
Peygamber'in Aynaları Kitap Tanıtımı
Güneş, yakın yıldızlarını biraz daha yaklaşmaya çağırdı kendine. Sonra abasının kanatlarını açıp şefkatle sardı onları. Olacak gibi değil ama oldu, güneş sisteminin en parlak yıldızları bir örtünün altında toplandılar. Dudakları kilitlendi heyecandan. Nefesleri kalp çekicinin altında şekilden şekle girdi. Işıklarını aldıkları kaynağa bu kadar yakın olmamışlardı hiç. Aynı abanın altında olmak, evrendeki değerlerini yeniden belirlemişti. Yalnız onlar değil, bütün kâinat nefesini tutmuş güneşin dudaklarının kımıldamasını bekliyordu.
Peygamber’in Aynaları, otuz üç sahabinin hayatını merkeze alarak asıl merkez olan Son Peygamber’e yaklaştırıyor bugünün okurunu. Edebiyatın büyülü çatısı altında asırlar aradan çekilerek Asr-ı Saadet bütün güzelliğiyle yeniden kuruluyor.

Peygamber'in Aynaları Kitaptan Alıntılar
1. "Sevgi insana neler yaptırmaz ki!"
2. "Allah’ım senin sevgini istiyorum! Seni seveni sevmek istiyorum!"
3. "''Kalpler boş zarflardır, Kuran'la doldurun!''"
4. "“Onlara karşı Allah sana yeter.”
| Bakara, 137."
5. "Allah’a yemin ederim ki hepiniz dünyaya sarıldınız .."
6. "Övgüden hoşlanmıyor Ebu Bekir; kendisini övenleri duyduğu zaman şöyle yalvarıyor Rabbine: "Allah'ım Beni benden iyi bilirsin. Ben de kendimi onlardan iyi tanırım. Beni onların zannettikleri gibi hayırlı bir kul yap!""
7. "Çünkü Müslüman olmak, son nefese kadar küfre karşı durmak demekti."
8. "Ebu Hureyre,
Bir cenazenin ardından şöyle mırıldanmıştı:
“Git bizde geliyoruz.”"
9. "... biz ne derin bir gafletteyiz."
10. "Senden sonra kim isterse ölsün
esirgediğim sendin."
11. "Bir kez hayaller tutuşmayagörsün, olmayacak olanı ister."
12. "Hepsi geçici bunların, üzülme, zamanla zorlukların yerini kolaylıklar alacak…"
13. ""Bir müminin kalbi serçenin kalbine benzer; daima bir telaş ve değişim içindedir.""
14. "Zira ona göre dünya, aldatıcı bir yalan, şaşırtıcı bir hayal ve anlamsız bir şiirdi."
15. ""Hayırda sabit kılsın Allah seni.""

Peygamber'in Aynaları Kitap İncelemeleri
Ali Ural’la tanışıp kitap hakkında sohbet etme fırsatı bulduğuma göre bir inceleme yazmasam olmazdı.
Bitmesin diye azar azar okuduğum kitabımı bitirmenin hüznünü yaşıyorum. Oysa ne güzel de yoldaşlık yapmıştı bana.
Kitapta makamları diğerlerinden biraz daha üstün olan sahabiler, cennetle müjdelenen sahabiler, 4 halife ve onun haricinde farklı farklı karakterdeki bir kaç sahabi olmak üzere toplam 33 zattan bahsedilmekte.
Cennetle müjdelenen sahabiler arasında sadece kendi için savaşanlar yok. Ona şiir yazan şairler bile var Hasan B. Sabit gibi. Evet evet yanlış okumadınız. Sırf kendisine şiir yazdı diye cennetle müjdeliyor peygamberimiz onu. Ali Ural, “ Şiir insanın karnını doyurmayı bırak insanı cennete bile götürür.” demişti bunun üzerine :)
“Peygamberi tanımak ve anlamak için öncelikle etrafını iyi bilmek gerek. Ben aslında sahabiler üzerinden peygamberimizi anlattım.” Diyor yazar. Peygamberin, onların hayatına nasıl dokunduğunu, onlara olan muamelesi hayran olmayacak cinsten değil. Farklı karakterdeki insanların herbirine de anlayacağı dilden sesleniyor.
Peygamberin Aynaları, dini diğer kitaplara göre biraz farklı ve bu farklılık da edebi dilinden kaynaklı. Okurken asla yormuyor, sıkmıyor. Büyük bir keyifle okurken buluyorsunuz kendinizi sonra bir bakmışınız sayfalar yavaş yavaş tükenmiş ellerinizin arasında...
- Selamlar arkadaşlar uzun süredir aşkla ve şevkle okuduğum yeri geldi ağladığım "Peygamberin Aynaları" eserini bitirmiş durumdayım. Kitap bitti ama yüreğimde bıraktığı iz ebediyete kadar sürecektir. Sevgili hatta çok kıymetli yazar ve onun mükemmel kalemi beni yeniden kendisine hayran bıraktı.
Kitapta; Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.v) cübbesinin altına toplanan otuz üç sahabenin feyizli ve mübarek yaşantılarından bahsediyor. Her bir sahabe için bir bölüm ayrılmış ve özetle değinilmiş. Ama onların hayatını anlatmaya kelâmlar yetmez ki, yazarda çoğu yerde dolup taşmış. Sade ve tılsımlı bir üslupla yazılan bu kıymetli eserin içerisinde Hz. Ebubekir'in sadakat aynasını, Hz. Ömer'in adalet aynasını, Hz. Osman'ın tevazu aynasını ve Hz. Ali'nin ilim aynasının Peygamberimizin (a.s.m) aynasından bizlere yansıtmaları yer alıyor. Tabi ki bitmedi Hz. Hamza'nın şehadeti, Peygamberimiz (s.a.v) Hz.Bilal'e "Erıhni Ya Bilal!" Demesini o günden sonra Hz.Bilal'in bülbül gibi şakımasını ardına bir sabah "Namaz uykudan hayırlıdır" diyerek Efendimizin (s.a.v) gönlüne dokunduğunu ve o günden sonra müminler için uyku ve namaz terazisi kurulduğu yer alıyor. Bitmiyor tabi ki. Talha Bin Ubeydullah ok atmayı O ndan öğreniyor. Hassan Bin Sabit O nun şairi oluyor. Hz. Hasan O na benziyor. Hz. Hüseyin O nun halleri ile ayna oluyor bizlere. Hz. Fatıma babasının annesi sevgili kızı nasılda duruyor küffarın karşısında. O kadar güzel hadiseler var ki anlatmaya kelâm yetmez. Otuz üç sahabe bize Peygamber aynası oluyor. Tabii daha nice sahabeler o aynanın içinde. Herkesin okuması gereken bir eser. Okuyup okutmanız dileği ile.
Herkese Merhabalar,
Uzun süredir bitirip tekrar tekrar başladığım, her satırında farklı duygular hissettiğim iyi ki almışım dediğim kitabın incelemesini yapacağım sizlere.
Aslında kitaplar hakkında yorum yapmakta pek başarılı olmasamda defalarca okuduğum her okuyuşumda ilk gibi heyecanlandığım bu güzel eserden bir miktar bahsetmek için yazıyorum.
…
A.Ali Ural’ın yeri bir başkadır bende, her kitabını zevk ve heyecanla okurum.
“Mü’min,müminin aynasıdır.”hadisi ile başlayan bu kitabı ise daha bir etkiledi beni. Kitaba başlarken 33kere Subhanallah diyerek 33 güzel sahabinin hayatına ışık tutuyor. Kitabı okurken sizi alıp Uhud’a,Bedir’e,çölün kavurucu sıcaklarına,sevgilinin duasına,ashabın evine götürüyor , hissettiriyor.
Hiçbir ölüm son peygamberin ölümü kadar boşluk bırakmadı dünyada,hiçbir ayrılık yalnızlığı bu kadar büyütmedi,onu sevenler ondan kalan her sözü ve her hatırayı sevdi.
Sahabilerde ne güzel sevmiş en sevgiliyi ,nasıl mücadele etmişler onunla birlikte,ne güzel sahip çıkmışlar onun dinine “canından çok sevmek”onların hayatında bir söz değil bir fiil olarak yer almış.
Ve son olarak çok sevdiğim kitaptan bir kaç alıntı bırakmak istiyorum;
“Onlar Peygamber’in aynasında seyrettiler kendilerini:
Yüzlerinde secde izleri vardı.
Öyle saf bir aynaydı ki öyle pürüzsüz.”
~
“Şereften kaç ki şeref seni takip etsin;ölümü arzu et ki sana hayat verilsin!”
~
“Kim Muhammed’e tapıyorduysa bilsin ki Muhammed ölmüştür.Her kim ki Allah’a tapıyorsa Allah bâki ve ebedidir!”
