Peride Celal En Beğenilen Sözleri
1. ""Düşlerle değil, gerçeklerle yaşamak isterim ben.""
- Bir Hanımefendinin Ölümü
2. ""bu dünya çıkar dünyası...""
- Bir Hanımefendinin Ölümü
3. ""Yalnızca onu sevmekti işim.""
- Gecenin Ucunda
4. ".
Umudu yakalamak için koşmak mı gerekiyor?
."
- Mektup
5. ""Susuyordu, artık konuşmaktan da hoşlanmaz olmuştu.""
- Bir Hanımefendinin Ölümü
6. "“Kuşkuların yüzünden insanlara yaklaşamıyorsun! Hayatın boyunca hep yalnız kalacaksın.”"
- Mektup
7. ""Aldırma, bir gün gelir her şey düzelir.""
- Bir Hanımefendinin Ölümü
8. "Kaçmak kurtuluş değildi. Kendinden kaçabiliyor musun?"
- Mektup
9. ""Hâlâ Eluard'da mısın sen?
"Oradayım..." dedi kadın."Bu rezilliğin ortasında başka nerede olabilirim? Durmadan şiir okuyorum,kafamın içini temizlemek için.""
- Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı
10. "“Her yanı karanlık bastı abla. Ben de güneşi rüyamda görüyorum ancak.”"
- Mektup
11. "Geçmişi düşünmek neden? Yaşadığımız an vardı. Yalnız o an önemliydi."
- Mektup
12. "Zülfündedir benim bahtı siyahım…"
- Mektup
13. "Bir zamanlar başkalarında olanı, onlar bizim olduğu zamansa kaybettiklerimizi aramak, bu dert ezeli, bu dert hepimizde.."
- Dar Yol
14. ""Ruh doktorunun amacı sizi, sizinle tanıştırmaktır.""
- Mektup
15. "Yıllarca önce okuyup unuttuğum ne çok kitap varmış."
- Melahat Hanımın Düzenli Yaşamı
16. "Bir hafta önce sessizce, kimseye duyurmadan bir yıl daha ihtiyarladım."
- Gecenin Ucunda
17. "“Birbirimizi seviyoruz,” dedi adam.
“Ve birbirimizle yapamıyoruz,” dedi Eser."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
18. "“Ben burada, balkonumda, denize karşı içki tokuşturuyorum seninle. Dünyadan habersiz yaşıyorum, öyle mi? Papağanlar konuşur, hindiler düşünür gibilerden ha!..”"
- Mektup
19. "Sen eziksin, hıncını öfkeyle alırsın her şeyden ..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
20. "İşte yaşam buydu: Güzel bir yemek, biraz müzik ve kesintisiz bir uyku..."
- Mektup
21. "'Bundan sonra canım için yaşayacağım' diye, düşündü Melahat Hanım."
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
22. "“ -hayat bizi sevmiyor. “"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
23. "Bütün evlenmelerde, en mutlusunda bile sırat köprüsü gibi aşılması şart bir geçit vardır."
- Gecenin Ucunda
24. "Hiçbir zaman sahip olamayacağım bir şeye bakar gibi bakıyordum ona."
- Gecenin Ucunda
25. "Sen eziksin, hıncını öfkeyle alırsın her şeyden ..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
26. "Her ölüm, hiç beklenmeyen bir başka ölümün habercisidir."
- Mektup
27. "Kötü zaman.
İnsanlar…
İnsanlar kötü…"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
28. "Korkunç olan o yabancılık, yalnızlık duygusu onlarla beraberken, yakınken…"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
29. "Yobazlığı, tutuculuğu silkip atamadık bir türlü!.. Kötülüğün başı, bencillik, tutkular! Bizim toplumumuzun yaraları yalnız bunlar da değil. Birbirimizden kolayca kopuyoruz. İnanç ve düşünce ayrılıkları... Dilim dilim bölünüp parçalanıyoruz."
- Pay Kavgası
30. ""Bütün o plakları dinleyecekti bir gün, bütün kitapları okuyacaktı, yorulmamış pırıl pırıl bir kafayla""
- Mektup
31. "Sarhoştum, dünyayı umursamıyordum. Yalnızca onu sevmekti işim."
- Gecenin Ucunda
32. "Birine rastlayacaksın, yükünü ona devredeceksin, bacaklarını uzatıp keyfine bakacaksın."
- Gecenin Ucunda
33. "Yemeklerin, salonu saran kokusuna dayanamayıp arada mutfağa dalar, tencerelerin kapaklarını açar kapar, ağzım yana yana, o tencereden, bu tencereden kaşık hırsızlığı yaparım."
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
34. "İçimizde kaynayan komplekslerden, kıskançlıklardan, sevgiden, nefretten, düşmanlıklardan habersiz yaşarız çoğu zaman.
Ruh doktorunun amacı sizi, sizinle tanıştırmaktır."
- Mektup
35. "İşte kadınlar, bitmez tükenmez gevezelikleri!"
- Mektup
36. "Seni seviyorum. Her şey yalan olabilir, seni sevdiğim gerçeğin ta kendisi."
- Gecenin Ucunda
37. "Çoğu kadının gerçek mutluluğa erişebilmesi, sağlığını, güzelliğini elde etmesi için erkeğe dayanması gerekiyor. Ne kadar bilgili, aydın olursa olsun, erkeksiz, sevdasız kadın, destekleri kaymış güzel bir yapı gibi yıkılıveriyor."
- Gecenin Ucunda
38. "seven kadına ne verdiniz? Aşağılamak, sevinçlerini, zevklerini, yaşam coşkusunu kırmaktan başka..."
- Mektup
39. "Korkusuz yaşamak için gerçekleri apaçık görmek, konuşmak gerek"
- Mektup
40. "Burada ne vardı? Yok Kıbrıs, yok anarşistler, Kürtler, kargaşa, pislik ve yoksulluk, işte öyle bir Türkiye."
- Mektup
41. "Psikanaliz, kendisini tanımasını bilmeyen insana, bilgisizliğe karşı tutulan yol gösterici bir ışıktır"
- Mektup
42. "“Acıların başka çareleri de vardır. Yaşamak biraz, gönlünüzce dinlenerek.”"
- Mektup
43. "Yıldızlar her zaman olduğundan daha uzak, daha ışıltısızdı sanki."
- Mektup
44. "“Dünya güzel, insanlar kötü,” dedi yavaşça. “Her şey bozuluyor, çok çabuk bozuluyor.”"
- Mektup
45. "Üniversiteye gideceğim de ne olacak! İşsizler ordusuna katılacak bir yeni kurban."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
46. ""Seninle birlikte olmak istiyorum. Seninle kırlara, denize, gökyüzüne bakmak, seninle yüreğimi umuda salmak istiyorum. Korkusuz yaşamak istiyorum seninle."
- Gecenin Ucunda
47. ""Sevdik mi gerçekten? Yoksa yalnızca bir gençlik coşkusu muydu?""
- Mektup
48. "İnsan yüreği bu, bilinmez ki. Hangimiz her şeyi birbirimize söylüyoruz?"
- Gecenin Ucunda
49. "Yaşadıkça hepimiz tutsağıyız bir şeylerin."
- Üç Yirmidört Saat
50. "“Sizi boğmak isteyen korkunuz”"
- Mektup
51. ""Siz insanları birer robot gibi kullanmak istiyorsunuz. Kendiniz öyle olduğunuz için...""
- Mektup
52. "Serra, en büyük sevdanın dört beş aylık ömrü olduğunu söylerdi. Eskimek kadar kötü şey yoktu. Bundan kaçınılmazdı."
- Gecenin Ucunda
53. "İçimizdeki çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar alacakaranlığa dönüştü."
- Mektup
54. ""Orada burada savaşlar, bir avuç toprak için cinayetler, özgürlüklere faşist baskısı, daha bir sürü canavarlıklar sürüp gidiyor. İçimizdeki çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar alacakaranlığa dönüştü.""
- Mektup
55. "İnsan bir bilmeceydi aslında. En çok kadınlarda güçlük çekiyordu. Erkeklerden daha saklayıcıydılar."
- Mektup
56. ""İki yüzü vardır her insanın," diye anlatan birini tanırım. Şöyle derdi: "Biri, içimizde kaynayan gizli düşüncelerimiz, isteklerimiz, kendi kendimize söylemekten utandığımız tutkularımız, kötü çarpık kayışlarla dolu öz varlığımız öbürü kurnazca gerip onardığımız, parlatıp cilaladığımız yüzümüzde, gözümüzde, dilimizde dışarıya aktardığımız dış yaşantımız.""
- Gecenin Ucunda
57. "Umudu yakalamak için koşmak mı gerekiyor?"
- Mektup
58. "Gençliğimi duyuyordum kanımda daha.Yorgun günlerimde herşeyin bitmiş olduğunu düşünüp jandarma yüzlü ölümle koyun koyuna yatarak geleceğin korkusuna yakalansam bile o zamanlar birşeyler bekler,umutlanırdım."
- Gecenin Ucunda
59. "Her yanı karanlık bastı abla. Ben de güneşi rüyamda görüyorum ancak."
- Mektup
60. "“Dünya güzel, insanlar kötü,”"
- Mektup
61. "‘sana ait hiçbir şey kalmasın!"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
62. "İnsan, sevdiğiyle atışınca kavganın bile tadı başkaydı. Barışmak daha tatlıydı..."
- Gecenin Ucunda
63. ""Çünkü aydınlık, konuşulan sözcüklerin içinde. Konuşmaya karar verdiğimizde anlamaya başlıyoruz, daha doğrusu kendimizi buluyoruz.""
- Mektup
64. "Hepinizi unutacağım, ölünceye kadar rahat, keyfimce yaşayacağım."
- Mektup
65. "Psikanaliz, hastayı düşünceyle kavrayıp, ona sezgilerle yaklaşılan garip bir serüvendir"
- Mektup
66. "…
dünyanın kökünü kurutanlar hep insanlar…"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
67. "Nâzım'ın şiirlerini defterlerimize yazdık diye karakola kapattıklarını ve siz , hepiniz gene kapıların önünde !"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
68. "Tutku gelip geçicidir."
- Gecenin Ucunda
69. "Geçmişe sırtımızı dönmek, yeniden yaşamak, düzenlemek gerek her şeyi."
- Gecenin Ucunda
70. "Nâzım'ın şiirlerini defterlerimize yazdık diye karakola kapattıklarını ve siz , hepiniz gene kapıların önünde !"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
71. ""Sizin prensipleriniz ağzı kokan bir adamın durmadan sakız çiğnemesi gibi...”"
- Mektup
72. "Neden acımak? İnsanların aptallıklarına, tembelliklerine, zaaflarına, beceriksizliklerine mi? Acınmaktı kötü olan."
- Mektup
73. "“Onu benden çok sevdiğinizi biliyorum,” diye yazmıştı oğlan. “Size benzediği için. Çünkü siz yalnız kendinizi seversiniz.”"
- Mektup
74. "“ Şu hayatta sahip olduğum tek şey :
Hiçbir şey! “"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
75. "Annelerimizi öldükten sonra sevmeye başlıyoruz."
- Mektup
76. ""Dayanamıyorum seni çok özledim.""
- Deli Aşk
77. "Okunmuş kitapta ne de olsa umut vardır."
- Gecenin Ucunda
78. "Bu nasıl dünya! Sevgi kalmamış, inanç kalmamış!"
- Mektup
79. "Dünyayı, başka insanlar tanımak!"
- Mektup
80. "“Ekonomik, sosyal kokuşmuşluğun içinde nereye basacağını şaşırmış bir toplum. Tutucuların, çıkarcıların ayaklarının altında uçuruma doğru yuvarlanan dünya!”"
- Mektup
81. "Gerçeklerden, korkarak kaçınılmazdı. Yalnızlık, kocamışlık, doğal şeylerdi bunlar."
- Mektup
82. "“İnsanlar giyindikleri zaman değişiyorlar,” derdi oğlan. “Kötülükleri, tutkuları; sanki taktıkları kravatlar, giydikleri ceketler, gömleklerle birlikte geçiriyorlar sırtlarına. Sen kumsalda yan yana oturup gevezelik eden babamı; Bakkal Salim’le bizim salonda karşılıklı oturmuş, konuşurken düşünebiliyor musun?”"
- Mektup
83. "Başkalarının dertleriyle yorulmanın ne gereği var bundan sonra?"
- Mektup
84. "Yeter be , yeter ! Tükendim , verimli değilim , biliyorum , her şeyi biliyorum . Bu ortamda verimli olmak ...."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
85. ""Benim işim seni sevmek, benim işim yalnız bu artık."
Ona tutkundum, ondan nefret ediyordum. İki duygu karışıyordu içimde. İyi niyetlerimin, gençlik, özgürlük düşüncelerimin önüne, sevgimin engel olup dikildiğini açıkça görüyordum. Evlenmemiz, yanlış bir iş gibi görünüyordu gözüme. Kuşku yerleşiyordu yureğime. Beni neden yanında tuttuğuna, bağlandığına şaşıyordum. Yalnız yatakta birlikte olduğumuzu düşününce hayvanlığımızdan utanmaya başladım sonunda."
- Gecenin Ucunda
86. "“Sizin hor gördüğünüz bütün o küçük insanlar,” diye yazmıştı oğlan. “Ben onları seviyorum. Park sıralarında güneşlenip konuştuğum Araplar, Hintliler, Yahudiler, hepsini. Sizin dünyanızın dışında yaşayanlar, hor gördükleriniz. Bütün pisliklere, savaşlara, ölümlere karşın daha güzel bir dünya düşleyenler, dünyada paradan başka değerler de olduğuna inananlar..."
- Mektup
87. ""Keyfimce yaşamak istiyorum. Kendim için yaşamak! Özgür olmak...”"
- Mektup
88. "İnsan bilimi' dediğimiz şey insanı araştırmakla başlar.
Antropoloji, sosyoloji, psikoloji açısından ve sosyal açıdan, her yanı ile insanı araştırmak...
Ama hangi insanı?
Çünkü insanlar delirdiler. Yakıp yıkıyorlar dünyayı."
- Mektup
89. "Erkeklerin işi bu, bizi bekletmek, alçaltmak, ufalayıp toz etmek."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
90. "Bu ülke, çıkarcıların, sömürücülerin birbiriyle dalaştığı bir arena haline geldi. Biz küçük, güçsüz insanlar, arenayı çevirmiş, elimiz böğrümüzde korkuyla onları seyrediyoruz."
- Mektup
91. "Bu nasıl dünya! Sevgi kalmamış, inanç kalmamış!"
- Mektup
92. "Sizin çocuklarınız kusursuz olmalıydı, sağlıklı, çalışkan, ne istediğini bilen... Oysa ben yalnızca yaşamak istiyordum."
- Mektup
93. "Çalışmadan nasıl yaşayabileceğini sordu kendi kendine Saffet Bey. Sağlığı, gücü, en önemlisi aklı yerinde olduğuna göre!"
- Mektup
94. ""Olağanüstü bir insan ve bu insan beni seviyordu..."
- Deli Aşk
95. "Kadının güzelliğini, gençliğini sürdüren aşktır."
- Gecenin Ucunda
96. "Sevmek, birbirimize değil, aynı hedefe birlikte bakabilmekle kabildir."
- Gecenin Ucunda
97. "Erkeklerin işi bu, bizi bekletmek, alçaltmak, ufalayıp toz etmek."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
98. ""İçinizde saklı ezikliği, korkuları, kötülükleri saklamak için mi akılcı, sert, kendini beğenmiş adam rolünü oynuyorsunuz?""
- Mektup
99. "“Umudu yakalamak için koşmak mı gerekiyor Abdülrahman!”"
- Mektup
100. "“İnsanlar giyindikleri zaman değişiyorlar. Kötülükleri, tutkuları; sanki taktıkları kravatlar, giydikleri ceketler, gömleklerle birlikte geçiriyorlar sırtlarına.”"
- Mektup
101. "Sen önce kendinle barış. diyor."
- Deli Aşk
102. "Başka başka adalardayız ve köprü kuramıyoruz birbirimize."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
103. "İşte senin çocukların! dedi. Suçu resimdeki kadına yükleyerek biraz rahatlar gibi oldu."
- Mektup
104. ""Ama ne güç. Erkeğini bulmak ne güç şekerim. Heriflerin çoğu kendi zevkine dalar, kollarında kim var, ne yapıyor, ne istiyor unutur. Hep aynı hikâye: Güzel bir garsoniyer, bir pikap. Yaşına, zevkine göre Dokuzuncu Senfoni'den en kötü Italyan şarkılarına kadar plaklar. Yemiş, içki. Sonra başlar: "Aman ne kadar sıcak değil şekerim. Rahat etmek, soyunmak ister misin? Yanına oturayım mı? Ne olmuş senin öyle koluna, bacağına.' Başlangıç fena değildir çok zaman. Sonuna bak sen değil mi? Sonu kötüdür kızım, kötü. O plajlarda Tarzan gibi dolaşan, göğüslerini yakıp şişirerek kıllarıyla oynayan beyler yok mu? Bir çocuğun ter kokusundan, solumasin dan başka bir şey anımsamıyorum. Oysa aşk başka türlü, insanı göklere çıkaran, yakıp kavuran bir şey olmalı, değil mi?""
- Gecenin Ucunda
105. "Zamanın iyi etmeyeceği, unutturmayacağı kötülük yoktur."
- Gecenin Ucunda
106. "Her yanı karanlık bastı abla. Ben de güneşi rüyamda görüyorum ancak."
- Mektup
107. "Öyle değil mi Macide? Her şeyin bir zamani, mevsimi var:
Gençlik mevsimi, başımızda deli rüzgârların estiği mevsim. Bir
yaşa geldi mi, ayakların sağlamca toprağa basıp olmayacak aşklara, hayallere paydos diyebilmeli insan. Gerçeği görmeli."
- Gecenin Ucunda
108. ""Her şey değişebilir Macide Hanım kızım. Hayatınız değişebilir.
Önemli olan sizin içinizin değişmemesi, yüreğinizin sağlam, inançlı dayanabilmesidir kötülüklere.""
- Gecenin Ucunda
109. "Neyi seviyorsan onu yapacaksın, korkusuz, açıkça."
- Gecenin Ucunda
110. "Doğrular, çoğu zaman utandırıcı oluyordu. Gerçekçi olmak kolay değildir. Ben hiçbir zaman kolayı seçmedim diye kendini savundu içinden."
- Mektup
111. "Geçmişi düşünmek neden? Yaşadığımız an vardı. Yalnız o an önemliydi."
- Mektup
112. "Adam olmak! Önemli olan buydu."
- Mektup
113. "“Siz annemi hiç sevmediniz?” diye yazmıştı oğlan. “Siz yalnız paranızı, mallarınızı seviyordunuz. Annem de o malların arasındaydı. Size getirdiği varlık yüzünden değerliydi gözünüzde. Salonda, uzun lâmbanın altında, kucağınızda gazeteleriniz, ya da günlük hesapları, randevuları yazdığınız kara kaplı defterinizle görür gibiyim sizi. Müziği sonuna kadar açarak... Zavallı annem, Beethoven’i, Mozart’ı, Bach’ı hiç sevmezdi. Klasik müzikten hoşlanmazdı. Cardel’in tangolarını, Aznavur’u, Brel’i, Montand’ı, Piaf’ı severdi. Ne komiktiniz o salonda ikiniz! Kurulmuş cansız iki kukla gibi. Sizin elinizde viskiniz, annemin önünde, kendisi gibi ince boyunlu şarap kadehi... Annem bir seyirciydi. Sevgi, sevecenlik dolu bakışlarıyla dünyanın en akıllı, en güzel, en saygın kişisini seyrederdi. Siz, karınızın sevda dolu bakışlarının altında bir hindi gibi kabarmış, kara defter elinizde, adreslere, adlara bakarak...”"
- Mektup
114. "Hepsine güleceksin tatlı ve saygılı . Ağzım ağrıyor sırasında ciğeri beş para etmez insanların karşısında sırıtıp durmaktan ."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
115. "İkiyüzlü insanlardan hiç hoşlanmazdı Saffet Bey."
- Mektup
116. "Annem bu huyumu iyi bilir, söylenirdi:
“Kuşkuların yüzünden insanlara yaklaşamıyorsun! Hayatın boyunca hep yalnız kalacaksın.”"
- Mektup
117. "Şu,
kendine acıma duygusundan tümüyle kurtulmalıydı.
Aklını,
kişiliğini,
bilincini,
ancak böyle koruyabilirdi.."
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
118. "Dünyayı kurtaracak olan insan sevgisinin birleşmesidir, başka bir şey değil!.."
- Pay Kavgası
119. "Kendimi uzak, tenha bir kıyıda rıhtıma bağlanıp unutulmuş bir sandala benzetiyorum."
- Deli Aşk
120. ""Nefret etmiyorum," dedim. "Seni sevdiğim için rahat değilim, dar bir giysi gibi sırtıma geçirmişim, bunalıyorum sevdamın içinde.
Seninle el ele vermişiz, insanlık için ne kadar önemli değer varsa basıp eziyoruz, yürüyor geçiyoruz. Ahmet'i bırakmak, ağabeyine sevdalanmak, karının durumu, apaçık rezalet olan şu yasak sevdamız, eziyor bunlar beni. Aramızda aşılmaz uçurumlar var. Burada, evinde çok daha açık gördüm bizi ayıran engelleri.""
- Gecenin Ucunda
121. "Akılsız güzelliğin ,ışıksız lambaya benzer."
- Gecenin Ucunda
122. "Bu mutsuzluk, bu korku, kötülük bitmeyecek mi hiç!"
- Gecenin Ucunda
123. "Hepsine güleceksin tatlı ve saygılı . Ağzım ağrıyor sırasında ciğeri beş para etmez insanların karşısında sırıtıp durmaktan ."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
124. "Çünkü insanlar delirdiler. Yakıp yıkıyorlar dünyayı. Orada burada savaşlar, bir avuç toprak için cinayetler, özgürlüklere faşist baskısı, daha bir sürü canavarlıklar sürüp gidiyor. İçimizdeki çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar alacakaranlığa dönüştü."
- Mektup
125. "İnsan bir bilmeceydi aslında. En çok kadınlarda güçlük çekiyordu. Erkeklerden daha saklayıcıydılar."
- Mektup
126. "Çağımızda psikanalize inananlar, şimdilerde astroloji, hatta falcılarla avunuyorlar.
Oysa ruh çözümü eskilerde kaldı.
Dünya akıl çözümüne yöneldi. Ruh hastaları bilimsel açıdan ele alınıyorlar."
- Mektup
127. "Bir kadın, bir erkeği sevdiği zaman ona malik olmak için her fedakarlığı göze almalı, her çareye başvurmalı."
- Dar Yol
128. "‘insan neye alışmıyor ki!"
