Şah ve Sultan Kitap Bilgileri
Yazar: İskender Pala
Tahmini Okuma Süresi: 11 sa. 3 dk.
Sayfa Sayısı: 390
Basım Tarihi: Ağustos 2023
İlk Yayın Tarihi: 2012
Yayınevi: Kapı Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9786054322374
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Şah ve Sultan Kitap Tanıtımı
Tutku... Güzellik... Aşk ve savaş. Sadece gönüllerin değil alınların, kemiklerin ve gözlerin alev alev yandığı savaş.
Kahramanlarını, Yavuz Sultan Selim'i de Şah İsmail'i de tarihin merdivenlerinde bir basamak aşağı indiren bir basamak yukarı çıkaran savaş.
Çaldıran... Şimdi Çaldıran ne 500 yıl geride ne 500 yıl ileride.
Savaş tasında büyücünün gördüğü neydi? Kızılbaşlık!
Sünnilik! İktidar hırsı. Aşkın bir çökelti gibi dondurduğu zaman!
Korku? Ya o? Yazar biraz da korkuların üstüne gidendir.
Tarih ileriye doğru çözüldükçe ağacın kökleri de görülecektir.
Alevi de Sünni de bağlıdır o köke. Birdir o toprakta.
Gölgeler büyümüşse ışığı değil korkuyu yenmek gerekir.
Karanlık ve kör ışığın egemenliği boğmasın artık nesilleri.
Ve işte bir kez daha aşk!
Şiir kadar iktidar atında rüzgâra ve ateşe doğru yol alan iki hükümdar. Şah ve Sultan... Dünya incisi zarif ve asil kadınlar. Yeminlerine bağlı erkekler. Masal kadar gerçek. Büyüleyici olduğu kadar umut verici. Şah&Sultan her cümlesi aşkla okunacak bir kitap.
İskender Pala'dan...
(Tanıtım Bülteninden)
Şah ve Sultan Kitaptan Alıntılar
1. ""Sevgisiz yaşayanların ölülerden farkı kalmıyordu çünkü..""
2. "Güzel ölüm ver bana Rabbim!"
3. "Aklıma bir sürü soru geliyordu. Sevgi gittiğim yerde mi, geldiğim yerde miydi? Sevgiyi nerede aramalıydım; kaybettiklerimde mi, bulacaklarımda mı?"
4. "Sevgi hissedilen bir şeydi, bunu biliyordum; ama bir heyecanın da adı olabilir miydi? Bir kişinin adını duyunca hissedilen bir heyecanın adı?!... Hissedilebilirdi ama tanımlanabilir miydi?"
5. "Sevgi neydi?"
6. "“O an anladım ki insanların birbirine gülmesi nefret, birbirleriyle gülmesi sevgi demekti.”"
7. "Ve unutma, her şafak, elinde fenerle gelen bir hırsız gibidir, ömürleri çalıp götürür. Uyanık dur!..”"
8. "İnsanlar birbirlerine gülüyorlarsa aralarında nefret, birbirleriyle gülüyorsa aralarında sevgi çoğalıyormuş."
9. "Değişmez zannettiğim her şeyin büyük bir hızla beni yanılttığını görmeye alışmış durumdayım."
10. "“Sevgi kimin için can vereceğini bilmekti belki de.”"
11. "Sıkıntı çekmeden rahat nerde bulunmuş?.."
12. "Akıllı insan kendisine zarar verecek sevgiyi istemez."
13. "“Akıllı insan kendisine zarar verecek sevgiyi istemez.”"
14. "“Ruhumda çatışmalar var.”"
15. "Hakikatı sevmek, sevgilerin en güzelidir. Çünkü hakikat Mutlak Güzellik'ten doğar ve bütün güzellikler O'nun güzelliğinden bir ilham taşıdıkları için sevilirler."
Şah ve Sultan Kitap İncelemeleri
"Hayal kurmakla hayalleri gerçekleştirmek arasında büyük farklar olduğunu aklımdan asla çıkarmıyorum..." diyor Sevgili İskender Pala. Kitap 16. yüzyıla damgasını vuran Yavuz Sultan Selim ve İsmail Şah arasında geçen olayları, çatışmaları ve savaşları konu alıyor. Birebir tarihi değil ama en güzel şekilde öykülenmüş olan olaylar okunmaya değerdi.
Sevginin gücünü, aşkın imkansızlığını, pişmanlıkların dönüşü olmadığını, kardeşliğin öneminin paha biçilmezliğini ve nice güzel duyguları bize sunarak kitabı daha da zenginleştirmiştir. Kitapta öyle müthiş betimlemeler yer alıyor ki, bazen dünya güzeli (Taçlı Hatun), bazen cesur ve yenilmez (Can Hüseyn), bazen savaşta savaşan bir cengaver, bazen Sultan, bazen Şah ve de bazen aşık bir şair oldum.
Ne kadar Sultan ve Şah rakip olsalar da gerçekten ikisi de birbirlerine karşı merhametli olduklarını da dile getiriyor.
İskender Pala, en titiz şekilde hem Şah' ı hem Sultan' ı eleştirimiş ve bize bu kitabı sunmuştur. Okuduğum ilk tarih kitabı oldu ve tarihe bakış açım değişti. O savaş anlarında insanların neler hissettiği, ailelerini nasıl terkedip savaşa katıldığı ve belki de şehit olup geri gelmediği bu durumlar hem gurur verici hem de kalp kırıcıydı..
"Kim bilir belki de kalbin kırılması, gücenmesi sevginin adıydı." gibi çoğu yerde farklı anlamlarla sevgiyi anlamlandırmıştır.
Isgender Pala....Sah ve sultan.......
Malesef kii severek basladigim kitabi soverek bitirdim...Isgender Pala her ne kadar da tarafsiz yazdigini iddia etsede kitap oyle demiyor.sultan'a kendini daha yakın hissettiren ve şah'ı gaddar biri gibi gösteren (ki annesini öldürdüğünü iddia ediyor).....
Sah Ismail'in, Uzun Hasan'ın kızı olması nedeniyle, sünni olan öz annesi Alemşah Begüm'ü,şii olmayı kabul etmediği için öldürttüğünü iddia eden bir kitapp!Keske kitap yazmadan once Azerbaycan Tarihini okusaydin......
Yazar bu kitap için prof.dr.Abdülkadir Ozcan ve doç.dr.Erhan Afyoncu'dan yararlandığını kitabın önsözünde dile getirmiş....
içerik içler acısı, her sayfada kardeş kavgası, kardeş gibi sözcükler geçmesine rağmen samimi olmadığı kurduğu cümleler dikkkatle okunduğunda gayet net anlaşılıyor.. ayrıca Iskender Pala kitabında tarihi olarak doğrulanmamış ya da kanıtlanmamış birçok şey......
kitap, baştan sona yalan, komplo, iftira… alevilerle ilgili kinini, Ismail’i bahane ederek kitaba öyle bir kusmuş ki!
kitabın hangi bölümden sonra objektif davranacak, düzelecek, doğruları yazacak?” diyerek kitabı baştan sona okudum.
"Cahil cesareti” bu olsa gerek, hiç bilmediği bir konuda kitap yazmakk!!
Anadolu türkmenleri hain, Ismail, anasını boğduran bir katil, şan- şöhret düşkünü, Yavuz ise sureti haktan bir türk kahramanı.
sadece para kazanmak için ve doğru düzgün araştırma yapılmayan kopyala yapıştır tarzı yazılmış binlerce kitaptan biri Şah ve Sultan...
Dünyada kaç âşık kendi eşine vuslat bulamayıp ona hasret şiirleri yazar,onun uğruna can vermeyi göze alırdı ki!?
...
Seçim vakti idi Anadolu için, Kızılbaş olup ihanet mi etmeliydiler yoksa Sünni Sultan'ın yanında mı kalmalıydılar? Kitabı tarihin tarafsız perspektifinden,iki Türk'ün mücadelesi gözüyle bakan
,bize yaşananları anlatacak en doğru kişileri seçmiştir.Şah'ın yeğeni ve Şah'ın daima yanında duran Hasan'ın ikizi Hüseyin.
Hüseyin deyip geçmeyelim bir zamanlar Sultan'ın gözdesiydi elbet lâkin nereye kadar.
Her bir karakterin duygu savaşlarını,dönemin masumlarının çektiği acıları bizlere aktaran yazar.En çok acı çekenler olarak kadınları göstermişti,yani güzel olmayan kadınları.Zira güzeller daima sevilip sayılması,her devirde aynı maalesef.
tarafından yazılan
kitabında aynen şu cümleyi okursunuz:
"Evinden kahırla kovulmuş olsa bile,güzeli her yerde sevip sayarlar."
Bazen bu kadar da olmaz,ne kadar güzel olursa olsun bu adamlar devlet yönetiyor diye düşünüyorsunuz.
Bence hâlâ öyle,güzelliğin bu kadar ön planda tutulması beni iki kitapta da rahatsız etse de,gerçekler böyle maalesef.
Yalnız güzelliğin değil,bu güzellere duyulan aşkın ve onlara dizelenen şiirlerin etkisini sonuna kadar hissedip hayran kalacağınız bu kitabı okumak size tarihe başka bir açıdan bakmanıza olanak sağlayacaktır.
İskender Pala’nın kalemiyle tarih sadece anlatılmaz, adeta yaşanır. Şah ve Sultan, Osmanlı ile Safevi Devleti arasında geçen, Yavuz Sultan Selim ve Şah İsmail'in ideolojik, politik ve hatta kişisel çatışmalarını bir edebiyat şöleniyle sunuyor. Fakat bu eser, yalnızca iki hükümdarın mücadelesi değil; aynı zamanda mezhep ayrılıklarının, halk üzerindeki yıkıcı etkisinin nelere yol açabileceğinin de çarpıcı bir aynası.
Roman boyunca karşı karşıya gelen sadece iki ordu değil; iki farklı inanç, iki farklı devlet anlayışı ve iki farklı insan tipi. İskender Pala, tarihi olayları belgeler ışığında verirken, aralara yerleştirdiği güçlü kurgu ve karakter derinliğiyle okuyucuyu satır aralarına hapsediyor. Yazar, kurgusal karakterlerin duygularını, gerçek şahısların kaderleriyle ustaca harmanlayarak romanı yalnızca tarih meraklılarına değil, insan ruhunu anlamaya çalışan herkese seslenen bir yapıya kavuşturuyor.
Kitaptaki anlatım dili, hem şiirsel hem de döneme uygun; okuyucuyu yormayan ama düşündüren cinsten. Dönemin karmaşasını ve mezhepsel çatışmaları aktarırken tarafsız kalmaya çalışan dili, okuyucuya kendi düşünce alanını bırakıyor. Tarih ve tarih üzerine düşünmeyi seven okurların okuması gereken bir eser.
“Ey yolcu, sevgiye yürü, ta ki hakikate eresin!”
Öz olarak Osmanlı Padişahı I.Selim ile Safevî hükümdarı Şah İsmail arasında,1514’te İran sınırları içinde yer alan,Çaldıran Ovası’nda yapılan meydan muharebesini konu alan İskender Pala, elbetteki müthiş hikâyeleme yeteneği ile tarihî kısımdan ziyade, insanı hissiyatın tam ortasında bırakmayı başarıyor.
Savaşın asıl nedeninin Osmanlı Devleti ile Safevî tarikatının arasında bulunan kötü ilişkilerden doğduğu biliniyor, zaten anlatım o kadar net ve etkileyici ki yaşıyorsunuz. Muharebe detayları o kadar güzel anlatılmış ki buna ayrıca hayran kaldım, nefesimi tutarak okuduğum bölümler oldu diyebilirim. Tarikatlar ve mezhepler hakkında sizi araştırmaya iten pek çok neden olduğundan, harici olarak çok fazla araştırma yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu da bence kitabı özümseyerek okuma yönünden çok faydalı.
Bunun yanında “Aşk” kavramı büyülüyor. Sevginin derinliğinin dışa vurumu,sevgiliyi anlatan her kelime,yazılan şiirler, derinlik, dönemin şartlarının gerektirdiği şekilde yaşanılması hepsi ayrı ayrı çok etkileyiciydi.
“Sevgi, güzel bir kokunun adı mıydı? Sevgiliye dair bir koku, sevgiliden beklenen bir koku…Hani seher vakti saba rüzgârı eserken dimağı doldurması için içe çekilen o bahar kokusu gibi! Hani sevgilinin bulunduğu bulunduğu tarafa yönelip başını kaldırarak derin bir nefes alır gibi! Sevgilinin kendine özgü bir kokusu vardır ya hani! Hiç unutulmayan ve başka bir kokuyla karıştırılmayan bir koku! Bazen bir saç telinden, bazen bizzat sevgili elinden gelip gönülleri sarhoş eder hani! Yalnızca burna değil, kalbe de giren bir kokudur ya o!”
Keyifli okumalar dilerim…