~
İnşaallah bizde Allah’a layık kul olup,en sevgiliye layıkıyla ümmet olabilmeyi başarızız.
.
SELAMETLE
Esselam sevgili okurlar; uzun süredir aşkla ve şevkle okuduğum yeri geldi ağladığım "Peygamberin Aynaları" eserini bitirmiş durumdayım. Kitap bitti ama yüreğimde bıraktığı iz ebediyete kadar sürecektir. Sevgili hatta çok kıymetli yazar @a.aliural ve onun mükemmel kalemi beni yeniden kendisine hayran bıraktı.
Kitapta; Fahri Kâinat Efendimizin (s.a.v) cübbesinin altına toplanan otuz üç sahabenin feyizli ve mübarek yaşantılarından bahsediyor. Her bir sahabe için bir bölüm ayrılmış ve özetle değinilmiş. Ama onların hayatını anlatmaya kelâmlar yetmez ki, yazarda çoğu yerde dolup taşmış. Sade ve tılsımlı bir üslupla yazılan bu kıymetli eserin içerisinde Hz. Ebubekir'in sadakat aynasını, Hz. Ömer'in adalet aynasını, Hz. Osman'ın tevazu aynasını ve Hz. Ali'nin ilim aynasının Peygamberimizin (a.s.m) aynasından bizlere yansıtmaları yer alıyor. Tabi ki bitmedi Hz. Hamza'nın şehadeti, Peygamberimiz (s.a.v) Hz.Bilal'e "Erıhni Ya Bilal!" Demesini o günden sonra Hz.Bilal'in bülbül gibi şakımasını ardına bir sabah "Namaz uykudan hayırlıdır" diyerek Efendimizin (s.a.v) gönlüne dokunduğunu ve o günden sonra müminler için uyku ve namaz terazisi kurulduğu yer alıyor. Bitmiyor tabi ki. Talha Bin Ubeydullah ok atmayı O ndan öğreniyor. Hassan Bin Sabit O nun şairi oluyor. Hz. Hasan O na benziyor. Hz. Hüseyin O nun halleri ile ayna oluyor bizlere. Hz. Fatıma babasının annesi sevgili kızı nasılda duruyor küffarın karşısında. O kadar güzel hadiseler var ki anlatmaya kelâm yetmez. Otuz üç sahabe bize Peygamber aynası oluyor. Tabii daha nice sahabeler o aynanın içinde. Herkesin okuması gereken bir eser. Okuyup okutmanız dileği ile.
Sevindim, çok sevindim. “Şiir”e karşılık gelen İngilizce “poem” kelimesi, “taşların arasından akan su” anlamına geliyormuş. Suların taşlara dokunuşu, hiçbir kelimenin yetişemeyeceği bir akış. Şiiri aşan bir ahenk. Şairlerin hep duyduğu ama dile getiremediği bir “şey” var orada, bir şey. O “şey” her neyse, orada uyur, sadece uyur. Ele gelmez, dile vurmaz. Hep başlayan, hep yeniden başlayan, her daim taze, hep biricik; yeni ama yine değil, hiç bıkmayan, usanmayan, yorulmayan. Söz gibi. Sözün Elçisi gibi.
A. Ali Ural’ın Peygamber’in Aynaları’nı okurken hissettiğim de o “şey”. Taşların suskunluğunu dillendiren suyu duyar gibi oldum Ebu Bekir (ra)’in “O diyorsa doğrudur” suskunluğunu nefeslenirken. Suların kimselere söyleyemediği sızısına sırdaş oldum Ömer (ra)’in kılıcını elinden düşürdüğü, ateşli öfkesini Tâhâ’nın sessizce kestiği o ana dokunurken... “Uzaktan bir aynanın yansıması düşünce şehre yarış başladı. Biz çağrıldığımız tarafa değil, tam aksi istikamete doğru fırladık. Hayır, isyan etmemiştik, bizi çağırana doğru koşmak istiyorduk gerçekten. Fakat neredeydi O? Bir kez parlayıp kaybolmuş olsa da gökyüzünde, kalplerimiz emindi kimin beklediğinden.” Ne güzel anlatmış Ali Ural 33 sahabiyi Ömer i Osmanı , Aliyi, Ebu Bekiri ,Talhayı, Musabı ,Hamzayı , Fatımayı, Haticeyi, Aişeyi, Ummu Selemeyi, Hasan ve Hüseyin i, Zeydi, Bilal i ,Ebud Derdayı ve daha yazamadıklarımı. O ne güzel vekildir, O ne guzel nebidir.....