Mağara Kitap Bilgileri
Yazar: José Saramago
Tahmini Okuma Süresi: 9 sa. 28 dk.
Sayfa Sayısı: 334
Basım Tarihi: Şubat 2022
İlk Yayın Tarihi: Ocak 2000
Yayınevi: Kırmızı Kedi
ISBN: 9786054927845
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Mağara Kitap Tanıtımı
Kentlerde giderek yayılan dev alışveriş merkezlerinin ve yaşam sitelerinin hayatımızda yarattığı değişiklikler üzerine, Saramago’nun her zamanki incelikli üslubuyla kotardığı bir roman, Mağara.
Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir ‘Merkez’le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago, basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor: Sıcak masalsı anlatısı ve sempatik karakterleri, devasa reklam kampanyalarıyla birer harikalar diyarı olarak sunulan yaşam projelerinin insan ruhunun Platonik mağarasından öteye geçemeyeceğini gösteriyor.
“Proust’ta olduğu gibi, Saramago’nun cümlelerinden birinin içine çekilmek de, bir dolambaçtan biçim alan bir dünyaya çekilmektir.”
- The New York Times Book Review
“Hayatta kalma mücadelesi veren sıradan insanlara heyecanlı, muhteşem yazılmış, son derece büyüleyici, eski moda denebilecek kadar romantik, yer yer de çarpıcı bir bakış.”
- Book Magazine
''Pek Çok Okurun da İnandığı Üzere, Belki de Yaşayan en Büyük Romancı OLan Olağanüstü Bir Yazardan Bir Başka Başyapıt.''
- The Boston Globe
Mağara Kitaptan Alıntılar
1. "En büyük acı olay anında hissettiğin değil, olayın üzerinden bir zaman geçtikten sonra, yapacağın hiçbir şey kalmadığında hissettiğindir."
2. "Çünkü tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir."
3. "Hayat dediğin de önceki günleri sırtında taşımaktan ibarettir."
4. "Erkekler asla kadınları anlayamayacaklar."
5. "Bak göreceksin, her şey çok iyi olacak!"
6. "Yararlı bir amaç için kullanılmayan her şeyden sonunda vazgeçilir. İnsanlardan da..."
7. "Tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun, onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir."
8. ""En büyük acı olay anında hissettiğin değil, olayın üzerinden bir zaman geçtikten sonra, yapacağın hiçbir şey kalmadığında hissettiğindir.""
9. "Nihayet, kadınlar gücü ele geçirdi! Şimdi titreyin zavallı erkekler, titreyin ve korkun!"
10. ""Tepemizdeki bulutlar ne kadar kara olursa olsun,onların üstündeki gökyüzü hep masmavidir.""
11. "Zaten sonsuzluk da bizim ömrümüz kadardı."
12. "Yaşamadım ama kitaplarda okudum. Okuyunca da yaşamış kadar oldum."
13. "-Okumak neye yarıyor?
+Okuyarak her şeyi öğrenebilirsin."
14. "Kadere engel olunmaz."
15. "Hayat böyle olmalı işte, bir kişi gücünü kaybedince, diğerinin ikisine de yetecek kadar gücü ve yüreği olmalı."
Mağara Kitap İncelemeleri
Günümüz tüketim dünyasının en önemli öğesi olan AVM’lerin toplumun geleneksel ve ahlaki yapısına etkilerini Saramago’nun bakış açısıyla ve incelikli üslubuyla değindiği harika bir kitap.
Kitabın ana karakterleri yaşlı ve geleneksel yöntemlerle çömleçilik yapan Cipriano Algor, kızı Marta ve damadı Marçal’dır. Cipriano yaşamını sürdürmek için yaptığı çömlekleri ‘Merkez’ adı verilen devasa yaşam ve alışveriş merkezine satmaktadır. Birgün ‘Merkez’ Cipriano’dan aldıkları çömleklerin siparişini modasının geçmesini söyleyerek iptal eder. Geçimlerini sağlamak için kızıyla birlikte kilden heykelcikler yapmaya başlar fakat daha sonra bu siparişlerde iptal olur. Damadı Marçal Merkez’de güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Yaşadıkları geçim sıkıntısından dolayı önce kızı Marta ile damadı Marçal sonrasında Cipriano’da Merkez’de yaşamını sürdürmek zorunda kalır. Asıl hikayenin can alıcı kısmı karakterimizin Merkez’de yaşama başlaması ve Merkez’in derinliklerine doğru yapılan kazı çalışmalarını keşfetmesiyle heyecanlanmaya başlar.
Gelenekselliği temsil eden Cipriano ile Kapitalist sistemi temsil eden ‘Merkez’in savaşını okuduğumuz bu kitap kendi hayatımızda da mutlu olmamız için beklentilerimizi tekrar sorgulamamıza neden olacaktır.
Platon’un Mağara Alegorisi’ne etkili bir yaklaşım ile kurgulanmış kitap Saramago’nun kesinlikle okunması gereken kitapları arasında yer almaktadır.
José Saramago'ya bir kez daha hayran oldum bu harika eserini de okuyup bitirince. Geleneksel bir meslek olan Çömlekçilikle uğraşan Cipriano Algor, kızı ve Merkez denilen çoooook büyük bir sitede Güvenlikçi olan damadı ile aralarındaki sıcacık aile ilişkileri, kapitalizmin ve tüketim toplumunun kuşatması altında geçirdikleri zor günleri, ve tüm bunların kitabın sonunda Platon'un "Mağara" metaforu ile birleştirilmesi; okuyunca da göreceksiniz bence Yazarın mükemmelliğine kanıttır. O nasıl psikolojik tahliller, o nasıl duygu yansıtmalarıdır. Tamam insan duygularını anladık hele bir köpeğin duygularının bu kadar güzel bir şekilde aktarılması, nobel ödülünü sonuna kadar hak eden bir yazar olduğunu göstermektedir.
"Sırlar özünde kilit şifreleri gibidir, tam içeriğini bilemesek de altı basamaktan oluştuğunu, bazı sayıların tekrar edilebileceğini, olasılıklarınsa ne kadar fazla olursa olsun sonsuza ermediğini biliriz. Hayattaki her şey gibi bu da bir sabır ve zaman meselesidir, sağdan bir sözcük, soldan bir sözcük, yukardan imalı bir laf, aşağıdan anlamlı bir bakış, ortadan ani bir suskunluk gelir ve duvarda incecik çatlaklar açmaya başlar, iz sürme sanatının inceliği her parçayı bir araya getirmek, pürüzlü kenarları gidermektir, bir an gelir ki hepimiz kendimize tüm sırların gizli umutlarının, hedeflerinin, niyetlerinin, ne kadar uzak ve ne kadar imkansız olursa olsun, bir gün sır olmaktan çıkmak olup olmadığını sorarız." sf.277
Herkese merhaba,Jose Saramago’nun Mağara isimli kitabından bahsetmek istiyorum.Türkiye’de çok bilinen “Körlük”, “Görmek”, “Kabil” gibi kitapların da yazarı olan Saramago tam bir alegori ustası. Tüm yaşamı boyunca hayatın eğriliklerine karşı dik durmayı başaran, doğruları konusunda inatçılığından vazgeçmeyen Saramago’nun bu tavrını kalıplara uymayan üslubunda da rahatlıkla görebiliyorsunuz. Kitaplarında kullandığı farklı anlatım tarzı, nokta ve virgülle geçiştirilen, kimi zaman tamamı bir sayfalık cümleleri ile aynı zamanda sizden tüm dikkatinizi isteyen bir yazar. Günümüz dünyasının yükselen trendleri olan tüketim ve steril yaşam mekânlarının sembolü olan bir 'merkez'le, basit, geleneksel ama hakiki duygularla dolu üretken yaşamın sembolü yaşlı bir çömlekçiyi karşı karşıya getiren büyük usta Saramago,basit bir durumu hayranlık uyandıran felsefi bir alegoriye dönüştürüyor.
Basit insanlar üzerinden büyük felsefi temaları nasıl da iyi anlattığını bildiğimiz Saramago elbette ki beklentilerimizi yine boşa çıkarmıyor. Muhteşem bir üçlü mağara alegorisiyle varoluştan tüketime kadar söyleyebileceği her şeyi okuru hiç sıkmadan, ne sıkması, muhteşem lezzette bir akşam yemeğini yedikçe yemek isteğine sahip bir insanın iştahıyla okutuyor. Neden yaşadığımızı, yaşarken neler yaptığımızı unuttuğumuz dönemlerde tüketime daha da düşüyoruz.Bu büyük ustanın bu kitabını da okumaktan yine çok keyif aldım.Şiddetle tavsiye ederim.Kitapla kalın.
Ufak çaplı spoiler;
Mağara, Saramago'nun okuduğum ilk romanı. Roman kadim bir mesleğin son temsilcisi olan Cipriano Algor'un kapitalist sistem karşısındaki çaresizliği ve anlam arayışı etrafında dönmekte. Romanda kahraman sayısının az, mekanın dar ve olay kurgusunun sınırlı olması yazarı bazı sözcükleri sıkça kullanmaya mecbur kılmış. Ama Saramago bu tekrarlardan usta bir söz cambazı olarak kelimelerin gerçek, yan ve akla gelmeyen başka anlamlarını okura sunarak kıvrak bir zekâyla sıyrılıyor.
Yazarın detayları önemsemesini çok sevdim. Bir başka yazar pekâlâ; o sabah Cipriano Algor ve damadı kente doğru yola çıktılar, yarım saat sonra vardılar, şeklinde bir öyküye başlayabilir. Ama Saramago'nun burdaki örnekteki gibi; "Cipriano'nun direksiyonu kavrayan sert ve güçlü, tam köylü eli, ama mesleği gereği her gün yumuşacık kille temas ettiğinden olsa gerek, hassaslıklarını gösteren bir duruşu da yok değil." detaycılığı onu kendi başına bir yazar yapıyor. İnsanı ve kelimeleri betimleme, ifade etme yeteneği çok zarif, çok başarılı. Sadece insanları mı, romanda bir köpek var, köpek sahibi olarak söylüyorum bir köpek nasılsa, neler düşünebiliyorsa, olaylar karşısında nasıl davranıyorsa Saramago o derece sade, o derece çarpıcı anlatmış köpeği.
Kitaptaki deyimlerin, özlü sözlerin de hakkını vermek lazım. Gerçi özgün kitapta yazar anadilinde hangi özdeyişleri kullanmış bilemiyorum ama çevirmen türkçedeki muhtemel ve tam karşılıklarını başarıyla vermiş diyebilirim çünkü kitabın edebi kalitesi bana çevirmen iyi iş çıkartmış dedirtti.
Merhaba dostlar
“Bir gün ülkenin kuzeyinden Lizbon’a dönerken, şehrin hemen dışında, otoyolun kenarında, yakınlardaki yeni bir alışveriş merkezinin açılış etkinliğini duyuran koca bir reklam panosu gördüm. Hayal gücüm derhal işe koyuldu, zihnimde derin bir temel kazısı canlandı, üzerine muazzam boyutlarda bir bina dikildi, binanın kalın duvarları devasa surları andırıyordu. Böylece, insanların ihtiyaç duydukları ya da duyduklarını zannettikleri şeyleri kendilerine satan ticaret merkezleriyle aynı mekânlarda yaşamayı arzuladıkları, gerçeğe yakın bir dünyada geçen Mağara doğmuş oldu."
Saramago'nun sözleriyle kitabın doğuş öyküsü böyle. Kapitalizmin, bireylerin tüm hayatlarını nasıl ele geçirdiği, nasıl dönüştürdüğü, çömlek ustası Algor ile kızı ve damadından oluşan aile üzerinden anlatılıyor. Platon'un mağara benzetmesinden esinlenenen bu kitabı okuduğunuzda mağara nerede diye merak edeceksiniz. Sonlara doğru karşınıza çıkacağı aklınızda olsun.
Virgülü bol, noktası kıt tarzıyla bazen zorlayıcı bir okuma olsa da Saramago tatlı diliyle, bilgeliğiyle gönlümüzü hoş ediyor.
@kitap.insanlari grubumuzun kasım okumasıydı. Başta verdiği bilgiler için
olmak üzere paylaşımları için tüm dostlara teşekkür ederim.
Sevgiyle kalın