Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
İçeriğe atla

Paris ve Londra'da Beş Parasız - George Orwell | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Bilimkurgu ve Fantastik George Orwell

Yazar
George Orwell
Yayınevi
Can Yayınları
ISBN
9789750725630
Sayfa Sayısı
244
Dil
Türkçe
Ülke
Türkiye
Basım Yılı
2024
İlk Yayın Yılı
1933
Tahmini Okuma Süresi
415 dakika
Paris ve Londra'da Beş Parasız — kitap kapağı
Paris ve Londra'da Beş Parasız — kitap kapağı.

Paris ve Londra'da Beş Parasız Kitap Tanıtımı

"Beş parasız kalmaktan o kadar çok bahsetmiştiniz ki; eh, işte beş parasız kaldınız ve hâlâ ayaktasınız." Paris ve Londra'da Beş Parasız, 20. yüzyılın en büyük romancılarından George Orwell'in, Avrupa'nın iki büyük şehrinde, Paris ve Londra'da yaşadığı sefaleti olanca gerçekliğiyle anlattığı, son derece önemli bir eser. Bir gün Paris'in orta yerinde meteliksiz kalan genç yazar, yoksulluk ve açlıkla mücadele etmeye başlar. Rehineciler, iş bulma kurumları, umut tacirleri, karın tokluğuna günde on yedi saat çalışılan karanlık otel mutfakları arasında sürüp giden Paris macerası, yazarın güç de olsa kendini Londra'ya atmasıyla sona erer ama Londra'da onu çok daha ağır şartlar beklemektedir.

Orwell, modern insanın ısrarla görmezden geldiği bir dünyanın kapısını aralıyor. İşsizlik, evsizlik, açlıkla damgalanan bu dünyanın insanları izbe pansiyonlarda, berduş barınaklarında yaşıyor, hayata bir ucundan tutunmaya çalışıyorlar. Paris ve Londra'da Beş Parasız, köleliğin hiçbir zaman, modern zamanlarda bile ortadan kalkmadığını, sadece görünüm değiştirdiğini anlatıyor.
(Tanıtım Bülteninden)


George Orwell — portre
George Orwell — portre. Cassowary Colorizations · Wikimedia Commons · CC BY 2.0

Paris ve Londra'da Beş Parasız Kitaptan Alıntılar

1. "Sana Yahudileri anlatayım. Bir keresinde, savaşın ilk aylarında hareket halindeydik ve bir geceliğine bir kasabada konakladık. Yahuda işkariyot gibi kızıl sakallı, korkunç bir ihtiyar Yahudi sinsi sinsi konakladığım yere geldi. Ne istediğini sordum. 'Efendim,' dedi, 'size bir kız getirdim, henüz on yedisinde güzel bir genç kız. Sadece elli frank.' 'Teşekkürler,' dedim. 'Getirdiğin gibi götürebilirsin. Hastalık kapmak istemiyorum.' 'Hastalık mı!' diye bağırdı. Hastalıktan korkmanıza gerek yok. Bu kendi kızım!' Al sana Yahudi milleti."


2. "insan sevinci ne kadar da sefil, kısa ve hayal kırıklığıyla dolu"


3. "Unutma ki, kötü günler sonsuza dek sürmez. İnsana o korkunç gelen belalar da biter."


4. ""


5. "İnsan geride hep bir şeyler bırakmak zorunda kalır."


6. "bütün gün yalan söylüyorsunuz
pahalı yalanlar.."


7. "Ah, insan sevinci ne kadar da sefil, kısa ve hayal kırıklığıyla dolu!"


8. "Bilirsin, kadınlar asla unutmazlar…"


9. "“Para en büyük erdem sınavına dönüştü.”"


10. ""Aç görünmek ölümcüldür. İnsanlarda seni tekmeleme isteği uyandırır.""


11. "Yahudi'ye güveneceğine yılana güven, Yunan'a güveneceğine Yahudi'ye güven ama Ermeni'ye asla güvenme"


12. ""Yoksulluğun hoş bir şey olmadığını biliyoruz; hatta bize dokunmayacak kadar uzağımızda kaldığı için ne denli tatsız olduğunu düşünerek kahrolmaktan aslında zevk alıyoruz. Ama bu konuda bir şey yapmamızı beklemeyin. Siz alt sınıflar adına size üzülüyoruz; tıpkı uyuz bir kediye üzüldüğümüz gibi; ama şartlarınızın düzelmesini engellemek için elimizden geleni ardımıza koymayacağız""


13. "Bütün gün yalan söylüyorsunuz; pahalı yalanlar..."


14. "Yahudiye güveneceğine yılana güven, Yunana güveneceğine Yahudiye; ama bir Ermeniye asla güvenme..."


15. "Aşkı -gerçek aşkı- deneyimledikten sonra dünyadaki diğer her şey ancak zevkin siluetinden başka bir şey değil midir?"


Battaniye altında kitap okumak
Konu görseli — kitabın kapağı değildir.

Paris ve Londra'da Beş Parasız Kitap İncelemeleri

George Orwell okumaya henüz başladım, bu okuduğum dördüncü kitabı. Henüz ütopya ve distopya konusunda incelemesini yapamayacak kadar yeniyim kitaplarında.

Paris'te yaşayan bir İngiliz'in çevresindeki insanlarla (tahtakurularıyla) yaşadığı serüvenleri anlatan bu kitap sayesinde 1 hafta boyunca sadece margarinli ekmek yesem oturur şükrederim.
Otel restoranlarını betimlediği bölümlerde 1930'lardan bu yana değişen hiçbir şeyin olmadığını anlamak çok acı verdi. Şu anki işim sebebiyle sık sık yurtdışında otel konaklaması yapıyorum. Oda servisinden sipariş veresim gelmiyor.
Kaliteli ve kendisini sıcak tutan kıyafetlerini rehineye verip kazandığı üç beş kuruşla karnını doyurabilecek olmasının sevinci yürek dağlıyor.
İngilizce dersi verdiği insanlar da bir bir çekip gidince, Rus arkadaşı Boris'le de dikiş tutturamayınca çareyi kendi memleketine dönmekte buluyor. ACABA BU ORWELL'IN KENDİ HİKAYESİ Mİ? diye düşünürken başlıyor Londra'daki azap. Paris'tekinden farksız.
***
Her yerde hor görülen dilenciler neden bu denli horlanır? Kimse çalışmanın verimini, yararını konuşmaz. Beklenen şey çalışmanın para getirmesidir.
Erdem parayla sınanır, dilenciler bu sınavı veremediler çünkü haftada 10 sterlin bile kazanmıyorlar.
***

Çok sevdiğim ve ara ara birkaç bölümünü tekrar okuyacağım bir kitap.
Umarım sizler de beğenirsiniz.


"Cehaletin sınırı yoktu ve dehşet vericiydi."
Kitabı okurken büyük bir keyif aldım. Zeten George Orwell deyince benim için akan sular durur. Çok sevdiğim ve diline hayran olduğum bir yazar. Belki de bunun sebebi Orwell'ın toplumun dıştan görüneninden çok arkada gizlenen tarafı bizlere göstermesidir.

Bu kitabında toplumun alt tabakasına kadar inip bizlere bir nevi modern köleliği anlatıyor. Çünkü Paris gibi, Londra gibi bir yerde bile böyle bir sefalet varsa buna modern kölelik dışında bir şey diyemeyiz. Açlığın, yoksulluğun, hayat mücadelesinin vücut bulmuş bir hali. İki şehir; Paris ve Londra. Sömürülen hayatların şehri. Bana göre ilk şehirde yani Paris'te emek vererek bir karşılığını almaya çalıştı karakterimiz ama onca çalışmaya rağmen hiç bir karşılık alamadı. Bunun üzerine kendini Londra'ya attı. Ama bu seferde hiç bir şeyin fayda etmiyeceğni düşündükten sonra berduşluk yapar. Çünkü o kadar çalışmaya alabildiği tek şey günde bir margarinli ekmek yemek olucaksa çalışmanın hiç bir mânası yotur. İşte sömürülen bir hayatın sonu. Biz fark etmesekde çevremizde çoğu insan bu halde. Orwell'da buna dikat çekiyor. Bencede dikkat çekilmesi gereken bir konu. Çünkü bir an önce bu kapitalist dünyanın sonu gelmeli.

Keyifli okumalar
Havva KAYA


Orwell’dan okuduğum beşinci kitap Paris ve Londra’da Beş Parasız oldu ve kalemine yine hayran bıraktı yazar.
Kitap kapak adını kesinlikle yansıtmış, yoksulluğun bu kadar feci ve iğrenç ötesi bir şekilde anlatıldığı başka bir eser okumamıştım.
Feci ve iğrenç ötesi derken yazara iltifat ediyorum bu arada çünkü betimlemeleri beni benden aldı. Yoksulluğu ve açlığı yaşayanları anlamak ve derinlemesine hissetmek için bu kitabı okumalısınız.

Avrupa’nın iki önemli ve büyük şehirleri olan Paris ve Londra’yı hiç bu açıdan gördünüz mü?
Paris’in merkezinde işşiz kalan metin yazarının bakış açısıyla tanık olduğu her detayı okurken ağzımın açık kaldığını unuttuğum ve hafızamdan silinmeyecek anlara hapsolduğum sayfalar oldu.

İşsizlik çukuruna düşmek, rehineciler, umut tacirleri, günde 17 saat karın tokluğuna çalışan bulaşıkçılar, evsizlik, izbe pansiyonlar, berduş barınakları ve daha niceleri... İçimi ve dışımı tahtakuruları sardı diyebilirim.

Yoksullukla boğuşan genç yazar her şeyini kaybedince, düşünecek zamanı olmayınca, daha farklı bakar hayata ve yoksulların her kesimine. Kölelik hiçbir zaman son bulmadı Orwell’a göre ve sadece modern zamana uyarak şekil değiştirdi. Sınıf ayrımcılığını bu kadar sert eleştiren bir yazara her sayfa sonunda alkış tutasım geldi. Orwell hiç çekinmeden doldurmuş sayfaları ve bunu okurken hissetmek sizi kitaba daha da çok çekiyor... Mutlaka okuyun ve yoksullara başka bir pencereden bakın...


Kitabın kapağından da konusunu anlayabileceğiniz bir Orwell eseri ile geldim.
Gayet akıcı , anlaşılır bir dil ile yazılmış çerezlik bir kitap.
Verilmek istenen her mesaj tam nokta ulaşıyor. Öyle ki kitabın sonunda restoranda yediğiniz yemekten ve sokakta gördüğünüz bir evsizin en son ne zaman acaba yemek yediğinden şüphelenip sokakta broşür dağıtan bir çalışanın aslında o kazanacağı paraya ne kadar çok ihtiyacı olduğunu merak eder hale geliyorsunuz.
Yazarımız İngilizce öğretmenidir ve geçimini özel dersler ile sağlarken son öğrencisinin dersleri iptal ettirmesiyle çok ciddi geçim sıkıntısına düşer ve soluğu arkadaşı Boris’in yanına Paris’te alır. Bundan sonrası yazar için açlıkla baş etmek ve elinde olan parayı ucu ucuna geçindirme çabasıdır. On yedi saatlik mesailerle iki farklı restoranda fareler ile pislik içinde çalışır.
Paris’te umduğunu bulamayan yazarımız Londraki bir arkadaşına iş ihtiyacını yazar ve onun iş bulmasıyla Londraya gider. Fakat burada da işler hiç beklediği gibi gitmez ve üzerindeki fazla kıyafetleri bile bir yerde konaklayabilmek için satıp para yapmak durumunda kalır. Yazarımız Londra’da berduşlar barınağına gider ve orada berduş arkadaşlar edinir. Hatta bir tanesi çok yakın arkadaşı olur. Berduşlar sayesinde ücretsiz çörek yiyip ve sıcak çay içebileceği Tanrı evlerine giderler.
Orwell kitabın sonunda berduşların aslında ne kadar iyi insanlar olduğunu ve onlardan korkulmaması gerektiğine dair uzun bir yazı ile kitabı sonlandırır.

Ben kitabı severek okudum. Tavsiyemdir , okuyunuz.
Kitapla kalın.



in daha önce okuduğum

ve
https://ucretsizkitap.com.tr.com/kitap/kitap--333499
kitaplarından aldığım tadı alamadım. Yoksulluk, açlık, sefalet ve sömürü üzerine bir kitap. Kitaba başladığım da bir olay örgüsünün içine girdiğimi düşündüm ama ilerledikçe kahramanın çektiği sıkıntılar ve çalıştığı ortamların betimlemelerine doğru yürüdü. Paris'te bir otel restoranının nasıl çalıştığını en ince ayrıntısına kadar öğrendim diyebilirim. Tabi bu beni biraz sıktı. Hatta kitabı bırakmayı bile düşündüm. Ta ki, yazar kahramanın ağzından Paris'te geçen zorlu günlerinin bir değerlendirmesini yapana kadar. Bu değerlendirme aslında kahramanın yaptığı bulaşıkçılık örneği üzerinden modern sömürü düzeninin bir tarifiydi. Zenginlerin lüks ve refahının sürdürülebilmesinin fakirlerin gerekli olup olmadığı belirsiz olan işlerde köle gibi çalışması ile sağlandığını anlatmaya çalışıyordu. Fakirleri sürekli çalıştırarak düşünmelerinin engellendiğini anlatmaya çalışıyordu.

Paris'teki bu zorlu hayatından kurtulmak için Londra'da bulunan bir arkadaşından yardım talep eden kahraman olumlu cevap alınca Londra yolunu tuttu. Ama garibin yüzü gülür mü? Tabiki kör talih burada da yakasını bırakmadı. Aynı zorlu hayat burada da devam etti. Hikayenin sonunda nasıl bir hayata devam etti bilemiyoruz ama umut dolu olduğunu söyleyebiliriz. Tabi yazar yaşanan bu hayatın ardından hayatında değiştireceği şeyleri de belirtmeden geçmemiş.


George Orwell ve benzer kitaplar

Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!
Rakamlarla ucretsizkitap.com.tr
0
Toplam Görüntüleme
0
Toplam Okunma
0
Toplam İndirme
0
Toplam Oy
0
Toplam Yorum

Okur Kılavuzu

Hangi kitabı okuyacağınıza karar vermek için künye, tanıtım ve seçme satırlardan oluşan başvuru rehberi.

Okur Kılavuzu'nin tamamı — A'dan Z'ye dizin »