Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Nur - Mustafa Kutlu | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Nur Kitap Bilgileri


Yazar: Mustafa Kutlu
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 52 dk.
Sayfa Sayısı: 207
Basım Tarihi: Ocak 2014
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2014
Yayınevi: Dergâh Yayınları
Orijinal Dil: Türkçe
ISBN: 9789759954499
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Nur Kitap Tanıtımı


Bir hakikat yolculuğu olarak tanımlanabilecek olan hikâyede, Genç bir mimar olan Nur’un iç sıkıntılarına çare bulmak için çaldığı kapılar ve yol üstünde tanıştığı insanlar anlatılıyor. Ana karakterin etrafında şekillenen resimde yerlerini alan her bir kişiyi, Mustafa Kutlu bir ressam edasıyla tek tek gözümüzün önünde canlandırıyor:



Genç ve heyecanlı bir mimar olan Sinan, babası Kadırgalı hamal Ali, ağabeyi delikanlı Demirci Cemil, hasta kardeş Çiçek, onun yavuklusu Cüneyt, Nur’un babası İskender bey… ve daha birçok kişi bu küçük hikayede yerlerini alıp bize bir insanlık durumunu anlatıyorlar. 



Günümüz insanının değişmeyen “boşluk” probleminin bir kişiyi merkeze alarak anlatımı olan bu kitap, Mustafa Kutlu okurları için hem tanıdık bir hikâye özelliği taşıyor hem de uzak diyarların bir masalını anlatıyormuş gibi bizi başka insanların dünyasına götürüyor.




Nur Kitaptan Alıntılar


1. ""Mutluluk nedir?""




2. "Aşk insanı güzelleştirirmiş derler..."




3. "İnsan dünyada hayal ettiği müddetçe yaşar..."




4. "Mutluluğun ne zaman, nerede, nasıl geleceğini bilemeyiz..."




5. ""Dünya sevgisi, bütün hataların başıdır...""




6. "Umut kalbimizde bir kuştur, sürekli öter..."




7. "İlahi aşkın yanında mecazi aşkın ne önemi var?"




8. "Ama kader diye bir şey var. Kaçamazsın."




9. "Artık her yer aynı ve hiç kimse bir yere ait değil..."




10. ""Umut kalbimde bir kuştur, sürekli öter.""




11. "Aşk insanı güzelleştirirmiş derler. Doğru."




12. ""Güzel günler çabuk geçer.""




13. "Ya Rabbi beni namazla terbiye et. Beni ibadetten ayırma. Bana hakikatın kapısını aç.."




14. "Gözüne sahip çık onunla helal olmayan şeye bakma. Diline sahip ol Allah Teala'nın kalbinde olduğunu bildiği şeyin aksini söyleme. Kalbine dikkat et, gönlünde hiçbir Müslüman için kin ve haset bulunmasın. Arzuna malik ol, şer olan bir şeyi arzuetmiş olmayasın."




15. "Umut kalbimizde bir kuştur, sürekli Öter."





Nur Kitap İncelemeleri


Bu kitabı okuduğum esnada ve okuduktan sonra iki farklı yorumda bulundum.

Okuduğum esnadaki yorumum şöyle:
Bu dünyaya geliş gayesini arayan Nur'un aşka rastgelmesini anlatıyor.Usta bu kitabına bu kez alışılmıştan az hüzün katmış,hüznü kıt olmuş gibi geldi bana. Kitabın satır aralarında dünyadaki mülteci sorunlarına, tasavvufi ve islami konulara değiniliyor, modern mimari eleştiriliyor. Kurguda bazı meselelere değinebilmek adına basit tesadüflere yer verilmiş ve bunlar olay örgüsünün içinde çok sırıtıyor.

