Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Nasıl Ölünür - Emile Zola | Detaylı Ücretsiz Kitap İncelemesi

Nasıl Ölünür Kitap Bilgileri


Yazar: Emile Zola
Tahmini Okuma Süresi: 1 sa. 22 dk.
Sayfa Sayısı: 48
Basım Tarihi: Ocak 2020
İlk Yayın Tarihi: 1876
Yayınevi: Can Yayınları
Orijinal Dil: Fransızca
ISBN: 9789750741074
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak


Nasıl Ölünür Kitap Tanıtımı


Ölüm gerçek, ölüm döşeği tabu, cenaze ortak, yas bireysel… Peki ölüm herkesi eşitler mi?



Romanlarından tanıdığımız Émile Zola’dan toplumsal ve ekonomik koşulların ölümü nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seren çarpıcı beş öykü. Aristokrat, burjuva, esnaf, köylü ve işçi ailelerinin bu süreci nasıl yaşadıklarını olanca sadeliğiyle ve toplumsal çerçeveden kopmadan sergileyen beş tablo.




Nasıl Ölünür Kitaptan Alıntılar


1. "“Ölüm tüm kavgaları sona erdirir.”"




2. "Lüzumsuz bulduğu için artık konuşmuyordu."




3. ""Ölüm bir kez gelirse ondan kaçış olmadığını herkes bilirdi. Ne dine dönmek ne de ilaç kullanmak fayda ederdi. Ölüm gelmediği takdirde, hasta bir inek bile kendi kendine iyileşebilirdi.""




4. ""Biraz yorgunum sadece... Tek ihtiyacım dinlenmek...""




5. "Lüzumsuz bulduğu için artık konuşmuyordu."




6. "Lüzumsuz bulduğu için artık konuşmuyordu."




7. "“Ölünün huzurunda bütün kavgalar biter.„"




8. "İnsanoğlu işte, bugün var, yarın yok!"




9. "Hava nasıl olursa olsun, hiçbir şekilde fakirlere yaramıyordu."




10. "Birbirlerini anlıyorlardı, ayrı ayrı yaşamışlardı ve ayrı ayrı ölmek istiyorlardı.."




11. ""Biraz yorgunum sadece... Tek ihtiyacım dinlenmek...""




12. "Yararsız bulduğundan artık hiç konuşmuyordu."




13. "Ölüm tüm kavgaları sona erdirir."




14. "“Ölüm, herkesin başına gelir; ama her insan ölümü farklı bir şekilde yaşar. Herkes, kendi çevresinin içinde ölür.”"




15. "Ölüm tüm kavgaları sona erdirir."





Nasıl Ölünür Kitap İncelemeleri


Kitapta her biri yedi-sekiz sayfa olmak üzere beş öykü bulunuyor. Öykülerin hepsinin konusu ölüm; ölüme giden süreç, ölüm ve cenazeler anlatılıyor.

Germinal için yazdığım incelemede Zola'nın anlatım tarzı hakkında şöyle bir şey demiştim: "Olayları cam bir fanustan izlemek yerine kaosun ortasına fırlatılıyorsunuz.", bu öyküler için tam olarak geçerli olmasa bile benzer şeyleri söyleyebilirim. Anlatıcı bir köşeye çekiliyor ve hiçbir yorum katmadan olayları sıralıyor (bu yönüyle bana Yusuf Atılgan'ı anımsattı). Tabii, burada Germinal'daki gibi büyük bir kaos ortamı yok; hayatın akışına kapılmış hâlde ölen insanları ve diğer insanların kayıtsızlıklarını okuyoruz.

Beş öyküde de farklı sınıfların insanları anlatılıyor. Ölüm biçimleri ve defin işlemleri gibi bazı farklılıklar olsa da aslında insanların ne kadar aynı olduğu vurgulanıyor. Ölen kişi aristokrat bir adam da olsa, bir işçi çocuğu da olsa cenazelerinden bir an sonra unutuluyorlar ve insanlar hayatlarına devam ediyor. Detaylarıyla hatırlanacak öyküler olduklarını düşünmüyorum ama anlatmak istediği şeyi sade ve iyi bir şekilde anlatmış.

Yazarın bundan önce okuduğum tek kurgusu Germinal olduğu için pek bir kıyaslama yapamıyorum ama o kitaptaki tarzı burada da görmek hoşuma gitti. Başlangıç için iyi bir tercih olabilir ama bununla yetinmek yazara biraz haksızlık olur diye düşünüyorum. Ben de ilerleyen süreçte farklı eserlerini okuyacağım. Başka kitaplarla görüşmek üzere.




Kitabın adından da anlaşılacağı gibi konu ölüm. Farklı toplumsal sınıflardan 5 ayrı insanın( aristokrat, burjuva, esnaf, işçi, köylü) son günlerini, yakın çevrelerini, ölüm anlarını, defnedilişlerini ve hemen sonrasını anlatıyor yazar.
Kitabın arka kapağında şöyle diyor: Ölüm gerçek, ölüm döşeği tabu, cenaze ortak, yas bireysel… Peki ölüm herkesi eşitler mi? Evet ölüm herkesi eşitliyor. O sonsuz uyku hepimiz için kaçınılmaz ve aynı, kalanların yaptığı merasimler birbirinden farklı.
Hayatın her an sonlanabileceğini biliyoruz ama yine de dünyadaki işlerimize öyle bir bağlanmışız ki ölüm bir anda gelip almasa bizi daha ne kadar devam ederiz her gün uyanıp toprağı sürmeye, işe gitmeye, dükkanı açmaya, para kazanma hırsıyla yanıp tutuşmaya bilmiyorum.
Ölümü sadece kendimiz için büyük bir olay sayıyoruz gerçekte. Toprağa verdiğimiz en sevdiklerimiz bile olsa kaldığımız yerden o kadar hızlı devam ediyoruz ki, cenazede dedikodu yapıyoruz, yemek yemek en büyük dertlerimizden biri oluyor. Günler belki saatler sonra miras derdine düşüyoruz….
Çoğumuzun kısaca düşünüp rafa kaldırdığı bir gerçek ölüm. Yazar bu bakımdan düşündüren bir konuya değinmiş, anlatımı çok iyi yazarın. Olayların içindeymişim gibi okudum. Öyküler kısa kısa. Her seferinde aynı konuyu işlemesine rağmen hiç sıkmıyor. Okurken ister istemez öyküleri birbiriyle karşılaştırıyorsunuz. Zaten yazar da bunu bilinçli yapmış. Ben çok severek okudum tavsiye ederim arkadaşlar.




Başlığa bitmeyen yüzyıllar yazmayı tercih ettim çünkü klasik eserlerin birçoğu geçen yüzyıllarda yazılmış olsa bile hâlâ güncelliğini koruyan konular ve sorunlar var. Değişim sadece rakamlardan ibaret âdeta.

Zaman değişse de değişmeyen tek şey ölüm. Ölüm insanın kendisine gelmeyecek gibi yaşar ve ölürüz. Kitapta işlenen tema aslında ölüm değil insanlığımızdan kaybettiklerimiz. Olaylar ve karakterler gerçek hayatın karmaşıklığı yansıtıyor.



ölüm sürecini anlatırken, aynı zamanda toplumun sağlık sistemindeki eksiklikleri ve yozlaşmayı da eleştirmiş. Doktorların kayıtsızlığı, hastanelerin yetersizliği ve insanların ilaca ve hizmete ulaşmadaki sıkıntıları gözler önüne serilmiş.

Yakınlarını kaybeden ya da kaybetme aşamasındaki insanların olayı çok çabuk kabulleniş ve normal hayata bu denli hızlı dönüşü yazarın bir şeyleri eleştirmek istemesinden kaynaklanıyor. Her hikâyenin temelinde para mevzusunun olması, insanların para ile her şeyi çok çabuk kabullenmesi ya da ölümü unutması, yazarın güçlü gözlem yeteneğinin bir sonucu olarak esere yansımış.

Ben kendimden ve çevremden yola çıkarak yazarın ölüme bakış açısını toplumsal açıdan doğru yansıtmadığını düşünsem de bunların bazı kesimlerde birer gerçek olduğu aşikâr. Natüralizm akımının güçlü temsilcilerinden olması nedeniyle Zola insanlığın vahşi doğasını, karakterlerinde baskın olarak anlatmış.





dan okuduğum ilk kitap. Yazar olaylara duygu katmadan ve kişilik analizlerine yer vermeden daha çok gözlem gücünden yararlanarak yazmış.
Kitapta beş ayrı yaşam ve sonuç ölüm olduğu için tek sonuç vardı. Seçtiği küçük hayat kesitlerinde köylü, işçi,esnaf, burjuva, zengin gibi farklı kişilerin ölümleri yazılmıştı o kadar duygu yok tu ki ölüm o kadar mı basit yani kalanlar için bu kadar mı hızlı hayata dönüyorlar dedirten bir kitap oldu benim için.
Kitapta beni şaşırtan şeylerden biri de normalde kasvetli insanın içini ürepertecek olan mezarlıkların bile bazı insanların gösteriş için yada dikkatlerini dağıtacak güzel çiçekleri görebilecek kadar yaşıyor oluşlarıydı.
İnsanlar ölmek için yaşıyordu ölümü bekleye bekleye sonu yavaş yavaş hissede hissede . Yaşarken değilde ölümde yanlız oluş çok güzel bir şekilde işlenmiş kitapta. Yanlız başına ölen çocuk dışındakiler hep tek başına ölümü tercih etmiş tercih diyorum çünkü hiçbiri yanında birilerini istememiş fakirinden zenginine hepsi devam edilsin ölecek olsam bile benim hayatım bitiyor siz yolunuza bakın tarzında işlenmiş. Kalan karakterlerde o kadar hızlı adapte oluyor ki zaten tercih mecburiyet mi acaba diye düşünüyor insan.
Kitabı okurken bizim yas süreleri ve ölüme bakış açılarımızın çok farklı olduğunu farkettim ama sonuç olarak öldükten sonra yapılan miras kavgalarının, sonunda kendi yaşamıza dönüşün anlatıldığı bize göre 2x hızında ilerleyen bir kitaptı.
Keyifli okumalar..




İnsanların nasıl öldüklerini örnekler vererek realizm yazar

çarpıcı hikayeler ile anlatmış.

Bu ölümlerde, ölenlerin yaşayanlara bıraktığı miras var ama bu miras bazı hikayelerde maddiyat olurken bazı hikayelerde hayalleri oluyor miras bırakılan istekler, hayaller.

Soylu ölüm var kimseleri rahatsız etmeden ayrı yaşadığı insanla ayrı olarak ölmek istenen bir ölüm var. Bazı ayrı yaşanmışlıklar özlem içermez gerçekten ölüm gibi bir soğukluk içerir. Para ve miras yaşarken ölümün önüne geçebilir ama ölüm bütün dargınlıkları affeder ancak işin içine tekrar miras girince yine dargınlıklar başlar, ölüm sadece bir moladır.

Yoksullarsa her havada ölüp gidiyor ve ölüm onlar için çok daha duygusal çok daha acılı oluyor. Ama ne bekliyordunuz ki? Aileden birinin ölmesi yerine 30 kilo kömürle hepsi yanıp ısınarak ölebilirlerdi. Bu o aile için daha kolay olurdu. Komşuları ise aileden biri soğuk ve açlık sebebiyle öldükten sonra taziye için sosis ve kahve getiriyor, ateş yine düştüğü yeri yakıyor.

Hepimiz toprağa ilk bastığımızda, toprak bize bir randevu verdi.

'un

isimli eserinde dediği gibi "insanlar bu dünyadan çöküp gider ama yaptıkları iyi şeyler kalır."

Biz öldük daha da ölürüz ama katil de bilmiyor öldürdüğünü..



Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: