
Kuşların ve Yılanların Şarkısı Kitap Tanıtımı
54 dil ve 52 ülkede 100 milyondan fazla okura, sinema uyarlamalarıyla 3 milyar dolar gişe hasılatına ulaşan Açlık Oyunları serisinin yeni kitabı...
DÜNYANIN KONUŞTUĞU KİTAP 19 MAYIS’TA TÜM DÜNYA İLE AYNI ANDA TÜRKİYE’DE DE SATIŞA ÇIKTI!
Alaycı Kuşumuz Katniss'in katıldığı Açlık Oyunları’ndan çok öncesine gidiyoruz. Başkan Snow’un gençliğine… Başkent’le mıntıkalar arasındaki iç savaşın ardından Panem’in yeniden kurulduğu günlere.
10. Açlık Oyunları’nın hasat gününde, genç akıl hocaları onlara atanacak haraçlarını bekliyorlar.
Bir zamanların güçlü Snow hanedanından, zekâsından başka bir zenginliği kalmayan on sekiz yaşındaki Coriolanus Snow da haracının kim olduğunu merak ediyor. Kaderini değiştirebilecek bu anda, isteyeceği son şey haracının 12. Mıntıka’dan, hem de bir kız olması. Ama Lucy Gray ağzını açtığı anda Snow’un tüm ezberi bozuluyor…
Aşkla nefret, güçle zayıflık, tercihlerle sonuçlar, geçmişle gelecek ve insan doğasının ezeli zıtlığı iyilikle kötülük üzerine destansı bir hikâye başlıyor.
Suzanne Collins, on yıl önce başlattığı müthiş Açlık Oyunları efsanesinde olduğu gibi, bugünün dünyasını yine zorlu bir göreve çağırıyor.
Bir diktatörü anlayamazsan onu yenemezsin!

Kuşların ve Yılanların Şarkısı Kitaptan Alıntılar
1. "Kime güvendiğinize dikkat edin."
2. "Cesaret edebildiğiniz kadar dürüst olun."
3. "“İnsanlar uzak ihtimalleri seviyor.”
“Bence insanlar iyi bir aşk şarkısını seviyor.”"
4. "Aslında insanlar o kadar kötü değil.
Onları dünya bu hale getiriyor.
Bence İnsanların Özünde doğal bir iyilik var. Ama hayatta çizginin doğru tarafında kalman gereken anlarla karşılaşıyorsun."
5. "“Sen ağlarken yanında olan ben;
Ruhunu taşıyan benim, kurtarmak için savaştığın.„"
6. "Insan kimdir?
Çünkü nasıl insanlar olduğumuz, ihtiyaç duyduğumuz yönetim türünü belirliyor."
7. "Her günü yeni bir umut şarkısıyla karşılayalım,
Zorlu zamanları aşmak için,
Güvenelim her zaman yarınlara..."
8. "Suçu şartlara ya da ortama atabilirsin ama o kararları sen verdin, Başkası değil"
9. "Insan gerektiğinde elinin altında bir kural kitabı bulamıyordu."
10. "Yalancılarla işim olmaz. Yalan, bir zayıflığı gizlemeye Çalışmaktan başka nedir ki?"
11. "Kanunlar ve bu kanunları uygulayacak bir düzen olmadığında, hayvanlardan farkımız kalmaz."
12. "Duygularınızı denetim altında tutmayı öğrenmek zorundasınız. Savaşları kalbimizle değil, kafamızla kazanabiliriz."
13. "Ayrıca aşk denilen şeyi de sevmemişti. Onu aptallaştırmasından , savunmasız bırakmasından hoşlanmamıştı."
14. "Insanların dünyaya mutsuzuluğu çoğaltmak değil, azaltmak için geldiğine İnanır."
15. "Genç beyinler deneyim açısından eksikliklerini bazen idealizmleri ile kapatabilirler."

Kuşların ve Yılanların Şarkısı Kitap İncelemeleri
Uzun zaman sonra paraya kıyıp biraz bütçemin üstünde bir kitap aldım şekerim. Açlık Oyunları Serisi benim için aslında vasat bir distopya sunmuştu. Ergenleri bir araya topla, bir yere koy birbirlerini öldürsünler, arada aşk üçgenleri olsun sonra isyan çıksın bla bla. Ama Kuşların ve Yılanların Şarkısı daha güzel bir hikaye sundu bana. Açıkçası serinin diğer 3 kitabından yapı olarak ayrışmasını sevdim. Kitapla ilgili spoiler vermek istemiyorum bu yüzden biraz yüzeysel anlatacağım.
3 kitap boyunca bizi darlayan Snow karakterinin gençliğine götürüyor kitap bizi. Her şeyin başına dönmese de hikaye olarak en azından ilk üç kitabın öncesi bir dönemde Açlık Oyunları'nın nasıl bir temel üzerine oturduğunu anlamamızı sağlıyor. Anlatım çok mu derin? Değil. Edebiyat çok mu üst seviyede? Değil. Ama çok iyi bir çeviri olduğu kesin. DEX'i Şeyma vs. sebeplerden ötürü hiç sevememişimdir. Bana biraz bayağı bir yayıncı gibi geliyor ancak bu kitapla gerçekten uzun zaman sonra kayda değer bir şey ortaya koymuşlar.
Bence okunabilir bir kitap, hatta Açlık Oyunları serisini daha önce okumadıysanız bu kitap büyük bir avantaj sizin için. Bu kitapla başlamak en doğrusu gibi geliyor.
10 üzerinden 8 alır. En azından bu sefer biraz klişelerden arınmış Suzanne teyze :)
Kuşların ve yılanların şarkısı - Suzanne Collins
6/10
Lucy Gray yavaşça eğilerek bir mermer parçasının üzerine oturdu. Mermere oturduğunda, arenadaki bütün yılanları davet edermiş gibi, parmaklarının ucuyla fırfırlı eteğini tozlu zemine açtı. Yılanlar kızın etrafını sarıp safları sıkılaştırırken, rengi solmuş, kirli etek kısa sürede görünmez oldu ve yerini, kıvrılıp bükülen sürüngenlerle örülmüş rengarenk bir eteğe bıraktı.
Selamlar. Çok merak ettiğim kitabı hayal kırıklığıyla bitirdim maalesef. Açlık oyunları serisinden sonra bu kitabı da çok merak ediyordum. Hatta bu ay sinemada vizyona girecek diye özellikle okumak istedim. Filme giderim belki diye. Ama yok gitmem. Belki film yorumlarından sonra değişiklik yaptılarsa belki daha sonra izlerim.
Lucy Gray'i son ana kadar sevdim ama sondaki hareketinin nedenini en azından ben anlamadığım için ortada bir karakter olarak kaldı.
Snow'u seveceğimi düşünmemiştim zaten kitabı okurken ama en azından hak veririm demiştim. Yok yani o kadar saçmaydı ki. Saçma olmasını geçin çok açık bitti. Ne oldu yani Lucy'e ? Biz bunu asla öğrenemiyoruz. Neden o kararı verdi? Neden bunu yapması gerekti? Kitabı sadece Snow'dan okuyoruz keşke en azından son kısmı Lucy'den okuyabilseydik belki o zaman bir şeyler yerine otururdu.
Açlık oyunlarını okuyup sevdiyseniz illa merak ediyorsanız Snow neden böyle diyorsanız okuyun ama ben yine de Snow'un neden bu kadar kalpsiz ruhsuz olmasına bir sebep bulamadım belki siz bulursunuz...
Ne yazık ki incelemem iki kez yazdığım sırada silindi ve şimdi bu yazdığımı da hedefime ulaşamamanın verdiği hüsran ile yazıyorum.
*
Öncelikle başka incelemeleri okudum ve pek çok şey zaten yazılmış. Ben sadece bir iki düşüncemi eklemek istiyorum.
Coriolanus, ne söylediğine ve nasıl davrandığına dikkat eden bir karakter. Kullandığı kelimeler ve davranışları, genel olarak kendi işine yarayacak türden. İnsanlar hakkında en çok, kendisi ile ilgili düşüncelerini önemsiyor ve bu sebepten dolayı hep bir rol yapma durumu söz konusu. Ailesini ve arkadaşlarının durumunu her ne kadar önemsese de asıl sorulması gereken soru "ne kadar önemsiyor?" ve cevabı kesinlikle kendi menfaati kadar değil. Eminim başka okuyucular da fark etmiştir, Coriolanus'un ne zaman başkasına bir iyilik yapması söz konusu olsa aynı zamanda kendi bir menfaati de bulunuyor ve yaptığı iyiliğin meyvesini yemeyi de çok iyi biliyor. Bazı durumlarda iyiliği kendi için mi yaptı tahmin etmeniz gerekiyor.
Lucy ve Coriolanus özünde birbirine uygun olmayan insanlar. Bana kalırsa kitapta Coriolanus Kontrolü, Lucy'de Özgürlüğü temsil ediyor. Coriolanus neden Alaycı kuşlardan bu kadar nefret ederken zevzek kuşlarını seviyor? Alaycı kuşlar, zevzek kuşlarının üretim amacının dışına çıkmışlar ve kelimeler yerine melodileri tekrarlıyorlar. En önemlisi de zevzek kuşlarının aksine özgürler, kimse onları susturamıyor. Zevzek kuşları ise Alaycı kuşların aksine rahatlıkla kontrol edilebiliyor.
Bu kitabı okuduktan sonra söyleyebilirim ki, benim için alaycı kuşun simgesi Lucy. Hiçbir yere ve hiç kimseye ait değil, o bir covey.
Açlık oyunları normalde çok sevdiğim bir seri. Ek çıkınca tabii ki okuyacağız yani. Güzel mi güzel ama ilk üç kadar kendine hayran bırakan bir kitap değil. Ben biraz sürüne sürüne okudum çünkü filmini izlemiş ve uzun zaman önce okumuştum, elime geçince tekrardan okuyayım dedim.
Bu kitapta geleceğin başkanı Coriolanus Snow'un Lucy Gray'e akıl hocalığı yapmasını, aynı zamanda Snowların kaybolan şöhretini geri getirmeye çalışmasını okuyoruz. Kısaca kötü adama nasıl dönüştü hikayesi. Açlık oyunlarını okuyan bilir zaten, istediği duyguyu hissettiriyor bize. İlk üç kitapta Snow'dan nefret etsek de kitaba başladığınızda masum bir genç olduğundan dolayı nefret edemiyorsunuz ama git gide o his yerleşiyor. Yine de tam olarak neden bu kadar narsist bir kişiliğe dönüştünü kavrayamadım, genetik sanırım. Kitaptaki detaylar çok güzel özellikle Tigris ile ilgili olanlar. Coryo demekten vazgeçmesi ve ileride (ilk üç kitapta, yanlış bilmiyorsam üçte) Katniss'a yardım eden terzi olması... diyecek söz yok.
<Spoiler>
Sadece keşke Lucy Gray'e ne olduğunu bilebilseydik. O üzdü birazcık. Bir de Sejanus'un ölümü. Kısaca olayların kurbanı olan bu iki karakterin farklı birer sonu olsun isterdim.
Kitap okumaya değer diyorum, siz de incelememi okumaya değer bulduğunuz için teşekkürler.. Keyifli okumalar.
Elbette Suzanne yine kalemini konuşturmuş ve mükemmel denilebilecek bir şaheser yazmış. Ancak bence kitapta da filminde de oldukça eksik var.
Kitap Başkan Snow olarak bildiğimiz Snow'un asıl kitaplardaki haline gelme sürecini anlatıyor. Meğer bizim Snow neler çekmiş. Aslında kitap güzel ancak kitabı okuyan herkes Snow'u yaşadığı hayatın kötüleştirdiğini söylüyor ancak kitapta yaptığı her davranışın, söylediği her sözün altında bir çıkar arayışı var yani bence o saf bir kötü.
Filmlerdeyse sanki hayat onu kötü yapmış algısı daha fazla çünkü hem senaryonun bazı eksiklikleri var hem de seçilen oyuncu yakışıklı (Maşallah) biri.
BURDAN SONRA SPOİLERR VARR!!
Sejanus benim en sevdiğim karakter oldu. Çok tatlı iyilik dolu biriydi. Zengin olmasına karşın geldiği yeri unutmamış bir isyancı..
"Savaşın tek sevdiğim yanı hala memleketimde yaşıyor olmamdı." MY SHAYLA
Kesinlikle bir korkak değildi, boyun eğen biri değildi. Sadece inanmadığı şeyler uğruna savaşmayı yanlış buluyordu.
Aslında Snow'un kötü biri olduğunu kitapta Sejanus'a karşı düşüncelerinden de anlayabiliriz. Ona ihanetini söylemiyorum bile.
Lucy Gray'e gelecek olursak asla ama asla Snow ile yakışmıyordu daha çok ergen bir aşk vardı aralarında. Lucy özgür ruhluydu bir kere Snow'un aksine.
Son olarak Lucy Gray'e ne olduğu hakkında hiç bir fikrimizin olmaması çok kötü. Snow'un kızı hayalet Lucy Gray
kitabı çok iyi bitirmiş. Her kitapta bunu yapıyor, hayranım kadına.
"Kar tepeye düşer."