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
129. "Dayanmak için yürek gücü ararken, en küçük nedenlerle bulanıp çöküveriyor böyle işte."
- Gecenin Ucunda
130. "O zamanlar annem yaşıyordu ve ne zaman istersem onu görebilirdim. Elimin altındaydı."
- Mektup
131. "Ne komiktiniz o salonda ikiniz! Kurulmuş cansız iki kukla gibi."
- Mektup
132. "İçimizde kaynayan komplekslerden, kıskançlıklardan, sevgiden, nefretten, düşmanlıklardan habersiz yaşarız çoğu zaman."
- Mektup
133. ""...insanlar delirdiler. Yakıp yıkıyorlar dünyayı.""
- Mektup
134. ""
.
. ""
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
135. ""İnsanlar giyindikleri zaman değişiyorlar," derdi oğlan. "Kötülükleri, tutkuları; sanki taktıkları kravatlar, giydikleri ceketler, gömleklerle birlikte geçiriyorlar sırtlarına."
- Mektup
136. "Bu memleket, kendisine yararlı olabilecek insanlarını yiyor!"
- Pay Kavgası
137. "Benim kırılacak bir yanım kalmadı."
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
138. ""Acıların başka çareleri de vardır. Yaşamak biraz, gönlünüzce dinlenerek. ""
- Mektup
139. ""İnsanlar giyindikleri zaman değişiyorlar," derdi oğlan. "Kötülükleri, tutkuları; sanki taktıkları kravatlar, giydikleri ceketler, gömleklerle birlikte geçiriyorlar sırtlarına."
- Mektup
140. "Kötülüğün karşısında kimsenin baş eğmek istemediğini anla…"
- Evli Bir Kadının Günlüğünden
141. "Unutmak! Neyi? Her şeyi..."
- Mektup
142. "Keyfimce yaşamak istiyorum. Kendim için yaşamak!"
- Mektup
143. "Yüreği pişmanlıkla eziliyordu bir yandan da, insan oğlunu nasıl kıskanır! diye."
- Mektup
144. "Neden acımak? İnsanların aptallıklarına, tembelliklerine,
zaaflarına, beceriksizliklerine mi?
Acınmaktı kötü olan. Başkalarının gözünde ufalıp toz olmak; yıkılmak, yenilmek, korkunç olan buydu. Hiçbir zaman!"
- Mektup
145. "Gökle deniz arasında, resim yapmak için harika bir yer!"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
146. "~ Duygusallığım üzerimdeydi."
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
147. "Her gün bir öncekinin aynıydı."
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
148. ""Freud, arkeologa benzetirmiş kendini. Toprağın altında değil, ruhların derinliğinde gerçeği aramak...""
- Mektup
149. "Yüzyıl yaşayacakmışçasına para üstüne para koyup ‘Bir gün yaşlılığımda’ diye bütün isteklerinizi erteleyerek zavallı annemi de oyalayıp durdunuz."
- Mektup
150. "Bir zamandan beri iki kişiyi yaşıyordum: Dışarıya gülen gözlerle bakan, içindeki karanlığa ise umutsuz ve korkuyla eğilmiş!"
- Pay Kavgası
151. ""Bir salın üstünde, yağmurun altında bilinmeyen yöne doğru gidiyorum.""
- Deli Aşk
152. ""Okumak, aydınlığı bulmak demektir.""
- Deli Aşk
153. "En önemlisi unutmaktı. Unutabilecek miydim? Kalabildiğim kadar kalıp onun yanında, havasında yaşamak, onu sevmek. Sonrası? Sonrası yoktu."
- Gecenin Ucunda
154. "Alışkanlığın sevdayı öldürdüğü doğru olmalı."
- Gecenin Ucunda
155. "“İnsanın en mutlu zamanı, kurduğu hayallere erişmeden önceki kısa bekleyiştedir,”"
- Gecenin Ucunda
156. "Garip bir susma var içimde. Önemi yok beni sevmiş sevmemiş olmasının, hiçbir şeyin önemi yok artık."
- Gecenin Ucunda
157. ""Kafasının içinde daha hiçbirini çekip açmadığı, sorunlarla dolu çekmeceler kapalı duruyordu.""
- Mektup
158. "Çağımızda psikanalize inananlar, şimdilerde astroloji, hatta falcılarla avunuyorlar. Oysa ruh çözümü eskilerde kaldı. Dünya akıl çözümüne yöneldi. Ruh hastaları bilimsel açıdan ele alınıyorlar."
- Mektup
159. ""Kitaplarınız, yazılarınız ve sakin bir köşe... Bu karışık dünyada imkanı olanlar için daha güzel, daha mükemmel bir yaşama tarzı tasavvur edemiyorum.""
- Dar Yol
160. "Hepimizin canı, bilinmeyen bir silahın ucunda. Hepimiz bir karabasanı yaşıyoruz ve kendi dertlerimiz, kişisel, bitmiyor onlar..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
161. "Başka başka adalardayız ve köprü kuramıyoruz birbirimize...."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
162. "Adamlar koltuğa, masaya, gösterişe gelmez, akla, bilgiye gelir"
- Mektup
163. "Yalnız başına kavgaya atılmış, çalışan ekmeğini kazanan özgür kadın. Komik! Kendini göstermek, erkeklerle yarışabileceğini kanıtlamak. Faydasız! Neye yarıyor yaptıkları?"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
164. "Yaşamımı en güzel yerinden keskin bir bıçakla kesip aldınız benden."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
165. "Çağımızda psikanalize inananlar, şimdilerde astroloji, hatta falcılarla avunuyorlar."
- Mektup
166. "İnsanlar birbirinden korkuyormuş artık. Ben korkmuyorum! Ben kaçıyorum, gidiyorum ben!"
- Mektup
167. "Annelerimizi öldükten sonra sevmeye başlıyoruz."
- Mektup
168. "Doğrular, çoğu zaman utandırıcı oluyordu."
- Mektup
169. "Haklıyla haksızın, ölenle öldürenin, güçlüyle güçsüzün savaşımı içinde bu rezil dünya hep böyle sallanacaktı."
- Pay Kavgası
170. "Kendi kendimle konuşmaya başladım işte. Bir zamandan beri “benleyim”."
- Deli Aşk
171. ""Her şey gibi gibi bu aşk da kocaman bir yalan belki. ""
- Deli Aşk
172. "“Bu kitaplar bana çok şeyler öğretiyor, olgunlaşıyorum."
- Gecenin Ucunda
173. "Sevdayla, parayla, gençlikle mutluluğa ulaşmanın kolay olacağını sanıyordum..."
- Gecenin Ucunda
174. ""Kül oluncaya kadar sevmek, insanları alt etmek, hayatın zevkini, heyecanlarla sarsıla sarsıla çıkarmak. Önümüzde sıra sıra uzanıp giden atlama çizgilerini, yılları bir anda aşıp nefes nefese devirip bitirmek... İştahla yaşamak ve doymadan, kocamadan ölmek.""
- Gecenin Ucunda
175. "Uzaklaştıkça birbirimizi daha çok arayacağız, daha çok seveceğiz."
- Gecenin Ucunda
176. "Yüreğim kapalı, buz gibi ağırlaşıyordu göğsümün altında."
- Gecenin Ucunda
177. "Yalnız başına kavgaya atılmış, çalışan ekmeğini kazanan özgür kadın. Komik! Kendini göstermek, erkeklerle yarışabileceğini kanıtlamak. Faydasız! Neye yarıyor yaptıkları?"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
178. "Yaşamımı en güzel yerinden keskin bir bıçakla kesip aldınız benden."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
179. "Çağımızda psikanalize inananlar, şimdilerde astroloji, hatta falcılarla avunuyorlar."
- Mektup
180. "İnsanlar birbirinden korkuyormuş artık. Ben korkmuyorum! Ben kaçıyorum, gidiyorum ben!"
- Mektup
181. "İnsanları mutlu etmek için paradan başka şeyler de vermek gerektiğini hiç düşündünüz mü?"
- Mektup
182. "Avrupa, sonunda Freud'u Amerika'ya yolcu edip rahatladı.
Bizim kuşak sizin gibilere hasta diye bakmıyor, insan diye bakıyor."
- Mektup
183. "Freud, arkeologa benzetirmiş kendini.
Toprağın altında değil, ruhların derinliğinde gerçeği aramak...
Gerçeği hastalarında ararken belki biraz da kendi gerçeğini
araştırıyordu.
Hastalarından çok kendisinin konuşması bu yüzden olmalı."
- Mektup
184. "Kanatları kopmuş, yaşlı bir kelebek..."
- Deli Aşk
185. "Zavallı bir ölüye dokunmak!"
- Mektup
186. "Çok meraklı polis kitapları vardır. Sonuna kadar ne olacak, nasıl bitecek? diye, merakla okunup, son sayfada: "Bu muydu?" diye, bir köşeye fırlatılan... Biraz öyleydi kadınlarla ilişkisi."
- Pay Kavgası
187. "İçimizdeki
çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar
alacakaranlığa dönüştü."
- Mektup
188. "Balkonda elimizde içki bardaklarımızla mavilere bulanıp biz de biraz erimiş, hayal insanlar olmuştuk sanki"
- Mektup
189. "~ Her şey boştu."
- İstanbul Öyküleri Antolojisi
190. "“Adam sigarayı içiyor, boş paketi elinde buruşturup yere atıyor vapurda. Herkesin gözü önünde. Ben de gittim aldım, biraz ötedeki çöp kutusuna attım. Görsün, anlasın diye.”
“Anladı mı Abdülrahman?”
“Nerede anlayacak, omuz silkip çekip gitti.”"
- Mektup
191. "Oturup ölümü beklemekten başka dünyada yapılacak şey kalmamış gibi çenemi ellerimin arasına alıp bir yere çökmek, unutmak, unutulmak, işte bütün isteğim."
- Gecenin Ucunda
192. "Freud, biyolojiye merak sardığında, Aristo’dan beri yılanbalıklarında bile bulunmayan cinselliği aramış uzun süre. Kaç tanesini kesip biçerek."
- Mektup
193. "... sonuç bir şey getirmese bile, gerçeği açıklamak, susmaktan olumludur. Bir kişiyi olsun kaymakta olduğu karanlıktan kurtarmak, onun ardında bekleyenleri aydınlığa sürmek değil midir biraz da? Hayaller, düşüne, söylene gerçekleşir derler..."
- Pay Kavgası
194. "Okumak da "bugün"değil,adam olmak da."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
195. ""Bu böyledir benim âşık abdalım! Aşkta birliktelik arama. Ya o seni sevmekte devam eder, sen bıkmış olursun yahut sen bıkarsın, o senin peşinden koşar. Karşılıklı sevgi iki-üç ay tutmaz hesaplasan. Sonu? Sonu alışkanlık, bıkkınlık, çekilmez bir angarya. Bir gün gelir benim gibi aldatmaya, başka ateş, başka kol, başka bacak aramaya koyulursun. Eskimiş düşüncelerden, sözlerden bucak bucak kaçarsın, keyfince yaşarsın...""
- Gecenin Ucunda
196. "Sallanıyorum, sallanıyorum. Avuçlarım salıncaklı koltuğun iki yanına sımsıkı yapışmış. Ellerim onun ateşli parmaklarını arıyor. Onunla sevişmek yeniden... Onunla bahar, bahardı. Kış, kışa benzer di. Şimdi küçük karanlık sokağımızda sonbahar, ölüm meltemi estiriyor, şimdi mevsimlerin tadı yok. Şimdi yalnızım, çok yalnızım..."
- Gecenin Ucunda
197. ""Ülkeyi konuşa konuşa kurtaracak Abdülrahman !""
- Mektup
198. "İçimizdeki
çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar
alacakaranlığa dönüştü."
- Mektup
199. "Balkonda elimizde içki bardaklarımızla mavilere bulanıp biz de biraz erimiş, hayal insanlar olmuştuk sanki"
- Mektup
200. "Oturup ölümü beklemekten başka dünyada yapılacak şey kalmamış gibi çenemi ellerimin arasına alıp bir yere çökmek, unutmak, unutulmak, işte bütün isteğim."
- Gecenin Ucunda
201. "Freud, biyolojiye merak sardığında, Aristo’dan beri yılanbalıklarında bile bulunmayan cinselliği aramış uzun süre. Kaç tanesini kesip biçerek."
- Mektup
202. "Önce şunu bilin, sizi hiçbir zaman babam olarak kabullenemedim. Bana gelince, sakat bir ördek yavrusuydum aranızda. Rahat topallayamadım bile sizin yüzünüzden. Çünkü gözünüz üstümdeydi. Sizin çocuklarınız kusursuz olmalıydı, sağlıklı, çalışkan, ne istediğini bilen... Oysa ben yalnızca yaşamak istiyordum. Ayağım umurumda değildi. Beni özürümle sevenler de vardı..."
- Mektup
203. "Korkusuz yaşamak için gerçekleri apaçık görmek, konuşmak gerek."
- Mektup
204. "Her şeyi unutmak, kendimi yaşamak! Güzel bir müzik, kitaplar ve biraz sevda.."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
205. "Bir uçurumun kenarına oturmuş, aşağılara, karanlık bir sonsuzluğa bakıyordu sanki."
- Mektup
206. "İçimizdeki çocuğu yok ettik, onun saflığını saklayamadık, aydınlıklar alacakaranlığa dönüştü. Doğayı bile kirletmeyi başardık sonunda."
- Mektup
207. "Bu insanlar ne korkunç be!"
- Deli Aşk
208. "Çünkü aydınlık, konuşulan sözcüklerin
içinde."
- Mektup
209. "“Şu kentte herkes biraz temizlik yapsa, orayı burayı pislemekten vazgeçse!”"
- Mektup
210. "Bu ağırlık, pişmanlığa benzer bir duygu içini çökerten!"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
211. "Senin kuşağın , sizler , ne yana gideceğinizi bilmemişsiniz . Kararsız , korkak desem kızarsın yine ... Bizi de öyle yetiştirdiniz . Olmayacak inanışlar ... Küfleriniz bulaştı her yanımıza ..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
212. "“Sizin prensipleriniz ağzı kokan bir adamın durmadan sakız çiğnemesi gibi...”
Böyle yazmıştı oğlan.
“İçinizde saklı ezikliği, korkuları, kötülükleri saklamak için mi akılcı, sert, kendini beğenmiş adam rolünü oynuyorsunuz? diye sorduğum oluyor kendi kendime. Ahlâk korsesine sıkıca sarılmış, içine dönük...”"
- Mektup
213. "Her ölüm, hiç beklenmeyen bir başka ölümün habercisidir."
- Mektup
214. "Annelerimizi öldükten sonra sevmeye başlıyoruz."
- Mektup
215. "Her sey değişebilir Macide Hanım kızım hayatınız değişebilir. Önemli olan sizin içinizin değişmemesi, yüreğinizin sağlam, inançlı dayanabilmesidir kötülüklere."
- Gecenin Ucunda
216. "Yılların yorgunluğunu omuzlarımdan fırlatıp atmak,işte buydu istediğim."
- Gecenin Ucunda
217. "Bu onun zayıf tarafıydı. Beğenilmemeyi, çirkin olmayı, ihtiyarlığını kabul edemezdi, bundan fena halde huylanırdı."
- Dar Yol
218. "“Bana inanmanı, güvenmeni istiyorum Kirpiciğim. Seni karşımda kuşkuda, kararsız, üzgün görmek dayanılır gibi değil. Bana inan, şu güzel şeyin, aşkımızın canına okuma boş kuruntularla. Seni mutlu etmek istiyorum. Bunun için yapmayacağım yok.”"
- Gecenin Ucunda
219. "Hepiniz paranın kölesi insanlarsınız. Övünme içinde başıboş gidiyorsunuz, dünyayı umursamıyorsunuz."
- Gecenin Ucunda
220. ""Zenginler, iş çıkarıcılar, hepsi askerlere döndüler yüzlerini. Şak şaklayıp duruyorlar onları. İnsanları hapse atıyorlar, işkence yapıyorlar, kimsenin sesi çıkmıyor. Sanırsın bizim ülkemiz değil buralar artık. Her yerde yabancı yazılar, dükkan tabelaları bile öyle. Bizim oğlan 'Volkman' denen o şeyi kulaklarından çıkarmıyor.
Ağzında hep İngilizce şarkılar. Kız da başka türlü. Takıp takıştırıp diskolara gidiyor nişanlısıyla. İşinden al-
dığı para hep süse, eğlenceye. Yakında evlenip gidecek, diye adeta seviniyorum. Böyle olacakları aklımdan geçer miydi? Kanın, ' Şükrolsun askerler geldi, anarşistleri topladı, kavga, gürültü bitti,' diye bayram ediyor. Bu nasıl dünya ! Sevgi kalmamış, inanç kalmamış ! İnsanları işten çıkarıp yerlerine dalgalarına uygun düşenleri
alıyorlar. ' Solcu' diye işten attıkları arkadaş var ya, ev sahibi ' Solcu kiracı istemem, başıma bela açar, ' diye
oğlanı evden çıkarmaya uğraşıyor. Bilirim, sen şimdi de 'O da gitmeseydi, yürüyüşlere katılmasaydı,' dersin.
'Elimizde olanla yetinmeliyiz, ' dersin. Elimizde ne kaldı ki !""
- Mektup
221. ""Sizin hor gördüğünüz bütün o küçük insanlar, " diye yazmıştı oğlan. "Ben onları seviyorum. Park sıralarında güneşlenip konuştuğum Araplar, Hintliler, Yahudiler, hepsini. Sizin dünyanızın dışında yaşayanlar,hor gördükleriniz. Bütün pisliklere, savaşlara, ölümlere karşın daha güzel bir dünya düşleyenler, dünyada paradan başka değerlerde olduğuna inananlar ... Sizin sorumsuz diye aşağıladığınız gençlik! Aralarında ben de varım. Oysa sorumlu olanlar, dünyayı savaşa sürenler, hırsları yüzünden her şeyi parayla ölçüp çıkar için insanlan yüreği kıpırdamadan harcayanlar, sizin gibilerin çevresinde kaynaşıyor. Sizin annemi harcadığınız gibi, onlar da ... ""
- Mektup
222. ""Nelere boyun eğiyorsunuz?"
"Her şeye .."
- Mektup
223. "Her şeyi unutmak, kendimi yaşamak! Güzel bir müzik, kitaplar ve biraz sevda.."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
224. "Bu insanlar ne korkunç be!"
- Deli Aşk
225. "Çünkü aydınlık, konuşulan sözcüklerin
içinde."
- Mektup
226. "Bu ağırlık, pişmanlığa benzer bir duygu içini çökerten!"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
227. "Senin kuşağın , sizler , ne yana gideceğinizi bilmemişsiniz . Kararsız , korkak desem kızarsın yine ... Bizi de öyle yetiştirdiniz . Olmayacak inanışlar ... Küfleriniz bulaştı her yanımıza ..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
228. "“Sizin prensipleriniz ağzı kokan bir adamın durmadan sakız çiğnemesi gibi...”
Böyle yazmıştı oğlan.
“İçinizde saklı ezikliği, korkuları, kötülükleri saklamak için mi akılcı, sert, kendini beğenmiş adam rolünü oynuyorsunuz? diye sorduğum oluyor kendi kendime. Ahlâk korsesine sıkıca sarılmış, içine dönük...”"
- Mektup
229. "Her ölüm, hiç beklenmeyen bir başka ölümün habercisidir."
- Mektup
230. "Bugün değil. Hiçbir şey bugün değil. Okumak da bugün değil, adam olmak da."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
231. "“Bir derdin mi var abla?” dedi.
“Herkes kadar,” dedim."
- Mektup
232. "“Erkeklerin işi bu, bizi bekletmek, alçaltmak, ufalayıp toz etmek.”"
- Bir Hanımefendinin Ölümü
233. "Mutluluk yok ne sevdada, ne dostlukta. İnsanlar birbirlerini sevmiyorlar, işin aslı da bu. İlk gençliğimizde uzaklardan gözlerimize görünen tutulmaz hayal, yaklaşınca uçup dağılan düşten başka bir şey değil. Yaşamak ölümü beklemek değil de nedir?"
- Gecenin Ucunda
234. "Fırsatçılardan hoşlanmazdı Saffet Bey."
- Mektup
235. "Demin o dediğin şiiri Nâzım Usta bizi sürüden ayırmak için yazmış. ‘Yeter koyunluktan vazgeçin’ diyor."
- Mektup
236. "Kocası da ona ciddi ciddi yanıt vermiş : "André Lhote'un bir sözü vardır beyim: 'Kimileri resme kafası, kimileri de ayakları ile girer.' Ayaklarına bakmış adamın. 'Ben bu ayaklara resim satmam,' demiş galeri sahibine.""
- Bir Hanımefendinin Ölümü
237. "Neden hiç insan olmayı denemedin. Benim anlayamadığım bu işte..."
- Mektup
238. "“Sevdiğimiz şeylere yalnız bakmakla olmuyor, görmek de çok önemli.”"
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
239. "Sen beni değil, benim seni sevmemi seviyorsun."
- Gecenin Ucunda
240. "“Kimse beni anlamıyor,""
- Mektup
241. ""İnsanlar üstüne kapılmaya değmez."diyordu Cihangir,onları büyülten,yeniden yaratan bizleriz. Birbirimizi olduğumuz gibi görebilsek."
- Gecenin Ucunda
242. "Kolayca karşılanan istekkerin,insanın heveslerini nasıl kısırlaştırdığını da böylece öğrenmiş oldum."
- Gecenin Ucunda
243. "Onun iki düşüncesi vardı: Sanatı ve inancı. Benim içinde olmadığım şeyler, kıskançlığımı durmadan körükleyen..."
- Bir Hanımefendinin Ölümü
244. "Geçmişi düşünmek neden? Yaşadığımız an vardı. Yalnız o an önemliydi."
- Mektup
245. "Yalnız yüreğim susuyordu. Yüreğim ağırdı. Yüreğim kuşkuda, sinmiş bekliyordu."
- Gecenin Ucunda
246. ""Görmediğim zaman ayrılmak kolay olacak. Uzakta unutmak kolay olacak.""
- Gecenin Ucunda
247. "Ağaç ilk kez konuştu. Dedi ki: "Televizyonu açma, gazeteleri okuma, radyoları dinleme. Kitaplarını al, dallarımın altına gel.."
- Melahat Hanım'ın Düzenli Yaşamı
248. "Belki de doğrudur. Kadere,rastlantılara inanmak gerek biraz."
- Gecenin Ucunda
249. "iyi olmak, insan olmak, doğru kalabilmek, bu kötü dünyada ne güç işti. Şurada burada sevinçle, umutla durakladığımız saçma bir yolculuğa benziyordu hayat."
- Gecenin Ucunda
250. "Hepimiz göründüğümüzden ne kadar başkayız. Vücudun dar iskeleti içinde..."
- Dar Yol