
Şehrin Aynaları Kitap Tanıtımı
"Aynalar şehrine geldim çünkü benim hikâyemin önünü, benden evvel kaleme alınmış bir başka hikâye tıkıyor. Aynalar şehrindeyim çünkü bir kez şu bendi yıkabilsem sular çağlayacak, deli deli akacak; hissediyorum.
... Bazen, hakikat bütün çirkinliği ve çirkefiyle karşıma dikildiğinde, akıbetimi allayıp pullamak, süsleyip püslemek gelmiyor içimden. Böyle zamanlarda gözlerimi kapatıp, usulca arkama yaslanıyorum ve küfre özenen kelimelerin dişlerimin arasında bıraktığı o kekremsi tatla oyalanıyorum.
"Aynalar şehrindeyim çünkü ben bir korkağım; ve ne olduğunu bilen her korkak gibi, bu sırrı kendime saklıyorum."
Elif Şafak, Türkiye'nin önde gelen çağdaş yazarlarından biri olarak Orhan Pamuk'un yanında yerini alıyor.
- Economist
Şafak romanlarının asli merkezi dilidir. Sözcükler sıçrayarak itişip kakışarak, gösteri yaparak, birbiri içine yuvarlanarak çerçevenin her bir noktasını doldurur ve adeta bir Bosch tablosundaki figürler gibi, gizliden birbirlerinin gözetler.

Şehrin Aynaları Kitaptan Alıntılar
1. "Söylediğin her kelime,
bir sende yankı bulacak,
bir de yüreğinde!"
2. "✓
.
✓"
3. "
?""
4. "Çünkü bu dünyada kimin
.""
5. "Tanımadığım daha kaç kişi var içimde yaşayan?"
6. "Sen duyduklarına inanıyorsun. Söylenmeyene İnan, çünkü
geleceğe."
7. "
?"
8. "Kitaplar hocasız ve hocalar kitapsız...
Gençler halsizleşiyor ve yaşlılar gençleşiyor...
Yaratıklar insanı oynuyor ve insanlar da
yaratığı.."
9. "Bu ağacı ellerimle sallamak istesem, sallayamam. Oysa bizim görmediğimiz yel, onu dilediği gibi üzer ve eğer.
."
10. "~
~"
11. ""Günahkârların sustuğu yerde günahları dillenir.""
12. ""Korkarım sen kitaplara
."
13. ""Korktuğun zaman bil ki,"
"Korku da cesaret de, aynı çemberin parçalarıdır. Bil ki çember senin içindedir.
."
14. "Her ne olursa olsun, başı sonu belli bir felâket, ne idüğü belirsiz bir bekleyişten daha kolay olmalıydı."
15. "Hayat zaten kötü olduğuna göre, daha kötüsünden korkmak manasızdı."

Şehrin Aynaları Kitap İncelemeleri
▪︎Açık söylemek gerekirse sırf Elif Şafak'a duyduğum saygıdan bitirmeye çalıştım romanı.
Şimdi sevgili Şafak'ta mükemmel bir dil işçiliği var evet ama bunu ayyuka çıkarayım derken ortada kurgu denilen şeyi mahvetmiş.
▪︎Ben kitabın kurgusuna bir türlü giremedim arkadaş, varsa yolu bilen göstersin bir sayfada Venedikteyiz beş sayfa sonra İstanbul IV. Murat dönemi hoop biraz Madrid efendime söyleyeyim yüz küsür karakter yazarın ne anlatmak istediğini zaten anlamıyorsunuz ( NEDEN?)
▪︎Kısa bir alıntıyla meramımı anlatayım:
"Tek bir penceresi bile bulunmayan odanın duvarları siyah, simsiyahtı. Tavanlar o kadar yüksek oda o kadar genişti ki, içeri girdiğinde kendini küçülmüş hissetti evvela, hem sırtında taşıdığı balarısı ölüsünü, hem de yolunu kaybetmiş, sonra da birazdan fırına verilecek bir çörek tepsisine düşüvermiş küçük bir karınca gibi."
▪︎Yani sevgili yazar bilinçaltı güzel de tüm roman da böyle yazılmaz ki! Sürekli ne anlatmak istiyor dedim,kendi algımı sorguladım.
Kesinlikle yazarın başlangıç kitabı olmamalı şayet bu kitabıyla başlasaydım başka kitaplarına elim gitmezdi. Başarılı birçok romanından da mahrum kalırdım.
▪︎Kurgu yok karakterler aşırı karışık hepsi birbirine giriyor, sıfır akıcılık. Yine de bazı yerlerde çorba etse de üslubunun hatrına okudum.
Elif Şafak, Mevleviliği ele aldığı ilk romanı Pinhan'dan sonraki romanı Şehrin Aynaları'nda Engizisyon İspanya'sına uzanıyor. Aslında roman İstanbul'da başlayıp bitiyor, ama büyük çoğunluğu İspanya'da geçiyor.
Dinibütün, ama zaman zaman içinden gelen ve benliğini ele geçiren bir sesin egemenliğine geçen vaiz Alonso Perez de Herrera, gitgide dozajı artan ateşli vaazlarıyla cemaatini Yahudi'lere karşı eyleme geçmeye kışkırtırken dedesinin bir Yahudi kızla evlenmiş olduğunu bilmekte, ama saklamaktadır.
Antonio Perreira Padua'da üniversitede Felsefe kürsüsünün başına geçmeye çalışmakta, karısıyla son derece sıcaklıktan yoksun bir ilişkiyi sürdürmektedir. Kardeşi Miguel ise içki ve kadın peşinde koşarak kardeşiyle büyük bir tezat oluşturmaktadır. Antonio ile karısı İsabel'in tek oğulları Andres ise zamanının çoğunu oğlunu kaybettiği için ona büyük bir sevgiyle bağlanan Elena Rodriguez ile geçirmektedir. Karı kocanın oğullarına yeterince ilgi göstermemelerini nedeni sonra anlaşılacaktır.
İspanya'daki çalkantılar Miguel ve isabel'in kaçıp kendilerini İstanbul'a atmalarıyla sonuçlanır. Ama bu hikayenin sonu olmayacak, saraya, Kösem Sultan'ın ilgisine mazhar olmaya kadar uzanacak olayların başlangıcı olacaktır.
Elif Şafak bu kitapta da ilk kitabındaki karmaşık olay örgüsünü, doğaüstü olayları ve yaratıkları, lanet ve büyüleri kullanmış. Kesinlikle kendinizi vererek okumanız, sonra dönüp bir iki kez daha okumanız gereken bir roman.
Elif Şafak'ın kaleminden çıkan "Şehrin Aynaları", 17. yüzyılda İspanya'dan kaçıp İstanbul'a sığınan bir Sefarad ailenin hikayesini anlatan sürükleyici bir roman. Tarihi gerçeklerle kurgunun ustalıkla harmanlandığı bu eserde, sürgün, kimlik arayışı, aşk ve aile gibi temalar işleniyor.
Roman, Engizisyon'un zulmünden kaçan bir ailenin üç kuşak boyunca yaşadıklarına odaklanıyor. Her kuşak farklı zorluklarla yüzleşiyor ve İstanbul'da yeni bir hayat kurmaya çalışırken kendi kimliklerini de sorgulamaktan çekinmiyorlar.
Elif Şafak, tarihi ve kültürel detayları ustalıkla kullanarak okurları 17. yüzyıl İstanbul'una adeta ışınlıyor. Romanın karakterleri çok yönlü ve inandırıcı bir şekilde kurgulanmış. Okuyucular, karakterlerin sevinçlerine, acılara ve umutlarına ortak oluyor.
"Şehrin Aynaları", tarihi roman sevenler için olduğu kadar, sürükleyici bir hikayeye ve etkileyici karakterlere sahip bir roman arayan herkes için ideal bir eser. Elif Şafak'ın akıcı dili ve şiirsel anlatımı, bu romanı unutulmaz bir okuma deneyimi haline getiriyor.
Kitabı sevme nedenlerim:
Tarihi ve kurgunun mükemmel uyumu
Sürükleyici ve merak uyandıran bir hikaye
Çok yönlü ve inandırıcı karakterler
Elif Şafak'ın etkileyici ve akıcı dili
Kitabı kimlere öneririm:
Tarihi roman sevenler
Sürükleyici bir hikaye arayanlar
Etkileyici karakterlere sahip bir roman okumak isteyenler
Elif Şafak'ın hayranları
#şehrinaynaları #elifşafak Miguel Pereira, sonradan Hristiyan olmuş Yahudi bir ailenin çocuğudur ve abisi Antonio Pereira ile sürekli çatışmaktadır. Miguel Pereira abisi Antonio’yu kıskanmakta ve ondan öç almak için eşi İsabel ile ilişki yaşar. İsabel evliliğinde mutsuz olduğu için Miguel Pereira’nın ilgisine kayıtsız kalmaz ve ondan da bir çocuk yapar. Antonio ise Andres adındaki bu çocuğu kendi oğlu sanır. İsabel’in oğlunu kaybeden komşusu Elena Rodriguez, Andres’i evlatlık almayı istemesi üzerine ret cevabı alınca aileyi Yahudiliği yaşadıkları için Engizisyon’a şikayet eder ve İsabel tutuklanır. Andres ailesinden alınarak Elena’ya teslim edilir. Engizisyon’un verdiği yakma cezası karşısında Miguel, aynalar şehrine yani İstanbul’a gelir. Miguel Pereira burada Yahudi cemaatine katılır ve İshak adını alır. İstanbul’a gelen İsabel de Kösem Sultan tarafından saraya alınır. Antonio ise gerçekleri öğrenerek Venedik’te ölür. Miguel, Ester adındaki bir kızın gördüğü rüyalar etkisiyle Mesih olduğunu ilan eder. Bir gece bıçaklanır ve kendisini kurtaran Şeyh Süleyman Efendi’nin kızı Zülfe ile kayıplara karışır. Öte yandan kronolojik olarak sefaradlar 2. Bayezid döneminde Osmanlı'ya göç etmişler. Hristiyan olanlar ise orda yaşamaya devam etmiş. Aynı durum Endülüs müslümanları için de geçerli fakat müslümanlar yahudiler kadar şanslı değillerdi. Osmanlı onları sahiplenmemişti... Kitap, yazarın kültürlere dair ne kadar çok bilgiye sahip olduğunu gösteriyor. Böylesine bir konuyu yazmak derin bir bilgi ister..