
Ölümlü Nesneler Kitap Tanıtımı
José Saramago'nun Portekiz'de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı öykülerden oluşan, ülkesinde ilk defa 1975 yılında yayımlanmış Ölümlü Nesneler, büyük ustanın dünya çapında ünlenmesine ve Nobel Ödülü'nün kendisine layık görülmesine sebep olan müthiş ironisinin, muazzam öngörüsünün ve zekice geliştirdiği özgün felsefi mantığının erken dönem örneklerini okurlara sunar. Bir sandalyenin diktatörlükteki kader değiştirici önemi; bütün bir ülkeyi tek bir mezara gömmeye çalışan bir lider; kendi idaresini ele geçirmek isteyen bir araba ya da kimsenin itiraz etmediği baskıcı bir düzene isyan eden nesneler etrafında kurduğu bu öyküler, Saramago'nun külliyatındaki, Ölüm Bir Varmış. Bir Yokmuş ya da Körlük gibi okurların büyük hayranlık duyduğu başyapıtlarının tohumlarını da barındırır.
"Saramago da tıpkı Faulkner gibi, kendi kaynaklarına ve nihai hedefine o kadar güveniyor ki imkânsız olan herhangi bir şeye can verebilir."
-John Updike, New Yorker-
(Tanıtım Bülteninden)

Ölümlü Nesneler Kitaptan Alıntılar
1. "... bu çağa ait olmayan düşüncelere dalmıştı."
2. ""Aslında her başlangıç aynı zamanda bir sondur ya da en azından beraberinde bir son getirir, ama yine de her şeyin bir başlangıca ihtiyacı vardır.""
3. "... felaketler mazlumların çığlıklarını bastırmasa da seslerini kısar."
4. "Ölüm, insanın hayattayken işlediği suçları aklayan bir özür, bir af, bir sünger, bir sabun mudur?"
5. "Yarın her şey daha iyi olacak."
6. ""Kaybolan eşyanın yerine yenisini alırsın, olur biter. Fakat ölüm, bambaşka bir mesele.""
7. "Dışarıdan sakin görünse de içinde fırtınalar kopuyordu."
8. "⠀ོ
Biz insanlar, bir taraftan her derde bir çare bulmak konusunda doğuştan yetenekli varlıklarız, fakat diğer taraftan, kendi ölümümüze yol açmak zorundayız.
⠀ོ"
9. "Mücadele etmeden teslim olsak, hemencecik pes etsek yaşamanın ne anlamı kalır ki?"
10. "Yeri gelmişken, lütfen mikrokozmosla makrokozmos ve düşünmemizi sağlayan üç milimetrelik Cortex'le nefes almamızı sağlayan birkaç kilometrelik atmosfer arasındaki benzerliği fark edin artık."
11. "Fakat intikamlar daima geri teper ve en çok acıyı intikam isteyenin kendisi çeker."
12. "Ölüm , tıpkı doğruluğu kanıtlanabilen bir matematik formülü gibi kendine has , tuhaf bir güzelliğe sahiptir; iki nokta arasındaki en kısa mesafe basit bir çizgi olsa bile cetvelimiz yeterli uzunlukta değilse işler zora biner."
13. "Ölüm ve ölümün izleri nereye gitse karşısına çıkıyordu."
14. "... arzular ne kadar kuvvetli olursa olsun kusursuz olan şeyler zamanlara yenik düşerek kusursuzluklarını kaybeder."
15. ""...intikamlar daima geri teper ve en çok acıyı intikam isteyenin kendisi çeker"

Ölümlü Nesneler Kitap İncelemeleri
🪑Ölümlü Nesneler, Jose Saramago’nun 6 öyküden oluşan öykü kitabı. Birkaçına değinecek olursam:
🪑Sandalye’de faşist diktatör Salazar’ın düşüşünü konu ediyor ve onu eminim büyük bir zevkle ters dönmüş bir tosbağaya benzetiyor. Charlie Chaplin’den Adem ile Havva’ya göndermelerle, yerli yerinde betimlemelerle anlatımı zenginleştirip okuma keyfini artırıyor.
🪑Ambargo’da , arabasının rehin aldığı bir adamın üzerinden bir zamanlar Portekiz’de yaşanan uzun ambargo sürecinin insanların üzerindeki psikolojik etkisi işleniyor.
🪑Kısırdöngü’de ölümü görmek istemeyen bir yöneticinin tüm ölüleri aynı yere gömdürüp etrafını büyük duvarlarla çevrilmesini istemesi üzerine gelişen olaylar anlatılır. Tüm yaşam, alışkanlıklar, şehirleşme buna göre şekillenir. Toplumsal sınıfların rolleri, mutlak itaat, ölümün ortadan kaldırılamayacağı gibi pek çok konuda düşündüren bir öyküdür.
🪑Nesneler’de , ki en beğenerek okuduğum öykü buydu, nesnelerin insanlara başkaldırısını okuruz. Ya da nesneleşen insanların başkaldırısını.. En gerçek dışı olaylar en gerçekçi biçimde nasıl kaleme alınır? Bu öyküyle açılan kapıdan bakınca ilk sorulan soru bu bence.
🪑Saramago’nun ironik anlatım tarzına, cümlelerle oynama becerisine hayranlık duymamak mümkün değil. Você é grande
Saramago’nun yazım dilini keşfetmek isteyenler için nefis bir başlangıç kitabı Ölümlü Nesneler. Hali hazırda yazarın kalemini tanıyanlar için de yine lezzetli bir durak.
Öykülerden oluşan bu kitabı Saramago Portekiz’de António de Oliveira Salazar diktatörlüğü altında yaşarken yazmış. Bundan sebeptir ki çokça gönderme var yönetime. İnsanlardan kaçan ve bir anda kaybolan eşyalar, böcekler tarafından kemirilen ve devrilen sandalye gibi o dönemin (Salazar’ın sandalyeden düşüp beyin kanaması geçirerek öldüğü iddia edilmiş) hem yönetim biçimine hem de toplumun yaşayışına ironik bir şekilde yaklaşıyor yazar.
Fantastik öğeleri de içerisinde barındıran ve okuru felsefi düşüncelere de iten altı ayrı metinden oluşuyor.
İçlerinde en etkilendiğim sanırım Nesneler isimli öykü oldu. Tüketim çılgınlığının şaha kalktığı, sosyal medya aracılığı ile evime şunu aldım, şurada şu dekoratif ürünü kaçırmayın, hangimizin evi daha çok beğenildi diye diye var olanın üzerine çok daha fazlasını aldıran ve sattıran sisteme müthiş bir gönderme var. Elbette o zamanlar kastettiğim sosyal medya yoktu fakat insanların eşyaya verdiği önemin hep var olması ve gün geçtikçe bu denli artması beni korkutmadı değil. İnsanların ekonomik durumlarına göre sınıflara ayrıldığı ve damgalandığı, eşyaların aniden ortadan kaybolduğu etkileyici bir öyküydü Nesneler.
Herbir öykünün verdiği mesajı ve okura sunduğu keyfi ayrıydı. Saramago ile hâlâ tanışmamış olanlar için ısrarla tavsiye ediyorum
En sevdiğim yazarlardan biri olan José Saramago'nun farkının ortada olduğu bir eserdi. Şimdiye kadar okuduğum kitaplarından da aşina olduğum üzere karakterlere, ülkelere isim vermemiş yazar. İhtiyar adam, memur, adam gibi sözcüklerle yetinmiş ve yazarın tarzını benimsemiş biri olarak benim için de yeterli oldu açıkçası. Yazar bu eserinde de isimler yerine olaylara yoğunlaşıyor.
Kitabın içeriğinden bahsetmek gerekirse; Birbirinden bağımsız 6 farklı bölümden oluşuyor.
-Sandalye
-Ambargo
-Kısır Döngü
-Nesneler
-Sentor
-Kısas.
Sandalye adlı bölümde yazar, ihtiyar bir adamın sandalyeden düşmesini anlatıyor. Çok basit gelebilir fakat yazar bunu o kadar profesyonel bir şekilde anlatıyor ki hayran kalmamak mümkün değil.
Ambargo ve Kısır Döngü bölümlerinde siyasi taşlamalar fazlasıyla dikkat çekiyor.
Nesneler bölümü çok tuhaf ve özgündü. Kanepenin ateşinin çıkması, posta kutusunun aniden ortadan kaybolması gibi garip olaylar sonrası ülkede yaşananları konu alıyor. Büyük bir krize dönüşen olaylar neticesinde sonunu en çok merak ettiğim bölüm oldu. En sevdiğim bölüm oldu diyebilirim de aslında...
Sentor ve Kısas bölümlerini ilk dört bölüm kadar sevemedim maalesef.
Ama genel olarak baktığım zaman, yine Saramago farkının olduğu bir eserdi. Hangi yazar, sandalyeden düşen ihtiyar bir adamı anlatır ve okuyucu sıkılmaz ki? José Saramago mutlaka okunması gereken yazarlardan. Jose Saramago okumamışlar için de yazarla tanışmak için de güzel bir başlangıç olabilir. Keyifli okumalar dilerim...
Kitap, arka kapaktada belirtildiği gibi Saramago'nun Portekiz'de Salazar diktatörlüğü altında yaşadığı dönemde yazdığı: Sandalye, Ambargo, Kısırdöngü, Nesneler, Sentör ve Kısas öykülerinden oluşuyor.
Saramago'nun politik ve sosyolojik eleştirilerini ironiyle kaleme aldığı öykülerde simgesel anlatım dikkat çekiyor.
Diktatörlüğü anlatmak için seçtiği ''sandalye'' simgesi, bizde olsa ''koltuk'' olurdu sanırım. Kısırdöngü'de de aynı şekilde baştaki yönetimi eleştiren benzer bir kurgu söz konusu.Ölümden kaçmaya çalışan kralın, ölümü gözü önünde tutmak için bütün mezarları şehrin merkezine taşıyarak büyük bir mezarlık yapması anlatılıyor.
Ambargo va Nesneler, anafikir açısından benziyor. Eşyalar, insan hayatının neresinde olmalı? Araç olmaktan çıkıp amaç haline gelen eşyaların, insanları köleleştirmesinin fantastik bir kurguyla sunulduğu distopik bir dünya var aslında öykülerde. Maalesef günümüz insanının eşyanın kölesi, hizmetçisi ve bağımlısı olduğu bu zamanda, yazarın abartarak oluşturduğu hikayeler gerçekleşmiş gibi görünüyor. Bu hikayeleri okurken Kafka'da hissettiğim bilinmeyen tarafında kuşatılmışlık, ümitsizlik ve kurtulma çabası, hikayeleri Kafka hikayelerine benzetmeme neden oldu.
Kitaptaki son hikayeler Sentör ve Kısas, mitolojik ögeler içeren fantastik öykülerdi.
Saramago'nun dili kullanırken yaptığı oyunlar da hikayelere keyif katmış. Keyifli okumalar dileğiyle hikayeseverlere önerilir...
"Nesneler olarak başka çaremiz kalmamıştı. İnsanlar bir daha asla nesnelerin yerine konmayacak."
Jose Saramago klasiğinde bir kitap olmuş. Tarzı çok farklı; özellikle iğneleme konusunda epey usta gerçekten. Bunu da isim vermeden öyle güzel, öyle enfes dokundurmalarla yapıyor ki... Yani hayran kalmamak elde değil.
Saramago tarzı herkese hitap etmeyebilir. İroni ve mantık ile harmanlanmış, kuvvetli betimlemeleri ve alametifarikası olan bir kalemi var çünkü. Sıkıcı gelebilir bazı kişilere o yüzden. Diktatörlük baskısının hüküm sürdüğü bir dönemde bu eseri kaleme almış olduğu için siyasi kokuyor biraz, bunu anlıyorsunuz. İçten içe bir isyan seziliyor.
Kitap 6 farklı hikayeden oluşuyor: "Sandalye", "Ambargo", "Kısırdöngü", "Nesneler", "Sentor" ve "Kısas".
Bu 6 hikayeden Sandalye, Ambargo, Kısırdöngü ve Nesneler kısımlarına bayıldım. Çok yaratıcı ve etkileyici olmuş; özellikle Sandalye, Ambargo ve Nesneler. "Sandalye" bölümünde bir diktatörün nasıl tepetaklak olduğuna harika değinmiş yazar mesela. Veya "Nesneler" bölümünde her vatandaşın avucunun içinde tüketici kademesini simgeleyen (A,B,C,D,E,F...) dövmeler olması. A' ya ne kadar yakın olursa kademeniz o kadar itibarlı sayılıyorsunuz... Gerçekten ilgimi çok çekmiş, beni düşündürmüştü...