damga vurdu. Kitabı okuduktan sonra yine gece karanlıkta boşluğa bakamaz olduk. Bilinçaltımıza işledi işledi durdu işlenen cinayetleri ve sanat eseri gibi anlattığı cesetleri.

Bilimsel açıklamaları, her soruya mantıklı bir cevabı olması ve bunu o konunun uzmanıymış gibi yapması yine hayranlığımızı arttırdı kendisine.

Yalnız o kadar çok cinayet romanı okuyorum ki katili merak edemiyorum artık. Bir yerlerde bir şekilde çözer oluyorum gerçekleri. Kitapta da bazı karakterlerin dediği gibi gördüğüm en salak polislerden biri olan Mat bazı gerçekleri diğer romanlardaki ana karakterlere göre biraz geç keşfediyor. Biz bazı gerçekleri ondan önce öğrendik resmen. Bu da biraz diğer romanlarına göre seviyeyi bir basamak daha aşağı çekti ama 9 puanı da haketti.

Son olarak da bir eleştiri de kendime. Bu kitabı bu kadar geç okumak ve uzun sürede bitirmek kendime kızmama neden oldu. Grange'ı tamamlamak gerek. Sırada Lontano ve Kongo'ya Ağıt var.




Leyleklerin Uçuşu ve Ölüler Diyarı daha güzeldi sanırım. Burada herşey kolaylıkla oldu hissi verdi kitabımız Aksiyon çok basitçe işlenmiş gibi cinayetlerin işleniş biçimi dehşet diyebilirim ama Wulf Dorn kitaplarının heyecanı kadar yoktu bu kitabı Yazarin diğer kitaplarına birşey demiyorum ama bu biraz altlar da kalmış sanki yada bana öyle geldi.
Tahmin ettiğim yerler çok fazla oldu Hava da kalan yada tam oturmayan kısımlar.
Bir bölüm de intihar eden karakterimizin neden intiharını ben çözmüşken baş karakterimiz yaklaşık 200 sayfa sonra çözdü Yine de sürükleyicilik bakımından okutuyor.
Yazarın hayal gücü ve bilgi olarak yine üst düzeydi Ortalama her alandan Tıp, tarih, coğrayfa, felsefe, botanik bilimi, dinler arası yine özellikle katoliklik anlamın da ilginç bilgiler mevcut kitabımız da. Benim aklıma gelenler yada bildiklerim bunlar. Bunlar harici fazlası var eksiği yok. Okumak için de yeterli bence
Konu olarak;
Mat ve Luc çocukluktan beraber yetişmişler her ikisi de polis olmuştur.
Bir gün Mat, Luc'un intihar ettiğini öğrenir ama buna çok şaşırır intihar edecek biri değildir üstelik aşırı eğilimli Katoliktir.
Mat bu intihari araştırmak ister Luc intihar ettiğin de şeytani işaretler bırakmıştır. Mat bu duruma şaşırır ve araştırır Araştırdıkça da daha farklı cinayetler ortaya çıkar hem de akıl almaz şekilde işlenen cinayetler..
Ama Luc'un bu cinayetlerle ne ilgisi vardır zira Luc düzelmesi imkansız bir komadan sapasağlam çıkar,nasıl çıkmıştır. Daha da ilginç olaylar var elbette. Devamını da kitaba bırakayım.




“Yaşamıyorum ama hayattayım
Ve o kadar güçlü ki isteğim
Ölmemekten ölüyorum.”

Aziz Augustinus’un beni çok etkileyen bu dizeleri ile başlamak istedim çünkü kitabın konusu biraz da bunun üzerine.

Her kitabında farklı bir ırk, kültür ve bilinmeyen grupları ele alan Grange, bu kitabında da yine efsane bir konu ile alıp götürüyor.

Mat ve Luc, teoloji bitirmiş rahip olmaya hazırlanan iki yakın arkadaştır.
Luc bu yolculukta bir konu üzerinde saplantı geliştirmeye başlar; Şeytan. Şeytanı aramak için de sokaklarda olması gerektiğine karar verir, polis okuluna kaydolur.

Mat de bu arada yardım için Ruanda’ya gider burada işkenceleri, ahlaksızlıkları, ölümün her türlüsüyle karşılaşır ve geçirdiği krizler sonucunda antidepresan ve ataklarla geçirdiği bir hayata sahip olur. Nihayetinde de Mat de ölüm düşüncesini bastırmanın yolunun daha fazla ölümden geçtiğini düşünüp Luc’un izinden gidip polislik okuluna kaydolur.

Bir kaç yıl sonra aynı birimde çalışmaya başlayan Luc ve Mat’in arkadaşlığı Luc’un kendini bir göle atıp intihar etmesiyle son bulur. Ama hikaye burda başlıyor çünkü Mat, Luc’un intihar edeceğine asla inanmıyor. Ve olayı açığa kavuşturmak isterken kendini bir dizi cinayetin ve karanlık güçlerin içinde buluyor.

Dinler, yer altı barları, siyah kadın ticareti, büyücülük, Vudular, çingeneler, şeytana tapınma… Grange bu kitaba da imzasını atmış ve salt polisiye kitabı kimliğini bir sürücü araştırma ve bilgiyle zenginleştirmiş.
Afrika- Fransa ve İtalya arasında geçen müthiş heyecanlı, katili ve gidişatı yine tahmin edemeyeceğiniz bir #Grange şaheseri olmuş.




Jean Christophe Grange'den yine çok güzel bir kitaptı.
Siyah Kan ile beraber tepeye yerleşti benim için.
......Spoiler içermez......
İlk 150 sayfada gerçekten sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Ama bu duruma Grange'in kitaplarından alışıktım. Zira yazar detaylı karakter analizleri yapmayı, karakterlerin geçmişlerine değinmeyi ve giriş öğeleri üzerinde ayrıntılı biçimde durmayı seviyor. Nitekim bu yaptığı kitabın ilerleyen kısımlarında o evrene daha kolay girebilmenizi hatta orada yaşayabilmenizi sağlıyor.
İlerledikçe iyice açılan ve gerçekten saran bir kurgusu var.
Son 100 sayfayı nefes almadan okudum.
Adeta o heyecanı hissettim çünkü.
Kitap genel olarak Mathieu isimli karakterimizin arkadaşından aldığı kötü bir haber üzerine gelişiyor.
Olayın sebebini öğreneyim diye yola çıkan kahramanımız kendini bir cinayet şöleninin ortasında buluyor.
Kitabı okumayı düşünenler için şunu belirtmeliyim ki eğer ağır kitaplardan hoşlanmıyorsanız çok size olduğunu düşünmüyorum. Beklentiniz akıcılık tarafından ziyade olay kurgusu, karakterlerin düşünceleri ve varsayımları üzerine ise düşünmeden alınız. Kesinlikle öneririm. Tabi bazı içeriklerinden sebep 12-16 yaş aralığına öneremeyeceğim de bir kitap. Ben kendi adıma kitabı çok beğendim. Sağlam bir polisiye okuruyum diyorsanız size de öneriyorum. Kitabın sonunun yazarın Kaiken kitabına benzer bir gidişat içermesinin de ufak bir gönderme içermiş olabileceği kanaatindeyim. (Spoiler değil zira Kaiken'i okumuş dahi olsanız ancak kitap bitince anlayabilirsiniz.)



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: