Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!

Lesley Hazleton Alıntıları & En Çok Okunan Sözleri

Lesley Hazleton En Beğenilen Sözleri



1. "*

Güvenirsiniz ve bu her zaman riskler barındırır.

*"


- Agnostik



2. "Bir liderin büyüklüğünün zorluklar ve muhalefet karşısında aldığı zaferlere bağlı olduğuna şüphe yoktur."


- İlk Müslüman



3. "Adaletsizliğe karşı
sesini yükseltenler hâlâ daha başkaldırmakla suçlanıyor ve hain damgası
yiyorlar."


- İlk Müslüman



4. "Muhammed savaştan sonra üzüntüyle olduğu kadar gururla da alanı dolaşırken adamlarına, "Kureyşliler burada sizin önünüze en sevdikleri kanlarını ve canlarını attılar, " dedi. Mekke'nin seçkinlerinin arasından seçilmiş olanlar, dışlanmış ve azat edilmişlerden (kendi eski köleleri) oluşan bir ayaktakımı grubu sandıkları insanlarla savaşmış ve kaybetmişti. Bedir'de olanlar kendi hayat düzenleri içinde olamaz, imkânsızdı. Onların doğal dünya düzeni tepetaklak olmuştu."


- İlk Müslüman



5. "“Yağmurlu bir gecede dışarıda kalmış bir koyun sürüsü gibiydik, ”"


- Peygamberden Sonra



6. "Köklerinden koparılmışlık
duygusu asla yok olmaz; bastırılıp derinlere atılabilir ama hep orada kalır."


- İlk Müslüman



7. "Onun hakkında saygıdan kaynaklanan efsaneler genellikle olağanüstü içerikte olmakla beraber, bunlar çoğunlukla efsanelerin yaptığına hizmet ederek, açıklamak yerine üzerine bir sis perdesi örtüyor ve böylece onu bir insandan ziyade bir sembol haline sokuyor. İslamiyet, dünya üzerindeki en yaygın din olan Hristiyanlıkla arayı kapatırken bile, kendisine Kur'an'da üç kez "İlk Müslüman" diyen insan hakkında biz pek az gerçek anlayışa sahibiz."


- İlk Müslüman



8. "Ayetlerin kendisi ilahi gücün varlığının bilfiil işaretiydi ve dolayısıyla Kur'an'ın kendisi de gereken tek mucizeydi."


- İlk Müslüman



9. "Eğer savaş bir aldatmacaysa bir yönüyle barış da öyledir."


- İlk Müslüman



10. "Üzülme Allah bizimle beraberdir."


- İlk Müslüman



11. "*
Kişinin inançları içerisinde kendini güvende hissetmesi ise abuk şekilde bir oksimorondur, zira bir şeye inanmanın nedeni güvensizliktir. Kişi bir şeyi ötesi berisi ve gerçeğiyle biliyorsa zaten ona inanmaya veya inandırılmaya gerek duymaz. İnsan yalnızca emin olmadığında inanca ihtiyaç duyar. Dolayısıyla inanç bilgiden değil belirsizlik ve kuşkudan kaynaklanır.
*"


- Agnostik



12. "*

Etrafını ne kadar çok insan sararsa o kadar daha çok yalnızlaştığını fark ediyormuş gibiydi.

*"


- İlk Müslüman



13. "*

... adaletsizliğe karşı sesini yükseltenler hâlâ daha başkaldırmakla suçlanıyor ve hain damgası yiyorlar.

*"


- İlk Müslüman



14. "Tasalanma çünkü Allah bizimledir."


- İlk Müslüman



15. "Bazen makul olmak ile akılcı olmak arasında çok ince, hatta belki de görünmez bir çizgi vardır."


- İlk Müslüman



16. "Sonuçta o sadece bir insandı: "Senin gibi bir insan" ve sizden biri." Yalnızca Tanrı yanılmazdı."


- İlk Müslüman



17. ""Şiir söyleyerek seçim kampanyası yapar düz yazıyla yönetirsin."
Mario Cuamo"


- İlk Müslüman



18. ""Tanrı aşkına Amca, bu yoldan dönmem için sol elime Ay'ı sağıma da Güneş'i verseler bile yolumdan dönemem, bu yolda yok olacak olsam da dönmem.""


- İlk Müslüman



19. "İnsanların kaderinde onları kesinlikle birleştirmesi gereken şey tarafından bölünmek mi vardı..."


- İlk Müslüman



20. "Hz. Muhammed ile Hz Hatice'nin arasında 25 yıl süren gerçek derin bir aşk ve sevgi bağı vardı."


- İlk Müslüman



21. "Hz. Muhammed o öfke içinde bu yaraların hiç birini önemsemiyordu. Onun ölmüş olduğunu düşünseler ne değişirdi ki? İslâm'a inançları bu kadar az mıydı?

Gerçekten bunun yalnızca kendisinden ibaret olduğunu mu sanıyorlardı?Savaştan sonra Kuran'ın sesi, Muhammed yalnızca bir elçidir, "diye öfkesini yansıtacaktı, Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. Şimdi o ölse yahut öldürülse ökçeleriniz üzerine gerisin geri mi döneceksiniz?""


- İlk Müslüman



22. "Ancak Hz. Muhammed ile Hatice'nin arasındaki ilişkiye faydacı dışında her şey denilebilirdi ve o akademisyenlerin aklını böyle karıştıran da aslında buydu. Aralarındaki uzun ve tek eşli evliliğin en ikna edici açıklaması da en basit olanıydı;aralarında tam yirmi dört yıl süren gerçekten derin bir aşk ve sevgi bağı vardı."


- İlk Müslüman



23. "Ebû süfyan "Tanrı adına söyleyin, Muhammed gerçekten öldü mü?"

"Tanrı adına hayır, "diye cevapladı Ömer, "şu anda senin dediklerini dinliyor."

"O halde bunu da dinle," diye tekrar bağırdı Ebu Süfyan. Herkesin bekleyebileceği gibi, işini bitirmek için tehdit etmek veya zaferle böbürlenmek yerine eşinin yaptığı Hamza'nın bedenini parçalama işinin onun emri olmadığını açıkladı: "Ölülerinizden bazıları parçalandı. Ben buna ne izin verdim ne de yasakladım ve bu beni ne memnun etti ne de üzdü. "Mevcut şartlar altında bir özür dilemeye en yakın şeydi. Bedir'in intikamını almaya yemin etmişti ve almıştı kendi açısından şimdilik hesap eşitlenmişti. "Savaşlar sırayladır," diye konuştu, "Sizinkine karşılık bu da bizim günümüz oldu. "Ve Ebu Cehil'in aksine, saygıdeğer bir düşman gibi kendini kabul ettirdiğinde ordusuna kampı toplayıp Mekke'ye doğru
yola koyulma emrini verdi.
""


- İlk Müslüman



24. "Büyük bir yanlış yüzünden kurban
edilmiş olma duygusu zaman içerisinde yok olmuyor aksine artıyor ve
daha belirginleşiyor."


- İlk Müslüman



25. "*

Herkes dünyayı kendi bakış açısından açıklamanın peşindeydi, hepsi de tutkuyla gerçeği kendilerinin bildiğine inanıyordu. Ancak aynı inançtan olanlar arasın da bile gerçek farklıydı.

*"


- İlk Müslüman



26. "Gücü ellerinde tutanlar genellikle o gücü kullanma biçiminin kendilerini ne
denli sevilmez yaptığından umursamazcasına habersizdir."


- İlk Müslüman



27. "Hatice, Hz.Muhammed'e Zeyd adında genç bir köle vermişti fakat Hz.
Muhammed bu çocuğa köleden çok oğlu gibi muamele ediyordu, hatta
öylesine ki çocuğun kuzey Arabistanlı ailesi onu geri almak için yeterli
parayı biriktirip geldiklerinde Zeyd orada kalmasına izin vermeleri için yalvarmıştı. Hz. Muhammed para almayı reddetti ve çocuğu azat etti ve onu resmi olarak evlat edindi ve ileride Kuran'da da teşvik edilecek olan kölelerin azadının ilk örneğini vermiş oldu..."


- İlk Müslüman



28. "Kuran’ın ona ısrarla söylemesini emrettiği üzere sonuçta o sadece bir insandı: "senin gibi bir insan" ve "sizden biri." Yalnızca Allah yanılmazdı."


- İlk Müslüman



29. "O kadar uzun yaşayacak kadar talihli bir kişi içinse kırk yıl zamanın doluluğuna dalalet, insanın kaderinde yazılana razı olmasının zamanıydı."


- İlk Müslüman



30. "Allah senin elinle benim de ruhuma
dokunuyor."


- İlk Müslüman



31. ""Onların söylediklerinin seni üzmesine izin verme," dedi ses. "Kalbinin sıkılmasına izin verme." "Üzülme." "Endişe etme." "Onların seni yıldırmasına izin verme.""


- İlk Müslüman



32. "babalara çok saygı duyulan bir toplumda o babasız doğmuştu. Altıncı yüzyıl Mekke'si ne dullara ne de yetimlere iyi davranılan bir yerdi."


- İlk Müslüman



33. "Neden O? Yedinci yüzyıl Arabistan'ında neden Hz. Muhammed?"


- İlk Müslüman



34. "Bir insanın niteliğini anlamak için düşmanlarının kalitesine bakın denir."


- İlk Müslüman



35. "Şu bir gerçek ki, iman edenlerden, Yahudilerden, Hıristiyanlar dan, Sabilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp barışa ve hayra yönelik iş yapanların, Rableri katında kendilerine has ödülleri olacaktır. Korku yoktur onlar için, tasalanmayacaklardır onlar."


- İlk Müslüman



36. "Ölüm zihinde yankılanır. Yas tutanlar için hiçbir ölüm yalnızlık içinde gerçekleşmez. Bilinçli olsun ya da olmasın, her biri, daha önceki kaybın anılarıyla ve kayıpla birlikte gelen terk edilmişliğin verdiği fiziksel acıyla yankılanır."


- İlk Müslüman



37. "*

...hayatın merkezindeydiler ama kıyıya itilmişlerdi.

*"


- İlk Müslüman



38. ""Sürgün bir insan ile doğup büyüdüğü yer arasında, benlik ile benliğin gerçek yuvası arasında zorla açılmış olan onulmaz bir gediktir."
Edward Said"


- İlk Müslüman



39. "Kalbi bir şehirdeyse ruhu bir başkasındaydı ama hangisinin hangisi olduğunu söylemek zordu. Mekke kutsal Kabe'nin mekanıydı ancak Medine'de ona sığınak olmuştu. Mekke onun doğum yeriyse Medine'de onun yeniden doğduğu yerdi. Birinde vizyonu doğmuş diğerindeyse o vizyon hayata geçirilmişti. İkisinin arasında seçim yapmak elbette imkansızdı."


- İlk Müslüman



40. ""Kimse onlar gittiği için ağlamayacak.""


- İlk Müslüman



41. ""İşte bitti!" denilebilecek kesin bir nokta asla var olmamıştır."


- İlk Müslüman



42. "Ancak nereye baksa insanlığı kesinlikle birleştirmesi gereken şeyler, onları birbirinden ayırıyormuş gibi görünüyordu."


- İlk Müslüman



43. "Gücü ellerinde tutanlar genellikle o gücü kullanma biçimlerinin kendilerini ne denli sevilmez yaptığından umursamazca habersizdir, (...)"


- İlk Müslüman



44. "Neden sorusunu sorma ihtiyacı duyanlar, yerleri belirsiz ve bu nedenle varlıklarından memnun olmayanlardır."


- İlk Müslüman



45. "Asıl sorun dini değil siyasiydi."


- İlk Müslüman



46. "Ayşe. “Ebu Talip oğlu Ali, bir zafer kazandın, ”"


- Peygamberden Sonra



47. "Ayetlerin kendisi ilahi gücün varlığının bilfiil işaretiydi ve dolayısıyla Kur'an'ın kendisi de gereken tek mucizeydi."


- İlk Müslüman



48. "Yeni bir yerde kabul görmenin bedeli nedir? Eski yurdun
inkâr edilmesini mi gerektirir? Ya yeni taşındığınız yer sizi kabul
etmezse? O zaman ne olacak, hele ki daima yurdunuz diye bilegeldiğiniz
yer sizi reddetmişse."


- İlk Müslüman



49. "Fakat soy yoluyla varislik, Allah önünde herkesin eşit olduğu İslâm’ın esaslarına aykırıydı...."


- İlk Müslüman



50. "Bir araştırmacının açıkladığı üzere, kırılganlığının farkında olmak çelişkili
bir biçimde güçlendirici etki yaratabiliyor. "Yaratıcılığın ayırt edici özelliği
olan ahlak ve vicdan sorunsalına,yetişkinliğe doğru yol alırken yetim
çocuğun hissettiği adaletsizlik duygusu da ekleniyor ve nihayet bir
"kimliğe susamışlık" ile bu dünyada izini bırakma ihtiyacı olarak gelişiyor."


- İlk Müslüman



51. "Fakat soy yoluyla varislik, Allah önünde herkesin eşit olduğu İslâm’ın esaslarına aykırıydı...."


- İlk Müslüman



52. "Bir araştırmacının açıkladığı üzere, kırılganlığının farkında olmak çelişkili
bir biçimde güçlendirici etki yaratabiliyor. "Yaratıcılığın ayırt edici özelliği
olan ahlak ve vicdan sorunsalına,yetişkinliğe doğru yol alırken yetim
çocuğun hissettiği adaletsizlik duygusu da ekleniyor ve nihayet bir
"kimliğe susamışlık" ile bu dünyada izini bırakma ihtiyacı olarak gelişiyor."


- İlk Müslüman



53. "Memleketinden ayrılmanın yalnızca coğrafi bir mesele olmadığını
yerinden yurdundan göçmüş olan herkes bilir. Bu taşınma ister kırsal
bölgeden bir şehre isterse de bir şehirden başkasına ya da bir ülkeden
diğerine yapılmış olsun, her birinde yürek burkan bir deneyimdir."


- İlk Müslüman



54. ""Hoşlanacağın bir kıbleye seni elbette döndüreceğiz." dedi Kuran..."


- İlk Müslüman



55. "Etrafını ne kadar çok insan sararsa o kadar daha çok yalnızlaştığını fark ediyormuş gibiydi."


- İlk Müslüman



56. ""Biliniz ki her mümin bir müminin kardeşidir ve tüm müminler kardeştir" diyordu. Kimse din değiştirmeye zorlanmayacak, özellikle Yahudiler ve Hristiyanlara saygı gösterilecekti,
"Eğer kendiliklerinden İslâm'ı kucaklarlarsa aynı ayrıcalık ve yükümlülüklerle inançlıların arasına katılırlar ama kendi geleneklerine bağlı kalırlarsa bundan caydırılmaya çalışılmaz.""


- İlk Müslüman



57. "*
Şüphe olmaksızın geriye yalnızca körlük ile hem düşünce hem de insanlıktan kör edici biçimde uzaklaşmış bir katiyet(kesinlik) kalır.
Katiyet, çoğunlukla düşünme, sorgulama, fikir yürütmeyi reddetmekse; inanç yanlış yapabilme olasılığının farkındalığını gerektirir. İbraniler 11:1'de şöyle ifâde edilir " Îman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır." Şüphenin bulunmadığı yerde inanç da tartışmalı hale gelir. Haklı olduğumuzun kesinliği mutlak bir haklılığa ve dogmacılığa ve daha kötüsü her konuda haklı olduğunu sanan bir gurur meselesine dönüşmesidir.
*"


- İlk Müslüman



58. "Fakat bazı itibarlara itimat edilirken bazılarına o
kadar edilmezdi ve aradaki fark ise yaşam ve ölüm anlamına gelebilirdi."


- İlk Müslüman



59. "Kudüs nereye gidersem gideyim hep benimleydi."


- Agnostik



60. "Kırk, insanın ömrüne ömür katan bir sayı bu nedenle Orta Doğu'dan çıkan kutsal kitaplarda da istikrarlı bir şekilde daima yer alıyor. Nuh'un Gemisinde sellerin çekilmesinin beklendiği süre, Mısır'dan çıktıktan(Eksodüs) sonra İsrailoğullarının çölde dolaştıkları yılla, Hz. Musa'nın Sina Dağında geçirdiği gecelerin sayısı ve Hz. İsa'nın doğada geçirdiği günler ve geceler hepsi kırk; sayı mücadele süresini ve yeni başlangıçlara hazırlanmak üzere yer değişikliğini simgeliyor. O kadar uzun yaşayacak kadar talihli bir kişi içinse kırk yıl zamanın doluluğuna dalalet, insanın kaderinde yazılana razı olmasının zamanıydı."


- İlk Müslüman



61. "Kendisi için o "biricik" daima Hatice olacaktı. Onun ölümünden bu yana sekiz sene geçmişti fakat liderliğin görevleri arttıkça bir zamanlar sahip olduğu o tek eşliliği gittikçe daha fazla özlüyor gibiydi..."


- İlk Müslüman



62. "Hatice onu o olduğu için sevmişti, daha sonra olduğu kişilik için değil ve sonraki yıllarda da Hz.Muhammed karısının sesini hatırlatan her seste acı çekmiş ve onu asla unutamamıştı."


- İlk Müslüman



63. "Bazen de Kuran aynı korumacı bir ebeveyn ya da eş gibi geliyordu kulağına: "Şimdi sen, bu söze inanmazlarsa, arkalarından kendini eritircesine üzülecek misin?" Hz. Muhammed'in aşağılamalara kulak tıkaması gerekiyordu. "Bırak onları kendi inatçılıklarında debelensinler. "
"Bırak onları, düzdükleri iftiralarla baş başa kalsınlar" "Dinlerini oyun ve eğlence haline getirmiş olanları bırak. ""


- İlk Müslüman



64. ""Aslında hayır, Allah onun yerine daha iyisini vermedi.""


- İlk Müslüman



65. "Katiyet ise Kierkegaard'ın bahsettiği gibi bir inanç sıçraması gerektirmez.
Kırılmayacağına inanarak bir ağaca tırmanmak için sadece belli bir gözü kara saflıkta olmak gerekir; ama aynı ağaca tırmanırken o daim gerçekten de kırılabileceğinin tamamen farkında olmak için kişinin inancını Allah'a güvene veya kadere ya da olasılık kanunlarına dayandırması gerekir."


- İlk Müslüman



66. "Günümüz dünyasının çoğu yerinde "Nerelisin?" sorusu ya doğduğunuz veya büyüdüğünüz yer ile cevaplanır. Az ya da çok çocukluğunuzun geçtiği yer hâlâ sizi tanımlıyordun Şu ya da bu şekilde, sevgiyle veya içerlemeyle andığınız bu yere hâlâ bir parçanızdır."


- İlk Müslüman



67. "Vahiyler bunu yapmanın zor olduğunu kabul ediyordu ama "Onlar için pişmanlık duyup ruhunu harap etme." de deniliyordu."


- İlk Müslüman



68. "Eğer biz yok olursak siz de yok olursunuz..."


- İlk Müslüman



69. "Şüphe mevzunun can damarıdır; dini insanileştiren öğedir. Bir yönüyle inancın tavlandığı ateştir. Şüphe olmaksızın geriye yalnızca kör ve de hem düşünce hem de insanlıktan kör edici biçimde uzaklaşmış ürkütücü bir katiyet kalır."


- İlk Müslüman



70. "Köklerinizden koparılmak, bağlarınızdan ayrılmak kendinizi incinebilir
kılmak demektir. Bilindik olanları terk ederek kendinizi yeni bir dünyanın merhametine veya merhametsizliğine açık bırakmaktır."


- İlk Müslüman



71. "Geçmişin bağlantılarından
koparak yeni bir varoluşa kendini adama cesaretini göstermek bir şey fakat o hayatı her gün kelimenin tam anlamıyla gerçekten toz toprağa batıp yaşamak başka bir şeydi."


- İlk Müslüman



72. "... Tarih çoğu zaman dikkatsiz, düşüncesiz insanlar tarafından yazılır."


- Peygamberden Sonra



73. "Siyasi liderlerden ruhani liderlik de beklenemez."


- Peygamberden Sonra



74. "Tarafsızlığa en yakın olan anlatım toplamın içindedir."


- Peygamberden Sonra



75. "Vahiyler bunu yapmanın zor olduğunu kabul ediyordu ama "Onlar için pişmanlık duyup ruhunu harap etme." de deniliyordu."


- İlk Müslüman



76. "Eğer biz yok olursak siz de yok olursunuz..."


- İlk Müslüman



77. "Şüphe mevzunun can damarıdır; dini insanileştiren öğedir. Bir yönüyle inancın tavlandığı ateştir. Şüphe olmaksızın geriye yalnızca kör ve de hem düşünce hem de insanlıktan kör edici biçimde uzaklaşmış ürkütücü bir katiyet kalır."


- İlk Müslüman



78. "Hz.Muhammed Hira Dağındaki ilk deneyiminden sonra beklenebileceği
şekilde davranmış olsaydı hikâyeyi yalnızca tanrıya hürmet ve inançla
uydurulmuş bir masal deyip geçmek gayet mantıklı gelebilirdi ama o öyle
yapmadı..."


- İlk Müslüman



79. "Merhamet, özellikle de beklenmedik
olduğunda etkiliydi."


- İlk Müslüman



80. "Başka ayette de, "Ve biz istiyoruz ki, yeryüzünde ezilip horlananlara
bağışta bulunalım, onları önderler yapalım, onları mirasçılar haline
getirelim." deniyordu.
Eğer bu tam bir devrim çağrısı değildiyse bile kesinlikle reform için güçlü
bir çağrıydı."


- İlk Müslüman



81. "O kelimeler içinin derinliklerinden mi
yoksa kendisinin de hissetmiş olduğu gibi, asla beceremeyeceği kelimeler gerçekten de onun ötesinden mi gelmişti."


- İlk Müslüman



82. "Hz. Muhammed'in hayatı da gerçekte, efsanelerde olduğundan çok daha dramatik olan ender yaşamlardan biridir. Aslında onun hayatına ne kadar daha az mucizevi eklentiler yaparsak hayatı o kadar daha olağanüstü bir hale dönüşüyor. Ortaya çıkan ise tam da gayet İnsanî olduğu için çok daha ulvi bir şeydir, öylesine ulvi ki onun gerçek yaşamı tam da "efsanevi" sıfatını hak eden bir yaşam olarak kendini gösteriyor."


- İlk Müslüman



83. "Sonunda geldi. Duhâ Suresi olarak bilinen ve umutla kıvrandıracak
şekilde kısa ayetlerden oluşan bu sure toplamda şöyleydi:
"Andolsun kuşluk vaktine, gelip oturduğu vakit geceye ki, Rabbin seni terk etmedi, sana darılmadı da. Sonrası senin için öncesinden daha mutlu ve kutlu olacaktır. Rabbin sana verecek sen de mutlu olacaksın. O seni bir yetim olarak bulup da barınağa kavuşturmadı mı? Seni şaşırmış olarak bulup da kılavuzluğunu üstlenmedi mi? O halde yetimi örseleme, yoksulu/dilenciyi azarlama. Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir.""


- İlk Müslüman



84. "Ayşe, Basra dışındaki muharebe alanına devesiyle birlikte girdiği zaman, askerlerine kumanda eden ilk Müslüman kadın oldu. Aynı zamanda sonuncu da olacaktı."


- Peygamberden Sonra



85. "Hz. Ali oğullarına, “Bu dünyanın size davrandığı gibi davranmayın siz ona,” demişti. “Sizden alınan bir şey için ağlamayın sakın. Fitneden ve kavgadan kaçının.” Sonra Kur’an’dan bir ayet okuyarak, “İnsanları suçlarken Allah korkusunu düşünün,” diye eklemişti."


- Peygamberden Sonra



86. "Onun görevi yalnızca Mekkeli hemşerilerini uyarmaktı onları kurtarmak değildi. "Sen, ölülere işittiremezsin. Eğer dönüp giderlerse, sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.""


- İlk Müslüman



87. "Onun bu kadar çok kez evlenmesinin bütün amacı, genişleyen müminler ümmetini ve müttefikleri birbirine yakınlaştırmaktı ancak ittifaklar çocuklarla mühürleniyordu. Karışmış kan, eski ayrılıklardan arınmış yeni kan demekti. Çocuk olmayınca evliliğin ne anlamı vardı?"


- İlk Müslüman



88. "Bundan daha iyisini ne Gandi ne de Machiavelli yapabilirdi. Hz. Muhammed savaş kurallarını altüst etmiş, bariz zayıflığını güce dönüştürmüştü. Kendisinin silahla olduğu kadar silahsız da etkili olduğunu kanıtlamış ve barış lisanını da en az savaşınki kadar güçlü bir biçimde kullanmıştı."


- İlk Müslüman



89. "O zaman da, aynı bugün olduğu gibi cinsellik satardı, cinsel bir mecaz kullandığında insanların dikkatini çekerdin. Ne var ki, er ya da geç insanlar sizi kelimenin düz anlamıyla anlardı."


- İlk Müslüman



90. "O zaman da, aynı bugün olduğu gibi cinsellik satardı, cinsel bir mecaz kullandığında insanların dikkatini çekerdin. Ne var ki, er ya da geç insanlar sizi kelimenin düz anlamıyla anlardı."


- İlk Müslüman



91. "“Her gün Aşure, her yer Kerbela!” diye bağıracaklardı"


- Peygamberden Sonra



92. "Bir rivayete göre Hz. Muhammed (sav)'in son sözleri, "Allah'ım benden sonra geleceklere acı..." olmuştu. Ama bunu söylerken ne demek istemişti acaba?
Halkına yardım etmesi için Allah'a dua etmiş olabilir miydi?
Yoksa son nefesini verirken başlayacak olan korkunç kan ve gözyaşı dönemini mi öngörmüştü?"


- Peygamberden Sonra



93. "Hz. Muhammed'e göre, aynı tek tanrıcı ailenin iki dalı Yahudiler ile Müslümanlar ilk hanif olan Hz. İbrahim'in ortak torunlarıydı. Onlar yabancı değil kuzendiler."


- İlk Müslüman



94. "İbni Haldun, Allah'ın uykuyu
yaratmasının nedeninin "duyuların örtüsünü kaldırma" fırsatı vererek böylece daha yüce bilgelik mertebelerine ulaşmayı sağlamak olduğunu yazmıştı."


- İlk Müslüman



95. "“Hz. Muhammed hakkında milyonlarca hatta milyarlarca kelime yazılmış olmasına rağmen onun insani hali hakkında gerçek bir anlayışa erişebilmek hayli zor olabiliyor. Hakkında ne kadar çok şey okursanız, ona dair ne çok şey biliyor olsanız da onun hâlâ daha kim olduğunu bilmediğinizi anlıyorsunuz. Bu öyle bir durum ki, sanki onu bir sözcük ve sıfat yığınıyla kaplamışlar.”"


- İlk Müslüman



96. "Sözler her zaman yoruma açıktır. Düşünceler sadece hayal edilebilir ve bu da romancıların işidir."


- Peygamberden Sonra



97. "“Sonsuzluk, bilme yanılsamasının zavallılığını teşhir eder.”"


- Agnostik



98. "“Biz belli kalıpların budalasıyız, genellikle ‘anlamlandırma arayışı’ denilen uğraşın gönüllü denekleriyiz.”"


- Agnostik



99. ""Kaç kere daha evlenirse evlensin o nitelikte bir aşkı yeniden asla bulamayacaktı. Yıllar sonra dokuz hanımının içinde en genç ve sözünü sakınmaz olan Ayşe, "Ölümünden sonra geldiğim halde Hatice haricinde Peygamber'in hanımlarından hiçbirini asla kıskanmadım. "diyecekti."


- İlk Müslüman



100. ""Kaç kere daha evlenirse evlensin o nitelikte bir aşkı yeniden asla bulamayacaktı. Yıllar sonra dokuz hanımının içinde en genç ve sözünü sakınmaz olan Ayşe, "Ölümünden sonra geldiğim halde Hatice haricinde Peygamber'in hanımlarından hiçbirini asla kıskanmadım. "diyecekti."


- İlk Müslüman



101. "“Bizim vârisimiz yok. Geride bıraktıklarımız zekâttır, ” hz. Muhammet"


- Peygamberden Sonra



102. "Bazen makul olmak ile akılcı olmak arasında çok ince hatta belki de görünmez bir çizgi vardır."


- İlk Müslüman



103. "Çöl yaşamının çok övülen saflığı aslında yokluğun kıyısında olmanın, şımaracak hiçbir şeyin bulunmamasının saflığıydı."


- İlk Müslüman



104. "Ayşe bir an durup Mekkelilerin destek bağrışlarını dinledi ve sonra, “Allah aşkına!” diye devam etti. “Osman’ın bir tek parmağının ucu bile tüm o insanlardan değerlidir. Osman’ın kanının intikamım alın ve İslâmî güçlendirin!”"


- Peygamberden Sonra



105. "“Etrafına çizgi çekilmemiş bir daire ne kadar daire olabilirse zamanla sınırlanmamış bir hayat da o kadar hayat olabilir.”

Samuel Scheffler"


- Agnostik



106. ""Gözlerimde tozlar ve ağzımda dikenlerle yaşadım.""


- Peygamberden Sonra



107. "“Yedinci yüzyıl Mekkelileri kamuoyu önünde kendi yanlışını düzeltebilen birinin dürüstlüğünü anlama konusunda yirmi birinci yüzyıl Amerikalılarından daha yetkin değillerdi.”"


- İlk Müslüman



108. "Artık sadece seçtiğimiz kaderimizin ağırlığını anlayabiliyorduk."


- İlk Müslüman



109. "" Hz. Muhammed tamamen hareketsiz kımıldamadan oturuyor Ebu Cehil de başında dikilmiş bağırıp küfrediyordu, Hz. Muhammed tek bir kelime bile etmedi. " diyorlardı.
Pasif direniş Hamza'nın tarzı değildi. Yeğenine karşı böylesine pervasızca bir saldırı yapılmasından çılgına dönmüş halde Ebu Cehil'in üzerine yürüdü ve meydandaki herkesin gözü önünde yayının kenarıyla ona vurdu. Ardından da diğer herkes için olduğu kadar muhtemelen kendini de şaşırtarak ağzından, "Ben de onun ashabından biri olduğumda ve ben de onun söylediklerini söylediğimde yine Hz. Muhammed'le alay edecek misin?" sözleri döküldü. "Cesaretin varsa durma karşılık ver vur bana!""


- İlk Müslüman



110. "Muaviye bir gün ordusunun başındaki generaline, “Ne kadar kurnaz bir adamsın sen?” diye sordu. General gururlu bir ifadeyle, “Hiçbir zaman içinden çıkamayacağım güç bir duruma düşmedim, ” diye cevap verdi. Muaviye bu fırsatı kaçırmadı ve "Ama ben hiçbir zaman, içinden çıkma ihtiyacı duyacağım bir duruma düşmedim, ” dedi."


- Peygamberden Sonra



111. ""Yaratıcılığın ayırt edici özelliği olan ahlâk ve vicdan sorunsalına, yetişkinliğe doğru yol alırken yetim çocuğun hissettiği adaletsizlik duygusu da ekleniyor ve nihayet bir "kimliğe susamışlık" ile "bu dünyada izini bırakma ihtiyacı" olarak gelişiyor."


- İlk Müslüman



112. "Özellikle zehir damarlarına yayılırken Hz.Ali'nin söylediklerini unutamıyordu Hasan. Hz. Ali oğullarına, " Bu dünyanın size davrandığı gibi davranmayın siz ona," demişti."


- Peygamberden Sonra



113. "Diğerleri Hz. Osman'ın üzerine atıldılar ve onu birkaç kez bıçakladılar. Duvarlar, halı ve hatta Kur'an sayfası kanlar içinde kaldı. Hâlâ Sünni ve Şii dindar müslümanların hafızasından silinmeyen kara bir leke, korkunç bir görüntüydü bu. Ama asiler Hz. Osman'ın soluğu bile kesildikten sonra bile vurdular ona."


- Peygamberden Sonra



114. "Dede abdulmuhtalip Allahtan 10 tane erkek evlat istedi ve eğer kabul edilirse 1 oğlunu Allaha kurban ediceğine dair yemin etti.Allah dileğini gerçekleştirdi ve 10 tane erkek evlat verdi.Verdiği sözü unutmadı ve oğulları arasında kura çekti en sevdiği oğlu abdullah kurada çıktı abdullahı kurban etmemek için 10 deve adak atadı ve üst üste 10 kere kura çekti ve her seferinde kurada abdullah çıktı sonucunda 100 deve adak adamış oldu.Kurban edilmeyen abdullah emine ile evlendi ve peygamber efendimiz (s.a.v) doğmuş oldu (ilk defa öğreniyorum yabancı bir yazardan okuyunca her şey doğrumu diye incelemek sormak zorunda kalıyorum)"


- İlk Müslüman



115. ""Allah senin dostlarının yanında, düşmanlarının da düşmanı olsun." ifadesi modern siyasi ortamlarda çok bozulmuş, çarpıtılmış ve basitçe, "Düşmanımın düşmanı dostumdur." şekline dönmüştür."


- Peygamberden Sonra



116. "Kuzen, “Bizler Hz. Peygamber’in soyundan geliyoruz, onun etinden kemiğindeniz, ” diye devam etti. “Ama sen sadece onun arkada bıraktığı dokuz karısından birisisin. Ve ona köklü bir aile bile bırakamadın. ”"


- Peygamberden Sonra



117. "kötü bir liderle geçirilecek altmış yılın, beceriksiz bir liderle yaşanacak bir tek geceye tercih edileceğini söylemişt"


- Peygamberden Sonra



118. "Tarih, kimliğin de ayrılmaz bir parçasıydı, bireyin zaman içerisinde soy-sop yoluyla yaşamda hem ileri hem de geri gidebilmesini diğerlerinden farklılaşarak öne çıkabilmesini sağlıyordu. Tarihin nasıl kaybolabileceğinin ayırdında olanlar için çok daha önemliydi."


- İlk Müslüman



119. ""Şiir söyleyerek seçim kampanyası yapar düz yazıyla yönetirsin.""


- İlk Müslüman



120. "Onların söylediklerinin seni
üzmesine izin verme, dedi ses.
"Kalbinin sıkılmasına izin verme."
"Üzülme." "Endişe etme."
"Onların seni yıldırmasına izin verme.""


- İlk Müslüman



121. ""Onlar kendi dinlerini eğlence ve oyun haline getirdiler." diyordu. Kendi inançlarına ihanet ettiklerini göremiyorlar mıydı?"


- İlk Müslüman



122. "Tarihte başka hiçbir geri dönüş belki de Hz. Muhammed'in doğduğu şehre geri dönüşü kadar simgesel olmamıştır."


- İlk Müslüman



123. ""iman, umut edilenlere güvenmek, görünmeyen şeylerin varlığından emin olmaktır"."


- İlk Müslüman



124. "Hira Dağının tepesinde herne yaşanmış olursa olsun, Hz. Muhammed'in katışıksız İnsanî tepkisi tarihsel gerçeklik açısından en güçlü sav olabilir. Duyduğu sözcüklerin ister kendi içinden veya dışarıdan geldiğini düşünün Hz. Muhammed'in bunları deneyimlemiş ve hem kendisi hem de içinde yaşadığı dünyasına dair algılarını paramparça edecek bir güçle yaşamış olduğu açıktır. Dehşet, yegâne sağlıklı tepkiydi."


- İlk Müslüman



125. "Herkes dünyayı kendi bakış açısından açıklamanın peşindeydi, hepsi de tutkuyla gerçeği kendilerinin ama sadece kendilerinin bildiğine inanıyordu.Ancak aynı inançtan olanlar arasında bile gerçek farklıydı."


- İlk Müslüman



126. "Makul zekâdaki her siyasi gözlemcinin doğrulayacağı üzere,içişlerinde baskı altındaki siyasi liderler her zaman popülerliklerini saldırgan dışişleri politikalarıyla yükseltebilirler."


- İlk Müslüman



127. "Savaş siyasetin başka araçlarla devamıdır."


- İlk Müslüman



128. "Bir ayette, "Bilin ki, şu iğreti dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma
yarışında başka şey değildir. " deniyordu. Bir diğerindeyse, yalnızca "Sizi bize yaklaştırıp, katımızda size yakınlık sağlayacak olan, ne mallarınızdır ne de çocuklarınız. İman edip hayra ve barışa yönelik iş yapanlar müstesna. " çünkü, "O, onların toplayıp yığdıklarından hayırlıdır." deniliyordu."


- İlk Müslüman



129. "Zira dış şartlar bakımından gerilemiş bir insan gelenek temeline
daha da sıkı sıkıya sarılma eğilimindedir."


- İlk Müslüman



130. "Aslında birbiri ardına ayetler yerine birbiri ardına işaretler demek gerekir zira Kuran'da ayet denilen kelime Arapçada işaret anlamına gelir. Ayetlerin kendisi İlâhî gücün varlığının bilfiil işaretiydi ve dolayısıyla Kuran'ın kendisi de gereken tek mucizeydi."


- İlk Müslüman



131. "“Ali, sıkı ve bir kale gibi sağlam dur, yoksa kendini korkunç bir savaşın içinde bulacaksın, taş taş üzerinde bırakmayacak, her yeri yakacağım. Osman’ın öldürülmesi korkunç bir olaydı, insanların saçları ağardı ve bu sorunu benden başkası çözemez. ”

Muaviye’nin beklediği gibi, Hz. Ali de öfkeli bir cevap yazdı ona. Ve yardımcıları ona dikkatli olmasını tavsiye ederken, “Allah şahidimdir, Muaviye bağlılık yemini etmezse onu kılıçtan geçireceğim!” dedi."


- Peygamberden Sonra



132. "Fatıma’nın da toprakları elinden alınmıştı.
Ebubekir, Fatıma’nın talebini reddederken, halkçı bir mesaj vermiş oluyor ve “Hz. Muhammet’in Evi İslam’ın Evidir ve onun içinde herkes' eşittir, ” demek istiyordu. Ama her zaman olduğu gibi, bazıları diğerlerinden biraz daha fazla eşit oluyordu.
Ebubekir, Hz. Muhammet’in diğer dul eşlerine çok cömert davrandı - ve özellikle kendi kızı Ayşe’ye Medine’de ve Arap Yarımadası’nın diğer tarafında, Bahreyn’de değerli mülkler bağışladı."


- Peygamberden Sonra



133. "Neden sorusunu sorma ihtiyacı duyanlar, yerleri belirsiz ve bu nedenle varlıklarından memnun olmayanlardır."


- İlk Müslüman



134. "Kuran her iki cins için de tevazudan yana, fakat asla örtünme diye bir şey belirlemiyor ki bu her halükarda yanlış bir adlandırma olmuş. "Örtü" olarak adlandırılacak olan şey aslında İslâm dünyasına Hz. Muhammed'in ölümünden on yıllar sonra girecek olan ince bir şaldır ve büyük ölçüde bir sosyal konum simgesidir. Kadını Asurlu veya İranlı aristokrat kadınların giydiği ve ayrıcalıklarının bir imgesi olan bu şal hızla yükselen İslâm aristokrasisinin kadınlarında da kabul görür."


- İlk Müslüman



135. "Dolasıyla, eğer Hz. Muhammed Hira Dağındaki ilk deneyiminden sonra beklenebileceği şekilde davranmış olsaydı hikayeyi yalnızca tanrıya hürmet ve inançla uydurulmuş bir masal deyip geçmek gayet mantıklı gelebilirdi ama o öyle yapmadı."


- İlk Müslüman



136. ""Hükümdarın zalimlik yerine merhamet ile ün yapmak istemesi şarttır, ” diyerek devam ediyor, "ama her şeye rağmen merhameti de kötü kullanmamak için dikkatli olması şarttır.""


- İlk Müslüman



137. "daha önce hiç yapmadıkları kadar çok kaslarını çalıştıran şehirli insanlara en yakın örnek muhtemelen Avrupa'dan Filistin'e ilk varan öncü Siyonistlerdir,
onlar da büyük ölçüde şehirli muhacirlerdi."


- İlk Müslüman



138. "Makul zekâdaki her siyasi gözlemcinin doğrulayacağı üzere, içişlerinde baskı altındaki siyasi liderler her zaman popülerliklerini saldırgan dışişleri politikalarıyla yükseltebilirler."


- İlk Müslüman



139. "Ayşe’nin devesini tutarken yetmiş asker öldü, cesetleri onun ayakları dibine serildi. Ama Ayşe onların öldürüldüğünü gördüğü halde umursamadı ve kendisi de ölmekten korktuysa bile kimseye belli etmedi bunu."


- Peygamberden Sonra



140. "...uzun yıllar ticaret yapmış bir insanın okuma yazma bilmemiş olması pek mümkün görünmese de öyle bilinirdi."


- Peygamberden Sonra



141. "Ya/veya, evet/hayır cevaplarının ötesine geçmenin vakti gelmişti zira böylesi sayısal düşünce sistemi bilgisayarlar için mükemmel işlese bile nsanlar için son derece tehlikeli olabiliyor. Köktenciliğin zâlim kasveti de bunun en büyük kanıtı."


- Agnostik



142. "“Kişinin inançları içerisinde kendini güvende hissetmesi ise abuk şekilde bir oksimorondur zira birşeye inanmanın nedeni güvensizliktir. Kişi birşeyi ötesi berisi ve gerçeğiyle biliyorsa zaten ona inanmaya veya inandırılmaya gerek duymaz. İnsan yalnızca emin olmadığında inanca ihtiyacı olur. Dolayısıyla inanç bilgiden değil belirsizlik ve kuşkudan kaynaklanır. Kendi içerisinde inanmama olasılığını barındırır.”"


- Agnostik



143. "Dolasıyla, eğer Hz. Muhammed Hira Dağındaki ilk deneyiminden sonra beklenebileceği şekilde davranmış olsaydı hikayeyi yalnızca tanrıya hürmet ve inançla uydurulmuş bir masal deyip geçmek gayet mantıklı gelebilirdi ama o öyle yapmadı."


- İlk Müslüman



144. ""Hükümdarın zalimlik yerine merhamet ile ün yapmak istemesi şarttır, ” diyerek devam ediyor, "ama her şeye rağmen merhameti de kötü kullanmamak için dikkatli olması şarttır.""


- İlk Müslüman



145. "daha önce hiç yapmadıkları kadar çok kaslarını çalıştıran şehirli insanlara en yakın örnek muhtemelen Avrupa'dan Filistin'e ilk varan öncü Siyonistlerdir,
onlar da büyük ölçüde şehirli muhacirlerdi."


- İlk Müslüman



146. "“Yirmili yaşlarının başına geldiğinde uzun kervan yolculuklarında Ebu Talip’in en güvenilir yardımcısı olmuş ve amcasının gözünde öylesine yükselmişti ki neredeyse ona oğlu gibi davranıyordu.

Fakat sadece gibi.

Eğer bu iki insan bu denli yakın olmasaydı Hz. Muhammed isteyecek olduğu şeyi asla istemezdi. Konuyu açmaya hakkı olduğunu dahi hissetmezdi. O nedenle Ebu Talip’in kızı Fakhita ile evlenmek istediğini söylediğinde reddedileceğini kesinlikle beklemiş olamazdı. Ama reddedilmişti.”

...

“Ebu Talip’in onu damadı olarak reddetmesi, tarihi belirleyen ironik dönemeçlerden (ya da kader diyebilirsiniz) biri olacaktı. Eğer Hz. Muhammed kuzeniyle evlenmiş olsaydı belki de bugün hiç kimse onun adını dahi bilmeyecekti. Daha sonra evleneceği kadın olmasaydı, onu bekleyen büyük görevi üstlenmek için gereken kararlılığı ve cesareti asla bulamayabilirdi.”"


- İlk Müslüman



147. "Münafıklık suçlaması yapıştı kaldı. Hz. Muhammed'in kararlarını sorgulayan herkes şartlar ne olursa olsun kendiliğinden sahte mümin oluveriyordu."


- İlk Müslüman



148. ""Erkekler öldürülmeli, mallar paylaşılmak kadınlar ve çocuklar esir tutulmalı. (...)

Karar doğrudan onun tarafından verilmiş olmasa dahi en azından onun rızasıyla verilmiş olduğu gayet açık ortada. Gerçekten de geçersiz saymak bir yana Hz. Muhammed idamlara bizzat nezaret etti. Medine'deki ana pazar yerinin bir yanına çukurlar kazılmış ve iş bittiğinde tüm Kureyza erkekleri, İbni İshâk'ın deyimiyle, ("çenesi ustura görmüş herkes. ") küçük gruplar halinde dışarı çıkartılmış, çukurun kenarında diz çöktürülüp kafaları uçurulmuştu.

Bu kolay bir iş değildi. Birinin kafasını kesmek okuyucuyu yönlendirebilecek olan o devrin geleneksel savaş masallarında anlatılanlardan çok daha zordu. Müminlerden oluşan sabah ve öğleden sonrası halinde iki ayrı mesai yaparak, arada günün sıcaklığında mola vererek çalıştılar. İşin bitip çukurların dolması üç gün sürdü.

Bazı görgü tanıklarının anlattıklarına göre bu çukurlara dört yüz kişinin başkalarına göreyse dokuz yüz kişinin cesedi gömülmüştü. Her halükarda sayılar dehşet vericiydi. Bedir ve Uhud savaşlarındaki toplam kayıp sayısı birkaç düzineyi geçmezken ve bu da sıcak savaşın ortasında meydana gelmişken burada Medine'nin orta yerinde yüzlerce insan sistemli bir şekilde katledilmişti. Bu göstere göstere yapılmış barbarca olay Arabistan’ın her köşesine şok dalgalarıyla yayıldı ve tam da istenilen etkiyi yarattı. Artık hiçbir şekilde herhangi bir muhalefet şekline tahammül gösterilmeyeceği apaçık ve berrak biçimde görülüyordu."


- İlk Müslüman



149. "Yedinci yüzyıl Mekkelileri kamuoyu önünde kendi yanlışını düzeltebilen birinin dürüstlüğünü anlama konusunda yirmi birinci yüzyıl Amerikalılarından daha yetkin değillerdi."


- İlk Müslüman



150. "Sünniler Hasan’ın doğal nedenlerden öldüğünü söylerken, Şiiler farklı konuşuyordu. Onlara göre, Muaviye her zamanki silah mı, zehirli, ballı şurup kullanarak öldürmüştü Hasan’ı."


- Peygamberden Sonra



151. "“Ben Hz. Ali’denim, Hz. Ali de benden; o bana inanan herkesin koruyucusudur, ”"


- Peygamberden Sonra



152. "Kapalı bir toplumda boykot güçlü bir silahtır. İnsan üzerine yapılan baskılar karşısında günler, haftalar geçerken gittikçe ortadan kaybolur, görünmez olur. İnsanlar size sırt döner; dostlar uzaklaşır, tanıdıklar sanki orada değilmişsiniz gibi, yanınızdan geçerken sizin ötenize bakarlar. Hz. Ali camide bile tek başına namaz kılmaya başladı."


- Peygamberden Sonra



153. "Hüseyin, “İnsan karanlıkta yola devam eder ve kaderi de ona doğru gelir, ” dedi ve yoluna devam etti."


- Peygamberden Sonra



154. ""Hüseyin'e miras kalan hiçbir şey yoktu. Ne ordusu, ne silahı, ne gücü, ne de organize olmuş takipçileri vardı. Ümeyye toplumun her yerini, her şeyi işgal etmişti. Zalimin kılıçla, parayla ya da aldatarak sağladığı güç herkesi susturdu. Bütün güç, zalim iktidarın elindeydi. İdealler ve düşünceler rejimin ajanları tarafından kontrol edilir. Beyinler yıkanır, doldurulur ve din adına söylenen yalanlarla zehirlenir, bunlar da işe yaramazsa kılıç kullanılır. Hüseyin'in karşısında işte böyle bir güç vardı.""


- Peygamberden Sonra



155. "Ömer, gözyaşları sakallarını ıslatırken, "Allah'ım, o ölmedi!" diye bağırdı...ama onun bu sözleri feryat eden kalabalığı sakinleşireceği yerde tam tersi bir etki yaptı. Bunu gören ve oldukça ufak tefek bir adam olan Ebubekir, dehşete düşmüş kalabalığın önüne geçti.
"𝗛𝘇.𝗺𝘂𝗵𝗮𝗺𝗺𝗲𝗱'𝗲 𝗶𝗻𝗮𝗻𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝗶𝗰̧𝗶𝗻 𝘀𝗼̈𝘆𝗹𝘂̈𝘆𝗼𝗿𝘂𝗺 , 𝗼 𝗼̈𝗹𝗱𝘂̈. 𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵'𝗮 𝗶𝗻𝗮𝗻𝗮𝗻𝗹𝗮𝗿 𝗶𝗰̧𝗶𝗻𝘀𝗲 𝗔𝗹𝗹𝗮𝗵 𝘆𝗮𝘀̧𝛊𝘆𝗼𝗿, 𝗼 𝗼̈𝗹𝘂̈𝗺𝘀𝘂̈𝘇𝗱𝘂̈𝗿.""


- Peygamberden Sonra



156. "Erkek çocukların zenginlik kavramı
olarak görülmesini ve bunun neden olduğu kız çocukların öldürülmesini kınıyorlardı. Hepsinden de öte, zenginlerin kibirlerini suçluyorlardı “servet
biriktirip istifleyenler, coşkulu bir tutkuyla zenginliği sevenler, zenginlik sevgisi uğruna can yakanlar ve servetin onları ölümsüz kılacağını sananlar, yok olduklarında paranın hiçbir işe yaramayacağının farkında değiller."


- İlk Müslüman



157. "“Yirmili yaşlarının başına geldiğinde uzun kervan yolculuklarında Ebu Talip’in en güvenilir yardımcısı olmuş ve amcasının gözünde öylesine yükselmişti ki neredeyse ona oğlu gibi davranıyordu.

Fakat sadece gibi.

Eğer bu iki insan bu denli yakın olmasaydı Hz. Muhammed isteyecek olduğu şeyi asla istemezdi. Konuyu açmaya hakkı olduğunu dahi hissetmezdi. O nedenle Ebu Talip’in kızı Fakhita ile evlenmek istediğini söylediğinde reddedileceğini kesinlikle beklemiş olamazdı. Ama reddedilmişti.”

...

“Ebu Talip’in onu damadı olarak reddetmesi, tarihi belirleyen ironik dönemeçlerden (ya da kader diyebilirsiniz) biri olacaktı. Eğer Hz. Muhammed kuzeniyle evlenmiş olsaydı belki de bugün hiç kimse onun adını dahi bilmeyecekti. Daha sonra evleneceği kadın olmasaydı, onu bekleyen büyük görevi üstlenmek için gereken kararlılığı ve cesareti asla bulamayabilirdi.”"


- İlk Müslüman



158. "Münafıklık suçlaması yapıştı kaldı. Hz. Muhammed'in kararlarını sorgulayan herkes şartlar ne olursa olsun kendiliğinden sahte mümin oluveriyordu."


- İlk Müslüman



159. "Osman, “Ayşe’nin kullandığı, Talha’nın bilediği ve Hz. Ali’nin de zehirlediği” bir kılıçla öldürülmüştü. Bazıları kılıcı çeken ve zehirleyenin Marvan olduğunu, bazıları da her şeyin, takviye göndermeyen güçlü Suriye valisi Muaviye tarafından planlandığını söylediler."


- Peygamberden Sonra



160. "Bazen çocukları dizlerine alıp öper, okşar, saatlerce oynardı onlarla. Bazen Allah’ın Elçisi olduğunu bile unutur, yere diz çökerek onları sırtına bindirir, neşeli kahkahalarını dinlerdi."


- Peygamberden Sonra



161. ".bebek emzirmek yumurtlamayı baskıladığı için hamile kalınabilirliği garanti etmenin en iyi yöntemi bebeğin başkası tarafından emzirilmesiydi. (Madalyonun diğer yüzü ise sütannelik yapan köylü ve göçebe kadınlar çok daha az hamile kalıyorlardı. Varsıl ve aristokrat sınıfın alt-tabakalar hakkındaki basmakalıp "tavşanlar gibi ürüyorlar" görüşü aslında bunun tam aksiydi,
zenginler ürüyor fakirler de onların bebeklerini besliyordu."


- İlk Müslüman



162. "Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman efsaneleri birbirlerinin üzerine yığılıyor, hepsi aynı killi tepeciği sahipleniyor ve bu taşra kasabasının kozmopolit bir ruhu olduğunu size kolayca hayal ettiriyordu."


- Agnostik



163. ""Hata yapma fikri... bizim meta-hatamızdır: Yanılıyor olmanın ne anlama geldiği konusunda yanılıyoruz. Düşük zekâlı olmanın emaresi olmaktan çok öte, hata yapabilmek yaşamsal bir İnsanî kavramadır. Ahlaki bir eksiklikle ilgisi olmayan, duygudaşlık, iyimserlik, hayal etme, inanç ve cesaret gibi en İnsanî ve onurlu niteliklerimizden bazılarının ayrılmaz parçasıdır.""


- İlk Müslüman



164. "Gücü ellerinde tutanlar genellikle o gücü kullanma biçiminin kendilerini ne denli sevilmez yaptığından umursamazcasına habersizdir, Kureyş liderleri de bu durumda istisna teşkil etmiyorlardı"


- İlk Müslüman



165. "Dehşet, yegâne sağlıklı bir tepkiydi. Dehşet ve inkâr."


- İlk Müslüman



166. ""Eğer önerilen siyasi yöntemleri sana ahlaki yönden iğrenç göründükleri için reddediyorsan, eğer onlara başvurmayı çok korkutucu olduğu için geri çeviriyorsan, o halde Machiavelli'nin cevabı, sen ahlaken iyi bir hayat yaşamaya mükemmelce hak kazandın, git sade vatandaş (veya keşiş) ol, kendine ait bir köşe bul. Ama bu durumda, kendini başkalarının hayatlarından sorumlu tutmaman veya bahtiyarlık beklememen şarttır; maddi anlamda yok sayılmayı veya mahvolmayı beklemelisin.""


- İlk Müslüman



167. "Ölümünden çok önce bile onu daha sonra evlendiği tüm hanımlarından çok daha yukarıda tutar ve bir daha asla böyle bir aşk bulamayacağını söylerdi.Ortaya yeni çıkan bir inancın önderi, dinî saygı gören peygamber, Tanrı'nın elçisi, insanların kendisine yaklaşmak, söylediklerini duymak için yarıştığı biri olarak zaten nasıl bulabilirdi ki? Hatice, onu o olduğu için sevmişti, daha sonra olduğu kişilik için değil ve sonraki yıllarda da Hz. Muhammed karısının sesini hatırlatan her seste acı çekmiş ve onu asla unutamamıştı."


- İlk Müslüman



168. "Bir tür sapkın intikam gibi su,rahmetten lanet dönüşür ve yaşam kaynağı ölümün eli oluverirdi."


- İlk Müslüman



169. "Deve sanki sırtında Hz. Ali'nin ölü bedenini taşıdığını biliyor ve çok üzgünmüş gibi, ağır adımlarla yarım gün yol aldı."


- Peygamberden Sonra



170. "Şii din bilginlerine göre, Hz. Muhammet hiç kuşkusuz ölümü düşünüyordu ve bunu daha önce şu sözlerle dile getirmişti: “Allah'ın beni yanma çağırıp buradan alacağı zaman yaklaşıyor ve ben de o çağrıya cevap vereceğim. Sizlere iki değerli şey bırakıyorum ve ikisine de bağlanırsanız yolunuzdan asla sapmazsınız. Bunlar Allah’ın Kitabı Kuran ve benim ailem, Halkan Evi, Ehlibeyt’tir. Bu ikisi Cennet gölünden geçip bana gelene kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklar. ”

Sünni bilim adamları ise bunu tartışıyorlar. Onların söylediğine göre, bu sözler daha sonra ilave edildi ve ayrıca, bunlar Hz.
Muhammet’in yakında öleceğini bildiğini de göstermez. İnsimin, bir gencin anlayamayacağı bir şekilde, altmış üç yaşında olan herkes gibi yaşını göstermesi gibi, o da hiç kuşkusuz sonsuza kadar yaşamayacağını biliyor, ama kısa bir süre sonra ölmeyi beklemiyordu. Hz. Muhammet sadece, Müslüman toplumunu ne zaman geleceği bilinmeyen kaçınılmaz için hazırlıyordu."


- Peygamberden Sonra



171. "Bazıları diğerlerinden daha basiretliydi. Ali’nin amcası, onu yatağına yatırıp Ayşe’nin odasından çıktıkları zaman, “Allah’a yemin ederim ki, Hz. Peygamberim yüzünde ölümü gördüm, ” diye konuştu. Halefin kim olacağı konusunu tartışmaları için fazla zaman kalmamıştı. “Ona gidip soralım. Eğer otorite bizde olacaksa bilelim, ama başkasını halef yapacaksa, bize iyi davranmaları için onlara talimat vermesini isteyelim. ” Fakat Hz. Ali bunu sözünü bile etmek istemedi ve “Allah biliyor ya, bunu yapmayacağım, ” diye konuştu. “Eğer idareyi bize bırakmayacaksa, ondan sonra gelecek hiç kimse bize bir şey vermeyecektir. ” Sanki Hz. Ali bile her şeyin tam olarak açıklığa kavuşmasını istemiyor gibi görünüyordu.

Zaten artık çok geçti. İki adam yürürlerken, Hz. Muhammet bilincini yitirdi ve bu kez tekrar kendine gelemedi. Hz.Peygamber, 632 yılının 8 Haziran günü, öğle vaktinde öldü."


- Peygamberden Sonra



172. "Sünniler Hz.Muhammet’in hicrette Medine’ye göçerken yanına arkadaş olarak Ebubekir’i almasının, onu halefi olarak kabul ettiğini gösterdiğini söylerken, Şiiler de onun Gadir Kumm’daki açıklamasının, Hz. Ali’yi vâris gösterdiğinin kanıtı olarak gördüler. Aslında Sünniler tarihi, şekillendiği gibi kabul ederken, Şiiler olması gerektiğine inandıkları şekilde kabul ettiler ve bu inançlarını dünya dışında bir âlemde devam ettirdiler."


- Peygamberden Sonra



173. "İslam dini nede olsa Abraham( Hz. İbrahim) dinini temel almıştı."


- Peygamberden Sonra



174. "Bazı konular açıklığa kavuşur gibi görünürken, daha da karmaşık hale geldiler."


- Peygamberden Sonra



175. "Ali Allah aşkına! Bir tavuğu bile bu şekilde öldürseniz Allah’a karşı günah işlemiş olursunuz. Allah’ın bir insanın öldürülmesini yasakladığını bilerek bunu yapmak ne anlama gelir?”

Vahab ona şöyle cevap verdi: “Hepimiz onların katiliyiz. Ve hepimiz diyoruz ki: Senin kanın şimdi helaldir, Ali - bunun için bize izin verildi. ”"


- Peygamberden Sonra



176. "Dehşet, yegâne sağlıklı bir tepkiydi. Dehşet ve inkâr."


- İlk Müslüman



177. "Deve sanki sırtında Hz. Ali'nin ölü bedenini taşıdığını biliyor ve çok üzgünmüş gibi, ağır adımlarla yarım gün yol aldı."


- Peygamberden Sonra



178. "İslam dini nede olsa Abraham( Hz. İbrahim) dinini temel almıştı."


- Peygamberden Sonra



179. "Bazı konular açıklığa kavuşur gibi görünürken, daha da karmaşık hale geldiler."


- Peygamberden Sonra



180. "Ali Allah aşkına! Bir tavuğu bile bu şekilde öldürseniz Allah’a karşı günah işlemiş olursunuz. Allah’ın bir insanın öldürülmesini yasakladığını bilerek bunu yapmak ne anlama gelir?”

Vahab ona şöyle cevap verdi: “Hepimiz onların katiliyiz. Ve hepimiz diyoruz ki: Senin kanın şimdi helaldir, Ali - bunun için bize izin verildi. ”"


- Peygamberden Sonra



181. "Kapalı bir toplumda boykot güçlü bir silahtır"


- Peygamberden Sonra



182. "“Bir insanın niteliğini anlamak için düşmanlarının kalitesine bakın.”"


- İlk Müslüman



183. "Sonuç olarak Ayşe'nin aklanmasının kaderinde ileride kendinden sonra sayısız kadının aşağılanmasına, susturulmasına, öldürülmesine temel oluşturmak vardı."


- İlk Müslüman



184. "Yedinci yüzyıl Arap kadınları asla korkak değillerdi ve özellikle Ayşe çok sert konuşurdu ve çok zeki bir genç kadındı. Düşmanı lanetlemeyi, kendi tarafının mertliğini övmeyi ve yıllar sonra, muharebelerde etrafında insanlar ölürken, askerleri cesaretlendirip saldırıya teşvik etmeyi öğrendi. Hakaret dolu sözlerinin insanları kızdırdığını ama yine de güçlü olduğunu biliyordu"


- Peygamberden Sonra



185. "Bir insanın niteliğini anlamak için düşmanlarının kalitesine bakın denir."


- İlk Müslüman



186. "Muaviye çok rahat bir yaşam sürmekteydi. Aklında sadece onu rahatsız eden bir düşünce vardı: kendisinden sonra Hasan’ın Halife olacağı konusunda söz vermişti. O zaman bu ödünü vermek zorunda kalmıştı, akıllı bir politikacının vereceği ödünlerden biriydi bu da, ama bunu yaparken, zamanla her şeyin değiştiğini de biliyordu. Ne de olsa büyük bir liderin değeri mirasçıları, halefleriyle ölçülürdü ve tarihte yaşananların gösterdiği gibi, bunu yapmanın yolu da bir hanedan kurmaktan geçiyordu. Yani bir Ümeyye (Emeviler) hanedanı kurulacak ve Muaviye’nin oğlu Yezid ondan sonra Halife olacaktı"


- Peygamberden Sonra



187. "'Durum öyle kötüydü ki, haydutlar bize bir tahtakurusu gösterip bu Tanrı mı diye sorsalar sadece dayak sona ersin diye evet diyecek hale gelmiştik. '"


- İlk Müslüman



188. "“Servet biriktirip istifleyenler,çoşkulu bir tutkuyla zenginliği sevenler,zenginlik sevgisi uğruna can yakanlar ve servetin onları ölümsüz kılacağını sananlar,yok olduklarında paranın hiçbir işe yaramayacağının farkında değiller.”"


- İlk Müslüman



189. ""Bundan sonra üzüntü,acı,kendini büyük görme,yolsuzluk,çürüme olmayacaktı.""


- Peygamberden Sonra



190. "Fakat her zaman olduğu gibi refahla birlikte açgözlülük, açgözlülükle de dengesizlik gelmişti."


- İlk Müslüman



191. "Ayşe'yi aklayan ayetler uzun solukta muhafazakâr Müslüman din adamları tarafından çok farklı bir şekilde yorumlanacak ve ilk başta niyet edildiğinin tam aksi şekilde kadınları aklamak için değil onları suçlamak amacıyla kullanılacaktı. Tecavüz yoluyla zina işlenmesi durumunda kadının fiilen imkânsız bir işi becerip lehine dört şahit bulması halinde, isnat edilen suç geçersiz sayılır diye iddia edeceklerdi. Bunu yapamadığı takdirdeyse korkunç bir fasit daire devreye girecekti; tecavüzle suçlanan kişi suçsuz ilan edilecek ve suçlayan ise yalnızca iftirayla değil aynı zamanda zinayla cezalandırılacaktı çünkü zina isnadıyla kadın yasak cinsel ilişkide bulunduğunu bizzat ifade etmiş oluyordu."


- İlk Müslüman



192. "Kapalı bir toplumda boykot güçlü bir silahtır"


- Peygamberden Sonra



193. "'Durum öyle kötüydü ki, haydutlar bize bir tahtakurusu gösterip bu Tanrı mı diye sorsalar sadece dayak sona ersin diye evet diyecek hale gelmiştik. '"


- İlk Müslüman



194. ""Bundan sonra üzüntü,acı,kendini büyük görme,yolsuzluk,çürüme olmayacaktı.""


- Peygamberden Sonra



195. "Fakat her zaman olduğu gibi refahla birlikte açgözlülük, açgözlülükle de dengesizlik gelmişti."


- İlk Müslüman



196. "Yozlaşmışlar en sonunda hesap vermeye çağrılacaklar. "Kıyamet Gününde" zenginlik işe yaramayacak."


- İlk Müslüman



197. "Aslında onun hayatına ne kadar daha az mucizevi eklentiler yaparsak hayatı o kadar daha olağanüstü bir hale dönüşüyor."


- İlk Müslüman



198. "...insan denemeyip aptallık edeceğine en azından bir kere deneyip aptal olsa daha iyidir."


- İlk Müslüman



199. "Hz. Muhammet’in dul Karılarına hiç kuşkusuz çok talip erkek çıkacaktı. Erkekler Allah’ın Elçisinin dul karısıyla evlenerek ona bu şekilde yaklaştığını söyleyecek ve siyasi güç kazanmaya çalışacaklardı. Belki de Hz. Muhammet bunu engellemeye çalıştı.
Bu fikir bazılarının aklına gelmişti zaten. Ayşe’nin hırslı kuzeni Talha bir gün yanındakilere, Hz. Muhammet öldükten sonra Ayşe ile evlenmek istediğini söylemişti - ama bunu duyunca, onu hemen Ayşe’nin kız kardeşlerinden biriyle evlendirdiler. Fakat vahyin söylemi bu tür girişimleri önledi ve o sözler son ve kesindi. Hz. Muhammet arkasında dokuz dul bırakacak ve onlardan hiçbiri yeniden evlenemeyecekti."


- Peygamberden Sonra



200. "Her zaman olduğu gibi, soru Hz. Muhammet’in ne düşündüğüydü - bu soru aynı zamanda Hz. Ali ve ondan sonra oğlu Hüseyin için de sorulacaktı. Onların niyeti, yapmak istedikleri neydi? Neler biliyorlardı ya da bilmiyorlardı? Bunlar hep cevabı verilemeyen sorular ve bu yüzden de İslam dinindeki kopukluk bir türlü onarılamıyor. Tüm heyecanlı söylemlere, bütün dinsel belirsizliklere, ateşli konuşmalara ve yaşanacak katliamlara rağmen, “kesin” gerçeğin hiçbir zaman bilinemeyeceği de bir ironi olarak ortada duruyor. Bilimde bile olmayan bir şey tarihte nasıl olabilir ki?"


- Peygamberden Sonra



201. "...Hz. Muhammed'in cinsel diriliğini pekiştirmek üzere tasarlanmışa benzediği için bir kez daha garip bir hikâye. Görünen o ki evlatlık oğlu Zayid'i ziyaret gitmişti fakat evde sadece Zayid'in hanımı Zeynep'i bulmuştu. Hz. Muhammed'i değil de kocasını beklediği için, İbni İshâk’ın zarif ifadesiyle, onu "üstü başı dağınık bir halde" bulmuştu. Manzaradan kızışmış bir şekilde, Hz. Muhammed, "Erkeklerin kalbini etkileyenler için Allah'a şükürler olsun!" diye mırıldanarak oradan uzaklaşmış. Zayid bunu duyduğunda Hz. Muhammed'in arzusunun bir işareti olarak algılamış ve babasına duyduğu sevgiyle (ya da bazı rivayetlere göre zaten baştan beri pek iyi bir evlilik olmadığı için) kendi yerine Hz. Muhammed'in onunla evlenebilmesi için Zeynep'i boşamıştı."


- İlk Müslüman



202. "Bir insanın niteliğini anlamak için düşmanlarının kalitesine bakın denir."


- İlk Müslüman



203. "Kişinin en çok öfkeyi beyan edilmiş eskilere değil de bir zamanlar kendini en yakın hissetmiş olduklarına karşı hissetmesi gayet insani bir duygu olabilir.Yalnızca onların derinden hayâl kırıklığına uğratma yetileri vardır."


- İlk Müslüman



204. "Memleketinden ayrılmanın yalnızca coğrafi bir mesele olmadığını yerinden yurdundan göçmüş olan herkes bilir."


- İlk Müslüman



205. "İslâm'ın bir imparatorluk haline geldikten sonra inşa edilen camilerinde
bulunan o süslü kutsal alanların hiçbiri yoktu."


- İlk Müslüman



206. "İnsanın ister yolda ister hayatta olsun yolunu yönünü kaybetmesi, aşina olduğu koruyucu unsurların tümünden mahrum, bilinmezliğe açık kalması, incinebilir hale gelmesi demektir."


- Agnostik



207. "Din ticaretinde kazanılacak çok para olduğu herkesin bildiği bir konu."


- İlk Müslüman



208. ""Tarih çoğu zaman düşüncesiz, pervasız insanlar tarafından yazılır.""


- Peygamberden Sonra



209. "Eğer Hz.Peygamber'in bir oğlu olsaydı, belki de tüm İslam tarihi farklı olacaktı."


- Peygamberden Sonra



210. "Fakat inanç karşısında mantık bir işe yaramıyordu."


- Peygamberden Sonra



211. ""Kırbacımın yeterli olduğu yerde kılıcımı, dilimin yeterli olduğu yerde de kırbacımı kullanmam."

Muaviye"


- Peygamberden Sonra



212. "İslâm'ın bir imparatorluk haline geldikten sonra inşa edilen camilerinde
bulunan o süslü kutsal alanların hiçbiri yoktu."


- İlk Müslüman



213. "“Hüseyin tarihte zulüm gören herkes için hareket etti.”"


- Peygamberden Sonra



214. "Ben Bilgiler Şehriyim ve Hz. Ali de onun kapısı, ” demiştir."


- Peygamberden Sonra



215. "Muaviye
“Hüseyin zayıf, önemsiz bir adamdır, ” diye
konuştu. “Ama Irak halkı onu isyan ettirene kadar bırakmayacaktır. Eğer öyle bir şey olur ve onu yenersen affet, çünkü Hz. Peygamber’e çok yakın biri o ve bu konuda hakkı da var”

Eğer Yezid onu dinleseydi, yüzyıllar süren didişme, kavgalar ve bölünme belki de yaşanmayacaktı. Ama öyle ya da böyle, tarih çoğu zaman dikkatsiz, düşüncesiz insanlar tarafından yazılır."


- Peygamberden Sonra



216. "El Tabari Sünni idi ama büyük tarihi eseri hem Sünniler ve hem de Şiiler tarafından yetkili olarak onaylandı. Eserin uzunluğu ve ayrıntıları, yönteminin bir parçasıdır. Farklı insanlardan duydukça, aynı olayları tekrar tekrar anlatır ve farklı versiyonlar birbiri üzerine biner ve ayrılır ve şaşılacak şekilde postmodern bir tarza bürünür. El Tabari insan gerçeğinin her zaman kusurlu, gerçeklerin çeşitli ve herkesin bir eğilimi olduğunu anladı. Tarafsızlığa en yakın olan anlatım toplamın içindedir ve o bu nedenle, çoğu zaman, tartışmalı bir bölümü o zaman-onurlu, "Kesin olarak ancak Allah bilir," cümlesiyle tamamlar."


- Peygamberden Sonra



217. "Hamile kadının ve karnındaki çocuğun öldürülmesi bile Allah yoluna yapılmıştı."


- Peygamberden Sonra



218. "İslam'ın ilk yüzyılında bu hikayeler kağıda yazılmadı, ağızdan ağıza anlatıldı, kalplerde muhafa edildi, hatırlandı, tekrarlandı ve yıllar geçerken ayrıntılar etkilerini arttırdılar."


- Peygamberden Sonra



219. "Selefi Ömer hiç kuşkusuz tahmin etmişti bunu. Pers sarayından ganimetler Medine’ye geldiği zaman Ömer herkesin beklediği gibi memnuniyetle gülümsememişti. Gelen altınlara, kabzaları mücevher kaplı kılıçlara, işlemeli ipek kumaşlara baktı, gözleri yaşardı ve “Ağlıyorum, çünkü zenginlik düşmanlığa ve ortak acılara neden olur, ” diye konuştu."


- Peygamberden Sonra



220. "Muaviye sakince olanları izliyordu. Osman’ın öldürülmesi olayından geriye kalan kanlı gömlek ve parmaklar hâlâ büyük caminin minberine asılıyor, Hz. Ali iktidarının günahı olarak sergileniyordu. Fakat Muaviye hemen harekete geçmiyor, Ayşe’nin onun lehine bir şeyler yapmasını bekliyordu. Ama Ayşe’nin yenildiğini görünce harekete geçmeye karar verdi."


- Peygamberden Sonra



221. "Hz. Muhammed delirmiş olmaktan korktuğunu söylediğinde yalnızca reddedercesine başını salladı. "Umarım Allah seni delirmekten sakınır canım. " dedi. "Senin dürüstlüğünü, senin güvenilirliğini ve iyiliğini bilen Allah asla böyle bir şey yapmaz. Böyle bir şey olamaz. ""


- İlk Müslüman



222. "Muhalifleri, Hz. Muhammed'in artık sadece deli veya mecnun olmadığını öne sürdüler. O bunlardan çok daha tehlikeli biriydi. Mekke'yi "atalarının düzeninden" döndürmeye çalışmakla bütün bir toplumu aşağılamaya ve darbe yapmaya çalışıyordu. Mekkeli Ebu Leheb'ler ile Ebu Cehil'lere göre o bir haindi.

Burada işin içine katılan siyaset psikolojisi çağımız insanı için hayli cesaret kırıcı aşinalıkta olsa gerek. Özellikle otokratik rejimlerde değil aynı zamanda tehdit altındaki demokrasilerde de adaletsizliğe karşı sesini yükseltenler hâlâ daha başkaldırmakla suçlanıyor ve hain damgası yiyorlar. Bu insanlar son derece sadık vatandaşlar olarak direniyorlar ama demagoglarca edepsiz yıkıcılıkla veya kindarlıktan ya da kendinden nefretten beslenen insanlar olarak mahkûm ediliyorlar. Kişilik katli de işin gereği devreye giriyor ve tutuklanma, işkence ve sonunda fiziksel suikast olarak devam ediyor."


- İlk Müslüman



223. "Ne var ki, güç yalnızca gösterilmeye devam ettiği sürece saygı görürdü."


- İlk Müslüman



224. "“Kalpleri vardır anlamaz, gözleri vardır görmez, kulakları vardır duymaz.”"


- İlk Müslüman



225. "Kapalı bir toplumda boykot güçlü bir silahtır. Insan üzerine yapılan baskılar karşısında, günler haftalar geçerken gittikçe ortadan kaybolur ,görünmez olur.Insanlar size sırt döner ;dostlar uzaklaşır, tanıdıklar sanki orada değil misiniz gibi ,yanınızdan geçerken sizin ötenizde bakarlar."


- Peygamberden Sonra



226. "Müslüman alemindeki en büyüklerden İbni Arabi 12. yüzyılda, İbni Haldun da 14. yüzyılda alem-el mithal, "düşlerin krallığı" hakkında uzun eserler yazdılar; onlara göre rüyalar ilahi gerçeğe dair görüngünün en yüce şekliydi. İbni Haldun, Tanrı'nın uykuyu yaratmasının nedeninin "duyuların örtüsünü kaldırma" fırsatı vererek böylece daha yüce bilgelik mertebelerine ulaşmayı sağlamak olduğunu yazmıştı. Hz. Muhammed'in söyledikleri ve uyguladıklarına dair geleneksel aktarımlar olarak bilinen hadislerden birkaçında, onu cemaatini istihare diye bildiğimiz arınma ve dua etme ayinine hazırlık sırasında yardımcı olurken gösteriyor; istihare bazen uyanıkken yapılır ki burada ilahi cevap"kalbi bir his"şeklinde gelir veya tam uyumadan önce yapılır ve o zaman da uykuda gelir."


- İlk Müslüman



227. "Ayrıca yakın dostu ve destekçisi Ebubekir'in kızı Ayşe'yle evlenmesi teklifini de kabul etmişti ancak diğerlerine karşı Ebubekir'e özel iltimas yapmış gibi görünmemek için Ömer'in Bedir'de dul kalan kızı Hafize ile de evlendi. Böylece en yakın iki danışmanı aynı zamanda kayınpederleri de ve öte yandan diğer iki dostu da hatta biri iki kez, damadı oldu. Ümeyye aristokratlarından olan Osman, Hz. Muhammed'in en büyük kızı Rukiye'yle, kocası onu boşamak zorunda kaldıktan sonra evlendi; ancak Uhud savaşından kısa bir süre sonra Rukiye ölünce Osman onun kız kardeşi Ümmü Gülsüm'le evlendi. Hz. Muhammed en küçük kızı Fatima ile evlatlık oğlu Ali'nin evliliğini bizzat ayarladı."


- İlk Müslüman



228. "Haşimiler Hz. Peygamber’i kendi klanlarından çıkardıkları için onurlandırılmıştı. Ama artık Hz. Peygamber olmadığına göre, liderlik onuru diğer Kureyş klanlarından birine verilmeliydi. Hz. Muhammet her zaman gücü yaymak, bir klanın diğerlerinden üstün olmasını önlemek istemişti. Bir başka Haşimi olan Ali’yi halef olarak seçmek, İslam liderliğini bir tür aile monarşisine dönüştürme gibi olacaktı ki, Hz. Muhammet bunu hiçbir zaman istememişti. Liderlik toprak sahipliği gibi babadan oğula miras olarak geçmemeliydi. Liderlik soyla değil, insan değerine göre
verilmeliydi. Bu, her zaman Hz. Muhammet’in arzusu olmuştu. Bu
nedenle bir halef seçmemişti. Halkın düşünüp kendisine yaraşır, doğru bir lider seçeceğinden emindi o."


- Peygamberden Sonra



229. "Birinci Halifenin oğlu Ebubekir, üçüncü Halifeye saldıranların başındaydı. Kamasını yaşlı adamın alnına vurdu ve akan kanlar diğerlerine de işaret oldu. Diğerleri Osman’ın üzerine atıldılar ve onu birkaç kez bıçakladılar. Duvarlar, halı ve hatta Kuran sayfası kan içinde kaldı - hâlâ Sünni ve Şii dindar Müslümanların hafızasından silinmeyen kara bir leke, korkunç bir görüntüydü bu. Ama asiler Osman’ın soluğu kesildikten sonra bile vurdular ona."


- Peygamberden Sonra



230. "“Tüm bu karmaşık, çoğunlukla da zıvanadan çıkmış iman-inanç-anlam-gizem-varoluş mevzusuna çözülmesi gereken birşey gibi değil de zihnimizin ucu-açık bir macerası niteliğinde yaklaşma zamanının çoktan gelip de geçtiğini düşünüyorum.”"


- Agnostik



231. "Voltaire de benzer çizgide muzipçe eleştirmişti,"Eğer Tanrı bizi kendine benzer yaratmışsa biz de ona borcumuzu aynen iade ettik.""


- Agnostik



232. ""Hz. Hüseyin, insan karanlıkta yola devam eder ve kaderi de ona doğru gelir, dedi.""


- Peygamberden Sonra



233. "Ben Bilgiler Şehriyim ve Hz. Ali de onun kapısı, ” demiştir."


- Peygamberden Sonra



234. "Hamile kadının ve karnındaki çocuğun öldürülmesi bile Allah yoluna yapılmıştı."


- Peygamberden Sonra



235. "İslam'ın ilk yüzyılında bu hikayeler kağıda yazılmadı, ağızdan ağıza anlatıldı, kalplerde muhafa edildi, hatırlandı, tekrarlandı ve yıllar geçerken ayrıntılar etkilerini arttırdılar."


- Peygamberden Sonra



236. "Selefi Ömer hiç kuşkusuz tahmin etmişti bunu. Pers sarayından ganimetler Medine’ye geldiği zaman Ömer herkesin beklediği gibi memnuniyetle gülümsememişti. Gelen altınlara, kabzaları mücevher kaplı kılıçlara, işlemeli ipek kumaşlara baktı, gözleri yaşardı ve “Ağlıyorum, çünkü zenginlik düşmanlığa ve ortak acılara neden olur, ” diye konuştu."


- Peygamberden Sonra



237. "Muaviye sakince olanları izliyordu. Osman’ın öldürülmesi olayından geriye kalan kanlı gömlek ve parmaklar hâlâ büyük caminin minberine asılıyor, Hz. Ali iktidarının günahı olarak sergileniyordu. Fakat Muaviye hemen harekete geçmiyor, Ayşe’nin onun lehine bir şeyler yapmasını bekliyordu. Ama Ayşe’nin yenildiğini görünce harekete geçmeye karar verdi."


- Peygamberden Sonra



238. "Kapalı bir toplumda boykot güçlü bir silahtır. Insan üzerine yapılan baskılar karşısında, günler haftalar geçerken gittikçe ortadan kaybolur ,görünmez olur.Insanlar size sırt döner ;dostlar uzaklaşır, tanıdıklar sanki orada değil misiniz gibi ,yanınızdan geçerken sizin ötenizde bakarlar."


- Peygamberden Sonra



239. "Haşimiler Hz. Peygamber’i kendi klanlarından çıkardıkları için onurlandırılmıştı. Ama artık Hz. Peygamber olmadığına göre, liderlik onuru diğer Kureyş klanlarından birine verilmeliydi. Hz. Muhammet her zaman gücü yaymak, bir klanın diğerlerinden üstün olmasını önlemek istemişti. Bir başka Haşimi olan Ali’yi halef olarak seçmek, İslam liderliğini bir tür aile monarşisine dönüştürme gibi olacaktı ki, Hz. Muhammet bunu hiçbir zaman istememişti. Liderlik toprak sahipliği gibi babadan oğula miras olarak geçmemeliydi. Liderlik soyla değil, insan değerine göre
verilmeliydi. Bu, her zaman Hz. Muhammet’in arzusu olmuştu. Bu
nedenle bir halef seçmemişti. Halkın düşünüp kendisine yaraşır, doğru bir lider seçeceğinden emindi o."


- Peygamberden Sonra



240. "Birinci Halifenin oğlu Ebubekir, üçüncü Halifeye saldıranların başındaydı. Kamasını yaşlı adamın alnına vurdu ve akan kanlar diğerlerine de işaret oldu. Diğerleri Osman’ın üzerine atıldılar ve onu birkaç kez bıçakladılar. Duvarlar, halı ve hatta Kuran sayfası kan içinde kaldı - hâlâ Sünni ve Şii dindar Müslümanların hafızasından silinmeyen kara bir leke, korkunç bir görüntüydü bu. Ama asiler Osman’ın soluğu kesildikten sonra bile vurdular ona."


- Peygamberden Sonra



241. "Machiavelli'nin ünlü deyişindeki gibi: "Bütün silah kuşanmış peygamberler fethetti, silahsız peygamberler de başarısız oldu.""


- İlk Müslüman



242. "babalara çok saygı duyulan bir toplumda o babasız doğmuştu. Altıncı yüzyıl Mekke'si ne dullara ne de yetimlere iyi davranılan bir yerdi."


- İlk Müslüman



243. "Hz. Muhammet, fakirler, yetimler, köleler gibi, herkesin Allah’ın gözünde eşit olduğunu söylüyordu. Ona göre, insanın doğduğu kabile, o kabile içindeki klan ve aile hiç önemli değildi. Hiçbir grup diğerleri üzerinde hak iddia edemezdi."


- Peygamberden Sonra



244. "Hz. İsa'nın, zina yapmakla suçlanan kadını savunduğunda, söyledikleri bir hikâyede: "Her kim günahsızsa ilk taşı o atsın." diye anlatılırken günümüz Orta Doğusunda hâlâ anlatılan bir diğerinde Hz. İsa vücudunu kadına siper eder ve cümlesine iki kelime daha ekleyerek: "Her kim günahsızsa o kişi ilk taşı bana atsın." diyor."


- İlk Müslüman



245. "Bir insanın niteliğini anlamak için düşmanlarının kalitesine bakın denir."


- İlk Müslüman



246. "Hz. Muhammed hira dağındaki ilk deneyiminden sonra beklenebileceği şekilde davranmış olsaydı hikâyeyi yalnızca tanrıya hürmet ve inançla uydurulmuş bir masal deyip geçmek gayet mantıklı gelebilirdi ama o öyle yapmadı. sanki bulutların üzerinde uçuyormuşçasına dağdan aşağı koşmadı.
"Şükürler Olsun ya da Allah'a Şükür" diye bağırarak şehre koşmadı. herhangi bir ışık ve sevinç saçmadı çevresine. ne melekler korosu ne de cennetin müziği vardı. çevresini saran bir gurur, coşku ya da altın ışık huzmesi falan da yoktu. kendisinin mutlak, mukadder ve sual olunmaz Allah'ın Elçisi rolünden eser yoktu...ilk içgüdüsü işi kendi bitirmek, deneyimlediği tüm bu azaptan kaçabilmek için en yüksek uçurumdan aşağıya atlamak olmuştu. hira dağından aşağıya koşup inen adam coşkuyla değil katıksız ve ilkel bir korkuyla titremekteydi. inançla değil şüphelerle doluydu.

dehşet, yegâne sağlıklı tepkiydi. dehşet ve inkâr."


- İlk Müslüman



247. "HER ŞEY NE ZAMAN BAŞLADI DİYE SORULURSA, HZ.
MUHAMMET’İN ÖLÜMÜYLE denir. Peygamber bile faniydi.
Sorun da buradaydı. Hz. Muhammet kendisi de dahil olmak üzere, sanki hiç kimse onun da öleceğini düşünmedi."


- Peygamberden Sonra



248. "Gerçeğin kabul edilmeye ihtiyacı olabilir ama inanca gereksinimi olmaz."


- Agnostik



249. "Halime'nin annesine geri götürüp teslim ettiği çocuk, genellikle onun yaşındakilerde olan tombulluktan eser bulunmayan, ince, kaslı ve bir Kureyşi'den daha ziyade bir Bedevi'ydi."


- İlk Müslüman



250. "...Ebu Süfyan Ebu Talip'e seslendi "Biz burada sana bir erkeğe karşılık bir erkek teklif ediyoruz. " dedi. "Umara'yı kendi oğlun gibi al ve onun zekâsından ve desteğinden yararlan. Onu kendi çocuğun gibi evlat edin ve biz de karşılığında senden onu öldürebilmek için, senin geleneğine ve atalarımızın düzenine karşı çıkan, halkımızın birliğini tahrip eden ve hayat tarzımızla alay eden yeğenini istiyoruz. ""


- İlk Müslüman

Binlerce dünya klasiğini Türkçe ve ücretsiz okumak için hemen Kitaptik’i keşfet!