Kelebek Kitap Bilgileri
Yazar: Henri Charrière
Tahmini Okuma Süresi: 16 sa. 0 dk.
Sayfa Sayısı: 565
Basım Tarihi: Aralık 2019
İlk Yayın Tarihi: 1970
Yayınevi: E Yayınları
Orijinal Dil: İngilizce
ISBN: 9789753901505
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Kelebek Kitap Tanıtımı
İşlemediği bir cinayetten, müebbet kürek cezasına çarptırıldığı sıra, Henri Charrière'in özgürlük mücadelesinin bir ifadesi olarak doğdu Kelebek.
Çok genç yaşında tutkunu olduğu idealleri ve gelecek arzusu onu 'insanca bir felsefe' ve 'üstün bir uygarlık'la tanıştırdı: Modern sistemin kokuşmuş yolları yerine Kızılderililer'in, cüzzamlıların, okuma yazma bilmeyen yoksul balıkçıların gerçek uygarlığıyla .
Bir, iki, üç, dört, beş; bir, iki, üç, dört, beş.
Ardı ardına sıralanan bu rakamlar aslında bir hücrenin uzunluğu: Bir uçtan bir uca beş adım.
Tüm yaşamın göz önünden geçtiği beş adım. Hayallerle ve tutkularla atılan beş adım. Yargıçlara, mahkemeye ve insan kazanmak yerine kaybetmeye dayalı yargı sistemine atılan beş adım.
Modern olarak nitelenen ülkelere atılan beş adım. Tüm duyguları iğdiş eden her türlü korkuyu insanın içine salan beş adım. Özgürlüğe ve geleceğe atılan beş adım.
Kelebek bir özgürlük mücadelesi...
Kelebek Kitaptan Alıntılar
1. "Adın ne? "Kelebek." "Kelebek mi? Kelebeksin demek? Zavallı. Kelebek uçar, kanatları vardır, seninkiler nerede?" "Kaybettim kanatlarımı." "Bulmalısın, kaçabilirsin onlarla...""
2. "
.."
3. "“Herkes tarafından terk edilmiş ve canlı canlı gömülmüş hissediyordum kendimi..""
4. "Acı çeken her insanın yüreği soylulaşır."
5. "" Adam öldürmeyeceksin kendin aç kalsanda acı çekenlere yardım edeceksin. Senden daha mutsuzlara her zaman yardım et .""
6. "... "Adın ne?" "Kelebek." "Kelebek mi? Kelebeksin demek? Zavallı. Kelebekler uçar, kanatları vardır, seninkiler nerede?" "Kaybettim kanatlarımı.""
7. "Para yaşamımıza yaramıyor"
8. "Hepsi de dar kafalı birer küçük burjuva olmanın acısını çekiyor."
9. "Acı çeken her insanın yüreği soylulaşır."
10. "Acı çeken her insanın yüreği soylulaşır."
11. "Yeryüzünde, casusluk eden bir insana hiç güvenilebilir mi?"
12. ""İnsanın alışmadığı şey yok, bütün mesele
kendine hakim olabilmekte...""
13. "Daha fazla dayanmama imkân yok, yalnızlıktan boğuluyorum, bir insan yüzü görmek, tatsız da olsa bir ses işitmek zorundayım. Bir ses olsun, yeter ki, bir şey duyayım."
14. "Yaşamak, yaşamak, yaşamak. Kendimi umutsuzluğa kaptıracağım anlar, üç kere bu umut dolu sözü tekrarlamalıyım. "Çıkmadık candan umut kesilmez.""
15. "İnsanın alışmadığı şey yok, bütün mesele kendine hakim olabilmekte."
Kelebek Kitap İncelemeleri
Öncelikle bir sahaftan alıp göz bebeğim dediğim kitaplar arasına koymuştum bu kitabı. Kıymetli bir arkadaşa ödünç verdim ama vermez olaydım bir yıl oldu ne okudu ne de geri getirdi. İsteyemiyorum da ciğerim yanıyor a dostlar.. Kitaba gelecek olursam, yazarın gerçek yaşantısını kaleme aldığı bir kitap ama öyle bir kitap ki bu okurken hayır yahu bu kadar değildir abartmış mı acaba bir insan bu kadar şeye nasıl dayanır diye beynini kemirip durmuştu kitabı bitirdikten epey bir zaman sonra bile.
