Mavi Köpeğin Gözleri Kitap Bilgileri
Yazar: Gabriel Garcia Marquez
Tahmini Okuma Süresi: 4 sa. 5 dk.
Sayfa Sayısı: 144
Basım Tarihi: Aralık 2022
İlk Yayın Tarihi: 30 Aralık 1990
Yayınevi: Can Yayınları
Orijinal Dil: İspanyolca
ISBN: 9789750721908
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Mavi Köpeğin Gözleri Kitap Tanıtımı
"Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmediğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. 'Çulluklar gözlerimizi oydu,' dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: 'Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar.' Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik."
Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm...
Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel García Márquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor.
Yazarın ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, Márquez'in 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Márquez şenliği.
Mavi Köpeğin Gözleri Kitaptan Alıntılar
1. "“Sahiden ölü olduğunu ya da en azından canlı sayılmadığını anlamıştı artık.”"
2. "“Ne de olsa ölüler durumlarının dermansızlığına rağmen mutlu olmasını bilirdi.”"
3. "“Ne istiyorsun ?”
“Bir çeyrek saat daha istiyorum.”"
4. "⠀ོ
Ben seni bulmamı sağlayacak cümleyi her gün aklımdan geçirmeye gayret ediyorum.
⠀ོ"
5. "Hanımefendi, bana sözcüklerin ne renk olduğunu söyleyebilir misiniz? Sözcükler de çıngıraklar gibi çatlayabilir mi? Ne dediniz? Delirmiş miyim? Peh!"
6. "Ben seni bulmamı sağlayacak cümleyi her gün aklımdan geçirmeye gayret ediyorum."
7. "“Ölüme oldukça yakın bir kusursuzluk hali olmalıydı bu.”"
8. "Hiçbir şey yapmazsa duyacağı pişmanlıkla birlikte yaşamanın ne kadar zor olacağını idrak ediyordu."
9. ""Sırtın bana dönük olsa da her halükârda beni göreceksin.""
10. "Duvarı bulmamız için öteki tarafa dönmemiz yetiyordu. Etrafımızda, çevremizde her zaman bir duvar vardı."
11. "“Ölüm, öfkeden kudurmuş bir örümcek gibi sarıp sarmaladığı yaşamı ısırarak pes ettirmeye çalışıyordu.”"
12. "“Ama ölümü öylesine kabullenmişti ki hayatta olsa bile teslimiyetten ölecekti.”"
13. ""Ama ölümü öylesine kabullenmişti ki hayatta olsa bile teslimiyetten ölecekti.""
14. "Ama ölümü öylesine kabullenmişti ki hayatta olsa bile teslimiyetten ölecekti."
15. "Artık hiçbir şeyi umursamıyordu."
Mavi Köpeğin Gözleri Kitap İncelemeleri
“Ben seni bulmamı sağlayacak cümleyi her gün aklımdan geçirmeye gayret ediyorum.”
Diyor kitabında
Birbirinden güzel öykülerden oluşan çok akıcı bir eser. Öykülerle birliklikte hayal dünyanızda yolculuğa çıkacağınız bir kurguya sahipler.
Emrah İmre’ye değerli çevirisi için teşekkürler.
Arka Kapaktan Alıntı:
Görünmez bir güneş omuzlarımızı ısıtmaya başladı. Ama güneşin varlığı bile ilgimizi çekmiyordu. Mesafe, zaman ve yön kavramımızı kaybetmiş halde orada, nerede olduğunu bilmedi ğimiz bir yerde oturduk. Yanımızdan birçok ses geçti. "Çulluklar gözlerimizi oydu," dedik. Seslerden biriyse şöyle dedi: "Bunlar gazeteleri fazla ciddiye almışlar." Sesler ortadan kayboldu. Bizse öylece, omuz omuza oturmaya devam ettik.
Rüyalar, kazalar, pişmanlıklar, inanç, özlem ve ölüm... Büyülü gerçekliğin gizemli ve puslu atmosferlerle buluştuğu bu öykülerde Gabriel Garcia Marquez, yatalak bir genç adam, kedisinin bedenine girmek isteyen bir kadın, evladının ölümünün yaraladığı bir anne, ikizi ölen bir kardeş, gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adam, kurbanını sabırla bekleyen ölüm meleği gibi birbirinden çok farklı kurgusal ve mitolojik kahramanlara gönderme yapan kişiliklerin, bedensel ve düşünsel hassasiyet anlarını anlatıyor.
Marquez'in ilk eserlerini barındıran Mavi Köpeğin Gözleri, 1947-1955 yılları arasında yazdığı on iki öyküden oluşuyor. Kitap, tarzı, temaları, karakterleri ve bilhassa yazarın, "Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem," dediği "Çullukların Gecesi" öyküsüyle bir Marquez şenliği.
İçlerinden en çok Natanael'in Ziyareti, Mavi Köpeğin Gözleri ve Saat Altıda Gelen Kadın adlı öykülerini beğendiğim Marquez'in öykü kitabını zevkle olmasa da sebatla ve Marquez için anlamının büyüklüğüne binaen okudum. Zira Çullukların Gecesi adlı öyküsünü Yüzyıllık Yalnızlık'a değişmem diyen bir Marquez'den bahsediyoruz. Ölüm mevzuunu kitaptaki birçok öyküsünde işleyen Marquez için bu durumun ne anlama geldiğini ve neden bu kadar geniş bir şekilde bu konuyu işlediğini bilmek isterdim. Ölüme, rüyalara, özlemlere, pişmanlıklara, sembollere, mitolojiye yoğun bir biçimde değinen ve öykülerini bu mevzular üzerine bina eden Marquez'i belki yeterince anlamadığını söyleyebilirim.
Tabii konu benim Marquez'i anlamam ya da anlayamamam da değil. Her okuyucunun her yazarın öykülerini beğenerek, zevkle okuyamayacağı aşikârdır. Bu bağlamda öykülerin kişiye hitap edip etmemesi öne çıkar. Son tahlilde Marquez'in bu kitabındaki öyküleri zevkle, heyecanla okuduğumu söyleyemem. Kırmızı Pazartesi'ni nasıl zevkle okuduysam, bu kitabı da o kadar heyecansız okuduğumu söyleyebilirim. Natanael'in Ziyareti isimli öykü hariç tabii. Bilmediği bir sokaktan evine doğru giderken, sandalyesinde oturan kadına onunla evlenmek istediğini söylemesi ve kadının tepkisi gayet ilginçti. Saat Altıda Gelen Kadın ise kadın erkek ilişkilerine, sevginin nerede başlayıp nerede bittiğine ve sevgide samimiyetin turnusol kağıdı işlevi gördüğüne dair hayli güzel bir öyküydü. Marquez hayranlarına tavsiye ederim. Büyülü gerçekçiliğe uzak olan okuyucuların bu kitaptan alacağı tadın da o kadar az olacağını düşünüyorum.
Kendinizle mezarınız arasında yalnızca ölümünüz olduğunu hiç düşündünüz mü? Veya aynadaki yansımanızın sizi neden taklit ettiğini? Peki, ağaçtaki portakalların içinin birisinin “ölümün mutlak soluğuyla buz kesmiş etiyle” dolduğunu bilseydiniz o portakalları yiyebilir miydiniz? Ya da gözkapaklarınız kapalıyken hayat enerjisinden müthiş tasarruf ettiğinizi, organizmanızın gereksiz harcamalar yapmasını tamamen engellediğinizi biliyor muydunuz?
Mavi Köpeğin Gözleri, Gabriel Garcia Marquez’in dünyanın dört bir yanında okurların kalbini kazanan Yüzyıllık Yalnızlık ve Kolera Günlerinde Aşk gibi eserlerinin öncesinde, 1947-1955 yılları arasında kaleme aldığı öyküleri barındırıyor. Gerçeklikle büyüyü etkileyici bir biçimde bir araya getirebilen Marquez, okurlarını her satırda şaşırtmaktan da geri kalmıyor. Büyülü gerçekçiliğin yaratıcısı olarak bilinen yazar, zaman kavramı olmayan öykülerinde gerçekle masal arasında gidip geliyor. Masallar kadar büyülü olduğu gibi 3’üncü sayfa haberleri kadar da rahatsız edici olabilen hikayeler insana cidden “Marquez anlatılmaz, yaşanır” dedirtiyor.
Gözleri çulluklar tarafından oyulan üç adamın hikayesini ele alan Çullukların Gecesi benim favorim oldu. Sonradan fark ettim ki tanıtım yazısında Marquez’in bu hikayeyi Yüzyıllık Yalnızlık’a bile değişmem dediği belirtilmiş. Özellikle Marquez’in dünyasına nereden dalacağını bilemeyenler için çok güzel bir başlangıç olur Mavi Köpeğin Gözleri.
(alıntıdır)
Birçok kişi Yüzyıllık Yalnızlık romanını okumasa bile isim olarak duymuştur. Liseden bu yana benim de birçok kez kulağıma çalınan bir romandı, en son, çözdüğüm bir testte karşılaştım bu romanla, daha doğrusu yazarıyla. Ve öğrendim ki meğer yazarın bu çok satan ve herkesçe bilinen Yüzyıllık Yalnızlık romanından daha çok sevdiği bir eseri varmış. Mavi Köpeğin Gözleri adlı öykü kitabındaki "Çullukların Gecesi". Bunu öğrenince alıp okumaya başladım bu öykü kitabını ama ilk üç öykü ölüm temalı olduğundan ve insanda dehşet uyandıran tavsirler bulunduğundan uzun bir süre kitabı elime alamadım. Kitap, 12 öyküden oluşuyor, bunun 5 tanesi ölümle ilgili ve bazıları direkt ölünün ağzından anlatıldığından benim tüylerim ürperdi. Pek sevmiyorum ölüm falan... Ama başladıysam bitirmem gerekli, hem dili de çok güzel diye diye sonunda bitirdim. Toplam 5 kez elime aldım kitabı ama günler geçmiş... En çok sevdiğim öyküler "Eva, Kedisinin İçinde" ve "Mavi Köpeğin Gözleri".
Bu kitaptan önce Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk öykü kitabını okumuştum. Aynı dönemde yazılmış (1940-1955) farklı iki milletten yazarın farklı temalarda öykülerini peş peşe okumuş olmak benim için ayrı bir tattı.
Mavi Köpeğin Gözleri, değişik bir yolculuk oldu benim için. Tavsiye ederim.
Mavi Köpeğin Gözleri, Gabriel Garcia Marquez'in 1947 ile 1955 yılları arasında kaleme aldığı 14 öyküden oluşan kitabı. Ancak kitap 1972 yılında yayınlanmış. Bundan da yazarın eserlerini iyice demlendirdikten sonra gün yüzüne çıkarmayı tercih ettiğini anlıyoruz.
Marquez eserlerinde metafiziği kullanmayı seven bir yazar. Bu kitaptaki öykülerin çoğunun ortak noktası ise ölüm teması. Özellikle çocuk yaşta ölümler ve ölenlerin hala dünya üzerindeki algıları, yazarın en önemli ilgi alanını oluşturmuş. Yine zamanın duruma göre akışkanlığı, duruma göre durağanlığı, göreliliği üzerine derin bir hayal gücüyle karşılaşıyoruz öykülerde. Marquez zamanla oynamayı seviyor.
Kurgu hikayeciliğini daha tercih eden birisi olarak, çok akıcı bulduğum hikayeler olmadı. On dört hikayenin içinden en fazla "Saat Altıda Gelen Kadın"ı beğendim. Yine "Macondo'da Yağmuru İzleyen İsabel'in Monologu" ve "Natanael'in Ziyareti" isimli öyküleri de etkilendiğim öyküleri oldu.
Çok akışkan ve sürükleyici öykülerle karşılaşabileceğinizi söyleyemem. Öykülerin çoğu, yoğun bir odaklanma ve algılama süreci talep ediyor. Örneğin bir otobüste, işte öğle arasında okunabilecek öyküler değil. Daha çok günün çekildiği, sessizliğin egemen olduğu akşam vakitleri için uygun bir kitap. Marquez'in yazarlık serüvenini takip etmek ve Latin Edebiyatını tanımak için önemi bir eser olduğunu düşünüyorum. Okumanızı tavsiye ederim.