Sahip Olmak ya da Olmak Kitap Bilgileri
Yazar: Erich Fromm
Tahmini Okuma Süresi: 7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı: 256
Basım Tarihi: Ocak 2015
İlk Yayın Tarihi: 1990
Yayınevi: Say Yayınları
Orijinal Dil: Almanca
ISBN: 9786050204001
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Sahip Olmak ya da Olmak Kitap Tanıtımı
Eğer insan yalnızca "sahip olduğu" şeylerden ibaretse, onları yitirdiğinde, kendini de yitirecek, kim olduğunu bilemeyecektir. Böylece yaşamı yanlış kurmanın sonucunda ortaya yenilmiş, moralsiz, yıkık ve acınacak bir insan çıkar. "Olmak" kavramında ise sahip olunan şeylerin kaybedileceğinden doğan endişe ve korku yoktur. Olduğum gibiysem ve kişiliğim "olmak" tarafından belirleniyorsa kimse benden bunu alamaz ve kişiliğimin yıkılması tehlikesi de doğmaz. Odak noktamı ve davranışlarımı yönlendiren güdüleri, kendi içimde bulurum.
Sahip Olmak ya da Olmak Kitaptan Alıntılar
1. "Ucuz ve sanattan uzak bir roman okumak, gündüz hayal görmekten farklı değildir. Böyle bir kitap, okurda hiçbir üretici tepki doğurmaz. Tıpkı boş bir televizyon programı seyrederken, düşünülmeden atıştırılan çerezler gibi, bu roman da öylesine "yutulur"."
2. "açgözlülük ile barış bir arada olamaz .."
3. "Unutmayın ki, hazineniz nerede ise, kalbiniz de orada olacaktır."
4. "••
‘Solup, ölmemi mi istiyorsun
Tutup, kopararak beni?'
••"
5. "Bir kişiyi gerçekten sevmek, onun kişiliğinde tüm dünyayı sevmek demektir."
6. "Ruhumuz kendi doğasıyla uyumlu şeyler yaptığında, huzurlu ve mutludur. Ama doğasına ters bazı davranışlara yöneldiğinde acı çeker."
7. "Özgürlüğü, istediğini yapmak olarak değil, insana kendisi olabilme şansının verilmesi olarak değerlendirmek gerek."
8. "Eğer sevdiğim halde, karşımda bir sevgi doğuramıyorsam, yani sevgim bir karşı sevgi üretmiyorsa; yaşamımı seven bir insan olarak dışa vurmam beni sevilen biri haline getirmiyorsa, sevgim güçsüz demektir."
9. "Kadınları erkeğin üstün olduğu ataerkil bir baskı altından kurtarmak, toplumun insancıllaştırılmasının ilk adımlarından biridir."
10. "Yaşam ne bir şans oyunu ne de
ticari bir girişimdir."
11. "Bir kişiyi gerçekten sevmek, onun kişiliğinde tüm dünyayı sevmek demektir."
12. "§
"Sevgi olmaksızın, fiziksel ilişkilerden sevinç duymak mümkün değildir."
İlaveten:
Sevmediginiz insanlarla çay bile içmeyin. Ya sevin, ya da içmeyin
§"
13. "• Acı çekmek ve bunun bilincinde olmak.
• Huzursuzluğumuzun nedenlerini tanımak ve bilmek.
• Bu bunalımı atlatabilecek bir yol, bir imkân bulmak.
• Belirli davranış biçimlerini kendimize özgü kılmak ve acıları aşabilmek için, çağdaş yaşam pratiğimizi değiştirmemiz gerektiğine inanmak."
14. "Insanların mutsuz olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Yalnız, çesitli korkular altında acı çeken, ruhen dengesiz,yıkık ve bağımlı olan bu insanlar,önce bütün çabalarıyla kendilerine boş zaman yaratmaya çalışırlar, sonra da bu zamanı öldürebildikleri ya da geçirebildikleri oranda sevinç duyarlar.Ne acı bir çelişki."
15. "Aşkın ilk dönemlerinde her iki taraf
da , diğerinden emin olmadıkları için
dikkatlidir ve öbürünün kalbini"
Sahip Olmak ya da Olmak Kitap İncelemeleri
Düşünün gün içinde "BENİM" kelimesini ne kadar sıklıkla kullanıyorsunuz? Benim saçım, benim kalemim, benim bardağın, benim kitabım vs vs... Düşününce ne kadar sık kullandığımız bir kelime değil mi? Sahiplenmeye ne kadar da önem veriyoruz. Son zamanlarda sahiplenen kadın tutuşu, sahiplenen erkek bakışı gibi cümleleri ne kadar sık duyuyoruz. Sahip olmaya o kadar odaklıyız ki olmak fiilini gerçekleştirmekten aciz kalmışız.
Sahip olduğumuz şeyler bizi var eder mi? Mesela çok zenginiz diyelim, çevremizde bir sürü insan var, çok önemliyiz , toplumda resmen varız. Herkes bize saygı gösteriyor. Olmak fiilini gerçekleştirdiğimizi düşünürüz ben varım ve herkes varlığımın farkında deriz. Peki ya birden bütün sahip olduklarımızı kaybedersek? Toplumun bizi unutması kaç gün sürer?
Maalesef kapitalist sistemin bir getirisi olarak sahip olmak için çaba göstermekten olmak fiilini gerçekleştirmeye vaktimiz kalmıyor. Kim istemez ki çalışmak yerine kendini gerçekleştirmek için çabalamayı. Kendini geliştirmek için daha çok okumayı, izlemeyi, hayatı gerçekten yaşamayı. Ama maalesef ki biz vaktimizin çoğunu bir şeylere sahip olmak için harcıyoruz. Çünkü yaşayabilmek için sahip olmak zorundayız.
Şimdi düşünüyorum da avcı toplayıcı atalarımız kesin bizden daha mutlu bir hayat sürüyorlardı. Çünkü sahip olmak telaşı yoktu onlarda. Umarım bir gün biz de sahip olmak fiilinden arınıp sadece olmak fiili ile yaşayabiliriz.
Mistik öğretiler, dini bilgiler veya ezoterik sırlar ne anlatıyor diye sorulsa; “anlatmakta, en az anlamak kadar zordur” deriz. Çünkü biliriz böylesine evrensel bir hakikati açıklamanın zorluğunu.
Peki ya bu açıklanabilmesi zor sırları, hakikat lisanından da beter bir dil ile yani akademik bir lisanla Öz-et’lememiz istense; bu imkan dahilinde midir? Eğer öyleyse nasıl bir sınıflamaya gider, hangi metodu kullanır ya da yaratırız?
Bunca hakikatin öz-et’i iki kelimeye sığar; “Sahip olmak ya da Olmak”. Bu iki kavramın sağlayacağı tasavvur ise tüm mistik, tüm felsefik ve tüm dini öğretiler cihanına değer.
İşte böyle bir zorluğu aşıyor Erıch Fromm eserinde. Ona; bu zorluğu aşmayı denemiş ve kişisel fikirler nazarında aşmış kimselerin günümüzdeki tecellisi desek, mübalağa etmiş sayılmayız.
Onlarca mistik okuma yapmış, onlarca mistik sohbetlerde bulunmuş ve onlarca mistik münazaralara katılmış bir kardeşiniz olarak, idrakına eriştiğim sırları, akademik bir dile çevirmem istense ancak bu iki kavramın felsefesi ışığıda yapabilirdim.
Bu bağlamda mistik okuma yapan, yapmaya niyet eden tüm arkadaşlara, en azından giriş için anlayacakları ve kavrayacakları günümüz lisanında kaleme alınmış şu eseri muhakkak öneriyorum.
Diğer arkadaşların yolu zaten bu duraktan geçecektir.️
Muhabbetle.
Erich Fromm’um yaklaşık 47 yıl öncesinde yazdığı ve insanların iki varoluş biçimini karşılaştırmalı olarak çözümlemelerini yaptığı bu kitap günümüzün toplum sorunlarını, kültür yozlaşmasını, ekonomik sıkıntıları, ekonomik sistemlerin insanların karakteri dolayısıyla kültürü üzerinde olan etkilerini anlatıyor.
Yazar, sahip olmak ve olmak varoluş biçimlerinin, insan hayatının her noktasını (istisnasız her noktasını) nasıl etkilediğini 360 derecede döndürerek ispatlıyor.
Yaşamın içerisinde belirli bir kesimin (ki bu kesim benim zannımca gerçek insanlardır) rahatsız oldukları; kapitalist, sadece tüketim ile sahip olma odaklı insan, devlet gibi gerçek veya tüzel kişilerin oluşturduğu negatif etkileri ve gerçek insanların bu tüketim toplumundan rahatsız olmakta neden haklı olduklarını anlatıyor. Yazar bu “sahip olmak” varoluş biçiminin devamında insanı ne gibi felaketlerin beklediğini ve bu felaketlere ne gibi çözümler bulabileceğimizi anlatıyor.
Bu kitap bakış açısı ve yaşam tarzı olarak benim gibi düşünen insanların olduğunu ve yalnız olmadığımı hissettirdi. Günümüzde sosyal medya etkisiyle çığ gibi büyüyen (arada biz de kapılıp sonra hemen özümüze kaçsak da) tüketim çılgınlığı ve her türlü savrulmayı yaşadığımız, artan bunalımlı ekonomik durumlar, buhranlı psikolojide güzel bir farkındalık kazanmamızı sağlayacaktır. Herkesin okumasını öneriyorum.
(Not: Dini konulardan örnek verirken hoşuma gitmeyen, rahatsız eden bazı cümleler oldu fakat burda yazarın inancından ziyade ne demek istediğine odaklandım. )
Erich Fromm “sahip olmak” ile “olmak” ilkelerini ya da yönlenişlerini, insan varoluşunun iki temel kategorisi olarak değerlendirir. Mala, mülke, şöhrete, insana, bilgiye “Sahip olmak” demek, onları ele geçirmek, kendine mal etmek, onlara egemen olmak ve dilediğince kullanmak anlamına gelir. Ama bu maddesel sahip oluşların sonu yoktur. İnsan hiç bir zaman yeterince şeye sahip olamayacaktır. Çünkü maddesel olan, elle tutulan aldatıcı ve geçicidir. Bu nedenle “sahip olmak” tutkusundaki insanlar hep kendilerinden fazla şeye sahip olanları kıskanacak, az şeye sahip olanlardan ise, kendi mallarına göz dikecekleri telaşı ile korkacaklardır. “Olmak” ise “sahip olmak”ın karşıtıdır. Hiç bir şeyi elde etmeye, kendine mal etmeye ve ona egemen olmaya çalışmaz. “Olmak” her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşamı ve gelişimi içinde sevmek demektir. Böyle davranan bir insan, dışsal ve maddesel olana bağlanmaksızın kendini geliştirip, evrimleşmeye çalışır ve insanlık bilinci ile diğer insan kardeşlerini sevmek, onlarla bir olmak arzusunu taşır. Özetle “sahip olmak” ilkesine göre kurulmuş olan tüm düzenler ve toplumsal sistemler, insanları mutlu etmekten, onları doğru yöne yöneltip, evrimleşmelerini sağlamaktan uzaktırlar, yani yanlıştırlar. Öyleyse sorunun çözümü kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. İnsanlığın kurtulabilmesi için ilk ve tek şart, “sahip olmak” ilkesinden “olmak” ilkesine geçmektir. Bunu gerçekleştirebilmek; toplumsal düzeni, sosyal, ekonomik ve politik kurumları yenilemek, böylece o toplumdaki insanların “olmak” ilkesine göre davranmalarını sağlamakla olur.
Kesinlikle bu sene başından beri okuduğum en iyi kitap, hatta kendi önemli kitaplar listemde de bir yer edindi diyebileceğim Erich Fromm’un Sahip olmak ya da olmak adlı kitabından biraz bahsetmek istiyorum. Erich Fromm çağımızın ve belki de tüm çağların en büyük sorunlarından biri üzerinde duruyor: Sahip olmak ya da olmak. İnsanların değerlendirilmesinde çoğu kez sahip oldukları şeyle ilişkilendiriyoruz. Eğer ki bir şeye sahip değilse yok gözüyle bakıyoruz. Sahip olmak; hiçbir zaman tatmin olmayacak arzularımızın esiri olarak bir tüketim çılgınlığına kendimizi kaptırmak. Olmak ise Fromm’un dediği gibi daha çok içsel süreçlere dayanır ve anlatması o kadar da kolay değildir. ‘’Olmak kişinin herkeste var olan özelliklerini ve insancıl zenginliklerini değerlendirerek, onları geliştirmesi demektir’’ demiştir. Fromm tüm kitabı boyunca sahip olmak ve olmak olgularını derinlemesine her yönüyle ele almış(akla bile gelmeyecek yönler ilişkilerden, güvene kadar) , toplumsal olarak kurtuluşun OLMAK’ta olduğunu bunu yapmanın yolları ile ilgili önerilerde bulunmuş ve ancak ilerideki olası felaketlerden bu şekilde kurtulabileceğimizi ve ancak o şekilde mutlu olabileceğimizi belirtmiştir. Kitabı okurken sık sık kafanızı sallayıp yazara katılırken buluyorsunuz kendinizi . Niye daha önce böyle önemli bir düşünürün kitabını okumamışım diye de kendi kendime hayıflandım açıkcası ve şunu düşündüm 1980 de ölen Fromm acaba işlerin daha da kötüye gittiğini sahip olduklarımızın bize sahip olduklarını görse ne düşünürdü?