Osman Turan En Beğenilen Sözleri
1. "Türk Tanrı'sı Türk milleti yok olmasın diye beni kağanlığa oturttu. ( Bilge Kağan)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
2. "Efsanede tarih ve tarihte efsane vardır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
3. ""Türklerle karşılaşıldığı zaman melek gibi iyidirler; lâkin savaşta ifrit kesilirler.”"
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
4. "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!
Bilge Han"
- Türkiye'de Manevi Buhran
5. "“Bana göre ömrü vefa etse idi süratle artan kudreti sâyesinde Avrupa bile devletinin hudutları içime girmekte gecikmeyecekti.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
6. "Ben sizlere oldum kağan
Alalım yay ile kalkan
Nişan olsun size '' buyan''
Boz-kurt olsun bize' ' uran' '"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
7. "''Türk Demek Müslüman demek'' olduğunu Osmanlı ve Selçuklu zamanında kanıtladılar...!"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
8. "Türk askerlerinin meziyetlerine hayran olan meşhur Arap mütefekkiri Cahiz onlar hakkında yazdığı Fezail ül-Etrak adlı eserinde der ki :'' Türkün hayatı daha ziyade at üstünde geçer. Türk atını kendisi terbiye eder...Savaş sanatı Türk'e bilgi, tecrübe, siyaset vesair yüksek vasıflar kazandırmıştır. Türk daima sözünde durur ve hile bilmez... Türkler daima soyları ile iftihar ederler; vatanlarına, dillerine çok bağlıdırlar. Düşmanları esir alınca da onlara iyilik, ikram ve alicenaplıkta bulunurlar. ''"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
9. "Alp Arslan cuma günü askerlerini topladı; atından inerek secdeye vardı: “Ya Rabbî! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Tanrım! niyetim hâlistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!" sözleri ile derin imanının gereğini yaparak başını yerden kaldırdı. Sonra da beylerine ve askerlerine bu inanç ve kahramanlığın yüceliğini gösteren şu hitabede bulundu: “Burada Allah’tan başka bir sultan yoktur; emir ve kader tamâmıyle onun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz.” dedi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
10. "Şunu da hatırlamak lazımdır ki ileri Avrupa memleketlerinden bir çoğu ve Asya ve Afrika'nın pek çok devleti de devlet olarak laik değil dini anayasalara sahiptir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
11. "Düşman karınca olsa da hor görmeyiniz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
12. ""Osmanlı İmparatorluğu hiçbir zaman milliyetler tezadına, din ve mezhep mücadelelerine fırsat vermemiştir.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
13. "“Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidir.”
(Gazzî)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
14. "Yazı ve dil değişikliği dolayısıyla yeni neslin eski eserleri okuma okuma imkanindan mahrum bırakılması da durumu daha da ağırlaştırmakta, dinî ve milli kültürün sukutunu hazırlamakta idi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
15. "Rumlarin zulmünden kaçan üç bin Haçlı Müslüman oldu. Ah merhamet, sen hıyanetten de daha zalimsin. Çünkü Türkler hristiyanlara yardım edip şefkat göstererek dinlerini satın alıyor, bununla beraber asla onları din değiştirmeye zorlamıyordu."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
16. "Hazreti Peygamberin: “Horasan’da güzel yüzlü ve Arap olmayan, hakîm bir insan çıkacak; adı benim gibi Muhammed olacak ve Buveyhîlerin tahakkümüne nihâyet verecektir. Horasan'da büyük Darvazâr’a kadar fetihler yapacak, tek silahlı kalıncaya kadar kılıcı bırakmayacak; İran, Irak ve Mekke hutbelerinde adı okunacaktır." Hadîsini rivâyet etmiştir. Tuğrul-beg’in İslâmî Muhammed adını taşıması, Horasan'da meydana çıkıp devletini kurması, Buveyhîleri ortadan kaldırması ve bütün Yakın Şark’a hâkim olması dolayısıyla, haklı olarak, bu hadîs ile kendisinin kastedildiği kanaati yerleşmiş idi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
17. "İslamiyeti kurmak şerefi Araplara ait ise de onu yaşatmak ve Araplar nisbetinde yaymak şerefi Türklere aittir. Türkler olmasa idi İslamiyet'in XI'inci asırdan sonra iç ve dış tehlikeler dolayısıyla, akıbeti meşkük, Haçlı taarruzlariyle yıkılmağa mahkum olurdu."
- Selçuklular ve İslamiyet
18. "Rumlar Haçlıları soydular;paralarını aldılar.Türkler Haçlıları bu perişan halde görünce merhamet ettiler ;onlara para ve ekmek dağıttılar;hastalarını tedavi ettiler. Rumlardan satın aldıkları Haçlı paralarını düşkünlerine verdiler. Türklerin bu iyiliklerini gören üç binden fazla Frank Müslüman oldu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
19. "Eski bir Selçuk tarihinin güzelce belirttiğine göre: “Türkler her ülkeye girdiler; her beldeyi aldılar ve hiçbir engel ile karşılaşmadan her tarafa yayıldılar. Öyle ki almadıkları memleket içmedikleri su, ateşlemedikleri ocak kalmadı. Hükümdarlar, onların gelişinden ürküp kaçtılar; vardıkları şehirleri doldurdular; hâkimlerini kovup kendi vâlilerini tâyin ettiler.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
20. "Düşman geldi tabur tabur dizildi ;
Alnımıza kara yazı yazıldı,
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu,
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.
Köroğlu düşer mi yine şanından,
Ayırır yiğiti er meydanından,
Ok gıcırtısından kalkan sesinden,
Dağlar sada verip seslenmelidir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
21. "İki ordu arasında kuvvet farkı muazzam olmakla beraber Bizans ordusu; din, milliyet ve mefkûre bakımından çok âhenksiz hattâ birbirine düşman unsurlardan terekküp ediyordu. Nitekim daha ilk çarpışmada Tarkha-nio-tes'in kaçmış olması ve bunun üzerine şüpheye düşen imparatorun kumandanlardan sadakât yemini alarak onları tekrar vâlilik vaatleri ile tutmaya çalışması da bu durum ile ilgili idi. Buna mukabil Selçuklu ordusu çok mütecânis, başlarında büyük zaferler kazanmış genç ve kudretli bir sultan ile tecrübeli kumandanlara sahip idi. Hepsi Türk İslâm mefkûresi uğrunda birleşmiş mağlûbiyet hâlinde akıbetin büyük tehlikeler ile dolu olduğunu kavramış askerler idi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
22. "Romanos Diogenes huzûra getirildiği zaman sultan onu kucaklamış ve: “İmparator! müteessir olmayınız; İnsanların maceraları böyledir. Size esir değil büyük bir hükümdar muamelesi yapacağım." Sözleri ile onu teselli etmiştir. Sultan imparatora hususî bir çadır kurdurdu; hizmetçiler verdi ve onu şerefli bir misafir gibi ağırladı."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
23. "Sultan Abdulhamid'in otuz üç yıl muhafaza ettiği imparatorluğun İttihatçılar idaresinde dokuz senede yok olması karşısında tarih, âdil fakat acı hükmünü vermiş; safsatalar iflâs etmiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
24. ""Tarihini bilmeyen ve şuûrunu taşımayan milletler hâfıza ve idrâklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzer.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
25. "Doğruluk emânet, yalan da hıyanettir.
Hz. Ebu Bekir-i Sıddık (r.a.)"
- Türkiye'de Manevi Buhran
26. "Bir gün Mevlana'ya şiir ve düşüncelerini seçkin Müslümanlar zorlukla anlarken huzurundaki gayri-müslimlerin ne zevk aldıklarını sorarlar;Mevlana onların da Allaha inandıklarını, yollar ayrı olsa da gayenin bir olduğunu ve bu sebeple sözlerinin esasını kavradıklarını beyan etmekle, dinler arasında nasıl bir yakınlaşma havası yarattığını meydana koyar... O, yüksek fikirlerini her yerde neşrediyor;hatta Hristiyanların meyhanelerine dahi giderek dinlerin ve insanın gayesini, İslamiyet'in ruhunu anlatıyor; ilahi vecdini sema ile ifade ederek onları cezbediyordu."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
27. "Türklerin İslâmdan önce şuûrunu taşıdıkları ve gerçekleştirmeye çalıştıkları Cihan Hâkimiyeti mefkûresi İslâm devrinde de Tuğrul Beg ile tekrar tarih sahnesine çıkıyordu. Böylece Tuğrul Beg İslâm dünyası hâkimiyetini Türklerin eline veriyor ve bu mirası, Cihân hâkimiyeti ideâlini halefleri Selçuklu ve Osmanlı sultanlarına bırakıyordu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
28. "Kâşgarlı Mahmud Türklerin Allah’ın askeri ve cihanın hâkimi olduğunu Allah’ın dünyanın idâresini onlara verdiğini kaydettikten sonra: "Tanrı onlara Türk adını verdi; kendilerini yeryüzü hükümdarı ve devrin hakanları yaptı; herkese üstün kıldı. Onları hakla teyid ve kendilerine sığınanları taziz eyledi.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
29. "Hatta yahudiler cumartesi, hristiyanlar pazar gününe nasıl bağlı ise, aynı sebeple, İslam memleketlerinde câri olduğu üzere, Müslüman Türkler de hafta tatilini eskisi gibi Pazar'dan, Cuma'ya nakledebilirler."
- Türkiye'de Manevi Buhran
30. "Garipdir ki Müslüman Türkler kendi memleketlerinde böyle bir akıbete mahkum edilirken, Türkiye'de yaşayan rum, ermeni ve yahudi ekalliyetler tam bir hürriyet içinde, dini tahsil ve kültürlerini geliştirmek için her türlü müessese ve imkanlara sahip bulunuyorlardı."
- Türkiye'de Manevi Buhran
31. "8'inci asırda Buda dini Yüksek-Asya'da yeniden yayılma imkanlarını bulduğu zaman, herhangi bir tesirle, Göktürk hükümdarı Bilge Kağan büyük veziri Tonyukuk'dan payitahtında bu din adına bir tapınak yapmak istediği zaman, akıllı vezir ona, içtimai ve coğrafi şartları pek iyi bilerek:'' Savaşı ve hayvan kesmeği yasaklayan ve miskinlik telkin eden bir dini kabulün Türkler için bir felaket olacağını '' söylemekle göçebe bir kavmin inanış ve düşünüşlerine hakkiyle tercüman olmuştu."
- Selçuklular ve İslamiyet
32. "Türkiye’de İslâmiyet aleyhtarı hava ve kültür sükutu öyle bir zihniyet bozukluğu ve iptidaî bir ruh hâleti yaratmıştır, ki üniversitelerde bile, yalnız din ilimleri değil, İslâm felsefesi, hukuku, sanatı… gibi mühim kürsülerin ihdası daha ciddî mukavemetlerle karşılaşmıştır. İlerilik vehim ve gafletiyle gösterilen bu mukavemetin, hakikatte, geriliğin bâriz bir delili olduğuna hükmedebilmek için de, Avrupaî ilim ve zihniyete sahip olmak şöyle dursun, normal muhakemeyi muhafaza etmek ve şaşkınlıktan kurtulmak kâfidir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
33. "Dinî ihtiyaçlar inkâr edilse bile, ilim kapılarını millî kültür kaynaklarından biri olan İslâmiyet’e ve İslâm medeniyetine kapamak, medeniyet dâvası içinde bulunan Türkiye’de, hakikatte, medeniyete aykırı ve geriliğe doğru bir hareket idi. Daha garibi Avrupa’nın yüksek ilim müesseselerinde ciddî ihtisas ve tetkik mevzuu olarak yükselen bu ilimler, İslâm’ın bin yıllık hâmi ve mümessili Türklerin memleketinden hudud dışı edilirken bu hareket Avrupalı ve medenî olmak iddiasiyle vuku buluyordu ki, medeniyet tarihinde böyle bir sukut veya tenakuza rastlamak imkânsızdır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
34. "Çinliler ve Avrupalılar, koşum takımlarını, ata binmeyi, bunun için gereken dar pantolon ve çizme giymeyi Türklerden öğrendiler. Gerçekten Yunanlılar, Romalılar, Galler ve Germenler ata binip savaşmayı bilmiyorlardı. Hattâ Romalılar çamaşır kullanmadıkları zamanlarda Türkler gömlek giyiyordu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
35. "Bizim Kılıcımızın Ulaştığı yerlere Sizin Hayalleriniz bile Erişemez...!
(Fatih Sultan Mehmed Han)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
36. "Tarih şeklî ve mutlak taklit esasına dayanmış bir kültür ve cemiyetin hayatiyet gösterdiğine dair bir misâl kaydetmemiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
37. "Antakya’ya giren Haçlılar şehirdeki Türk ve müslümanları kılıçtan geçirdiler. Bu esnada Haçlıları kuşatan ve açlığa maruz bırakan Gür-buğa taarruza geçti. Frankların bu karşılaşma sırasında, Selçuk beyine bir elçi gönderip onu sâfiyâne bir teşebbüsle Hıristiyanlığı kabûle veya Hıristiyan ülkelerini terke dâvet ettiklerine dair bir rivâyet vardır. Buna karşı Gür-buğa’nın: “Tanrınız ve Hristiyanlığınız bizi ilgilendirmez; kadınlaşmış halklardan aldığımız bu ülkeleri istemeniz hayret edilecek bir şeydir. Efendileriniz Türk olmak ve dinlerini terk etmek niyetinde iseler size şehirler veririz; dost oluruz. Aksi takdirde hepinizi zincirlere vurur, Horasan'a sevk eder veya öldürürüz." Tarzındaki vakarlı cevabı dikkate şâyandır."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
38. "Baban Allah’tan Semerkand’ın fethini diledi; oğul babasının arzusunu gerçekleştirdi ve bu sûretle pederin rûhun muhakkaktır ki cennette şâd oldu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
39. "Sultan beyazlar giydi, atının kutanlarını sıktı ve eski şâmânî âdetine göre de atının kuyruğunu bağladı. Elindeki ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuz(debbûs)unu aldı. Bütün askerleri de aynı şeyi yapıp kader gününe hazırlandılar. Atına binen bu büyük ve kahraman Sultan şu son vasiyet-hitâbede bulundu: “Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman rûhum göklere çıkacaktır. Melik-şâh’ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
40. "Eski Türk hukûkunda kadın çok yüksek bir mevkiye ve bazı siyasî haklara sahipti. Gök-Türk kitâbeleri: "𝐓𝐮̈𝐫𝐤 𝐓𝐚𝐧𝐫ı𝐬ı 𝐓𝐮̈𝐫𝐤 𝐦𝐢𝐥𝐥𝐞𝐭𝐢 𝐲𝐨𝐤 𝐨𝐥𝐦𝐚𝐬ı𝐧 𝐝𝐢𝐲𝐞 𝐛𝐚𝐛𝐚𝐦 𝐈̇𝐥-𝐭𝐞𝐫𝐢𝐬̧ 𝐊𝐚𝐠̆𝐚𝐧 𝐢𝐥𝐞 𝐚𝐧𝐚𝐦 𝐈̇𝐥- 𝐁𝐢𝐥𝐠𝐞 𝐇𝐚𝐭𝐮𝐧'𝐮 𝐠𝐨̈𝐧𝐝𝐞𝐫𝐝𝐢." İfadesiyle kadının yüksek mevkiini meydana koyar. İslamiyetin kabûlüne, Karahanlı ve Selçuklu hükümdarlarının imanlı müslüman olmalarına rağmen kadın hukûkunda hiçbir değişiklik olmamış; kadınların siyasî rolleri içtimaî ve hukukî mevkileri asırlarca devam etmiştir."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
41. "Sultan Mahmud yeniçerileri ve derebeyleri kaldırır, merkeziyetçi devlet nizamını tekrar kurarken eski padişahlardan çok fazla bir otoriteye sahip oldu. Hakanın giriştiği inkilaplara (Frenk usullerine) karşı kendisine ulemanın bir şikayetnamesi sunulunca onlara ancak din işlerine karışabileceklerini, devlet işlerinin de tamamiyle kendisine aid
olduğunu ihtar etti."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
42. "Melik-şâh, "İnsanların en mümtazı idi; hayrı ve şefkati meşhûr idi. Hıristiyanlara karşı adaleti ve iyiliği ile tanınmıştı. Mükemmel bir insan ve fenalıktan âzâde idi." Bir ermeni kaynağı da onu “Cihanın hakimi”, kalbi hıristiyanlara karşı şefkatle dolu gösterir. “Geçtiği memleketlerin halkına şefkatiyle bir baba gibi idi. Birçok şehir ve vilâyetlerin halkı kendi arzuları ile onun idâresinde girdiler.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
43. "Kudreti, sür’atli fetihleri ve derin îmanı dolayısıyla Alp Arslan ile Osmanlı padişahı Yavuz Sultan selim arasında çok benzerlikler bulunmakta ve İbn Kemal’in Yavuz hakkında söylediği “Az zaman içre çok iş etmişti” mısraiyle başlayan kıtası Selçuk sultanını da çok güzel ifâde etmektedir. Bu kudreti mefkûresi dolayısıyla Alp Arslan Cihân hâkimiyeti şuurunu taşımıştır. Ölümünden önce: "Bir tepe üzerine geldiğimiz zaman ordunun azametinden ve askerin çokluğundan dolayı altımda yerin titrediğini hissediyor ve kendi kendime ben Dünya sultanı (Meliküd-dünya) yım; bana kimsenin kudreti yetmez. Bu ordu ile Çin’i dahi fethederim, dedim. Bu gurur yüzünden şimdi bu âciz duruma düştüm. Halbuki herhangi bir sefere girişirken daima Tanrı’dan yardım dilerdim." Sözleri ile hem bu şuûrunu hem de imânını ve cihangirlik dâvasını belirtmiştir. Nitekim zamanında da kendisine "Cihan Sultanı" unvanı veriliyordu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
44. "Türkler İslamiyeti Kabul Ettikten Sonra Onu Cihana Yaymak İçin Savaştı Buna Da Kızıl Elma Dediler...!"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
45. ""Türk dilini öğreniniz! Çünkü onların hâkimiyeti uzun sürecektir.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
46. "Din ve devlet, mülk ve millet."
- Türkiye'de Manevi Buhran
47. "Dinin, bugün de içtimai nizamı muhafazada, kültürel inkişafta ve milli birliği korumada en kuvvetli bir unsur olduğu münakaşadan müstağnidir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
48. "Medeniyet tarihimizin milletimize bahşettiği manevî miras ve hasletlerin kıymeti bilinip bunları işleyebildiğimiz taktirde, Türkiye yalnız bir medeniyet yolunda ilerlemeyecek, daha büyük ölçüde olarak, yeni bir medeniyet kurulmasına da sahne olabilecektir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
49. "Akdeniz’i gururla temâşâ etti; iki rekât namaz kıldı ve devletin hududlarını babasından daha ilerilere götürdüğü için Allah’a şükretti. Atıyla denizin dalgalarına girerek kılıcını suya çarptı ve şükürlerini tekrarladı. Denizden götürdüğü kumları babasının türbesine serperken de: “Ey babam, sana müjdeler olsun! Küçük yaşta bıraktığın oğlun devletinin hudutlarını karaların nihayetine kadar götürdü." Hitabıyla Alp Arslan’ın ruhunu şâd ve gurûrunu ifâde ediyordu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
50. ""
Allah'ım ! İslam'ın sancaklarını yükseltmek için hayatını esirgemeyen mücâhidlerini yalnız bırakma.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
51. "Türk milletinin tarihte en büyük eseri olan Osmanlı İmparatorluğu dünya tarihinde de ancak Roma ve Halifelik İmparatorlukları ile mukayese edilebilecek bir siyasi varlıktır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
52. "Akıl ve mantığa aykırı safsatalar ise sahibini umumi efkârda, sadece idrakten mahkum ve gülünç bir duruma düşürür."
- Türkiye'de Manevi Buhran
53. ""Göklerin hiddet kapıları memleketimiz üzerine açıldı. Türkistan'dan kartal gibi sür’atli atlara binmiş ordular zuhûr etti.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
54. "Türklerin fazilet ve üstünlüklerine dair en sağlam delilin de Hazreti Peygamberin: “Türkler size dokunmadıkça siz de Türklere dokunmayınız.” Hadîsi olduğunu belirtmek sûretiyle ilk hislerin tercümanı olur."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
55. "25 Mayıs 1135’de Halîfe ve Sultan'ın orduları karşı karşıya gelince Halîfe’nin ordusunu teşkil eden Türk askerleri, millî duyguları dolayısiyle ve bir kaynağın belirttiğine göre, "𝐂𝐢𝐧𝐬𝐢𝐧 𝐜𝐢𝐧𝐬𝐞, 𝐓𝐮̈𝐫𝐤'𝐮̈𝐧 𝐓𝐮̈𝐫𝐤'𝐞 𝐭𝐞𝐦𝐚𝐲𝐮̈𝐥𝐮̈" münâsebetiyle Sultanın tarafına geçti."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
56. "Yâ İlâhî sen bilürsin hâlimi.
Yavuz işdin kısha tutgıl elimi,
‘Amelüm yoh günahüm köp korharam
Son nefeste ayırma imânımı."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
57. "Osmanlı İmparatorluğunu ayakta tutan şey ''Din'' dir ... Padişah Müslümanların halifesidir...!
(Busbeq Alman Sefir)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
58. "Türk milletinin, tarihi hasletleri ve akl-ı selimi sayesinde kendisinden kopmuş bu türlü (din düşmanı) münevverlere ve onların köksüz fikirlerine itibar etmediğini şükranla kaydetmeliyiz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
59. ""Tanrı bu dünyayı bizim tasarrufumuza ve emânetimize tevdi eyledi; emir ve hükümdarların hepsi bizim nâib ve memurlarımızdur. Biz Cihan pâdişâhlığını Cihan pâdişâhı babamız (Melik-şâh)dan ve verdiği sancak ile Halîfenin dedesinden miras aldık.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
60. "Zekâsı ve enerjisi sâyesinde Bizans İmparatorluğu'nu ve Haçlıları mağlûb ederek Türkler için Anadolu'yu emniyetli bir vatan haline getirdi. İlk defa, onun zamanında, Garp kaynaklarında Anadolu'nun, "𝙏𝙪𝙧𝙠𝙞𝙖" adıyla kaydedilmesi de çok mânâlıdır."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
61. "Milletlerin teşekkülü ve vatan şuurunun yükselmesi de tarihe bağlıdır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
62. "Meselâ orduda ve yatılı mekteplerde ilerilik vehim ve telkini ile memleket çocuklarının oruç tutmalarına ve namaz kılmalarına müşkülât çıkarılmış; ciddi bir sebep olmaksızın ve sadece Avrupalı gözükmek hevesiyle, hafta tatili pazar gününe nakledilmek suretiyle memur ve müstahdemlerin cuma ibadeti de imkansız bir hale sokulmustur. Vatandaşın hac fârizasi de bu yasaklar meyanında men edilmiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
63. "Eski bir Selçuk tarihinin güzelce belirttiğine göre:'' Türkler her ülkeye girdiler;her beldeyi aldılar ve hiçbir engel ile karşılaşmadan her tarafa yayıldılar. Öyle ki almadıkları memleket, içmedikleri su, ateşlemedikleri ocak kalmadı. Hükümdarlar, onların gelişinden ürküp kaçtılar; vardıkları şehirleri doldurdular; hakimlerini kovup kendi valilerini tayin ettiler''."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
64. "Alp Arslan cuma günü askerlerini topladı; atından inerek secdeye vardı: "Ya Rabbî! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ey Tanrım! Niyetim hâlistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!" sözleri ile derin imanının gereğini yaparak başını yerden kaldırdı. Sonra da beylerine ve askerlerine bu inanç ve kahramanlığın yüceliğini gösteren şu hitabede bulundu: "Burada Allah'dan başka bir sultan yoktur; emir ve kader tamâmıyle onun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte savaşmakta, veya savaşmamak için uzaklaşmakta serbestsiniz" dedi. Bu imanlı ve heyecanlı sözlerden sonra bütün askerler "Asla emrinden ayrılmayacağız" cevabını verince hep birlikte ağlaştılar ve muharebenin akıbetinden endişeli oldukları için de, son ayrılış olması ihtimali ile vedâlaştılar. Sultan beyazlar giydi, atının kulanlarını sıktı ve eski bir şâmânî âdetine göre de atının kuyruğunu bağladı. Elindeki ok ve yayını bırakıp kılıç ve topuzunu aldı. Bütün askerleri de aynı şeyi yapıp kader gününe hazırlandılar. Atına binen bu büyük kahraman sultan şu son vasiyet-hitâbede bulundu: "Ey askerlerim! Eğer şehid olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman rûhum göklere çıkacaktır. Melik-şâh'ı yerime tahta çıkarınız ve ona bağlı kalınız. Zaferi kazanırsak önümüzde çok hayırlı günler olacaktır.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
65. "...'' Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım...Yoksul milleti zengin ettim, aç halkı doyurdum, az halkı çoğalttım''"
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
66. ""
Tat'sız Türk, başsız börk olmaz.
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
67. ""
Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidir.
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
68. "Böylece, din düşmanlığını kendi doktirininin esaslarından biri sayan kominist Rusya müstesna, dünyada yeni nesillerini 30-40 yıl kadar dinî tahsil ve terbiyeden mahrum bırakmış ve hatta taassup ve irtica bahanesiyle din aleyhtarı bir telkine tabi tutmuş Türkiye'den başka tek bir memleketin mevcud bulunmaması durumun fecaatini meydana koymaya kâfidir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
69. "Osmanlı İmparatorluğu, şeriata ve kendi kanunlarına dayanan bir milletler camiası olup kuvvetini Türk-İslâm mefkûresinden alıyor; adalet, insanlık ve barış onun "Nizam-ı âlem" davasının esasını teşkil ediyordu."
- Türkiye'de Manevi Buhran
70. ""
Türkler öldürülebilir; fakat korkutulamazlar."
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
71. ""
Ah merhamet, sen hıyânetten de daha zâlimsin!""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
72. "Nitekim ferdî bakımdan görünen istisnalara rağmen tarih ve etnografya dinsiz hiç bir cemiyete rastlayamamıştır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
73. "Tarihte TÜRK milleti kadar içtimaî yardım, hayır ve fedakârlık duygu ve faaliyetleri ile mümtaz bir millete rastlamak pek zordur."
- Türkiye'de Manevi Buhran
74. "Dinler medeniyet yarattığı halde kadim medeniyetlerin meydana getirdiği bir din görülmemiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
75. ""
Dinle neyden çün hikâyat etmede,
Ayrılıklardan şikâyet etmede.
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
76. ""
. ""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
77. ""Benim Türk adını verdiğim ve Şarkta iskân ettiğim bir ordum vardır. Bir kavme gazaplandığım zaman onları o kavim üzerine saldırtırım."
(Kaşgarlı Mahmud)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
78. "Atalarımız, milli mefkûre ile İslâm'ı kaynaştırdıkça tarihte görülmemiş bir kudret ve hayatiyet kazanmışlardı."
- Türkiye'de Manevi Buhran
79. "“Türklere yenilen Rumlar bir daha onlara karşı duramadılar. İmparator Mihael'i korku aldı. Korkak ve kadınlaşmış müşavirlerinin sözlerine bakarak sarayından ayrılıp Türklere karşı çıkmadı.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
80. ""
Biz temiz müslümanlarız; bid'at nedir bilmeyiz. Bu sebepledir ki Allah Hâlis Türkleri aziz kıldı.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
81. "" Ey Türk milleti, titre ve kendine dön! ""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
82. ""Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidir."
~gazzi"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
83. "Zaten bizanslılar da din hürriyeti dolayısıyla, İstanbul'u Papa'ya değil, Türk Padişahı'na teslimi tercih ediyorlardı."
- Türkiye'de Manevi Buhran
84. "Doğruluk emanet, yalan da hıyanettir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
85. "Mukaddes kitaplara bağlı rivayetler de Yafes'in oğlu "
''ün vatanını yine Isık-göl bölgesinde göstermiştir. Nitekim bu rivayetlere göre peygamber Nuh dünyayı oğulları Ham, Sam ve Yafes arasında taksim ederken Türklerin ceddi olan bu sonuncuya Ceyhun (Amu) nehri ötesindeki memleketleri yäni Türkistan'ı vermişti. Akhunların, garbi Gök-türklerin, muahhar Oğuzların ve Karlukların Sır nehri ve Isık-göl havzalarında oturmaları bu rivâyetlerin tarihi menşeini göstermektedir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
86. ""Benim Türk adını verdiğim ve Şarkta iskan ettiğim bir ordum vardır. Bir kavme gazaplandığım zaman onları o kavmin üzerine saldırtırım." (
)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
87. "Milli ve islami idealleri kaynaştıran Türkler, XI. asırda islam dünyasına hakim olunca bu medeniyet yeni bir kudret ve hayatiyet ile canlandı."
- Türkiye'de Manevi Buhran
88. ""Türkler barışta melek, savaşta ifrit gibidir.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
89. ""Buda dini, insanlara yumuşaklık ve meskenet telkin ettiğinden Türklerin yaşayışlarına ve savaşçı ruhlarına aykırıdır.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
90. "Bâzı Avrupa memleketlerinde yabancı ve hattâ yerli talebeye, hazırlık mahiyetinde böyle bilgi ve dil tahsili yapıldığı da görülmüştür."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
91. "Milletlerin istikbali için tarih yazmak yapmak kadar mühimdir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
92. "İnsanlar Allah, millet, vatan, aile, insanlık, hayır, fazilet ve şeref duyguları ile yükselir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
93. "Manevi kalkınmanın esasını ahlâkın teşkil edeceği aşikârdır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
94. "✓
İran ve Arap edebiyatları Türk güzellerine dair şiirlerle doludur ve bu sebeple de farsçada "Türk" kelimesi güzel ve sevgili mânasını almıştır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
95. "EY TÜRK MİLLETİ TİTRE VE KENDİNE DÖN"
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
96. "İran milli destanına veya
'ye göre dünyayı üç oğluna taksim eden Feridun Türkistan ve bütün Şark ülkelerini (Çin dahil) Türklerin ceddi Tûr veya Türec'e, İran ve Arap ülkelerini İranlıların ceddi İrec'e, Rum ve Rus ülkelerini de
'e vermişti. İran kaynakları gibi, Çin, Yunan ve Arap kaynakları da Turani ve İrani kavimlerin an'anevi hududunu Ceyhun nehri teşkil ettiğini ve Türk-anayurdunun Türkistan olduğunu belirtirler. İranlılar Tür'a nisbetle bu ülkeye "
" adını verirler, ki bu isim farsça "
" kelimesinin cemi' şekli olan Tur(k)an dan, Tür veya Turec de Türkten başka bir şey değildir. Aynı İran kaynaklarına göre; Türklerin efsanevi padişahı Afrâsyâb bu
(k)'
torunu olup Türkistan'dan sonra İran, Hindistan, Rum ve Rus ülkelerini fethetmiştir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
97. "Orhon Kitâbeleri nasıl Çin esaretine düşmeyi milletin değil idareci ve aydın sınıfın milli mefkûre ve ruhtan uzaklaşması neticesi olduğunu, milli ıstırap ve şeref duyguları ile harekete geçen Türk hakan, halkı ve başbuğları sayesinde kurtulduklarını heyecanlı hitabelerle bildirmiş ise bugün de ahlâk ve mefkûresini kaybetmiş; maddenin esiri olmuş münevverler de aynı rolü oynamaktadır. Bu münasebetle Bilge Kağan'ın "
,
! " ihtârına göre milletimizin kendi irâde ve ideallerini temsil eden akıllı, imanlı, mefkûre ve cesaret sahibi hakiki evlâdlarını bütün müesseselerinde hakim kıldığı zaman Türk milletinin tarihî kudretini ve milli saadeti bulacağını söyleyebiliriz."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
98. "Orta-çağ kaynakları Türk askerlerinin kasırgalar gibi birden görünüp kuşlar gibi uzaklaştıklarını hayretle tasvir etmişlerdir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
99. ""Türkçenin gramer kaidesi o kadar kıyasi ve güzeldir ki bu dili lisaniyat bilginlerinden mürekkep bir hey'etin şuurla yaptığını sanmak mümkündür. "
~max müller"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
100. "Eğer, medeniyetimizin sadece âbideleri ve husûsiyle gök kubbeye meydan okuyan, insan ruhuna huzur ve ulvîlik bahşeden camileri hakkında derin ve şümûllü bir tefekküre dalarsak o kudretin kaynağını ve tarihî azametin sırlarını keşfeder oluruz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
101. ""
Ey Türk milleti, titre ve kendine dön.
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
102. ""
Eski Türklerde milli vicdanın teşekkülünden asla şüphe edilemez.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
103. "Bu perişan duruma rağmen hükümetler mütemadiyen lise, yüksek mektep ve Üniversite açmak gayretine düşmüş; memleket bu anlayışsız gayretle ilim ve irfana kavuşacak yerde gittiçe manevî anarşiye boğulmuştur."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
104. "İlim ve fikir yerine bazen basit nakilciliğin veya safsatanın galip geldiği, memleket ihtiyaçları yerine moda, taklit ve menfaatlerin hüküm sürdüğü Üniversiteleri böylece onbinlerce Türk çocuğunun zekâ ve imânına mezar olmaktadır."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
105. "Eski Devirlerde Kun, Gök-türk, Uygur ve başka devletlerin merkezleri Orkun havâlisinde bulunduğu için Moğolistan Türklerin ana-yurdu sayılıyordu. Bu ülke de Türklere ait bulunmakla beraber tarihî, lisânî ve destânî delillere dayanan araştırmalar Türk-anayurdunun Altay-Ural dağları arasında olacağını meydana koymuştur."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
106. "Şamani Türkler savaş gibi o esnada düşmanı öldürmeği de günah değil hattâ savap sayıyorlardı. Bu sebeple de Gök-Türk kağanları ve beyleri öldürdükleri düşman büyüklerinin çirkin heykellerini veya, kendi tabirleri ile,
larını mezarları kenarına dikiyor ve bunların âhirette kendilerine hizmet edeceklerine inanıyorlardı. Bu hadise de Türklerin savaşçı kabiliyetleri ve inanışları ile hayat şartları arasındaki münasebetlere güzel bir misâl teşkil eder.
Bununla beraber Orhun kitabelerine göre Türk kağanları kendi milletinin sel gibi akan kanlarını ve dağ gibi yığılan kemiklerini anlattıkları halde zaferleri esnasında öldürdükleri düşmanlarının miktarından bahsetmeye ve bununla iftihara tenezzül etmemişlerdir. Buna mukabil birçok eski ve çağdaş hüküm darlar düşmanlarına karşı yaptıkları zulümlerle öğünüyorlardı. Gerçekten kağanlar
için savaştıklarını ve muharebeyi sadece içeride isyanları bastırmak, dışarıda da tecavüzleri önlemek maksadı ile yaptıklarını belirtiyor ve bu münasebetle de onların günah (
) işlemelerini sebep olarak gösteriyorlardı."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
107. "Korku üzerine dayanan bir dünyanın akıbeti meşkuk olduğundan beşeriyet, tarihi boyunca kazandığı manevi değerlere yüksek mevkiini iade edemedikçe buhran ve tehlikelerden kurtulmak imkansızdır. Bu münasebetle Türklerin tarihlerinde, devirlerin şartlarına göre, bağlı bulundukları millî, İslami ve insanî duygulara dayanan cihan hâkimiyeti mefkure ve nizamlarının Birleşmiş Milletler idealine daha fazla yaklaşmış bulunduğunu belirtmeliyiz."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
108. ""
Eğer baban iyi bir kanun yapmış ise onu koru; fena ise daha iyisini yap !
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
109. ""Kaç defa söyledim. Biz bu ülkeleri silah kuvveti ile aldık. Temiz Müslümanlarız ve bid'at bilmeyiz. Bu sebepledir, ki Allah halis Türkleri azîz kıldı.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
110. "(Avrupa'yı tarif manasında) Abdulhak Hamid'in ifadesiyle "Para mâbûd ve banka mâbed" olmuştur."
- Türkiye'de Manevi Buhran
111. "Asırlar da geçse Komünist idareler zulüm yapmaktan ve yıkılmaktan kurtulamazlar."
- Türkiye'de Manevi Buhran
112. ""
Toprak milletin köküdür.
""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
113. "Gariptir ki hayır, fazilet ve fedakârlık duygularını bealeyici ve bu suretle de insanı şereflendirici mefkûrevî kıymetlere bağlılığı gerilik sayan geri, gayri ilmi ve materyalist bir zihniyet terakkinin kendisinde olduğunu iddia edecek kadar cesaret ve kuvvet kazanmıştır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
114. "Osmanlı Türklerine cihan hakimiyetini sağlayan milli mefkûre din ve devlet, mülk ve millet olmak üzere dört esas unsurdan terekküp ediyordu."
- Türkiye'de Manevi Buhran
115. "
ve
gibi büyük Türk mutasavvıf ve mütefekkirlerinin tarihî Türk cemiyetine ve İslâmiyet'te en büyük hizmetleri hiç şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu'nun manevi temellerini hazırlamak suretiyle tecelli eder. Filhakika başta bu büyük şairler olmak üzere sayısız Türk dervişleri, bu ölmez şiir ve fikirleriyle ilâhî aşkı ve insanlık ideallerini kalblerin heyecan kaynağı yaparken Türk fütuhat kapılarını da açıyor; cihangir bir millet ve devlet yaratıyorlardı. Bunlar yabancı din ve kavimlere geniş bir İslamiyet ve insanlık anlayışıyla hitap ederken, bu esaslar üzerinde kurulan Osmanlı hâkimiyetini sevdirmeye ve adaletini istemeye âmil olmuşlar ve bu sebeple de kitleleri İslâm hidayetine eriştirmişlerdir. Avrupa mezhep mücadeleriyle birbirini boğazladığı bir sırada, din ve vicdan hürriyetine kavuşmak emeliyle Protestanların Türk hâkimiyetini özlemeleri, Osmanlı İmparatorluğu'nun bu manevî temel üzerinde kurulmuş olması neticesidir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
116. "Hakiki aydın, kısaca meydana koyduğumuz ulvi gayelerin inkişafı için, bütün ciddi fikir ve mefkûre sahiplerinin yardımına, gençlerin kalbinde çarpan yüksek duygulara ve millî aşk ve heyecanla dolu olan Türk Milletinin sıcak alakasına güvenecek ve emin olduğu bu kaynaklardan kuvvet alacaktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
117. "Daha Selçuklulardan önce müslüman Türkler Anadolu ile münasebet kurmuşlar; gaza niyeti ile geldikleri bu memleketi bir iki asır önce âdeta müstakbel vatan olarak keşfetmişlerdi."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
118. "Filhakika eski Rus kroniklerinin beyanına ve bizzat Slav âlimlerinin de tetkiklerine göre siyasi teşkilat ve devlet kurma kabiliyetinden mahrum bulunan Slavlar bütün Eski ve Ortaçağlar boyunca Türk ve Cermen kavimlerinin idaresinde esir olarak yaşıyor ve bu sebeple de tarihte değil coğrafyada mühim bir mevki alıyorlardı. Nitekim Avrupa dillerinde köle mânasında kullanılan
kelimesi de aslında Esclavus (Slav) adından gelmiştir. Slavlaşan Türkler Balkanlarda Bulgar devletini kurmuş ve Hazarların idaresinde bulunan Kief prensleri de onlardan kaganus unvanını almıştı. Esasen Rus prensliği ve Rus adı da İskandinavyalıların eseridir. Rus prensleri Bizans'tan Ortodoks hıristiyanlığını, kültür ve yazılarını aldıktan ve nihayet Altun-ordu hanlığırın parçalanmasından sonra kuvvetlenmeğe, şarka ve cenuba doğru genişliyerek eski Türk ülkelerini istilāya başladılar. Bizans'ın sukutu üzerine onun värisi olduklarını ve İstanbul'dan sonra Moskova'nın üçüncü Roma mevkiine yükseldiğini iddia ediyor, Rus prensleri de artık bu suretle
(Kayser) yani imparator unvanını alarak yeni ve büyük bir dâvâ ile ortaya çıkıyorlardı."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
119. "Türkler size dokunmadıkca, sizde onlara dokunmayınız.
Hz. Muhammed (s.a.v.)"
- Selçuklular Zamanında Türkiye
120. "Milletlerin istikbali için tarih yazmak yapmak kadar mühimdir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
121. ""Türkiye'de kültür, medeniyet ve tarih meselelerini kavramayan insanların memlekete istikamet vermeğe kalkışmaları; ilim ve fikir sahiplerine itibar şöyle dursun, onları saf dışı yapmak için her türlü hücum ve tazyiki reva görmeleri millî bir felâketin başlıca sebebi olmaktadır. Eskilerin cehaletin ilme müdahalesini kıyamet alâmeti saymaları sebebi de budur. Nitekim 'yarım molla dinden, yarım hekim candan eder' ata sözü de bu hakikati ifâde eder.""
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
122. "Türklerin hücûm ve baskınlarıyla bu ordu da çok zayiata uğrayarak Antalya'ya vardı. Gemilere binen zenginleri Suriye’ye gittiler. Kalanları da Türklerin ve Rumların taarruzları karşısında perişan oldu.
Rumlar Haçlıları soydular; paralarını aldılar. Türkler Haçlıları bu perişan halde görünce merhamet ettiler; onlara para ve ekmek dağıttılar... Rumlardan satın aldıkları Haçlı paralarını düşkünlerine verdiler. Türklerin bu iyiliklerini gören üç binden fazla Frank müslüman oldu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
123. "Zira liselerden gelen talebe zayıf da olsa Üniversitenin bunları ilim ve ihtisas yapacak bir seviyeye getirmesi, gerekirse ihzarî sınıflar ihdas ederek kendi sistemini devam ettirmesi imkânsız değildir."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
124. "BUGÜN Türkiye'de Üniversite ve yüksek mekteplerin ilim, ihtisas, kültür ve mefkûre bakımından zayıf aydınlar yetiştirdiği, ideolojik sapıklığın yayılmasına diplomalı unsurlar eklediği ve bu sebeple de memleketi ağır yük ve meseleler karşısında bıraktığı bir gerçektir."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
125. "" Benim Türk adını verdiğim ve şarkta iskân ettiğim bir ordum vardır. Bir kavme gazaplandığım zaman onları o kavmin üzerine saldırtırım." (Kaşgarlı Mahmud)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
126. "Bugünkü kültür ve mefkûrenin demokrasinin inkişafı için de müsait olmadığını ve müşkilâtın, sanıldığının hilâfına, cahil kitlelerden değil münevverlerden geldiğini bir an önce kavramaz ve itiraf etmezsek dertlerimize çare bulamayız."
- Türkiye'de Manevi Buhran
127. "İnsanoğlu, en ibtidâî cemiyetlerden en yükseğine kadar, akıl ve muhakemesi ile, vicdan ve duygularının yüceliği ile, başka yaratıklardan mümtaz bir varlıktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
128. "Yavuz Sultan Selim Han Hakimül Haremyn-i şerifeyn değil Hadimül Haremeyn-i Şerifeyniz Demiştir ...Hutbede ki İmam Efendiye...!"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
129. "Dinle neyden çün hikâyet etmede,
Ayrılıklardan şikayet etmede.
(Mevlânâ Celâleddin)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
130. "Göklere yükselen Alp Arslan’ın başını gördün. Merv’e gel, onun toprak olmuş vücûduna bak: ne ay gibi parlak yüzü, ne altında at ve ne de elinde dizgin kalmıştır."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
131. "Bu durum kitle hâlinde kifayetsiz bir liseli ordunun Üniversitelere hücum etmesine ve tahsil seviyesinin düşmesine geniş bir tesir etmiştir. Lâkin yüksek tahsilin gayeye uygun bir seviyeye ulaşamamasında ve memlekete elverişli unsurlar yetiştirememesinde asıl mes'uliyetin devlete ve Üniversiteye ait olduğu da aşikârdır."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
132. "Osmanlı İmparatorluğu hiçbir zaman milliyetler tezadına, din ve mezhep mücadelelerine fırsat vermemiştir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
133. "... Budizm'in İslâm mezhep ve tasavvuf cereyanları üzerindeki tesiri ve ilk defa İslâm âleminde kurulan medrese(üniversite)'lerin Budist vihara(manastır)larını takliden kurulması Mâverâünnehir ile ilgilidir. O şekilde ki Buhara şehrinin adı bile Budist Viharalar'ından gelmektedir."
- Selçuklular ve İslamiyet
134. "Ah merhamet, sen hıyânetten de daha zalimsin!"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
135. "Ey Türk ve Oğuz beyleri, milleti dinleyiniz! Üstte gök basmadığı ve altta yer delinmediği halde senin ilini ve türe'ni (devlet ve nizâmını) kim bozdu? İtaatin sayesinde seni yükselten hakîm kağanına ve müstakil devletine fenalık eden sensin."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
136. "Bizim eski medreselerimizi andıran Oxford ve Cambridge kollejlerini görenler mimarlıkta inkılâpçılığın şahsiyetsizlikle değil medrese üslubunun modernleşmesinde olduğunu takdir ederler. En kudretli medeni hususiyetimizi tarihi mimarimiz teşkil ettiği halde ne çare ki bu sahada benliğimize doğru bir hamle yapılamamış ve bilhassa muazzam üniversite binalarımız da hiçbir mâna kazanamamıştır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
137. "Başta
ve
olmak üzere Türk cemiyetinin tekâmülünde bu mutasavvıfların hissesi ne kadar büyük ise onların yetişmesinde de bu cemiyetin tesiri aynı derecede mevcuttur. Mevlâna'nın babası ile diyar diyar dolaşıp Türkiye'ye gelmesi ve Selçuklu Sultan Alaeddin Keykubad'ın onları daveti bir tesadüf olsa bile onun yükselmesinde bu muhitin tesiri çok büyüktür. Bu çaptaki tasavvufi fikirlerin kitleleri başka bir İslâm diyarında sürüklememiş olması ve Türk edebiyatını sarmış bulunması da bu sebeptendir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
138. ""Türk milleti büyük bir tarih yapmış ve yaşamış olmakla beraber hâlâ gençliğini muhafaza etmekte ve son sözünü söylememiş bulunmaktadır.""
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
139. "Bir Türk kaynağına göre bir Rum papazı, vâaz esnasında, "Dünya hakimiyetinin Türklere fakat cennetin kendilerine ait olduğunu söylüyormuş; fakat cemaat arasında ona itiraz ediyorlar; bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler bize cennette yer bırakır mı?" diyerek psikolojik durumu güzelce aksettirir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
140. "Tarihini bilmeyen ve şuûrunu taşımayan milletler hâfıza ve idrâklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzer."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
141. ""Türk'ün hayatı daha ziyade at üstünde geçer; Türk, atını kendisi terbiye eder... Savaş sanatı Türk'e bilgi, tecrübe, siyaset vesair yüksek vasıflar kazandırmıştır. Türk daima sözünde durur ve hile bilmez. Türk hakanı hileyi sadece savaşta tatbik mecburiyetinde kaldığını da esefle belirtir ve münafıkı en kötü insan olarak vasıflandırır. Türklerin nehirleri geçmekteki ve kaleleri aşmaktaki maharetleri de müstesnadır. Bu sebeple Arap ordularını Türkler kadar titreten başka bir millet yoktur. Türkler daima soyları ile ıftihar ederler; vatanlarına, dillerine çok bağlıdırlar.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
142. ""Ben hâli ve vakti yerinde bir millet üzerinde hükümdar olmadım. Aç ve çıplak halkın hanı oldum. Türk milleti için gündüz oturmadım; gece uyumadım, ölesiye çalıştım.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
143. "Bununla beraber biz yine Bilge Han'ın "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!" hitabını tekrarlamalıyız. Çünkü tarihimizde görülmemiş bir cihad ile karşılaşmış bulunuyoruz ve "Düşman karınca olsa da hor görmeyiniz" atasözünün hikmetini bugün için daha iyi anlıyoruz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
144. "Kötü bir siyaset adamı olan Sultan Mesûd Dandanakan bozgunu üzerine Gazne’ye dönünce, bütün mesuliyeti kumandanlara yükleyerek onları idam etti."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
145. "Türklerin İslamiyete Kolaylıkla girmesinin nedenlerinden biride ,Tek Tanrı inancı Olmasıdır...!"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
146. "Türk kahramanları atları ile gömülürken bunların dünyada olduğu gibi ahirette de kendilerine binek olarak hizmet edeceklerine inanıyorlardı. Moğol hanları ise, aynı hizmet inancı ile,
ediyorlardı, ki bu iki kavim arasında mevcûd insanlık ve medeniyet seviyeleri farkını göstermesi bakımından kayda değer. Bir hâkanın Türklerin yalnız savaşta hileye cevaz verdiğine dair üzüntüsü de bu vesile ile hatırlatmak yerinde olur."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
147. "Milliyetçi fikir cereyanlarının gelişmesini ve milli devletlerin teşekkülünü Fransız ihtilâline bağlamak doğru ise de milli duyguların doğuşunu ve hatta milletlerin teşekkülünü de onunla ilgili bulmak o derece dar ve kifayetsiz bir görüşü temsil eder. Gerçekten milli duygular da din duyguları gibi eski devirlere kadar çıkar. Müşterek dil, din ve kültürlerin, ortak sevinç, bayram, tehlike ve matemlerin başlamasından itibaren milli duyguların tabii olarak mevcûd olduğu sabittir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
148. "Macaristan zaferinden dönen Kanuni Sultan Süleyman, Avrupalı elçilere,
derken savaşların mes'uliyetinin onlara ait bulunduğunu ve yapılan fetihlerin de bu zaruretle olduğunu meydana koyuyordu."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
149. ""Ey oğullarım! Çok savaştım, çok yaşlandım. Gök Tanrıya olan borcumu ödedim.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
150. ""Türkler İslamiyetle o derece kaynaşmıştır ki, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde artık Türk ve müslüman adı dünyada aynı mânâya gelmiştir.""
- Selçuklular Zamanında Türkiye
151. "Olmasun ki oturak olasız, beylik türkmenlik ve yürüklük edenlere kalır. (Osman Gazi)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
152. "Yüksek aşk ve fikirleriyle imana kuvvet ve canlılık, kalblere heyecan ve insanlık, beşerî münasebetlere terbiye, nezaket ve zerafet getiren
'nin Türk cemiyetinin ilerlemesinde hissesi çok büyük olmuştur. Gerçekten Mevlevî tekkeleri Osmanlı İmparatorluğu'nun her ülke ve bölgesinde asırlarca, Türk edebiyatı, sanatı, kültürü ve terbiyesinin feyz saçan ocakları, İslâmiyet'in kaleleri ve ileri karakolları vazifesini görmüştür. Mevlâna olmasa idi yüksek Türk cemiyet ve muhitlerini süsleyen millî müziğin çok yavan kalacağını hatırlatmakla sadece bir tesire işaret etmiş oluruz. Avrupa müziğinde kilisenin ve dinî müziğin rolü ne derece büyükse Türk müziğinde de Mevlâna ve umumiyetle tekkelerin tesiri buna benzemektedir. Asker bir millet olarak ordunun şetaret ve cesaretini arttıran ve saraylarda tekâmül eden laik müzik ile dinî müziğin bu kaynakları Türk müziğinin heybetini sağlamıştır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
153. "biz yine Bilge Han'ın "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!" hitabını tekrarlamalıyız."
- Türkiye'de Manevi Buhran
154. "Meşhur Arap feylesofu el-Kindi 9. asırda İslâm hakimiyetinin takriben altı asır süreceğini söylüyordu ki bu keşif veya kehânet XIII. asırda Moğolların İslâm medeniyetini tahrip, Bağdad'ın istilâsıyle Abbasî halifeliğinin inkırazı zamanına uygun gelmiştir. Buna mukabil Abbasi halifesi Mehdî (775-785)in müneccimi Theophile meseleyi bu devlete ve Moğol istilâsına değil İslâm medeniyeti ve hakimiyetinin parlak devirlerine göre hesap edip hüküm veriyordu. O parlak çağın 960 yıl süreceğini ve ondan sonra inhitatın başlayacağını hesap ediyordu. Bu da, 16. asır sonlarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun duraklama devrine tekabül eder."
- Türkiye'de Manevi Buhran
155. "Esasen Türk cihân hâkimiyeti adalete, insanlık duygularına ve milletlerin arzularına dayanmasa idi Türk kudretinin tarih boyunca yaşaması da mümkün olamazdı. Burada mukayese için sadece Türklerin Hindistan'da dokuz asır hüküm sürdüğünü, İngilizlerin ise, bütün kıtada, ancak bir asır kalabildiğini hatırlatmak yerinde olur. Türk hâkimiyeti yüz milyonluk bir Pakistan'ı ve İngiliz hâkimiyeti de, sayısız diller arasın da, müşterek bir anlaşma vasıtası olarak, İngilizceyi bırakmıştır. Zira Türk hakimiyeti Avrupalılarınkinden farklı olarak yerli halklara ikinci sınıf veya esir muamelesi yapmıyor; istismar gayesi de gütmüyordu."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
156. "Selçukluların Göktürkler ve Karahanlılar gibi arkaya sarkan uzun saçları olduğuna dair bu kaydı başka eski kaynaklar da teyit ediyor."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
157. "Dünyada, ileri veya geri, hiç vir millet, devleti ve vatanının tarihine karşı, bu kadar yabancı veya kayıdsız kalmamıştır."
- Selçuklular Zamanında Türkiye
158. "Noel ağacının hangi muhitlerde itibar kazandığını, biraz mübalâğa da olsa imamı "Müslüman papazı" diye tarif eden Türk çocuğunun hangi kültürün mahsûlü olduğunu görmemezlikten gelemeyiz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
159. "Milli ve dinî kıymetleri feda etmek suretiyle başlayan bir Avrupalılaşma hareketi milletimize hem kültür ve şahsiyetini kaybettirmekte, hem de bizi hakîkî *terakki yolunda uzaklaştırmaktadır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
160. "Türklerin tarihi istilaları komşu kavimler üzerinde öyle müthiş bir tesir yapmıştır ki eskilerin "İskender Seddi" dedikleri bu demir kapıların ötesinde efsanevi bir Ye'cüc ve Me'cüc kavmi tasavvur etmişler ve bazan da Türkleri bu kavim sanmışlardır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
161. ""Şimdi ölürsek dünya durdukça kahramanlık şanımız yaşayacak. Oğullarımız ve torunlarımız başka milletlerin başbuğları olacak.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
162. "Bugün milletimizin bir aydın suikasdına uğraması milli kültür, mefkûre ve mukaddesatımızın nasıl harcandığını bütün dahili ve harici düşmanlarımızın uyandığını ve devletimizin ne derece bir tehlikeye maruz kaldığını meydana koymuş; bununla beraber uyanmamıza ve hatalardan dönmemize hizmet etmiştir. Şimdi Türkiye hak ve bâtıl bütün kuvvetlerin bir meydan muharebesi sahnesi haline gelmiş; zaferin "Allah'ın ordusu" tarafından kazanılacağı, hayır'ın şerre ve imanın safsataya hâkim olacağı alâmetleri belirmiştir. Bununla beraber biz yine Bilge Han'ın "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!" hitabını tekrarlamalıyız. Çünkü tarihimizde görülmemiş bir cihad ile karşılaşmış bulunuyoruz ve "Düşman karınca olsa da hor görmeyiniz" atasözünün hikmetini bugün için daha iyi anlıyoruz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
163. "İlk Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey, "Allah'ın evi yanında kendime köşk yapmaktan hicap duyarım.""
- Türkiye'de Manevi Buhran
164. ""Yeryüzü Türkleri taşımağa kâfi gelmiyordu.”"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
165. "Noel ağacının hangi muhitlerde itibar kazandığını, biraz mübalâğa da olsa imamı "Müslüman papazı" diye tarif eden Türk çocuğunun hangi kültürün mahsûlü olduğunu görmemezlikten gelemeyiz."
- Türkiye'de Manevi Buhran
166. "Kuvvetli Çin kültür tesirine karşı milli kültürü korumak, milli duyguların gelişmesini göstermek bakımından başka milletlerin tarihinde örneğine rastlanmayan Orhon Kitabelerin’de belirtildiğini gördüğümüz milli tepki kültüre bağlılığın örneğidir."
- Selçuklular ve İslamiyet
167. "Türkler, başka milletlerden farklı olarak, daha peygambere sahip olmadan, kendi anlayışları ile tek bir Tanrı inancına yükselmişler: millî ve insanî duygularla birlikte tarih sahnesine çıkmışlardır. Dünya tarihinde bu müstesna vasıflarla tanınan, maddî-manevî kuvvetlerin imtizacı ile de asırlarca cihan hakimiyeti mefkûresine bağlanan Türkler İslâmiyeti kabul edince bu yeni dinde kendi ruh ve mefkürelerini bularak daha yüksek bir mevkie sahip oldular. Bu sebepledir, ki son bin yıl zarfında İslâmiyet ve Türklük, zat ve sıfat olarak, öyle kaynaşmıştır, ki artık İslâmiyet Türklerin milli dini mahiyetini kazanmış ve bu iki unsurun birbirinden ayrılması mümkün olmamıştır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
168. ""Türk dilini öğreniniz! Çünkü onlann hakimiyeti
uzun sürecektir.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
169. "Türkler eski çağlardan yakın zamanlara değin, 2500 yıllık tarihleri boyunca, maddi manevi unsurlar arasında daha fazla muvazene kurabilmiş ve bu sayede azametli devirler yaratmış bir millettir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
170. "" Üstte mavi gök, altta yağız yer ve ikisi arasında kişioğlu yaratılmış; kişioğulları üzerinde de ecdadım Bumın Kağan ve İstemi Kağan hüküm sürmüşlerdir. ""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
171. "Konuk gelince kut (uğur) gelir.
Kaşgarlı Mahmut"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
172. "Kılıç Arslan, Dânişmend ve diğer Türk beyleri Haçlılara karşı Anadolu’da o kadar çetin savaşlar yaptılar ki bir milyonu aşan bu istilâ ordusu Antakya’ya ancak 300.000 kişi ile varabildi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
173. "Tuğrul beg devletini kurarken Sâmânî ve Gazneli yüksek memurlardan faydalanmayı ihmal etmedi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
174. "«Türk milleti müslümandır ve müslüman kalacaktır»"
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
175. "Bir rivayete göre İmâm-ı A'zam Hacda dua ederken hatiften gelen bir ses onu «Kılıç Türklerin elinde bulundukça senin mezhebine zevâl yoktur» müjdesi ile tebşir etmişti. Zaten tarih de Türklere «İslâm'ın kılıcı» (Seyf ul-İslâm) unvanını vermiştir."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
176. "Tarihe Hak, adalet ve insanlık cihâdiyle geçen bu masum millet elbette kendisini de şer kuvvetlerden kurtaracaktır."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
177. "Kaç defa söyledim.Biz bu ülkeleri silah kuvveti ile aldık . Temiz müslümanlarız ve bi'at bilmeyiz . Bu sebeledir, ki Allah hâlis Türkleri aziz kıldı"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
178. "Maarif ve üniversitenin kifayetsizliği ve bozuk neşriyatın sel halini almasiyle gittikçe derinleşen manevî buhranın tedavisinde yüksek hislerin ilim ve şuûra dayanması şarttır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
179. ""Türk dilini öğreniniz! Çünkü onların hâkimiyeti uzun sürecektir." (Kâşgari, hadîs)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
180. "Zira Konya'dan başka İstanbul ve Bursa cami ve türbelerinde kıyafet ve hareketleriyle saygısızlık gösteren yerli turistlere rastlanmaktadır. Açık saçık kıyafetle pantolonlu kadınların bu mukaddes yerlere girerek ve bir eğlence yerindeymiş gibi konuşma ve gülmelerinin ziyaret âdâbına aykırı olduğu, buna müsaade edilmemesi lazım-geldiği hatırlatılınca, küçük memurlar bu gibi müdahaleler dolayısıyla merkezden ihtar aldıkları cevabını vermişlerdir. Bu ihtarların ilgili umum müdürler tarafından yapılacağını sanmıyorum. Zira dünyanın her tarafında bu ziyaretlerde kendine göre bir âdâb ve saygı vardır. Mesela Avrupa'da bir kadın kiliseye sokak kıyafetiyle ve örtüsüz giremez. Bundan dolayı aşağılık duygusuna düşmüş olanların bu hususlara dikkatle "Devrimcilik!"lerine bir eksiklik gelmeyeceği muhakkaktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
181. "Mezhep ayrılığı ve taassubu ile İran'a hâkim Şii Safeviler de Osmanlılara daima çelme takarak onların nihai zaferlerine engel oluyorlardı. Böylece Osmanlı imparatorluğu yalnız kalmış ve XVII. asırda husûle gelen kuvvet muvazenesi, müteakip asırlarda artık Türklerin aleyhine bozulmuştur."
- Türkiye'de Manevi Buhran
182. "Osmanlı sultanları arasında II. Mahmud ve II. Abdülhamid mutlakiyetin temsilcisi olmuşlardır. Fakat şartların ağırlığı ve çöküntü göz önüne getirilince görülür ki onlar mutlak idareleri sayesinde millet ve devletin bekasını sağlamaya imkân bulmuşlardı. Sultan Abdülhamid'in otuz üç yıl muhafaza ettiği imparatorluğun İttihatçılar idaresin de dokuz senede yok olması karşısında tarih âdil, fakat acı hükmünü vermiş; safsatalar iflâs etmiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
183. "Gerçekten bu memleketin her köşesi milli kahramanların, evliyanın ve şehidlerin mezarları ve türbeleriyle kudsîleşmiş; bunlar menkıbeleri ve hatıraları ile düne kadar asırlar boyunca millî vicdanda yaşatılmış fakat bu gün maalesef milli ruh ve şuûrun çökertilmesi ile bunların yerini, sahte veya doğru diriltilmiş Yunan ve Hıristiyan ziyaretgâhları almaya başlamakta; kudsîyeti giderilen vatan da topraklaşmaktadır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
184. "Bununla beraber Osmanlı, cihad ve "Nizâm-ı âlem" dâvasını anlayamayan ve taassuptan kurtulamayanlara, hâlâ bu cihan-şümûl devleti ve nizamını barbarlık sayanlara rastlanmaktadır. Fakat asıl garibi bu iftiraların Türk aydın ve siyasileri arasında revaç bulmasıdır. Gerçekten kültür ve mefkûre kaynaklarının kurutulması neticesinde milli ruh ve şuûrdan mahrum cüceler, yücelere saldırmaya yeltenmiş, en muhteşem tarihe ve ecdada karşı nankörlük ve terbiyesizlikler mubah sayılmıştır. Çok çeşitli isnat ve propagandaların başlıcasını tarih ve medeniyetimizin inkârı, Osmanlı devrinin kan, ateş ve tahripten ibaret olduğu ve ulu hakanların kendi keyifleri ve cihangirlik ihtirasları uğrunda Türk milletini, asırlarca diyar-diyar koşturup harcaması iddiaları teşkil eder."
- Türkiye'de Manevi Buhran
185. "Osmanlı İmparatorluğu, şeriata ve kendi kanunlarına dayanan bir milletler camiası olup kuvvetini Türk-İslâm mefkûresinden alıyor; adalet, insanlık ve barış onun "Nizam-ı âlem" dâvasının esasını teşkil ediyordu. Osmanlı İmparatorluğu, bugün beşeriyete sulh getirmek isteyen, fakat materyalist dünyada bir türlü müessir olamayan Birleşmiş Milletler ideal ve teşkilatından daha üstün ve gerçek bir siyasi ve içtimai nizamı temsil ediyordu. İçtimai adaletten uzak kalmış Hilafet ve Selçuklu imparatorlukları da onunla kıyaslanamaz ve tarihte misline rastlanamaz. İmparatorluğun bu yüksek vasıfları artık ilim âlemince kabul edilmiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
186. "Tarihi teşekkülünden beri bir milleti var eden hayati kuvvet ve kıymetler, milli bünyenin sağlamlık derecesine göre, şuurlu ve insiyâki olarak müdafaaya geçer."
- Türkiye'de Manevi Buhran
187. "Mesuliyeti halkın cehalet ve taassubuna değil, münevverlerin kifayetsizliğine affettiğimiz taktirde medeniyet tarihi ve Avrupa medeniyetinin inkişafını kavrayacağız."
- Türkiye'de Manevi Buhran
188. "İçtimai ve ahlaki nizam zayıflamış, feragat, fedakarlık ve fazilet duyguları eski kudretini kaybetmiş, menfaat, maddi hırslar ve zabıta vakaları artarak manevi huzur bozulmuştur."
- Türkiye'de Manevi Buhran
189. "Milletlerin istikbalinde daima birinci derecede âmil, münevverlerdir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
190. "Tuğrul beg devletini kurarken Sâmânî ve Gazneli yüksek memurlardan faydalanmayı ihmal etmedi."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
191. "Bu kudsî vazîfe ve icrâatları dolayısıyladır ki, Osmanlı padişahlarının bir kısmı evliya sayılmış veya halk efkârında II. Sultan Abdulhamid misâlinde olduğu gibi bazı pâdişahlar "Yedi Evliya" kudretinde düşünülmüştür ki, bu inanç ahlâk, fazilet ve hizmetleri bakımından büyük devlet adamlarının bu dinî mertebede görülmeleri tabiîdir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
192. "Manevî hayatımızda gözüken zaafiyet ve sarsıntılara rağmen Türk Milleti terakki yolunu bulacak ve hatta, ilmî bir program ve şuûrla hareket ettiğimiz takdirde, yeni bir medeniyet kurma imkânlarına bile sahip olabilecektir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
193. "Avrupalı olmak hevesi ile girişilen, hep "ilericilik" hesabına yapıldığı iddia olunan bu "devrimcilik" hareketlerinin tarih, dil, edebiyat ve bütün san'at ve kültür unsurlarını tahrip etmesi, ilmî ve milli gayelere göre kurulmayan tahsil ve terbiye müesseselerinin de bu havaya uygun bulunması artık Türkiye'de fikir ve san'at kısırlığı ve anarşisi yaratması, hattâ maddi buhranların patlak vermesi mukadder idi..."
- Türkiye'de Manevi Buhran
194. "‘Buda dini, insanlara yumuşaklık ve meskenet telkin ettiğinden, Türklerin yaşayışlarına ve savaşçı ruhlarına aykırıdır.’ Tonyukuk"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
195. ""Göktürk" adının başına konan 'gök' veya 'mavi' değil, 'semavi' manasını vermekte isabet vardır. Bu da hükümdarlar gibi milletin de ilahi himayeye ve semavi sıfata sahip olduğunu ifade eder."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
196. "Sultan Mesud’un Konya önünde Bizans ordusunu mağlub ve İslâm dünyasına korku salan Haçlı ordularını imhâ etmesi Sultanın ve Selçuklu devletinin kudretini çok yükseltti. Artık Anadolu Türklerinin buhran devri geçmiş; siyasî birlik ve medenî ilerleme devri açılmıştır."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
197. "Cihân hakimiyeti mefkûresi yanında Türk halkları ve askerleri arasında daima milli duyguların mevcudiyetine de rastlanmıştır. Esasen millet realitesini kabul eden İslâmiyet de dinî ve insani gayelere aykırı bulunmayan mutedil bir milliyetçiliği yasak etmiyor; milletler-arası üstünlük ve nefret duygularına, yâni kendi tâbiri ile bir nev'i ırkçılık demek olan kavmî asabiyete cevaz vermiyordu. Bu münasebetle milliyet, din ve insanlık duyguları arasında tam bir âhenk kurmanın mümkün olduğunu, Türklerin tarihte kendi cihân hâkimiyeti ve dünya nizâmı dâvâları ile bugün sâdece nazariyatta kalan Birleşmiş Milletler idealine fazlası ile yaklaşmış bulunduklarını belirtmekte bir tereddüd yoktur."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
198. ""
ıstılahı zamanla kayıtlı hâdiseleri ifâde eder.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
199. "Milli miras hazinelerimizi yeni nesillere açmadıkça ve geçmiş ile gelecek arasında yıkılan köprüleri yapmadıkça Türkiye yalnız medeniyetten uzaklaşmakla kalmaz; milli birlik ve bekâsını da tehlikeye sokar. Nitekim dünya da, mazi ile ilgisini kesen bir millet yoktur."
- Selçuklular Zamanında Türkiye
200. "Toprak, milletin köküdür.
Kun hükümdarı Mete Han."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
201. "Fatih Sultan Mehmed'in iki oğlu Sultan Bayezid ile Cem Sultan arasında saltanat mücadelesi devam ederken Cem Sultan, Bayezid'e Anadolu ve Rumeli olmak üzere devleti aralarında taksim ederek mücadeleye nihayet vermeyi teklif eder. Fakat veli tabiatlı padişah Bayezid: "Osmanlı Devleti öyle bir başı örtülü namuslu bir gelindir ki iki damadın talebine tahammül edemez" cevabıyla saltanatı namusun timsali olan geline benzetmiş taksim edilemeyeceğine dair namus ve kudsiyet duygularını belirtmiştir"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
202. ""Türk kavmi çıkınca yer yüzünü doldurdu;
daha önce çıkmış olanları tenkil ettiler.
Zira dünya onları taşımağa kâfî değildi. Bunlar onları(ilk çıkanları) garba doğru ittiler. Önlerinde köpeğe benzer bir hayvan (Bozkurt) yürüyor ona yetişemiyorlardı. Hareket etmek istediği zaman ''göç'' yâni ''kalkınız'' diye sesleniyordu. Türkler o duruncuya kadar ilerliyor ve orada çadır kuruyorlardı.
Uzun müddet onları sevkettikten sonra kayboldu ve bir daha bu hayvandan bahsedildiği duyulmadı.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
203. "Milletlerin istikbali için tarih yazmak yapmak kadar mühimdir. Zira
devrimizde tarih şuurunu taşıyan milletler milli kudret ve medeniyet
hamlelerinde bu hazineden faydalandıkça tarihin onlar için faydası vardır. Bu
sebeple tarih yazılıp bir kültür ve şuur kaynağı olmadıkça, toprak altında kalan kıymetli madenler gibi, hiç bir mana ifade etmez. Nitekim çağımızda her
ileri millet veya her medeni hamleye girişen memleket hummalı bir şekilde
tarih tedkiklerine girişmiş ve onu çok yüksek bir seviyeye eriştirmişlerdir.
Türk milleti tarihte ne kadar azametli bir mevkie sahip ise onun tedkikinide ve kültür hazinesi olarak kullanılmasında da o derece geri kaldığı bir hakikattir"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
204. "Korku üzerine dayanan bir dünyanın akıbeti meşkuk olduğundan beşeriyet, tarihi boyunca kazandığı manevi değerlere yüksek mevkiini iade edemedikçe buhran ve tehlikelerden kurtulmak imkansızdır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
205. ""Oğuz Kağan: Ey oğullarım çok savaştım, çok yaşlandım. Gök Tanr'ıya borcumu ödedim "
Oğuz destanı"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
206. "Türkler yerlerin ve göklerin hâliki tek bir Tanrı'ya inanıyor, ona tapıyor ve kurban kesiyorlar. ( Theophylaktos)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
207. ""Kun Hükümdarı Mete tüm varlığını düşmana vermeyi kabul etmiş, fakat küçücük bir toprak parçasını istediklerinde 'Toprak milletin köküdür; onu nasıl verebilirim?' diyerek onu her kıymetin üstünde tutmuştur.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
208. "Bir rivayete göre İmâm-ı A'zam Hacda dua ederken hatiften gelen bir ses onu "Kılıç Türklerin elinde bulundukça senin mezhebine zevâl yoktur" müjdesi ile tebşir etmişti."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
209. "Türkler, tarihte uzun asırlar boyunca “cihan hakimiyeti mefkûresine” inanmış ve bunun gerçekleşmesi için mücadele etmiş bir millet olmakla başka kavimler arasında çok mümtaz bir mevkiye sahiptirler."
- Makaleler 2
210. "Türkiye'de kalan Alman elçisi Busbecq, saltanat ihtirasları ve cihan pâdişâhı'nın devleti ve "Nizâm-ı Âlemi" korumak için oğlu Mustafa'yı feda etmesi karşısında İstanbul'da umumi efkârın şu kanaatte olduğunu söylüyordu: "Müslümanlar Osmanlı hanedanı sayesinde ayakta duruyorlar. Hanedan yıkılırsa din de mahvolur. Bu sebeple hanedanın, din ve devletin selâmeti ve bekası evlâddan daha mühimdir.""
- Türkiye'de Manevi Buhran
211. "Manevi kalkınmanın esasını ahlakın teşkil edeceği aşikârdır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
212. ""Türk kavmi çıkınca yer yüzünü doldurdu;
daha önce çıkmış olanları tenkil ettiler.
Zira dünya onları taşımağa kâfî değildi. Bunlar onları(ilk çıkanları) garba doğru ittiler. Önlerinde köpeğe benzer bir hayvan (Bozkurt) yürüyor ona yetişemiyorlardı. Hareket etmek istediği zaman ''göç'' yâni ''kalkınız'' diye sesleniyordu. Türkler o duruncuya kadar ilerliyor ve orada çadır kuruyorlardı.
Uzun müddet onları sevkettikten sonra kayboldu ve bir daha bu hayvandan bahsedildiği duyulmadı.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
213. "Korku üzerine dayanan bir dünyanın akıbeti meşkuk olduğundan beşeriyet, tarihi boyunca kazandığı manevi değerlere yüksek mevkiini iade edemedikçe buhran ve tehlikelerden kurtulmak imkansızdır."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
214. "Türkler, tarihte uzun asırlar boyunca “cihan hakimiyeti mefkûresine” inanmış ve bunun gerçekleşmesi için mücadele etmiş bir millet olmakla başka kavimler arasında çok mümtaz bir mevkiye sahiptirler."
- Makaleler 2
215. "Gerçekten İttihatçılar yalnız imparatorluğun on yıl bile muhafazası kabiliyetini göstermemekle kalmadılar, aynı zamanda vatan oluşundan beri dokuz asır zarfında düşman ayağının basmadığı Anadolu'nun hareminin bile kirletilmesine ve Türk milletinin mezara kadar gitmesine sebep oldular. Bununla beraber onlar son kurtuluş çaresi olarak millî ve islâmî mefkûreye sarılmakla Cihan ve İstiklâl savaşları destanlarının yaratılmasına ve bu sayede ölümden kurtulmamıza yardım ettiler."
- Türkiye'de Manevi Buhran
216. "Millî şuur ve insanlık haysiyetini kaybetmiş cüceler yüce atalarımıza ve şanlı tarihimize küstahlıkta bulundukça Türkiye’nin utanç verici buhranlara düşmesi mukadder idi ve devam ettikçe de kurtulması imkânsızdır. Unutmayalım ki, Türk milleti henüz tarihî hasletlerini kaybetmemiş; asırlarca kullanılan “aslını inkâr eden haramzadedir” atasözü de canlılığını muhafaza etmiştir. Türkiye elbette ilmi tarih tenkitleri ile yükselecek, fakat bir avuç haramzâdenin millî vicdanı incitmesine ve yeni nesilleri ifsad etmesine müsamaha olunmayacaktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
217. "Osmanlı İmparatorluğu, şeriata ve kendi kanunlarına dayanan bir milletler câmiası olup kuvvetini Türk İslâm mefkûresinden alıyor; adâlet, insanlık ve barış onun “Nizâm-ı âlem” dâvâsının esasını teşkil ediyordu. Osmanlı imparatorluğu, bugün beşeriyete sulh getirmek isteyen, fakat materyalist dünyada bir türlü müessir olamayan Birleşmiş Milletler ideal ve teşkilâtından daha üstün ve gerçek bir siyasî ve içtimaî nizâmı temsil ediyordu.
İçtimaî adâletten uzak kalmış hilâfet ve Selçuklu İmparatorlukları da onunla kıyaslanamaz ve tarihte misline rastlanamaz. İmparatorluğun bu yüksek vasıfları artık ilim âlemince kabul edilmiştir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
218. "Atalarımız millî mefkûre ile İslâmî kaynaştırdıkça tarihte görülmemiş bir kudret ve hayatiyet kazanmışlardı. Adalet ve insanlık duygularına dayanan bu mefkûre, cihân hâkimiyeti dâvâsı halinde yükselmiş, Osmanlı devrinde en mükemmel dereceye erişmişti. Üç kıt’ada ve eski medeniyet ülkelerinde kurulan imparatorlukta bu hâkimiyet “Nizâm-ı âlem’ adım alıyordu. Milletin ve devletin mevcudiyeti hikmetini teşkil ediyordu. Bu sebeple bu mefkûre ile birlikte devlet mukaddes idi. Uğrunda hayat, evlât ve her şeyin feda edilmesi gerekirdi. Tarihimizi dolduran kahramanlık destanları, milletimize mahsus olan kanun ve nizâm şuuru bu inancın tabiî bir neticesi idi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
219. "Şehzade Mustafa'yı "Nizâm-ı âlem" uğruna feda etmeye mecbur kalmıştı. Halk bir yandan bu kudretli şehzade için ağlıyor ve şairlerin yazdıkları mersiyeler dilden dile dolaşıyor; öte yandan da Busbecq'in şahadetine göre umumi efkâr şöyle düşünüyordu: "Müslümanlar Osmanlı hanedanı sayesinde ayakta duruyorlar. Hanedan yıkılırsa din de mahvolur. Bu sebeple hanedanın, din ve devletin selâmeti ve bekası evlâttan daha mühimdir." İmparatorluk için kullanılan Devlet-i ebed müddet" unvanı da bu inançtan geliyordu."
- Türkiye'de Manevi Buhran
220. "Konya'nın en eski medeniyet eserlerinden birini teşkil eden Altın-Aba medresesi (İplikçi camii), rivayete göre, rahmetli Remzi Oğuz beyin himmetiyle kurtulabilmiştir. Asırların tahribatına dayanan Edirne'nin pek çok medeniyet eseri bazı valilerin kazmalarına mukavemet edememiştir. Bayburt'ta Selçuklu devrinden kalma, Sadr-i Şeria türbesi, sadece kudsîyeti sebebiyle Dahiliye Vekili Şükrü Kaya'nın inkılâpçı hışmına uğramıştır. Öyle ki bir içki sarhoşluğu içinde Cumhuriyetin koca Bayburt kazasını haritadan silebileceğini ifadeyle ve bir gecede bu tahribi yaptırmakla, gazap ve kudretinin derecesini ispat etmiştir. Trabzon'un tarihî mezarlığını park haline getiren vali de muhakkak ki kendi ölçüsünde inkılâba hizmet etmiştir!"
- Türkiye'de Manevi Buhran
221. "Türk milleti yaşamak azmindedir ve kendisini ifsat etmek isteyen kuvvetlerden gafil değildir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
222. "Sadece ilim değil, acı tecrübeler de, bize kültür, ahlâk ve mefkure bakımından sağlam bir münevver kitleye he derece muhtaç olduğumuzu meydana koymuştur. Yine tarih, az fakat sağlam bir seçkin zümre ile bir milleti yükseltmek mümkün olduğu halde sayıca kalabalık, fakat kifayetsiz ve şaşkın bir münevver kitlenin de o derece inhitat ve sûkuta sebep teşkil eylediğini göstermektedir. Bu nazik mesele kavranmış olursa mektep ve üniversitelerin çoğalmasına değil kalitelerinin yükseltilmesine çalışmanın zarureti anlaşılır. Yarım asırdan beri bütün mesuliyet maarif ve üniversite üzerinde toplandığı halde Türkiye bu meseleyi bir türlü anlayamadı ve bu sebeple de gittikçe artan bir buhrana sürüklendi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
223. "Emr-i bülendsin ey Ezân-ı Muhammedî!
Kâfi değil sadana Cihân-ı Muhammedi;
Sultan Selim-i Evveli râmetmeyüp ecel, Fethetmeliydi âlemi şân-ı Muhammedi.
Yahya Kemal Beyatlı"
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
224. "Her şeye rağmen ecdattan bize intikal eden büyük manevi hazine tükenmiş değildir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
225. "‘’Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!’’"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
226. "Tarihini bilmeyen ve şuûrunu taşımayan milletler hâfıza ve idrāklerini kaybetmiş şaşkın kimselere benzer. Böyle bir durumda milletlerin yükselmeleri veya millet vasfını muhafaza etmeleri ve hatta dağılmamaları zordur."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
227. "Ey Türk milleti, titre ve kendine dön.
Bilge Kağan"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
228. "Halkın sinesinden gelen fakir memleket gençleri vatan dâvası uğrunda çırpınırken zengin ve refahlı ailelerin çocukları dini,ahlaki, milli ve insani bağlardan kopmuş olarak ya komünizmin kucağına düşmekte veya sevk-i tabiinin esintileriyle gayesizliğin ve başı-boşluğun esiri bulunmaktadır."
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
229. "“Ey Türk milleti, titre ve kendine dön!” (Bilge Kağan)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
230. "Milletlerin istikbali için tarih yazmak yapmak kadar mühimdir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
231. "Türkler size dokunmadıkça sizde onlara dokunmayınız."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
232. "Müslümanlar Osmanlı Hanedanı Sayesinde Ayakta Duruyorlar.Bu sebeple Hanedan yıkılırsa, Din ve Devlet Mahvolur
(Alman Elçisi Busbeq)"
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
233. "Osmanlılar O Kadar Medeni ve dinlere saygılı idi ki ll.Mahmud Ben Tebeamdan hıristiyanları kilisede, Yahudileri Sinagog da Müslümanları Camii de Görmek isterim diyordu ."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
234. ""Dünya Türkleri taşımağa kâfi gelmiyordu.""
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
235. "Hülegü daha önce gönderdiği mektupta "yeryüzünde tanrının ordusu" olduklarını yazarken bu hadis ve inancın aslında Türklere ait bulunduğunu ve Memlüklerin de Türk olduğunu düşünmemiştir."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
236. "Millî şuûr ve insanlık haysiyetini kaybetmiş cüceler yüce atalarımıza ve şanlı tarihimize küstahlıkta bulundukça Türkiye'nin utanç verici buhranlara düşmesi mukadder idi ve devam ettikçe de kurtulması imkânsızdır. Unutmayalım ki, Türk milleti henüz tarihî hasletlerini kaybetmemiş; asırlarca kullanılan "aslını inkâr eden haramzadedir" ata sözü de canlılığını muhafaza etmiştir. Türkiye elbette ilmî tarih tenkitleri ile yükselecek, fakat bir avuç haramzadenin milli vicdanı incitmesine ve yeni nesilleri ifsad etmesine müsamaha olunmayacaktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
237. "Osmanlıların yücelttiği cihan hâkimiyeti mefkûresi, imparatorluğun geniş hudutları içinde yaşayan bütün ırk, millet, din, mezhep ve kültürlere hak ve hürriyet bahşederek dünyaya bir "Nizâm-ı âlem" örneği getirmişti. Zira bu Türk nizâmı bütün eski imparatorluklardan farklı ve üstün olarak hiç bir millet, sınıf, zümre ve bizzat hanedana imtiyaz tanımıyor ve menfaat getirmiyordu. Nitekim Tanzimat'a kadar hanedanın ve pâdişâhların da hususî mülkü yoktu ve her şey devlete ait (mîrî) idi. Devlet bütün millet ve sınıflara adalet, içtimaî âhenk ve insanlık duyguları getiriyor; barış, nizâm ve huzurun vasıtası oluyordu. Bu hüviyeti ile Osmanlı cihan hâkimiyeti veya Nizâm-ı âlem dâvası yer yüzünde ilâhî nizâm ve adaletin gerçekleşmesinden başka bir şey değildi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
238. "Atalarımız milli mefkûre ile İslâm'ı kaynaştırdıkça tarihte görülmemiş bir kudret ve hayatiyet kazanmışlardı. Adalet ve insanlık duygularına dayanan bu mefkûre, cihan hakimiyeti davası halinde yükselmiş, Osmanlı devrinde en mükemmel dereceye erişmişti. Üç kıt'ada ve eski medeniyet ülkelerinde kurulan imparatorlukta bu hâkimiyet "Nizâm-ı âlem" adını alıyor; milletin ve devletin mevcudiyeti hikmetini teşkil ediyordu. Bu sebeple bu mefkûre ile birlikte devlet mukaddes idi. Uğrunda hayat, evlat ve herşeyin feda edilmesi gerekirdi. Tarihimizi dolduran kahramanlık destanları, milletimize mahsus olan kanun ve nizâm şuûru bu inancın tabii bir neticesi idi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
239. ""Bilge Kağan'ın hitabesinde Türklerin, tarih boyunca, inandıkları Cihan hakimiyeti mefkûrelerini belirten ifadeler de görülmektedir. Nitekim bu imân ve ideal Gök Türk, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinde fiilen yaşamış ve buna dair pek çok vesika bize kadar gelmiştir.""
- Türkiye'de Siyasi Buhranın Kaynakları
240. "Türkler size dokunmadıkça sizde onlara dokunmayınız."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi
241. ""Tanrı onlara Türk adını verdi; kendilerini yer yüzü hükümdarı ve devrin hâkânları yaptı; herkese üstün kıldı. Onları hakla teyid ve kendilerine sığınanları taziz eyledi.""
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
242. "Osmanlıların yücelttiği cihan hâkimiyeti mefkûresi, imparatorluğun geniş hudutları içinde yaşayan bütün ırk, millet, din, mezhep ve kültürlere hak ve hürriyet bahşederek dünyaya bir “Nizâm-ı âlem” örneği getirmişti. Zîrâ bu Türk nizâmı bütün eski imparatorluklardan farklı ve üstün olarak hiçbir millet, sınıf, zümre ve bizzat hanedana imtiyaz tanımıyor ve menfaat getirmiyordu. Nitekim Tanzimat’a kadar hânedanın ve pâdişâhların da hususi mülkü yoktu ve her şey devlete ait (mirî) idi. Devlet bütün millet ve sınıflara adalet, içtimaî ahenk ve insanlık duyguları getiriyor; barış, nizâm ve huzurun vasıtası oluyordu. Bu hüviyeti ile Osmanlı cihân hâkimiyeti veya Nizâm-ı âlem dâvâsı yeryüzünde ilâhî nizâm ve adaletin gerçekleşmesinden başka bir şey değildi."
- Türkiye'de Manevi Buhran
243. "İnkılâp ve irtica ile hiçbir alâkası olmadığı halde, halkça zaman zaman, Ayasofya'nın tekrar cami haline getirilmesi temayülleri karşısında da bir endişe ve taassup göstermemek, hattâ bu türlü arzuları tabiî ve millî saymak gerekir. Filhakika, bu arzu dinî olduğu kadar da millî bir mânâ taşımakta ve tarihî mefkûre ve azamet duygularına delâlet etmektedir. Zira, asırlarca Türk-İslâm dünyasının idealine alem olmuş ve kitleler arasında "Kızıl-elma" sembolü haline gelmiş bulunan Ayasofya'ya sahip olmak, onu cami halinde bulundurmak millî şuûr ve gururun devamına, aksi de bunun sarsılmasına delil sayılmıştır. Ayasofya, ona karşı mevcut psikolojik durum hesaba katılarak müze haline getirilmiş olabilir. Lakin esasında, İslâmiyet gibi Hıristiyanlık da, mabetlerin yine de mabet olarak kullanılmasını tecviz eder. Nitekim samimî Hıristiyanların onun müze olmaktansa cami halinde kalmasını tercih ettiklerini müşahede etmek kabildir. Bu takdirde her büyük mabet ve âbide gibi onun da ziyaretine bir engel mevcut değildir. Eğer, müze halinde kalması sadece tarihî bir şahsiyetin hatırasına saygı ile ilgili ise aynı hürmetin onun fâtihine ve millî arzuya karşı da gösterilmesi daha tabiî ve hattâ zarurîdir."
- Türkiye'de Manevi Buhran
244. "Radyoda Kur'an ve Mevlüdün okunmasının, dini ve ahlakı konuşmaların yapılmasının faydası aşikâr iken bunun da laikliğe aykırı ve geriliğe alâmet sayılması aynı derecede abestir. Yahudiler Cumartesi, Hıristiyanlar da Pazar ve sair mukaddes günlerde nasıl radyoyu vaaz ve dini konferanslara tahsis ederlerse ve hatta bazı memleketlerde o günlerde eğlence yerleri kapatılırsa, Türkiye'de de, milletin parasiyle kurulan radyonun Cuma, bayram günleri ve mübarek gecelerde dinî hizmetlere ayrılması hem lüzumlu, hem de, tabiatiyle, laikliğe uygundur. Hattâ Yahudiler Cumartesi, Hıristiyanlar Pazar gününe nasıl bağlı ise, aynı sebeple, İslâm memleketlerde câri olduğu üzere, Müslüman Türkler de hafta tatilini eskisi gibi Pazar'dan Cuma'ya nakledebilirler. Böyle bir talep vâki olursa bunu da tabiî bulmak, laikliğe aykırı saymamak ve hususiyle, bu gibi fikir ve arzular karşısında, kendi icadımız olan bir taassubun da kurbanı olmamak iktiza eder. Tehlikeli zamanlarda, muharebe ve zafer günlerinde milletlerin maneviyatını yükseltmek, ümit ve şevklerini artırmak için radyo vasıtasiyle yapılan dinî vaaz ve ilâhilerin teshirkâr kudreti âşikârdır"
- Türkiye'de Manevi Buhran
245. "Selâhaddin Eyyûbî’nin Kudüs’ü fethi üzerine Alman İmparatoru F. Barberos kumandasında teşekkül eden Haçlı ordusu 1190 senesinde Türkiye topraklarına girdiği zaman Kılıç Arslan, Sultan olmakla beraber, fiilî bir iktidara sahip değildi. Alman İmparatoru ile Selçuklu Sultanı arasında dostluk mevcut olduğundan Kudüs’e gitmek isteyen Alman ordusunun Türk topraklarından serbest geçişten başka bir gayesi yoktu."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
246. "Anadolu'nun fethinde Bizanslılara, sonra da bazan Haçlılara karşı Türkleri tutan Ermeniler, kendi kaynaklarına göre de daima Türk idâresine ve adâletine bağlı kalmışlardı. Türk kültürü ve sanatı içinde yetişen ve Türkçe konuşan Ermeniler, iktisadî hayatta olduğu gibi ilim, idare ve siyâsette de yüksek mevkiler kazanmış bir kavim iken, XIX. asrın yarısından sonra, emperyalizmin tahrikleri ile sadâkatten ayrılmış ve bir anarşi unsuru olarak bir takım felâketlere sebep olmuş; Türkiye'de iki devlet bulunamayacağını kavrayamamışlardır."
- Selçuklular ve İslamiyet
247. "Medeniyet tarihimizin milletimize bahşettiği manevi miras ve hasletlerin kıymeti bilinip bunları işleyebildiğimiz takdirde, Türkiye yalnız bir medeniyet yolunda ilerlemeyecek, daha büyük ölçüde olarak, yeni bir medeniyet kurulmasınada sahne olacaktır."
- Türkiye'de Manevi Buhran
248. "Moğolları Türk sayan İslam kaynaklarından birinin dediği gibi dünyayı istila eden" bu kavmin yine de kendi cinsinden Türkler tarafından mağlup edilmesi ne garip hadisedir.""
- Selçuklular ve İslamiyet
249. "Küçük yaşı dolayısiyle onun sultan olamıyacağına dair, devrin büyük âlimi ve müctehidi Gazali tarafından verilen bir fetvaya karşı Terken Hatun da başka âlimlerden mukabil bir fetvâ çıkarmış ve böylece Melik- şâh’ın ölümünden altı gün sonra, 26 İkinci Teşrin 1092 (22 Şevval 485)’de, küçük Mahmud’un saltanatını ilân etmiş ve nâmına hutbe okutmaya muvaffak olmuştur."
- Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti
250. "Bir çok yerleri dolaştım; fakat bu dünyada hoşa giden bir şey
görmedim."
- Türk Cihan Hakimiyeti Mefkuresi Tarihi