
Masallar Kitap Tanıtımı
Jean de La Fontaine(1621-1695):Halk, eski mitoloji ve hayvan hikayelerinden beslenen masallarıyla türün öncü yazarlarından olan La Fontaine, 1668'den 1694'e yirmibeş yılı aşkın bir sürede yayımladığı iki yüzü aşkın masalla günümüzde de her yaştan okurun ilk masalcılarından biri olmayı sürdürmektedir.
Sabahattin Eyüboğlu (1909-1973), Hasan Âli Yücel'in kurduğu Tercüme Bürosu'nun başkan yardımcısı ve Cumhuriyet döneminin en önemli kültür insanlarından biridir. Tek başına ya da "imece" birlikteliğiyle yaptığı çeviriler, Hayyam'dan Montaigne'e, Platon'dan Shakespeare'e hep, dünya kültürünün doruk adlarındandı.
(Arka Kapaktan)

Masallar Kitaptan Alıntılar
1. "-
Her
kendisini dinleyenin sırtından geçinir.
-
(karga-tilki masalından)"
2. "Ölüm gelir siler bütün dertleri;
Siler ama, bize uğramasın daha iyi.
Gerçek dileği şudur her insanın:
Her mihnet kabul, tek ölüm olmasın!"
3. "Dünkü tasalarım bugünkülerden kurtarır beni."
4. "“Koşmak neye yarar, yola vaktinde çıkmalı…”"
5. "Uzaktan bir şey sanır insan,
Oysa bir hiçtir yakından."
6. "Şu sözümü hiç unutma,
Kaptırdığın peynire değer:
Her dalkavuk çıkarı için över,
Yüzüne güler, peynirini yer."
7. "Ne kadar büyük de olsa keder,
Zaman kuşunun kanatlarına biner gider."
8. "Ah, böyledir işte bu dünya:
Hep küçükler yanar
Büyükler azıtınca!"
9. "Sarayda akla kara
Böyle çıkar ortaya:
Zorlu ne yapsa eyvallah,
Yoksul ağzını açsa günah!"
10. "Konuşmaya geldi mi,
Sarayda akıl öğreten bol;
İş yapmaya geldi mi,
Tek kişi ara da bul."
11. "Konuşmaya geldi mi,
Sarayda akıl ögreten bol;
İş yapmaya geldi mi,
Tek kişi ara da bul."
12. "Herkese incelik vermemiş yaradan."
13. "Dünyada yiyeceğim en güzel yemek,
Bu olsa gerek."
14. "Sabır, biraz da zaman
Güçten, öfkeden daha yaman."
15. "Ah, böyledir işte bu dünya:
Hep küçükler yanar
Büyükler azıtınca!"

Masallar Kitap İncelemeleri
Orijinal adı Fables olan, masalların tamamına yakınında hayvanları konu alan, hayvanlar üzerinden insanlara mesaj yollayan, kimi zaman doğrudan insanları hedef alan, hatta yer yer kendi milletini eleştiri topuna tutan Fransız masalcının, masallarında Aisopos'un (Ezop) izleri vardır.
Masalların en belirgin özelliği şiirsel bir dille yazılması ve masalın başında ya da sonunda masalın ana fikrinin yer alması, okuyanlara ders verilmesidir. Kitabın hacimli oluşu gözünüzü korkutmamalı zira tamamı şöyledir:
Okurken masalların çoğuna aşina olduğumu fark ettiğim an, La Fontaine’in çocukluğumuzda ne çok yer kapladığını anladım. Fakat söylemeliyim ki masalların bazıları çocuklara uygun içerik barındırmıyordu pek fazla , bu sebeple önce siz okumadan çocuğunuza okutmayın bu kitabı.
Gelmiş geçmiş en iyi masalcıları kapıştırmaya karar verdim bu aralar. İlk durağımız La Fontaine’di, sırada Ezop ve Andersen var. Kitap 10/10’luktu fakat rekabeti kızıştırmak ve kazananı daha baştan ilan etmemek adına şimdilik sembolik bir 8 puan veriyorum. Yarışmaya sürpriz bir yarışmacı dahil olabilir sonradan. Her şey netleştiğinde ve bütün masalcıları okuduğumda kazananı ilan eder sizinle de paylaşırım mutlaka.
Şimdi size küçük bir hediyem var. Bana 9 ve 537 sayıları arasında içinizden gelen bir sayıyı söylerseniz kitaptan nasibinize düşen masalı size hediye edeceğim. Bakalım bu hayattan almanız gereken ders neymiş :)
İncelemeye dair;
La Fontaine ismini hepimiz çocukluğumuzdan beri biliyoruz ve fabllarını (hayvanların ve bitkilerin kişileştirilerek ve konuşturularak ders veren öyküler) okumuşuzdur. Hemen hepimiz Ağustos böceği ve Karınca, Karga ile Tilki, Aslan ile Fare hikayelerini biliriz. Bu satırları okuyunca hatta hikâyeler zihninizde oluşmuştur. La Fontaine'i de bu kadar büyük çaplı bir yazar yapan bu özlü hikayelerinin tüm dünyaca bilinmesidir. Bu kadar giriş konuşması yeterli diye düşünüp incelememe geçiyorum.
Öncelikle kitaba başlamadan önce La Fontaine'den düz metinler olarak hikayeler okuyacağımı ve çocukluğumda okuduğum hikayeleri yeniden anımsayıp bilmediğim diğer hikayelerini de okuyup yeni dersler çıkaracağımı düşünüyordum. Fakat bu hikayelerin şiirsel ve sanatsal bir anlatımlar ile daha da büyüleneceğimi hiç hesaba katmamışım. İlk sayfadan itibaren bu şiir şeklinde anlatılan hikayeler çocukluğuma da götürdü üstüne bir genç birey olarak çocukken göremediğim dersleri idrak edebilmemi de sağladı. Hatta La Fontaine kendi fabllları için söylemiş olduğu dörtlüğü sizlerle de paylaşmak istiyorum. Bu dörtlük bu kitap hakkında ve diğer hikayeleri hakkında her şeyi özetlediğini söyleyebilirim. Mutlaka okuyunuz, okutturunuz. Başucu kitabı olarak hayat boyu açıp tekrar tekrar okunacak bir kitap :)
" Masal deyip geçmemeli
Bakarsınız bir hayvan bize hocalık eder.
Yalın bir ahlak dersi sıkar insanı,
Masal dillerle birlikte dillerde gezer. "
İlginçtir ki; fabllarda geçen ana konuları bilen sayısı ne kadar fazlaysa, La Fontaine Masalları'nı baştan sona okuyan da o denli azdır. Ağustosböceği ile Karınca'yı, Tavşan ile Kaplumbağa'yı, Tilki ile Karga'yı bilenler sayılamayacak kadar fazlayken; Oduncuyla Hermes'i, Put Taşıyan Eşek'i bilen çok kişi bulamazsınız. Ve çok normaldir bu; çünkü içindeki birkaç şeyi bildikten sonra olayın tamamına hakim olduğunu düşünme gafletine düşüyoruz çoğu zaman. Halbuki, bir açıp baksak ne hazineler var La Fontaine'nin bizim için biriktirdiği.
Hiçbir şey için geç olmadığı gibi, bunun için de geç değil. Hatta "Sürekli anlatırlar ama dur bir de ben okuyayım." demenin tam sırası inanın. Bırakın 'masal bu, çocuk avutmaktan fazlası değil' gibi lafları. Ve bırakın La Fontaine sizi bir çocukmuşçasınıza eğitsin.
Kitaptaki birçok masala tutulduğumu itiraf etmeliyim; fakat fablların giriş niteliği taşıyan "Başlarken" bölümü tüm fablları 6 mısra ile sunabilecek nitelikte:
Ezop'tur babası benim kahramanların.
Tarihleri uydurma da olsa bunların
Ders olacak doğru şeyler vardır içinde.
Her şey konuşur burada, balıklar bile.
Bütün söyledikleri bizleredir ama:
İnsandır eğittiğim hayvanlar yoluyla
Umarım bu masalların tadından kendinizi mahrum bırakmamaya karar verir, okunacak kitaplarınız arasına bunu da eklersiniz.
“Masallar”
“Jean de La Fontaine”
La Fontaine; En büyük Fransız şairi olarak bilinir. Aynı zamanda, kendi kalarak herkesin olmayı ve en fazla orta malı olmayı başarmıştır. Sabahattin Eyüboğlu, olağanüstü ön yazısında : “ Orta malı olan şair hayrat çeşmesi gibi bir şey oluyor. Üstelik kim olursa içiyor bu çeşmeden: Akıllı akılsız, namuslu namussuz, zengin fakir, hırlı hırsız içebildiği kadar içip, çeşmeden çok kendi kendini düşünüp gidiyor...” demiştir.
La Fontaine hayvan masalları aynı zamanda insanlık komedyasının birer sahnesidir... bu gösteride başroller sürekli değişir. Çoğu zaman kurnaz olan tilki , kurda boyun eğebilir; bir masalda ikiyüzlülük timsali kedi fareyle savaşırken , diğer masalda sıçanlarla dost olabilir. Tüm buradaki mesaj ; insanoğluna üstü kapalı veya doğrudan hayat dersi vermektir.
La Fontaine denildiğinde çocuk masalları olarak görülüp, burun kıvırılmasının büyük talihsizlik olduğunu düşünüyorum. Çünkü içerisinde başarıyla ziplenmiş o kadar güzel masallar var ki insanların yaşamlarından kesit bulmaları kaçınılmaz. Yüzünüzdeki tebessümü hissettiğinizde , iyiki okumuşum diyebileceğiniz bir başyapıt.
Bir kere değil onlarca kez okunmalı. Okuyalım ve okutalım...
La Fontaine Masalları bitti.
Ben çocuklar mutluysa mutluyum. Onların sevgisiyle hayatta bir mana buluyorum. Elimden gelse canımdan veririm her birine. Onların gülüşü bakışı her şey demek. Bana can katıyorlar. Seviyorum. Gerçekten sevildigimi hissediyorum onlar sayesinde. Onlar benim için böyle bir mana alemi. Ya başka çocuklar? Dili dini ne fark eder ! Hepsi çocuklar. Ben abartmıyorum. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum diye diye büyüdük biz.... Bu gece gözümü her kapatışımda aynı sahne canlanacak gözümde. Kovamıyorum. Savaşı dışarıdan izlemek istemiyorum. İçinde olmak istemiyorum. Duymak bile istemiyorum. Çocuklar duysun görsün bilsin hiç hiç istemiyorum. Bu kitabı okurken sürekli aynı şeyi düşünüp durdum. Böyle bir dünyada çocuk olmak gerçekten mümkün mü? Vallahi değil. Nasıl olsun ? Annelik babalık sınıfta kaldı zaten. Ama insanlık bari bu hale kadar gelmeseydi. Kendi canı kanı çocuğu sevip başka bir çocuğa zulmeden biri insan olabilir mi? Global dünya teknolojik ilerleme uzay çağı... Zıkkımın kökü. Hepsi boş laf. Hâlâ taş devrinden kalma Topraklar için savaşılıyorsa... Çocuklar çocuk olamıyor. Sevilmiyor. Mutluluğu bilmiyorlar. Bu masalları zamanında "büyükler" hakkıyla okuyabilseydi bir şeyler değişir miydi? Tüm masalları ibreti alem için yazmış La Fontaine. Bize gelene kadar imbiklerden süzmüşler. Kara komik bir şeyler kalmış. Çocukken bunları okuyup gerçek manada anlamamızdan mı korktular bilmiyorum. Bu çağda yetişkin olmak bir dert çocuk olmak bir dert. Bugün kötü bir gün... Bu kadar.