Öyle bi kitap ki mevcutken canımı çok ama çok sıkan ama 3 gün sonra hatırlamadığım tatsız olayları düşünüp bunlara üzülüp umutsuzluk duyduğum için utanmama sebep olmuştu.
Kişisel gelişim kitapları sever arkadaşlar bana kızmasın lütfen ama sıcak evinde mis gibi kahvesini yudumlayıp teknolojinin vs bütün imkanlarını kullanabilen insanların asla pes etme demesi bana samimi gelmediği için darda kaldığımda yolumu bulamadığım da aman bi kişisel gelişim kitabı okuyayım belki yol gösterir diye asla düşünmedim ve hâlâ da düşünmüyorum. Bu söylediklerimin bu kitapla bağlantısına gelince tesadüfen hayatıma giren bu kitapla dara düştüğümde nasıl azim ve sabırla ayağa kalkabileceğimi insanın ne kadar betbat ötesi şartlar altında bile hayata dört elle tutunabileceğini bizzat böyle bir süreci yaşayan birinden öğrenmiş oldum. İyi ki de oldum.
Hayatının çıkmazda olduğunu, yolunu kaybettiğini, düştüğünü kalkamayacağımı düşünen hissedeniniz varsa alın okuyun belki bana olduğu gibi size de ışık olur Kelebek..
Kelebek eseri, yazar Henri Charriere'in henüz çok genç yaşta işlemediği bir cinayet yüzünden müebbet kürek cezasına çarptırılması ve yıllar süren bu mahpus günlerinde başından geçen olayları konu edinen oldukça etkileyici bir kitap. Kelebek kendisine yapılan bu haksızlığa karşı başlarda içinde taşıdığı öfke ve intikam duygusuyla, sonrasında yaşama olan tutkusuyla defalarca kaçma girişiminde bulunmuş; bazen kaçabilmiş, sonra yakalanmış, tekrar kaçmaya çalışmış derken başından geçen eşsiz serüvenlerle, büyük mücadelesiyle, her şeye rağmen iyi kalabilme çabasıyla ve her şeyden öte yaşama tutkusuyla okurlara ilham verici bir hikaye bırakmıştır arkasında.
Serüvenlerle geçen bu öykünün alt metinlerinde o kadar önemli mesajlar var ki... Kürek cezasını çekmek için gönderildiği Fransa'nın sömürgelerinden biri olan Fransız Guyanası'nda tanıştığı; bir bakıma uygar toplumun dışında kalan Kızılderililer, cüzzamlılar, okuma yazma bilmeyen insanlar "modern uygarlık" karşısında öylesine önemli insanlık dersleri vermektedir ki... Bunun yanında yazar, insan hakları konusunda ileri noktada olduğu düşünülen Fransa gibi bir ülkeye karşı adalet noktasında büyük eleştiriler getirmektedir.
Kelebek her yönüyle çok kıymetli bir eserdi; umudun, mücadelenin, pes etmemenin ve de yaşamı sevmenin kitabıydı... Ben çok sevdim, umarım okumayı düşünen her arkadaşım aynı hislerle okur. Hoşça kalın
Telefon susar, zaman yavaşlar, etrafındaki her şey önemsizleşir. Kelebek işte tam da öyle bir kitap. Seni alır, binlerce kilometre uzağa, parmaklıkların ve dikenli tellerin ötesine sürükler. Ama bu yolculuk yalnızca haritada değil; vicdanda, sabırda, dirençte yapılır.
Henri Charrière’in kaleminden çıkan bu hikâye, baştan sona bir kaçış değil; aksine, insanın kendi içindeki güce doğru yaptığı zorlu bir yürüyüştür. O tropik adalarda, rutubetli hücrelerde, göz göze gelinmeyen gardiyanların arasında ne kadar az eşya varsa, o kadar çok duygu var bu kitapta.
Kelebek’in her denemesi, her başarısızlığı, her yeniden denemesi bir ders gibi. Çünkü bu kitap, düşmenin değil, yeniden ayağa kalkmanın kitabı. Her kapana kısıldığında daha da bileniyor, her kaybettiğinde içindeki özgürlük arzusu biraz daha büyüyor.
Anlatım sade ama sarsıcı. Ne süslü cümlelere ihtiyaç var ne de mecazlarla bezeli sayfalara. Gerçeklik, zaten yeterince ağır. Anlattığı her şey öylesine sahici ki, okurken gözünün önüne değil, içine bir şeyler çiziliyor.
Kitabın sonunda bir firar görmüyorsun sadece. Bir dönüşüm izliyorsun. Zincirlerle baş edemeyen bedenin, zihinsel zincirleri kırarak yeniden doğuşunu.
Ve sen, son sayfayı kapattığında kendine şu soruyu soruyorsun:
Ben olsaydım, kaçmaya cesaret eder miydim?
Henri Charriere’nin, nam-ı diğer Kelebek’in macera dolu hayatını yazdığı bu kitap, en beğendiğim romanlar arasına girdi diyebilirim. Yazar daha önce hiç kitap yazmamış, ama kullandığı sade dil, profesyonel yazarlara yaraşır nitelikte.
Romanın teması, özgürlük mücadelesi… Müebbet hapis cezasına çarptırılan Kelebek’in, bitmek tükenmeyen kaçma girişimlerine tanık oluyorsunuz. Yalnız, bildiğimiz hapishaneler gibi değil burası. Karadan binlerce kilometre uzakta bir ada.. Yani yüksek duvarları aşmak yetmiyor, okyanusu da geçmek gerekiyor kaçmak için. Özgürlüğün bu kadar pahalı olduğu bir yerde bile ümidini kaybetmiyor Kelebek.
Mahkum hayatını, hapishane raconunu öğreniyor, onların psikolojilerini hissediyorsunuz. Özellikle para saklama yöntemleri oldukça ilginçti.
Kelebek’le beraber ben de girdiğimi hissediyordum koğuşa. Ya da aynı salda beraber kaçıyormuşuz gibi geliyordu bazen. Kaçışı sadece okumuyor, yaşıyorsunuz da…
Kahramanımızın şansı çok yaver gitmiş ya da Simyacı’nın dediği gibi; “kişisel menkıbenin peşinde koştuğun sürece tüm evren seni amacına ulaştırmak için işbirliği yapar”.
Yazarın soyluluk üzerine tespitlerine ve teknolojiyle insanlık arasında kurduğu ters orantıya hayranlığımı belirtmeden geçmeyeceğim. Oldukça sürükleyici ve macera dolu bu romanı herkese tavsiye ederim.
Sonunda özgürsün be adam ..iki haftadır yaşadıklarını okurken ben yoruldum senin bu özgürlük için bu kadar çabalaman ,azmin beni okumaya devam ettirdi. Kelebek haksız bir kararla küreğe mahkum edildiğini düşündüğü için hep kaçma yolları aradı, kaçtı.Kürek cezasında kendisinin ve diğer mahkûmların yaşadıklarını yeterli derecede anlaşılır şekilde anlattığını düşünüyorum. Okuduğum işkenceler dehşet verici ama insan çok büyük suç işleyenleri veya suçsuz olduğu halde mahkum edilenleri düşünüyor ve emin olamıyor "işkenceler haklı mı değil mi ". Ama ne olursa olsun, biz ne düşünürsek düşünelim Kelebek hep kaçmayı düşündü ve hepsinde başarısız da olsa denemekten yılmadı .Kaçtığı yerlerde yeni insanlar, yeni hayatlar ,yeni umutlarla karşılaştı. Karşılaştığı insanlardan öğrendiği o topluma göre "uygar" davranışları hiç unutmadı hep minnettarlığını dile getirdi ve o minnettarlığı sayesinde belki artık 10 yıldan fazladır hayalini kurduğu -belki de hayal diyemeyiz çünkü Kelebek kurtulacağından emindi - örgürlüğe kavuştu. Kitabı "Ezel" dizisinde bahsedildikten sonra okuma listeme aldım. Evet çok yordu okurken ama pişman değilim . Özgürlüğüne kavuştuktan sonraki serüvenleri aynı yazarın "Banko" isimli kitabındaymış. Belki bir gün onu da okumak nasip olur . Okumak isteyenlere , okuyanlara keyifli okumalar.