Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Postane - Charles Bukowski | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Postane Kitap Bilgileri


Yazar: Charles Bukowski
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 46 dk.
Sayfa Sayısı: 168
Basım Tarihi: 19 Şubat 2024
İlk Yayın Tarihi: 1971
Yayınevi: Parantez Yayınlar
ISBN: 9789758441785
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Postane Kitap Tanıtımı


Yine akşamdan kalmaydım ve sıcak dayanılır gibi değildi -kırk derecelik bir hafta. Her gece içmeye devam ediyor, sabahları Taş ve her şeyin olanaksızlığıyla yüzleşmek zorunda kalıyordum. Çocukların kimileri Afrika güneş kaskları ve gözlükleri giyiyorlardı; ama ben, hep aynıydım, yağmur ya da güneş- yırtık pırtık giysiler, çivileri ayaklarıma batan eski ayakkabılar. Mukavva parçaları koyuyordum ayakkabılarımın tabanlarına. Bir süre için iş görüyorlardı, ama çok geçmeden çiviler topuklarıma batmaya başlıyorlardı yine. Viski ve bira terliyordum, koltuk altlarımdan, ve sırtımda bir torbayla dolanıyordum çarmıh misali; torbadan dergiler çıkarıyor, binlerce mektup dağıtıyordum güneşin altında kavrulup sendeleyerek.




Postane Kitaptan Alıntılar


1. "“Okyanus,nasıl da dövünüyor,bir aşağı bir yukarı.Ve altında,balıklar, zavallı balıklar birbirleriyle savaşıyorlar, birbirlerini yiyorlar.Bizim de o balıklardan farkımız yok, ama biz karadayız, tek fark bu.”"




2. "Acıya kahkaha atabilmek sanatsa eğer;
Ben çok pahalı bir tabloyum..."




3. ""Boş ver, şeytan görsün
yüzünü.""




4. ""...ve sabahları kimse sizi uyandırmadığında, geceleri kimse sizi beklemediğinde
ve ne dilerseniz yapabildiğinizde,
buna ne dersiniz, özgürlük mü, yoksa yalnızlık mı?""




5. "Buraya kadar dedim kendi kendime, sadece bir salak katlanır benim katlandıklarıma."




6. "çok küfür ediyorsun diyorlar
ne yani hayatımın içine edenlere şiir mi yazayım?"




7. "" Çölde kaybolmuş birinden farkım yoktu. ""




8. "Sabahları kimse sizi uyandırmadığında, geceleri kimse sizi beklemediğinde ve ne dilerseniz yapabildiğinizde, buna ne dersiniz, özgürlük mü, yoksa yalnızlık mı?"




9. "zavallı kız, sapıtmıştı."




10. "'

'' Şiir onu yazana değil ona ihtiyacı olana aittir. ''

'"




11. ""Bazı erkekler delidir," dedim kapıya doğru giderek.

"Ne demek istiyorsun?"

"Bazı erkekler karılarına aşıktır, demek istiyorum.""




12. "On bir yıl kafeste yaşadıktan sonra kapıyı açıp uçmuştum
-cennete atılmış bir ok misali.
Cennete mi?"




13. ""Pekala, doktor, yapmanı istediğim ilk şey şu iğrenç kalbi burdan dışarı çıkarman!""




14. "'
-'' Nedir bunların derdi?"
-" Bilmiyorum. Herkesin derdi ne?

'"




15. "kadınların bir erkeği nasıl yiyip bitirdiği herkesçe bilinir."





Postane Kitap İncelemeleri


Henry Chinaski yani bildiğimiz üzere Charles Bukowski çok ilginç bir yazar. Kendi alanında (yeraltı edebiyatı) oldukça iddialı diyebilirim. Bazen çok sövüyor ama napalım, o kadar önemli mesajlar veriyor ki görmezden gelmeye çalışıyorum. Gene bir iş hayatı, depresiz ve ne yapacağını bilemeyen bir kişilik örneği görüyoruz kitapta, yani kendisini. Yani en azından onu okuyanlar bu konuda hem fikir. Bu adam kendini yazıyor.

Romanın en güzel özelliklerinden birisi de sanırım Bukowski’nin ilk romanı olmasıdır. Neyden esinlendi, neyi görerek yazdı bilemiyoruz tabi ama anlatım dili o kadar güzel, çeviri de o kadar temiz yapılmış ki adeta kaymak gibi demek istiyorum.

Şimdi konu postacılık olunca şuraları karıştıralım mı? Bu postacı abilerimiz çok agresif. Adama diyorum ki, abi neden her kargoyu direkt araca atıyorsun. Belim ağrır, diyor. Şimdi böyle de hak veriyorum ama en azından KIRILACAK EŞYA yazanı savurma bari bak millet kargo bekliyor. Haksız mıyım? Bir de bekliyor demişken, çalışma felsefesi yıllardır GELDİK YOKTUNUZ olan bir şirketimiz var, acaba bunlar yıllardır nasıl ayakta kalıyor merak ediyorum. Neyse, sinirlenmeyeceğim. Bence bugün artık biraz olsun kendimi zorlayıp uyuma vaktidir. Hepimize günaydınlar, mutlu sabahlar. Güzel bir gün geçirmeniz dileklerimle, esen kalın, Allah’a emanet olun..




Charles Bukowski’nin kaleme aldığı ilk romanıymış Postane. Kitabın esin kaynağı ise yazarın 1950lerde Amerika’da bir postanede çalıştığı yıllar. O yılların etkilerini görmemek elde değil. Bu nedenle de yarı otobiyografik bir roman diyebiliriz. Hayatı da kitap boyunca anlatıldığı gibi içki, kadın ve hipodrom üçgeninde dönüp durmuş.
Kitap, yazarın okuduğum ilk eseriydi. Okuması zevkliydi diyemem ama kolay ve anlaşılırdı. Kahramanımızın başından gelenleri anlatış tarzı günlük hayattaki o sıradan olayları alaycı bir dille anlatması hoşuma gitti. Kısacası, yazar günlük dili kullanarak okuru çok da sıkmadan anlatmak istediğini anlatmayı başarmış. Beni rahatsız eden tek bir şey vardı roman boyunca o da kitaptaki kadın karakterlerin küçük düşürülmesiydi. 1960lı yıllarda kadınlara olan bakış açısı beni kitaptan soğuttu.
Kitabın konusu ise çok basit Henry Chinaski adında bir posta çalışanın hayatına misafir oluyoruz. Sıradan, hatta vasat bir adam Henry. Öyle hayatta pek de bir amacı yok. Yaşıyor tabi buna yaşamak denirse. Hayatı içki içmekten, at yarışı oynamaktan ve kadınlarla vakit geçirmekten ibaret. Bildiğiniz anti kahraman. Öyle süslü bir adam değil anlayacağınız. İşini sevdiği söylenemez. Sadece cebi biraz para görsün yeter. Postanede çalışırken isteksiz. Ama hakkını yemeyelim iyi bir gözlemci. Okuyucuyu öyle detaylara boğmadan bilgilendiriyor postanede işlerin işleyişi ilgili. Hayatından bir kadın geçip diğeri geliyor tabii bu sırada. İçki içiyor. At yarışlarında para harcıyor. Tam bir kaybeden hikayesi aslında.




Postane, Bukowski'nin 1971'de yayımlanan ilk romanı. Bu romanın yazılma macerası şöyle gerçekleşmiş.

Bukowski'nin ilk şiirleri, yazıları kitapçıklarda, dergilerde, ince broşürlerde olurmuş. Onlardan birinde John Martin isimli bir yayıncı, Bukowski'nin şiirlerini okumuş. Charles Bukowski'yi yeni

olarak görmüş. (Walt Whitman Amerika Birleşik Devletleri açısından üne kavuşan ilk şair, Çimen Yaprakları eseriyle ünlü, hani Breaking Bad'de bacanak Hank tuvalette bir kitap buluyor ya...)
.
Bu John Martin, Bukowski'nin ve ona benzer yazarların eserlerini yayınlamak amacıyla 1966 yılında, Black Sparrow Press adında Los Angeles'ta bir yayınevi kurmuş. Burası Bukowski'ye matbaa, malzeme açısından imkan sağlamış. Bu yayınevinin 1966'da yaptığı ilk yayın, Bukowski'nin şiir broşürü olmuş. 1969 yılına gelindiğinde, John Martin, o zamanlar Postane'de çalışan Charles Bukowski'ye işini bırakıp tam zamanlı yazarlık yapması için ayda 100 dolar maaş teklif etmiş. Bukowski'de teklifi kabul etmiş. Yaklaşık 3 hafta sonra Bukowski ilk romanı olan

'yi sunmuş.
.
Postane'de Bukowski; 1952'de çalışıp, istifa edip, at yarışları ile hayatını idame ettirip, 1958'de tekrardan postane'ye çalışmaya döndüğü dönemdeki yaşadıklarını anlatıyor. Bu kitapta da her zamanki Chinaski olarak karşımıza çıkıyor olsa da, daha masum bir Chinaski var karşımızda. Açık, seçik, dürüst, alaycı, mizah anlayışı aynı ama işte onun ilk hali bence...



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: