
Kırmızı Pelerinli Kent Kitap Tanıtımı
Dünya okurlarınca "geleceğe kalacak elli yazar" arasında sayılan Aslı Erdoğan'ın Türkiye'de olduğu kadar Avrupa'da da ses getirmiş kitabı: Kırmızı Pelerinli Kent. Bir kentin karanlık sokaklarında, kuytu köşelerinde kendi izini süren bir yalnızlık öyküsü.
(Tanıtım Bülteninden)

Kırmızı Pelerinli Kent Kitaptan Alıntılar
1. "~°~°~°~
Kendini sevmeyi öğren çünkü başka kimse seni sevmeyecek!
~°~°~°~"
2. "~°~°~°~°~
Yaşam iki göz kırpması arasında görülen bir düştür. Yalnızca bir düş...
~°~°~°~°~"
3. "~°~°~°~~
Bu kent beni öldürüyor anne, her gün, her an, her fırsatta, her şekilde öldürüyor. Yavaşça, sinsi sinsi...
Derinden... Elimde avucumda ne varsa teker teker çalıyor. Hem içeriden hem dışarıdan kuşatılmış durumdayım.
~°~°~°~°~"
4. "Sonuçta, eline kalem alan herkes şu soruyla fazlasıyla boğuşmak zorundadır:
GERÇEĞİN NE KADARINA DAYANABİLİRİM"
5. ""Para, baston gibidir; insanın dik durmasını sağlar."
yıllar önce İstanbul'da bir taksi şoföründen duyduğu bu cümleyi Rio'da Allah'ın her günü anımsıyordu. Her eğilip bükülüşünde, yağ çekişinde, alttan alışında... İyi yetiştirilmiş insanların en temel ilkelerini çiğneyişinde..."
6. "~°~°~°~°~°
Sonunda çevresini kuşatan boşluğa anlam katabilecek tek kişinin kendisi olduğunu anladı.
Başka hiç kimse onun adına yaşamın şifrelerini çözemez, asma kilitlerini açamazdı.
~°~°~°~°~"
7. "Bu kent beni öldürüyor anne, her gün, her an, her fırsatta, her şekilde öldürüyor. Yavaşça, sinsi sinsi... Derinden... Elimde avcumda ne varsa teker teker çalıyor. Hem içeriden, hem dışarıdan kuşatılmış durumdayım."
8. "... aslında zerre kadar anlam içermeyen hayata ne derinlikler yüklüyoruz!"
9. "İlk kez tecavüze uğradığımda beş yaşındaymışım. Dayımın ve dört arkadaşının elinden kurtardıklarında, kan kaybından ölmemem için dikiş atmak zorunda kalmışlar. Ağzıma bile... O gün belleğimden silinmiş ama dayımı unutmadım. İnsan ilk aşkını hep yanında taşır, derler yaa..."
10. "Para bir baston gibidir, insanın dik durmasını sağlar."
11. "... insanın yoluna çıkan bütün cesetler, onu tek bir yerinden, en zayıf yerinden vurur: Kendi içindeki cesetten."
12. "Saatimi cebime saklamadan sürekli arkama bakıp çantama sıkı sıkı yapışmadan her an başıma dayanacak bir tabancanın korkusunu duymadan, canım çektiğince yürümeyi özlüyorum."
13. "Gırtlağıma takılıp kalan çığlığın bedeli ödenmeli."
14. "... hepimiz kendi denklemimizi kurmanın ve dünyayı ona eşdeğer kılmanın peşindeyiz. Ne aymazlık!"
15. "Sürekli aç, ama yemekten tiksiniyor. Sürekli uykusuz ama karabasanlardan korkuyor. Sürekli susuz ama neyin susuzluğunu çektiğini bilemiyor."

Kırmızı Pelerinli Kent Kitap İncelemeleri
Kendi topraklarında yurtsuz kalan bir kadın, tekinsiz Rio sokaklarında şehrin tüm varlığını yutmasına, mevcudiyetini sömürmesine izin veriyor, korktuğu şeyi kovalamaktan hiç vazgeçmiyor.
Roman, temel bir çatı altında sayıklamaya benzeyen başka bir roman yazma sürecini işliyor.
Kentin belleği şaşmıyor, her seferinde kendini doğruluyor, değişmiyor. Buna direnmek yerine tüm varlığını teslim eden, bırakan kahraman tüm imkânlarına rağmen vazgeçmiyor.
Özgür, kendini yıkmak üzere yola çıkmış bir kadın, sonunda yine kendi boşluğuna kendisinin anlam katabileceğini görüyor. “Uzaklara gitme, gerçeklik senin içindedir.” Nerede olursan ol, tam içinde, merkezinde.
Şehrin zamanla yuttuğu, kendine benzettiği bireylerin; zamanla ona bürünmesini, o olmasını çok çarpıcı bir şekilde ele alıyor yazar. Şehrin sesi kendi sesine karışan, şehrin insanının doğru düzgün tebessüme benzemeyen yarım sırıtışını istemsizce yüzüne yerleştiren bu kadın, neden çabalıyor?
Sevdiğim bölümlerden biri de ünlü bir ressam iken sessiz bir meczuba dönüşen ‘deliyle’ karşılaşması oldu. Merak ediyor kadın, neden artık konuşmadığını değil de bir zamanlar neden konuştuğunu.
İçinde bunun gibi pek çok sorgulamanın yer aldığı felsefi bir sürgün ve dahi iç sürgün romanı. Ve düşünüyorum, yazarın hayatını iyi biliyorum, bunu bilmek romanı onun ‘sürgününden’ bağımsız okumama engel oldu, Özgür ne kadar Aslı Erdoğan?
Çok beğendim!