Mucizevi Mandarin Kitap Bilgileri
Yazar: Aslı Erdoğan
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 7 dk.
Sayfa Sayısı: 145
Basım Tarihi: Mart 2013
İlk Yayın Tarihi: 21 Kasım 2001
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9789752893108
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Mucizevi Mandarin Kitap Tanıtımı
Yaşlı ve çirkin bir mandarin, karşılığını parayla ödeyeceği zevk gecesi için olağanüstü güzel, ama taş kalpli bir fahişeye gitmiş. Sabaha karşı, yaşlı adamın uykuya dalmasını fırsat bilen genç kadın, soyguncu dostlarını çağırmış. Ne var ki mandarin, tilki uykusundan fırladığı gibi olanca gücüyle karşı koymaya, dövüşmeye başlamış. Haydutlar hem kalabalık, hem de işinin ehliymiş. onu kolayca köşeye sıkıştırmışlar. Ancak ne kadar vururlarsa vursunlar, bu zayıf, çirkin bedende yara açılmadığını, can alıcı darbelerin iz bırakmadığını görmüşler. Bıçaklarını, kılıçlarını çekmişler, ama en keskin bıçak, en acımasız kılıç bile mandarine hiçbir şey yapamıyormuş. Sonunda korkup kaçmışlar. Dövüşü izleyen kadın, yaşlı adamın mucizevi gücünden etkilenmiş, bir kez daha, bu sefer aşk adına sevişmek istemiş. Onu hayranlıkla, arzuyla, şefkatle okşamaya başlamış. Gelgelelim güzel kadının her donuşunda mandarinin bedeninde yeni bir yara beliriyormuş, dövüşün, darbelerin, bıçakların, kılıçların açtığı yaralarmış bunlar. İçten bir ilgi ve şefkat görene dek gizli kalmışlar. Sonunda mandarin kanlar içinde kadının kollarında yığılmış, ölmüş.
Bir zamanlar izlediğim Mucizevi Mandarin adındaki bir balenin, eski Çin efsanelerinden alınma öyküsünü, ilk sevişmemizden hemen sonra Sergio'ya anlatmıştım. Nedense anlattıklarımdan pek hoşlanmadı, ama bu öykü benim en sevdiklerimden biridir.
Mucizevi Mandarin Kitaptan Alıntılar
1. "‘’Bir insan ne kadar ne kadar kötü dövülürse dövülsün, içeriden ya da disaridan, bedeni ya da ruhu ne kadar incinmis olursa olsun, yasami yeniden sevebilir. Yeter ki kafasini hep ayni duvarlara vurmaktan vazgeçsin.’’"
2. "Bak güzelim, ne olursun aldırma ona. Bir erkek, karşına kurulmuş, sanki sen onun kaburga kemiği bile etmezmişsin gibi bir tavırla, senin hakkında, geçmişin, geleceğin, ne olduğun, ne olamayacağın hakkında ahkam kesmeye kalkışınca onu sakın dinleme. Sana kalçalarının fazla yağlı, göğüslerinin sarkık, gözlerinin daima uykulu olduğunu, kafanın pek hızlı işlemediğini söylüyorsa, edebiyat zevkini bayağı bulup, lisansüstü çalışmana ya da acemiliklerle dolu ilk şiirlerine, bestelerine bıyık altından gülüyorsa anında bırak onu. Hele hele, bir de tutmuş senin asla mutlu olamayacağını ileri sürüyorsa, haddini bilmez bir alçaktır, burnunun üzerine bir yumruk hak etmiştir."
3. "Seni bu genç yaşında aşktan nasıl bu kadar korkuttular?"
4. "Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını, başka hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği, hatta fark etmediği huylarını sevmektir..."
5. "Bak güzelim, ne olursun aldırma ona.Bir erkek, karşına kurulmuş, sanki sen onun kaburga kemiği bile etmezmişsin gibi bir tavırla, senin hakkında, geçmişin, geleceğin, ne olduğunu, ne olamayacağın hakkında ahkam kesmeye kalkışınca onu sakın dinleme. Sana kalçalarının fazla yağlı, göğüslerinin sarkık, gözlerinin daima uykulu olduğunu, kafanın pek hızlı işlemediğini söylüyorsa, edebiyat zevkini bayağı bulup, lisansüstü çalışmana ya da acemiliklerle dolu ilk şiirlerine, bestelerine bıyık altından gülüyorsa anında bırak onu.Hele hele, bir de tutmuş senin asla mutlu olamayacağını ileri sürüyorsa, haddini bilmez bir alçaktır, burnunun üzerine bir yumruk hak etmiştir."
6. "“Bir insanı gerçekten sevmek, onun tuhaflıklarını, hiç kimsenin, kendisinin bile benimseyemediği, hatta fark etmediği huylarını sevmektir. İnsanların en esaslı yönleri uyumsuzluklarında saklıdır çünkü.”"
7. "Tek bir veda bütün bir ömür sürüyor."
8. "İlk gençlik yıllarımı benden çalmıştı Türkiye ve onları başka hiçbir ülke geri veremezdi."
9. "Artık yeterince büyüdüm, en azından dünyayı başkalarından farklı görüyorsam, bunun nedeninin gözlerimin rengi olmadığı bilecek kadar."
10. "Bir şehir, ancak içinde sevdiğiniz biri olunca yaşamaya başlar."
11. "Bir kere daha konuşmalıyız, sadece havadan sudan bile olsa, son bir kere daha konuşmalıyız."
12. "— Bir insan ne kadar kötü dövülürse dövülsün, içeriden ya da dışarıdan, bedeni ya da ruhun ne kadar incinmiş olursa olsun, yaşamı yeniden sevebilir. Yeter ki kafasını hep aynı duvarlara vurmaktan vazgeçsin."
13. "İçimde bir şeyler ölüp durmakta."
14. "Gelecekte de geçmişte de saklı olan, Hiçliktir.
Hangi yöne gidersen git karşında belirir."
15. "Hayat sigaradan çekilen ilk nefes gibi bir şey."
Mucizevi Mandarin Kitap İncelemeleri
Bilim insanı kimliği sebebiyle okumak istediğim ve hakkında muhteşem yorumlar yapılan Mucizevi Mandarin,
iki öykü arası, ek bir -bu derin hisleri sen bile anlamakta zorlanırsın dercesine- notlar kısmından oluşan üç bölümlü bir kitap.
İlk öyküyü ilgiyle okuyup pek çok cümle alıntılayabilirsiniz. Virgüllerle ayrılmış onlarca betimleme arasından hızlandırılmış bir turla
bir Cenevre sokaklarına, bir geçmişin hatıralarına, bir İstanbul’a, bir aşk dolu günlere savrulup durursunuz. Tek gözü sargılı acı çeken kadının yazdıkları sizin kırgınken arada karaladığınız notlara benzer.
Yakınlık hissedersiniz.
Sonra 2. Bölüm gelir. Birbirinden bağımsız sözcükler yumağı gibidir. Belli belirsiz karanlık sinyaller gibi. Parçalanan bedenler, sekoyalar, ölüm. Gotik bir hava eser,
ama entellektüel kelimelerle..
Son bölümde eşini kaybetmiş bir adamın zihnine girersiniz. 2.bölümün sersemlettiği bünyenize es verilmeden devam eden edebi yoğunluktaki cümleler artık ağır gelmeye başlar.
Bitişe doğru başka birşeyi kastetmeyen bir tek sade cümle yok gibidir. Hep benzetme, hep tasvir, hep serzeniş..
Hevesle başlayıp sıkılarak bitirdim maalesef.
Güzel incelemeler var, okudum, ben mi çok sığım, neden sıkıldım acaba dedim.
Ama alıntıladığım bir cümle geldi aklıma;
“Hepimiz zaten farklı ve tekiliz.”
Ve bu yüzden aynı hissetmek zorunda değiliz :)