Kitabı bitirdikten sonraki yorumum da şöyle oldu:
Nur'un nur olmasıyla insan farklı bir dünyaya, farklı bir aleme kapı aralayası geliyor ve Mustafa Kutlu'nun kitaplarında alıştığı ve özlediği hüznü iliklerinde hissediyor. Böyle bitmemeliydi diyor insan. Dünyalık aşka erememiş olan Nur'un ilahi aşka ermesi tek teselli oluyor okura. Kitapta Sinan ismi insanın içinde biriken uktelerin boğazda düğümleniş biçimine dönüşüyor. Ve insan her kitapta aşkı içinde ukte kalmış kahramanları okudukça; "Mustafa Kutlu'nun acaba içinde ukte kalmış bir aşk mı var?" diye sormadan edemiyor. Böyle derinden hissedilen karakterler oluşturabilmenin zemininde bir yaşanmışlığın olduğu kanaatindeyim.
Kitap yine Yeşilçam tadında, zengin kız fakir oğlan, maddi zenginliğin içinde manevi arayışlara giren, cömert yardımsever Nur, ona utangaçlığından açılamayan Sinan... Nur'u hidayete eriştiren bahaneler ve kişiler silsilesi... Hidayete yürüyen birinin temas ettiği hayatlara kattığı güzellik... Ve sonunda Nur'un nur oluşu, bir bedenin ışığa dönüşmesi...
Nurun ala nur bir hikaye, okunulası...




Nefis bir Mustafa Kutlu eseri daha.
Ancak bu kitapta diğer Mustafa Kutlu eserleri yanında benim için daha farklı manevi bir hava vardı.
Kitabı okurken Bursa’ya gitmek çekiyor canınız. Emir Sultan türbesine çıkarken merdivenlerinde durup dinlenesiniz geliyor, Üftade Hazretlerinden çıkıp Bursa’yı seyre dalasınız, eski mezar taşlarını okuya okuya Ulucami’ye inesiniz geliyor.
İstanbul’a atmak istiyor insan kendini. Şemsipaşa Camii’ne bakan bir çay bahçesinde çayını yudumlamak. Katibim’de değil ama. Herkesin gittiği, herkesin bildiği bir yer olmayacak. Şile-Ağva otobüslerinin kalktığı yerin arkasındaki ikinci sınıf bir kafenin çayları daha tatlı geliyor nedense. Revaçta olan her şeye gıcık oluyorum çünkü.
Hamdi Tanpınar’ın Beş Şehir’ini alıp okuyası geliyor insanın daha önce okumuş olsan da. O güzel beş şehri bir de onun ağzından dinleyesin geliyor. İstanbul, Bursa, Ankara, Konya, Erzurum’u bir de onun ağzından dinleyesin geliyor.
Nur’la birlikte nurlanıyor insan okudukça. Onunla geziyor dergahları, Anadolu şehirlerini. Onunla tamamlıyor seyr-i sülûkünü. Onunla inceliyor adamın kalbi. Onun o manevi terbiye, mürşid-i kamil arayışını gördükçe kendi zaaflarımızı kendi koca hatalarımızı, kusur-eksik ve noksanlarımızı düşünüp üzülüyoruz haliyle.




Herkese Selammmm

#mustafakutlu nun kaleminden ruhu dinlendiren bir kitabın yorumu ile karşınızdayım.

Kitabın ismini verdiği karakterimiz Nur..
Yıllardır arayış içinde olan biri. Ailesi paraya tutkun olduğu için dinden uzak, dünya rahatına düşkün çocukları ile ilgilenmeyi bilmeyen bireylerdir. Nur'u ninesi büyütüyor. Ninesinden öğrendiği yüzeysel İslami bilgiler ile içindeki boşluğu doldurmaya çalışıyor. Lakin bu yeterli olmuyor. Ailesinin parası ile şımarmayan Nur, özel okuldaki arkadaşları tarafından soğuk olarak nitelendiriliyor.

Bir gün bir camide Sinan isimli bir genç ile karşılaşıyor. Nur gittiği her yerde, her tanıştığı kişide bir hikmet arıyor. İkisi arasında güzel bir dostluk başlıyor. Bu dostluk ikisinde başından beri var olan aşkı gizliyor. Sinan Nur'un ruh halini bildiği için duygularını açmakta geç kalıyor.

Nur ile bizlerde bu arayışa ortak oluyoruz. Son gittiği medresede " kurtulmak için kurtarmak lazım" düsturunca hareket ediyor. Ve bu hareket onda nasıl bir hal oluyor ?

