Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Sarrasine - Honore de Balzac | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Sarrasine Kitap Bilgileri


Yazar: Honore de Balzac
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 13 dk.
Sayfa Sayısı: 43
Basım Tarihi: Ağustos 2023
İlk Yayın Tarihi: 1830
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9786052952597
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Sarrasine Kitap Tanıtımı


Balzac’ın 1830’da yayınladığı, öykü içinde öykü şeklinde kurgulanmış, aşkın ve cinsel kimliğin müphem yanlarını vurgulayan, edebiyat tarihinin doruk metinlerinden biri olan kısa romanı Sarrasine, sanatsal yaratının ıstıraplı doğasına, hadımlığa ve simgesel anlamlarına modern bir bakış sunmakta…



“Ah! İşte ölüm ve yaşamdı bu, gerçekten de düşsel bir karışım, yarı yarıya korkunç, göğsün olağanüstü bir biçimde dişileştirdiği yarısı aslan, yarısı keçi masal hayvanı.”




Sarrasine Kitaptan Alıntılar


1. "Soldurduğun bütün ümitlerim karşısında senden neyi koparıp alabilirim ki?"




2. "...aynı anda hem yüz hem yirmi iki yaşındaydı, hem yaşıyordu hem ölüydü."




3. "... aynı anda hem yüz hem yirmi iki yaşındaydı, hem yaşıyordu hem ölüydü."




4. "Kadın kalbi benim için bir sığınaktı, vatandı."




5. "Bir adamın servetini yok etmek bazen onu bizzat öldürmekten daha kötüdür."




6. "... aynı anda hem yüz hem yirmi iki yaşındaydı, hem yaşıyordu hem ölüydü."




7. "Eğer yaşamın fırtınalarının ortasında erişilmez bir kaya gibi durmayı beceremezsem hemen rahibe olmayı seçerdim.
Hristiyanların inandıkları gelecek henüz bir hayalden ibaret olsa da hiç değilse bu hayal ancak öldükten sonra yıkılacak."




8. "Tüm insani duygular böyle gaddar, neredeyse canavarca hayal kırıklıklarıyla sonlanmıyor mu?"




9. "Sevmek! Sevilmek! Artık boş sözler benim için, tıpkı senin gibi."




10. "Soldurduğun tüm ümitlerim karşısında senden neyi koparıp alabilirim ki?"




11. "Ani korkuları, nedensiz kaprisleri, içgüdüsel rahatsızlıkları, sebepsiz atakları, meydan okumaları ve o nefis duygu inceliğiyle kadının tanımıydı o."




12. ""Ah! Siz beni, benim sevilmek istediğim gibi sevemezsiniz!"
"Nasıl yani?"
"Bayağı tutkuların peşinde koşmadan, safça...""




13. "Bana dilediğiniz şekli veriyorsunuz. Ne eşsiz bir zorbalık! Ben ben olmayayım istiyorsunuz."




14. "⠀ོ
Anne isek çocuklarımız bizi ya kötü davranışları ya da soğukluklarıyla katlediyorlar. Eş isek, kocalarımızın ihanetine uğruyoruz. Aşık isek bırakılıyoruz, terk ediliyoruz. Dostluk! Böyle bir şey var mı?

⠀ོ"




15. ""Mutluluğu anlama­ya, hissetmeye, arzulamaya ve daha pek çok kişi gibi onun durmadan elimden uçup gittiğini görmeye mahkumum.""





Sarrasine Kitap İncelemeleri


Balzac’ın 1830 yılında yazdığı bu romanı,40 sayfa olmasına rağmen okunması zaman alan ve anlatımı yoğun bir eser.
Okur tarafından hem değerli hem de ilginç bulunan roman,Balzac’ın “İnsanlık Komedyası” başlığı altında topladığı ve Paris yaşamına dikkat çektiği romanlarından biri.

Babası ünlü bir avukat olan Sarrasine heykele merakından, sanata ilgisinden ötürü babasının yolundan gitmez, ısrarlara rağmen sanattan vazgeçmez.
Heykele olan yeteneğini hocası farkeder ve eğitimi için elinden gelen her şeyi yapar, İtalya’da gittiği eğitiminden sonra bir hayli başarılı ve güçlü bir sanatsever olmuştur.
Sarrasine artık ödüllü bir heykeltraştır.
Sanatın, yaşamak ve yaşatmak için anlam ifade ettiği düşüncesini ilke edinen heykeltraş, opera dinlemek için gittiği sahnede olağanüstü güzellikte olduğunu düşündüğü Zambinella ile tanışır.
Zambinella bir opera sanatçısıdır. Onu hayalinde olduğundan daha kusursuz düşler ve O’na ait olmasını istediği için heykelini yapmaya karar verir, muhteşem bir heykel çıkarır ortaya. Zambinella, Sarrasine için eksiksiz bir kadındır.
Hiç görmediği bir insanı sessinden hissettirdikleriyle kalbindeki bir odacığa kilitlemiş ve kimsenin açmasına izin vermemiştir ta ki gerçeklerin o kapının kilidini zorlayıp yüzleşmesini sağlayana kadar.

Balzac, hiç tahmin edilemeyecek ve hüzünlü bir şekilde sonlandırıyor Sarrasine’yi, ulaşılmaz olanın cazip geldiği, tutkuyu tetiklediği klişesi bu kitapta da kendini haklı bulduruyor.




Nerdeyse 40 sayfalık bir kitap olmasına rağmen içine iki hikâye ve kocaman bir anlatı sığdıran, üstelik bunları sanatsal üslûbu yoğun betimlemelerle veren bir eserdir.

Olaylar ilk başta asıl hikâyeden minik detaylar eşliğinde bize sunuluyor fakat kitabın yarısından sonra anlaşılması pek mümkün değil. Eserin betimleme ve olaylardan sıyrılmış kısımları da bana sıkıcı gelmedi. Gerek yazarın üslûbu gerek çevirmenin türkçeye adapte etmesi gayet hoştu.

Bir kaç eleştiride Sarrasine hakkında çok olumlu ve ona acınası yorumlar okudum. Gerçekten böyle bir karakteri, sırf sonu kötü bitti diye sevebilir misiniz? Bir "kadın" kaçırıp onu öldürmeye niyetli bir saplantılıyı? Ha bu arada asla aşktan bahsedilemez ya, o da ayrı bir mesele. Yine ve yine ta-kın-tı-lık. (Tabii işler bu raddeye gelmeden önceki Sarrasine karakteri bana da sempatik geliyordu ama sonlara kadar...)

Fransada döneminin ihtişamını ya da güzel ve övülesi mimarisinin arkasında gizlenen insanlık ve ikiyüzlü duyguları da sonlara doğru sertçe anlatılmış ki kitabı sevmemdeki etkenlerden biri de bu diyebilirim. Okurken aklıma

kitabındaki Miranov karakteri geldi. Küçük oğlan Rusya'sını gömüp her daim Paris'in muazzamlığını methetmekteydi. Al sana ufaklık, bu da başka bir gerçeklik diyesim geldi. Yazar zaten bu eseriyle Fransız edebiyatının gerçekçilik temellerini atmış. Eğer anlatımı yoğun kitapları kaldırabiliyorsanız, ki 40 sayfalık bu eser gayet de tek oturuşta rahatlıkla okunabilir ve insana bir kaç şey katabilir, tavsiye edilir.




Kitap, Balzac' ın 1830 yılında yayınladığı kısa romanı. Hikaye içinde hikaye barındıran bir eser. Yazarın İnsanlık Komedyası' nın Paris Yaşamından Sahneler ayağında yer alıyor.
Olay örgüsü bir balo gecesinde başlıyor. Anlatıcı bir pencereden tüm olanları izliyor. Burjuva sınıfından kişilerin olduğu baloda konağın sahibinin servetinin kaynağı gibi konular konuşuluyor. Aynı zamanda ailenin etrafında dolaşan ve kişilerin çekindiği yaşlı bir adamdan bahsediliyor. Daha sonra bu yaşlı adamla ilgili atılan bir adım konuklardan biri olan Rochefide' nin de dikkatini çekiyor. Anlatıcının yanına oturuyor. Anlatıcı, adamı tanıdığını ve hikayesini ertesi akşam ona anlatacağını söylüyor. Ertesi akşam anlatıcı, ona Sarrasine' nin hikayesini anlatmaya başlıyor.
Sarrasine, fransız bir heykeltıraş. Tutkulu ve sanatsal bir kişilik. Heykellerinden biriyle bir yarışmayı kazanıyor. Ardından
Roma' ya gidiyor. Roma' da bulunduğu günlerin birinde bir tiyatro performansı izliyor. Ve burada gördüğü Zambinella' ya delicesine aşık oluyor. Daha sonrasında tutkusunun esiri olan ve delicesine aşkına kenetlenen Sarrasine, Zambinella ile ilgili inanamadığı gerçekleri öğreniyor. Ve bu tutku yerini trajedilere bırakıyor.
Anlatıcı hikayesini bitirdiğinde, Rochefide duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor ve hikaye sonlanıyor.
Kitabın sonunda büyük bir ters köşe yaşadığımı itiraf etmeliyim. İçine alan ve sürükleyen bir hikayeydi. Mutluluğun erişilmezliği çok güzel işlenmişti.
İyi okumalar dilerim.




Balzac, Dante'nin İlahi Komedya'sına atıfta bulunarak eserlerini insanlık komedyası başlığı altında toplamıştır. Sarrasine de bu başlık altındaki Paris Yaşamından Sahneler bölümünde yer alan romanlarından biri.

Balzac, tutku insanıdır. Eserlerinde tutkunun, aşkın girdabını ele alır. Bu eserinde de heykeltraş Sarrasine'nin tutku tarafından nasıl kamçılandığını ve nasıl tutkunun esiri haline geldiğini görüyoruz. İmkânsızın peşinden koşarken nelere mâl olacağını hesaba katmadan mücadele eden bir yüreğin pervasız hareketleri insanı hayrete düşürüyor. Roman 43 sayfa olmasına rağmen içinde birçok duyguyu barındıran yoğunlukta bir eser. Roman olay içinde olay şeklinde ilerliyor. İlk birkaç sayfa kişileri ve o an anlatılan olayı bir yere oturtamadım ama kitabın sonuna doğru her şey açığa kavuştu.

Balzac; Paris'in debdebeli yaşantısını, bürokratik çevrelerin tutumlarını, kişiler arası ilişkileri, baba-oğul çatışmasını, aşkı, hayal kırıklığını bu kısacık romanında o bilinen uzun betimleme cümlelerinin aksine kısa ve sade cümlelerle anlatmış. Cümlelerin uzunluğundan yakınmayarak okuyabilirsiniz. Eğer daha önce hiç Balzac okumadıysanız bu kısa ve derinlikli romanından başlayabilirsiniz. Bir de Balzac bu romanı 1830 yılında yazmış, o dönemin şartları göz önüne alındığında romandaki olayları ne kadar cesur bir kalemle anlatmış diye düşünmeden edemedim.




Kırk sayfalık bir eser olmasına rağmen içinde birden çok konuyu birden çok yönüyle işlemesi hayran edici. Balzac'ın kaleminden okuduğum ilk kitap ve eminim ki son olmayacak. Kitapla olan maceramı baştan alayım. Kitaba ilk başladığımda karakterlerle ilgili açıklamalar fazla uzundu. Ancak daha sonraki sayfalar akıcıydı.Yani okuyucuyu saran bir dille karşılaşacaksınız. Kitabın içindeki betimlemeler muazzam. Özellikle bir aşk kitabı olması betimlemeleri daha da dikkat çekici yapıyor.
Bu kitap bana Dorian Gray'in Portresi'ni anımsattı. Konu bakımında ikisi de birbirine çok yakın. Çizim, heykel, aşk, ruhunu şeytana satmak vesaire. Kitabın içeriğine geldiğimizde kitabın içinde bir sürü çatışma var. O dönemin halkını özetleyen bir kitap olmuş aslında. Paris-İtalya, aşk-para, en baskın olanı da kadın erkek çatışması mevcuttur. Konu Sarrasine'nin Zambinella adındaki opera oyuncusuna âşık olması. Aşkını öyle derin aktarıyor ki. Her duygusu her ayrıntısı çok muazzam. Cümleler, duygular, bakışlar hayret içinde bırakıyor insanı. Ama insan âşık olduğunda akıl devre dışı kalıyor derler ya. Bazen buna inanmak zorunda kalıyorum. Bu kitapta biraz öyle oldu ama daha fazla açıklama yapıp spoiler vermek istemiyorum. Kitaptaki bu aşk sizi en son öyle bir şaşırtacak ki kalakalacaksınız. En güzeli de bu. Birazıcık dalga geçmedim değil çünkü.
Kısa bir roman olmasına rağmen bu kadar çesitli konuları barındırması tam okunmaya laik bir eser diyor ve okumanızı öneriyorum.
İyi okumalar.



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: