Özgürlükten Kaçış Kitap Bilgileri
Yazar: Erich Fromm
Tahmini Okuma Süresi: 6 sa. 38 dk.
Sayfa Sayısı: 234
Basım Tarihi: Mart 1996
İlk Yayın Tarihi: 1972
Yayınevi: Payel Yayınları
ISBN: 9789753880428
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Özgürlükten Kaçış Kitap Tanıtımı
... Çağdaş toplumlarda birey, kendi yazgısıyla başbaşa bırakılmakta bu da kendisine korku ve güçsüzlükten başka bir şey getirmemektedir. Kendini içinde yaşadığı dünyadan ve toplumdan soyutlanmış duyan bireyler gittikçe çaresizleşerek yeni diktatörlüklere, totaliter yönetimlere verimli bir zemin oluşturmaktadır. İşte Dr. Fromm, bu çok önemli konuyu bilimsel yöntemlerle inceleyerek, herkesin anlayacağı bir dille gözler önüne sermektedir.
(Arka Kapak)
Özgürlükten Kaçış Kitaptan Alıntılar
1. "Tutunabileceğimiz herhangi bir şey yok mu bu evrende?"
2. "Ben, kendim için değilsem,
kim benim için olacak?
Yalnızca kendim içinsem, neyim ben?
Şimdi değilse, ne zaman?"
3. "Kocaman, karanlık bir uçurumdan aşağı bakmaktayız. Ve, korkuyoruz."
4. "Bir hiç olduğumuzu biliyordum; ama böyle ölçüsüz derecede bir hiç olmamız.."
5. "Ben, kendim için değilsem, kim benim için olacak?
Yalnızca kendim içinsem, neyim ben?
Şimdi değilse ne zaman?"
6. ""Sözcükler, hakikati gizlemekte hiçbir zaman bugünkü kadar yanlış kullanılmadı.""
7. "Bir kişiyi sevmek, bütün insanları sevmek anlamını içerir."
8. "“Yalnızca düşünme ve hissetmeyi değil, edimde bulunmayı da insanın kişilik yapısı belirler.”"
9. "Bir kişiyi sevmek, bütün insanları sevmek anlamını içerir."
10. "Ben, kendim için değilsem,
kim benim için olacak?
Yalnızca kendim içinsem, neyim ben?
Şimdi değilse ne zaman?
-Talamud deyişi"
11. "Günümüzde insana en çok acı veren, yoksulluk değil, büyük bir çarkın küçük bir dişlisi, bir robot haline gelmiş olmak ve yaşamın boş ve anlamsız olmasıdır."
12. "Kendi elleriyle yaptığı şey insanın tanrısı haline gelmiştir."
13. ""Ben, kendim için değilsem,
Kim benim için olacak?
Yalnızca kendim içinsem, neyim ben?
Şimdi değilse, ne zaman?"
14. "Günümüzde insana en çok acı veren, yoksulluk değil, büyük bir çarkın küçük bir dişlisi, bir robot haline gelmiş olmak ve yaşamın boş ve anlamsız olmasıdır."
15. "Ben, kendim için değilsem,
kim benim için olacak?
Yalnızca kendim içinsem, neyim ben?
Şimdi değilse, ne zaman?"
Özgürlükten Kaçış Kitap İncelemeleri
Birey, kendi olmaktan çıkar; kültürel kalıpların kendisine sunduğu kişiliği tümüyle benimser; böylece tıpkı diğerleri gibi ve onların kendisinden beklediği gibi olur. "ben" ile dünya arasındaki tutarsızlık ve onunla birlikte de, bilinçli yalnızlık ve güçsüzlük duygusu ortadan kalkar. Bu mekanizma, bazı hayvanların kendilerini korumak üzere renk değiştirmesiyle kıyaslanabilir. Onlar da kendi çevrelerine o kadar benzerler ki, çevrelerinden neredeyse ayırt edilemezler. Kendi bireysel benliğinden vazgeçen ve neredeyse bir robot haline gelen kişi, çevresindeki milyonlarca diğer robotla aynı olur, ve artık kendini yalnız hissetmez, kaygı duymaz. Ama ödediği bedel yüksektir; kendi benliğini yitirmiştir"
Kitabı okurken biraz zorlandım açıkçası birçok kısmını tekrar başa alıp ne demek istemiş diye okudum. Fromm'a göre insanlar özgür olmanın sorumluluğunu alabilme cesaretini gösterme konusunda sorunludurlar.Bu yüzden özgürlük hep arzu edilen özlenen bir şey olmakla birlikte nihayetinde mecburen vazgeçilene dönüşür.Birey kendi özgürlüğünü toplumdan dayatmalardan sıyrılarak elde edebilir. Yalnız bunun dışlanma ve ötekileştirme gibi bir takım sonuçları olabilir.Kendi iç özgürlüğünü sağlayamayan bireyin dış dünya ile arasında çatışma yaşaması kaçınılmazdır.
Özgürlük hakkında çok kafa yorduğum olmuştu. Birçok yazardan ve özellikle varoluşçulardan fikirler edinmek hep müthiş hissettirdi bana. Şimdi ise okumuş olduğum Özgürlükten Kaçış’ta Erich Fromm zihnimdeki birçok kilidi açmış bulunuyor. Hatta neden bu meseleye kafa yormuş olduğumu ve geçtiğim süreçleri dahi analiz etmemi sağladı. Düşünsene adam hep sosyolog hem psikolog! İktidar ve güç arzusunun, sadizm ve mazoşizm dengesinin ve robot insan kavramının yollarını çok başarılı açmış. Bireyselliğin çağımızda aslında yalnızlaşma aşamasında olduğunu ve bunun aşılacak bir engel niteliği taşıdığını kanıtlamış. Yapma özgürlüğü ile yapmama özgürlüğü arasındaki ince çizgiyi bize tarihsel süreç içerisinde çok güzel anlatmış. Sahip olmak değil, var olmaktan bahsetmiş yazar açıkça. Bu konuda bir kitabı daha var hatta sanırsam.
Velhasıl-ı kelam, ben öyle bir kitap okumak istiyorum ki ufkumu direk olarak açsın, bana hikaye anlatmasın, lafı dolandırmasın, üstelik açık ve net olsun diyorsanız hiç durmayın, alın ve keyifle okuyun. Bunu sevdiyseniz Spinoza’nın sevinci nereden geliyor’u da okumadan geçmeyin derim. ‘Aşkıncı’ yaklaşım konusunda da birçok paralel meseleleri bulunuyor. Yapbozu tamamlar nitelikte bir zihinsel şölen bahşedecektir size.
Altını çize çize kalemimin bittiği, senede iki üç defa görüşebildiğim 20 yıllık dostumun önermiş olduğu bu kitap, iyi ki çıkmış karşıma. Dilerim güzel yerlere ulaşsın. Var olun!
Kitap okumayan çoğu insandan şu cümleyi duymuşumdur" Bana kitap öner ama su gibi aksın elimden bırakmayayım, çokta kalın olmasın" işte bu kitabın özelliği tam da burada başlıyor. Çünkü içerisinde özgürlürlük var insanlığın aklını meşgul eden sorular var, soruların en değerlisi özgür müyüm? Düşündüklerimizde özgür müyüz?
İnsanlar bireyselliği nasıl keşfetti?
Din ve özgürlük arasındaki bağlantı nedir? ve bunun gibi bir çok soru. sosyoloji psikoloji felsefe din...
Bu kadar farklı ve yakın olan alanları bir arada okuyup inceleme fırsatınız ancak bu kitapta bulabilirsiniz.
Bir roman değil evet ama bir romandan çok daha akıcı, bence çok da kalın değil.
Bana kitabı anlat deseniz sanırım her bir bölümü üzerine sayfalarca yazı yazabilirim. O yüzden sadece altı çizili bir kaç cümle ile yorumu size bırakmak istedim bu sefer.
Bir çocuk ne kadar büyürse, ilk bağları ne ölçüde koparırsa, özgürlük ve bağımsızlık arayışı o kadar çok gelişir
Eğer yaşamın anlamı kuşkulu hale gelmişse, insanın başkalarıyla ve kendisiyle olan ilişkisi güven yaratmıyorsa ,kişinin kuşkularını susturmanın araçlarından biri üne kavuşmaktır.
Nefret, tutkulu bir yok etme arzusudur: sevgiyse bir nesnenin tutkuyla olumlanmasıdır.
Sadizm de çoğu kez sevgi görünümünde ortaya çıkar.
Yaşam ne kadar gerçekleştirilirse, yıkıcılığın gücü o ölçüde azalacaktır.
Düşüncelerimizi ifade etme hakkı, ancak ve ancak,kendimize ait düşüncelere sahip olabilmemiz halinde bir anlam taşır.
insanlar eşit doğmuşlardır ama aynı zamanda farklı dığmuşlardır.
Keyifli okumalar...
Bilinçli farkındalık...
Çoğumuz okuyarak , görerek , işiterek ve daha çok farklı yollardan hayata dair bir şeyler öğreniriz ve bu öğrendiklerimiz ile farkındalığımızı arttırırız ama kuru bir farkındalık. Yani sorgulamadan mideye atılan bir besin gibi...Bazen bu farkındalığın getirdiği sorumluluklar altında ezilir bazen de bu farkındalığı içselleştiririz. Ama kuru bilgi farkındalığı cansız bir kitap veya kağıt yığınından başka bir şey değildir. Peki “özgürlükten kaçış” kitabını incelerken başlık neden bilinçli farkındalık nasıl bağdaştırabilirim. Bu kavramı üniversitesi döneminde bir konferansta duymuştum ve nasıl hem bilinçli hem de farkında olabiliriz ikisi aynı şey değil mi diye. Öğrendiğimiz bilgilerin içinimizde hayat bulması için bu öğrendiklerimizi aklın ve ahlakın süzgecinden geçirmemiz ve hayatımıza entegre etmemiz gerekir. Örneğin yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, birine zarar vermemek gibi hem ahlaki hem de usçu kuralları hepimiz biliriz ama ne kadar içselleştirip hayatımıza entegre edebiliyoruz. Bilinçli farkındalık ile buna erişebileceğimizi düşünüyorum. Umut ediyorum ki bunu yaptığımızda hayat daha anlamlı hale gelecektir. Özgürlükten kaçış kitabını incelerken de bu başlığı koyma amacım budur. Çoğumuz Özgür olmak için elimizden geleni yaparız. Peki hangimiz özgürlüğün ne olduğunu ve özgürlüğe sahip olduğumuzda neler olabileceğini kestiremiyoruz. Bilinçli özgürlük.... Bir robottan farklı olmadan bize yüklenen rolleri sorgulamadan kabul edip hayatımıza devem ediyoruz. Özgürlükten kaçış kitabında Fromm belki bunları sorgulamamıza yardımcı olur.
İyi okumalar.
Erich From, Özgürlükten Kaçış kitabında faşizm ve nazizm üzerinden özgürlük kavramını açıklamaya çalışıyor ve temelde şu soruyu soruyor:
"Doğuştan gelen bir özgürlük isteğinden başka, güdüsel bir boyun eğme isteği de olamaz mı? Eğer bu istek yoksa, bugün birçok kişinin gösterdiği, lidere hayranlık olgusunu nasıl açıklayacağız?"
Fromm, özgürlüğün bir ruhbilimsel (psikolojik) sorun olup olmadığını tartıştığı kısa giriş bölümünden sonra birey ve özgürlük kavramlarını ortaya çıkışlarından alıp çağdaş döneme kadar getirerek inceliyor.
İnsanın bir yandan özgürlüğü isterken diğer yandan ondan kaçışını çarpıcı örneklerle gösterdikten sonra buna sebep olan "Kaçış Mekanizmaları"nı da yine harika bir şekilde, örneklendirerek açıklıyor.
Nazizmin psikolojisine de ayrı bir bölümde değinerek, Almanya'da toplumun Naziler'e karşı nasıl bu kadar kolay boyun eğdiği ve hatta destekçisi hâline geldiğini sorguluyor.
Kitaptaki en çarpıcı iddialardan birisi ise çağdaş demokratik düzende de bireyin özgürlüğünün büyük ölçüde elinden alındığı görüşüdür. Üstelik Fromm'a göre bu, özgürlük gaspı dışsal etkenler tarafından değil, insanın vicdanına etki ederek gerçekleştirildiği için birey bunun farkına varamamakta, duygu ve düşüncelerini, istemlerini kendisine ait sanmaktadır.
Kısacası kitap hem geçmişte hem de günümüzde örneklerini gördüğümüz otoriteye gönüllü boyun eğme davranışlarını anlayabilmek adına faydalı olduğu gibi, aynı zamanda kendimizi özgür sanmamıza rağmen bunun ne ölçüde bir özgürlük olduğunu sorgulamamıza yardımcı oluyor.