Kitabı genel itibari ile sevdim. Hatta kitapta kitap listeme ekleyeceğim birkaç öneri kitap da vardı. Bu kısmıda çok sevdim. Sonu farklı olsaydın benim için daha güzeldi. Lakin Nur'un yolculuğuna sizlerin de şahit olmasını istiyorum. Tavsiye ederim keyifli okumalar.




Kitap daha ilk cümlelerden ruhumuzu aydınlatacağının sinyalini veriyor. Öyle sıcak ve samimi bir anlatımı var ki elimiz kolumuz bağlanıyor, kendimizi hikâyenin ortasında buluveriyoruz. Tasavvuf ehli ve hak dostlarının nasihatlerinden tutun, “doğru yolu bulan” iş adamlarından, hapishaneyi Medrese-i Yusufiyye'ye dönüştüren ahir zaman dervişlerine kadar herkesin yüzü iyiliğe dönüyor kitapta. Öyle ki kitabın sonunda “Nur” kaplıyor her yanı. Tabi ki Kutlu kitaplarını okurken yaşadığımız ikilem yine peşimizi bırakmıyor. Hem bir an önce sonucu öğrenme isteği doğuyor içimizde, hem de kitabın bitmesine gönlümüz elvermediği için yavaş ve ağır ağır okumamız gerektiğini düşünüyoruz. Ne kadar ağır ilerlemek istesek de çaresiz, kitabın sonunda buluyoruz kendimizi göz açıp kapayıncaya kadar.

“Nur”, bitmek tükenmek bilmeyen bir arayışın hikâyesi. Kitap, ismini, mimar olan, zengin bir aileden gelen fakat maddi olan her şeye yüz çevirip, hakiki olanda medet arayan kadın kahramandan alıyor. Nur, maddiyatta bulamıyor aradıklarını. Eşyanın, varlığın hakikatini öğrenmek istiyor. Bir kalbi var, ruhu var, bunların aslını bilmek istiyor. “Aramakla bulunmaz ancak bulanlar arayanlardır” sözünü kendine şiar edinmiş; o tekke senin bu türbe benim diyerek geziyor şehirleri. Sorularına cevap istiyor, uykularını bölen kâbuslardan kurtulmak. Allah ona meslektaşı olan Sinan'ı gönderiyor fakat bu da yeterli olmuyor Nur için. Rüyasına giren yeni çiçek açmış bir erik ağacının peşine düşüp nasibini arıyor Nur.




2000'den beri Kutlu'nun hangi kitabını okusam hep Uzun Hikaye ile mukayese ediyorum. Ona en çok yaklaşan ( hatta belki de geçen ) Beyhude Ömrüm idi. Sonrasında (bence) yine iyi işler yapsa da Uzun Hikaye hep müstesna kaldı. Nur da öyle...

Kutlu, kitapta modern şehir hayatı, tabiri caizse dünya debdebesi içinde bunalan bir huzur arayan Nur adlı genç bir mimarı konu almış. Aslında bir 'arayış hikayesi' yazmış. İntisap edecek bir şeyh arıyor Nur kendisine. Zengin bir kız, temiz yürekli... Hatta Kutlu onu yatılı olarak koleje gönderiyor ve kendi yaşadıklarını ona yaşatıyor. Her gece kitap bitirmeler, kimsenin telkini olmaksızın endi kendine namaza başlamalar falan bizim gibi Kutlu okurlarının tarihçe-i hayatına dair bildiğimiz şeyler. Nur sürekli bir arayış içinde ve bu süreçte hikayeye girip çıkan bir başka mimar Sinan var. O ise dini eğitim almış, mütedeyyin ve efendiden bir genç Hikayede Sinan'ın aile efradı ile Nur'un anne ve babası da yer buluyor. Kutlu'nun kendine has sürükleyici dili burada da var. Sıkmadan okutuyor kendisini. Daha önceki kitaplarından Sır'ı andıran bölümler var; tasavvufi epeyce şey de...

Gelelim bence olumsuz taraflara. Zaman kavramı delik deşik edilmiş görünüyor. Hikayede yaşanan dönüşümler ve oluşturulan tipler biraz Ahmet Günbay Yıldız romanları gibi olmuş; basit ve sathi. Bir de olmaz olsun böyle sonlar arkadaş!



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: