Mrs. Dalloway Kitap Bilgileri
Yazar: Virginia Woolf
Tahmini Okuma Süresi: 5 sa. 40 dk.
Sayfa Sayısı: 200
Basım Tarihi: Nisan 2021
İlk Yayın Tarihi: 14 Mayıs 1925
Yayınevi: İletişim Yayınları
ISBN: 9789754700220
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Mrs. Dalloway Kitap Tanıtımı
"Yaşamı ve ölümü vermek istiyorum, sağlığı ve çılgınlığı; toplum düzenini eleştirmek istiyorum, işler halinde, en yoğun biçiminde."
Virginia Woolf belki de en tanınmış romanı olan Mrs. Dalloway için bir yazısında bunları söylüyor. Dediklerinin yapıyor da; her şeyden önce tek bir günün yoğun örgüsü içinde hem akreple yelkovanın peşinde koşan hem de o günün saatleri içinde kahramanlarının zihninde uzayıp giden iç zamanlar bulan bir roman bu.
Mrs. Dalloway, edebiyat tarihinde daha sonraları "bilinç akışı" adıyla anılacak bir tekniğin en başarılı örneğidir. Kitaba adını veren Clarissa Dalloway, akşam vereceği davetin hazırlıkları peşinde Londra sokaklarında dolaşırken, kitabın öteki, "gizli" kahramanı Septimus Warren Smith aynı sokaklarda başka, daha karanlık bir hedefe doğru yol alır. Kitabın birbiriyle hiç yüzyüze gelmeyen bu iki kahramanı delilikle sığlık, sığlıkla derinlik, yaşamla ölüm kadar temel karşıtlıklar içinde "günden geceye" yolculuklarını tamamlar ve Virginia Woolf'da birleşirler. Mrs. Dalloway'i, Tomris Uyar'ın klasik niteliğindeki çevirisinden sunuyoruz.
Mrs. Dalloway Kitaptan Alıntılar
1. "Değil mi ki lanetlenmiş bir soyuz ve batan bir gemiye zincirlenmişiz demek bütün olanlar kötü bir şaka; öyleyse biz de hiç değilse kendi payımıza düşeni yapalım, öbür tutsakların acısını hafifletelim hücremizi çiçeklerle, minderlerle döşeyelim, elimizden geldiğince dürüst olalım."
2. "“Sevmek insanı yalnızlaştırıyor.”"
3. "İnsanın hissettiklerini hiç söyleyememesi, ne korkunç..."
4. "Sevmek insanı yalnızlaştırıyor."
5. "sanki güzel bir gül sırf o görsün diye açmıştı"
6. "Hayır, sözcüklerin artık onun için bir anlamı yoktu. Eski duygularının bir yansıması bile yoktu."
7. "tek yeteneğim insanları anlamak.."
8. "Sözcüklerin artık onun için bir anlamı yoktu. Eski duygularının bir yansıması bile yoktu."
9. "Sevmek insanı yalnızlaştırıyor."
10. "Ölmek istemiyordu... Hayat güzeldi. Güneş ısıtıyordu. Ama ya insanlar?"
11. "Ne yazık, insan düşündüğünü hiç söylemiyor...!"
12. "Ah yeni baştan yaşayabilseydim hayatımı!"
13. "Sanki sadece o görsün diye güzel bir gül açmıştı."
14. ""Görünmüyormuş gibi acayip bir duyguya kapıldı; görünmüyordu, bilinmiyordu...""
15. "Daha önce hiç bu kadar acı çekmemişti"
Mrs. Dalloway Kitap İncelemeleri
Bir insan iç seslerine ayrı ayrı karakterler yükleyip o karakterleri aynı romanda buluşturup, genel akışı da bu eşsiz monologlardan oluşturur mu? oluşturur. Böyle bir teknik için de bir o kadar değerli altyapı gerekir. Woolf'te bunu fark edeceksiniz her karakter geçişinde...
Virginia Woolf bu başyapıtıyla karakterlerin monologlarının yanında zaman ve ölüm konularını muazzam şekilde ele almış. Bu noktada kendi iç sesinizi dinliyormuşsunuz gibi hissedeceksiniz. Zaman ve ölüm konularını İngiltere'deki saat kulesi çanının her vuruşuyla ilişkilendirerek bunu karakterlerin hayata bakış açısına göre modellemiş olması muazzam bir detay.
İçerik analizinin yanında anlam analizi de yapmak gerekir bu kitap için. Keza Woolf bu anlatımları bir anlam çerçevesinde yapmakta ve hayattaki seçimlerimizle neleri kaybettiğimizi, ne kazanmak istenirken ne elde edilmiş olunduğunu, bir sapakta tercih edilen yolun insanı nereye götürdüğünü zaman ve ölüm eğrisi içinde şekillendirmekte, doğru ya da yanlış tercihten çok, çıkılan yolun manasına atıfta bulunmakta.
Woolf'ün, kitabın karakterleri üzerinden depresif dünyasının izlerini de bulmak mümkün. Bu kitabı yirmili yaşlarımın başındayken okusaydım hayata bakış açımı oldukça değiştirebilirdi. Keza benim için de şu ceplerine taş koyma durumu o dönemde kurtuluş reçetesi olabilirdi. Bugün ise içerik ve anlam analizini ufaktan anlatırken, Woolf'ün ömrü boyunca süren trajedik iradesinin önünde saygı ile eğiliyorum. Keyifli okumalar.
Bilinç akışı tekniği kullanılarak ,ölüm&hayat ve kadın&evlilik konuları hakkında yazılmış sıkı bir roman okudum.
Bu romanda yazar, Clarissa'nın bir gününü anlatıyor. Mrs.Dalloway yani Clarissa evinde bir parti verecektir, ve ona hazırlanıyordur.
Sonra Clarissa'nın gözünde verdiği tüm partiler birden anlamsızlaşır. Kadın kendini ve hayatı sorgulamaya başlar.
Mesela düşünür, 'aşık olduğum kişiyle evlenseydim daha mı mutlu olurdum?'
Sonra bakar ki , ne eski aşklar şimdiki aşk, ne eski sıkı dostlar şimdiki dost...
Herkes hayat rüzgarına kendini kaptırmış ve oradan oraya savrulmuş. Tanıdığı insanlar "Asla yapmam" dedikleri şeyleri yapmış, inandıkları çoğu ülkünün yerini başka işler almış...
Sonra bir de savaştan olumsuz etkilenmiş genç var ,Septimus, bir de onun mutsuz İtalyan eşi...
Bir de halden anlamayan , ilaç yazmayı iş bilen bir doktor.
Bu kitap kesinlikle çok iyi yazılmış. Lakin kitap öyle otobüste, serviste okunacak kitap değil, bu kitabı okumak isteyenlere tek tavsiyem, her gece bu kitap için "kesintisiz" yarım saat ayırın ve sabırla okuyun. Göreceksiniz ki , ayırdığınız zamana değecek. Okurken yazarın anlattığı doğayı zevkle izleyecek, parklarında gezecek ve Septimus'u göreceksiniz , onunla sohbet edeceksiniz....
ve sonraki gün onun evine gittiğinizde ona şöyle sesleneceksiniz: "Septimus seni alıyorum, seni anlıyorum tut elimi, in o pencereden..."
Mrs. Dalloway- Virginia Woolf
Okuduğum en ilginç romanlardan biriydi. Birkaç kez okumayı bıraktım, okuması çok zor gelmişti. Sessiz ortamda sakince okunması gereken bir roman olduğuna karar verdim ve sonunda bitirdim. :)
Roman aslında kitabın arkasındaki yazılanlar gibi. Tek bi gün anlatılıyor hatta birkaç saat. Mrs. Dalloway'in vereceği bir parti ve ansızın şehre gelen ilk aşkı ile karşılaşması. Bu karşılaşmadan sonra canlanan mazi. Yazarın ölümle ilgili düşünceleri yine bir iki karakter üzerinden işlenmiş. En çok ilgimi çeken yerlerdi bu düşünceleri.
Romanda karakter cümbüşü var desem yeridir. Bilinçakışı tekniği kullanılmış. Bu kadar uzun sürede ve zor okumamın sebeplerinden biride bu sanırım. "Kim kimdi? ne yapıyordu?" Diye defalarca önceki sayfalara dönüş yapmışımdır.
Tüm karakterlerin bir şekilde zihnine girip ruhunu yaşıyorsunuz. Sanırım romanı anlatabileceğim en iyi cümle bu.
İnsanın hissettiği tüm duygular yansıtılmış, aşk, sevgi, ego, nefret, kıskançlık,özlem ve dahası.Gündelik bir hayatta aklımızdan bir çok his geçer dilimize dökmediğimiz, bu romanda hissettiğim buydu. Okurken karakterlerin ruhuna büründüğümü hissettim.
Okumaya ilk başladığım zaman zorlanmış olsamda diline alıştıktan sonra benimsedim. Dalgalar isimli romanı merak ettiklerim arasında. Yakında onu okumayı düşünüyorum.
Fenimist yazar Woolf' un başka bir muhteşem eserine bende bir katkıda bulunmak istiyorum. Nacizane... yazarın ağzından...
Kimine göre zor ,kimine göre kolay ,kimine göre hiç bitmeyen elinde okurken büyüyen, ne kadar zor anlaşılıyor dedirten ya da böyle kitap mı olur dedirten cinsten yazılarımın olduğunun farkındayım.
Çoğu bilinç akışı tekniği ile yazılmış diyor, kitaplarımı yazan ben isem hayır diyorum, iç seslerin dışarıya yansıması en kolay açıklaması...
Zor geçen çocukluğum da diyebilirsiniz gençliğim de belki de yıllarca içime atmalarımın yansımasıdır bu iç seslerin yansıması...
Clarissa Dalloway' ın hayatını okuyorsunuz bu eserimde...
Benim kitaplarımı okumak bir okuma tecrübesi ister,okumaya yeni başlayan bir okuyucu benim kitaplarımı okumakta zorluk yaşayabilir. Evet...
Mrs.Dalloway; zengin evli hizmetçilerle beraber yaşayan,kibirli,şımarık bir tane kızı olan bir kadın...
Farklı kültürlerden, farklı sosyal statü den gelen arkadaşların gün içerisinde ne yaptıklarını dialogsuz yumuşak geçişlerle ve içinden geçen duygu ve düşünceleri yansıtmaya çalıştım.
Özellikle yazarın, arkadaşları eski sevgilisi ve dostları arasında geçmişte yaşamış oldukları anıları hissetmesi düşünmesi o yıllara gitmesi diologsuz bunu ifade etme biçimi beni kendine hayran bıraktı. Zor gibi düşünülen kitaplar arasında en rahat okuduğum, sıkılmadığım keyif aldığım bir hikayeydi.
Mrs.Dalloway'i keşfetmeye buyrun, köşkünün kapısında sizi bekliyor....
Virginia Woolf’un karakterlerin hem iç dünyalarını hem de dış dünyaya bakışlarını ustalıkla yansıttığı bir eser Mrs. Dalloway. Baş karakter Clarissa Dalloway’in akşam vereceği davete hazırlanmaktayken ilk aşkı Peter’in ansızın çıkıp gelişini ve o gün içinde tüm yaşamını zihninde adeta yeniden yaşayışını okuruz. İlk aşkıyla evlenmiş olsa hayatının nasıl olacağını düşünürken bulur kendisini...
Bir gün içerisinde geçiyor romandaki olaylar. Hatta olaylardan çok anılara, zihindeki sorgulamalara, imgelere ve duygulara temas ediyoruz. Clarissa’nın çiçek almak için evden çıkışıyla başlıyor ve dışarıda karşılaştığı insanları ve günlük olayları aktarmaya başlayınca pek çok karakterle tanışıp, geçmişlerine gidiyoruz. Sıradan bir gündeki detayların izdüşümünde, aslında bir yaşamı, bir dönemi, bir ülkenin insanlarını okuyoruz. Fonda Big Ben’in sesiyle, bir kadının, Mrs. Dalloway olduğunda Clarissa olmayı nasıl bıraktığını ve tüm seçimlerimizi, yaşamı, ölümü, zamanı, anları... düşündürüyor yazar. Romandaki farklı kadın karakterler Birinci Dünya Savaşı sonrası toplumdaki kadın tiplemelerini ve farklı sınıflardaki yaşam tarzlarını yansıtıyor. Septimus ve karısı Rezia’nın sahneleri de çok etkileyiciydi. Bilinçakışı tekniğinin nefis bir örneği Mrs. Dalloway. Uzun zamana yaymadan, odaklanarak, dahası hissederek okunmayı isteyen ve içine girdiğinizde büyük lezzet veren güzel bir kitap. Öneririm.