Kır Çiçeği Tepesi Kitap Bilgileri
Yazar: Kimberley Freeman
Tahmini Okuma Süresi: 15 sa. 11 dk.
Sayfa Sayısı: 536
Basım Tarihi: Eylül 2013
İlk Yayın Tarihi: Eylül 2013
Yayınevi: Arkadya Yayınları
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9789759997168
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Kır Çiçeği Tepesi Kitap Tanıtımı
Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...
1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır.
Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir.
Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt.
"Romanın gücü, Freeman'ın oluşturduğu karakterlerin yanı sıra aşk, nefret ve utancı nasıl işlediğine de dayanıyor. Hem Beattie hem Emma kendilerini yeni bir hayata başlarken buluyor. Okuyucuları kâh neşelendiren kâh üzen de bu kadınların hikâyesidir."
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
Kır Çiçeği Tepesi Kitaptan Alıntılar
1. "Ah, o gülümseyiş... Her şeyin başlangıcı olmuştu."
2. "Öyle ya da böyle, hepimiz bir sona yaklaşıyoruz."
3. "Peki, arkadaşı olmayan bir kız ne yapardı? Tabii ki doğruca kütüphanenin yolunu tuttum."
4. "Hoşuna gitsin ya da gitmesin, sen de halkın bir parçasının."
5. ""başarının her şey olmadığını unutmamaya çalış""
6. "Gözyaşları hiçbir zaman bizden izin almaz."
7. "Çocuklar insanları oldukları gibi sever."
8. "Kaybolan ve bir daha bulunamayacak şeylerin düşüncesi beni derin bir hüzne sürüklüyor."
9. "Sanki ben doğduğumda, sen gökyüzünde beni sabırla bekleyen bir yıldızdın."
10. "Bir kitabı bir kez okudun mu, sen ve o bir ömür boyu birbirinize ait olursunuz."
11. "Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir..."
12. "Karşısındakine kolayca bulaşan bir gülümseyişi vardı."
13. "Buz kesmiş halde,bir işaret bekledi.Fakat işaret falan yoktu.Var olan tek şey,bu berbat gerçeğin kendisiydi."
14. "Annem tıpkı bala koşan karıncalar gibi dram peşinde koşmaya bayılırdı."
15. "Belki de topraklar kendi adaletini kendileri sağlıyordu."
Kır Çiçeği Tepesi Kitap İncelemeleri
Ah bu nasıl bir kitaptı böyle! Ilk sayfasından son sayfasına kadar merak uyandıran... Içerisine çeken... Akıcı... Duygu yüklü satırlar... Bu kitap hakkında anlatılacak o kadar çok şey var ki aslında. Spoiler (detay) vermeden bahsetmek biraz zor olacak. Ama deneyeceğim.
Kitap; geçmiş ve şimdiki zaman arasında bir köprü görevi görmekte. Bir yandan balerin bir kız olan Emma'nın hayallerinin peşinden koşmaya çalışmasını anlatırken, diğer yandan Emma'nın büyük annesi Beattie'nin geçmişte yaşamış olduğu olayları; aşkı, sevgiyi, aile bağlarını, bir kadının çok genç yaşta çocuğu için verdiği mücadeleyi, ırkçılığı ki ne yazık ki ırkçılık hâlâ günümüzde bile devam ediyor.
Bunu geçtiğimiz günlerde GeorgeFloyd isimli bir adamın öldürülmesi ile bir kez daha tanık olmuş olduk, maalesef. Ve bu çok üzücü.
Bunun yanı sıra kitap; tek başına bir kadın olmanın zorluklarını ve toplumun bekar genç annelere nasıl farklı gözle baktığını da gözler önüne sermiş.
Kaldı ki kadın olmak her daim zor, cidden. Hele de daha da zorlaştıran bir toplum varsa!
Kısacası; sosyolojik ve psikolojik çoğu unsurun yer aldığı ve birbirinin içerisinde kaynadığı, güzel mesajlar veren, etkileyici ve film tadında bir kitaptı.
Burada bir dipnotta düşmek isterim; sonuna doğru biraz hava da kalmışlığı var kitabın, devamı olacak mı acaba diye de beni düşündürmedi değil.
Bakalım belki zaman içerisinde gelir ya da belki de gelmez. Göreceğiz.
Bazen kader, hayatımızdaki kişilerle sınar bizi.
Ki hayaller bu sınavı geçmek için yeterli değildir...
1929 yılında Glasgow'da yaşayan genç, güzel Beattie'nin büyük hayalleri vardır, ta ki evli sevgilisi Henry'den hamile kalana kadar... Çocuğunu evlatlık vermek üzere dünyaya getirmeden hemen önce Henry karısını terk edip Beattie ile birlikte Londra'ya kaçmaya karar verir. Orada kendilerine yeni bir hayat kuracaklardır.
Tam seksen sene sonra kader, Beattie'nin torunu Emma'ya oyununu oynayacaktır. Ünlü bir balerin olan Emma, geçirdiği sakatlık nedeniyle kariyerinden vazgeçerek aile bağlarının olduğu Avustralya'ya dönmek zorunda kalır. Büyükannesinden ona kalan çiftliğe vardığında, tek amacı oradaki eşyaları düzenlemektir. Ancak dört bir tarafı sararmış fotoğraflar ve eski mektuplarla çevrili olan Emma, geçmişin tozlu sayfalarında kalan bir aile sırrını çözmeye çalışırken bulur kendini. Emma attığı her adımda büyükannesiyle kaderlerinin nasıl da bir örüldüğünü keşfedecektir.
Kır Çiçeği Tepesi, yalnızca iki kadının hikâyesini barındıran yürek burkan bir roman değil, ayrıca insanın elindeki gücü ve bu gücü keşfettiğinde neler yapabileceğini ortaya koyan bir başyapıt.
"Romanın gücü, Freeman'ın oluşturduğu karakterlerin yanı sıra aşk, nefret ve utancı nasıl işlediğine de dayanıyor. Hem Beattie hem Emma kendilerini yeni bir hayata başlarken buluyor. Okuyucuları kâh neşelendiren kâh üzen de bu kadınların hikâyesidir."
Yanlış aşkla hayatı bir anda alt üst olan ve karnında gün geçtikçe yaşama tutunmakta olan bir bebekle ne yapacağını bilemez halde çaresizlik içindeydi Beattie.
Evli sevgilisinin sözüne güvenerek yeni bir hayata başlayabileceğini düşünürken zorluklar her geçen gün daha da büyüyerek omuzlarına ağır bir yük olarak çökmekteydi. Ve en önemlisi artık düşünmesi gereken ilk kişi kızı Lucy ' di.
Yaşadığı talihsiz bir kazayla hayattaki tek gayesi ve mutluluğu olan baleye veda etmek zorunda kalan Emma , babaannesinin kendisine miras bıraktığı çiftlik evinin kaderini değiştireceğini bilemezdi . Ve yılların biriktirdiği tozlar arasında unutulmuş gün yüzüne çıkmayı bekleyen sırlarla Emma hem babaannesi Beattie 'ye son görevini yapacak hemde yeni hayatına bu miras bırakılan çiftlik evinde başlayacaktır.
Geçmiş ile günümüz arasında geçen bir kadının sırlarla ve zorluklarla dolu macerasına ortak olduk . Beattie ile beraber üzüldüm, kalp kırıklıkları yaşadım, imkansız bir aşka tutuldum ve canından çok sevdiği kızından vazgeçmek zorunda kaldığında acısına ortak oldum .
Kalınlığına rağmen hiç sıkılmadan okuduğum bu güzel romanın belki de en sevmediğim yada keşke birkaç sayfa daha olsaydı dediğim tek kısım sonu oldu . Bu kitabı okuyan diğer okuyucuların da benimle aynı fikirde olduğunu düşünüyorum. Bana kadın isterse her zorluğu yenebileceğini öğreten Beattie'ye , hayattaki kırılma noktaların aslında yeni bir başlangıç için fırsat olduğunu gösteren Emma' ya sevgilerle .
"Dünyada iki çeşit kadın vardır, Beattie : Bir şeyler yapanlar ve kendisine bir şeyler yapılanlar. Sen ilki olmayı dene."
"Seni son görüşümde bir daha asla görmeyeceğimi bilseydim, sana çok daha sıkı sarılırdım. Ve seni asla bırakmazdım."
Herkese Merhaba
Kalemini sevdiğim yazarın okuduğum 5. kitabıyla sizlerleyim. Geçmiş ve günümüz şeklinde yazılan kitap okurken dikkatimi canlı tuttu. Dönemin zor koşullarına karşı ayakta durmaya çabalayan güçlü kadın karakterini sevdim.
Beattie hayalleri olan bir genç kızdı. Ailesine destek olmak için çalışmaya başlar ve Henry ile tanışır . Aralarındaki ilişki ilerler ve Beattie hamile kalır . En büyük sorunsa Henry'nin evli olmasıdır. Henry ve Beattie birlikte kaçarlar yeni bir hayat kurmaya çalışırlar. Geçen zamanda aralarındaki aşk biter ve Beattie kendi düzenini kurmaya karar verir. 1936 yılında kadınların değersiz olduğu , her davranışının hata görüldüğü bir toplumda Beattie'yi zorlu süreçler beklemektedir.
Büyükannesinin desteği ile hayali olan balerinligi yapan Emma kariyerinde yükselmişti. Basbalerin olan Emma yaşadığı kaza sonucu sakatlanır ve sevdiği işini bırakmak zorunda kalır. Tedavi sürecinde büyükannesinin bıraktığı çiftliğe gider ve eski kolileri düzenlemeye çalışır. Bulduğu resimle büyükannesinin geçmişini araştırmaya başlar .
Beattie ve Emma neler yaşadı?
Yıllardır gizlenen sır neydi ?
Soruların cevabı ve daha fazlası için kitabı okumalısınız.
"Dünyada iki çeşit kadın vardır: Bir şeyler yapanlar ve kendisine bir şeyler yapılanlar." Beattie her seferinde ilk kadın olmak için çabalarken küçük kızı Lucy ile birlikte her seferinde ikinci kadın olmaya zorlandı. Siz söyleyin bana kim kızının sağlığı ile oynayan onun karnına yemek koyması gerektiği yerde o paraları kumarda ve içkide yiyen bir adam ister? Malesef tam olarak Beattie ' nın kocası Henry böyle biriydi.Beattie olanlara dayanamayıp kaçar kızı ile birlikte kır çiçegi tepesi ' ne orada kendine ve kızına yeni bir hayat kurar daha önce duydunuz mu?bilmem ama "Hayat bir kumar masası gibisi o masadan ya her şeyi alarak kalkarsınız yada herseyinizi kaybederek" beattie gerçekten o masadan koca Kır Çiçegi Tepesievini alarak kalkıyor bu onun için kızı ile yaşamak için çok iyi bir fırsatken Henry onları buluyor ama tamamen eski eşi Molly sayesinde Günahlarından ayrılmış bir şekilde kızını aylık olarak almak istiyor ve nicesi günlerden bir gün Henry ve Molly Lucy i Londra'ya kaçırıyor ve savaş yüzünden birdaha küçük Lucy ile beattie kavuşamıyor.Beattie ölüyor. Nice zorluk çektikten sonra ama torunu Emma kendisine miras kalan o "Kır Çiçegi Tepesindeki" tüm gizemi çözüyor. ❤Kimberly Freeman❤bu kitabında iki hayatı birbirine çok güzel bir şekilde bağlamış ve bir kez daha kaleminin ne kadar sade ve bir o kadar da güçlü olduğunu anladım.