Şairin Romanı Kitap Bilgileri
Yazar: Murathan Mungan
Tahmini Okuma Süresi: 16 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı: 592
Basım Tarihi: Şubat 2021
İlk Yayın Tarihi: Nisan 2011
Yayınevi: Metis Yayıncılık
ISBN: 9789753428088
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Şairin Romanı Kitap Tanıtımı
Adı Yerküre olan bir gezegen. En büyük kara parçası sayılan Anakara'da farklı yerlerden farklı nedenlerle Odragend'e varmak üzere yola çıkan gezginler. Elli yıl sonra yurduna dönen bir bilge şair. Yıllarca evinden hiç çıkmadan yaşadıktan sonra, çıraklarıyla birlikte kendisini yollara vuran bir şiir filozofu. Yalnızca şairleri öldüren bir katilin izini süren atlı polis ve yardımcısı.
Yol boyu içinden geçtikleri yerler, yaşamlar. Surlarında şiir bayrakları dalganan şehirler. Kanatları göğün gizemlerini birbirine bağlayan kuşlar. Sayıların, sözcüklerin, şifrelerin ardında ömür tüketen matematikçiler, dilciler, sözlükçüler, şairler... İnsanların ruhlarını sağaltan rüya terbiyecileri.
Batı'nın modern çağ fantazi romanlarıyla Doğu'nun Binbir Gece Masalları'nın özgün bir bileşimi.
Şairin Romanı Kitaptan Alıntılar
1. ""Dediler ki; yaşından çok daha olgunsun. Evet dedim.Çünkü hep büyüklük bende kaldı...""
2. "Bazı kadınların gölgeleri uzun, hatıraları ağır oluyor."
3. ""Seninle konuşurken hayat olağanlaşıyor,
Her şey yerli yerine oturuyor.""
4. ""İnsanın kaderi, karakteridir.""
5. "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?
Bana soracak olursanız, en iyisi okuyarak gezmektir."
6. ""Yerkürede en güzel fısıldanan ad seninki""
7. "Az olun, ama hakiki olun! Bir gün kendi kapınızı çalacak yüzünüz olsun!"
8. "Şiir, ruhun izinsiz uçuşudur."
9. "bazı şeyler çimenlerin büyüyüşü gibidir, herkesin gözünün önünde olduğu halde kimse fark etmez...''"
10. "Hayat boştur! Herkesin her zaman dediği gibi boş! Onu dolduran anlamdır yalnızca."
11. "Abartıp durmayın yaşamayı."
12. "Çarenin olmadığı yerde, yol çaredir."
13. ""Bazen zaman hiç geçmemiş gibi oluyor.""
14. ""Hiçbir yerde huzur bulmamak bazılarının kanında vardır,""
15. "Bir masal kadar güzel bir ev olsun istiyorum.
Az eşya, çok boşluk..."
Şairin Romanı Kitap İncelemeleri
Bembeyaz bir dünyayı ele alıp, bir ressam gibi kendi dünyasını çizmeye başlamış
.Altyapıyı, temeli şiir üstüne kurup, bir tek dize şiir olmadan kitabı bitirmiş ve şiiri iliklerine kadar işlemiş
kitabında.
Tam 15 yılda bitirmiş yazar kitabını. Belli ki bu 15 yılda bir kitapta ne olması gerekirse, en ince ayrıntısına kadar tasarlamış ve bir baş yapıt oluşturmuş.
Kitapta zaman ve mekan tamamen gri; anlamak mümkün değil. Geçmişte olabilir, gelecekte ya da hepsinden başka bir zamanda olabilir.
Bir tarafta rüyasında gerçekleri yaşayan büyücüler, bir tarafta gerçeğin peşinde polisler, fantastik kuşlar, mesleğini ruhu gibi hisseden sözlükçüler, haritacılar; bir tarafta ise herkesin şair olmak istediği, nefes alıp vermeleri bile şiirle olan insanlar, çok azına nasip olan şairlik ve bilgelik.
Bu mistik ve fantastik dünyanın adı Yerküre ve Yerküre’nin en büyük parçası Anakara. Anakara’dan ayrılıp, 50 yıl denizlerde gezdikten sonra memleketine dönen bilge şair; 20 yıl evinden dışarı adım atmayan şiir filozofu ve iki çırağı. Uzun yıllar boyunca, bir çok katili suçluyu yakalamış, tek tabanca gezen polis ve en yakın arkadaşı marangoz.
, kitabında bütün bu karakterleri bir araya getirerek, mükemmel bir kurgu ile kitabını yazmış.
Mistik, polisiye, fantastik tarzda kitap sevenler için kesinlikle okumalarını tavsiye ederim. Nedendir anlamadığım bir şey yüzünden, uzun süre kitabı okumada tereddüt ettim, hatta ilk sayfayı okuyup, kitabı geri bırakıp başka kitapları okumaya başladım. Ancak iyiki de okumuşum dediğim bir baş yapıttı.
Okumayan veya kararsız kalanların kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum.
Murathan Mungan bir röportajında “Biriyle çok yoğun bir aşk yaşadığınızda hayattaki diğer her şey geride dursun, bu aşka bulaşmasın istersiniz ve sevgilinizle yaşadığınız bir programı her şeyden değerli bulunursunuz ya, bu roman da böyle bir his uyandırıyor bende. Biliyorum ki; o benim ‘Yüzyıllık Yalnızlık’ım ‘Görünmez Kentler’im olacak.” diyerek anlatmış emek emek, ince ince işleyip on beş yılda yazdığı “Şairin Romanı”nı. Bence mütevazi bir tavır sergileyerek az bile söylemiş bu harika romana. Çünkü Murathan Mungan, “Şairin Romanı”nı yazarak edebiyatımıza ve Türkçe’ye olağanüstü bir armağan vermiş ve bence yalnızca bizim edebiyatımızda değil dünya edebiyatında da başyapıt olması gereken bir eser ortaya çıkarmış.
Size birkaç cümle kurarak bu harika kitabın ne konusundan ne kurgusundan ne de türünden bahsedebilirim. Çünkü inanın bu incelikli kurgulamayı, mitolojik karakterleri, masalsı dili ve okurken hissettirdiklerini anlatmak için sayfalar yetmez. Daha son sayfasını okuyup kapağını kapattığınızda özleyecek ve bu dünyayı bırakıp hemen Anakara’ya tekrar yolculuk yapmak isteyeceksiniz.
Eğer popüler kültür kitaplarını seviyorsanız, eliniz hep akıcı ve dili daha sade kitaplara gidiyorsa, klasikleri okumayı gözünüzde büyütüyorsanız; açıkca söylemeliyim ki “Şairin Romanı” size göre bir kitap değil. Çünkü; bitirilmesi için aceleci olmaya gelinmeyecek kadar çok katmanlı bir kitap. Ben uyarımı yapayım da sonra kulaklarımın çınlamasını istemem.
Şairin Romanı’nın daha çok okucuyla yolunun kesişmesi dileğiyle…
" ne tuhaf! insanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı." cümlesiyle başlayan ve beni kitabı almaya iten en büyük sebeb.
15 yılda yazdığı harika kitabı ve bu değerini daha da artırıyor çünkü emeğinin karşılığını o kadar güzel vermiş ki kitabı ilk okumaya başladığınızda bunu anlayabiliyorsunuz.
Bitirmek için hiç acele etmedim tam aksine yavaş yavaş tadını çıkara çıkara verdiği hazzı en üst noktada hissedecek şekilde okudum hemen bitirip tüketmek istemedim. ((2 defa okudum ve aynı tadı aldım. ))
Kitabı çok sevmemin bir diğer sebebi de bir şairin elinden çıkmış olması. Şiiri çok seven biri olarak o hazzı kitapta tattim. Yazar şiire yer vermediği halde şiirin tadını o kadar güzel hissetiriyor ki karşı koyamıyorsunuz. Ve tabiki herşeyin film izler gibi bir akicilikla akmasi.
Kitaba kendimi kaptirdim ki ki herhangi bir alıntı yapmadim bu yüzden tekrar okudum.(( baya yeri alıntıladım)))
Karakterlerin ruh dünyası bir yana isimleri bile ayrı bir yaratıcılık kokuyor. Çoğu şeyi tahmin etmenize rağmen sürprizlerin yağdığı roman.
En çok ta herkesin hayalinin şiir yazmak olduğu Anakara' yi çok sevdim.
Daha çok yazmak isterdim ama spoiler vereceğim diye korkuyorum o yüzden bu kadar yeterli.
Hayallerimin çoğunu bulduğum MUHTEŞEM kitap.
İçinde hiç şiir olmadan yazılan bir roman: Şairin Romanı.
Elli yıl sonra yurduna dönen bir bilge şair. Yıllarca evinden hiç çıkmadan yaşadıktan sonra, çıraklarıyla birlikte kendisini yollara vuran bir şiir filozofu.
Yalnızca şairleri öldüren bir katilin izini süren atlı polis ve yardımcısı.
Yol boyu içinden geçtikleri yerler, yaşamlar.
Birbirinden farklı karakterlerin aynı yöne yaptığı birer yol hikayesi olarak başlayıp, sonlara doğru bu insanların bir şekilde birbirleriyle olan bağlantıları ve sonuçlarının yaşandığı kentte herşeyin çözümlenmesi, kitabın akışını oluşturuyor.
Yazar kendince çok güzel bir evren oluşturmuş ve bu evrende varmak istediği sona doğru bu hikayeyi çok başarılı bir şekilde kurgulamış. Okurken, özellikle kitabın ilk bölümlerinde betimlemelere boğuyor insanı, öyle ki betimleme arası hikaye okuyor gibiydim. Ama yazarın oluşturduğu dünyayı anlatma biçimi olarak yorumladım bu durumu... Ki zaten kitabın ikinci yarısında olaylara önem verip, akış hızlandığında sakin giden hikaye sizi sona doğru götürüyor. Finalde yaşananlar ve bağlandığı sonuç açısından çok başarılı kurgulanmış bir hikayesi var. Yazar ilmek ilmek işlemiş hikayeyi desek yanlış olmaz.
Okumak isteyenlere yerli bir klasik olarak tanımlayabileceğim bu eseri tavsiye ederim.
Keyifli okumalar dilerim.
Dışarıdan bakmak için içeriden görmek; işte işin sırrı buradadır... romanı okumaya başladığım gün de söylemiştim; insanın ruhunu sağaltan varlıkların en başında kitapların geldiğini... Evet, bu roman, Şairin Romanı, diğer okuduğum romanlardan çok farklı geldi bana... bununla ikinci okuyuşum oldu... yıllar sonra tekrar okuyacağımdan da eminim...odragend'deki "on üç dolunaylı yıl şenlikleri"ne katılmak için yola çıkan şairlerin yolculuğunu anlatıyor bu roman... aslında yaptıkları yolculuk değil de geri dönüştür... romanın kahramanları olan şairler beni bambaşka bir evrene götürdüler... onlar sayesinde gündelik hayatın hızından, karmaşasından uzaklaşıp, ütopik dünyalara göç ederek hayatın yumuşak ritmine bağışladım kendimi... mesela 100 yaşını aşkın usta şair Bendağ'ın ayrıntıların tadıyla yaşadığı hayatını ve hiçbir zaman sahip olamadığı o yurt duygusunu ben de hissederek yaşadım, hatta o hissi kedere ait buruk, askıya alınmış bir geçmiş gibi gördüm... ah şiir filozofu Moottah! Onun sayesinde hiç görmediğim manzara karşısında kendimi teslim ettim o tabiata... bir dilbilimci şair Horad, bir haritacı şair Kaa, bir matematikçi şair Qkhanyus ve bir atlı polis olan şair Gamenn... şairleri öldüren katilin elinden yaralı olarak kurtulmayı başaran tek şair Dehamar... ümma da dahil diğer şairler... hepsi beni tüm sayfalarda kalbimin şiir ışığını kabul etmemi sağladılar... sizin de bu şairlerin yolumuza sunduğu şiir ışığını kabul etmenizi istiyorum... okuyacak olan arkadaşlara şimdiden iyi yolculuklar diliyorum... hayatınızın şiiri hiç eksik olmasın... sevgilerimle...