Kayıp Ruhlar Şehri Kitap Bilgileri
Yazar: Cassandra Clare
Tahmini Okuma Süresi: 18 sa. 1 dk.
Sayfa Sayısı: 636
Basım Tarihi: Mayıs 2013
İlk Yayın Tarihi: 8 Mayıs 2012
Yayınevi: Artemis Yayınları
ISBN: 9786051420950
Ülke: Türkiye
Dil: Türkçe
Format: Karton kapak
Kayıp Ruhlar Şehri Kitap Tanıtımı
New York Times çoksatarı "Ölümcül Oyuncaklar" serisi devam ediyor.
Tabii Jace, Clary ve Simon'ın başındaki tehlikeler de...
Jace'le Clary yeniden karşılaştığında, Clary korkunç gerçekle yüzleşti. İblis Lilith'in büyüsü altındaki Jace, kötülüğün hizmetkarı olmuştu.
Gölge Avcıları şimdi ne yapacaktı?
Kaybedilen geri istenebilir miydi?
Aşk için ödenecek bedel, ne olabilirdi?
Günah ve kurtuluş işbirliği yaptığında, kime güvenmek gerekirdi?
(Tanıtım Bülteninden)
Kayıp Ruhlar Şehri Kitaptan Alıntılar
1. "Kıymetli bir şeyi kaybedip de onu tekrar bulduğunuzda, genellikle bıraktığınız gibi bulmama ihtimaliniz çok yüksektir."
2. ""Canın yanıyor mu? "
"Sürekli.""
3. ""Basia coquum," dedi Simon. "Ya da sloganın her neyse işte."
"Descensus Averno facilis est, " diye düzeltti onu Alec. "Cehenneme düşmek kolaydır. Sen az önce 'Aşçıyı öp' dedin.""
4. "Henüz okunmayan bir kitap, ezberlenen bir kitaptan çok daha heyecan vericidir."
5. "Beklenmedik olaylar beklenmedik tedbirler gerektirir"
6. "İnsanları kendileri olmalarına izin vererek sevmek gerekiyor."
7. "Bazı anıları silmeye zamanın gücü yetmez."
8. ""Bazı anıları silmeye zamanın gücü yetmez.""
9. ""Aşkın ahlakı yoktur," dedi Clary. "Aşk aşktır.""
10. ""Kan bağı sevmek değildir.""
11. "Kıymetli bir şeyi kaybedip de onu tekrar bulduğunuzda, genellikle bıraktığınız gibi bulmama ihtimaliniz çok yüksektir."
12. "Seni bazı karanlık şeyleri sever gibi seviyorum.
- Pablo Neruda, "Sone XWII""
13. "Şimdi bile Clary onun canını gerçekten yakabileceğine inanamıyordu. Şimdi bile."
14. ""...Henüz okunmayan bir kitap, ezberlenen bir kitaptan çok daha heyecan vericidir.""
15. "Bir ilişkide sırlar olmalı. Henüz okunmayan bir kitap, ezberlenen bir kitaptan çok daha heyecan vericidir."
Kayıp Ruhlar Şehri Kitap İncelemeleri
Öyle bir kitaptı ki hangi bölümünü anlatsam ya da nereden girsem bilmiyorum. Çok sürprizli bir kitap oldu. Maia ve Jordan ilişkisiyle başlamak istiyorum. Maia sonunda yelkenleri indirebildi ve Jordan ile yapması gerekeni yaptı. Izzy ise hala Arı Maya gibi safa yatıyor. Clary'i dinleyecektir. Gündüz yürüyenimiz ise neler yaptı neler. Merak edin diye yazıyorum. Melek Raziel ile buluştu(?). Sebastian'ı sona sakladım. Onun fikirlerini destekliyorum. Kısmen! Fakat Jace'e yaptıklarını hiçe sayabilirim ama kardeşine o yaptığı iğrenç şeyden dolayı bela okumamak elde değil. Gidip Nefertiti örneği verdi!! Bu arada serinin en büyük kazığını da Seelie kraliçesi attı. Alec ve Magnus mu? Şuraya ağlayabilir miyim? Olmaz mı!!! Magnus bunu yapma bize! Alec'i daha toy! Clary ve Jace konusunda bir dipnot atacağım. Bunlar neden her bulduğu köşede sevişmekten geri kalmadılar orası da tuhaf bir kısımdır. Enstitü ne derdin de onlar ne yapıyor. Gerçi anlamsız kurallarıyla enstitü tam bir zırvalık olsa da işe yarayan kurallarda var. Sessiz Kardeşlerden Zachariah sizi çok şaşırtacak. Duyguyu hissettiren bir kitap oldu. Bazen heyecanlandırdı ve aslında en çokta meraklandırdı. Hele bir savaş var ki ne oldu bile anlamayacaksınız. Sebastian, Valentine'ın varisi, gerçek tehlike o oldu, olmaya devam edebilecek mi dersiniz?
Kitapta genel olarak aksiyon düşüktü. Ama son 150 sayfa bunun dışında. Son 150 sayfayla aşk yaşıyorum resmen. Olaylar o kadar güzel ilerledi ki anlatamam. Heyecan dorukta hiç tahmin edemeyeceğiniz olaylar birden gerçekleşmeye başlıyor. Şahaneyedi. Sebastian'a kitabın çoğu kısmında kanım ısınmıştı. Geçmişindeki bazı olaylar ve günümüzdeki geçen olayları Sebastian tarafından dinleyince davranışları biraz mantıklı geliyordu ama bir yerde patlat verdi tekrar tekrar nefret ettim. Bu kitapta aşk ön planda. Heyecan dolu olaylar var ama aşk bir adım önde diyebilirim. Düşmüş melekler şehrinde İblis Lilith'i Jace'nin kalbinin üstüne çizdiği mühür sayesinde Sebastian'a baglandı ve yaptığı ayin ile Sebestian'ı uyandırmıştır. Bu bağ yüzünden Sebastian'a hiçbir şekilde zarar veremezler. Çünkü verdikleri zararın aynısı Jace veriliir. Bunun üzerine Jace'nin arkadaşları Jace'ye zarar vermeyipte Sebestian'a zarar verecek bir silahın peşine mecliste Sebestian'ın peşine düş düşmüştür. Ama meclisin bu bağdan heberi yoktur. Bu bağ ile Jace'nin değişen hareketleri yüzünden Jace'yi bir güzel pataklayasım geldi. Ama en çok Sebastian'ı özellikle son sayfalardaki hareketleri yüzünden. Karakterler bir yana kitap cidden bir öncekiler kadar iyiydi. Başları biraz sıksa da sonda her zaman ki gibi bomba bir olayla kapatıyor.
Buraya bir ay yazdım ama daha fazla süre olmuştur eminim. Ne yaparsam yapayım kitap ilerlemedi, sıktı. Karakterlerle dövüşecek duruma geldim. Neyse ki kitabın yarisından sonrasında olaylar biraz daha hızlı gelişti (ya da benim psikolojim uygundu) ve bir oturuşta bitiriverdim.
Bir yandan dizinin 3 sezonunu bitirişimden midir, yoksa cidden kurgunun bu kısmının rahatsız edici olduğu herkesçe kabullenilmiş midir bilmiyorum. Dizi o kadar basitti ki son sezon finaline hangi kafayla gelebildim bilmiyorum, sezon finali iyiydi gerçi. Neyse.
Simon, ah canım Gündüzyürüyen'im benim. Seride en sevdiğim şeylerden biri de Simon'daki Kabil'in işaretiydi. Herhangi bir saldırıya 7 katıyla karşılık veren bu lanet, beni cezbediyordu. Raziel söküp alana kadar. Yüreğim yanıyor.
Alec'in kitabın başından beri girdiği ergen triplerinden bahsetmiyorum, sonunda resmen batırdı. Magnus ile ayrıldıklarına inanamıyorum! Ağladım! (Bir yandan da ne de olsa barışacaklar dedim)
William Herondale, kimsin sen? Seriyle ilgili olarak daha önce gördüğüm bu isim kitapta bir kaç kez geçti ve beni meraklandırmadı değil.
Bir de Clary ve Jace var. Artık Jace'in kişiliğini tamamen unutmuş gibi hissediyorum. Yazarcığım ne alıp veremediğin var Jace'imizle? Kitabın sonunda yine ve yine onları garip bir durumda bıraktım ki artık dert etmiyorum. Clary ve Jace, galiba pek ciddiye alamıyorum sizi artık.
Hadi bakalım altıncı kitaba! Sebastian ile neler olacak acaba? (bi' geberemedi gitti bu da.)
Buraya bir ay yazdım ama daha fazla süre olmuştur eminim. Ne yaparsam yapayım kitap ilerlemedi, sıktı. Karakterlerle dövüşecek duruma geldim. Neyse ki kitabın yarisından sonrasında olaylar biraz daha hızlı gelişti (ya da benim psikolojim uygundu) ve bir oturuşta bitiriverdim.
Bir yandan dizinin 3 sezonunu bitirişimden midir, yoksa cidden kurgunun bu kısmının rahatsız edici olduğu herkesçe kabullenilmiş midir bilmiyorum. Dizi o kadar basitti ki son sezon finaline hangi kafayla gelebildim bilmiyorum, sezon finali iyiydi gerçi. Neyse.
Simon, ah canım Gündüzyürüyen'im benim. Seride en sevdiğim şeylerden biri de Simon'daki Kabil'in işaretiydi. Herhangi bir saldırıya 7 katıyla karşılık veren bu lanet, beni cezbediyordu. Raziel söküp alana kadar. Yüreğim yanıyor.
Alec'in kitabın başından beri girdiği ergen triplerinden bahsetmiyorum, sonunda resmen batırdı. Magnus ile ayrıldıklarına inanamıyorum! Ağladım! (Bir yandan da ne de olsa barışacaklar dedim)
William Herondale, kimsin sen? Seriyle ilgili olarak daha önce gördüğüm bu isim kitapta bir kaç kez geçti ve beni meraklandırmadı değil.
Bir de Clary ve Jace var. Artık Jace'in kişiliğini tamamen unutmuş gibi hissediyorum. Yazarcığım ne alıp veremediğin var Jace'imizle? Kitabın sonunda yine ve yine onları garip bir durumda bıraktım ki artık dert etmiyorum. Clary ve Jace, galiba pek ciddiye alamıyorum sizi artık.
Hadi bakalım altıncı kitaba! Sebastian ile neler olacak acaba? (bi' geberemedi gitti bu da.)
Buraya bir ay yazdım ama daha fazla süre olmuştur eminim. Ne yaparsam yapayım kitap ilerlemedi, sıktı. Karakterlerle dövüşecek duruma geldim. Neyse ki kitabın yarisından sonrasında olaylar biraz daha hızlı gelişti (ya da benim psikolojim uygundu) ve bir oturuşta bitiriverdim.
Bir yandan dizinin 3 sezonunu bitirişimden midir, yoksa cidden kurgunun bu kısmının rahatsız edici olduğu herkesçe kabullenilmiş midir bilmiyorum. Dizi o kadar basitti ki son sezon finaline hangi kafayla gelebildim bilmiyorum, sezon finali iyiydi gerçi. Neyse.
Simon, ah canım Gündüzyürüyen'im benim. Seride en sevdiğim şeylerden biri de Simon'daki Kabil'in işaretiydi. Herhangi bir saldırıya 7 katıyla karşılık veren bu lanet, beni cezbediyordu. Raziel söküp alana kadar. Yüreğim yanıyor.
Alec'in kitabın başından beri girdiği ergen triplerinden bahsetmiyorum, sonunda resmen batırdı. Magnus ile ayrıldıklarına inanamıyorum! Ağladım! (Bir yandan da ne de olsa barışacaklar dedim)
William Herondale, kimsin sen? Seriyle ilgili olarak daha önce gördüğüm bu isim kitapta bir kaç kez geçti ve beni meraklandırmadı değil.
Bir de Clary ve Jace var. Artık Jace'in kişiliğini tamamen unutmuş gibi hissediyorum. Yazarcığım ne alıp veremediğin var Jace'imizle? Kitabın sonunda yine ve yine onları garip bir durumda bıraktım ki artık dert etmiyorum. Clary ve Jace, galiba pek ciddiye alamıyorum sizi artık.
Hadi bakalım altıncı kitaba! Sebastian ile neler olacak acaba? (bi' geberemedi gitti bu da.)