Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için:

Mustafa Merter Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Mustafa Merter En Beğenilen Sözleri



1. "Hayat öncelikleri varolmak yerine sahip olmak ağırlıklı olunca sevgi ve muhabbete ayrılan zaman azalır ve sevgisizlik çok ama çok hasta eder"


- Hekaton'la Son Tango



2. ""bağımlı" aslında bir anlamda "arayan"dır ama neyi arar"


- Hekaton'la Son Tango



3. "" Aman çocuğun üstüne varmayın yoksa travmatize olur, dengesi bozulur." diye, belki de insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bencil, her şeye layık olduğunu ve her şeyi hak ettiğini zanneden, umursamaz bir nesil yetiştirdik."


- Hekaton'la Son Tango



4. "Bakın nereden nereye geldik... Önce terbiyesiz eğitim sistemi, sonra 'erkek' kadın yaratma, baba otoritesinin yıkılışı projeleri, cinsel sapıklığın her türlüsünün kasıtlı bir şekilde yaygınlaştırması, toplumsal cinsiyet, yeni bir insan modeli yaratma hezeyanı ve sondan bir evvelki nokta tanrı insan..."


- Hekaton'la Son Tango



5. "İnsan ancak kendi kitabını okuduğunda, kendi nefsi ve manevi kalbi üzerinden doğru cevapları almaya başlar."


- Hekaton'la Son Tango



6. "Sabrı olan sabrından, şefkati olan şefkatinden, parası olan parasından verir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



7. "Yaşlı derviş son nefesini vermek üzereymiş. Genç derviş, hayatın gerçeğini bilse bilse ancak o bilir, diyerek yanına gitmiş. "Derviş baba hayat neydi?" diye sormuş. Bunun üzerine yaşlı derviş gülümsemiş, "Bir andı oğul", demiş, " sadece bir andı...""


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



8. "Tüm dinlerin, insan varoluşu konusunda buluştukları ortak nokta, insanın temel bir " huzursuzluğunun" olduğu ve yüksek değerlerle temas kurarak bu huzursuzluğunu aşmaya çalıştığıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



9. "İnsan sadece şehvani/hayvani nefsten müteşekkil bir varlık olmayıp, sonsuza doğru gelişme potansiyeli olan, çok katlı ilahi bir yapının temsilcisidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



10. ""İnsanoğlunun bir değerler bütününe, hayat
felsefesine ihtiyacı var (...) Gün ışığına, minerallere, sevgiye ihtiyacı olduğu kadar (..)""


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



11. "Men arefe nefsehû, fekad arefe Rabbehû...

Nefsini bilen, Rabbi­ni bilir ...

Hadis- i Şerif"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



12. "- Kadın, ''babasının kızı'' rolünü oynuyor. Annesi ile ilişkileri sorunlu. Bu nedenle bekar kalmış ve akademik kariyer yapma çabası içinde.

¿¿¿"


- Nefs Psikolojisi



13. "Güvendiğimiz her in­san ve eşyanın geçici olduğu şu fani dünyada kalıcı olan yega­ne değer,

Rabbimizin bizlere ezelde verdiği o yüce emanet, o gizli hazine, üflediği Ruh değil midir?

."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



14. "İnsana karşı duyulan bu hınç nereden kaynaklanıyor?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



15. "Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok şeye sahipken niye hâlâ tatminsiz bir haldeyiz?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



16. "Eğer sen hayat suyunun (ruh ırmağının) nasıl akıp gittiğini göremiyorsan, hiç olmazsa bir ırmağın kenarına otur da ırmağı seyret ve kendi ömrünün bir su gibi akıp gittiğini ve tükendiğini düşün!"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



17. "Allah'ım, sen her gece ruhları ten tuzağından azat eder, onları dünyaya ait işlerden, hatıralardan kurtarırsın.

Ruhlar, her gece ten kafesinden kurtulurlar da, kimsenin hükmü altında bulun­madan, kimseye hükmetmeden hürriyete kavuşurlar ...

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



18. "Bireyin, kendi değerlerinden feragat edip içinde yok olmak istediği her yönelim, aslında damlanın kopup geldiği denizi aramasıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



19. "Oğlu Müslüman olan Amerika­lı bir Baba diyor ki;

The thing you call Islam, must be a life insurance.

(Sizin İslam dediğiniz şey, olsa olsa bir hayat sigortası olmalı.)

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



20. "Beş vakit namazı, orucu, haccı, nafile ibadetleri, hayır hasenatı ve varoluş ekolojisini korumasıyla bir Müslüman'ın hayatı her açıdan teminat altına alınmış olur. İçki yok, uyuşturucu yok, kul hakkı yemek yok, kumar yok, evlilik dışı ilişki yok, bedenini hayasızca teşhir etmek yok, başkasını yersiz eleştirmek, yani "gıybet/dedikodu" yok; hatta başkasının ayıbını, bırakın açığa vurmayı, tam tersine örtmek var."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



21. "İstanbul'un müstesna bir semtinde, Yeni Çağ manevi arayışları için tahsis edilmiş villada, Amerika'dan gelmiş, uzun saçlı, baygın bakışlı üstadın huzurunda da aynı şey aranır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



22. "...ölüm, ruhun bir başka aleme doğması hadisesinin sancılarıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



23. "Canlı olmayan, "ruh"u olmayan bir şeyin "hamd" edebilmesi mümkün olmadığına göre, bizim cansız addettiğimiz her şey belirli bir titreşim frekansında, kendisini yaratanı tasdik etmektedir. Yine yüce Kur'an'da geçen, Hz. Musa'nın asası, Hz. Meryem'in hamileyken altında oturduğu kurumuş hurma ağacı misallerinde bizlere "eşya"nın gizli hakikati üzerine işaretler veriliyor."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



24. "Ölürken bile doğrularını teyid ettirme deliliği ile çevresindeki insanları da ölüme sürükleme vahşeti, bilinçdışının derinliklerinde, akıl almaz boyutlarda yaşanan kaygının bir dışa vurumu
olsa gerek! Yükseliyorum derken, Yerebatan Sarayı'nın en derin mahzenlerine kadar düşüş!"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



25. "Nuru, tüm enerjilerin aslı olarak telakki edebiliriz. Bu ilahi enerjinin yoğunlaştığı boyutumuz ise gönlümüzdür."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



26. "1923'te yayımlanan Ben ve İd (Das Ich und Das Es) adlı kitabında Freud, önce insan nefsini bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışı diye üç kısma ayırmış, daha sonra bu ayrımı anlatım açısından yetersiz bulduğu için bir sonraki aşamada "ben-id-üst benlik" kavramlarını geliştirmiştir. Ben, kişinin nefsiyle ilişkili süreçlerin anlamlı/bağlantılı organizasyonunu; id, bilinçdışında potansiyel olarak var olan içgüdüleri; üst benlik/süperego da toplum ve ana babadan aktarılan değerleri ifade ediyordu."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



27. "Acizane kanaatime göre ariflerin "eşyanın hakikatine" doğru yaptıkları yolculukta karşılaştıkları en muhteşem manzara, en inanılmaz sır, en anlatılmaz yaşayış, Hayy aleminin müşahedesi olabilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



28. "Kadın sadece bir sevgili değildir,

Kadın Hakk'ın ışığıdır, nuru­dur.

Sanki o, mahluk değildir de halıktır.

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



29. "Bir bedenin organları gibidir Adem'in çocukları,
Aynı kaynaktan çünkü yaratılışları.
Biri hastalanırsa günün birinde
Huzur kalmaz ki diğerlerinde. Üzülmezsen sen başkalarının sıkıntısına, Yaraşmaz insan demeleri sana.
(Sa'di-i Şirazi)"


- Hekaton'la Son Tango



30. "Genelde hayatı boyunca her gün Kur'an ayetleri okuyan bir Müslüman'ın okuduğu ayetlerin derin manasını bilmesi, hatta içinde bulunduğu nefs duruma göre ayet seçebilmesi, arzu edilir bir davranıştır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



31. "Niçin ölünceye kadar bir açgözlülük saplantısı içerisinde didişip duruyoruz? Sakın yanlış şeyi, yanlış yerde arıyor olmayalım?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



32. "Hakk'ın nuru ile bakan kişi, zerrede ebediyet, sonsuzluk güneşini görür, katrede bütün denizi seyreder."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



33. "Senelerce susuz kalmış biri gibi hem kendimi hem de insanın dramını anlamak için sürekli okudum."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



34. "En'am suresinin 103. ayetinde, “Hiçbir beşeri görüş ve tasavvur O'nu kuşatamaz” denmektedir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



35. ""Niye inşa edildiğini bilmiyorsan bir duvarı yıkma!""


- Hekaton'la Son Tango



36. "Genç sormuş "Derviş baba hayat neydi?"

Derviş "Bir andı oğul, sadece bir andı. . . "

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



37. "Bir genelleme yaparsak narsisist, şizoid ve kaygılı olan çağımız insanının temel trajedisinin, nursuz/karanlık ve aşksız/sevgisiz bir dünyada hapsolup kalmak olduğu söyelenebilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



38. "Duygusal açıdan sığ, derinliklerinden kopmuş; özellikle karşılıksız sevgi, diğergamlık, vefa, kadirşinaslık, sezgi, yaratıcılık, estetik ve bütünsel görüş gibi asli insanlık duygularına yabancılaşmış; insan ilişkilerinde yakın gibi görünse de aslında çok mesafeli, yalnız, menfaatçi, istismarcı, rekabetçi, cinsel açıdan ahlaksızca çok eşli, hayasızlığı özgürlük ve cesaret sanan, yaşlanmaktan ve ölümden bucak bucak kaçan, psikosomatik hastalıklardan mustarip, kronik derecede kaygılı, çevresine ve kendisine öfkeli bir insan..."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



39. "Bodrum'da deniz kenarındaki bir diskotekte, kulakları patlatan müzik ve rengarenk fırıldak ışıklar içerisinde zıplayan genç insan da, farkında olmasa da aslında ona sınırları aşırtacak o "latif" duyguları arar. Belirli bir süre sonra alkol yetmeyince ekstazi ya da kokain vasıtası ile aynı arayış sürer."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



40. "İnsan,en şekilsiz Tümördür
İnsan büyüdükçe hataları affetmemeyi öğreniyor
#Affetmiyecem seni"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



41. "Bodrum'da deniz kenarındaki bir diskotekte, kulakları patlatan müzik ve rengarenk fırıldak ışıklar içerisinde zıplayan genç insan da, farkında olmasa da aslında ona sınırlan aşırtacak o
"latif " duygulan arar. Belirli bir süre sonra alkol yetmeyince ekstazi ya da kokain vasıtası ile aynı arayış sürer."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



42. "Bilim, bizi yüksekliklere çıkaran akıl kuşunun bir kanadı ise marifet de ikinci kanadıdır. Tek kanatlı kuşlarsa uçamazlar."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



43. ".. insan kendi kendisine küskün bir hâle gelmiştir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



44. "Çektiğin sıkıntıyı, ızdırabı gönlünün iki gö­zünün de kapalı olduğundan bil; çünkü gönül gözü, kıyasa sığ­maz sonsuz nur aramaktadır. O sonsuz olan gönül gözünün iki nurundan (akıl ve basiret nurundan) mahrüm kalmak da seni perişan etmededir. Kendine gel de onları koru.

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



45. "İntihar sadece fiziksel anlamda hayatı sonlandırma değildir. Sembolik olarak intihar anlamına gelen pek çok davranış ve hayat tarzı, toplumda giderek yaygınlık kazanmaktadır. İnsanlar sonunda ölüm olduğunu bile bile işkolizm, tehlikeli sporlar, yemek rejimleri, estetik çılgınlığı, riskli çok eşlilik(AIDS) ve öldürücü bağımlılıklarla, sessiz sedasız kendi sonlarını hazırlarlar. Burada yine ilikleri işlemiş bir ümitsizlik hakimdir, çünkü artık hiçbir şeyin anlamı yoktur. Freud ve Durkheim, hayatta başımıza gelen olayların intihara neden olmayacağı konusunda hemfikirler. Bu durumda intihar gizemli bir enerji dengesizliği gibi görülüyor."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



46. "Muhabbet ve sevgi olmadan empati olmaz. İnsanı gerçek anlamda sevmek gerekir ki empati, öğrenilmiş ve sahte bir davranışın ötesinde, gerçek bir varoluş tarzına dönüşebilsin. Sevmenin yolu da tanımaktan geçer, özellikle de kendimizi."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



47. "Muhabbet ve sevgi olmadan empati olmaz. İnsanı gerçek anlamda sevmek gerekir ki empati, öğrenilmiş ve sahte bir davranışın ötesinde, gerçek bir varoluş tarzına dönüşebilsin."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



48. "İlim, ilim bilmektir,
ilim kendin bilmektir,
sen kendin bilmezsen,
ya nice okumaktır.
Yunus Emre"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



49. "Zamanın başlangıcından beri insanın temel dramı, kendisine yetmediğini sandığı bir dünyanın içine yerleştirilmiş olması ve kabına sığmamasıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



50. ""İnsanlık yolunun önü de ardı da kanla ıslanmış. Dikkat et de kayma! Bu zamanda insan çalanlar, altın çalanlardan daha fazla."

°°Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



51. "Freud'cu psikanalize göre, sapkın dürtülerin cinsel nesnesi olarak tanımlanan anne, Jung'a göre koruyup kollayan, şefkatli bir insan konumundadır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



52. "Arzular ve istekler girdabına kapılmış insan, bu "yatay alandaki" arayışının bedelini çok ağır öder. Eğer "dikey boyutu" ile temas kuramazsa farkına varmadan nefs katlarında bir iniş başlar. Bu iniş beraberinde karanlık ve ontolojik daralma duygusunu getirir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



53. "Her insan kendine özgü bir "esma" bileşenine sahip, başlı başına bir alem. Optimal gelişme potansiyelini (ism-i azamı), fıtri/yaradılış yapısı itibarıyla derünunda taşır. Hz. Mevlana bu potansiyeli, bir kayanın içerisinde gizli kalmış "yakut"a benzetir. Kimimizin içinde yakut, kimimizde zümrüt, kimimizdeyse gök mavisi renginde inci vardır. İnsanoğlu, içindeki bu gizli potansiyel açısından bir hazinenin üstünde oturmaktadır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



54. "İnsanoğlunun görebileceği en mübarek rüyaya temas etmeden geçmeyeceğim. Görenler bilirler, o lâtif rüya gecesinde, doğabilecek en kusursuz mehtap, kelimelerine sığmayan en büyük nur Efendimizin ( s.â.v.) cemâline müşerref olmaktır. Rabbimiz cümlemize bu şerefi yaşamayı nasip müyesser eylesin."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



55. "Ey insan, başkalarında gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



56. "Siz hiç gündüzü olmayan gece gördünüz mü? Nefesin bir diğer derin anlamı ise "almanın", "verme" olmadan anlamlı olamayacağı ve rahatlamanın sadece bu ikisi bir araya geldiğinde mümkün olabileceği gerçeğidir. Çağımızda, narsisist medeniyetin ve insanın temel sorunu, almaktan ötürü vermeyi unutmuş olması ve bu nedenle çatlayacak kadar sıkılmasıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



57. "Niye inşa edildiğini bilmiyorsan bir duvarı yıkma. Edep, güzel ahlak, sağduyu giderse insanın üretebileceği saçmalıkların sonu yoktur"


- Hekaton'la Son Tango



58. "2012 akıllı telefonların yaygınlaşmaya başladığı tarihtir, yani bir milattır"


- Hekaton'la Son Tango



59. "Orta yaş krizi, yıldırım hızıyla ortaya çıkan depresyonlar ve bunların trajik sonuçları olan intihar eğilimi, alkol bağımlılığı, kompulsif cinsellik ve benzeri Yeni Çağ patolojileri, hep bu çağ­rıya duyarsız kalma, dolayısıyla dikey gelişim potansiyelini kul­lanmak yerine yatay alanda sıkışıp kalmanın neticeleridir. İşte benötesi psikolojisinin amacı; insana kim olduğunu, nasıl bir po­tansiyel taşıdığını ve bu potansiyeli gerçekleştiremezse nelerin olabileceğini göstermektir ..."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



60. "Kamil insanın halk-ı cedid müşahedesi ile ölüm balonu pat­lar.

Acaba Heidegger, "Ölüm fiziksel hayatın sonudur ama ölüm düşüncesi hayatımızı kurtarır" derken bu derin hikmeti mi kastetmşti ?

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



61. "..erkeklerin celâl ağırlıklı ve .. kadınların da cemâl zengini olduğunu görürüz. İşte nasıl fizik kurallarına göre artı eksiyi çekiyorsa celâl de cemâle ve cemâl de celâle bir çekim hisseder . Cinslerin birbirlerini beğenmelerinin derin sırlarından biri de budur; iki taraf da fıtrattan gelen yapısal eksikliğini hisseder ve karşı cinste kendini tamamlar. Doğada var olan varlık dengesi insanda da gerçekleşir."


- Hekaton'la Son Tango



62. "Çoğunlukla geçmişin sedası olan keder ile

geleceğin yüklemesi olan kaygının yerini

(Halk-ı Cedid ile) asli ve latif duygular alır.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



63. "Ten candan, Can da tenden gizli değildir.

Fakat kimseye Can'ı görme izni verilmemiştir.

Hz. Mevlana

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



64. "Çağımızın evlilik dışı, gayrimeşru ilişkilerinin dramı, ilişki kuruyorum derken giderek birbirinden uzaklaşma durumudur. Promisküite (evlilik dışı ilişkiler) ve gayrimeşru cinsellik, özgürlük değil, tam tersine, bodrum katlara hapsolmak ve "Can"dan uzaklaşmaktır. Yüzeye, dış görünüşe, tene takılıp bizi kurtaracak olan derinliğe inememek, kendi kendimizi yükselme imkanın­dan mahrum etmek anlamına gelir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



65. "Psikoterapi esasen çok latif bir sanattır. "Psikoterapi" tabiriyle hafif mekanik bir yaklaşımı çağrıştıran bu ince sanatın gayesi, acı çeken insana sadece alt katların sakini olmadığını hatırlatmak, Tin Suresi'nde "ahsen-i takvim" olarak tanımlanan yüceliğini, bir ayna gibi ona aksettirmektir. Psikoterapi her şeyden önce insan karşısında bir "duruş" , asil bir varoluş tarzıdır. Sadece bu "duruş" bile bir şeyleri değiştirebilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



66. "Keşfi açma, bir sırrı öğrenme, Allah (cc) tarafından ilham olunma manalarına gelir. Seyyid Ahmed Rifai hazretlerinin (ks) anlatımıyla, insanın içinde potansiyel olarak mevcut olan bu kuvvet, yukarı alemden gelen "feyz nuru" ile birleştiğinde, rahmani keşf zuhur eder. Bu yeni görüş ile, daha önce fark edilemeyen bir aleme adım atılmış olur"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



67. "Saf müşahedeyi tahrif eden unsurlardan bir tanesi de hayatta oynadığımız roller, yani alt kişiliklerimizdir. Bilindiği gibi her rolün, kendine özgü bazı "huy"ları, arzuları ve kaygıları
vardır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



68. "Beş vakit namaz vasıtasıyla gün boyu değişik haller yaşarız, böylelikle nefs katlarında sessiz sakin bir yükselme başlamış olur.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



69. "Gayb aleminden hareketle şuhud aleminde kendini izhar eden (gösteren) her şey,

Allah'tan gelen bir ilham, talimat ya da
bir bildiridir.

İbn Arabi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



70. "..başı ABD'de olan bir ahtapotun kolları bütün dünyaya yayılır ve o kolların girmediği hiçbir mahrem alan kalmaz.

..Facebook gelişiminin birinci aşaması, insanları birbirleri ile tanıştırma, sıcak sosyal ilişkiler kurma gibiyken ikinci aşama toplanan kişisel bilgileri ticari yoldan değerlendirme yönündedir. Ama bununla da sınırlı kalınmaz, toplanan bu verilerin başka amaçlarla da kullanılması gündeme girer.."


- Hekaton'la Son Tango



71. "Eğer latif duygular yaşama arzumuz, bizi bir üst kata çıkarabilecek ve o katta kalmamızı sağlayabilecek nitelikteyse, bu arayış geçici olarak hedefine ulaşıyor ve tatmin oluyoruz. Ancak kimi manevi yönelimler ve uygulamalar, ilk bakışta bizi yükseltiyor gibi görünseler de, her zaman bu gerçeğe tekabül etmiyorlar. Gerçekmiş gibi görünen sahte haller, sabun köpüğü gibi çarçabuk sönen duyu ve duygular da var. Bizim ontolojik daralma olarak tanımladığımız, aynı katta kalındığında veya "bodrum katlara" inildiğinde yaşanan sıkıntı, büyük ihtimalle insanın nefsi patolojisinin de temel nedeni. Kişiye daracık ve kasvetli gelen alt katlarda yaşanan sıkıntının bir başka adı da "metafiziği yaşayamama gerilimi"."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



72. "Allah'la (cc) irtibatını koparmış Batılı insan, alacakaranlık bir dünyada el yordamıyla ilahi hikmeti arıyordu. Ama akıl yetmeyince dara düşen insanlığın, ceyiz sandığından çıkarmaya alışık olduğu çok değerli bir hazinesi vardı: sezgi.

Sezgi ve ilham, romantizm harekatı ile ön plana çıktı. Şaşırtıcı biçimde insanın, görünmeyen bilinçdışı bir denizde yüzdüğü keşfolundu. Sanki, asırlardır deniz kenarında yaşayan insan, ilk kez bir denizaltı alemi olduğunu idrak ediyordu! Sanki diyorum, çünki orijinal mesajları sonradan insanlar tarafından tahrif edilmemiş ilahi kaynaklı bütün dinler, aslında sistematik bir şekilde insanlığı bu "denizaltı alemi", yani bilinçdışı ile temas ettirmek istemişlerdi. Bu açıdan bakıldığında dinin bir tanımı da "bilincin bilinçdışı alanları entegre edecek şekilde genişlemesidir" diyebiliriz. E. Fromm Zen ve Psikoanaliz kitabında "Psikoanaliz de aynı amacı güder, ancak metotları değişiktir" der. (6)"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



73. "..insanlığın temel hastalığının, bulunduğu yer/ontolojik konum ile tatmin olamayıp ötesini arama olduğunu söyleyebilir miyiz? Bir başka deyişle, temel patolojimiz yanlış yerde, yanlış şeyi "istemek" ve buna bağlı olarak acı hissetmek midir? Bedensel haz, duygusal haz, zihinselrasyonel haz arayışlarının temelinde bu garip ve yanlış "istek" mi yatıyor? Yoksa biz de Nasreddin Hoca hikâyesinde olduğu gibi, ahırda kaybolan tesbihi, ışık daha fazla diye pazar yerinde mi arıyoruz?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



74. "Çoğu insan alkolün etkisi altında yaşanan "boşalım/katarsis"lere aşinadır. Ne var ki bu boşalım, iki aklı başında insanın muhabbeti ve karşılıklı diyaloğu şeklinde olmadığı için, ertesi güne bıkkınlık verici bir baş ağrısının dışında pek fazla bir şey kalmaz. Oysa duygusal boşalım bir muhatap gerektirir. Muhatap ile muhabbet ortamında, acı veren süfli duygular, latif duygular haline gelir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



75. "2021 yılında Dünya Çocuk ve Aile Koruma Platformu'nun konuşmacı olarak davetlisiydim. Bizimle beraber sunum yapan bir İrlandalıya şu soruyu yönelttim: "Siz İrlandalılar bildiğim kadarıyla dindar Katoliksiniz; nasıl oldu da eşcinsel evliliğine izin verdiniz?" Muhatabım bir müddet susup anlamlı bir ifade ile gözlerimin içine baktıktan sonra şu cevabı verdi: "George Soros gelip bu iş için bir buçuk milyar dolar yatırırsa olur..." Bir Macar Yahudisinin İrlanda'da ne işi var, kendimize bir soralım."


- Hekaton'la Son Tango



76. "1850'lerde İngiltere'de Victoria de Victoria döneminin kadın hakları ko- nusundaki aşırılıklarını düzeltmek için başlayan feminizm hareketi, 1960'larda özellikle ABD'de politik bir harekete evrildikten sonra, 1990'lardan itibaren bir "erkek kadın" yaratma projesine dönüşür."

Yani sürekli fıtrata, sağduyuya aykırı bir kadın ideali modeli yaratılmak isteniyor."


- Hekaton'la Son Tango



77. "Narsisist toplumun bariz bir özelliği olan, bedeni aşırı "süsleme" arayışları, fenomenolojik olarak bedenden kopmayla eşanlamlı mıdır?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



78. "Gerçekten de, gönülden gönüle pencere vardır. İki insan birbirine gönülden bağlanınca, artık onlar, birbirinden ayrı değillerdir. Bedenleri birbirinden uzak düşse de gönülleri beraberdir. İki kandilin kapları birbirinden ayrıdır. Bitişik değildirler. Fakat nurları birbirine karışmıştır, birleşmiştir"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



79. "Enerji verenler, çakra açanlar, şifacılar, verdikleri her neyse, bunun kendilerinden geldiğine inanırlarsa hem kendileri hem de şifa dağıtılanlar açısından büyük bir tehlike söz konusudur."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



80. "Doğruyu yanlıştan ayırt etmek için kullanılan enstrüman rasyonel akıl olunca, yanılgı payı da çok yüksekti."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



81. "Dünya sahnesinde oynadığı oyunu dışarıdan izleyebilme yeteneği, tüm insanlığın sahip olduğu en etkin otokontrol sistemidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



82. ""Ey insanoğlu! Hazîne bulursun ama ömür bulamazsın. Sen uğraş da kendini bul, kendindeki gizli hazîneyi araştır."

°°Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



83. ""Gözün açık iken içine bir üzüntü çökerse üzülür, perişan olursan; bilmiş ol ki, gönül gözün kapalıdır; onu aç ki gamdan, elemden kurtulasın. Çektiğin sıkıntiyı, ızdırabı gönlünün iki gözünün de kapalı olduğundan bil; çünkü gönül gözü, kıyasa sığmaz sonsuz nur aramaktadır. O sonsuz olan gönül gözünün iki nurundan (akıl ve basiret nurundan) mahrûm kalmak da seni perişan etmededir. Kendine gel de onları koru."

°°Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



84. "Bu dünyayı intihar yolu ile terk etmek, insanın ontolojik yükselme imkanını kullanmayıp kendi kendine borçlu gitmesi, alt katların ışığını söndürüp orada hapis kalması demektir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



85. "Aşıktan daha deli, divane kimse yoktur. Akıl onun sevdasına karşı, kördür, sağırdır. Çünkü aşıkın deliliği herkesin bildiği de­lilik değildir. Tıp bilgisinde aşk derdine deva yoktur. . .
Bütün gönül alan güzellerin yüzleri, aşkın yüzüne bir perdedir. Çünkü ariflerin inancına göre, bütün dünyevi bilgiler, dünyada görülen bütün güzellikler aşkın gölgeleridir. Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



86. "Allah'ın güneşinin nuru ile aydınlanmayan, karanlıklara dalmış gönül evleri de vardır. Senin için böyle bir gönülden mezar daha iyidir. Sen şimdi gel de karanlıklar içinde kalmış, nursuz, daracık gönlünün mezarından çık, kurtul! Aslında sen ölü değilsin! Sen bir dirisin ve bir dirinin oğlusun. Senin bu dapdaracık gönül me­zarın, nefesini daraltmadı mı? Böyle daracık bir gönülle nefes ala­maz bir hale gelmiyor musun? Sen vaktinin Yüsufusun, gökyüzü­nün güneşisin. Şu beden kuyusundan, şu karanlık dar zindandan çık, güzel yüzünü göster! Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



87. "Sevgili mal verene, altın bağışlayana kendini öptürmez. O aşk derdi ile sararıp solan gerçek aşka yanağını uzatır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



88. "Asırlar boyu tüm insanlık aşağıdan yukarıya bir gelişim süreci izlemeye çalışmıştır (mesela Kundalini Yoga'nın amacı, beyin bölgesinde konumlanmış olan "bin yapraklı lotus çiçeği" ile insanı özdeşleştirerek onun bu dünyayı aşmasını sağlamaktır.)"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



89. "Bir de sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki:
"Ruh Rabbimin emrindedir, O'nun bileceği işlerdendir. Size sadece az bir ilim verilmiştir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



90. "Bizler hep aşıktık ve aşık kalacağız.

Attığımız her adımın, her arayışın, her yönelimin temelinde bu gizli aşk var.

Evren aşk ile ayakta duruyor.

Bu kadar basit ve bu kadar muhteşem!"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



91. "En aşağıda olanlar, varlığın sadece belirlenme (taayyün) ve çe­şitlenme (tenevvü) yönünü görürler, ötesini göremezler.

İkinci mertebedekiler, bu suretlerde tecelli etmiş olan varlığın tekliği­ni / vahdet-i vücudu müşahede edenlerdir.

İbn Arabi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



92. "İlim kendin bilmektir,

sen kendin bilmezsen,

ya nice okumaktır ...

(Yunus Emre)
."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



93. "Her insan kendine özgü bir "esma" bileşenine sahip, başlı ba­şına bir alem. Optimal gelişme potansiyelini (ism-i azamı), fıtri / ya­radılış yapısı itibarıyla derünunda taşır. İnsanoğlu, içindeki bu gizli potansiyel açısından bir hazinenin üstünde oturmaktadır. İşte tasavvuftan feyzalan benöte­si psikolojisi de kişinin kendisini daha iyi tanımasını sağlayarak bu potansiyelin tezahür etmesini ümit eder. Bu manada kişilik yapısı­nın belirlenmesinde, Enneagram kişilik şeması fayda verebilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



94. "Amerikan medeniyeti belki de batı dünyasını yutacak barbarlığın son sembolüdür.

Thorstein Veblen"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



95. "...

Geriye dönüp yaşantıma baktığımda sanki her renge boyanmış gibiyim

..."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



96. "Bizim inancımıza göre zübde-i alem (evrenin özü) olması gereken "Hz. İnsan" ve onun bilinci, sadece yatay değil, bir de dikey tekamül potansiyeli olan bir süreçtir. Fakat pozitivist Aydınlanma paradigması çerçevesinde bilinç, sadece merkezi sinir sistemi gelişiminin en uç noktası olarak görülüyor, yani dikey gelişim boyutundan soyutlanıyordu."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



97. "Genelde hayatı boyunca her gün Kur'an âyetleri okuyan bir Müslüman'ın okuduğu âyetlerin derin mânâsını bilmesi, hatta içinde bulunduğu nefs duruma göre âyet seçebilmesi, arzu edilir bir davranıştır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



98. "Bir psikiyatrist ve psikolog ordusu ve hep daha kötüye giden genel insan psikolojisi... Bilim tarihinde yaşanan en çarpıcı çelişkilerden biri, benim "psikoloji biliminin üstel paradok- su" diye tanımladığım durum; biz psikolog ve psikiyatristlerin 200 seneden beri var olmamıza rağmen genel kitlelerin psikolojisinin hep daha kötüye gitmesidir.

İnatla, din ve tasavvufla ilgili diye "ince psikoloji"yi yani nefs ilmini öğrenmeye karşı olduğumuz için, mesela nefs yapısının merkezi olan manevi kalbimizin işleyişini, ekran zamanının nefs sağlığımıza verdiği zararı anlayamıyoruz. ...modern psikolojide manevi kalp diye bir kavram yok. Evet, şaka gibi ama "kalp"siz bir psikolojiyi temsil ediyor, sanki dürbünü ters tutarak insana bakıyoruz."


- Hekaton'la Son Tango



99. "Bu çevrelerde "nefs hijyeni" pek bilinmediği için, işin başından beri kutsallığa giden yolun ana kaideleri (evlilik dışı ilişki yok, içki yok, esrar yok, kumar yok, kul hakkı yemek yok, israf yok, gıybet yok.... ) çiğnenmiş ve sürdürülen hayat tarzı yüzünden nur kaybolmuştur. Böyle bir hayat sürdüren insanlar için yıkım kaçınılmazdır, daha bu dünyada iken cehennem azabı yaşamaya başlarlar."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



100. "Sevgili mal verene, altın bağışlayana kendini öptürmez. O aşk derdi ile sararıp solan gerçek aşka yanağını uzatır.

Mevlana Celaleddin-i Rumi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



101. "İnsan bazen şeytan olur, bazen melek, bazen de yırtıcı canavar kesilir. Bu ne esrarlı bir varlıktır ki çeşitli huylar, çeşitli meziyetler bir araya toplanarak onu meydana getirmiştir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



102. "Senelerce uyguladığım meditasyon teknikleri sonrasında farkına varmadan içimde enaniyet/manevi narsisizm oluşmuş, ortaya çıkan hallerin ve "ışığın" kendimden kaynaklandığını sanmaya başlamıştım! Tevazu gibi görünen bütün davranışlarımın altında gizli bir gurur yatıyordu."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



103. "Tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok şeye sahipken niye hâlâ tatminsiz bir hâldeyiz? Neyin peşindeyiz?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



104. "Bu hareketleri psikanalitik açıdan değerlendirirsek, Orta Çağ
karanlığından uyanan Avrupa insanı, başlangıçta köklerini antik
medeniyet beşiğinde, yani eski Yunan ve Roma'da arayarak bir
anlamda "ana rahmine" geri dönmek istemişti diyebiliriz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



105. "Ayakları acıdan sızlasa da yürüyecek olan ve tüm zorluklara katlanacak olan yine kişinin kendisidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



106. "Gölge varlık olarak tanımlanan insanın maddi "gerçekliği" derununda "en-Nur" esmasını mı taşımaktadır? Derinliğine doğru nüfus edildiğinde, tüm maddi alemin özü, "nur"dan mı müteşekkildir? [Yazar]

Aynı şekilde mümkün olan varlıkların aslı da aydınlık değildir, çünkü onlar sabit bir görünüm arz etseler de aslında yokturlar (ma'dum), varlık değildirler. Çünkü varlık nurdur.
İbni Arabi (ks) 136"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



107. "Sekülarizm, rasyonalizm, pozitivizm, filozofik fizikalizm kavramları zihinlere yerleşince matematiksel analiz sayesinde her şeyin, hatta insan nefsinin bile ölçülüp biçilerek anlaşılabileceği varsayıldı."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



108. "Hakk, her varlığın aslıdır. O, en kamil tarzıyla alemde sürekli tecelli eder. Her şeyin gerçek failidir; eşya, O'nunla sudur eder. Hareket, O'nunla doğar. Her an yeni bir surete (suretlerin sonu yoktur) bürünür, ardından bu sureti yeni bir suretle değiştirir. Mümkünler alemi, her an yeniden yaratılır ve onu takip eden bir anda yok edilir . . . İbn-i Arabi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



109. "Bu alan, hayallerin gerçeğe dönüşebildiği bir alemdir, mesela rüyada istersek uçabiliriz. Rasyonel akıl kategorilerine göre daha alt konumdayızdır. Ni­tekim rüyada rüyada olduğumuzu bilme yeteneğine sahipsek, bu defa hem rasyonel akıl devrededir hem de hayali açıdan daha "yüksek" konumdayızdır. Tart, bu değişimi kuantum fiziğindeki "kuantum sıçraması" kavramı ile karşılaştırır. Kuantum sıçraması; Bir elektronun olası iki yörünge arasındaki geçişi ani bir süreçtir, ara konum yoktur (Heisenberg Belirsizlik Teorisi)"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



110. "Saf müşahedeyi tahrif eden unsurlardan bir tanesi de hayat­ta oynadığımız roller, yani alt kişiliklerimizdir.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



111. "Kendinde olmak, aklı başında bulunmak, yıkılıp giden geçmiş zamanı anmak demektir. Aslında geçmişi anmak da, gelecekten korkmak da Allah'a karşı perdedir. Her ikisini de yani geçmiş zamanı da, gelecek zamanı da ateşe at, yak.
Hz . Mevlana

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



112. "Beş vakit namazı, orucu, haccı, nafile ibadetleri, hayır hase­natı ve varoluş ekolojisini korumasıyla bir Müslüman'ın hayatı her açıdan teminat altına alınmış olur. İçki yok, uyuşturucu yok, kul hakkı yemek yok, kumar yok, evlilik dışı ilişki yok, bedeni­ni hayasızca teşhir etmek yok, başkasını yersiz eleştirmek, yani "gıybet / dedikodu" yok; hatta başkasının ayıbını, bırakın açığa vurmayı, tam tersine örtmek var."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



113. "İnfak ve îsârı hayat tarzı olarak benim­seyip gelecek nesillere örnek olmamız gerekir.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



114. "Özellikle son kırk sene boyunca Hollywood filmleri vasıtasıyla eşcinsellik, adım adım, komünikatif ve metakomünikatif mesajlarla önce Amerikan toplumuna sonra da bütün dünyaya, zararsız ve hatta övünülecek bir serbest seçim, alternatif bir varoluş tarzı olarak kabul ettirilmiştir. Mesela 1982 tarihli komedi filminde Dustin Hoffman, "Tootsie" adı altında bir kadın rolü oynar; 1993'te ise Robin Williams, "Madame Doubtfire" olur ve ayrıldığı eşinden olan çocuk- larının hanım olarak bakıcılığını yapar. Daha eşcinsellik te- ması işlenmez ama işlenen, satırlar arası "Erkek niye kadın olmasın?" mesajıdır.

Yine 1993'te çıkan "Philadelphia" filminde Tom Hanks, eş- cinsel olduğunu diğer iş arkadaşlarından saklayan, Andrew Beckett adında, AIDS hastası birini canlandırır; durum meydana çıkınca işten atılır; bir avukat bulamayınca mahkemede kendi kendini savunmaya başlar ve neticede beş milyon dolar tazminata hak kazansa da hastanede son nefesini verir.

Bu ve benzer filmler üzerinden "acındırma", haksızlığa uğramış birine arka çıkma, onunla eş duyum yaşama fikirleri, usul usul telkin edilmeye başlanır. Seçilen aktörler de son derece karizmatik, sevilen kişiliklerdir."


- Hekaton'la Son Tango



115. "Küresel çapta artan narsisizm ve bireyselleşme, maalesef, birini sevebilmeyi ve onunla bağ kurabilmeyi engelliyor."


- Hekaton'la Son Tango



116. "Bu hareketleri psikanalitik açıdan değerlendirirsek, Orta Çağ
karanlığından uyanan Avrupa insanı, başlangıçta köklerini antik
medeniyet beşiğinde, yani eski Yunan ve Roma'da arayarak bir
anlamda "ana rahmine" geri dönmek istemişti diyebiliriz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



117. "Ey insan, başkalarında gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir.

Hz. Mevlân, Mesnevi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



118. "Bildiğim en kutsal ilişki tarzlarından birisi, bir ömür boyu sıdk-ı sadakatle, karşılıklı saygı, fedakarlık ve sabırla sürdürülen eş ilişkileridir. Tenler yaşlansa da, iki Can bir olunca, sonsuz ilkbahara adım atılır. Bu nedenle evlilik kurallarına riayet eden yaşlanmış kişilerde aşk bitmez, hep tazedir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



119. "Modern psikolojide manevi kalp diye bir kavram yok. Evet, şaka gibi ama “kalp”siz bir psikolojiyi temsil ediyor, sanki dürbünü ters tutarak insana bakıyoruz."


- Hekaton'la Son Tango



120. "Aziz dost! Sen, tek bir kişi değilsin; sen, bir alemsin! Sen derin ve çok büyük bir denizsin. Ey insanı-ı kamil! O senin muazzam varlığın, belki dokuz yüz kattır; dibi, kıyısı olmayan bir denizdir. Yüzlercem alem, o denizde gark olup gitmiştir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



121. "Görülenin üstüne hiçbir şey yansıtmadan görmeye "saf müşahede" denir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



122. "Nur ve Aşk (esma-i hüsnada Rabbimizin el-Vedud ismi) bir­ birlerine öylesine yakın kavramlardır ki, bunlara tek bir hakika­tin iki farklı yüzü de denilebilir.

Bir genelleme yaparsak narsisist, şizoid ve kaygılı olan çağımız insanının temel trajedisinin, nur­suz/karanlık ve aşksız / sevgisiz bir dünyada hapsolup kalmak ol­duğu söylenebilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



123. "Ezan okunurken insanın üstüne bir hafiflik,
bir huzur ve barış hali gelir.

Kur'an bunları, "sekine" , "nu'as" ve "selam" tabirleri ile tanımlar.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



124. "Çoğu rüyanın nihai amacı, insana aslında kim olduğunu ve sahip olduğu inanılmaz potansiyeli hatırlatmaktır. Büyük sa­natkar, kah bu yolda bize alt katlardaki rollerimizi gösterir, kah üst katların muhteşem asli duyu ve duygularına işaret eder.
Tüm hayatımız boyunca görüp müşahede edelim ve kendimizi aşalım diye tasarlanan bu oyunlara Can, kimi zaman kendiside değişik suretlere girerek katılır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



125. "Korkuyor, hem de panik derecesinde korkuyorlar çünkü er geç iskambil kâğıtlarından yapılmış o "akıl tapınaklarının" yıkılacağını biliyorlar. Manevi boyutu olmayan maddiyatçıların kendilerini avuttukları ve övündükleri, taparcasına yücelttikleri değer, kazanılmış bilgi birikimidir."


- Hekaton'la Son Tango



126. "Birçok alanda olduğu gibi psikiyatride de dünya çapında bir ABD tekeli vardır, hastalık tanıları onların oluşturduğu DSM Tanı Kriterleri üzerinden belirlenir. Ve eşcinselliğin tanımı, farklı etaplar üzerinden, kasıtlı olarak, politik sebeplerle adım adım değiştirilmiştir."


- Hekaton'la Son Tango



127. "İnsanlık; tabii, fitri (yaradılıştan) yapısından gelen kadim bir "savunma duvarı"na sahiptir. Medeniyetler arasında farklılıklar olsa bile akıl, mantık, aklıselim (sağduyu, common sense), vicdan diye tanımlanan bu yapı bizi belirli müştereklerde birleştirir...İşte bu "duvar" yıkılırsa, insanın düşemeyeceği rezillik yok gibi görünüyor. Eşcinselliğin normallik, hatta iftihar edilecek bir davranış olarak anlaşılması da, öncelikle bu duvarı yıkacağa benziyor."


- Hekaton'la Son Tango



128. "Hayat öncelikleri varolmak yerine sahip olmak ağırlıklı olunca sevgi ve muhabbete ayrılan zaman azalır ve sevgisizlik çok ama çok hasta eder."


- Hekaton'la Son Tango



129. "Ayrıca eğitim sisteminde yapılan bu devrim mahiyetindeki değişiklik, Hollywood film endüstrisi tarafından desteklenince otuz senelik kısa bir müddet içinde (1970-2000 arası) önce ABD'ye, oradan da bütün dünyaya yayıldı.

"Bütün bu filmlerin ortak mesajı sınırlayıcı toplumsal değerlere baş kaldırmak. 'Kurallara uymayın, neyle mutlu oluyorsanız onu yapın." Ve devamında ekliyor: "Bu tarz filmler, iç içe geçmiş iki değişikliği ele alıyor: toplum kurallarının yıkılması ve bireyin doğuşu."


- Hekaton'la Son Tango



130. "Ve biz Türkler genel ekran zamanında, günde ortalama 7,24 saat ile dünya onuncusu, akıllı telefon kullanımında ise 4,26 saat ile dünya altıncısı konumundayız."


- Hekaton'la Son Tango



131. "Ey insan, başkalarında gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir.

Hz. Mevlân, Mesnevi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



132. "Muhabbet ve sevgi olmadan empati olmaz. İnsanı gerçek anlamda sevmek gerekir ki empati, öğrenilmiş ve sahte bir davranışın ötesinde, gerçek bir varoluş tarzına dönüşebilsin. Sevmenin yolu da tanımaktan geçer, özellikle de kendimizi ( rollerimizi değil)sevip kendimizle uzlaşabiliriz. Bu şekilde "Can" ımızı bulabilirsek insanın sırrına yaklaşan ve ormanın çıkışını bilen, gerçek ilim sahiplerinden oluruz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



133. "Başlangıçta Batı psikoloji bilimi, nefs kategorilerini tanımadığı için insanın sadece nefs-i emmare'den ibaret olduğunu sanmıştı. Nefs-i emmare'nin şehvani yönünün tatmin edilmesi ve özgürce yaşanması ile insanın daha mutlu olacağına inanıldı ama sonuç ne yazık ki tam tersini gösterdi."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



134. "Büyük şehirlerdeki alışveriş merkezlerini şöyle bir gözünüzün önüne getirin. Tutkulu bir gerilim içerisinde oraya buraya koşuşan insanlar. Alışveriş merkezleri doğumevleri gibidir. Yeni doğacak bir çocuğun yatak odasını hazırlama telaşı herkesi sarar. Anne süslenir, oda hazırlanır ama nedense çocuk bir türlü doğmak bilmez. Bir ömür boyu çocuktan bihaber olarak onun doğumu için koşturup duruyoruz..."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



135. "Tasavvufta en üst katların sakinine "Can", benden içeri olan "Ben" , bazen de "özbenlik" denir. Kur'an-ı Kerim'de bu tabir "Ruh" diye geçer. Mesela Kur'an-ı Kerim'de, "Allah insanla kalbinin (meyilleri) arasına müdahale etmektedir" buyrulur."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



136. "Ayakları acıdan sızlasa da yürüyecek olan ve tüm zorluklara katlanacak olan, yine kişinin kendisidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



137. "Bildiğim en kutsal ilişki tarzlarından birisi, bir ömür boyu sıdk-ı sadakatle, karşılıklı saygı, fedakârlık ve sabırla sürdürülen eş ilişkileridir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



138. "Kişi içinde taşıdığı bazı özellikleri dışa yansıtarak, bunları dışsal bir gerçeklik gibi yaşayabilir ve dolayısıyla kendi hakikatine yabancılaşır. Örneğin erkek, karşısındaki kadına bakarken, annesiyle çözümleyemediği meseleleri tekrar yaşar ve o kadını aslında olduğu gibi değerlendiremez."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



139. "Ağzından çıkan ses karanlık alt bilinçdışının sesinden başka bir şey değil; o bilinçdışına da 78 milyonluk Alman halkının (öfkeli) benlikleri yansımış, bu nedenle öyle güçlü görünüyor. O halk onun içinde olmadan hiçbir değeri kalmazdı."


- Hekaton'la Son Tango



140. "İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır?

Yunus Emre"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



141. "...Freud sanki psikoloji ilminin hastalıklı yarısını anlatmıştı. Bize ise sağlıklı diğer yarısı ile bu ilmi tamamlamak düşüyor..."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



142. "Modern insan, bu tür derin duygulardan kaçınır; hayrete, coşkuya ve huşuya izin vermez, bu nedenle dar bir bilinç alanında hapsolup kalır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



143. "Gören ve görülenin ötesinde, "görmek" edimi sadece nazar olmaktan çıkıp basiret ve müşahedeye dönüştüğünde bizler gerçekte bu "nur" sayesinde mi görebiliyoruz Bedenlerimizin sessiz sedasız yıkımını izleyen biz insanlar, aslında toprak olan bu bedenin içindeki hazineyi mi arıyoruz? Onun için mi bu mezar toprağını eşeleyip duruyoruz?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



144. "İbrahim Hakkı Hazretleri, "rıza"yı kalbin bütün olaylar karşısında durgun ve sakin kalışı olarak tarif eder."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



145. "İlginç olan ise aynı uygulamanın, benzer yaş grubuna yönelik olmasına rağmen, Çin'deki uyarlamasının, Çin dışındakine göre tamamen farklı bir içeriğe sahip olmasıdır; ayrıca birinden birine geçiş yapamazsınız. Sebebi ise Çin'in geliştirdiği “Altın Kalkan Projesi"dir. Proje, Çin Sosyal Güvenlik Bakanlığı tara- fından yürütülen bir sansür ve gözetim projesidir; “Çin Güven- lik Seddi" (ÇGS) adıyla da anılır. Başlangıç yılı 1998'dir, ancak 2003 yılına kadar etkinleştirilmemiştir. ÇGS, yabancı bilgi kay- naklarına erişimin sınırlandırılmasını, yabancı internet araçla- rının engellenmesini (Google, Facebook, Twitter, Wikipedia, Netflix, Disney Channel vb.) ve mobil uygulamalar ile yabancı şirketlerin yerel yasalara uymasını sağlamaktadır. Çin, kendi çocuklarını korumak için çok özel bir uygulama oluşturmuş ve kültür, eğitim ağırlıklı içerikler eklemiştir. Mesela 14 yaşının altındakilere evde gerçekleşebilecek bilimsel deneyimler, müze ziyaretleri, milli duyguları uyandıran kahramanlık filmleri ve diğer eğitici içerikler sunulur. Ayrıca günlük ziyaret 40 dakika ile sınırlıdır. Çin dışından ise bu sürüme ulaşılamaz.

Yapılan bir araştırmada ergenlik öncesi çocuklara hangi mesleği seçecekleri sorulmuş; ABD'li çocuklar sosyal medya ünlüsü (influencer), Çinliler ise astronot cevabını vermişlerdir.

Google'ın eski çalışanlarından Tristan Harris şu yorumu yapar: "Çin bu teknolojinin çocukları olumsuz açıdan ne kadar etkilediğini anlamış ve ıspanaklısını kendi çocuklarına, 'afyon'lu sürümünü ise dünya çocuklarına sunmuştur.""


- Hekaton'la Son Tango



146. "1760'larda İngiltere'de yaşanan Endüstri Devrimi'nin yol açtığı keşiflerle, Batı insanı tabiat güçleri ve madde üzerinde sonsuza dek hükmedeceğini sanarak bir tür "güçlülük sarhoşluğu" yaşıyordu."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



147. "Freud'un öne sürdüğü gibi doğuştan fıtri yetersizlik taşıdığına (penis kıskançlığı) inanmış veya inandırılmış zavallı bir kadın, bilmeden bir ömür boyu bu yetersizliği aşmaya çabalayacaktır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



148. "Şekle, surete, dış güzelliğe kapıl­ma, o güzelliği vereni düşün.

Güzeller olmaksızın, o güzeller güzelini gönlünde bulmaya çalış.

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



149. "Kendini, kendini görmekten kurtarmış, benliğini ayak altına al­mış, Allah aşkı ile dolup taşmış, derdin, gamın insanı rahatsız eden sıkıntılarına aldırmayan birisini arzu ediyorum. Hz . Mevlana

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



150. "Ölünüz, ölünüz; bu ölümden korkmayınız! Çünkü, ölümle şu kirli topraktan kurtulur, göklere, ötelere yükselirsiniz!

Ölü­nüz, ölünüz; bu nefs-i emmareden yakanızı sıyırınız! Çünkü bu nefis bağ gibidir, zincir gibidir; siz de, o zincir ile bağlan­mış birer esir gibisiniz!

Ölüşü­nüzde bir dirilik vardır! Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



151. "Hz. Mevlana'nın ifadesiyle, iyi gösterebilmesi için "aynayı buğulandırmamak" lazımdır!

Terapistin kendisi ne kadar alt katlardaysa "karşı ak­tarım" denilen süreç o kadar yoğunluk kazanır, ayna buğula­nır ve muhabbet biter.

."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



152. "Netflix'in izleyicisini nasıl istediği gibi manipüle ettiği üzerine çok ilginç bir olay yaşandı.

Netflix, sunduğu bir dizisinde Joan adlı bir kadının hayatını anlatırken diziyi izleyen Joan bir bakıyor ki o dizide kendi hayatı oynuyor. Bütün özeli ortaya dökülüyor, yaşadığı her gün bölüm olarak yayınlanıyor. Daha sonra Netflix'e dava açmak istiyor ancak kullanım için verdiği izinlerle elinde hakkı kalmadığını öğreniyor. Netflix, elinde herkesin profilini tuttuğunu, telefonun gittiği her yerde her şeyin izlenip dataya atıldığını ve özellikle de ki- şilerin güçsüz oldukları yönlerinin onlara yansıtıldığını, bu nun daha çok izleme getirdiğini söylüyor. Bunu kontrol edip oluşturan bir kuantum bilgisayarı var."


- Hekaton'la Son Tango



153. ""Bir sofranın çevresine yüz tane adam oturur, yer. Fakat baş olmak isteyen iki adam dünyaya sığamaz. O, dünya yüzünde bunun bulunmasını istemez. Hatta padişah padişahlığıma ortak olur, diye babasını bile öldürür." (Mesnevi-i Şerif, V/526-27"


- Hekaton'la Son Tango



154. "Rabbimiz hep bizlere eşyanın ve insanın hakikatini göstermek istiyor. Çünkü bulunduğumuz nefs katından bir üst kata çıkabilmek için öncelikle bu üst katların varlığını bilmek, sonra da orada oluşabilecek yeni duyu ve duygulara bir şekilde vakıf olmak gerekir. Aksi takdirde hiç kimse ontolojik yükselme için gereken çabayı gösterme zahmetine katlanmazdı."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



155. "Renk renk olan camlar kalmayınca o zaman bir renk olan nur seni şaşırtır, hayran bırakır. Nuru camsız görmeye alış da cam kırılınca kör olmayasın. Yani şekle, surete, dış güzelliğe kapılma, o güzelliği vereni düşün. Güzeller olmaksızın, o güzeller güzelini gönlünde bulmaya çalış.

Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



156. ""Rüzgâr olmazsa, dal oynamaz."

Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



157. "Ey insan, başkalarında gördüğün zulümler, kötülükler, senin kendi kötü huyunun onlardan aksetmesidir, görünmesidir.

Mevlana Celaleddin-i Rumi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



158. "Tefekkür gibi ibadet yoktur.

(Hadis-i Şerif/ Beyhakî, Şuayb [41])

Tabii ki burada, farz olan ibadetlerin yanı sıra yapılan tefekkürden söz edilmektedir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



159. "Fechner'in [*] Freud'cu psikanalize miras bıraktığı en uç spekülasyon, yok etme sürecinin, meydana getirme sürecinden daha asil bir prensip olduğu görüşüydü.(9) "Her şeyin başı kaos ve yok etmedir; yok etme kendisini yok ettiğinde varlık meydana çıkar" felsefesi savunuluyordu!"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



160. "insan sadece şehvani/hayvani nefsten müteşekkil bir varlık olmayıp, sonsuza doğru gelişme potansiyeli olan, çok katlı ilahi bir yapının temsilcisidir. Her kattan duyulan sedalar, yükseldikçe daha ahenkli bir hale dönüşür. Kur'an terminolojisinde, selam, nu'as ve sekine olarak tanımlanan latif duygular, insanın kalbinden vücut iklimine yayılınca, tüm atomlar evrendeki "zikir" frekansına geçer, yani asli yapısı ile buluşur."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



161. ""Kadın, Hak nurudur, sevgili değil. Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil!""


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



162. "Batılı büyük filozofların yaşam öyküleri çoğu zaman bir trajediden ibarettir.

Bu gerçeği 1200'lerde fark eden Hz. Mevlana, filozofları tek kanatlı kuşlar olarak tanımlamıştır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



163. "Elbette ki Nietzsche, nefs-i kamileye ulaşmak için aşılması gereken daha birçok basamak olduğundan habersizdir. Belki her şeyden önemlisi, insanın bu latif yolculuğunun sistematik bir ilahi eğitim gerektirmesidir. Bu kitapsız, Kur'ansız, rehbersiz arayış, ne yazık ki Nietzsche gibi bir dehayı, 45 yaşında ölünceye kadar hiç çıkamayacağı bir psikoza kadar sürüklemiştir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



164. "Renkten renge giren aşkı göremediysen, ona gönül verip ağla­yan, inleyen aşığın yüzünün rengine bak!

Aşk benim yüzüme binlerce nükteler yazdı; eğer aşıksanız gön­lümün halini yüzümden okuyunuz!

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



165. "Ben kulumun zannı üzerineyim.

Mü'min kulumun ferasetinden sakının çünkü o,
Benim nurum ile bakar.

Hadisi Şerif"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



166. "İçimizdeki "dost"un varlığının meydana çıkması ve latif duy­gularımızı fark etmemiz, İslam ve tasavvuftan feyzalmaya çalışan benötesi psikolojisinin bizlere sunduğu en inanılmaz ve en muh­teşem yeniliklerdir.

Aslında bizzat kendimiz dışında hiç kimse, bize bu söylenenlerin doğruluğunu kanıtlayamaz, sadece yansıtır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



167. "Yüz binlerce yıldır havadaki zerreler gibi iradesizdim.

O zama­nı ve o hâli unuttum ama uykuda bu alemden göçüp gitmem, bana o alemden bir armağan.

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



168. "Nasıl ki bir istiridyenin sert kabuğu altında, etli tabakaların derinliklerinde gizlenmiş bir inci varsa, her insanın da yüceliklerinde mecazi manada bir "beyaz inci" vardır; bu, "ruh" veya "can" diye de tanımlanır. Bedenin atomistik, moleküler bir yapısı varken "can"ımız zaman, madde, mekân ötesi bir boyuttadır. Ve bu "can"ın geldiği ilahi "Bir"lik boyutu ile bağlantısı kesilmez; can, hep dünyadaki parçalanmışlığının karşı kutbunda olan bütünlüğün, "Bir"liğin hasreti içinde yaşar. Her insanın bilinçdışında taşıdığı en büyük arzusu tekrar bu "Birliğe ulaşmaktır."


- Hekaton'la Son Tango



169. "Bütün bağımlılıkların fenomenolojisini anlamak için böyle davranışların, aslında bir tarz "arayış" olduğunu bilmek gerekir."


- Hekaton'la Son Tango



170. "Neticede, "Değerleri Yeniden Belirleme" projesinin büyük savunucularından Howard Kirschenbaum'un aktardığı gibi, baştan bazı uygulama teknikleri ile başlayan hareket kısa zaman sonra on iki benzer kitabın bir milyon baskı üzerinden yayımlanmasına ve seminerler vasıtasıyla iki yüz bin öğretmenin "eğitilmesine" sebep olur. Hareket, insanlık tarihinin eğitim alanında gördüğü, eşi benzeri olmayan en büyük felakettir. Gelenekler üzerinden nesilden nesile aktarılan kadim bilgelik, güzel ahlak ve edeb beş-on sene içerisinde adeta kökünden silinir, hikmet kaynağı kurutulur."


- Hekaton'la Son Tango



171. "Fütüvvet medeniyeti tekrardan uyanırsa Matrix'in bütün duvarları titremeye başlar."


- Hekaton'la Son Tango



172. "Terbiye konusunda yaptığımız en vahim hata, biz psikolog ve psikiyatrların kışkırtması ile, gelişim sürecinin her aşamasında çocuğa karşılığını vermeden her şeyi alabileceği izlenimini vermemizdir. J. Twenge Ben Nesli kitabında, bütün ayrıntıları ile bu hatayı ve sonuçlarını açıklar. "Aman çocuğun üstüne varmayın yoksa travmatize olur, dengesi bozulur." diye, belki de insanlık tarihinde eşi benzeri olmayan bencil, her şeye lâyık olduğunu ve her şeyi hak ettiğini zanneden, umursamaz bir nesil yetiştirdik."


- Hekaton'la Son Tango



173. "Renk renk olan camlar kalmayınca o zaman bir renk olan nur seni şaşırtır, hayran bırakır. Nuru camsız görmeye alış da cam kırılınca kör olmayasın. Yani şekle, surete, dış güzelliğe kapılma, o güzelliği vereni düşün. Güzeller olmaksızın, o güzeller güzelini gönlünde bulmaya çalış.

Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



174. "Tefekkür gibi ibadet yoktur.

(Hadis-i Şerif/ Beyhakî, Şuayb [41])

Tabii ki burada, farz olan ibadetlerin yanı sıra yapılan tefekkürden söz edilmektedir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



175. "Deliyiz diyorum, çünkü doyumsuzuz. Bıkıp usanmadan, tutku dolu bir arzuyla çevremizi bir radar aleti gibi tarayıp eşya ve insanı tüketiyoruz. Hangi akıllı insan, bir gün önce büyük bir arzuyla sahip olmaya çalıştığı "eşya" yı ertesi gün çöpe atar? Hangi akıllı adam bir gece önce ateşli bir şekilde İlanı âşk ettiği bir insanı şehvetini tatmin ettikten sonra, adını unutacak kadar umursamaz?Balkonda kafayı çeken rasyonel akıllı kardeşimiz ile aramızdaki fark, o sarhoşken deli olduğuna inanırken, yani yaşayabileceği latif duyguları ciddiye alırken. bize ayıkken de deliliği yaşıyoruz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



176. "Maalesef Yeni Çağ manevi arayışlarının çığ gibi arttığı günümüzde, "kendi kendine tapınma" gittikçe sık rastlanan bir olgu hâline geldi. Kendilerini şifa kaynağı addeden "şifacılar", Hintli şişman "avatarların" peşinde koşan garip insancıklar, kişisel özgürlüklerini harcadıklarının farkında bile değiller. Oysa "kul" olmadan özgür olunmaz. Kul olmaksa alemlere rahmet olarak gönderilen son peygamberin çizdiği hat üzerinde, Kur'an ve sünnetle yürümekle mümkündür."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



177. "Gözün açık iken içine bir üzüntü çökerse üzülür, perişan olursan; bilmiş ol ki, gönül gözün kapalıdır; onu aç ki gamdan, elemden kurtulasın."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



178. "Her halükarda insan ana vatanından kopmuş, dünya gurbetinde yalnız kalmış bir yolcu gibi, "iki kapılı bir handa, gündüz gece" gider... Bu yolculuk bizi merkezden uzaklaştırdığı oranda
rahatsızlık ortaya çıkar ve acı çekeriz. Merkezden uzaklaştıkça artan karanlık, görüşü de azaltır. Daralan görüş açısının oluşturduğu bilinç de kısıtlanıp sıkışmış bir hal alır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



179. "Sekülarizm, rasyonalizm, pozitivizm, filozofik fizikalizm kavramları zihinlere yerleşince matematiksel analiz sayesinde her şeyin, hatta insan nefsinin bile ölçülüp biçilerek anlaşılabileceği varsayıldı. Rönesans hareketine ontoloji / varlıkbilim açısından, dar bilinç alanının terk edilişi ve yeni imkanlar sunan kapsamlı bir bilinç alanına geçiş olarak da bakabiliriz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



180. "Ey insanoğlu! Hazine bulursun ama ömür bulamazsın. Sen uğ­raş da kendini bul, kendindeki gizli hazineyi araştır.

Çünkü bu hazine sana da kalmaz. Senin elinden de geçer gider. Kendini bul, bul ama dikkatli ol! Kendini çaldırma!

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



181. ""Başkasına zarar vermediğin müddetçe ne yaparsan yap; eğer bu senin özgür seçimin ise, seve seve yapıyorsan, ca- nının çektiği gibi, doya doya, tadını çıkara çıkara yap."

Din, maneviyat, gelenek, görenek, nesiller boyu aktarılan bilge hayat tecrübeleri ve insanlığın bütün kadim değerleri bir çırpıda silinir, gençler âdeta Alzheimer hastalığına yakalanır. ""


- Hekaton'la Son Tango



182. "İnsanlık, Fareli Köyün Kavalcısı hikâyesinde olduğu gibi kavalcının kaval sesini takip edip her adımda Matrix dünyasının daha da derinliklerine batıyor. Ve buralara indiğimizde kontrol altına alınmamız ve manipüle edilmemiz gittikçe daha da kolaylaşıyor. Projenin başarısı, mimarlarını bile şaşırtıyor.

Her bireyin düşünce yapısı, duygusal eğilimleri, davranış alışkanlıkları ve hatta manevi yönelimleri kayıt aldığında olduğu için artık genel yayına da gerek yok; algoritma analizleri ile bireysel giri- şimler de mümkün. Ådeta kuklacıların iplerle oynattığı kuklalara dönüştük, ip çekilince istenenleri yapar hâle geldik. Ve büyük ihtimalle "kuklacılar" bizimle eğleniyor, "tanrı" olma hezeyanları ile sadist bir zevk yaşıyorlardır. Bütün insanlığı böyle idare edebilmek, istenen her şeyi yaptırabilmek; inanılmaz paranoyik bir güç duygusu yaşatabilir, verdiği haz başka hiçbir hazla karşılaştırılamaz. Fakat diğer yandan mitolojide Satürn'ün kendi çocuğunu yemesi misali gibi bir durum da var: Bu "kuklacılar", yaşadıkları güç sarhoşluğu ile farkına varmadan kendi geleceklerini de yok ediyorlar."


- Hekaton'la Son Tango



183. "Hakk yolcusunun bir gün kendi evine ulaşabilmesi için, birçok konakları bırakıp gitmesi gerek.

Mevlana Celaleddin-i Rumi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



184. "Dejenere olmuş bir topluma entegre olmak, hasta olmakla eş anlamlıdır. Bu durumda genç insan dehşet verici bir bölünmüşlük yaşar. Kendini inkar etmek pahasına, çarpık toplumsal normlara uyar ve bundan dolayı bilinç dışında kendisini yönelik bir öfke geliştirir. Bu süreç şizofreninde görülen "çift defter tutma" durumuna benzetilebilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



185. "İnsanoğlunun bir değerler bütününe, hayat felsefesine ihtiyacı var. Gün ışığına, minerallere, sevgiye ihtiyacı olduğu kadar.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



186. "Acaba akıl ve beş duyu ötesi bir “görme” mümkün müdür?"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



187. "Bu fiziki gölgenin yanı sıra, bir de insanın nefsi gölgesi, hatta gölgeleri vardır. Bunlar modem psikolojide varlıkları ispatlanmış, bilinçdışının "gölge"de kalmış sakinleridir. Zihin şehrinin karanlık köşelerinde dolaşan hayaletler gibidirler... Bunların varlığını, ortaya çıkıncaya kadar pek bilmeyiz, bilmek de istemeyiz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



188. "....duygu nuru insanı toprak yönüne çeker. Hakk'ın nuru ise onu yücelere, mânâ âlemine doğru götürür.

Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



189. "İnsan sadece bir görüştür, gerisi ettir, kemiktir, yağdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



190. "Ey benim canım, bir gececik uyumasan ne olur!
Bir gececik olsun ayrılık kapısını çalmasan ne olur!
Dostların gönülleri olsun diye bir gececik sabaha kadar uyumasan ne olur!
Etrafa güller saçsan da, senin yüzünden bütün dünyayı güller, reyhanlar doldursa, kaplasa ne olur!
Senin gönül alıcılığın ile, can bağışlamanla iki üç cansız canlansa ne olur!

( Hz. Mevlânâ Divân-ı Kebir'den Seçmeler)"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



191. "Bu ahlaki tarafsızlık ve kayıtsız kalma tavrı, Freud ekolünün ahlaka bakışında da göze çarpar. Freud'a göre sevgi, gerçek ara­yışı, estetik / güzellik ve ötelere yönelik merak; şehvet ve ölüm dürtüsü gibi ilkel dürtülerin uzantısından başka birşey değildir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



192. "Rüya analizine, biraz sofistike bir tabirle "fenomenolojik / görün­tü bilimsel yaklaşım" diyebiliriz. Alman Filozof Husserl, hakikatin, yorum­lamaktan değil, görmekten geçtiğini söyler. Nesnelerin ideal yapısını betimleyerek, felsefeyi bilimler bilimi yapmak ister. Bu yaklaşım, Efendimiz Hz. Muhammed'in (sav) o bilinen hadis-i şeriflerinde yaptığı, "Rabbim bana eşyanın hakikatini göster" duasının, fılozofca arayışını anımsatır. Filo­zoflar, hakikate rasyonel akıllarıyla, "dışarıdan", ilahi yardım almaksızın ulaşmak isterler. Oysa rasyonalite ötesi "müşahede" hali olmadan, eşya­nın hakikatine ulaşamaz, hep o "şehrin" varoşlannda dolaşır dururuz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



193. "Psikolog ve psikiyatrist için dürüst bir bi­limsellik ne kadar önemliyse, hastanın menfaati açısından spesi­fik nefsi sorunlara teşhis koymadaki "ince ayarı" tutturmak da en az bunun kadar önemlidir.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



194. "Maalesef nakil (aktarım) ve taklit (öykünme) üzerine kurulmuş bir bilimselliğimiz var. Son senelerde bazı cesaretlendirici gelişmeler olsa da yaratıcı fikirler; orijinal, özgün proje- ler üretemiyoruz. Bu durum özellikle teknoloji alanında çok belirgin fakat insan bilimleri alanında böyle olmaması lazım çünkü tasavvuf gibi kadim bir geleneğimiz var. Eğer bu alanda biraz araştırma yaparsak Batı psikolojisinin ulaştığı insan kavramının çok ötesinde bir bilgelikle buluşuruz. Hiç abartmadan diyebiliriz ki psikoloji, yeni temeller üzerinden tekrardan inşa edilir."


- Hekaton'la Son Tango



195. "Son on senede cinsiyetinden memnun olmama oranları Batı dünyasında ve özellikle ABD'de %1000 oranlarında artmış, lise öğrencilerinin %2'si kendilerini trans olarak tanımlamaya başlamışlardır. Bu oran İngiltere'de %4000'e ulaşmıştır."


- Hekaton'la Son Tango



196. "....duygu nuru insanı toprak yönüne çeker. Hakk'ın nuru ise onu yücelere, mânâ âlemine doğru götürür.

Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



197. "İnsan sadece bir görüştür, gerisi ettir, kemiktir, yağdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



198. ""Size gelen her iyilik Allah'tandır; başınıza gelen her kötülükte kendinizden."

Nisa Sûresi: 79. Ayet"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



199. "Kendinde olursan gam ve keder bulutları seni kaplar, karanlıklar içinde kalırsın; Kendinden geçersen, senin kucağına ay doğar da her tarafı aydınlatırsın.

Mevlana Celaleddin-i Rumi"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



200. "Her yersiz ve abartılmış öfkenin altında kaygı yatar."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



201. "Aslan sütü damarlarına yayıldıkça değişik bilinç halleri zuhur eder. Gözleri dalar, geçmişe gider, oradan geleceğe sıçrar. Bir türlü kendini savunamadığı patronuna kafa tutar. "Kaçamak" yaptığını hayal eder. Derin bir iç çeker ve "Oh be" der...Bazen şair, bazen filozof, bazen mafya babası, bazen de ermiş kesilir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



202. "Bilgi nurla buluşunca, ötelerin ötesine götüren ilim zuhur eder."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



203. "Öyleyse artık boş düşünceler ve kararsızlıkla vakit kaybetme,"


- Hekaton'la Son Tango



204. "Ahlak kurallarına tabi olunmadan nefsin cilalanması sonucu, 20. yüzyılın sonlarına doğru, yeni bir insan modeli oluşturulmaya başlandı. Bu model, ahlaki küreselleşme süreci sayesinde sessizce tüm dünyaya yayıldı. Duygusal açıdan sığ, derinliklerinden kopmuş; özellikle karşılıksız sevgi, diğerkamlık, vefa, kadirşinaslık, sezgi, yaratıcılık, estetik ve bütünsel görüş gibi asli insanlık duygularına yabancılaşmış; insan ilişkilerinde yakın gibi görünse de aslında çok mesafeli, yalnız, menfaatçi, istismarcı, rekabetçi, cinsel açıdan ahlaksızca çok eşli, hayasızlığı özgürlük ve cesaret sanan, yaşlanmaktan ve ölümden bucak bucak kaçan, psikosomatik hastalıklardan mustarip, kronik derecede kaygılı, çevresine ve kendi kendisine öfkeli bir insan."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



205. "İrşad; talebeyi zorlamadan, kendi içinde doğruları bulmasını sağlamak."


- Hekaton'la Son Tango



206. "Psikolojide "gölge" diye bir kavram vardır. Gölge, her insanın alt bilinçdışında, uyanmamış birer potansiyel olarak var olan, çok yoğun olumsuz yönlerdir."


- Hekaton'la Son Tango



207. "Nasıl Hz. Musa, kutsal Tuva Vadisi'nde ayakkabılarını çıkarttı ise, bizim de farkındalık durumunda uyulması gereken edebi yaşamamız gerekir. Bir üst kata çıkmak, o katın ahlak kurallarına, edep kaidelerine uymayı gerektirir! Uymazsak ne olur, o hali kaybederiz ve o halin makam haline dönüşmesini engellemiş oluruz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



208. "Toplum kendi doğrularını ferde kabul ettirirken, aynı zamanda gerçeği maskeleyebilir. Gerçek aslında tek olmasına rağmen, her toplumun, milletin, medeniyetin gerçeği, göreceli olarak farklılık arz eder."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



209. ""Ey insan,
başkalarında gördüğün zulümler, kötülükler senin kendi kötü huyunun onlardan aks etmesidir.."
|Mevlana Celâleddin-i Rûmi, Mesnevi.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



210. "Bu Freudcu kurama göre, evrendeki hiçbir şey yeniden yaratılmaz, sadece dünkünün değişmiş bir hali olarak tezahür eder. Freud, insan gelişimini hayatın ilk beş yılı ile sınırlı tutar, sonraki evreleri bu beş yıllık dönemin bir uzantısı olarak görür. Horney'in psikolojiye en büyük katkısı, Freudcu görüşü terk ederek insanı geçmişinin haipishanesinden çıkarması ve yaşadığı anın yaratıcı potansiyeli ile buluşturması oldu."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



211. ""Allah’ın öyle gizli lütuf ve ihsanları vardır ki: Onun gizliliği en zeki adamların sezemeyeceği kadar incedir. Nice kolaylıklar, güçlükten sonra gelir de mahzun gönüle ferahlık verir. Nice işler seni sabahleyin mahzun eder de akşamleyin sevindirir. Ne olursun, çok bunaldığın bir gün kendi kendisini birleyen Allaha itimat et."

Hz. Ali (ra)"


- Nefs Psikolojisi



212. "Freud, tanatos/ölüm ve libido di­ye iki temel dürtüden söz eder.

Yoksa onun "ölüm" diye kıs­men tanımladığı "vuslat",

libido diye adlandırdığı ise "gizli aşk" olmasın?

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



213. ""Şayet aleme bir varlık nispet edilirse bu varlık, şahsa nispetle gölgenin varlığı, görülen şeylere nispetle aynalardaki suretlerin varlığı gibidir. Kendi kendisine alem ise, sadece bir hayal, haki­katin anlaşılması için bir rüyadır." İbn-i Arabi

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



214. "Her şey Hayy isminin tecellisi ile canlıdır ve

insan-ı kamil, her şeydeki hayatı idrak eder.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



215. "Maslow, o günkü psikolojinin durumunu şöyle özetliyordu:

... Freud sanki psikoloji ilminin hastalıklı yarısını anlatmış. Bize ise sağlıklı diğer yarısı ile bu ilmi tamamlamak düşüyor ...

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



216. "Öz bir ise, hakikat de birdir.

Bize bu evrensel hakikat, ilahi vahiy mesajı ile tebliğ edilir.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



217. ""İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir,
Sen kendin bilmez­sen, ya nice okumaktır?"

Yunus Emre

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



218. "Bizi korkutan, can vermenin görünüşü, dış yüzü; ölümdür. iç yüzü ise diriliktir, yaşayıştır.

Görünüşte bir tükenmedir. Haki­katte ebedi hayattır.

Ana rahmindeki çocugun doğması, bulun­duğu dünyadan yeni bir dünyaya göç etmesidir . . .
Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



219. "İnsanlar, sahip oldukları sosyal konum, sermaye ve itibar ne olursa olsun, akıllarında ve gönüllerinde dünyaya ait ne varsa terk ederek, kefen sembolü, beyaz bir beze bürünmüş bir halde, bir nur seli gibi döner, dönerler... Zahirde "boş" bir küp ve siya­hi, zenci bir kadının kabri etrafında gerçekleşen bu dönüş, aslın­da neye dönüktür? Böylesine saflaşıp arındıktan sonra "Bismilla­hi, Allahu ekber" nidaları eşliğinde, gözlerini dünyaya ilk kez açan bir bebeğin manevi doğumu kutlanmaktadır adeta."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



220. "Ey insanoğlu, sen, bir iş için dünya ahırındasın.

Halbuki , senin ma­nevi değerin, kıymetin,

gökyüzünden de yücedir, yıldızlardan da!

Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



221. "Rüya-ı sadıka, doğru ve görüldüğü gibi çıkan rüya demektir. Buna "rüya-i saliha" da denir.
Zıddı, Kur'an tabiriyle, "edgas-u ahlam/karışık düştür. İnsan, yaradılışı itibarıyla, uyurken uyanıkmış gibi bazı olaylar yaşar. Bunlar gündüzleyin uyanık olduğu sırada etkisinde kaldığı hususlar olabilir veya bir hikmete dayalı olarak görülen rüyalardır. Bunlar gerek sadık rüya olsun gerek edgas olsun; bu iki çeşit rüya hakkında bilgi vermektedir:"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



222. "..meseleleri doğru-yanlış filtresinden geçirmeden Batı'yı üstünkörü kopyala- yarak insanı anlamaya çalışmak, kanımca kabul edilmez bir eksiklik, ilmi fukaralıktır. Merhamet, muhabbet, huşû, hayret, hayranlık, fedakârlık, diğerkamlık gibi hâller laboratuvarda ölçülemiyor diye yok sayılır; bu alanlar üzerine araştırma yap- mak istediğinizde hemen paradigmanın vetosuna, sansürüne uğrarsınız ve sonuç olarak da bugünkü manzara ortaya çıkar."


- Hekaton'la Son Tango



223. "..büyük bir inatla, bağnaz materyalistler, insanın bir ruhu olabileceğini ve bu ruhun zamanmekân ötesi bir Büyük Yaratıcı ile bağlantı hâlinde olduğunu kabul edemezler."


- Hekaton'la Son Tango



224. "ilahiyat ve felsefe hariç başka hiçbir meslek grubunda psikiyatri kadar insanın "üst alemi" ile yoğun temasa geçiş söz konusu değildir. Psikoterapi uygulayan bir psikoterapist, istediği kadar yadsısın ya da rasyonalize etsin, yine de "farkında olmaksızın" insan denilen bu muhteşem varlığın sonsuz ve latif boyutları ile karşı karşıyadır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



225. "Sadizm/mazoşizm, röntgencilik,teşhircilik, pornografi bağımlılığı, grup cinselliği, eş değiştirme, aldatma/promisküite, sübyancılık ve sanal seks, çağdaş Batı dünyasında dolu dizgin gidiyor. Cinselliğin bu kadar ön plana çıktığı ve tutku hâline dönüştüğü bir medeniyette insan ilişkileri ne hâle gelebilir? Gittikçe değersiz, yetersiz ve ontolojik açıdan dar bir alana mahkum olan genç insanlar, yegâne gelişim boyutu sandıkları, maddi âlemdeki o acımasız güç savaşında avantajlı bir yer edinebilmek için, bedel ödemeden her şeyi yapmaya hazırlar. Mesela genç kızlar, nefsani duyguları tahrik eden, kendilerine güç ve değer getireceğini umut ettikleri tüketim nesnelerine sahip olabilmek için, işi vücutlarını satmaya kadar götürebiliyorlar."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



226. "Senelerce susuz kalmış biri gibi hem kendimi hem de insanın dramını anlamak için sürekli okudum."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



227. "Kendinde olmak, aklı başında bulunmak, yıkılıp giden geçmiş zamanı anmak demektir. Aslında geçmişi anmak da, gelecekten korkmak da Allah'a karşı perdedir. Her ikisini de yani geçmiş zamanı da, gelecek zamanı da ateşe at, yak."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



228. "Herman Hesse'nin bilgelik dolu Siddharta adlı eserinde, romanın kahramanı nihai gerçeği arar. Bu uğurda en acımasız zahid hayatından, en süfli şehir hayatına kadar her şeyi dener. Sonunda bilge salcı ona ırmağı ve hayatın geçiciliğini gösterir. "İşte aradığın bu görüş" der."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



229. "Yaşadığım şey, yoğunluğu gittikçe artan ve doruk noktasına çıktıktan sonra azalan, orgazm gibi deneyimlerden çok farklı bir his. Sözünü ettiğim süreçte, bir yere oturup bir nesneyi sanki mucizevi bir şeymiş gibi saatlerce izleyebilir ve onun her saniyesini doya doya yaşayabilirsiniz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



230. "“Evet, sen bensin ama ben sadece sen değilim.” diyerek hayatımızda o rolün hükmüne son verebiliriz."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



231. "Dikkatimizi çevreden merkeze doğru çevirdiğimizde bütün oklar aileyi ve insanlığı hedef alıyor; esas amaç çekirdek aile­yi ve dahası, insanlığı yok etmek."


- Hekaton'la Son Tango



232. "Aynı hâl veya kattan bıkmayan hiçbir insan yoktur, çünkü esasen her insanin asli programında yükselme vardır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



233. ""Kurumuş, kadid olmuş et parçası gibi tabiat mıhına asılıp kalmış kişinin canı, sebeplere bağlanmıştır; bundan ötesini göremez! (...) Şekilden şekile girer ruh, yaşadığı o geniş yeryüzünde, yeniden yeniye, apaçık başka bir âlem görür. Fakat sen bir sıfata bürünür de donar kalırsan, bulunduğun yer cennet olsa, orada cennet ırmakları aksa, orası sana kupkuru, çirkin bir ova gibi görünür..."

°°Hz. Mevlânâ"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



234. "İnsan fıtri yapısı yapısı itibariyla, yükselmeyi arzu ettiği için, duraklamayı kabul etmez."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



235. "Nefesin bir di­ğer derin anlamı ise "almanın" , "verme" olmadan anlamlı olama­yacağı ve rahatlamanın sadece bu ikisi bir araya geldiğinde müm­kün olabileceği gerçeğidir. Çağımızda, narsisist medeniyetin ve insanın temel sorunu, almaktan ötürü vermeyi unutmuş olması ve bu nedenle çatlayacak kadar sıkılmasıdır."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



236. ""Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (sav), olabilecek en yüksek insani mertebede bulunmasına rağmen, o mübarek ha­dis-i şeriflerinde kendisini önce "kul" olarak tanımlamıştır.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



237. "Kamil insanın özelliklerinden birisi olan alturizm, di­ğerkamlık, İslami tabirle "hayır-hasenat", bir lüks olmaktan çı­kar, zaruret haline gelir. İnsan ancak bu şekilde, yaşadığını anlar ve "hayat" bulur.

Maslow, son kitabı olan insan Tabiatının ôte Uzantılan'nda (The Farther Reaches of Human Nature, 1971) bu kamil insanın özelliklerine etraflıca yer verir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



238. "Duygu nuru insanı toprak yönüne çeker.

Hakk'ın nuru ise onu yücelere, mana alemine doğru götürür.

Hz. Mevlana
."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



239. "Her psikoterapi ekolünde olduğu gibi, benö­tesi yaklaşımda da terapötik omnipotans (her şeyi ben bilirim id­diası) tehlikesi mevcuttur ve bunun, benim bildiğim en tesirli antidotu, yerinde bir süpervizyondur.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



240. "Eğer sen hayat suyunun (ruh ırmağının) nasıl akıp gittiğini göre­miyorsan, hiç olmazsa bir ırmağın kenarına oturda ırmağı seyret ve kendi ömrünün bir su gibi akıp gittiğini ve tükendiğini düşün! Şu nebatların, o suda sürüklenen kabukların, çer çöpün geçip gidişine bak; her şey gelip geçicidir. Eğer su fazla gelirse, kuvvetli akacak olursa, üstündeki bizi et­kileyen düşünce kabukları da çabucak geçer gider. Bu ırmak pek hızlı akınca, ariflerin gönüllerindeki gam, kasavet de durmaz, çabucak geçer gider. Orada sudan başka, yani ilahi feyizden baş­ka bir şey kalmaz . . .
Hz. Mevlana"


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



241. "Tüketim toplumunun empoze ettiği hayat tarzı yüzünden, insanla eşya ve insanla insan arasındaki diyalog kop­maya yüz tutmuştur.

Eşyanın hakikatinden uzaklaşan insan, gi­derek insanı da eşya haline dönüştürmüştür.

.."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



242. "Hayatın karanlık gecesinde herkes el yordamı ile çevresini yoklar ve ışığa kavuşmanın yollarını arar."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



243. ""Eğer olsaydın bana bütün bu acıları çektirmezdin, yok ol o zaman."

Ateizmin dinamiklerinden biri böyledir. Ama istendiği kadar Tanrı karşıtı, agnostik, ateist olunsun; bir Tanrı arketipi her insanın bilinçdışınının derinliklerinde hâlâ varlığını sürdürür ve bu arketip; canlanmak, bilince yükselmek ister."


- Hekaton'la Son Tango



244. "Gözlemler, eleştiri kabul etmeyen, çabuk incinen, son derece alıngan, sorumluluk taşımayan bir neslin ortaya çıktığını gösterdi.Terbiye ortadan kaldırılınca "özsaygı" kazandıralım derken erken yaşta gebe kalan, suç işlemeye, alkolizme, uyuşturucu kullanmaya yönelen ya da bedelini ödemeden maddi-manevi her şeye sahip olma hakkına sahip olduğunu düşünen bir nesil doğdu."


- Hekaton'la Son Tango



245. "Freud'a nefs sağlığı nedir diye sorulduğunda, "Çalışabilmek ve sevebilmek" diye cevap vermiştir.

Bu gözlem kısmen doğrudur. Sevemeyen ve üretkenlikten uzak bir insanın bu sorunları aşması elbette büyük bir aşamadır ama nefsin yapısı gereği asıl nefs sağlığı, belirli bir katta takılıp kalmamak ve yükselme sürecinin kesintisiz devam etmesidir."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



246. "İnsan fıtri yapısı yapısı itibariyla, yükselmeyi arzu ettiği için, duraklamayı kabul etmez."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



247. "Kim kimi seviyorsa, o odur. Hakiki âşık, sevdiğinde kaybolmuştur."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



248. "Her an mucizelerle örülü bir dünyada yaşıyor gibiyim...."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



249. "Şeffaf ve dürüst olmadan insan olunamayacağını öğrendim."


- Dokuz Yüz Katlı İnsan



250. ""Niye inşa edildiğini bilmiyorsan bir duvarı yıkma.""


- Hekaton'la Son Tango

Tüm kitapları ücretsiz okuyabilir veya indirebilirsiniz! Ayrıca son kitabımız İlahi Rezonans artık raflarda! İncelemek için: