Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Ses - Sabahattin Ali | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Ses Kitap Bilgileri


Yazar: Sabahattin Ali
Tahmini Okuma Süresi: 2 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı: 78
Basım Tarihi: 18 Şubat 2019
İlk Yayın Tarihi: 1937
Yayınevi: Ren Kitap
ISBN: 9786057944429
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Ses Kitap Tanıtımı


Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş yalnızlığının farkında bile değildi.

Edebiyatımızın usta romancı ve hikâyecilerinden Sabahattin Ali'nin beş hikâyesinden oluşan Ses, ondan aşina olduğumuz bir hikâye anlayışıyla toplumun alt sınıflarından insanların ele alındığı, haksızlığın ve yalnızlığın bir arada olduğu bir iklimde ilerler. Toplumcu gerçekçi edebiyatın öncü isimlerinden olan Sabahattin Ali genellikle köy, kasaba ya da şehir yaşamını ele alsa da, Ses'teki hikâyelerinden Köstence Güzellik Kraliçesi yurtdışında geçmesiyle kitaptaki diğer hikâyelerden farklılık teşkil eder.

Sabahattin Ali edebiyatını daha yakından tanımak adına romanlarından önce çeşitli dergilerde rastlanan bütün hikâyeleri büyük bir dikkatle okunmayı bekliyor.




Ses Kitaptan Alıntılar


1. "...

Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli, dağıt beni, kır beni,
Götür tozlarımı buradan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni...

..."




2. "...

Ayın şavkı vurur sazım üstüne,
Söz söyleyen yoktur sözüm üstüne
Gel ey hilâl kaşlım, dizim üstüne,
Ay bir yandan, sen bir yandan sar beni.

..."




3. "...

Sekiz yıldır uğramadım yurduma,
Dert ortağı aramadım derdime,
Geleceksen bir gün düşüp ardıma,
Kula değil, yüreğine sor beni.

..."




4. "Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor."




5. ""Kül ettiğin her ne varsa
Mumla arayacaksın...""




6. "Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor."




7. ""Kül ettiğin her ne varsa
Mumla arayacaksın...""




8. "Kül ettiğin her ne varsa mumla arayacaksın…"




9. "Hayatında yalnızlıktan başka bir şey görmediği için, müthiş yalnızlığının farkında bile değildi."




10. "Biliyor musunuz, 1 dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabilir."




11. "Fakat bir insan kalbi bu şehirden daha karmakarışık, daha uçsuz bucaksız değil miydi?"




12. "Döndüm daldan kopan kuru yaprağa
Seher yeli, dağıt beni, kır beni;
Götür tozlarımı burdan uzağa
Yârin çıplak ayağına sür beni..."




13. "Ömrümde bu kadar gür, tatlı bir erkek sesi dinlememiştim. Bir insan gırlığından bu kadar manalı ve Sarıcı sesleri nasıl çıkarabileceğiini hayret ediyordum."




14. ""Kül ettiğin her ne varsa
Mumla arayacaksın...""




15. "Mukadderat bizim ayrı yollarda yürümemizi istemiş, ne yapalım?"





Ses Kitap İncelemeleri


Sabahattin Ali’nin kalemiyle ne zaman karşılaşsam, içimde tuhaf bir huzursuzlukla beraber bir sıcaklık da beliriyor. Ses adlı bu kısa hikâyeyi okurken de yine aynı duygular peşimi bırakmadı. Aslında sayfa sayısı olarak oldukça ince ama içeriği, duygusu o kadar yoğun ki, bir solukta okuyup uzun uzun düşündüğüm kitaplardan biri oldu.

Hikâye basit gibi görünüyor: Bir adam, tesadüfen tanıştığı genç bir kadının şarkı söyleyişine hayran kalıyor. Ama Sabahattin Ali’nin derdi “şarkı söyleyen bir kadın” hikâyesi anlatmak değil. O sesi duyan adamın iç dünyasını, arayışını, boşluğunu, kadının hayatındaki yorgunluğu, yoksunluğu o kadar ince bir yerden anlatıyor ki, birkaç sayfalık bir metnin nasıl bu kadar dolu olabildiğine hayret ediyorsunuz.

Bir yerden sonra hikâyeden çok kendi içime döndüm. Hepimizin hayatında böyle “sesler” olmamış mıdır? Tam tutunacak gibi olup kayıp giden insanlar… Ya da bir anlığına bir umut gibi belirip, sonrasında kendi karanlığına çekilen hikâyeler…

Sabahattin Ali’nin o sade ama delip geçen dili burada da tüm gücüyle çalışıyor. Özellikle sonlara doğru karakterin iç çatışması beni gerçekten etkiledi. Her şey çok gerçekçiydi. Belki de en çok bu yüzden çarptı beni.

Eğer henüz okumadıysanız, Ses’i bir çay molasında okuyabilirsiniz ama etkisi çay bittiğinde geçmeyecek. Benim için öyle oldu. keyifli okumalar.




Ses Sabahattin Ali'nin 5 kısa hikâyesinden oluşan bir eser.
İlk'i kitaba ismini de veren Ses; kendi çapında saz çalan ve türkü söyleyen bir gence şöhret olma yolunda verilen vaatler ve gencin sesini bulma yolunda ki hayal kırıklıklarını içeren insanı hüzne sürükleyen bir hikâye.
Köpek; bir çoban ve köpeğinin başına gelen insanlık dışı bir olayı anlatıyor. İyi insan olmanın okumakla olamayacağını, kibrin insanı ne derece çirkinleştirdiğini içeren, yüreğe dokunan bir hikâye...
Sıcak su; eşi hakkında tutuklama kararı çıkan bir bayan eşini ele vermemek için jandarmaların yaptığı tüm zorbalıklara susar ve sonrasında yapılanları kaldıramaz, ortadan kaybolur..
Mehtaplı bir gece, dermansız bir hastalığa yakalanan adam kendini büyük bir yalnızlık içerisinde hisseder. Bir gece bu yanlızlığını giderecek biriyle karşılaşır ve huzurlu bir uykuya dalar.. Yalnızlığın ölümden dahi güç olduğunu yansıtan sıcacık bir hikâye...
Köstemce güzellik kraliçesi; evlenme vaadiyle söz verdiği arkadaşını yarı yolda bırakan ve yıllar sonra anlık hatasının hayatını nasıl zindana çevirdiğini gören bir adamın hikâyesi...
Her hikâye de kendinizden bir parça birşey buluyor ve hikâyenin akışına bırakıyorsunuz kendinizi.. Severek okuduğum hayatın içinden sıcacık bir eser...




Beş öylülük kısa bir mucize. Her bir hikayesi insana, kendinden bir parça bulma fırsatı sunuyor. Nitekim Sabahattin Ali'nin de kendinden birkaç parçayı bizlere sunduğu kesin.

Hikayeler arasında bir bağlantı aradım. İlk hikaye esere adını veren Ses idi. Sivaslı Ali'nin memleketinden yola çıkıp sesini, sazını göstermeye gitmesini konu alıyor. Aslında eşit olmayan fırsatlardan eşit başarıların çıkmasını beklediğimiz yanılgısını bizlere anlatan vurucu bir eser.

İkinci hikaye Köpek ismiyle sunulmuş. Genç bir mühendis annesi ve nişanlısıyla kırsalda seyrederken, sırf meraktan bir çobanla konuşmak için duruyor. Arabadan inip çobanı çağırıp onunla konuşmanın bir lütuf olduğunu belirtircesine, 1950'lerin Belçikalarında hayvanata bahçesinde siyahi insanlara bakan riyakar Avrupalılar gibi, salyalarını akıta akıta çobanı merak ederek sorular soruyor, onun ne garip bir mahluk olduğunu sorguluyorlar. Ancak çobanda ise tam tersi bir alçakgönüllülük ile yanlış bir şey söyleme korkusu hakim. Genç mühendis istediğini alamayıp arabasıyla ilerlemeye koyuluyor. Çobanın dostu Karabaş ise arabanın peşinden fırlıyor. Sonrası genç mühendisin, çobanın karşısında merak uyandıran sorularını sorup cevaplar alamaması dolayısıyla acı bir pişmanlık duyması, kendine, gururuna bunu yakıştıramaması sonucu cebinden silahını çıkarmasıyla devam ediyor.

Üçüncü, dördüncü ve son hikayeler ise hiç konuşmak istemediğim. İçlerindeki o ruhu okuyanın tatmasını beklediğim hikayeler.

İyi okumalar.




Yetişkinlik dönemimde ilk defa bir öykü kitabı aldım ve öyküler okudum ve nasıl da eksik kalmışım anladım!Ve belki de bana öyküyü sevdirecek en doğru yürekten başladım.SES yazarın içinde dört öyküsü daha olan ve kitaba da adını veren ilk öykü.Biri 1936 diğer dördü 1937’ de yazılmış.Her öykü yüreğimin başka başka yaralarını kanattı ve bunu uzun uzun tasvirlere,betimlemelere hiç ihtiyaç duymadan sade ve sadece insanla yani benimle,seninle,bizimle yaptı.Her dönem insanı zor zamanlara denk geldiğinden şikayet eder,tüm zamanların tek edilgeni,masumu insanmış ve tüm bu olumsuzluklar kendiliğinden ortaya çıkarmış gibi mağdurluğunun en ateşli sesiyle haykırır bunu hem de! Bu öyküler size ne anlatır bilmem ama bana dediler ki; insanın en büyük aczi sevmeyi bilmeyişidir.Kör yüreklerin dünya kurulalı beri sevgiye evrilemeyişidir.Kötülük ille de vurup kırıp yok etmek değildir,kötülük en masum haliyle iyi niyetlerin arkasına saklanmış görmezden gelmelerimizdir...İnsan gönlü dünyayı görememiştir; doğasını, hayvanını,çoluğunu çocuğunu görmemiştir,görenleri de sahte sevgilerin arkasına saklanıp görmezden gelmeyi tercih etmiştir.Tüm zamanlar yaşayanlarına zor gelmiştir.Oysa tüm zamanlar yaşayanlarına sevgisizliklerinin bedelini ödetmiştir!Hepsi bu...Tıpkı şimdilerde yaşadığımız zorlukları hiç üstümüze alınmadığımız,kendimiz dışında kalan her şeyi suçlayacak kadar bencilce sözcüklerin arkasına sakladığımız sevgisiz yüreklerimizle görmezden geldiklerimizin bedelini ödediğimiz ve bundan sonrada ödeyeceğimiz gibi...Dilerim ki bunu da görmezden gelmeyiz...




Yılın son kitabı. Kısa kısa 5 hikâyeden oluşuyor. Hepsinde farklı ruh halinde olan, ama ortak noktaları hepsinde acı çeken insanlar var. Özellikle Ses hikâyesi için bir not : Ne şartta olursa olsun, insanların hayalleriyle oynayıp, hevesini kırmayın. Sıkılmadan kolaylıkla okuyabilirsiniz.
Yeni yılın hepimiz için bol okumalı bir yıl olması dileğiyle . Mutlu yıllar

Kitaptan Alıntılar
Ömrümde hiç bir insan yüzü, hiç bir ağlayış bana bu kadar acı, bu kadar manalı görünmemişti
Çoban ve köpeği hiç ses çıkarmadan birbirlerinin gözüne bakıyorlardı. Ta içlerine, en derin yerlerine kadar anlaştıkları ve birbirlerine en iptidai, en köklü bir sevgi ile bağlı oldukları görünüyordu.
"Siz garip bir insansınız." Dedi. " Konuşmuyor, sormuyorsunuz. Fakat öyle bir haliniz var ki, her şeyi anlayabilirsiniz hissi veriyor."
Bir insanın kalbi bu şehirden daha karmakarışık, daha uçsuz bucaksız değil miydi?
Biliyor musunuz, bir dakika, hatta bir saniyede verilen veya verilmeyen bir karar, bir tereddüt anı, insanın hayatı üzerinde ne uçsuz bucaksız neticeler doğurabiliyor.

Arka kapağından alıntı
Edebiyatımızın usta romancı ve hikayecelerinden Sabahattin Ali'nin beş hikayesinden oluşan Ses, ondan aşina olduğumuz bir hikaye anlayışıyla toplumun alt sınıflarından insanların ele alındığı, haksızlığın ve yalnızlığın bir arada olduğu bir iklimde ilerler.

Keyifli okumalar dilerim.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: