
Ruhlar Evi Kitap Tanıtımı
Şili’nin seçimle işbaşına gelen, askerî bir darbeyle devrilip öldürülen Marksist başkanı Salvador Allende’nin son saatleri nasıl geçti? Nobel ödüllü büyük şair Pablo Neruda’nın cenaze töreni, faşist diktatör Pinochet’nin onca baskısına karşın, nasıl bir gösteriye dönüştü? Clara del Valle neden dokuz yıl konuşmadı ve öldüğü zaman nasıl oldu da annesinin kesik başıyla birlikte gömüldü? Bunlar, Isabel Allende’nin bu romanında yer verdiği ilginç olaylardan bazıları. Allende, Ruhlar Evi adlı bu ilk romanında, bir ailenin üç kuşağını, yetmiş yıllık bir süreç içinde, Márquez’e yaklaşan bir ustalıkla dile getiriyor. Romanda, yaşayan kişilerle geçmişin ruhları iç içe. Latin Amerika edebiyatının büyülü gerçekçilik geleneği, bu romanda da bütün görkemiyle hüküm sürüyor. Sınırsız bir hayal gücü ve anlatım ustalığı, Isabel Allende’yi çağımızın en başarılı romancılarından biri yapıyor.

Ruhlar Evi Kitaptan Alıntılar
1. "Bulunmak istemeyeni bulmanın olanağı yokmuş."
2. "İlk kalkan ben, son yatan ben, bu Tanrı'nın cezası yerde."
3. "Her şeyi yeni baştan alacak olsam yinelemeyeceğim birkaç yanlış var, ama genelde hiçbir şeyden pişman değilim."
4. ""Artık burda "patron" benim ..
"Eğlenti bitti ! "
"Şimdi calışacaģız..
"Bundan hoşlanmayan biri varsa hemen şimdi çekip gitse iyi eder ..
"Kalanlar aç kalmayacak , ama sıkı çalışacak.
"Çevremde uyuntu ya da çokbilmiş kişiler istemiyorum ..anlaşıldı mı? ""
5. ""Oldum olası gururluyumdur ..
Gururum yüzünden çoğu kimselere oranla çok daha büyük acılar çektim.""
6. "Hayat uzundur, hem de beklenmedik dönemeçlerle doludur."
7. "İnsan dediğin kaç zaman yaşar sonunda?
Bin gün müdür yaşadığı tek gün mü yoksa?
Bir haftacık mı? Yüzlerce yıl mı?
Kaç zaman sürer kişinin ölmesi?
Ya sonsuzluk, onun anlamı ne?
Pablo Neruda"
8. "" Tıpkı dünyaya geldiğimiz zamanki gibi, öldüğümüz zamanda bilinmezden korkarız. Ne var ki bu korku gerçeklerle ilişkisi olmayan, bizim içimizden gelen bir şeydir. Aslında ölmek de doğmak gibidir: yalnızca bir değişim""
9. "“Bizim ailemizde böyle biri yok ya, anneanneciğim.” “Yok. Bizde delilik herkese eşit bölüştürülmüş; fazla bir şey artmadığı için özel delimiz olmamış.”"
10. "Yüreğini, göğsünün içinde ağır bir yük gibi taşıyordu."
11. "Bulunmak istemeyeni bulmanın olanağı yokmuş."
12. "“Toplumdaki kolektif çılgınlığın sonu hiç gelmeyecek gibiydi.”"
13. "Oldum olası çok gururluyumdur; gururum yüzünden çoğu kimselere oranla çok daha büyük acılar çektim."
14. "... dünyanın bir dertli dolap olduğuna inanmaz, Tanrı'nın yaptığı bir şaka olduğunu söylerdi, yani dünyayı ciddiye almak ahmaklıktı..."
15. "“… çünkü işin aslı şu ki sen beni bırakıp gittin gideli hiç kimse beni senin sevdiğin gibi sevmedi.”"

Ruhlar Evi Kitap İncelemeleri
Bu ara kadın yazarların eserlerini peş peşe okudum, öyle denk geldi ve hepsi de birbirinden güzeldi. Ruhlar Evi, Isabel Allende’nin ilk romanı. Allende, Şili’de bir ailenin kadınlarının üç kuşak hikayesini büyülügerçekçi unsurlarla masal tadında anlatıyor. Hepsi birbirinden ilginç ve renkli karakterleri takip ederken, diğer yandan da tüm politik ve sosyal çalkantılarıyla Şili’nin 20.yy tarihini okuyoruz. Oldukça sürükleyici, kolay okunan ve siyasi tarihi kurguyla çok başarılı bir şekilde dengelenmiş bir metin. Karakterlerin hikayesini naif, masalsı bir anlatımla sunarken, ülkenin sert gerçekleriyle eserin genelinde muazzam bir denge tutturmuş Allende. Ruhlar Evi, Yüzyıllık Yalnızlık’a çok benzetiliyor. Konu (bir ailenin hikayesini anlatması ve bunu yaparken ülke tarihini aktarması) ve tarz (büyülügerçekçilik) nedeniyle bu iki eserin ortak noktaları bulunsa da, bence çok başka kitaplar. Marquez’in üslubu ve tarzı Allende’ninkinden farklı. Okurun dikkatini daha çok isteyen ama benim edebi açıdan çok daha zengin bulduğum bir eser Yüzyıllık Yalnızlık. Bundan dolayı herkesin seveceği bir kitap da değil. Allende belli ki Marquez’den oldukça etkilenmiş hatta yer yer açıkça selam göndermiş Marquez’e ancak Ruhlar Evi daha sade, daha kolay okunan ve herkesin yorulmadan okuyup sevebileceği bir kitap. Yüzyıllık Yalnızlık en sevdiğim eserlerden biri, yani benim için yeri bambaşka. Ama Ruhlar Evi’ni de büyük keyifle okudum. Latin Amerikan edebiyatına ya da postkolonyal edebiyata ilgi duyan herkese tavsiye ederim.