Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!

Orhun Abideleri - Muharrem Ergin | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Orhun Abideleri Kitap Bilgileri


Yazar: Muharrem Ergin
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı: 147
Basım Tarihi: Nisan 1996
İlk Yayın Tarihi: 1970
Yayınevi: Boğaziçi Yayınları
ISBN: 9789754510171
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Orhun Abideleri Kitap Tanıtımı


"Orhun Abideleri", Türk medeniyetinin, kültürünün, tarihinin tek kelimeyle Türk varlığının şaheser vesikası. Merhum Profesör Muharrem Ergin'in bu şahasere layık çalışması ile bu kitap elinize ulaşmış oluyor. Prof. Ergin'in kıymetli talebesi Prof. Dr. Osman Fikri Sertkaya kitabı elden geçirdi, öğrencilere en uygun şekilde yeniden dizdirdi, renkli sayfalar ve fotoğraflar ilave edildi.

(Arka Kapak)




Orhun Abideleri Kitaptan Alıntılar


1. "Gök, yer bulandığı için, ödüne kıskançlık değdiği için düşman oldu."




2. "O sözü işitip gece uyuyacağım gelmedi, gündüz oturacağım gelmedi."




3. "Üzerimize ateş gibi kızmış halde geldiler. Savaştık. Onların iki kanadı bizim yarımızdan fazlaydı. Tanrı lütfettiği için onlar çok diye korkmadık, savaştık!"




4. "Türk beylerini, milletini besleyin, zahmet çektirmeyin, incitmeyin!"




5. "Gittiğin yerde hayrın şu olmalı: Kanın su gibi koştu, kemiğin dağ gibi yattı."




6. "Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş."




7. ""Küçük kardeşim Kül Tigin vefat etti. Görür gözüm görmez oldu, bilir aklım bilmez oldu. Kendim düşünceye daldım. Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş.""




8. "Dizliye diz çöktürdük, başlıya baş eğdirdik."




9. "Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti?"




10. "Zamanı Tanrı yaşar. İnsanoğlu hep ölmek için türemiş."




11. "Niye kaçıyoruz? Çok diye niye korkuyoruz? Az diye ne kendimizi hor görelim? Hücum edelim dedim. Hücum ettik, yağma ettik. Tanrı lütfettiği için, çok diye korkmadık, savaştık."




12. "Varlıklı, zengin millet üzerine oturmadım. İçte aşsız, dışta elbisesiz; düşkün, perişan millet üzerine oturdum. Küçük kardeşim Kül Tigin, iki şad, küçük kardeşim Kül Tigin ile konuştuk. Babamızın, amcamızın kazanmış olduğu milletin adı sanı yok olmasın diye Türk milleti için gece uyumadım, gündüz oturmadım."




13. "O zamanda kul kullu olmuştu, cariye cariyeli olmuştu. Küçük kardeş büyük kardeşini bilmezdi, oğlu babasını bilmezdi.
Öyle kazanılmış, düzene sokulmuş ilimiz, töremiz vardı. Türk, Oğuz beyleri, milleti, işitin: Üstte gök basmasa, altta yer delinmese, Türk milleti, ilini töreni kim bozabilecekti? Türk milleti, vaz geç, pişman ol!"




14. "Yufka olanın delinmesi kolay imiş, ince olanı kırmak kolay."




15. "Her ne sözüm varsa ebedî taşa vurdum. Ona bakarak bilin."





Orhun Abideleri Kitap İncelemeleri


Türk ulusu için son derece önemli ve değerli mesajlar içeren bir tarihi eser. O "üç tane taş" diyerek küçümsemeye çalıştıkları abideler, Türk milletinin milli benliğini kaybetmemesi, asimile olmaması gerektiğine dair öğütler içeriyor.

Orhun Yazıtları okunduğu zaman sanki 8. yüzyılda yazılmış bir metin değil de 19. ya da 20. yüzyılda yaşamış bir Türk milliyetçisinin kaleminden çıkmış bir metni okuyormuş hissine kapılmamak elde değil. Bu yazıtlar çağının oldukça ilerisinde bir anlayış ve zihinle yazılmış.

O dönemki milli şuur yani ulusal bilinç bizde olmaya devam etseydi şimdi çok daha ileri ve güçlü bir konumda olmamız kaçınılmaz olurdu.

Benim gibi Orhun Abidelerini merak edenlere tavsiye ederim. Abidelerde neler yazdığı ne olduğu açıkça anlatılmış. Her Türküm diyenin kitaplığında bulunmalı.

Mekânı cennet olsun, Muharrem Hocanın çevirisi ile de kaliteli bir eser olarak baş yapıt diyebiliriz..

Spoiler

Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insan oğlu kılınmış. İnsan oğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutu vermiş, düzene soku vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbikılmış.
Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş.




"Türk adının, Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin. İlk Türk tarihi. Taşlar üzerine yazılmış tarih. Türk devlet adamlarının millete hesap vermesi, milletle hesaplaşması. Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri. Türk nizamının, Türk töresinin, Türk medeniyetinin, yüksek Türk kültürünün büyük vesikası. Türk askeri dehasının, Türk askerlik san'atının esasları. Türk gururun İlâhi yüksekliği. Türk feragat ve faziletinin büyük örneği. Türk içtimai hayatının ulvi tablosu. Türk edebiyatının ilk şahaseri. Türk hitabet san'atının erişilmez şaheseri. Hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı. Yalın ve keskin üslûbun şaşırtıcı numunesi. Türk milliyetçiliğinin temel kitabı. Bir kavmi bir millet yapabilecek eser. Asırlar içinden millî istikameti aydınlatan ışık. Türk dilinin mübarek kaynağı. Türk yazı dilinin ilk, fakat harikulâde işlek örneği. Türk yazı dilinin başlangıcını milâdın ilk asırlarına çıkartan delil. Türk ordusunun kuruluşunu en az 1250 sene öteye götüren vesika. Türklüğün en büyük iftihar vesilesi olan eser. İnsanlık âleminin sosyal muhteva bakımından en mânalı mezar taşları. Dünyanın bugün belki de en büyük meselesi olan Çin hakkında 1250 sene evvelki Türk ikazı, vs. vs"

Prof.Dr.Muharrem Ergin'in Orhun Abideleri'ni tarifi böyle.Bu sözlerin üzerine söz söylemek abes olur. Hoca'nın engin bilgisiyle tarihimizi abideler üzerinden bize aktardığı mükemmel bir kitap.
İyi okumalar




Prof.Dr. Muharrem Ergin in kaleminden çıkan bu değerli eseri okumak benim için bir zevkti.Başta Muharrem Ergin hocanın sekiz sayfalık hayat hikayesi kısaca anlatılmış bu kısmı okumak bile ilgi çekiciydi.
Türk adının Türk milletinin isminin geçtiği ilk Türkçe metin,ilk Türk tarihi.
Türk yazı dilinin başlangıcını miladın ilk asırlarında çıkartan delil.
Devlet ve milletin karşılıklı vazifeleri.
Önsöz de bu şekilde bir karşılama bekliyor.Bu bile heyecan vericiydi.Milattan önceki asırlarda Hunlar tarafından kurulup değişen Türk İmparatorluğu 6. ve 8. asır arasında hüküm sürmüşler.6.asırın ilk yarısında Türk devletinin başında bulunan Avarların idaresini Bumın Kağan ın son verişi ve Göktürk hanedanı devrini açışı ,Çin entrikaları ve hakimiyeti ,bu hakimiyete başkaldıran İltiriş Kağan(Kutluğ Kağan)ve daha sonra babalarının ölümünden sonra yerine geçen amcasının da ölümünden sonra büyüyüp babalarının devletine tekrar sahip çıkmak adına el koyan İltiriş Kağan ın oğulları Bilge Kağan ve kardeşi Kül Tigin ve Bilge Kağanın kayınpederi (babalarının ve amcalarının zamanından kalan yaşlı vezir)Tonyukuk un devleti nasıl güçlendirmeye çalıştıkları önsöz de anlatılmıştır.Daha sonra tercümesi yapılan kitabelerde bu mücadeleleri biraz daha detaylı bir şekilde okuyacaksınız.Kitapta Bilge Kağan ,Kül Tigin ve Tonyukuk un abidelerinin üzerinde yazılan yazıların hem metin hem de tercüme kısımları ve ayrıca arka sayfalarda sözlük,abide üzerinde kullanılan orhun harfleriyle verilmiş metin örnekleri ve bu abidelerin fotoğrafları da verilmiş.Benim için bilgilendirici zevkli bir okuma oldu.




Orhun Abideleri Türklüğün ırk olarak iddia edilmesine dayanak sağlayan tek kaynağımız. Fakat kitabı etraflıca okuduğunuz zaman ve biraz da etimolojiye hakimseniz gerçeklerin farkına varıyorsunuz. Çeviri, maalesef Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan ulus anlayışının esiri olmuş. Bu kitap şu an akademide(üniversitelerde) hala okutuluyor. Eğer abidelere göre Türk bir ırk ise tatar, kırgız da bir ırk oluyor. Fakat aynı akademi bize kırgızın da tatarın da türk olduğunu söylüyor. Halbuki bu yörede yaşayan insanlar hun ırkına mensup çeşitli boylardan müteşekkil.. Türklük bir ırk değil, kabul edilen bir anayasa aslında. Buna da Törük demişler. Töresi olan gelsin, aramıza katılsın demişler, töreden önce baba oğlunu, kız anasını saymaz, dinlemez hainlik ederdi demişler.. Türk, töreye mensup anlamı taşıyor. Hunlara mensup oğuz boyu töre oluşturmuş ve kendilerine törük demiş. Rus ile sırp aslında aynı ırk. Boşnak ile hırvat aslında aynı ırk.. yani slav. biz de öyleyiz. Türk ırkına mensup değiliz. Hun ırkına mensup Töre sahipleriyiz. Peki bu törenin kökeni, türediği yer ne ? islam'dan önce gelmiş hanif dinler. islam henüz tebliğ edilmeden önce ona çok benzeyen geçmişten gelen törük oluşmuş. yani ayrışmışlar.. ve zamanı gelince de hanif dine girmişler.




Orhun Abideleri Türklüğün ırk olarak iddia edilmesine dayanak sağlayan tek kaynağımız. Fakat kitabı etraflıca okuduğunuz zaman ve biraz da etimolojiye hakimseniz gerçeklerin farkına varıyorsunuz. Çeviri, maalesef Fransız ihtilalinden sonra ortaya çıkan ulus anlayışının esiri olmuş. Bu kitap şu an akademide(üniversitelerde) hala okutuluyor. Eğer abidelere göre Türk bir ırk ise tatar, kırgız da bir ırk oluyor. Fakat aynı akademi bize kırgızın da tatarın da türk olduğunu söylüyor. Halbuki bu yörede yaşayan insanlar hun ırkına mensup çeşitli boylardan müteşekkil.. Türklük bir ırk değil, kabul edilen bir anayasa aslında. Buna da Törük demişler. Töresi olan gelsin, aramıza katılsın demişler, töreden önce baba oğlunu, kız anasını saymaz, dinlemez hainlik ederdi demişler.. Türk, töreye mensup anlamı taşıyor. Hunlara mensup oğuz boyu töre oluşturmuş ve kendilerine törük demiş. Rus ile sırp aslında aynı ırk. Boşnak ile hırvat aslında aynı ırk.. yani slav. biz de öyleyiz. Türk ırkına mensup değiliz. Hun ırkına mensup Töre sahipleriyiz. Peki bu törenin kökeni, türediği yer ne ? islam'dan önce gelmiş hanif dinler. islam henüz tebliğ edilmeden önce ona çok benzeyen geçmişten gelen törük oluşmuş. yani ayrışmışlar.. ve zamanı gelince de hanif dine girmişler.



Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!